Bilmek istediğin her şeye ulaş

Kürt

YÖNLENDİR Kürtler

Nisan 2016

Ali Sinan Demirörs, bir soruya yanıt verdi.

11 subat 1925 Kürt yani Şeyh Said isyanı hakkında detaylı bilgiye nasıl ulaşabilirim?

Üzgünüm ama Türk kaynaklarından -doğrusunu- bulamazsınız. Tarihimiz çok kirli, karmaşık ve yalan/yanlışlarla yazılmış durumda. Maalesef politikayı da ''tarih'' olgusuna alet ettiğimizden doğru bildiğimizi zannettiğimiz pek çok tarihi olay aslında ya hiç yaşanmamış ya da yanlış yazılmış. Bu nedenle The British Council gibi kurumların dijital yayınlarını ve Lord Kinross, David Hotham, Arnold J. Toynbee gibi Türk tarihiyle yakından ilgili tarihçilerin makalelerini tavsiye ederim.
Mart 2016

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Şu üç soruyla uğraşsak? - ÜMİT KIVANÇ - Radikal 1. Ucunda PKK’nin silah bırakması bulunan süreç, yani Dolmabahçe mutabakatı nasıl bir anda geçersiz kılındı? Popüler deyişle: masa nasıl devrildi? Ve niye devrildi? 2. Kürtlere ulusal parlamentoda sahiden temsil edildiklerini hissettirecek bir partinin -şu an için bu HDP’dir- Türkiye siyasî hayatında varolması, silahsız, şiddetsiz yöntemlerle yaygın siyasî faaliyet yürütmesi mi “terörü bitirme” amacına hizmet eder, aksi mi? 3. Kendi içinde Kürtlerle en azından ucunda barışma ihtimalinin gözüktüğü bir yola girmiş, Irak ve Suriye’deki Kürtlerle de dostane ekonomik, siyasî, askerî ilişki içindeki bir Türkiye mi bölgede ve dünyada daha güçlü olur, aksi mi geçerli?

Şu üç soruyla uğraşsak? - ÜMİT KIVANÇ - Radikal

Ağustos 2015

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Türk, Kürt yoktur! Bakın bilim ne diyor...

