Bilmek istediğin her şeye ulaş

Liberalizm

İdeoloji

Liberalizm veya özgürlükçülük, bütün bireylerin özgürce yaşaması gerektiğine yönelik inancı belirten değişim temelli bir ideoloji, politika geleneği ve düşünce akımıdır. Toplumları oluşturan bireylerdir, bireylerin mutsuzluğu toplumun mutsuzluğudur. Tarihsel süreç içinde özgürlüğün önünde duran en önemli engel devlet olagelmiştir. Halkın cebindeki paranın haksızca, ülkeyi yönetenlerin kişisel çıkarları uğruna, zor kullanılarak alınması zaman içinde devletin sahip olduğu gücün sınırlandırılması ihtiyacını doğurmuştur. Sürekli arttırılan vergiler, gücü elinde tutan belirli toplulukların diğerleri üzerinde kurduğu mutlak tiranlığın oluşumu ve bunların önlenmesi ancak uzlaşmayla kurulan devlete ait yetkilerin sınırlandırılmasıyla gerçekleşebilir. Tüm yetki halka aittir, onu oluşturan bireylere aittir. Bireylerin özgürlüğü, güvenliği ve mutluluğu önceliktir. Ayrım gözetilmeden devletin bayrağı altında yaşayan tüm bireylerin ihtiyaçları diğerlerini haksızlığa uğratmayacak biçimde karşılanabilmelidir. Özgürlük, yaşama ve mutluluğa erişme hakları vazgeçilemez haklardır. Hiçbir iktidar bireylerin haklarını elinden alamaz, çıkarları uğruna onları köleleştiremez. Özetle liberalizm tüm bu görüşleri bünyesinde barındıran, savunan bir ideolojidir.

Mart 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Bir liberal ne ister? - İhsan Dağı - Zaman

Liberal, özgürlük ister; kendisi ve herkes için... Devletin ve toplumun baskılarından bağımsız insanların kendi tercihleriyle özgürce yaşayabilecekleri bir düzen ister.

Özgürlüğü tehdit etme potansiyeli en yüksek olan ‘örgütlü yapı' sınırlandırılmamış devlettir. Devlet ne kadar denetimsiz ve sınırsız ise bireyler o kadar korunaksız kalır. Aslolan, soyut ve kolektif bir ‘icat' olan devlet değil somut bir ‘varlık' olan insansa devletin gücünün ve işlevlerinin sınırlandırılarak bireyin hizmetine sunulması gerekir.
İnsanların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan bir hukuk rejimi tarafından sınırlandırılan devlettir bir liberalin istediği. Ancak böyle bir devlet özgürlükleri çiğneyen değil koruyan bir devlet olabilir ve de ancak bu niteliğiyle meşruiyet kazanır. Yani, insan haklarını merkeze alan bir anayasa, oturmuş bir hukuk devleti ve güçler ayrımı ilkesi, piyasa ekonomisi ve özgür medya unsurlarıyla ‘liberal demokrasi'den söz ediyoruz...
Sınırlandırılmayan devlet kolektif bir cehennemdir. Böyle bir devletin tepesinde oturanlar tanrısal güçler vehmederler kendilerinde. İstediklerini ‘var' ederler, istemediklerini ‘yok'. Onlara biat, itaat ve hatta iman etmeniz gerekir. Her şeyin ve herkesin devlet otoritesini elinde tutanların elinde ve insafında olduğu bir düzende ne birey kalır, ne bireysel özgürlük.
Bir liberal devletin tarafsız olmasını ister. Devletin meşru yöneticileri tarafsız olmayabilir, kendi toplum vizyonları, ideolojileri, ütopyaları vardır elbette. Ama kendi anlayışlarını kamu kaynaklarını ve devletin zorlayıcı gücünü kullanarak topluma dayatamaz, toplumun ve bireyin farklılık hakkını ortadan kaldırıcı müdahalede bulunamaz.
Bize kendi ‘iyi'sini, kendi ‘doğru'sunu dayatan bir devlet kabul edilemez. İyiler ve doğrular ne tekildir, ne de kimsenin tekelindedir. Fikirlerin serbest piyasasında özgürce rekabet ederler. Kimse kamu kaynaklarını, yani hepimizin ürettiği değerleri kullanarak bizi kendine benzetmeye kalkışamaz.
Dolayısıyla liberaller tektipleştirici, müdahaleci bir devlet ve toplum düzen değil çoğulculuk ister. Bazı kolektif hareketler ve başta devlet homojen bir toplum yaratmaya kalkışabilir. Bu kalkışma kişisel tercihlere dışarıdan bir müdahale olarak bireyin özgürlük ve özerkliği ihlal eder, devletle birey arasında hiyerarşi inşa eder ve bireyi ezer. Liberal, bireysel tercihlere kamusal gücün karışmasına hoşgörüyle bakmaz.
Bir liberal piyasa ekonomisinin eksiksiz işlemesini ister. Mülkiyet hakkının, bireysel tercihlerin ve sınırlı devlet anlayışının gereğidir bu. Piyasa ekonomisi ekonomik faaliyetlerin rasyonelliği ve verimliliği kadar özgürlükler ve tercihler bağlamında da değerlidir. Siyasal otoritenin kaynakları keyfî biçimde yeniden dağıttığı ekonomide bireyle devlet arasında zaten eşitliksiz olan ilişki devlet lehine daha da bozulur.
Bir liberal, seçilmişlerin yönettiği bir ülke ister elbette. Liberal demokrasinin olmazsa olmazıdır bu ilke. O seçilmişlerin de hesap vermesini, kendini hukukla ve yurttaşların haklarıyla sınırlandırmasını, eşitlik ilkesi gereği kamu kaynaklarını destekçilerine peşkeş çekmemesini ister.
Televizyonların yayınlarına, gazetelerin haberlerine karışan, gazete alıp satan, savcı atayan, mahkemenin kararlarını belirlemeye çalışan, kendi icraatlarını denetleyecek Danıştay'a kimin başkan olacağına kendisi karar veren, TV'de kimlerin program yapamayacaklarını belirleyen, muhalif partinin seçim afişlerini astırmayan, ihale bozup ihale dağıtan, yaptığı yasayla yargıyı hükümete bağlayan, internet yasasıyla hükümet sansürünü süreklileştiren, vatandaşı fişleyen, ötekileştiren, sürekli iç düşman imal eden, insanlara kolayca hain yaftası yapıştıran bir liderin ülkesinde liberaller ne yapar?
İtiraz ederler...
Dün, otoriter Kemalizm'e, militarizme ve 28 Şubat'a itiraz etmişlerdi. Mağdurun kimliğinden, inancından, düşüncesinden bağımsız olarak otorite karşısında özgürlükten, ceberut devlet karşısında toplumdan ve bireyin tercihlerinden yana durmuşlardı.
Şimdi de aynı ilkelerle aynı yerde duruyorlar. Devlete karşı toplumu, otoriteye karşı özgürlüğü, zulme karşı adaleti savunuyorlar... Peki, dünün mağdurları? ...



