Bilmek istediğin her şeye ulaş

Konut Kredisi

Bankalar

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Mart 2015

Ceyhun Cem Süsal  yeni bir  gönderide  bulundu.

Konut Kredisi Başvurusu - ceptenyiyenadam

Konut Kredisi Başvurusu Nasıl Yapılır? Nelere Dikkat Etmelidir? Bütün Detayları ile Konut Kredisi Başvurusu.
Mart 2015

Ceyhun Cem Süsal  yeni bir  gönderide  bulundu.

En Uygun Kredi Hangisi? - ceptenyiyenadam

En uygun kredi hangisi? Kendiniz için en uygun krediyi nasıl bulabilirsiniz? Cevaplar hangisieniyi.com'da.
Ocak 2015

Bazarov, bir soruya yanıt verdi.

İstanbul'da ev almak mı kirada oturmak mı mantıklıdır?

Bu soruda mantıklı kavramı kişinin durumuna, beklentilerine göre değişmektedir. Örneğin, o parayla yatırım yaparım diyen arkadaşın cevabı bana uygun değil. Ben yatırımla falan ilgilenmiyorum. Benim derdim ev kiram. Yine Hakan'ın cevabı da bana uygun gözükmedi zira ben konumumdan çekip gidebilme ihtimalimi saklamak gereği hissetmiyorum. Keşke oturduğum mahallede evim olsa da hep burada otursam. Tek istisnası iş değiştirme ihtimali, onu değerlendirmek lazım.

Öte yandan işin bir de çok kritik ekonomik durumu var ki onu belki de bir uzmanla değerlendirmek gerekir. İstanbul'da ev fiyatları astromonik olmasına rağmen yakın zamana kadar dünyada en hızlı artan üçüncü şehirdi. Yani pahalı da alsan fiyatı artıyordu. Ancak doyuma ne zaman ulaşacak, emlak balonu dedikleri kavram doğru mu, o balon patlar mı, deprem olursa ne olur bunları hep düşünmek lazım. O paraya memleketten ya da sahil kasabasından ev almak da hayattan beklentilerinize göre makul olabilir.
Ocak 2015

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

İstanbul'da ev almak mı kirada oturmak mı mantıklıdır?

Hiçbir büyük şehrimizde ev almak mantıklı değildir. Ülkemizdeki gayrimenkul fiyatları balon misali şişmiş durumdadır, büyük şehirlerimizde bir konut kendini 18-20 yıl arası bir sürede amorte eder ki bu durum özellikle İstanbul için çok tehlikelidir. Her an bir deprem olup büyük yatırımınız yıkılabilir. Kaldı ki illa gayri menkule yatırım yapmak istiyorum diyorsanız kendini 13 yılda amorte eden birkaç dükkan almanız hem yatırımınızın geri dönüş hızı açısından hem de yıkılma tehlikesi açısından çok daha avantajlıdır. Evin amortisman süresi dükkanınkinin 1,5 katıdır. Be da demek olur ki 300 000TL'lik bir evin size kira getirisi ya da o evde siz oturursanız ödeyeceğiniz kira 1250TL iken aynı paraya alacağınız dükkan ya da dükkanların kira getirisi 1925TL olacaktır. Sonuçta aynı paraya alacağınız dükkan hem ev kiranızı hem de diğer yan giderlerinizi ödeyeceği için ev almak yerine kirada oturmak daha avantajlıdır. Bunun yanı sıra Hakan (@hakkan)'ın saydığı makul şüpheliler pardon nedenler de kirada oturmanın avantajlı olduğunu gösterir.
Ocak 2015

Hakan, bir soruya yanıt verdi.

İstanbul'da ev almak mı kirada oturmak mı mantıklıdır?

Sadece istanbul için değil,

Ev aldığınız da o evin ,

Komşularını, sokağını, alt yapısını, delisini, akıllısını, kedisini, köpeğini, kültürünü de satın alırsınız .

Kiralık ta ise o dakka çekip gitme şansınız vardır.

Tabiki kiralık tercihim.
Ocak 2015

Abit Gülistan, bir soruya yanıt verdi.

