Bilmek istediğin her şeye ulaş

Kömür, katmanlı tortul çökellerin arasında bulunan katı, koyu renkli ve karbon bakımından zengin kayaçtır. Kömür torkugillerden gelmiştir. Dünyanın çoğu bölgesinde bulunan kömüre, yerin yüzeye yakın bölümlerinde ya da çeşitli derinliklerde rastlanır. Kömür çok miktarda organik kökenli maddenin kısmi ayrışması ve kimyasal dönüşüme uğraması sonucunda oluşan birçok madde içerir. Bu oluşum sürecine kömürleşme denir.Unrecognized parameters: 'rvprop', 'rvsection'

Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Var mı iddiaya giren bu şey hiçbir şekilde suçlanmayacak, suçlansa da beraat edecek... Facianın yaşandığı madenin sahibi konuştu: Bize 1. Sınıfsınız dediler

Soma'da facianın yaşandığı madenin bağlı bulunduğu Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan, olayın detaylarını Radikal'e anlattı. 6885



Soma’da dün öğlen saatlerinde meydana gelen ve şu ana kadar 232 işçinin hayatını kaybettiği faciayla ilgili olayın yaşandığı madenin bağlı bulunduğu Soma Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan Radikal’e konuştu. Maden faciasının henüz nedeninin tespit edilemediğini söyleyen Gürkan, çocuk işçi ve diğer ihmallere yönelik iddiaları yanıtladı:

Maden faciasıyla ilgili ihmaliniz olduğunu düşünüyor musunuz?
“Şu an bakanlarımızla beraber toplantı halindeyiz. Bakan Bey ve diğer bakanlar da burada. Onun için toplantı bitmeden herhangi bir bilgi verme imkanım yok. Çünkü bende pek fazla bir şey bilmiyorum. ”

Trafoda kalitesiz malzeme mi kullandınız? Uzmanlar patlamanın bu yüzden çıkabileceğini söylüyor…
“Tamamen yalandır. Malzemelerimizin tamamı Ex-proof. Bu işletmede her sene en az 2 kere iş güvenliği müfettişleri gelir ve burayı denetler. 2 Defa denetimden geçtik. ”

Bazı işçiler sadece denetim sırasında gerekli tedbirlerin alındığını ve denetimden geçtikten sonra ise herhangi bir önlem alınmadığını ifade etti. Buna ne diyorsunuz?
“Bunların hepsi tevatür… Her sene en az 2 kez denetlemeden geçeriz. Müfettişlerin verdikleri denetlemelerin hepsinde iş yerimizin 1. Sınıf iş yeri olduğunu ve her türlü şeyin yerinde olduğunu resmi evrakla bildirirler. Bunların hepsi bizde kayıtlı. İş güvenliği müfettişlerinin söylediğine mi inanacaksınız, başka birinin söylediklerine mi? ”

15 Yaşında bir çocuğun madende çalıştırıldığı belirtildi. Çocuk işçi mi çalıştırıyorsunuz?
“Öyle bir şey olması söz konusu değil. Burası sendikalı bir iş yeridir. Sendikalı bir iş yerinde çocuk çalışamaz. Böyle çok şeyler dolanıyor. ”

Facianın neden kaynaklandığı belirlendi mi?
“Hayır, epey bir zaman gerekir. Yangın temizlenecek. Hayli bir zaman ister. Şu an tam gerekçe bilinmiyor. Müsaade edin şu an bakanlarla beraberiz yanımda bekliyorlar…”
Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Bakın trafo uzmanları ne diyor: "Trafo patladıysa kalitesiz malzeme kullanılmıştır"

Madenlere elektrik trafoları satışı ve montajı yapan yetkin bir firmanın uzmanı, Radikal'e konuştu: "Ya gerçek saklanıyor ya da ex-proof dediğimiz ampulünden kablosuna tamamıyla patlama ve yanmaya dayanıklı malzemeler yerine kalitesiz malzeme kullanılmıştır madende"

İSTANBUL - Manisa Soma’da meydana gelen faciaya yetkililerin açıkladığı ilk bilgiye göre trafo ve elektrik panosunun patlamasının yol açtığı gerekçe gösterildi. Türkiye ’de madenlere elektrik trafoları satışı ve montajı yapan yetkin bir firmanın uzmanı, Radikal’e verdiği bilgide Soma’daki patlamanın trafodan çıkmasının madenler için kullanılan malzemelerin özellikleri nedeniyle neredeyse imkansız olduğunu söyledi. İsmini vermek istemeyen uzman, “Ya gerçek neden saklanıyor yada ex-proof dediğimiz ampulünden kablosuna tamamıyla patlama ve yanmaya dayanıklı malzemeler yerine kalitesiz malzeme kullanılmıştır madende” dedi. İşte elektrik mühendisi, çok sayıda trafo inşa eden uzmanın sorularımıza yanıtı…

Yangın ve patlamaya ne sebep vermiş olabilir?
“Maden ocaklarında kullanılan trafolarda yangın çıkması ve patlama yaşanması ihtimali yok, sıfırdır. Çünkü bu trafolar ex - proof malzemelerdir. Trafolar da panolarda tüm ekipmanları her şey dahil olmak üzere ex-proof, yani, patlamaya ve yanmaya dayanıklı malzemelerden üretilir. Ama bu maden ocaklarının sahiplerine bağlı. Bu kurallara ne kadar riayet edildi? Ne tür bir trafo satın aldıkları önemli. Piyasada normal yerlerde satılan direk tepesine konulan trafolardan alıp da oraya koydularsa bir facia. Bu trafolar bir olay yada patlama olduğunda hemen yangın çıkarmaya ve hatta yangını körüklemeye müsait. İşverenin bu kurallara ne kadar riayet ettiği konusunda bilgimiz yok. Ama kural olarak maden ocaklarında kullanılacak trafolar ve tüm elektrik ekipmanları, ez-proof yani patlamaya karşı dayanıklı malzeme olması lazım. Malzemelerin tamamının bu özellikte olması şart. Malzemelerin tamamının ex-ploof özellikli olması halinde bu malzemelerden kaynaklı bir olayın, yangının veya patlamanın meydana gelmesi mümkün değildir. ”

Ucuz malzeme mi kullanılmış olabilir?
“Burada hedef saptırılıyor olabilir. Ama kuralına uygun olmamışsa malzeme, trafodan, elektrik panosundan dolayı böyle bir olay yaşanmış olabilir. Ama yönetmeliklere, şartnamelere uygun malzeme kullanılmışsa bunun olma ihtimali yoktur, sıfır. ”

Trafoların yer altına inşa edilmesi şart mı? Dışarıda bulunmaları daha güvenli olmaz mıydı?