1132

Alpaslan Türkeş, Devlet Bahçeli gibi “Türkiye bir mozaiktir” söylemine “Ne mozaiği ulan! ” diye çıkışan, “Türkiye Türklerindir” diyenler...
Sinirden havalara zıplamadan önce derin bir nefes alın. Çünkü bu etnik temelli tartışmaların hepsi boş.Bugün Türkiye’de yaşayanlar ne saf Türk, ne Kürt, ne Yunan, ne de Ermeni...
Hepsi ve daha fazlasının karışımı!
Sadece Türkler ve Kürtler için söylemiyorum. Japon’undan Alman’ına hiçbir ırk saf değil. Bilim, 70 bin yıl öncesinde gezegende yaşayan bir insanın (tür: homo sapiens), hepimizin atası olduğunu kanıtladı.
2005’te National Geographic, ‘genom’ projesini başlattı. Nereden geldiğimiz ve Dünya’ya nasıl dağıldığımızı anlamak için gönüllülerden kan örnekleri toplandı. Projenin ilk ayağında 450 bin örneğin DNA analizi yapıldı.
Projeye katılan ve kendi DNA örneğini gönderen Murat Mirza, genomturkiye.com’de araştırmaların sonuçlarını yazdı.
Hepimizin dedesi Afrikalı
“Genetik bilimi hızlı ilerledi, 2007’de insanınoğlunun gen haritası çıkarıldı. Bugün artık milletlerin akrabalık ilişkilerini belirleyecek yeterli bilgiye sahip durumdayız” diyor Mirza.
Bu testlerde, tespit edilmesi daha kolay olduğu için yalnızca erkeklerde bulunan “Y” kromozomu takip ediliyor.
Anne tarafından soyağacını belirlemek için mitokondrial DNA testi gerekiyor. (Y-Kromozomunun görevi cinsiyetin belirlenmesi. Yani erkek çocuk sahibi olmayan erkekler, bu durumdan kendi y-kromozomlarını sorumlu tutmalı.)
İşte bu Y-DNA sonuçlarını geriye doğru takip edince hepimizin atası olan ilk erkeğin bundan 60 ila 80 bin yıl önce Afrika’da,Kenya-Etiyopya civarında yaşadığı ortaya çıktı: “Bugünkü Japon, Alman, Türk, Arap, İngiliz, Kürt, Rus herkesin ortak dedesi bu kişi. Çünkü o tarihte dünyanın başka hiçbir yerinde insan yok.”
Bu ilk erkek ve onun çocukları, ortak genetik özelliklere sahipti. Ancak, bu özellikler zaman içinde değişti. Binlerce yıl süren yolculukla bu insanların torunları, Dünya’nın her yanına göç etti. İşte bu göçlerin sonucu, farklılaşan coğrafya ve iklim şartları insanların genetik yapılarında mutasyonlara yol açtı.
Türkiye bir gen mozaiği
Genom projesinde, Y-kromozomunda meydana gelen her genetik değişim, bir harfle kodlandı ve“haplo grup” (aile klanı) adı verildi. Bilim insanları bu grupları takip ederek genetik değişimlerin dallanarak günümüze nasıl geldiğini tespit etti. (Şema ve gruplar için:genomturkiye.comblog/15-turk-musunuz.html)
Peki, Türkiye’de hangi haplogruplar hakim? Milliyetçiler, Türkçüler için üzgünüm: Türkiye’ye bilimsel olarak bir gen mozaiği!
Avrupa ve Rusya’nın tersine, neredeyse hiçbir haplogrup baskın değil. Türkiye’de, Orta Asya’dan göç eden ataların gen oranı sadece yüzde 2. Bulunan diğer Orta Asya haplogruplarını toplasanız da “Türklük” yüzde 10’u geçmiyor!
Buna karşılık “Bronz Çağı Göçmenleri” olan J2 (Greko-Anadolu, Mezopotamya, Kafkasya) ve J1 (Kafkasya, Mezopotamya, Semitik) ve R1b (İtalo-Kelt, Germen, Hitit, Ermeni) haplogrupları, mozaikte daha baskın.
Başka bir deyişle Orta Asya Türklerinden ziyade Kürt, Ermeni, Kafkas, Avrupalı ve Rum’larla daha yakın akrabayız!
Zaten ne fark eder? Araştırma, bütün Avrupa ve Orta Asya milletlerinin 36 bin yıl önce aynı soydan türediğini gösteriyor.
Ulus devlet yapısı, genetik soyağacına bakınca iyice anlamını yitiriyor. Belki de meseleye artık böyle bakıp, dayanağı olmayan siyasi söylemleri gözden geçirmek lazım.
Nisan 2015

Emine HHOĞLU, bir soruya yanıt verdi.

Son üç günün özeti: Ülkeyi anonim şirket gibi yöneteceğim. Kürt sorunu yoktur. Her Müslüman Türktür. Bu gündem maddeleri hakkında açıklamalarınız nelerdir?

Geçmişte olduğu gibi unutulup gidilecek lakırdılar yorulmaya değmeyecek işler.. Etnik kimlik midir, yada her neyse o konuda bildiğim tek şey "Ey insanlar! Muhakkak ki Biz, sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki, birbirinizi (soyunuzu, babalarınızı) tanıyasınız. Muhakkak ki Allah’ın indinde en çok kerim olanınız (ikram olunanınız, en şerefli olanınız), (ırk ya da soy olarak değil) en çok takva sahibi olanınızdır. Muhakkak ki Allah, en iyi bilen ve haberdar olandır. " (hucurat13) ayetidir. Bundan ötesi kimin işine neyi nasıl yapmak geliyorsa onun yönlendirmesidir.
Ekim 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Temmuz 2014

Engin Ergül   yeni bir  gönderide  bulundu.

PKK Terörü

Türkiye Devleti ve toplumu, 1980'li yılların ikinci yarısı ve 1990'lı yıllar boyunca bir terör örgütünün kanlı saldırılarına hedef olmuştur.