İstanbul'da ev almak mı kirada oturmak mı mantıklıdır?

Ev almak yerine o para ile yatırım yapın kira parası ödeyin bir evin kira ile amorti süresi 18 yıl civarında oysa bir yatırım kendini 7 yılda amorti eder. Yanı evin 3 katı kazanç elde edersiniz.
Aralık 2014

Pelin Şen, bir soruya yanıt verdi.

İstanbul'da ev almak mı kirada oturmak mı mantıklıdır?

Alım gücünüz varsa ve oturacağınız semt belliyse (yani yakın zamanda semt değişikliği söz konusu değilse) satın almak çok daha mantıklıdır. İstanbul'da ev kiraları malum... En kötü ihtimalle yatırım olur, İstanbul'un herhangi bir bölgesinde mal sahibi olmanın ölü yatırıma dönüşme ihtimali oldukça düşüktür.
Aralık 2013

Resul Ben, bir soruya yanıt verdi.

Emin otomotiv ve eminevim firmalarının imece usulü ile otomobil ve konut edinmek isteyenlere sunduğu sistem hakkında neler düşünüyorsunuz?

Ben bu sisteme dahil oldum aslında. Bana cazip geldi ama işin içine Haram-Helal girince bir çok kişi cevaplarken düşünüyor. Acabalar var hep.
Kasım 2013

Ahmet Avcı, bir soruya yanıt verdi.

Mortgage ile konut kredisinin farkı nedir?

İkisinin aslında birbiriyle alakası yoktur. Ülkemizde biraz farklı bir başlangıç versiyonu uygulanmaya başlandı.

Mortgage sistemi aslında daha karmaşık ve sürekli değişken olabilen yaratılan derinlikle bir türev sistem, basitçe ifade etmek gerekirse; ipoteğin tekrar kıymete dönüştürülerek işlem görmesi ve değerinin oluşması, ipoteklerin kaynak olarak gösterilip tekrar bu teminatlara istinaden krediye dönüşmesi, -türev, ve bunu sağlamak için de devletin başlangıçta piyasaya tahville kaynak sağlaması.

Ancak baz alınacak bir endekse dayanan, borsa gibi sürekli bir değerleme olduğundan, ipotekli malın hemen kıymetlendirilebileceği bir emsal piyasa değeri oluşmalı.

Milliyet ten Ufuk Uras' ın Ayşe Teyze anlatımını yapıştırayım iyisimi;


Bugünlerde Ayşe Hanım Teyzemi sık sık görür oldum. Dün de "Mortgage nedir, ne işe yarayacak, bana bir yararı olacak mı? "diyerek beni sorguya çekti.

"Ayşe Hanım Teyzeciğim" dedim, "Mortgage, yabancı dilde, ipotek anlamına geliyor. Bizde "mortgage kanunu" çıkaracaklar, bunun Türkçesi "ipotekli kredi" kanunu. Bu kanun ile önce ipotek işlemini yapmak, borcunu ödemeyenin ipotekli malını kolaylıkla ve kısa sürede satıp paraya çevirmek kolaylaştırılacak. Sonra da, ipotek karşılığı gayrimenkul kredisi verecek bankalara uzun vadeli para kaynağı yaratacak bir sistem kurulacak. "

Ayşe Hanım Teyzem, "Teker teker anlat da daha iyi anlayayım" dedi.
Anlattım: "Bugün ipotek karşılığı kredi alanlar borçlarını ödemediğinde, alacaklı olanın ipotekli gayrimenkulü sattırarak nakde çevirmesi çok güç ve zaman alıyor. Mahkeme kararını uygulatmak kolay değil. Bu nedenle ipotekli kredi verecek olanlar çekiniyor. Kanunla bu konuda yeni düzenleme getiriliyor.

Krediler ucuzlayacak mı?

