Bilmek istediğin her şeye ulaş

Kömür, katmanlı tortul çökellerin arasında bulunan katı, koyu renkli ve karbon bakımından zengin kayaçtır. Kömür torkugillerden gelmiştir. Dünyanın çoğu bölgesinde bulunan kömüre, yerin yüzeye yakın bölümlerinde ya da çeşitli derinliklerde rastlanır. Kömür çok miktarda organik kökenli maddenin kısmi ayrışması ve kimyasal dönüşüme uğraması sonucunda oluşan birçok madde içerir. Bu oluşum sürecine kömürleşme denir.Unrecognized parameters: 'rvprop', 'rvsection'

Ekim 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Yine kömür madeni, yine katliam. Bu sefer de 18 işçi ölmüş...

Madenin 50 metresi su altında - Türkiye Haberleri - Radikal

Yemek ve Maden ile ilgili haberleri mi aramıştınız? Madenin 50 metresi su altında haberi için hemen tıklayın!
Temmuz 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Toplamda 2 milyon liraya mal olacak yaşam odalarını reddedip 250 milyon prim vermek ne demek?.. Şimdi bu herif bir 300 kişi daha öldürürse yine 250 milyon mu alacak?..

Soma Holding patronuna ödül - Türkiye Haberleri - Radikal

Türkiye ve CHP ile ilgili haberleri mi aramıştınız? Soma Holding patronuna ödül haberi için hemen tıklayın!
Temmuz 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Hani her türlü tedbiri alacaklardı? Yaşam odası alınırsa bedava kömür dağıtamayacakları için reddediyorlar. Bu da mı ceğape zihniyeti?..

Ak Parti'den madenlerde 'yaşam odası' zorunluluğuna ret - Türkiye Haberleri - Radikal

AK Parti ve Türkiye ile ilgili haberleri mi aramıştınız? Ak Parti'den madenlerde 'yaşam odası' zorunluluğuna ret haberi için hemen tıklayın!
Temmuz 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

SOMA İŞÇİLERİNE BİR DARBE DAHA!

Soma İmbat Madencilik te akciğer hastalığına yakalanan işçiler, yer üstünde çalıştırılmak yerine, istifa dilekçesi imzalattırılarak işten çıkarıldı. İşten atılanların yeni korkusu, madenci hastalığı pnomökonyoz e yakalanıp yakalanmadıkları.
Haziran 2014

Gündüz Ayar, bir soruya yanıt verdi.

Kömür mü yoksa doğalgaz mı daha iyi enerji verir?

Ekonomik olarak doğalgaz enerji türlerinde en iyisi. Kömüre göre %62, elektriğe göre %76, oduna göre %68 daha tasarrufludur. Enerji açısından karşılaştırdığımızda her iki maddenin de ortalama üst ısıl değerine bakmalı. Kömürün üst ısıl değeri 4640 kCal/kg iken doğalgazınki 9155 kCal/Sm3. Bu da aynı miktarda kömür ve doğalgazın enerjisini karşılaştırdığımızda doğalgazın çok daha iyi bir enerji verdiğini ortaya koyuyor.
Haziran 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Diyanet'den açıklama: "Fıtrat değildir" radikal.com.tr/politika/gormez_insanin_y...

Görmez: İnsanın yanlışı ilahi kudrete yüklenemez - Politika Haberleri - Radikal

Hürriyet ve Alevi ile ilgili haberleri mi aramıştınız? Görmez: İnsanın yanlışı ilahi kudrete yüklenemez haberi için hemen tıklayın!
Mayıs 2014

Ahmet Kalafat  yeni bir  gönderide  bulundu.