PKK adlı terör örgütü, bazı yabancı devletlerden aldığı destek ve yardımlarla, önceleri yer altı faaliyetleriyle örgütlenme ve silahlanma hazırlıklarını belirli bir düzeye getirdikten sonra, 1984 yılında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Şemdinli'deki garnizon lojmanlarına saldırarak sesini duyurmak ve varlığını kanıtlamak istemiştir. Bu terör örgütünün Şemdinli olayından sonraki eylemleri farklı hedeflere yönelmiştir. Başlangıçta, bölgedeki güvenlik kuvvetlerine birkaç pusu kurmuş, bekledikleri ölçüde sonuç alamayınca ve süratle karşılık görünce bu defa ücra ve ıssız yörelerdeki savunmasız mezra ve köylere saldırılar düzenleyerek Kürt kökenli masum yurttaşları katletmeye başlamıştır. PKK eylemleri daha sonraları karayolu ve demiryolu ulaşım ve haberleşme sistemlerine yöneltilmiş, okullardaki öğretim ve eğitimin durdurulması hedef alınarak ve böylece yurttaşla devlet arasındaki milli bilinç ve inanç bağı kopartılarak halkın Örgüt saflarına çekilmesine çalışılmıştır. Mücadelelerine ekonomik ve psikolojik hedefleri de dahil ederek turistik tesislere, büyük şehirlerdeki alışveriş merkezlerine canice saldırılar düzenlemişlerdir. Böylelikle bir yandan yol açtıkları korku ve dehşetin etkisiyle bölge halkı zorla kendi saflarına çekilmeye çalışılırken, diğer yandan, sansasyonel bir havada dünya kamuoyuna "Kürt davası"nın duyurulması hedeflenmiştir. Batı kamuoyu ve hükümetleri, bu kanlı propagandaya kısmen de olsa kanmış ve kendi ülkelerinde PKK'nın örgütlenmesine ve destek bulmasına göz yummuştur. 1

1987-1999 yıllarında Türk toplumunun hafızasına kazınan PKK terör örgütünün acımasız katliamları ve bu örgütle mücadele için Hükümet tarafından alınan kimi önlemlerin kronolojisi şöyledir:

24 Ocak 1987 günü, Hakkari'de 8 kişi, Mardin'de 7'si çocuk 10 kişi kurşuna dizilmiştir.

Mardin'de Pınarcık Köyü'nde 20 Haziran 1987'de, 16'sı çocuk 30 kişi katletmiştir.

9 Temmuz 1987 günü, Başbakan Turgut Özal, PKK'lılara teslim olmaları çağrısında bulunmuş, fakat, Örgüt bu çağrıya, Mardin'in Peçenek Köyü'nde 16'sı çocuk 31 kişiyi öldürerek karşılık vermiştir.

Hükümet, PKK saldırılarına karşı daha etkin mücadele için, 14 Temmuz 1987 gün ve 285 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Hükümet Olağanüstü Hal Valililiği düzenini başlatmıştır.

29 Mart 1988'de, Siirt'in Yağızoymak Köyü'nde 9 kişi öldürülmüştür.

4 Mayıs 1988'de, Uludere'de PKK tarafından kaçırılan 8 kişiden 6'sı kurşuna dizilmiştir.

6 Eylül 1988'de, Erzincan-Derealan'da PKK, bir askeri devriyenin 9 mensubunu şehit etmiştir.

25 Kasım 1989'da, Yüksekova'da 13 çocuk, 6 kadın ve 1 Köy Korucusu PKK'lılarca öldürülmüştür.

22 Mart 1990'da Elazığ'da 7'si mühendis 9 kişi PKK'lılarca öldürülmüştür.

2 Nisan 1990 günü Çankaya Köşkü'nde, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın daveti ile Başbakan Yıldırım Akbulut ve muhalefet liderleri Erdal İnönü ve Süleyman Demirel'in katıldıkları "terör zirvesi" yapılmıştır.

10 Mayıs 1990'da, "Şiddet Olaylarının Yaygınlaşması ve Kamu Düzeninin Ciddi Şekilde Bozulması Sebebine Dayalı Olağanüstü Halin Devamı Süresince Alınacak İlave Tedbirlere İlişkin 424 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname" yayınlanmıştır.

28 Nisan 1991 günü, Bingöl'ün Solhan ilçesine yapılan baskında Kaymakam, Savcı ve Orman İşletmesi Müdürü PKK tarafından öldürülmüştür.

