Bilmek istediğin her şeye ulaş

Mahkeme

Mahkeme, taraflar arasındaki hukuki anlaşmazlıkları (davaları) hukukun üstünlüğüne uygun olarak, sivil, cezai ve idari konularda adaleti sağlamak üzere yetkilendirilmiş, toplum yapısına ve kültüre göre değişiklikler gösterebilen bir yargılama formudur. Mahkemeler genellikle bir devlet kurumu şeklinde teşkilatlanır. Dünyada iki tür mahkeme modeli ağır basar. Bunlar Ortak hukuk ve Kara Avrupası hukuk düzeni sistemlerindeki mahkemelerdir. Her iki sistemde de mahkemeler uyuşmazlıkların çözümünde merkezi durumdadır. Bu sistemlerde genellikle tüm vatandaşların iddia veya karşı iddialarını mahkemeye sunabileceklerini kabul eder. Kara Avrupası hukuk sistemi Fransa'daki yargı sistemini temel alır. Ortak hukuk sistemi ise temel olarak İngiltere'deki yargı sistemini almıştır. Kara Avrupası sisteminde savcılık karşısında, savunmayı oluşturan taraf veya vekil iddialarını hakim ya da hakimlerden oluşan bir heyet karşısında sunarlar. Ortak hukuk sisteminde ise iki avukattan oluşan taraflar, iddialarını bir hakimin yönettiği salonda bulunan ve vatandaşlardan oluşan bir jüri heyetine sunarlar. Jüri heyetinin bulunmadığı ancak daha az önemde kabul edilen davalar da bu sistemde tek hakim tarafından görülebilir. Üçüncü model mahkemeler ise şeriat ve fıkıhı temel alır. Bu sistemlerde İslam mezhebine göre mahkemelerin yapısı ve görevi değişebilir.

Ekim 2014

Gökhan Biçer  yeni bir  gönderide  bulundu.

Sanki bu tür olayları bir yerlerden hatırlıyorum. Uğur Mumcu'nun Sakıncalı Piyade eserinden mi, yoksa Aziz Nesin'in hikayelerinden mi? Neden olmasın, zaten Aziz Nesin, Sakıncalı Piyade'ye önsöz yazmadı mı?

MİT, Dink suikasti belgelerinin 'devlet sırrı' olup olmadığına karar veremedi - Türkiye Haberleri - Radikal

Ankara ve İstanbul ile ilgili haberleri mi aramıştınız? MİT, Dink suikasti belgelerinin 'devlet sırrı' olup olmadığına karar veremedi haberi için hemen tıklayın!
Ekim 2014

Suat Köroğlu, bir soruya yanıt verdi.

Adli mahkemeler nelerdir? Adli mahkeme ne demektir?

Adli mahkemelerin görevi en basit haliyle eşitler savaşı olarak tanımlanabilir. Boşanma, miras paylaşımı, alacak verecek anlaşmazlığı vb... Özel hukuk davalarının tümüne yakını adli mahkemelerin görev alanındadır. Bu mahkemelerde karşınızda sizin gibi bir vatandaş, yerine göre eş, hasım vs vardır. Bir idari kurumun da yerine göre özel hukuk davasının tarafı olması söz konusu olabilir. Fakat idarenin eylem ve işlemleri genel kurallar gereği idare hukukuna yani idari yargıya dolayısıyla idare mahkemelerine tabidir
Mayıs 2014

Mustafa Şıvgın, bir soruya yanıt verdi.

Savcı olma süreçleri nelerdir?

İlker Bey'in açıklamalarına bir ilave yapmak gerekirse; savcı soruşturma aşamasında yetkili olmakla beraber, hazırladığı iddianameyi kabul etmek veya reddetmek mahkemenin yani hakimin takdirindedir. Burada istisna olabilecek tek husus, savcıların soruşturma sonucu verdiği takipsizlik kararlarıdır. Bu nedenle avukatlık mesleğinden ayrıldığı söylenebilir.
Bir de adliyelerdeki devlet adına yapılacak satın alma ve adliyelerdeki rutin işler ve bürokratik işler de savcı tarafından yerine getirildiğinden, sanki adliyelerde tüm yetkiler ve üstünlük savcıda gibi bir izlenim uyandırmaktadır.
Mayıs 2014

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Aralık 2013

Ahmet Büyükbaşkan, bir soruya yanıt verdi.

Şahitliği mahkemelerde kabul görmeyen meslek erbabı şehir efsaneleri dışında gerçekten var mıdır?

Emin Degilim ama Bankacılık cagrı merkezide calişmış kişilerin ikna kabiliyeti yüksek oldugundan dolayı en az o sektörde 2 yıl calışmış insanların şahitlik yapamadıgı hakkında bir bilgim var.
Aralık 2013

Tuna Do, bir soruya yanıt verdi.

Şahitliği mahkemelerde kabul görmeyen meslek erbabı şehir efsaneleri dışında gerçekten var mıdır?

Yoktur. Ancak bazı durumlarda bazıları tanıklıktan çekinebilir. Bunlarda kanunda açıkça yazılmıştır.
MADDE 248- (1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilirler:
a) İki taraftan birinin nişanlısı.
b) Evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi iki taraftan birinin eşi.
c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyu.
ç) Taraflardan biri ile arasında evlatlık bağı bulunanlar.
d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi kayın hısımları.
e) Koruyucu aile ve onların çocukları ile koruma altına alınan çocuk.