SOMA’LI KÖMÜR İŞÇİSİ ÇİZMESİ ÇAMURLU- Doğan CÜCELOĞLU

MURAT YALÇIN’IN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Çamurlu olduğu için sedye kirlenmesin diye çizmelerini çıkartmak isteyen kömür işçisi Murat Yalçın’ı Türkiye çok sevdi. Onu çok sevdik.
10022
Neden?
Sanırım Pedagog Adem Güneş’in “Anadolu Pedagojisi1” dediği, akademik olarak pek iyi tanımlanmamış olsa da, görünce hemen bildiğimiz, gönüllerimizin aşina olduğu bir insan terbiyesini, Anadolu insanının edebini temsil ettiği için.
Kömür işçisi Murat Yalçın’ı ben de çok sevdim. Onun kısa konuşmasını okurken, kısa videosunu dinlerken, içimden geçen, ‘Allah seni yetiştirenlerden, annenden, babandan, sana emeği geçen herkesten razı olsun, ’ oldu. Murat’ın annesini babasını, gerçekten tanımak isterim. Kendini bu kadar kabul etmiş, sevecen, öfkesiz, korkusuz ve tüm doğallığıyla kendi olabilen bir insanımız o. Çok iyi bir eş, çok iyi bir baba olduğundan ve öyle olmaya devam edeceğinden eminim. Onun içinde annesini, babasını, dedesini, nenesini, büyüdüğü aile ortamını tanımayı istiyorum; çünkü onlardan hepimizin öğrenecekleri olduğunu hissediyorum. Ve o öğreneceklerimi tüm Türkiye’ye duyurmak, anlatmak istiyorum.
2009 yılında ‘
Bir Gün Evden Çıkınca’ başlıklı bir yazı yazmıştım. O yazının tümünü okumaktan sizi kurtarmak için bir bölümünü buraya almak istiyorum. (Yazının tümünü okumak isteyenler dogancuceloglu.net/yazilar/543-bir-gun-... adresinden bulup okuyabilirler.)

4 Mayıs 2009 / Akatlar'daki evimden çıktım. Beşiktaş Belediyesinin genç bir temizlik görevlisi pür dikkat kaldırımın dibinde birikmiş olan çöpleri süpürüyordu. Baştan savma yapmıyordu. Kendini vermişti; işini önemsiyor ve elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyordu.

Yirmilerin ortalarında, temiz yüzlü, köy kökenli biriydi. İçim ısındı;

- Kolay gelsin!

- Sağ olasın; Allah razı olsun.

İçim doldu; içim doldu dolu yürümeye başladım. Bu toplumun özel bir yanı şimdi şu anda canlanmıştı, yaşıyordu; ben onun emeğine saygı duymuş, o emeğe tanıklık yapmıştım.

O da, Allah'ın nezdinde sahip olduğu en anlamlı manevi gücü, daha doğrusu, yaşamında belki de sahip olduğu tek anlamlı gücü, benim hizmetime vermiş, dua etmişti: "Allah razı olsun! "

Kafam bir sürü sorularla dolu, karmakarışık bir kafa ama dopdolu bir yürekle yürüdüm.

Neler üşüştü kafama, bir bilseniz.

Bu adamın yetiştiği ortam basit bir köy ortamıydı; anası babası çok muhtemelen okuma yazma bilmezdi. Ama öyle bir evlat yetiştirmişlerdi ki, bu insanlar hatır değer biliyorlar, emek veriyorlar, helalinden para kazanıyor ve sağlıklı bir toplumun temeli olan saygılı insan ilişkisi kurabiliyorlardı.

"Cahil köylü" olan bu ana babaların ne denli önemli bir iş yaptıklarının daha önce farkına varabilmiş miydim?
Daha önce pek üstünde düşünmemiştim; ama şimdi farkına varıyordum. Farkına varmanın zenginliğini yaşıyordum. Zenginleşmiştim; kendimi gerçekten zenginleşmiş hissediyordum.

"Bu köylü anne ve babaların çocuk yetiştirmesini inceleyen sosyologlarımız, psikologlarımız oldu mu? " diye aklımdan geçti. Zihnen bir not aldım; bu konuyu araştıracaktım.

Üniversitelerimizde, bu insanı, bu çöpçüyü, onun temsil ettiği değerleri, toplumun önemli bir yapı taşı olarak gören akademisyenlerimiz var mı?

Bu köylü ailenin temel değerlerinin kaynağında Ahmet Yesevi'nin katkısını merak ettim; var mı?

Kafam aldı başını gidiyor. Düşündükçe düşünüyorum: Mevki sahibi, o nedenle sorumluluk yüklü insanlar, böyle birini çalışırken gördüklerinde, "Kolay gelsin! " diyorlar mı?

Bunu söylemenin, ‘Kolay Gelsin! ’ demenin, bir toplum için ne kadar önemli olduğunun annelerimiz babalarımız farkında mı?

Öğretmenlerimiz farkında mı?

İş adamlarımız, bürokratlarımız, siyasetçilerimiz farkında mı?