zaman.com.tr/ihsan-dagi/bir-liberal-ne-i... .
Aralık 2013

Goul Chakir Katsapoulos  yeni bir  gönderide  bulundu.

Liberal Feminizm

Bu akım liberal politikalardan beslenerek kadınların temel hak ve özgürlüklerini kullanmasında devlet müdahaleciliğini reddeder ve kadınlarında erkekler kadar bu hakları kullanabilmesi gerektiğini savunur. Kadınlarla erkekler hayatta sorumlulukları eşit bir biçimde paylaşabilmelidir ve kadınlar kendilerini kamusal alandan soyutlamamalıdır. “Kadınlara, ahlaklı bir zevk verici olmayı öğretmek yerine erkeklerle birlikte gereksinimlere boyun eğmeyi öğretin”(Wollstonecraft’tan akt. Saim; 2004; 83–84) . Genel olarak bu akıma mensup düşünürler kadınları zihniyet gelişimi ve eğitimine vurgu yapmaktadırlar. “En iyi yetişmiş kadınlar, kafaları ve ruhları eğitilmiş olanlardır”(Woolf’tan akt. Saim; 2004: 33) . Bunun dışında eleştirel düşünmenin ve sorgulamanın önemini vurgulamışlardır. Dinin ve geleneklerin kadınları kısıtladığını, var oluş alanlarını daralttığını öne sürmektedirler. Liberalist düşüncenin Aydınlanma etkisiyle ortaya çıktığını göz önünde bulunduracak olursak bu iddia pek de şaşırtıcı sayılmaz. Fakat bu akım bundan daha ileri gidememiş ve çok fazla teorik kalmış ve pratik hayatta işlevsellik arz etmemiştir. Kaynak: Liberal Feminizm | Alexandra Dmitrou
Kasım 2013

Emre Kiraz, bir soruya yanıt verdi.

Eylül 2013

Serkan Aydın, bir soruya yanıt verdi.

Liberal siyasi akımlar Türkiye'de neden tutunamamaktadır?

Liberalizmde kontrolsüz özgürlük ve faiz vardır. Bu müslüman Türk halkının kabul etmeyeceği bir şeydir. Fakat libarealizm Türk halkına müslüman görünen AKP eliyle dini özgürlükleri geri verilmesi şartıyla ancak kabul ettirilebilmiştir. Bunun karşılığında müslüman halk dini özgürlüklerini geri almış olması karşılığında başkalarının toplumu rahatsız eden tavırlarına göz yuman ve oy verdiği AKP hükümetinin faizli sisteminde faizini öder hale gelmiştir.
Nisan 2013

Turan Söylemez, bir soruya yanıt verdi.

Modern ve klasik liberalizm arasındaki fark nedir?

Klasik liberalizm, bireysel özgürlük üzerine kurulu ve bu özgürlüklerin korunmasıyla sınırlandırılmış, topluma yüksek oranda avantaj sağlayacak bazı hizmetleri sunan bir devletin olması, geriye kalan tüm fonksiyonların düşürülerek serbest piyasa tarafından karşılanması gerektiğini savunan ideolojidir. Bu ideolojide "Bırakınız yapsınlar, bırakınız gitsinler, bırakınız geçsinler" ("Laissez faire, laissez aller, laissez passer") şeklinde çevrilen ifade savunulur.

Modern liberalizm yani sosyal liberalizm, liberalizmin sosyal adalet içermesi gerektiğini savunan görüştür. İnsanların refah düzeyini artırma, sınıflar arası ekonomik eşitsizliği en asgari düzeye indirme, verginin düşük gelirlilerden yüksek gelirlilere kaydırılması, eğitim-sağlık-altyapı gibi hizmetlerin devlet eliyle yapılması gibi amaçları da içinde barındırır. Klasik liberalizme göre modern liberalizmde devletin etkisi daha çok hissedilir.

Aşağıdaki video bu iki tür arasındaki kıyaslamada yardımcı olacaktır:
Mart 2012

Barış Işın, bir soruya yanıt verdi.

Liberalizmin kurucuları kimlerdir?

Liberalizm

Aslında "kurucu" sıfatıyla net biri olmasada john locke kurucu kabul edilir.

5 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.