7 Ekim 1991 günü, Çukurca'da pusuya düşürülen 11 Jandarma eri PKK'lılarca şehit edilmiştir.

25 Ekim'de yine Çukurca'da bir askeri karakolu basan PKK, 17 eri; 25 Aralık günü de bir karakol baskınında 9 eri şehit etmiştir. Aynı gün, İstanbul'da bir mağazaya atılan bombayla 11 kişi öldürülmüştür.

20 Ocak 1992'de PKK'ya yönelik geniş kapsamlı bir askeri harekat başlatılmıştır.

23 Ocak 1992'de PKK'nın askeri kanadı ERNK tarafından yapılan açıklamada sürgünde bir Kürt Parlamentosu oluşturulacağı ve uzun vadeli amaçlarının Türkiye'de bir Türk-Kürt Federasyonu kurmak olduğu açıklanmıştır.

25 Ocak 1992'de, İstanbul'da Galleria ve Kapalı Çarşı'da patlamalarda 1 kişi ölmüş, 16 kişi yaralanmıştır. Patlamaları PKK üstlenmiştir.

21 Mart 1992'de Güneydoğu'daki Nevruz gösterilerinde çıkan olaylarda 57 kişi ölmüştür.

26 Mart 1992, Almanya, Türkiye'nin Kürtlere savaş açtığı iddiasıyla Türkiye'ye silah satışını durdurduğunu açıklamıştır.

30 Ağustos 1992, İran sınırından Türkiye'ye giren kalabalık bir PKK grubu, Alan Sınır Karakolu'na saldırmış; 100 PKK militanı öldürülmüş; 10 güvenlik görevlisi şehit olmuştur.

11 Eylül 1992, Batman'ın Sason ilçesinde petrol dolum tesislerini basan PKK'lılar, 3 mühendisi öldürmüş ve dolum tesislerini ateşe vermiştir.

16 Ekim 1992'de, Türk Silahlı Kuvvetleri, PKK ile mücadelenin bir devamı olarak Kuzey Irak'ta bir ay süreyle büyük bir askeri operasyon başlatmıştır.

10 Kasım 1992 günü, Diyarbakır'ın Hani ilçesine baskın düzenleyen PKK, 12 kişiyi öldürmüştür.

3 Temmuz 1993, Mardin'in Dargeçit ilçesine baskın yapan PKK, 16 askeri şehit etmiştir.

6 Temmuz 1993, Erzincan, Başbağlar Köyü'ne baskın yapan PKK, 28 kişiyi öldürmüştür.

1 Ağustos 1993, PKK'nın çeşitli yerlerdeki baskınlarında 17 asker şehit edilmiştir.

22 Ekim 1993, Diyarbakır'ın Lice ilçesine bir gece baskını düzenleyen 500 PKK militanı, kamu binalarını kurşun ateşine tutmuştur. Diyarbakır Bölge Jandarma Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın çatışmada şehit olmuştur.

25 Ekim 1993, Erzurum'da bir beldeyi basan PKK 35 kişiyi öldürmüştür.

14 Ocak 1994, PKK tarafından bazı şehirlerarası otobüslere konan bombalar 3 kişinin ölümüne, 17 kişinin yaralanmasına neden olmuştur.

5 Kasım 1994, Mardin yakınında bir öğretmen minibüsünü çeviren PKK, 4 öğretmeni kurşuna dizmiştir.

30 Mart 1995, PKK'nın yayın organı MED-TV İngiltere'den uydu aracılığıyla faaliyetine başlamıştır.

16 Ocak 1996, Şırnak-Güçlükonak'ta minibüs taranmış 11 kişi öldürülmüştür.

6 Nisan 1996, Güneydoğu'da gerçekleştirilen operasyonlarda, 104 PKK'lı öldürülmüş, 27 asker şehit olmuştur.

20 Nisan 1996, Bingöl'de PKK tarafından düzenlenen bir karakol baskınında 3 asker şehit olmuş, 18 PKK militanı öldürülmüştür.

15 Haziran 1996, Türk Silahlı Kuvvetleri, Kuzey Irak'ta bir askeri operasyon düzenlemiş; 147 PKK'lı öldürülmüştür.

30 Haziran 1996, Tunceli'de yapılan bir törende PKK militanı bir kadın intihar eyleminde bulunmuş; eylemci kadın ve 6 asker şehit olmuştur.