“Maalesef maden ocaklarındaki galerilerin derinliği ve mesafeler nedeniyle enerjinin kayıpsız bir şekilde kullanım noktasına ulaşması için maalesef maden ocaklarının içerisinde kullanılıyor. Ama ex-proof malzeme kullanılması durumunda trafoların maden ocakları içesinde yer almalarının herhangi bir sakıncası yok. ”

Patlayıcı Ortamlar ve Patlayıcı Ortamlarda Kullanılan Elektrik Aygıtlar kitabının yazarı ve birçok madende elektrik tesisatı ve trafolarla ilgili eğtim semineri veren Elektrik Mühendisi Kemal Sarı da trafoların patlamasıyla yangın çıkması ihtimalinin neredeyse yok denecek kadar az olduğunu söyledi. Sarı, “Türkiye’de madenlerde kullanılan trafo üretilmiyor. Tamamını yurtdışından alıyoruz. Bunlar da çok özel üretimdir. Kullanılan kablolar vs özeldir. Bir trafo patlayabilir, kısa devre yapabilir ama kesinlikle yangın çıkartmaz. Böyle bir şey imkansız. Soma’daki kazanın da trafodan meydana gelmesi mümkün görünmüyor. Uzmanların incelemesinden sonra yangının nedeni ortaya çıkacaktır ancak şöyle bir durum var. Soma madenlerindeki kömür içten içe yanar. Zonguldak’tan farklıdır. Belki bir yerde küçük bir yangın çıkmıştır. Kontrol altına alınamamış ve büyümüştür. Yani bir dikkatsizlik, ihmal olabilir. ”

Sarı, yangın sürerken içeriye hava pompalanmasının da çok tehlikeli olduğunu vurguladı. Sarı, “Böyle bir girişim yangını arttırır” dedi.
Murat Yetkin bugünkü yazısında da "trafo' meselesine dikkat çekerek şunları yazdı:
"(... ) Ama şu trafo işi var… Maden sahibi Gürkan 2012’de bir grup gazeteciyi madene davet etmiş, konuşmuş.
Gürkan daha önce de, özelleştirilmeden evvel devletin tonunu 130 dolara mal ettiği kömürü 24 dolara mal etmesiyle övünüyordu zaten.
Maliyeti düşürme nedenlerinden biri olarak da ithal edilen trafo panolarının yerine kendi ‘geliştirdikleri’ trafo panolarını kullanmalarını göstermiş; Enerji Bakanı da daha sonra buna değinmiş zaten.

kaynak: radikal.com.tr/turkiye/trafo_patladiysa_... .
Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Elektrik Mühendisleri Odası'ndan çok çarpıcı rapor

Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi'nce yapılan ilk incelemeden sonra açıklama yapıldı. Açıklamada, "Madende kömür yangını ve yangından kaynaklı kısmi göçük oluştuğu, taze hava sağlayan fanların etkisiyle yangının duman etkisinin yayıldığı, uzun süre sonra fanların çalışma yönlerinin ancak değiştirildiği, bu arada çok sayıda işçinin yayılan duman ve yangından etkilendiği" belirtildi.

Radikal.com.tr - Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi'nin internetsitesinde yer alan açıklamada, "Yaşanan maden faciasına ilişkin olarak Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi heyeti, incelemelerde bulunmak üzere saat 22:00 ile 02:00 (dün gece ) civarlarında olay yerine giderek incelemeler yapmıştır" denildi ve şu saptamalar yer aldı:

Heyetin yaptığı ilk incelemelerde; tesiste çalışan elektrik, makina ve maden mühendisleri ile maden işçilerinden edinilen bilgilere göre ocağın yaklaşık 700. Metrelerinde kömür yangını ve yangından kaynaklı kısmi göçük oluştuğu, taze hava sağlayan fanların etkisiyle yangının duman etkisinin yayıldığı, uzun süre sonra fanların çalışma yönlerinin ancak değiştirildiği, bu arada çok sayıda işçinin yayılan duman ve yangından etkilendiği (yanık ve zehirlenme) yangının kamuoyuna yansıyan ilk açıklamalarda olduğu gibi elektrik kaynaklı olmadığı, çok sayıda işçinin madende mahsur kaldığı bilgileri edinilmiştir.

Yapılan incelemelerde maden içerisinde zehirleyici ve patlayıcı gazları algılayacak ve havalandırma sistemlerini yönetecek sistemlerin yetersiz ve eski olduğu, kömürün içten içe yanmasıyla başladığı tahmin edilen bu yangının ortaya çıkardığı karbonmonoksit, karbondioksit ve metan gazlarının ölümcül etkisi nedeniyle şu ana kadar ifade edilen rakamlarla 205 ölüm olayının gerçekleştiği, bu sayının içerideki işçilerin kurtarılmasındaki zorluk göz önüne alındığında daha da artacağı öngörülmektedir.

Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yıllarda sözde bürokrasinin azaltılması adı altında denetim mekanizmaları büyük oranda yok edilmiştir. Bunun sonucu olarak bu gibi tesislerde benzer kazaların yaşanması "beklenmedik bir olay" değildir. Sağlıklı, nitelikli, güvenilir, kamudan yana, bağımsız denetim mekanizmalarının oluşturulmadığı her ortamda böylesi elim kazaların yaşanması muhtemeldir.

Heyetimiz tarafından tesiste inceleme yapılmamasına rağmen sağlıksız işletme ve bakım koşulları, yeterli güvenlikönlemlerinin alınmaması nedeniyle ortaya çıktığı öngörülen bu facianın bilimsel ve teknik yeterliliği olan, bağımsız denetim kuruluşları tarafından detaylı bir şekilde araştırılması ve kamuoyu ile paylaşılması gereklidir.
Mayıs 2014

Şaman @chamacon

2014 yılında olduğumuzu bilmiyor mu acaba?..

İngiltere 1800'lü yıllar, Fransa 1906, Japonya 1914, Çin 1942, Çin 1960, Japonya 1963, Hindistan 1965, 1975, ABD 1907'de olan kazaları örnek veriyor ve bu maden denetlendi, güvenlidir diyor...

Uzmanlar trafonun patlaması için hatalı malzeme kullanılmış olması zorunlu diyorlar.

Gaz ölçümleri düzgün yapılmış olsaydı kömür kendi kendine de yanmazmış.

Aynı şekilde ölçümler sağlıklı olsa metan ya da grizu da patlamazmış...

Yangın esnasında havalandırmanın yönü otomatik olarak değişmemiş ve saatler sonra müdahale edilerek yön değiştirilmiş.
  • Soruyorum, ne açıdan denetlendi?
  • Denetçiler rüşvet mi yediler?
  • Denetçiler yetkin miydi. Hani geçenlerde hayvanat bahçesi müdürünü TÜBİTAK'a müdür diye atadılar...
Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Türkiye Uluslararası Çalışma Örgütü'nün 176 numaralı "Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi"ni 19 yıldır imzalamadı.