Çizmelerini çıkarmak isteyen kömür işçisi Murat Yalçın’ın, ezik biri olduğunu (sosyal medyada bu tür paylaşımlar gördüm) düşünmüyorum. İşinin hakkını verir, ailesinin rızkının değerini bilir, gerekirse bu vatan için aslanlar gibi dövüşür, annesinin, babasının, büyüklerinin elini öper ama gerekirse saygıyla düşüncelerini de söyler. O edepli bir insan. Ve ben bu edepli insanı sevgiyle, muhabbetle ve de saygıyla kucaklıyorum.
Kömür İşçisi Murat Yalçın sadeliği içinde bana, bu kültürün gönül zenginliğini ve edebini temsil ediyor. Umarım aile terbiyemizde, eğitimimizde, iş hayatımızda, kamu yönetiminde, bu sade zenginliğin ve edebin değerini gerçekten bilen bir toplum olma yönünde gelişiriz.
Bunun sorumluluğu, farkına varan her birimize düşüyor.
Doğan Cüceloğlu (18.05.2014)
1 Adem Güneş, Çocukluk Sırrı, Nesil yayınları, İstanbul, 2011

dogancuceloglu.net/yazilar/913-somali-ko... .
Mayıs 2014

Yusuf Demir, bir soruya yanıt verdi.

Madenin çevresinde kalkanları ve tüm techizatlarıyla duran çevik polisler kurtarma operasyonuna mı katılıyor?

Daha düne kadar maden kelimesini unutan kesim için söylüyorum artık siyaseti başka yerden yapın baydı.
Mayıs 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Dünya Basınının Gözünden Soma Katliamı

378

İngiliz basını, Soma'da yaşanan maden faciasının siyasi etkilerine ve ülke çapında yaşanan protestolara yer verirken, özellikle Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in bir protestocuyu tekmelerken çekilen görüntülerin yarattığı öfkeye dikkat çekiyor.



EKONOMİST: “SOMA’DAKİ TRAJEDİ SİYASETTE DE HİSSEDİLİYOR”


BBC Türkçe’ye göre, İngiltere'de yayınlanan haftalık Economist dergisi Soma faciasını, "Yeraltında ölüm: Soma'daki trajedi siyasette de hissediliyor" başlığıyla haberleştiriyor. Dergi, yazısında "Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, ülke tarihindeki en kötü endüstriyel kazanın ardından, halkın öfkesiyle yüz yüze... Facia, geçen yaz ülkeyi sarsan protestolar benzeri yeni gösterilere yol açabilir" deniliyor.
Dergi, Türkiye'de son günlerde yaşanan eylemlere değindikten sonra, "Bunlar, 30 Mart'taki yerel seçimlerdeki galibiyetle sevinen ve gözünü Ağustos'ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine dikmiş olan Erdoğan için tatsız haberler" yorumunu yapıyor.
Erdoğan karşıtları ve Gülen cemaatinin Soma faciasının üzerine gideceğini yazan dergi, Erdoğan'ın Soma'daki konuşmasında halkı "Bu trajediden faydalanmak isteyen aşırı uçlar olacaktır" diyerek uyardığını, ancak Ak Parti yandaşı bazı yorumcuların bile enerji ve çalışma ve sosyal güvenlik bakanlarını istifaya çağırdığını belirtiyor. ”




İNDEPENDENT: “TRAJEDİ ERDOĞAN’IN OTORİTER YÖNETİMİNE YENİ BİR DARBE”


İlk sayfasını Soma faciasına ayıran Independent ise, haberi "Acı içinde bir ülke: Ölü sayısıyla birlikte öfke de artıyor. Türkiye ölü madencilerini topraktan çıkarıyor" başlığıyla veriyor. Gazetede, Orta Doğu uzmanı yazarı Patrick Cockburn'ün Soma'da yaşanan facianın siyasi etkileri üzerine yazdığı bir analiz yazısı yer alıyor. "Trajedi Erdoğan'ın otoriter yönetimine yeni bir darbe" başlığı taşıyan yazı şöyle devam ediyor:
"Son facia gibi, Türkiye'de geçen yıl yaşanan her gelişme, ülkedeki kutuplaşmayı daha da artırdı... Son olay, tam da Erdoğan'ın Ağustos'taki cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığını açıklaması beklenirken yaşandı... Erdoğan ve partisi, facianın bir kısım sorumluluğunu her zaman üzerinde taşıyacaktır, çünkü 2002'den beri iktidardalar, ve inşaat ve maden şirketleriyle olan sıkı ilişkileri de biliniyor... Son gelişmeler Erdoğan'a siyasi olarak ne kadar zarar verebilir? ... Türkiye'de ne zaman seçim olsa, ılımlı İslamı savunan merkez sağ partiler kazandı. Erdoğan ayrıca ülkenin ekonomik gelişimini sağladı ve hayat standartlarını yükseltti... Erdoğan seçim zaferi kendisine gücü kendi tekeline alma hakkı vermiş gibi davrandı. Polisi, orduyu ve yargıyı başarıyla parçalayarak herşeyin üzerinde bir otorite yarattı. Ama bu durum aynı zamanda onun Soma gibi her kötü olayda suçlanacağı anlamına da geliyor. "




