Bilmek istediğin her şeye ulaş

Mezhep Farklılıkları

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Temmuz 2016

sarmacigara, bir soruya yanıt verdi.

Alevi - Sünni çatışmasının altında yatan sebepler nelerdir?

Burada önceliklea kimin çatışmayı istediği, kimin çatışmayı istemediği, kimin söylediği doğru kimin söylediği yanlış, kim haklı kim haksız tespit etmek lazım. Daha sonra çatışmayı başlatan ve sürdüren taraf acaba, haktan yana olan ve doğru sözlüler mi yoksa batıldan yana olan ve yanlış sözlüler mi karşılaştırıp bakmak lazım.

Kuran, insanları düşünmeye, araştırmaya, haktan yana olmaya davet ediyor.
Nisan 2016

Melek Özaslan, bir soruya yanıt verdi.

Alevi - Sünni çatışmasının altında yatan sebepler nelerdir?

Net bir çatışmanın varlığından söz edilemez, genellikle sünni mezhebinde olan kişiler, alevilere karşı pek doğru bir tutum sergilememektedir. Hoşgörü dininin altındaki mezhebin, diğer mezhepteki insanlara karşı saygılı olmaması da ayrı bir ironidir. Nasıl zorlayabilirsiniz?
Ailemin tayini sebebiyle, ülkemizin uç noktasındaki bir köyde doğdum. Sünni mezhebine mensubum fakat dört farklı mezhebe ait insanların birlik içinde yaşadığı -bana göre en güzel- şehirde büyüdüm. Tabiri caiz ise; diliniz, gelenekleriniz görenekleriniz farklı olsa da unutulmaz yıllarımın içindeki en nadide anılarımdır. Aleviler kadar kendini yetiştiren, sevgi dolu olan kimseler de görmedim. Aslına bakarsak (ailemin de katkısı yadsınamaz) hiçbir ayrımı bilmiyordum fakat son yıllarda hükümet tarafından aşılanan politikaları gördükçe yine tek taraflı bir anlaşmazlığın maksimize edildiği bir gerçek var, oldukça mide bulandırıcı.
Şubat 2016

Ege Akdeniz, bir soruya yanıt verdi.

Alevi - Sünni çatışmasının altında yatan sebepler nelerdir?

Sürü psikolojisi, toplumsal muhakeme yetersizliği. . .
Eylül 2015

Dilara, bir soruya yanıt verdi.

Alevi - Sünni çatışmasının altında yatan sebepler nelerdir?

Alevi Sünni çatışması diye bir şey yoktur. Alevilerin Sünnilere saldırdığı, onların kafasını kestiği vb görülmüş bir şey değildir. Sünnilerin Alevilere karşı bir düşmanlığı vardır, altında da cehalet yatar. Bir insanın aynı dinden insanları din uğruna öldürmesi için oldukça cahil olması gerekir ki Sünnilerin büyük çoğunluğu hayatlarını tek bir kitabı okuyarak geçirdiklerinden o mertebeye erişmiş olarak yaşamaktadırlar. Türkiye'deki son zamanlarda hasıl olan Alevi düşmanlığının ise üç nedeni vardır:
  1. Recep
  2. Tayyip
  3. Erdoğan
Haziran 2014

Ceyhun Çakar, bir soruya yanıt verdi.

En çok şaşırdığım şeylerden birisi bazı toplum mühendislerinin ne olursa olsun mezhep farklılıklarını katarak ülkeleri dağıtabilme yeteneğine sahip olmasıdır. Türkiye, Mısır, Tunus, Fas, Libya vs. hepsi yaprak dökümü gibi nasıl bu kadar çabuk etkilenebiliyor?

Bazı toplum mühendisleri mezhep farklılıklarını kullanarak ülkeleri dağıtabilme yeteneğine sahip değil. Saydığınız bu ülkeler Aydınlanma'nın tam oturmamasından kaynaklı mezhep ve etnisite farklılıklarına aşırı duyarlı. Örneğin, bu müthiş yetenekli kişilerin yetenekleri kendi aralarında işlemiyor. Fransa tarihte Katolik ve Protestanlığın kavşak noktasıdır. Bugün ise Arap ve Türk nufüs nedeniyle İslam popülasyonu ve bunların yanında önemli bir Ateist barındırıyor. Etnisiteler ise Galyalılar (En eski Fransızlar), Frenkler (Fransa'da yaşayan Almanlar), Bretonlar (Fransa'da yaşayan İngiliz kökenliler), İspanyol, katalan veya bask kökenliler, Alsace, Lorein. (Amerika'yı sanırım saymama gerek yok)

Yani sorun mezhep ve etnisite çokluğu değil. Çok söylendiği gibi bu durum ortadoğuya ait özel bşr durumda değil. Ortadoğu toplumları geri kalmış yarı veya tam feodal toplumlar, onlara savaş açacak veya sömürecek olan devletler de bunu biliyor ve bundan yararlanıyor.