Türkiye Uluslararası Çalışma Örgütü'nün 176 numaralı "Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi"ni 19 yıldır imzalamadı. Sözkonusu sözleşme işverene ve hükümete önemli sorumluluklar yüklüyor.
Bianet'in haberine göre; Türkiye hâlâ Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 176 numaralı "Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi"ni imzalamadı.

Sözleşme maden işletmesi sahiplerine ve hükümetlere önemli sorumluluklar getiriyor.

1995 tarihli sözleşmeyi 26 ülke imzaladı. 4 Haziran 2014'te Fas’ta, 19 Temmuz 2014'te de Rusya’da yürürlüğe girecek olan sözleşmeyi ise Türkiye imzalamıyor.

17 Mayıs 2010’da 30 maden işçisinin öldüğü Zonguldak’taki patlamanın ardından Türkiye ILO 176’yı yeniden gündemine almış ancak imzalamamıştı.

ILO 176'nın neden imzalanmadığı sorusu soru önergeleri ve Meclis kürsü konuşmalarında birçok defa hükümetin önüne geldi. En son 11 Ocak 2012'de Cumhuriyet Halk Partisi Bartın Milletvekili Rıza Yalçınkaya da aynı soruyu yöneltmiş, Çalışma Bakanı Faruk Çelik şu cevabı vermişti:

“176 sayılı ILO sözleşmesi Yeraltı ve Yerüstü Maden İşletmelerinde Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği ve Sondajla Maden Çıkarılan İşletmelerde Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği incelendiğinde bahse konu sözleşme ile paralellik arz ettiği hatta çok daha kapsamlı hükümler içerdiği görülmektedir. ”

SÖZLEŞMEDE NELER VAR?

* Sözleşmeyle işverenler kazaları önlemek için her türlü önlemi alma, işçileri bilgilendirme ve eğitme yükümlülüğü altında.

* İşverenler riski kaynağında bertaraf etmek, güvenli çalışma sistemleri tasarlamak, kaza riskleriyle ilgili işçileri bilgilendirmek ve kaza olduğunda gerekli tıbbi yardıma ulaşmalarını sağlamak zorunda.

* İşverenler sözleşmeyle kaza sonrasındaki sağlık ve kurtarma etkinliklerinin kalitesinden de sorumlu hala getiriliyor.

* Sözleşme, hükümetlereyse teknik kılavuzların hazırlanması, denetimlerin düzenlenmesi, denetimlere ilişkin gerekli yasal düzenlemelerin sağlaması ve kazaların etkili soruşturulması gibi yükümlülükler getiriyor.

* İşçilerin ve temsilcilerininse kazaları, riskli durumları bildirmek, güvenlik ve sağlıklarına ilişkin koşullara dair bilgi edinmek, güvenlik ve sağlık önlemlerinin karar süreçlerine katılmak gibi hakları ve yükümlülükleri var.

Sözleşmeyi imzalayan ülkeler şunlar:

Arnavutluk, Ermenistan, Avusturya, Belçika, Bosna Hersek, Botsvana, Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Almanya, İrlanda, Lübnan, Lüksemburg, Norveç, Peru, Filipinler, Polonya, Portekiz, Slovakya, Güney Afrika, İspanya, İsveç, Ukrayna, ABD , Zambiya, Zimbabve (EA)

kaynak:radikal.com.tr/turkiye/turkiye_o_sozlesm...
Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Biliyor muydunuz?

1880'miş Edison'ın ilk ampülü icat edişi...
Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Yasta olup zaten iki asker tarafından tartaklanan adamı tekmeleyen o müşavirden açıklama...

Başbakanlık Müşaviri , Soma'da yere düşen bir vatandaşı tekmelemesine ilişkin açıklama yaptı.
ANKARA - Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel, "O gün yaşadığım bütün provokasyonlara, maruz kaldığım hakaret ve saldırılara rağmen sükunetimi muhafaza edemediğimden dolayı üzgünüm" değerlendirmesi yaptı.

Yerkel, Soma'da yaşanan olaya ilişkin yaptığı açıklamada, "Soma'da 14 Mayıs tarihinde yaşanan hadise , beni derinden üzmüştür. O gün yaşadığım bütün provokasyonlara, maruz kaldığım hakaret ve saldırılara rağmen sükunetimi muhafaza edemediğimden dolayı üzgünüm" ifadelerini kullandı. AA
Mayıs 2014

Şaman @chamacon

ODTÜ Maden Mühendisliği’nden Prof.Dr. Şebnem Düzgün’ün Soma hakkındaki yorumları...

Nihayet işi bilen biri konuştu...

13809

Olay gerçekten dünya madencilik facialarından biridir.
Konu hakkında fazla yazamamamızın nedeni ise neredeyse hiç bir teknik veriye ulaşamamış
olmamız. Herhangi bir yorum yapmak için ocak hakkında bilgiye sahip olmak
gerekiyor. Dünden beri sadece medyadan ve tanıdığımız meslektaşlarımızdan aldığımız
bilgiye göre olasılıklara dayalı senaryolar yazıyoruz. Dolayısı ile teknik açıdan
veriler olmadan yorum yapamıyoruz. Bu veriler olmadan da yapılan tüm yorumlar
bilgi kirliliği ve yanlış anlamalara neden oluyor. Ancak dünden beri krizin yönetimi
ile ilgili yorum yapmak ve çıkarımda bulunmak mümkün. Bunları şöyle özetleyebilirim:


1. Modern bir maden
isletmesinde ocakta herhangi bir t zamanında kimlerin madenin neresinde olduğu aşağı
yukarı bilinir. Bununla ilgili olarak en ilkel yöntemde madene girenlere tike (Fransızca
terim) check anlamına gelen bir metal pul verilir ve bu pulun kimde olduğu bir
deftere kaydedilir ve imza atılır. Madenin girişinde de tike tablosu olur ve ocağa
girerken tikenizi buraya koyar çıkınca da alıp imza atarsınız. Böylece madenin girişindeki
tike tablosunda kimlerin aşağıda olduğu bilinir. Bugün bu yöntemin daha gelişmişleri
var. RFID’ye dayalı sistemler de giderek yaygınlaşıyor. Bunlar bile olmasa her
vardiya basında isçilerin ocağın neresinde ne yapacağını belirleyen tertipler
olur ve bu tertiplere bağlı olarak da kimlerin nerede olduğu bilinir. Bu zamana
kadar aşağıda kaç kişi olduğunun bilinmemesi madencilik sistematiğine uygun bir
çalışma ortamının olmadığını gösteriyor. Bir yeraltı madeninde t zamanında kaç kişinin
olduğunun bilinmemesi kabul edilebilir bir şey değil. Bir alternatif de su olabilir.
Ocak yönetimi bunu biliyordu ancak üstlerindeki baskılar nedeni ile açıklamadılar.
Başbakanın seyahatlerini dun iptal etmesi facianın boyutunun dünden itibaren aşağı
yukarı bilindiğini ancak alıştıra alıştıra verilmesinin uygun görüldüğünü
gösteriyor olabilir.