FİNANCİAL TİMES: "TEKMELEME, BAŞBAKAN AÇISINDAN BİR HALKLA İLİŞKİLER FELAKETİ"


Ekonomi gazetesi, Financial Times da, Soma halkının ilgisini, yetersiz güvenlik önlemleri ve bölgeyi ziyaret eden siyasilere çevirdiğini yazıyor. Gazetenin Soma'dan bildiren muhabiri, yakınını kaybetmiş bir çok kişinin yetersiz güvenlik önlemleri, kötü çalışma koşulları, düşük ücretler ve yöneticilerin faciaya karşı "hissiz" yaklaşımdan yakındığını ve kızgınlığın giderek arttığını söylüyor.
Gazete, bu kızgınlığın bölgeye giden siyasetçilere yöneltildiğini anlatırken Çarşamba akşamı bölgeye giden Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'na gösterilen sert tepkileri yansıttığı haberinde Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in bir protestocuyu tekmelerkenki görüntülerine de "Başbakan açısından bir halkla ilişkiler felaketi" yorumunu yapıyor.
Gazete öfkenin Soma'yı aşıp bir çok kente yayıldığını, protesto gösterileri düzenlendiğini belirtiyor ve yazı bu gösterilerden bir slogan ile son buluyor: "Soma'yı Toma ile söndürebilir misiniz? "




GUARDİAN: “ERDOĞAN İÇİN SİYASİ SONUÇLAR OLABİLİR”


3. Sayfasını tamamen Soma faciasına ayıran Guardian ise, haberde bölgedeki madencilerin çoğunun faciadan özelleştirme ve taşeronlaşmayı sorumlu tuttuğunu, özel maden işletmelerini kârı güvenliğe tercih etmekle suçladıklarını belirtiyor.
Ancak gazete herkesin yaşananlardan hükümeti sorumlu tutmadığına da dikkat çekiyor ve Soma halkının çoğunun, Başbakan Erdoğan'ı destekleyen kitlenin omurgasını oluşturan "muhafazakar işçi" sınıfından olduğunu vurguluyor.
Soma faciasının Başbakan Erdoğan için siyasi sonuçları olabileceğinin de belirtildiği yazıda, "Geçen yaz yaşanan Gezi protestoları ve Erdoğan'ın ailesini de içeren yolsuzluk iddialarının ardından gelen bu yeni dalga hoşnutsuzluk, bazılarına göre onun cumhurbaşkanı olma hevesini kursağında bırakabilir" deniyor.
Bu arada gazete Başbakanlık Müşaviri, Yusuf Yerkel'in Soma'da bir protestocuyu tekmelerken çekilmiş fotoğrafıyla birlikte olayın detaylarına da özel bir bölüm ayırıyor.




TİMES: “BAŞBAKANLIK KENDİSİNİ TEKMELEME OLAYINDAN UZAK TUTMAYA ÇALIŞIYOR”

Times gazetesi de Yerkel'in tekme atarken çekilmiş büyük bir fotoğrafını kullanıyor. Gazete Başbakanlık ofisinin "Bu Yerkel'in kendi sorunu" diyerek kendisini bu olaydan uzak tutmaya çalıştığını belirtiyor.
Yazıda bazı maden işçilerinin dile getirdikleri “AKP mitinglere katılmak için zorlandıklarını, muhalefet partilerini destekleyenlerin işten çıkarıldığını ve daha iyi çalışma koşulları isteklerinin görmezden gelindiğini” savlarını yansıtılıyor. Gazeteye konuşan, ismini vermek istemeyen bir madencinin bu iddiası da aktarıyor:
"Mart ayındaki yerel seçimlerden önce yevmiyemizi ödeyerek bizi Başbakan'ın Manisa'da yaptığı mitinge gitmeye zorladılar. 3 bin madenci, ailelerimizle birlikte mitinge gittik. Gitmesek o günlük ücretimizi keseceklerdi. Seçimlerden sonra da CHP'yi desteklediği ortaya çıkan 50-100 madenci işten kovuldu. "