Her isteyene ipotekli kredi verilebilmesi için kaynağa, daha doğrusu paraya ihtiyaç var. Bankaların kredi kaynakları sınırlı. İpotekli Kredi Kanunu, ipotekli krediler için, uzun vadeli ek bir para kaynağı yaratma düzeni kuracak. Bankalar verdikleri ipotekli krediler karşılığı aldıkları borç senetlerini karşılık göstererek "Varlığa Dayalı Menkul Kıymet" çıkaracak. Açık anlatımıyla, müşterilerinin ipotek senetlerini karşılık göstererek tahvil çıkaracak. Bu tahvilleri satacak. Bunlarla da daha çok müşteriye "ipotekli kredi" verecek. "


Ayşe Hanım Teyzem heyecanlandı: "Konut kredileri ucuzlayacak. Herkes kira öder gibi ev alacak değil mi? " dedi. "Ayşe Hanım Teyzeciğim" dedim. "Bu sistemi, konut kredisini ucuzlatmaz. Bir miktar pahalı hale getirir. Sadece faiz yükünü kaldırabilecek olanların kolaylıkla konut kredisi almalarını sağlar. "

Faiz ucuzlamayacak

Ayşe Hanım Teyzem itiraz etti: "Herkes kredi ucuzlayacak diyor, sen artacak diyorsun" dedi. Anlattım: "İpotekli konut kredisi vermek için, bankalar 5-10-20 yıllık tahvil çıkaracak. Bu tahvilleri satacak. Tahvilleri alacak olanlar iki şeye bakacak: Vadesi ne kadar uzun, faizi ne? Hazinemiz şimdilerde yüzde 20'ler dolayında faizle tahvil bono satabiliyor. Tabii ki bu faizler ileride düşebilir. Ama bugünkü şartlarda, 5-10-20 yıl vadeli tahvil yüzde kaç faizle satılabilir ki, buradan gelecek parayla ucuz ipotek kredisi verilebilsin?


Bu kredinin yaygın uygulandığı ABD'de (kabaca) 5 yıl vadeli mevduat sertifikası faizleri yüzde 5, uzun vadeli Hazine tahvili faizi yüzde 4. 5 iken, ipotekli kredi karşılığı çıkarılan tahviller yüzde 5. 5 dan satılıyor.

İpotekli Kredi Karşılığı çıkarılan tahvillerle toplanan para da konut kredisi alacaklara yüzde 6. 0-6. 5 faiz ile veriliyor. Açık anlatımıyla, ipotekli kredi karşılığı çıkarılacak tahvillerin faizinin Hazine tahvilinin üzerinde olması, ipotekli konut kredisi faizinin de ipotekli kredi karşılığı çıkarılacak tahvil faizinin üzerinde olması şart. Sistem böyle işliyor.

Vergi teşviki yok

Ayşe Hanım Teyzem " Amerika'da, mortgage taksiti vergiden düşülüyormuş. Bedavaya geliyormuş? Bizde de böyle mi olacak? " diye sordu. Anlattım. "Amerika'da herkes gelir beyannamesi dolduruyor. Bizde çok kimse doğrudan gelir vergisi beyannamesi vermiyor, çok az bordrolu var. Kaldı ki Maliye vergi kaybını göze alamaz. IMF de izin vermez. "
Ayşe Hanım Teyzem sordu: "O halde bu kanun ne verecek? " "Moral verecek teyzeciğim" dedim.

"Seçim öncesi ülkenin morale ihtiyacı var. Bu kanunun kısa dönemde tek yararı, ödenmeyen ipotekli kredilerde gayrimenkulün satışını kolaylaştırması olacak. Bankalarımız, kendi kaynaklarından kredi veriyor. Kaynakları şimdilik yeterli. İpotekli kredi için tahvil çıkarmalarına gerek yok. Çıkarsalar da uzun vadeli tahvilleri satmaları güç. Hem de tahvil çıkardıklarında ipotekli kredi faizleri ucuzlamayacak daha da artacak. "

Ayşe Hanım Teyzemin yüzü asıldı: "Ben de kanun çıkacak. Krediler ucuzlayacak. Bizim toruna bir ev satın alırım. O büyüyene kadar kira ile borcu ödenir. Torun havadan ev sahibi olur sanıyordum" diye söylenerek uzaklaştı.