2. Bu tur facialarda olması
gereken maden isletmesi yetkililerinin bir kamuoyu açıklaması yapmasıdır. Benim
kanaatim Enerji bakanı tek elden açıklama yapsın kararı alindi ve bu kişilerin açıklama
yapmasına izin verilmedi. Ortada farklı açıklamalar olmasın kimse eline yüzüne bulaştırmasın
biz nasıl istersek öyle yönlendirelim yaklaşımı olmuş olabilir.


3. Bir maden isletmesinde
herhangi bir kaza olduğunda (yangın, gocuk, grizu vb) ocağa tahlisiye (arama
kurtarma) ekipleri girer. Tahlisiye ekipleri her madende olur ve bu ekip madeni
en iyi tanıyanlardan oluşur. Akut’un ocağa arama kurtarma açısından girmesi ve
tahlisiye için girenlerin bir kimsinin yaralı olarak çıkması ocağın bu konuda neredeyse
amatör bir yaklaşım izlediğini gösteriyor. Akut tabii ki ülkemizdeki en önemli
STK’dir ancak yeraltı madenleri yıllarca madencilik yapsanız bile sadece ocağı
bilenlerce ve onların rehberliğinde girebileceğiniz yerlerdir. Bu yaklaşım AKUT
gibi kıymetli bir örgütün çalışanlarını da tehlikeye sokmuştur aslında.


4. Biraz önce yine NTV’de
sağ kurtulan bir isçiden öğrendiğim kadarı ile kirli hava çıkısından temiz hava
üflenmeye başlanınca yangındaki duman artmış ve yayılmış. Her ne kadar sağlıklı
bir bilgi olmasa da dun gece olayın trafo patlaması bugün ise ocakta aniden çıkan
bir yangından kaynaklandığını öğrenmemiz bile olayın acil durum yönetimi açısından
yeteri kadar irdelenmediğini gösteriyor. Alınan tedbirlerin de etkinliğini sorgulamamamıza
neden oluyor.


5. Dun geceden beri
hepimizin kafasındaki soru bir trafo patlaması nasıl olur idi? Bu tur
madenlerde explosion proof malzemelerin kullanılması gerekiyor. Bu kadar
denetlenen bir yerde ex-proof malzeme olmaması zaten kayıtlarda olması gereken
bir şey ise iki alternatif olabilir biri seyyar bir trafo kullanılıyor olması diğeri
de kazanın nedeninin başka bir şey olması. Gördüğünüz gibi yeteri kadar bilgi
sahibi olmadığımızdan ancak forensic investigation için hipotez üretebiliyoruz.
Dolayısı ile genel geçek birtakım yorumlar yapmadan önce konu hakkında bilgilenmek
en doğrusu. Ancak isletmenin bu konuda ketum olması gerçekten kabul edilebilir değildir.


6. Dünden beri tüm
bakanlar biz burayı çok sıkı denetliyorduk taşeron çalıştırmıyoruz sigortasız isçi
yok yönünde. Ancak unutulan en önemli şey su. Bir yeraltı madeninde gocuk de
olabilir yangın da çıkabilir. Ancak kayıpların bu kadar büyük olması kabul
edilebilir değildir. Bu durum su soruları akla getiriyor. Yangına müdahale için
alanın oksijensizleştirilmesi amacı ile bir baraj uygulaması yapılamaması
nedendir? Tecrübesizlikten mi? Olayın yanlış analizi mi? Ocaktaki herkesin CO
maskesi olması gerektiği ve bu maskelerin yaklaşık 1 saat dayanıyor olması
ocaktaki büyük çoğunluğun güvenli bir alana ulaşıp ocak dışına çıkmasını sağlayacağını
gösterirken bu kadar kişi maskeyi nasıl kullanamadı? Maskeler var miydi? 1 saat
dayanıyor muydu? Evet ise patlamanın olduğu yerde ve civarında 300 kişi nasıl yoğun
şekilde çalışıyordu? Kısaca kayıpların bu kadar fazla olması ya olaya müdahalenin
zamanında doğru ve etkin şekilde yapılamadığını ya da bu kadar isçi ve mühendisin
ocağın patlama ve yangın olan alanında konsantre olduğu ya da her ikisini işaret
ediyor hangi durum olursa olsun safety kültürünün bu ocakta yerleşmediğine dair
belirtiler veriyor. Ocakta çalışırken maske ağırlık yaptığından çalışanların
maskeleri her zaman yanında bulundurma alışkanlığının olmaması gibi birtakım
pratik sorunlar da olmuş olabilir. Ne olursa olsun tüm bu olasılıklar güvenlik kültürünün
hem denetlemede hem de uygulamada yeteri kadar oluşmamasındandır. Biraz önce başbakan
yine malum açıklaması vardı. Bu isin doğasında vardır sözü. Evet isin doğasında
kaza vardır. Ancak kazanın bu kadar kayıp vermesi isin doğasında yoktur. Eğer
isin doğası buysa (yani 300’e yakin can alacaksa bir isletme) zaten bu madenler
isletilmesin. Bu yüzyılda teknoloji odaklı mühendislik yapmadığınız taktirde
madencilik gibi bir sektörde kayıpların bu kadar çok olması kaçınılmazdır. Kısaca
olayın doğasında falan yoktur. Zaten bunlar yüzlerce kere bir çok ortamda dile
getirildi.Mevzuat açısından bir eksikliği yok o nedenle bu isin doğasında var kaçınılmazdı
argümanı kanımı dondurmaktadır. Mevzuat açısından hiç problemi olmayan bir
madende bu kadar kayıp oluyorsa ya mevzuat yeterli değildir ki (yasa çok
sikidir aslında) ya denetleyiciler mevzuatı farklı yorumlamıştır ki pek ihtimal
vermek istemiyorum ya da isletme beceriksizdir ki bu daha çok ihtimal verdiğim
bir seçenek. Türkiye’deki madenlerin rodevans ile isletilmesi sorunu en temel
sorundur. Rodevans devlete ait bir sahanın özel sektör tarafından belli yıllığına
kiralanarak isletilmesidir ki taşeronluk kadar problemleri olan bir yaklaşımdır.
Rodevans sorunu üstüne yazılacak çok şey var ancak daha fazla uzatmayacağım.
Bir önceki e-mailimde de belirttiğim gibi madencilik kendi içinde sistemsel bütünlüğü
olan bir istir. Taşeronluk sistemi ile sitemin integrity’si bozulmuştur ve bu da
hem üretimde kayıplara hem de bu tur sorunlara yol açmaktadır. Arabayı
kullanırken gazi birine debriyajı birine ve freni birine verirseniz nasıl etkin
kullanacağınız ortada ise madencilikte de benzer bir durum vardır. Buna
devletin en temel argümanı da sudur. Taşeronlar kar ediyoruz. Dünyanın hiç bir
yerinde küçük ölçekli madencilik büyük ölçekli ile yarışamaz. Küçük ölçekle kar
edilebilir ancak büyük ölçekle yapacağınız is kardan yediğinizden etkin
madencilik yapmıyorsunuz demektir. Bu noktada madenler hepimizin olduğundan
hatta gelecek nesillerimizin de olduğundan bir maden rezervi maksimum karla
isletilmek zorundadır. Eğer maksimum kar yapmıyorsanız ve sadece elde ettiğiniz
karla yetiniyorsanız gelecek nesillerin kaynağından çalışıyorsunuzdur. Bu
nedenle rezervi parçalara bölüp küçük küçük üretmek (rodevansla üretime vermek)
maksimum kar prensibi açısından ölçeği küçülteceğinden büyük bir ulusal kayıptır.
İste bizim dikkati çekmemiz gereken nokta budur. Ayrıca yasada taşeronluk için
kurumun kendi yapamayacağı isleri taşerona vermesi hükmü olmasına rağmen bu
konu göz ardı edilmektedir. Ülkemizdeki madenciliğin büyük bolumu sürdürülebilirlik
prensiplerinden çok uzaktır. Birkaç ay sonra bu kaza tavsar kayıpların yakınlarına
tazminatlar ödenir. Acılar düştüğü yerde
yıllanır.Ancak bu madenin aylarca hatta yıllarca kapanmasından ve rezervin belki de önemli
bir bölümünün üretilememesi tüm milletin kaybıdır. Benzer durum Afşin Elbistan'da
oldu.Su
anki kayıplarımız sadece buz dağının görünen
yüzüdür. Kaybımız çok daha büyüktür. Ayrıca kaybettiğimiz vatandaşlarımızın
geride bıraktığı yük, kurtulan ve is göremez olanların yasam kalitesinden düşüş
gibi konular da başka tabii.