Tanıklıktan çekinmenin ikinci gurubu, sır nedeniyle tanıklıktan çekinme madde başlığı ile HMK’nın 249/1 maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre kendisinin yapmış olduğu görev nedeniyle, sır olarak bilgi aktarılan kişiler varsa, örneğin doktorlar, meslekleri nedeniyle öğrendikleri bilgiler açısından tanılıktan çekinebilir. Avukatlar da vekil edenlerinin kendilerine aktardığı bilgileri sır olarak saklamakla yükümlüdürler. Ancak bu madde, avukatlar için bir farklı uygulamaya yer vermiştir. Madde metnine göre, eğer sır sahibi açıklanması için izin verirse, avukat tanıklıktan çekinemez
Tanıklıktan çekinmenin üçüncü gurubu “menfaat ihlali nedeniyle tanıklıktan çekinme” madde başlığı ile HMK’nın 250. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin uygulana bilmesi için, menfaat ihlalinin tanığın bizzat kendisinde ya da HMK 248. Maddede gösterilen kişilerde yani kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme hakkı olan kişilerde meydana gelmesi gerekmektedir.
Temmuz 2013

Samet Polat, bir soruya yanıt verdi.

Temmuz 2013

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Haziran 2013

Turan Söylemez, bir soruya yanıt verdi.

AİHM'ye nasıl başvurulur?

Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu, ikincil nitelikte bir yargı yolu olduğundan, başvuruyu yapabilecek kişiler açısından bâzı özellikler ve kısıtlamalar içermektedir. Bireysel başvuru yoluna gidebilecek kişiler şunlardır :
TÜRK VATANDAŞI GERÇEK KİŞİLER : Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan her gerçek kişi, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yoluna gidebilme imkânına sâhiptir. 18 yaşını geçmiş ve tam ehliyetli olan her Türk vatandaşı, kendi irâdesi ile bireysel başvuru sürecini başlatabilir ve yürütebilir. 18 yaşını geçmemiş Türk vatandaşları ise velî ya da vasî aracılığı ile kendilerini temsil ettirmek yolu ile bireysel başvuru sürecini başlatabilir ve sürdürebilir. Herhangi bir nedenden dolayı haklarında kısıtlılık karârı olan kişiler de yasal temsilcileri aracılığı ile bireysel başvuru yoluna gidebilirler.
YABANCI UYRUKLU GERÇEK KİŞİLER : Türk vatandaşı olmayan gerçek kişiler, sâdece yabancılara tanınmış haklar kapsamına dâhil olan konularla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yoluna gidebilirler. Türk vatandaşlarına tanınıp yabancı uyruklu gerçek kişilere tanınmamış haklarla ilgili olarak yabancı uyruklu kişilerin bireysel başvuruda bulunma imkânlatı yoktur.
TÜZEL KİŞİLER : Tüzel kişiler, sâdece tüzel kişiliklerini direkt ilgilendiren konularda Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yoluna gidebilirler. Tüzel kişiler, üyeleri ya da çalışanları adına bireysel ya da toplu başvuruda bulunamazlar. Örneğin; dernekler, sendikalar ya da siyâsî partilerin üyeleri adına toplu ya da bireysel başvuruda bulunma imkânları yoktur.
Bireysel başvurunun konusu ile ilgili delillerin, evrâkın ve benzeri donelerin eksiksiz olarak bireysel başvuru dosyasına eklenmesi gerekmektedir. Bunları şu şekilde sayabiliriz:
  • Başvuran kişiye âit nüfus cüzdanı onaylı fotokopisi ya da geçerli kimlik belgesi
  • Tüzel kişilerin başvurması durumunda, tüzel kişi adına başvuruyu gerçekleştiren kişi için resmî olarak düzenlenmiş olan yetki belgesi
  • Bireysel başvuruya konu olan nihâî karârın ya da işlemin tebellüğ belgesi
  • Bireysel başvuruya dayanak kılınacak belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri
  • Bireysel başvurunun yasal süresi içinde gerçekleştirilememesi durumunda geçerli mâzereti belgeleyen evrâk.
Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru için gereken belgelerin en önemlisi bireysel başvuru formudur. Forma bu adresten de ulaşabilirsiniz.
anayasamahkemesinebasvuru.com/bireysel_basvuru_formu.pdf
Haziran 2013

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Haziran 2013

Batuhan Bulut, bir soruya yanıt verdi.

Türkiye yapılan polis müdahalesi hukuka uygun mudur? Bu müdahale nasıl yargılanabilir?

Türkiye'de son günlerde Gezi Parkı için yapılan müdehaleler kesinlikle hukuka uygun değildir. Polis bir kolluk kuvvetidir. Kolluk kuvvetinin bir görevi, kamu düzeninin sağlanmasıdır. Ancak bir diğer görevi de halkın sağlığına doğal olmayan bir zarar gelmemesidir. Bu sebeple bir görevini bahane edip diğerini çiğneyemez. Bu müdehalenin meşru olduğunu varsaysak dahi, hukukta orantılılık ilkesi vardır. Bu ilkeye göre hukuksuzluğa yapılan müdehale orantılı olmalıdır. Orada insanlar hukuki haklarını kullanmakta ve böyle orantısız bir güce maruz kalmay haketmemektedirler. TCK. m. 256 zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçunu düzenlemiştir. Buna göre: Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Yani polis, aşırı şiddet kullanması dolayısıyla kasten yaralama suçundan sorumlu olacaktır. Kasten yaralama suçunun basit hali TCK. m. 86 f./1'de düzenlenmiştir. Buna göre: Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bir hukuk devletinde, bu maddeler gözetilerek, yetkisini aşan polisler cezalandırılmalıdır. Ancak iç hukuk yollarından bir sonuç alınamazsa mağdurlar, son karardan itibaren 6 ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne giderek haklarını arabilirler.
Daha fazla

36 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.