WSJ: “GÖRÜNTÜLER SİYASİ KUTUPLAŞMA HİSSİYATINI DERİNLEŞTİRDİ”

Wall Street Journal, “Türkiye’de siyasi tepkilere öfke tırmanıyor” başlığını kullandığı haberine, Türkiye, ülkenin tarihinde en ölümcül maden faciası için yas tutarken hükümet yetkililerinin trajediye tepkilerini gösteren videolar, ulusal öfkeyi alevlendirdi ve siyasi kutuplaşması hissiyatını derinleştirdi” sözleriyle giriyor.
Başbakanlık Müşaviri Yerkel’in bir protestocuyu tekmelerken çekilen fotoğraflar için “Görüntüler, sosyal medyada vahşi bir yangın gibi yayıldı ve eleştiriler çekti” yorumunu yapan gazete, Başbakan Erdoğan’ın market içindeki görüntülere de değindikten sonra “hükümetin sosyal medyaya müdahale ettiği yönünde herhangi bir işaret bulunmadığını” da belirtiyor.
“Ancak kamuoyunda ve sosyal medyadaki toksik tartışmalar, Türkiye’de siyasi kutuplaşmanın, ulusal birlik hissiyatını güçlendirmesi gereken meseler dahil, her konuyu nasıl etkilediğine vurgu yapıyor” yorumunu yapan gazete, bir uzmanın “Hükümetin kutuplaşma politikasının mirasını reel zamanda izliyoruz” yönündeki eleştirilerini de yansıtıyor.



NYT: “GÖRÜNTÜLER ÖFKEYİ KÖRÜKLEDİ”

New York Times, “Türk yetkilisinin, protestocuyu tekmelerken çekilen görüntüler öfkeyi körükledi” başlıklı haberinde tekmeleme olayı üzerinde duruyor.
Başbakan Erdoğan’ın “yuhalandığı” Soma ziyaretinden bir gün sonra “en üst düzey danışmanlarından birinin, polisin tuttuğu bir protestocuyu tekmelediğini kabul etmek zorunda kaldığı”nı savunan gazete, “Sayın Yerkel’in görüntüleri, Türk blogcularını öfkelendirdi” diyor.




NYT: “SOMA ÖFKE İLE DOLU”

Soma gelişmelerini Soma'dan “Halk arasındaki memnuniyetsizlik artıyor” başlıklı geniş haberinde değerlendiren New York Times, Soma kaynaklı haberinde “Soma kömür madeninde yangın tetiklediğini sanılan patlamadan iki gün sonra bu kent şimdiye kadar teyid edilen 284 ölüm nedeniyle acı, cesetlerin çıkarılması yavaşlığı yüzünden hayal kırıklığı, teselli etmekten veya sorulara yanıt vermekten aciz gibi görünen hükümet yetkililerine öfke ile doluydu” sözlerini kullanıyor.
Başbakan Erdoğan bir markete sığınmaya mecbur kalırken Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’in bir protestocuyu tekmelerken görüntülendiğini anlatan gazete, sendikacıların “madenlerin özelleştirilmesine kazalarda keskin bir artışa açtığı” eleştirilerine de yer veriyor.



WSJ: “KURTARMA UMUTLARI ADETA YOK ULURKEN GERİLİMLER TIRMANIYOR”

Hala madende bulunan işçilerin canlı kurtarılması umutlarının adeta yok olduğunu belirten Wall Street Journal, hükümete duyulan öfkeye vurgu yapıyor.
WSJ, hükümetin “Devlet burada. Herkes sizin için burada” demesine rağmen “sendikalar bir günlük greve giderken ülke çapındaki protestolar çok farklı bir tablo sundu” dediği haberinde CHP’nin araştırma önergesinin iktidar partisince reddedilmiş olmasının öfkeyi daha da büyüttüğünü yazıyor.
Başbakan Erdoğan’ın Soma’daki açıklamalarına da dikkat çekildiği haberde “Cumhurbaşkanının tonu ve duyguları, Sayın Erdoğan’ın meydan okuyan tutumu ile tezat oluşturdu" yorumunu yapıyor.