7. Bizim yaptığımız
bilimsel çalışmalarda madenlerin bu şekilde parçalanması kazalara dair tutulan
istatistiklerin de bütünlüğünün bozulduğunu, daha önce çok riskli olan bazı ocakların
istatistiklerdeki veri bütünlüğünün bozulması nedeni ile çok güvenli gibi göründüğünü
gösteriyor. Acımız büyük, katlanmak çok zor. büyük pencereyi de gözden kaçırmamaya
çalısalım.



kaynak:bluesyemre.com/2014/05/15/odtu-maden-muh...
Mayıs 2014

Şaman @chamacon

CHP'li ÖZGÜR ÖZEL'in AKP'nin oy birliğiyle reddettiği o soru önergesiyle ilgili yaptığı meclis konuşması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
51 milletvekili arkadaşımızla birlikte verdiğimiz araştırma önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
1 Mayısa iki gün kaldı. İki gün içinde dünyanın dört bir tarafında; Havana'dan Tokyo'ya, Moskova'dan Washington'a kadar her yerde işçi sınıfında tatlı bir telaş var, bayramlarını kutlamak istiyorlar. Bu kutlamaların yapılacağı meydanlarda hazırlık yapılıyor, güzergâhlar belirleniyor, kutlama törenleriyle ilgili çeşitli çalışmalar yapılıyor. Oysa Türkiye'de, işçiler istedikleri meydanlarda bayramlarını kutlayamıyorlar. Başbakanın, valinin, İçişleri Bakanının dayattığı bir meydandaki kutlamalara, Türkiye'de İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Emniyeti hazırlanıyor, 40 bin tane polisle. 40 bin tane memur, 40 bin tane gösterici bir yere toplandığında başlı başına bir haberdir ama herhâlde dünyanın hiçbir yerinde, 40 bin kişi, bir hak, bir özgürlük kullanılmasın, bir bayram kutlanmasın diye hazırlık yapmaz. 50 tane yeni, gıcır gıcır, dumanı üstünde TOMA. Dışarıya elektrik verebilen, dokunanın çarpılacağı, yeni mücadele gücü olan TOMA'larla hazırlık yapıyorlar, sanki polis teçhizatının sergileneceği bir polis bayramı. Böyle bir anlayışı şiddetle kınıyoruz. İki kıtayı birbirine bağlayan, dünyanın göz bebeği bir kentte, 2014 yılında 40 bin polis 1 Mayıs hazırlığı yapıyorsa, bu o Vali için, İçişleri Bakanı için, Başbakan için ve iktidar partisi grubu için bir utanç vesilesidir, bunun altını çizmek istiyorum.
Bunun yanında, 1 Mayısın bayram olması için, AKP, son günlerde sürekli "Onu biz bayram yaptık. " diyor. Bu, dilinden düşüremediği millî iradeyi küçümsemektir. 1 Mayıs 2009 tarihinde, 4 siyasi parti grubunun uzlaşısıyla bu Meclisten geçmiş, bayram olmuştur ama, ne o gün siyasi parti grupları ne iktidar partisi ne Başbakan, 1 Mayısı Türkiye emekçi sınıfı, işçi sınıfı söke söke bayram yapmıştır, bu da böyle bilinsin. (CHP sıralarından alkışlar)
O tarihlerde, utanmadan, sıkılmadan AKP'nin il başkanlığının bastırdığı bir afişi dikkatlerinize sunmak istiyoruz: "1 Mayıs, hem bayram hem Taksim'de kutlu olsun. " diyor.
Bunu iktidar partisi milletvekillerinin dikkatine sunuyorum, ümit ediyorum bununla ilgili söyleyecek bir sözünüz vardır. İktidar partisi grubuna sataşıyorum, çıkın, cevap verin, deyin ki: "1 Mayıs Taksim'de kutlanacak müjdesini bu afişe asan bizler 1 Mayısı yasakladık, gerekçemizde budur. " deyin.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Yenikapı'yı yeni yaptık, Yenikapı yoktu o zaman.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Yenikapı'yı yeni yaptınız. Yenikapı âdeta şudur: Bir işçi sınıfı kendi sınıf mücadelesinin gereği olarak kendi mücadelesinin sembolü olan bir alanda şehitler verdiği, kayıplar verdiği 1977 1 Mayısını, taziyesini kutlayacağı bir yerde... Şimdi, dünyada ve Türkiye'de kaybettiği itibarını geri kazanmak isteyen birilerinin özgürlükçü, tarihle hesaplaşan, taziye mesajlarını verdiği bir noktada kendi ülkesindeki 1 Mayıs 1977'nin taziyesini ve Gezi şehitlerinin taziyesini veremiyorsa o yaptığı taziyenin de bir kıymet yoktur, içtenliği yoktur, bu da böyle bilinsin. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sebep olanlara yazıklar olsun!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Taksim'de serbestçe 1 Mayıs kutlandığında bugüne kadar hiçbir olay olmadı ama Taksim yasaklandığında neler olduğunu hep birlikte gördük.
Şimdi, bir meydan savaşına hazırlanıyorsunuz. Oysa, geçen sene Galatasaraylı taraftarlar yasaklanan Taksim Meydanı'nda, "Düşersiniz, çukurlar var! " denen Taksim Meydanı'nda yasaktan dört gün sonra şampiyonluk kutladılar. Bu sene, Nisan ayının son günlerinde, Fenerbahçe taraftarı Taksim Meydanı'nda şampiyonluğu kutladı.