2007 Mortgage Krizini kendisine has üslupla anlatan bir ekşi sözlük yazarı var; çok güzel, buraya alıntılamazsam kahrolurum:)

konunun teknik yonune dogal olarak yakin olmayan pek cok insanin aklina "amerikalilar ev taksitlerini odemiyorlar diye bizim paramiz neden deger kaybediyor, faizlerimiz artiyor, dunya krize giriyor" sorusunu du$uren olgudur; hemen giri$elim:

efendim sozlukteki muhtelif finanssever arkada$larin degindigi gibi abd'de satilan kimi evlerin mortgage taksitleri degi$ken faizli odenmekte sahiplerince. Ev faizleri greenspan devrinde %4'lerdeyken giderek artan faizle odemeyi kabullenmi$ ve cillop otesi evlere konmu$ bir takim amerikanyalilar; faizler %8lerin uzerine gittiginde taksitlerini odeyemezler (1- verilen rakamlar para piyasasindaki liborlarin yakla$ik %3 ustunde bulunan temel tuketici kredi faizleri yani prime ratelerdir. 2- prime rate odeyen saglam adamlara gore riskli bu arkada$lara verilen kredilere subprime mortgage deniyor, olayin adi da subprime lending)

subprime'cilara bir de "gelir belgem, kafa kagidim yok : / benim faizi yukselt de ver emmi" diyen ev taliplilerinin (alt a deniyor bu riskli kredilere; yani riskleri nedeniyle a reytingini alamayan; alternatif-a*) ve bunlara pa$a pa$a kredi veren aracilarin katilmasi; konunun ciki$ noktasini olu$turur; ama ozu bu degildir. subprime mortgage denen yuksek riskli kredileri ve alt a'leri alan ve odeme guclugune (delinquency) du$en adam sayisi sistemde %3-4'ten cok degildir. Kalan %90 kusurluk ev sahipleri taksitlerini aslanlar gibi odemektedirler halihazirda.

eee nerde bu firtinanin kelebegi diyebilirsiniz. Zira bu ev kredileri ba$ka yerlere forwardlanmi$ olmasa, krediyi veren $irketler tamamen batsa etki fazla buyuk olmayacaktir. Ve hatta o $irketler de batmayacaklar idi zirahedging denen bi $ey var dunyada. Ammaaa, gozunu hirs burumu$ ben ve cinsiyatimdaki finans insanlari "ulem her i$e el attik $u emlak piyasasini para piyasasina sokamadik, 30 yillik krediyi nasil yapar da kisa vadeli enstrumana ceviririz? " diye du$une du$une yolunu bulmu$ ve kocaman bir lahananin gobegini olu$turmu$tur.

i$bu mortgage loan'lari veren sati$cilar bu kredileri merkezi emlak broker $irketlerine; onlar da yuksek ratingli babalara (lehman brothers, bnp gibi triple a gecinen conglomeratelar, guvenilirlikleri nedeniyle urettikleri mallari alan cok olur) satarlar. Bu babalar bu uzun vadeli kredilerle rmbs uretir ve hatta bunlari da alip bonolarla birle$tirip collateralized debt obligation'a (cdo) cevirirler. Sonra da bu pandoranin kutusunun yandan yemi$i olan yatirim araclarini piyasaya surerek yuksek faiz arayan hedge fundlarin agzinin suyunu akitirlar. hedge fundlar "ahan da guvenilir bir baba yuksek faizli enstruman uretmi$ alalim" diye bunlara atlar. Bu hedge fundlar $ans eseri(!) o kredileri hedge'leyen emlakci/bankalarin guvenligini saglayan credit default swaplari (cds) satanlar (garantileyenler) olmasin mi! Orda da yuksek faiz arar bu fund'cilar.