LOS ANGELES TİMES: “ERDOĞAN SAVUNMADA”

“Türk Başbakanı maden felaketi konusunda savunmada” ifadesini başlığa çıkartan Los Angeles Times ise, “Yetkililerin Türkiye’nin en ölümcül maden kazası olarak niteledikleri olayda ölülerin sayısının artması ile halkın öfkesi artarken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, felakete verdiği tonsuz yanıttan sonra kendisini savunmada buldu” değerlendirmesini yapıyor.
LA Times, Soma kazasının Türk madencilerin “sert ve tehlikeli” çalışma koşullarına vurgu yaparken “hükümet ile maden sahipleri arasındaki yakın samimi ilişkilerin” daha sıkı güvelik standartların olmamasına yol açtığı yönünde soru işaretlerini yarattığını savunuyor.
Erdoğan'ın başka ülkelerde maden kazalarını sayarken tepki çektiğini kaydeden gazete, Hükümetin, rolü nedeniyle büyüteç altında kalması beklentisine de yer verdi.
Odatv.com

Mayıs 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Fıtrat, kader diyenler, muhtemelen Almanca bilmezsiniz ama yine de izleyin. O fıtrat dediğiniz şey ne kadar basit çözülüyor.

Dünyanın 17. Ekonomisiysek, başımızdaki acılı halka tokat atan zat dünya lideriyse, niye ülkemizi 1862 İngiltere'siyle kıyaslıyor, bu yatırımların yapılmasını zorunlu kılacağına... dailymotion.com/video/x1v5pq4_gelismis-... .
Mayıs 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Hükumetin ajansı ağzından mı kaçırdı?

Ajans önce bunu twittliyor, sonra bilinmeyen bir nedenden dolayı siliyor? 4520

Vatandaşın tepkisi de var tabii... 51 kişinin hayatını kaybettiği Reyhanlı saldırısında da 4 ölü var demişlerdi...