Bir işçi kardeşimizi düşünün Fenerbahçe ya da Galatasaray taraftarı, üzerinde takımının forması varsa Taksim Meydanı ona açık ama üzerinde işçi önlüğü varsa Taksim Meydanı ona yasak ama AKP'nin tüm kıdemli, tüm yetkili ağızları diyorlar ki "Bu bir siyasi yasaklama değildir. " Ufak atın da civcivler yesin! Bu söylediğinize kimseler inanmaz. Orada, 1 Mayısta Taksim Meydanı'na işçi önlüğüyle çıkıp meydanda kutlamaları yapmak, takımların futbol maçlarından kazandıkları zaferleri kutlaması kadar en az meşrudur, onurludur ve eninde sonunda size rağmen yine de bu hak söke söke geri alınacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)
Geçen sene "Çukurlar var, düşersiniz! " diye yasakladığınız meydan bu sene metrekare olarak genişledi ama bu sene de oraya yasak koyuyorsunuz. Çünkü, mesele, Türkiye'de Taksim Meydanı'nın genişlemesi ya da daralması değil, mesele, Türkiye'de özgürlük alanının, demokrasi alanının daralıyor olmasıdır. Meydanlar istediğiniz kadar büyük olsun, demokrasi ve özgürlükler daralıyorsa işte o zaman işçi sınıfının Taksim'e çıkmasına da izin vermezsiniz; karşı karşıya bulunduğumuz durum budur.
Taksim sembolik önemdedir, tarihî önemdedir, sınıfsal bir öneme sahiptir. Ama, Taksim Meydanı için "Size büyük bir meydan yaptık, gidin orada kutlayın. Eğer oraya gitmek istemez de Taksim'e çıkmak isterseniz başınıza geleceklerden siz mesulsünüz. " demek, ülkenin tamamını kucaklayacak bir devlet adamı dili ve söylemi değildir. Bu demokrasi dili de değildir, bu özgürlükler dili de değildir. Bu olsa olsa otoriter bir dildir, bu olsa olsa faşizan bir dildir, bu olsa olsa diktatöryal bir dildir ve bu dil, ne ülkeye ne de bu dilin sahibine son sentezde fayda etmeyecektir. (CHP sıralarından alkışlar)
Bugün verdiğimiz araştırma önergesi Soma'daki işçi kayıplarıyla ilgiliydi. Soma'da maden ocaklarında sürekli patlamalar oluyor ve o patlamalarda işçilerimizi kaybediyoruz. Verdiğimiz soru önergelerine cevap: "10 kere denetledik, 66 tane kusur, şu kadar para cezası verdik. " Sonuç: Yeni patlama, yeni ölümler.
Peki, bir şirket var, adı Uyar Madencilik; Manisa milletvekilleriyle en iyi ilişkiler hâlinde. Bu madencilikte o kadar büyük sıkıntılar, kusurlar var ama son kazaya kadar defalarca denetlendi, bir türlü ceza almadı. Peki, bu işin kerameti ne? Bu işin kerameti ve hikmeti bu barette gizli arkadaşlar, bu barette. Sayın Başbakan Manisa'da Cumhuriyet Meydanı'na çıkar, der ki: "Somalı işçi kardeşlerim burada mı? " Askerî bir disiplinle dizilmiş 3 bin Somalı maden işçisi baretleri kaldırır, neşesiz, mutsuz, heyecansız, dimdik durur. Çünkü, bir gün önce onların yemek fişleri madende toplanmıştır, ertesi gün miting alanı çıkışında geri dağıtılacaktır. Başbakan selamlanacak, çıkarken kimlik geri alınacaktır. Yevmiye işlemektedir, Başbakan için görev yapılmaktadır. Selamı çakarsın, çakmadıysan ertesi gün işinden olursun. İşinden olmayanlar madene inerler. Maden patlar, işçi ölür; ölen ölür, kalan sağlar Recep Tayyip Erdoğan'a yetmektedir. (CHP sıralarından alkışlar)
Meydanlarda bu baret selamlamasını gündeme getirdiğimde Sayın Bakan Faruk Çelik dedi ki: "Ne var bunda? " Tutanaklarda var, aynen şöyle dedi: "Yani bir vatandaş siyasi bir partiye üye olamaz mı? Bir vatandaş bir siyasi partiye gönül vermiş. İşçisine izin verip, ücretini verip onu bir mitinge götüremez mi? " Bu da siyasi tarihimize, bu Meclisin tutanaklarına böyle geçti. Böyle bir anlayış olmaz. "İşçi benim işçim, parasını veririm, ister madene sokarım ister mitinge götürürüm ister pikniğe götürürüm anlayışı. " olmaz. Yeryüzü sıcak olsun diye o soğuk maden ocağına inip alnının terini ekmeğine tuz eyleyen işçilerin emeklerini, alın terlerini, yaşama mücadelelerini bir siyasi partinin geleceğine, onun ikbali için Genel Başkanının oradaki miting meydanını doldurmasına, alkışlamasına tahvil etmeye çalışanlar, bu yaptıklarının hesabını eninde sonunda, tarih karşısında, hem Türkiye işçi sınıfına hem de bu ülkenin güzel emekçi insanlarına verecekler arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)
Dünyanın hiçbir yerinde çalışma ve sosyal güvenlik bakanları kazalardan sonra "Arkadaşlar öldüler ama cesetleri yanmamıştı, güzel öldüler. " demez. Dünyanın hiçbir yerinde başbakanlar "Bu mesleğin fıtratında ölüm var. " demez. İnsanın fıtratında ölüm var, hayatın kendisinde ölüm var ama "Bu mesleğin fıtratında ölüm var. " demez. Dünyada başbakanlar böyle ölümler olunca istifa ederler ama bizimki pişkin pişkin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - ... . fıtrat göndermesi yapmaktadır.

Hepinize saygılar sunuyorum.

kaynak: tbmm.gov.tr/develop/owa/genel_kurul.cl_getir? pEid=30899
Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Hükumetin ajansı ağzından mı kaçırdı?