14 Ocak 1997, Ankara'da Kuzey Irak'ta Barzani ile Talabani arasında barışı sağlamaya yönelik 3. Kuzey Irak Zirvesi yapılmıştır.

4 Haziran 1997, Kuzey Irak'ta Türk Silahlı Kuvvetlerine ait bir helikopter PKK'lılarca füzelerle düşürülmüştür. 29 Mayıs günü de aynı bölgede bir başka helikopter düşürülmüştü. Bu iki olayda toplam 12 subay ve astsubay ile 1 er şehit olmuştur.

27 Temmuz 1997, PKK'nın Bodrum'a yolladığı bir kadın militan, bombalı eyleme hazırlanırken parçalanarak ölmüştür.

9 Temmuz 1998, Mısır Çarşısı girişindeki patlamada 7 kişi ölmüş, 100'den fazla kişi yaralanmıştır.

19 Ekim 1998, Suriye'yi terke mecbur kalan Abdullah Öcalan, uçakla gittiği Roma Havaalanı'nda İtalyan polisi tarafından gözaltına alınmıştır.

21 Ekim 1998, Adana'da imzalanan "Türkiye-Suriye Antlaşması" ile Suriye 20 yıldır PKK'ya verdiği desteği çekme taahhüdü altına girmiştir.

15 Kasım 1998, Türkiye, Abdullah Öcalan'ı iade etmeyen İtalya'ya karşı ekonomik boykota başlamıştır.

4 Şubat 1999, Cumhurbaşkanlığında yapılan toplantıda Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye getirilmesi kararı alınmıştır. 16 Şubat 1999, Abdullah Öcalan Kenya'nın başkenti Nairobi'den Türk Güvenlik Kuvvetlerince alınıp uçakla Türkiye'ye getirilmiştir. Öcalan'ın, İtalya'dan ayrılışından sonra Yunanistan'a gittiği, oradan Nairobi'de Yunanistan Elçiliği'nde iki hafta süreyle misafir edildiğinin açıklanması gerek Türkiye, gerek Yunanistan'da büyük yankı uyandırmıştır.

5 Mart 1999, Çankırı Valisi Ayhan Çevik'e yönelik bombalı-silahlı saldırıda 3 kişi ölmüş, 10 kişi yaralanmıştır.

13 Mart 1999, Göztepe'de Mavi Çarşı'ya atılan bomba sonucu çıkan yangında 13 kişi ölmüştür.

Genelkurmay Eski Başkanı Orgeneral Necip Torumtay'ın aktardığına göre PKK eylemlerinin görülebilen sonuçları şunlar olmuştur:

⦁ Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da genel olarak bir güvenlik sorunu ortaya çıkmıştır.
⦁ Bu bölgelerde yaşayan Kürt kökenli yurttaşlar, PKK'nın önemli bir hedefi olarak can kaybına uğramış ve bir kısmı yerlerini terk ederek Batı Anadolu'daki büyük yerleşim merkezlerine göç etmişlerdir.
⦁ Yöre halkının bir kısım aileleri de bazı gençlerin zorla veya kandırılarak PKK saflarına geçmiş olmaları nedeniyle, terör örgütü ile Devlet güçleri arasında bir tercih yapmak zorunda bırakılmışlardır.
⦁ Yöre halkı yasal siyasi hakları konusunda yanlış bilgilendirilerek ve tahrik edilerek Devlet aleyhine yönlendirilmeye çalışılmıştır.
⦁ Bölge ve dolayısıyla ülke ekonomisi, öncelikle hayvancılık ve tarım, sınır ticareti ve zorunlu göçlerin neden olduğu yardımlar ve konut sorunlarının çözümü için yapılmakta olan ilave masraflarla ağır yük altına girmiştir.
⦁ İlk ve orta eğitim ve öğretim aksamıştır.
⦁ Karayolu ve bir süre için de demiryolu ulaşımı aksamıştır.
⦁ Bölgede can güvenliği olmadığı için geçici bir süre yabancı turistlerin gelişlerinde bir azalma olmuştur.
⦁ Yaygın terör eylemleri büyük oranda Türk Silahlı Kuvvetlerini meşgul etmiş ve askeri harekat masrafları artmıştır. 2

1984-2001 yıllarında Türkiye Devleti PKK terör örgütüne karşı mücadelesinde 272 subay, 251 astsubay, 308 uzman erbaş, 3607 er olmak üzere toplam 4438 şehit verilmiştir. Bütün rütbelerden yaralı toplamı 9672'dir.