4520
4520
Mayıs 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

CHP'li ÖZGÜR ÖZEL'in AKP'nin oy birliğiyle reddettiği o soru önergesiyle ilgili yaptığı meclis konuşması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
51 milletvekili arkadaşımızla birlikte verdiğimiz araştırma önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
1 Mayısa iki gün kaldı. İki gün içinde dünyanın dört bir tarafında; Havana'dan Tokyo'ya, Moskova'dan Washington'a kadar her yerde işçi sınıfında tatlı bir telaş var, bayramlarını kutlamak istiyorlar. Bu kutlamaların yapılacağı meydanlarda hazırlık yapılıyor, güzergâhlar belirleniyor, kutlama törenleriyle ilgili çeşitli çalışmalar yapılıyor. Oysa Türkiye'de, işçiler istedikleri meydanlarda bayramlarını kutlayamıyorlar. Başbakanın, valinin, İçişleri Bakanının dayattığı bir meydandaki kutlamalara, Türkiye'de İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Emniyeti hazırlanıyor, 40 bin tane polisle. 40 bin tane memur, 40 bin tane gösterici bir yere toplandığında başlı başına bir haberdir ama herhâlde dünyanın hiçbir yerinde, 40 bin kişi, bir hak, bir özgürlük kullanılmasın, bir bayram kutlanmasın diye hazırlık yapmaz. 50 tane yeni, gıcır gıcır, dumanı üstünde TOMA. Dışarıya elektrik verebilen, dokunanın çarpılacağı, yeni mücadele gücü olan TOMA'larla hazırlık yapıyorlar, sanki polis teçhizatının sergileneceği bir polis bayramı. Böyle bir anlayışı şiddetle kınıyoruz. İki kıtayı birbirine bağlayan, dünyanın göz bebeği bir kentte, 2014 yılında 40 bin polis 1 Mayıs hazırlığı yapıyorsa, bu o Vali için, İçişleri Bakanı için, Başbakan için ve iktidar partisi grubu için bir utanç vesilesidir, bunun altını çizmek istiyorum.
Bunun yanında, 1 Mayısın bayram olması için, AKP, son günlerde sürekli "Onu biz bayram yaptık. " diyor. Bu, dilinden düşüremediği millî iradeyi küçümsemektir. 1 Mayıs 2009 tarihinde, 4 siyasi parti grubunun uzlaşısıyla bu Meclisten geçmiş, bayram olmuştur ama, ne o gün siyasi parti grupları ne iktidar partisi ne Başbakan, 1 Mayısı Türkiye emekçi sınıfı, işçi sınıfı söke söke bayram yapmıştır, bu da böyle bilinsin. (CHP sıralarından alkışlar)
O tarihlerde, utanmadan, sıkılmadan AKP'nin il başkanlığının bastırdığı bir afişi dikkatlerinize sunmak istiyoruz: "1 Mayıs, hem bayram hem Taksim'de kutlu olsun. " diyor.
Bunu iktidar partisi milletvekillerinin dikkatine sunuyorum, ümit ediyorum bununla ilgili söyleyecek bir sözünüz vardır. İktidar partisi grubuna sataşıyorum, çıkın, cevap verin, deyin ki: "1 Mayıs Taksim'de kutlanacak müjdesini bu afişe asan bizler 1 Mayısı yasakladık, gerekçemizde budur. " deyin.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Yenikapı'yı yeni yaptık, Yenikapı yoktu o zaman.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Yenikapı'yı yeni yaptınız. Yenikapı âdeta şudur: Bir işçi sınıfı kendi sınıf mücadelesinin gereği olarak kendi mücadelesinin sembolü olan bir alanda şehitler verdiği, kayıplar verdiği 1977 1 Mayısını, taziyesini kutlayacağı bir yerde... Şimdi, dünyada ve Türkiye'de kaybettiği itibarını geri kazanmak isteyen birilerinin özgürlükçü, tarihle hesaplaşan, taziye mesajlarını verdiği bir noktada kendi ülkesindeki 1 Mayıs 1977'nin taziyesini ve Gezi şehitlerinin taziyesini veremiyorsa o yaptığı taziyenin de bir kıymet yoktur, içtenliği yoktur, bu da böyle bilinsin. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sebep olanlara yazıklar olsun!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Taksim'de serbestçe 1 Mayıs kutlandığında bugüne kadar hiçbir olay olmadı ama Taksim yasaklandığında neler olduğunu hep birlikte gördük.
Şimdi, bir meydan savaşına hazırlanıyorsunuz. Oysa, geçen sene Galatasaraylı taraftarlar yasaklanan Taksim Meydanı'nda, "Düşersiniz, çukurlar var! " denen Taksim Meydanı'nda yasaktan dört gün sonra şampiyonluk kutladılar. Bu sene, Nisan ayının son günlerinde, Fenerbahçe taraftarı Taksim Meydanı'nda şampiyonluğu kutladı.
Bir işçi kardeşimizi düşünün Fenerbahçe ya da Galatasaray taraftarı, üzerinde takımının forması varsa Taksim Meydanı ona açık ama üzerinde işçi önlüğü varsa Taksim Meydanı ona yasak ama AKP'nin tüm kıdemli, tüm yetkili ağızları diyorlar ki "Bu bir siyasi yasaklama değildir. " Ufak atın da civcivler yesin! Bu söylediğinize kimseler inanmaz. Orada, 1 Mayısta Taksim Meydanı'na işçi önlüğüyle çıkıp meydanda kutlamaları yapmak, takımların futbol maçlarından kazandıkları zaferleri kutlaması kadar en az meşrudur, onurludur ve eninde sonunda size rağmen yine de bu hak söke söke geri alınacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)