neden boyle? Cunku triple a guvenligini isteyen adam du$uk faizi kabullenmi$tir yillar boyu. $imdi en muhafazakari bile (pension'lar) yuksek faiz derdine du$mu$. Sen cikip bunlara "ben triple a'yim, ve sana %20 getiri $ansi veriyorum bununla" diyorsun. Adamlar icinde ne oldugunu bilmedikleri cdolari ve hatta cdo square'leri, cdo cube'lari kapi$iyor. İyi de bunlarin icinde ne var bak bi hele? Adam sana anapara garantisi vermiyor ki? "triple a batmaz ki canikom" diyorsun ama o adamin hisse senedini degil, dannn diye gumdurdeyebilen cdolarini aliyorsun. Bu araclari onlar sadece birle$tiriyor; iclerine kafalarina gore en riskli ev kredilerini de koyuyor. Yuksek risk almadan yuksek faiz kazanilamayacagini kafasina kaziyamayan, kendinimarket beater sanan pek coklari da bunu yutuyor.

eh ne oldu yani $imdi? Enflasyon derdiyle faiz arttiran merkez bankacilar piyasayi guzelce daraltip da (liquidity squeeze) birkac taksit odenmeyince; triple a'den alinan o cdolarin korumali bolgelerinde (first tier/tranche) olmayan; yani toxic waste diye nitelenen ve ufacik hasari delicesine suratinda hisseden alttaki tran$lar fonlarin anaparalarini cokertmeye ba$lar. cds alan amcalar da "paramizi isteruk" diye bagirinca zaten tutu$mu$ olan bu fonlar zimba gibi batarlar. credit crunch denen bu olay; market risk veyahut counterparty risk diye bilinen tek di$i kalmi$ canavari hortlatir. Batan krediciler pe$lerinde sadece kendi evrenlerini degil; once tahvil/bono, sonra borsa en son olarak da para piyasasini suruklerler.

bu suruklenme nasil mi olur? $oyle: kredi piyasasinda cds alicisi cikmaz. Paralarini cekmeye cali$an adamlar nerden donsek kardir diyip acaip yukseltirler spreadleri. Risklerin arttigini goren adamlar amerik/avrupa bonolari di$indaki kagitlardan cikar. Dolar degerlenir. Carry trade'ler kapanir. Borsalar ekonomik yava$lama ve illikidite korkusundan cakilir. Para piyasasinda batan fon/bankalara anapara kaptirmak istemeyen fon sahipleri guzelce faiz odeyen adamlar yerine merkez bankalarina goturur. Siki$an para piyasasi yuzunden kisa vadeli faizler co$ar. İ$te bu bir dolu asset class arasindaki salgina gavurcada spill-over effect deniyor. splash damage'in yandan yemi$i yani.

eh buraya kadar tamam ama halen bizi neden etkiler buu?? Derseniz, ve hatta bunu akp'yle vesairle bagda$tirirsaniz koca bir "yok artikkk" diyesim gelir size. Konunun ne politik ne uremik hicbir alakasi yoktur, olamaz da.

2001'den beri tum dunya piyasalari her yil artida mi? Evet. emerging marketlar rekor ustune rekor para degerlenmelerine ve borsa bullishness'ina tabi degil mi? O da evet. Niye? Dunyada para bollugu yuksek boyutlara cikti. Yuksek getiri pe$indeki pension fundlar, pension'larin kasasi hedge fundlar, hedge'lerin kankasi private equityler, bunlarin hepsine para yagdiran sovereignler (en ba$ta dubai ve cin'deki biraderler) ... Para sacti, piyasalari azdirdi. Yavruyu urkutmeden balon $i$irme ustadi olan alan greenspan'i ilah bellemi$ merkez bankalari du$uk faizlerle her tur finansal yatirima gaz verdi. Yilda %20 dolar faizi kazanmak varken kim projeyle, yatirimla, uretimle ugra$ir?? Turkler bunu iyi hatirlar, hah i$te bu global bazda olani.

$imdi, yuksek riskleri alan adamlar tum bu para bollugunu bitirip de sistemden cekilince, ne bono kalir, ne emerging'lerdeki carry tradeler, ne de ba$ka bir $i$kinlik. Dogrudur dunya ekonomisi halen guzel buyuyor amerika'ya ragmen. Ama o balon gereginden fazlaca $i$irildi son 2 yilda. Mars'a gidemeyen bi irk kendini ortalama %5/yil geli$tirirken, bunun parasal kar$iligi olarak yilda enflasyondan arindirilmi$ bir %50 borsa kazanci uretir mi yav, insaf? Uretim hizin %5 artsin ama borsa %60 net. Yok oyle bi olay.

uzun oldu ama $u son 6 ayin kaba bir ozeti budur a dostlar. konuyla ilgilenenleri yonlendirmek icin de bolca gavurca deyim kullandim kizmayin emi, aksi halde gene de caniniz saolsun. ---------------------------------------------------------------------------


: )
Ekim 2013

Bayram Tekçe, bir soruya yanıt verdi.