Bu dönemde olay ve kayıp sayısı en yüksek olan yıl, 1994'tür.

1992-1997 arasında olaylar ve kayıplar diğer yıllara göre oldukça yüksek rakamlara ulaşmıştır.

Türk Silahlı Kuvvetleri dışında, PKK terör örgütü ile mücadelede görev alanlardan 1984-2001 yılları arasında 173 polis, 1262 geçici güvenlik görevlisi olmak üzere toplam 1435 şehit verilmiştir; yaralı toplamı 2337'dir.

Olaylarda 5415 sivil yurttaş yaşamını yitirmiş; 6068 yurttaş yaralanmıştır.

1984-2001 yıllarında PKK'nın kayıpları 32.451 ölü, 814 yaralı, 9084 sağ, 2555 teslim toplam 44.904'tür.

Kaynakça;

1 Necip Torumtay, Değişen Stratejilerin Odağında Türkiye, s. 227 vd.
2 Necip Torumtay, Değişen Stratejilerin Odağında Türkiye, s. 233.

-Sadık Yaşar
4557
Temmuz 2014

Engin Ergül   yeni bir  gönderide  bulundu.

Temmuz 2014

Engin Ergül   yeni bir  gönderide  bulundu.

Eylül 2013

Halil İbrahim Hazır, bir soruya yanıt verdi.

Güneydoğu'da bir Kürdistan devleti kurulduğunu varsayarsak bu devletin yönetim tarzı, geçim kaynağı ve amacı ne olacak?

Yönetim tarzı eski sovyet benzeri sosyalizm olabilir. Geçim kaynağı petrol ve kaçakçılık. Amacı olmayacaktır. 10 yıl sonra meclisi karar alarak başka bir ülkeye bağlanmak isteyecektir. Tabii olursa.

Biz ilkokulda şanlı tarihimizi öğrendik, devletimizin nasıl kurulduğunu öğrendik. O yapının öğreteceği tarih ne derece doğru olur(du)?
Temmuz 2013

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Güneydoğu'da bir Kürdistan devleti kurulduğunu varsayarsak bu devletin yönetim tarzı, geçim kaynağı ve amacı ne olacak?

Öyle bir devlet kurulduğunu varsayarsak, içişlerine karışamayacağımız için yönetim şekli Kürt halkının verdiği karar doğrultusunda olacaktır, şu anki duruma ve yurdumuzda edindikleri devlet kültürünü göz önüne alırsak muhtemelen bizimki gibi diktamsı bir demokratik cumhuriyet olacaktır. Ana geçim kaynakları petrol, yer altı cevherleri ve eroin ticareti olabilir. Dikkat o devlet ve asıl büyük tüketici olan Avrupa arasındaki devletlerin bu tarz geliri günlük tüketim ve fiyat artamayacağı için bu durumda yarıya düşer. Eroin ticaretini tamamen engelleyebilirler, bu durumda da eroin yolu Rusya'ya kayar ve aradaki devletlerin hiçbiri durumdan nemalanamaz. Belki de İsrail gibi çorak topraklarını ıslah eder ve Avrupa için büyük bir tarım ihracatçısı da olabilirler. Devletin amacı da tüm diğer devletlerin amacıyla aynı olur ki devletlerin amacı aynen şirketlerde olduğu gibi süreklilik ve ekonomik kalkınmadır. Kürt devletinin de bundan farklı bir amaç gütmesi düşünülemez.
Temmuz 2013

Redeye, bir soruya yanıt verdi.

Güneydoğu'da bir Kürdistan devleti kurulduğunu varsayarsak bu devletin yönetim tarzı, geçim kaynağı ve amacı ne olacak?

T.C.nin amacı yahut geçim kaynağı nedir diye sorsam ne dersiniz?

Gerçi burada tam teşekküllü bir devlet modellemesinden ziyade özerlik yapılanmasına işaret edildiğini de gözden kaçırmayalım. Hem zaten bırakalım da kendileri de bir takım kararlar versin değil mi? Yoksa yap-işlet-devret modeli mi öngörüyorsunuz?
Daha fazla

6 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.