Ajans önce bunu twittliyor, sonra bilinmeyen bir nedenden dolayı siliyor? 4520

Vatandaşın tepkisi de var tabii... 51 kişinin hayatını kaybettiği Reyhanlı saldırısında da 4 ölü var demişlerdi...

4520
4520
Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Fıtrat, kader diyenler, muhtemelen Almanca bilmezsiniz ama yine de izleyin. O fıtrat dediğiniz şey ne kadar basit çözülüyor.

Dünyanın 17. Ekonomisiysek, başımızdaki acılı halka tokat atan zat dünya lideriyse, niye ülkemizi 1862 İngiltere'siyle kıyaslıyor, bu yatırımların yapılmasını zorunlu kılacağına... dailymotion.com/video/x1v5pq4_gelismis-... .
Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Dünya Basınının Gözünden Soma Katliamı

378

İngiliz basını, Soma'da yaşanan maden faciasının siyasi etkilerine ve ülke çapında yaşanan protestolara yer verirken, özellikle Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in bir protestocuyu tekmelerken çekilen görüntülerin yarattığı öfkeye dikkat çekiyor.



EKONOMİST: “SOMA’DAKİ TRAJEDİ SİYASETTE DE HİSSEDİLİYOR”


BBC Türkçe’ye göre, İngiltere'de yayınlanan haftalık Economist dergisi Soma faciasını, "Yeraltında ölüm: Soma'daki trajedi siyasette de hissediliyor" başlığıyla haberleştiriyor. Dergi, yazısında "Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, ülke tarihindeki en kötü endüstriyel kazanın ardından, halkın öfkesiyle yüz yüze... Facia, geçen yaz ülkeyi sarsan protestolar benzeri yeni gösterilere yol açabilir" deniliyor.
Dergi, Türkiye'de son günlerde yaşanan eylemlere değindikten sonra, "Bunlar, 30 Mart'taki yerel seçimlerdeki galibiyetle sevinen ve gözünü Ağustos'ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine dikmiş olan Erdoğan için tatsız haberler" yorumunu yapıyor.
Erdoğan karşıtları ve Gülen cemaatinin Soma faciasının üzerine gideceğini yazan dergi, Erdoğan'ın Soma'daki konuşmasında halkı "Bu trajediden faydalanmak isteyen aşırı uçlar olacaktır" diyerek uyardığını, ancak Ak Parti yandaşı bazı yorumcuların bile enerji ve çalışma ve sosyal güvenlik bakanlarını istifaya çağırdığını belirtiyor. ”




İNDEPENDENT: “TRAJEDİ ERDOĞAN’IN OTORİTER YÖNETİMİNE YENİ BİR DARBE”


İlk sayfasını Soma faciasına ayıran Independent ise, haberi "Acı içinde bir ülke: Ölü sayısıyla birlikte öfke de artıyor. Türkiye ölü madencilerini topraktan çıkarıyor" başlığıyla veriyor. Gazetede, Orta Doğu uzmanı yazarı Patrick Cockburn'ün Soma'da yaşanan facianın siyasi etkileri üzerine yazdığı bir analiz yazısı yer alıyor. "Trajedi Erdoğan'ın otoriter yönetimine yeni bir darbe" başlığı taşıyan yazı şöyle devam ediyor:
"Son facia gibi, Türkiye'de geçen yıl yaşanan her gelişme, ülkedeki kutuplaşmayı daha da artırdı... Son olay, tam da Erdoğan'ın Ağustos'taki cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığını açıklaması beklenirken yaşandı... Erdoğan ve partisi, facianın bir kısım sorumluluğunu her zaman üzerinde taşıyacaktır, çünkü 2002'den beri iktidardalar, ve inşaat ve maden şirketleriyle olan sıkı ilişkileri de biliniyor... Son gelişmeler Erdoğan'a siyasi olarak ne kadar zarar verebilir? ... Türkiye'de ne zaman seçim olsa, ılımlı İslamı savunan merkez sağ partiler kazandı. Erdoğan ayrıca ülkenin ekonomik gelişimini sağladı ve hayat standartlarını yükseltti... Erdoğan seçim zaferi kendisine gücü kendi tekeline alma hakkı vermiş gibi davrandı. Polisi, orduyu ve yargıyı başarıyla parçalayarak herşeyin üzerinde bir otorite yarattı. Ama bu durum aynı zamanda onun Soma gibi her kötü olayda suçlanacağı anlamına da geliyor. "




FİNANCİAL TİMES: "TEKMELEME, BAŞBAKAN AÇISINDAN BİR HALKLA İLİŞKİLER FELAKETİ"


Ekonomi gazetesi, Financial Times da, Soma halkının ilgisini, yetersiz güvenlik önlemleri ve bölgeyi ziyaret eden siyasilere çevirdiğini yazıyor. Gazetenin Soma'dan bildiren muhabiri, yakınını kaybetmiş bir çok kişinin yetersiz güvenlik önlemleri, kötü çalışma koşulları, düşük ücretler ve yöneticilerin faciaya karşı "hissiz" yaklaşımdan yakındığını ve kızgınlığın giderek arttığını söylüyor.
Gazete, bu kızgınlığın bölgeye giden siyasetçilere yöneltildiğini anlatırken Çarşamba akşamı bölgeye giden Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'na gösterilen sert tepkileri yansıttığı haberinde Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in bir protestocuyu tekmelerkenki görüntülerine de "Başbakan açısından bir halkla ilişkiler felaketi" yorumunu yapıyor.
Gazete öfkenin Soma'yı aşıp bir çok kente yayıldığını, protesto gösterileri düzenlendiğini belirtiyor ve yazı bu gösterilerden bir slogan ile son buluyor: "Soma'yı Toma ile söndürebilir misiniz? "




GUARDİAN: “ERDOĞAN İÇİN SİYASİ SONUÇLAR OLABİLİR”


3. Sayfasını tamamen Soma faciasına ayıran Guardian ise, haberde bölgedeki madencilerin çoğunun faciadan özelleştirme ve taşeronlaşmayı sorumlu tuttuğunu, özel maden işletmelerini kârı güvenliğe tercih etmekle suçladıklarını belirtiyor.
Ancak gazete herkesin yaşananlardan hükümeti sorumlu tutmadığına da dikkat çekiyor ve Soma halkının çoğunun, Başbakan Erdoğan'ı destekleyen kitlenin omurgasını oluşturan "muhafazakar işçi" sınıfından olduğunu vurguluyor.
Soma faciasının Başbakan Erdoğan için siyasi sonuçları olabileceğinin de belirtildiği yazıda, "Geçen yaz yaşanan Gezi protestoları ve Erdoğan'ın ailesini de içeren yolsuzluk iddialarının ardından gelen bu yeni dalga hoşnutsuzluk, bazılarına göre onun cumhurbaşkanı olma hevesini kursağında bırakabilir" deniyor.
Bu arada gazete Başbakanlık Müşaviri, Yusuf Yerkel'in Soma'da bir protestocuyu tekmelerken çekilmiş fotoğrafıyla birlikte olayın detaylarına da özel bir bölüm ayırıyor.