Mortgage ile konut kredisinin farkı nedir?

Serdar kısa ve öz yanıtlamış. Fark yok. Konut Kredisinin trend ismi Mortgage'dır.
Mayıs 2013

Turan Söylemez, bir soruya yanıt verdi.

Son yapılan konut projelerinden sizce hangisi en avantajlı?

Mutlu İnşaat Pashador
mutluinsaat.com.tr/sp/konut-projeleri/pashador
Emlak

Mutlu İnşaat, Mes Turkuaz ve Bauman tarafından hayata geçirilen Pashador projesinde 1+1'den 4+1 loft dairelere kadar farklı konut tipleri bulunuyor.
Metrobüs ve metro ulaşımına yakın konumda bulunan Pashadora projesi Murat Mahallesi, Rami Kışla Caddesi'nde yapılıyor. Projede teslimlerin 24 ayda yapılması planlanıyor.
Pashador Bayrampaşa projesinde 1 oda 1 salon konutlar 226 bin TL ile 273 bin TL, 2 oda 1 salon konutlar 300 bin TL ile 604 bin TL, 3 oda 1 salon konutlar 515 bin TL ile 747 bin TL, 4 oda 1 salon konutlar 632 bin TL ile 655 bin TL arasında değişen fiyatlarla alıcılara sunuluyor.
Pashador'da 1+1 konutlar 70 metrekare ila 76 metrekare, 2+1 konutlar 94 metrekare ila 143 metrekare, 3+1 konutlar 130 metrekare ila 170 metrekare büyüklüğe sahip.
V şeklinde tasarlanan tek bloktan meydana gelen Pashadora projesinde geniş yeşil alanları, kapalı otopark alanları, yürüyüş ve dinlenme alanları, spor kompleksi, çocuk oyun alanları, basketbol sahası mevcut durumda.
Mayıs 2013

Gündüz Ayar, bir soruya yanıt verdi.

Son yapılan konut projelerinden sizce hangisi en avantajlı?

Kiptaş Viaport Venezia
kiptas.com.tr/tr/projelerimiz/devam-eden-projeler/viaport-ve...

TEM Otoyolu’nun hemen yanında, Eski Edirne Asfaltı üzerinde, Habipler-Topkapı tramvay hattının yanı başında olan proje, ulaşım noktasında avantaj sunuyor. Proje aynı zamanda yeni yapılacak Mecidiyeköy-Havalimanı arası metro hattından direkt bağlantı alıyor.
  • Alışveriş ve Eğlence Merkezleri
  • Fitness & Spa merkezi
  • Açık & kapalı yüzme havuzu
  • Çocuk oyun alanları
  • Yürüyüş parkurları
  • 24 saat güvenlik
  • Çevre peyzaj uygulaması

Emlak

Emlak
Mayıs 2013

Devrim Güren, bir soruya yanıt verdi.

Son yapılan konut projelerinden sizce hangisi en avantajlı?

Sinpaş GYO'un hayata geçirdiği Liva Turkuaz projesi
  • 1+1, 2+1, 3+1 ve 4+1 konut seçenekleri. Projede, 1+1 daireler 162 bin 300 TL, 2+1 daireler 297 bin TL, 3+1 daireler, 380 bin 200 TL, 4+1 daireler ise 505 bin 500 TL'den satışa sunuluyor.
  • Kasım 2014'te teslim edilmesi planlanan Sultanbeyli Liva Turkuaz'da, 120 aya kadar 0, 72 faiz oranıyla taksit yapılıyor. Yüzde 1 KDV oranının uygulandığı proje, Sabiha Gökçen Havalimanı'na 10 kilometre, Viaport AVM'ye 7 kilometre, Boğaziçi Köprüsü'ne 19 kilometre, Meydan AVM'ye 12 kilometre mesafede yer alıyor.
  • Sinpaş GYO Liva Turkuaz'da Liva Hobi Akademisi, Liva Clup bünyesinde kafa ve vitamin bar, kapalı yüzme havuzu, çocuk yüzme havuzu, tenis kortu, streetball alanı, fitness center, sauna, Türk hamamı ve jakuzi yer alıyor.
sinpasliva.com.tr
Mayıs 2013

Serdar Ardak, bir soruya yanıt verdi.