Geçen sene "Çukurlar var, düşersiniz! " diye yasakladığınız meydan bu sene metrekare olarak genişledi ama bu sene de oraya yasak koyuyorsunuz. Çünkü, mesele, Türkiye'de Taksim Meydanı'nın genişlemesi ya da daralması değil, mesele, Türkiye'de özgürlük alanının, demokrasi alanının daralıyor olmasıdır. Meydanlar istediğiniz kadar büyük olsun, demokrasi ve özgürlükler daralıyorsa işte o zaman işçi sınıfının Taksim'e çıkmasına da izin vermezsiniz; karşı karşıya bulunduğumuz durum budur.
Taksim sembolik önemdedir, tarihî önemdedir, sınıfsal bir öneme sahiptir. Ama, Taksim Meydanı için "Size büyük bir meydan yaptık, gidin orada kutlayın. Eğer oraya gitmek istemez de Taksim'e çıkmak isterseniz başınıza geleceklerden siz mesulsünüz. " demek, ülkenin tamamını kucaklayacak bir devlet adamı dili ve söylemi değildir. Bu demokrasi dili de değildir, bu özgürlükler dili de değildir. Bu olsa olsa otoriter bir dildir, bu olsa olsa faşizan bir dildir, bu olsa olsa diktatöryal bir dildir ve bu dil, ne ülkeye ne de bu dilin sahibine son sentezde fayda etmeyecektir. (CHP sıralarından alkışlar)
Bugün verdiğimiz araştırma önergesi Soma'daki işçi kayıplarıyla ilgiliydi. Soma'da maden ocaklarında sürekli patlamalar oluyor ve o patlamalarda işçilerimizi kaybediyoruz. Verdiğimiz soru önergelerine cevap: "10 kere denetledik, 66 tane kusur, şu kadar para cezası verdik. " Sonuç: Yeni patlama, yeni ölümler.
Peki, bir şirket var, adı Uyar Madencilik; Manisa milletvekilleriyle en iyi ilişkiler hâlinde. Bu madencilikte o kadar büyük sıkıntılar, kusurlar var ama son kazaya kadar defalarca denetlendi, bir türlü ceza almadı. Peki, bu işin kerameti ne? Bu işin kerameti ve hikmeti bu barette gizli arkadaşlar, bu barette. Sayın Başbakan Manisa'da Cumhuriyet Meydanı'na çıkar, der ki: "Somalı işçi kardeşlerim burada mı? " Askerî bir disiplinle dizilmiş 3 bin Somalı maden işçisi baretleri kaldırır, neşesiz, mutsuz, heyecansız, dimdik durur. Çünkü, bir gün önce onların yemek fişleri madende toplanmıştır, ertesi gün miting alanı çıkışında geri dağıtılacaktır. Başbakan selamlanacak, çıkarken kimlik geri alınacaktır. Yevmiye işlemektedir, Başbakan için görev yapılmaktadır. Selamı çakarsın, çakmadıysan ertesi gün işinden olursun. İşinden olmayanlar madene inerler. Maden patlar, işçi ölür; ölen ölür, kalan sağlar Recep Tayyip Erdoğan'a yetmektedir. (CHP sıralarından alkışlar)
Meydanlarda bu baret selamlamasını gündeme getirdiğimde Sayın Bakan Faruk Çelik dedi ki: "Ne var bunda? " Tutanaklarda var, aynen şöyle dedi: "Yani bir vatandaş siyasi bir partiye üye olamaz mı? Bir vatandaş bir siyasi partiye gönül vermiş. İşçisine izin verip, ücretini verip onu bir mitinge götüremez mi? " Bu da siyasi tarihimize, bu Meclisin tutanaklarına böyle geçti. Böyle bir anlayış olmaz. "İşçi benim işçim, parasını veririm, ister madene sokarım ister mitinge götürürüm ister pikniğe götürürüm anlayışı. " olmaz. Yeryüzü sıcak olsun diye o soğuk maden ocağına inip alnının terini ekmeğine tuz eyleyen işçilerin emeklerini, alın terlerini, yaşama mücadelelerini bir siyasi partinin geleceğine, onun ikbali için Genel Başkanının oradaki miting meydanını doldurmasına, alkışlamasına tahvil etmeye çalışanlar, bu yaptıklarının hesabını eninde sonunda, tarih karşısında, hem Türkiye işçi sınıfına hem de bu ülkenin güzel emekçi insanlarına verecekler arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)
Dünyanın hiçbir yerinde çalışma ve sosyal güvenlik bakanları kazalardan sonra "Arkadaşlar öldüler ama cesetleri yanmamıştı, güzel öldüler. " demez. Dünyanın hiçbir yerinde başbakanlar "Bu mesleğin fıtratında ölüm var. " demez. İnsanın fıtratında ölüm var, hayatın kendisinde ölüm var ama "Bu mesleğin fıtratında ölüm var. " demez. Dünyada başbakanlar böyle ölümler olunca istifa ederler ama bizimki pişkin pişkin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - ... . fıtrat göndermesi yapmaktadır.

Hepinize saygılar sunuyorum.

kaynak: tbmm.gov.tr/develop/owa/genel_kurul.cl_getir? pEid=30899
Daha fazla

1 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.