TİMES: “BAŞBAKANLIK KENDİSİNİ TEKMELEME OLAYINDAN UZAK TUTMAYA ÇALIŞIYOR”

Times gazetesi de Yerkel'in tekme atarken çekilmiş büyük bir fotoğrafını kullanıyor. Gazete Başbakanlık ofisinin "Bu Yerkel'in kendi sorunu" diyerek kendisini bu olaydan uzak tutmaya çalıştığını belirtiyor.
Yazıda bazı maden işçilerinin dile getirdikleri “AKP mitinglere katılmak için zorlandıklarını, muhalefet partilerini destekleyenlerin işten çıkarıldığını ve daha iyi çalışma koşulları isteklerinin görmezden gelindiğini” savlarını yansıtılıyor. Gazeteye konuşan, ismini vermek istemeyen bir madencinin bu iddiası da aktarıyor:
"Mart ayındaki yerel seçimlerden önce yevmiyemizi ödeyerek bizi Başbakan'ın Manisa'da yaptığı mitinge gitmeye zorladılar. 3 bin madenci, ailelerimizle birlikte mitinge gittik. Gitmesek o günlük ücretimizi keseceklerdi. Seçimlerden sonra da CHP'yi desteklediği ortaya çıkan 50-100 madenci işten kovuldu. "




WSJ: “GÖRÜNTÜLER SİYASİ KUTUPLAŞMA HİSSİYATINI DERİNLEŞTİRDİ”

Wall Street Journal, “Türkiye’de siyasi tepkilere öfke tırmanıyor” başlığını kullandığı haberine, Türkiye, ülkenin tarihinde en ölümcül maden faciası için yas tutarken hükümet yetkililerinin trajediye tepkilerini gösteren videolar, ulusal öfkeyi alevlendirdi ve siyasi kutuplaşması hissiyatını derinleştirdi” sözleriyle giriyor.
Başbakanlık Müşaviri Yerkel’in bir protestocuyu tekmelerken çekilen fotoğraflar için “Görüntüler, sosyal medyada vahşi bir yangın gibi yayıldı ve eleştiriler çekti” yorumunu yapan gazete, Başbakan Erdoğan’ın market içindeki görüntülere de değindikten sonra “hükümetin sosyal medyaya müdahale ettiği yönünde herhangi bir işaret bulunmadığını” da belirtiyor.
“Ancak kamuoyunda ve sosyal medyadaki toksik tartışmalar, Türkiye’de siyasi kutuplaşmanın, ulusal birlik hissiyatını güçlendirmesi gereken meseler dahil, her konuyu nasıl etkilediğine vurgu yapıyor” yorumunu yapan gazete, bir uzmanın “Hükümetin kutuplaşma politikasının mirasını reel zamanda izliyoruz” yönündeki eleştirilerini de yansıtıyor.



NYT: “GÖRÜNTÜLER ÖFKEYİ KÖRÜKLEDİ”

New York Times, “Türk yetkilisinin, protestocuyu tekmelerken çekilen görüntüler öfkeyi körükledi” başlıklı haberinde tekmeleme olayı üzerinde duruyor.
Başbakan Erdoğan’ın “yuhalandığı” Soma ziyaretinden bir gün sonra “en üst düzey danışmanlarından birinin, polisin tuttuğu bir protestocuyu tekmelediğini kabul etmek zorunda kaldığı”nı savunan gazete, “Sayın Yerkel’in görüntüleri, Türk blogcularını öfkelendirdi” diyor.




NYT: “SOMA ÖFKE İLE DOLU”

Soma gelişmelerini Soma'dan “Halk arasındaki memnuniyetsizlik artıyor” başlıklı geniş haberinde değerlendiren New York Times, Soma kaynaklı haberinde “Soma kömür madeninde yangın tetiklediğini sanılan patlamadan iki gün sonra bu kent şimdiye kadar teyid edilen 284 ölüm nedeniyle acı, cesetlerin çıkarılması yavaşlığı yüzünden hayal kırıklığı, teselli etmekten veya sorulara yanıt vermekten aciz gibi görünen hükümet yetkililerine öfke ile doluydu” sözlerini kullanıyor.
Başbakan Erdoğan bir markete sığınmaya mecbur kalırken Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’in bir protestocuyu tekmelerken görüntülendiğini anlatan gazete, sendikacıların “madenlerin özelleştirilmesine kazalarda keskin bir artışa açtığı” eleştirilerine de yer veriyor.



WSJ: “KURTARMA UMUTLARI ADETA YOK ULURKEN GERİLİMLER TIRMANIYOR”

Hala madende bulunan işçilerin canlı kurtarılması umutlarının adeta yok olduğunu belirten Wall Street Journal, hükümete duyulan öfkeye vurgu yapıyor.
WSJ, hükümetin “Devlet burada. Herkes sizin için burada” demesine rağmen “sendikalar bir günlük greve giderken ülke çapındaki protestolar çok farklı bir tablo sundu” dediği haberinde CHP’nin araştırma önergesinin iktidar partisince reddedilmiş olmasının öfkeyi daha da büyüttüğünü yazıyor.
Başbakan Erdoğan’ın Soma’daki açıklamalarına da dikkat çekildiği haberde “Cumhurbaşkanının tonu ve duyguları, Sayın Erdoğan’ın meydan okuyan tutumu ile tezat oluşturdu" yorumunu yapıyor.



LOS ANGELES TİMES: “ERDOĞAN SAVUNMADA”

“Türk Başbakanı maden felaketi konusunda savunmada” ifadesini başlığa çıkartan Los Angeles Times ise, “Yetkililerin Türkiye’nin en ölümcül maden kazası olarak niteledikleri olayda ölülerin sayısının artması ile halkın öfkesi artarken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, felakete verdiği tonsuz yanıttan sonra kendisini savunmada buldu” değerlendirmesini yapıyor.
LA Times, Soma kazasının Türk madencilerin “sert ve tehlikeli” çalışma koşullarına vurgu yaparken “hükümet ile maden sahipleri arasındaki yakın samimi ilişkilerin” daha sıkı güvelik standartların olmamasına yol açtığı yönünde soru işaretlerini yarattığını savunuyor.
Erdoğan'ın başka ülkelerde maden kazalarını sayarken tepki çektiğini kaydeden gazete, Hükümetin, rolü nedeniyle büyüteç altında kalması beklentisine de yer verdi.
Odatv.com

Daha fazla

1 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.