Mortgage ile konut kredisinin farkı nedir?

Biri türkçe diğeri ingilizcedir o kadar. Rakamlar kafanızı karıştırmasın siz sadece tüm süre zarfında toplam ödeyeceğiz paraya bakın.
Mart 2013

Serkan Aydın, bir soruya yanıt verdi.

Yakın, orta ve uzun dönemde faizler düşer mi? Konut kredisi kullanıp ödeyemeyenlerin oranını biliyor musunuz?

Konut kredisine geçmeden önce bir defa zihinlerden söküp kazımamız gereken çok daha önemli bir konu var ve ekonomi ile ilgilenen herkesin bunu iyice bilmesi gerekir. Dünyadaki para sisteminin çalışma mekanizması sanıldığının aksine mal ve hizmete karşılık basılan banknot para üzerine kurulmamıştır. Bu sistemde para mekanizması, adına Merkez Bankası denen özel şirketin, bastığı her banknotu devlete satarak bundan faiz elde etmesi üzerine kurulmuştur. Yani devlet paranın sahibi değil, kiracısıdır. Bu da soygunun devleti de yuttuğunu ve avucuna aldığını gösterir. Böyle bir mekanizmada piyasadaki toplam fizikel (kağıt) paranın tamamı borçla üretilmiş paradır ve bu paranın artışı tamamen borçlanabilme üzerine kurulmuştur ve gerekli para borçlanabilme üzerine basılır... Yani özetle söylemek gerekirse, bu sistemde BORÇ=PARA yada PARA=BORÇ'tur. Sistemin adı Borca dayalı Para sistemi'dir (Ayrıntılar için internetten şu başlık araştırılabilir 'BDPS/KRS') Bunun manası piyasada borç varsa yeni para üretilir ve faizle devlete ve halka satılır, borç yoksa (borçlu birileri yoksa) yeni para üretilmez ve piyasa para sıkıntısı çeker.
İşte tam bu sırada devreye, Bankaların verdiği adına kredi denen sanal para girer. İnsanlar kredi ile bakkalların veresiye defterlerini birbiriyle aynı işlevde zannederek kredi kullanmaktan çekinmezler. Oysa kredi ile bakkalın veresiye defteri arasında siyahla beyaz kadar fark vardır. Bakkallar, piyasadaki mevcut fiziksel (kağıt yada madeni) para miktarına göre borç yazarlar, daha açıkçası hiç bir bakkal bir ülkenin toplam parasından fazla veresiye yazamaz. Ancak Bankalar daha merkez bankası matbaalarından basılıp piyasaya girmemiş kağıt parayı kredi hilesiyle insanların banka hesabına karşılığı olmayan ve sadece rakamdan ibaret olan bir parayı sanal olarak yatırarak insanları borçlandırırlar. Şöyle düşünün, kredi çekerek daha basılmamış bir kağıt paraya borçlandınız ve o kağıt parada zaten faizli borç olarak devlete satıldığından dolayı böyle bir durumda borç aldığınız paranın faizini matematiksel olarak asla ödeyemezsiniz. Çünkü borç, bileşik faizle uzayda sonsuza kadar gider. Bocun faizini de ödemek için Merkez Bankasından yine para sipariş edersiniz ve gelen para yine faizli olacağı için o paranın da faizini asla ödeyemezsiniz. Bu durumda devlet olarak sonsuza uzanan bir kısır döngünün içinde kıvranıp durursunuz.
İşte konut kredileri, araba kredileri ve kredi kartları ile yapılan alışverişlerin hepsini de bu temel bilgiyi düşünerek ele aldığınızda, insanların kredi kullanmakla aslında daha basılmamış paraya borçlandıklarını aklınıza getirmelisiniz

Konut kredileri de piyasada olmayan paraya karşılık kullanıldığından dolayı, insanları bankalara olan toplam kredi borcu bddk verilerine göre 2013 yılı itibariyle 780 Milyar TL'yi aşmış durumdadır. Oysa Türkiye piyasasındaki toplam fiziksel(kağıt) para miktarı ise 2013 yılı itibariyle sadece 60 milyar TL'dir. Bakınız bankalara olan toplam borç 780 milyardan fazla olduğu halde bu borcu ödemek için gerekli kağıt paranın toplam miktarı topu topu 60 milyar TLdir. Piyasadaki bu 60 milyarTL ile bankalara olan 780 milyar TL borç ödenebilir mi ödememez mi bunu ilk okul çocukları bile anlar. Soygunun büyüklüğünü görmeniz açısından bu iki rakamı verdim.

Konut kredileri gayri resmi bir stratejiye göre bir ülkenin borçlanabilmesi üzerine verilir. Bankalar borç kredi veremezlerse, kendilerinde hesapları olan mudiler paralarını aynı anda çekmeye kalktığında bankalar bu kadar parayı asla ödeyemezler ve iflas ederler. Bankalar bu ödeme darboğazına girmemek için sürekli kredi verecek yeni müşteriler bulmak zorundadırlar. Bunu için insanlara kredi vermenin başka bir yolu da onların birikimleri ile alamayacakları bir malı onlara kredi ile vermektir. Konut kredileri bunu için bulunmuş bir yöntemdir. İnsanlara ne kadar borç verirseniz, sizde faizde bekleyen parası olan müşterilerinizin parasını ödemekte zorlanmazsınız. Bankalar kredi çekmeye gelen müşteriler olmayınca yeni kredi verme yollarına baş vururlar ve konut kredilerinin faizlerini düşürerek ev sahibi olmayı göreceli olarak cazip hale getirirler. Bu durumda kredilerle o ülke borçlandırılır ve finansal olarak bankalara bağımlı hale getirilir. Bakınız Toki denen inşaat kuruluşu, Türkiyede son 10 yılda 500 bin ev yapmıştır. Bu evlerin her biri 100 bin TL olduğunu kabul etsek 100 bin X 500 bin=50 mliyar TL yapar. Yani başka deyişle piyasadaki toplam kağıt paranın 6' da 5'i konut kredilerini ödemek için kullanılıyor. Geri kalan 10 milyar TL de normal alış verişlerde kullanılıyor, Tabi bu miktar hiç bir zaman yetmiyor yetmeyince yine mecburen kredi kartı kullanılıyor. Süreç yine başa dönüyor, devlet yeni para sipariş ediyor, o da faizle veriliyor, faiz halktan vergilerle toplanarak ödeniyor. Konut Kredisini ödemeye çalışan halk vergi artışları ile krediyi ödemek için kullanacağı parayı vergi artışına kaydırıyor ve kredisini ödeyemez duruma geliyor ve hacizler başlıyor. Bakınız sistemi kuranlar nasıl bir hile üzerine kurmuşlar, sistem sürekli borç üretiyor.
Bugün dünya ekonomisi mal ve hizmete göre değil de borç üzerine kurulduğundan dolayı elinde parası olan küresel dev bankalar, bu paralarını faizlerin yüksek olduğu ülkelerde değerlendirmek isteyeceklerdir. Bu yüzden Türkiye onlar için yolunacak kazdır. Çünkü devlet parasını kendi basmayıp bankalardan faizle borç aldığı için artık borcu ödeyemez duruma geldiğinden yeni para kaynakları bulmak zorunda kalarak yabancı sermayeye el açmak zorunda kalmıştır. Sonuç yine değişmeyecek. Çünkü yabancı sermeye de parayı borçla vereceğinden soygun yine devam edecektir. Kısacası önümüzdeki süreçte faizler 2 hatta 3 kat yükselebilir.
Daha fazla

10 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.