Çözüm ise şu anda milletçe hakir gördüğümüz şeyde: Aydınlanma devrimi. Bunu yalnız Türkiye için de söylemiyorum. Tüm ortadoğu için.
Mart 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe insanların boylarının daha uzun olmasının nedeni nedir?

Hahahah, ben de Hakan (@hakkan) üstadınkine benzer bir cevap yazmak için açmıştım burayı. Bence teoride aksaklık var, üstüne sayın @Gizli kullanıcı bir de durumu örnekle açıklamış. Keşke cümle içinde de kullansaymış. "Kutuptaki Eskimolar kızları çok geç adet gördüğü için Arapların iki katı boyundalar" gibi :) Çürük teoriyi desteklerken ben de kullanıcımı gizliye bağlardım. Bunun coğrafyaya nazaran daha çok göçlerle ilgisi olduğu açık. Gerçekte kutuptaki eskimolar neredyse cüceyken, Ekvatora yakın Kenyalılar birer dev.
Temmuz 2013

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Mayıs 2013

Mehmet Volkan Balbay, bir soruya yanıt verdi.

İslam'da dini ibadetlerde mezhep farklılıklarının sebebi nedir?

İslam'ın ana kaynağı olan Kur'an-ı Kerim, Arapça dilinin de imkanları nedeniyle farklı anlamlara gelebilen ve birbirne zıt yorumlanabilecek kelime, cümle ve ayetlerden oluşmaktadır. Günümüzde piyasaya sürülen otuzdan fazla mealin bir çok ayetinde mütercimlerin ihtilaf etmesinin sebebi budur.

Bununla beraber özellikle ibadetler konusunda Kur'an ayetleri, insanların tatmin olacağı kadar açık ve ayrıntılı da değildir. Hadisleri ve rivayet kültürünü savunan müslümanların "hadisler olmasa namazı nasıl kılacağız" itirazı -haklı olarak- bu sebepledir.

İşte, Kur'an-ı Kerim'de var olan bu belirsizlik, çok anlamlılık, farklı yorumlara açıklık, ibadetlerde ayrıntıya girmemesi ve bir de tüm bunların üzerine insanda var olan "kitabına uydurma" uyanıklığı bir araya gelince İslam dünyasının mevcut durumu ortaya çıkmıştır. Bu durum mezheplerin, tarikatların, tasavvuf ekollerinin ve cemaatlerin hızla türemesine neden olmuştur.

Kur'an-ı Kerim'de yer alan bu boşluğu; kimi mezhep, tarikat, tasavvuf ya da cemaat liderleri "nakiller" yani "rivayetler" ile kimileri de "akılla" doldurmaya çalışmıştır.

Hangi yöntem seçilirse seçilsin hepsi "doğrusunu Allah bilir ama..." diyerek sözlerine başlamaktan kendilerini kurtaramamışlardır.

Şimdi dilerseniz basit bir örnekle meseleyi daha anlaşılır hale getirelim.

Konumuz "ABDEST" olsun.

Abdest; Kur'an-ı Kerim'de Maide Suresi 6. ayette bazı önemli ibadetlerin yapılabilme şartı olarak emredilmiş bir ritüeldir:

"Siz ey müminler! Namaz kılacağınız zaman yüzünüzü, ellerinizi ve dirseklere kadar kollarınızı yıkayın ve ellerinizi başınızın üzerine hafifçe sürün ve bileklere kadar ayaklarınızı. Eğer boy abdestini gerektiren bir halde iseniz kendinizi iyice temizleyin..."

Abdest, İslam dünyasının üzerinde ittifak edemediği konuların başında gelir.

İslam dünyasındaki bu ayrılığın birinci sebebi ayetteki belirsizliktir ikinci sebebi ise yoğun rivayet kültürüdür.

Ayetteki belirsizlikten kaynaklanan problem:

Ayette "ayakların" yıkanacağı ya da mesh edileceği -garip bir şekilde- belirtilmemiştir. Bu konu ayette net şekilde belirtilmediği için bazı mezhep ve islami oluşumlar ayakların mesh edilmesinin yeterli olacağına iman ederken bazı mezhep ve islami oluşumlar ise ayakların mutlaka yıkanması gerektiğini iddia ederler.

İşin garip tarafı her iki grupta kendi iddialarını ispat edecek hadislere sahiptir... Bir tarafın hadislerini diğer taraf zayıf ya da yok saymaktadır ancak bu tavır müslümanların bu konudaki parçalanmışlığının önüne geçmemektedir.

Rivayet kültüründen kaynaklanan problem:

1. Ayet salt haliyle okunduğu vakit açık ve net olarak "abdest" ritüelinin "namaz" için şart olduğu anlaşılmaktadır. Bu ayet dışında da Kur'an-ı Kerim'de abdestin geçtiği başka bir ayet yoktur. Buna rağmen rivayet kültürü müslümanları "her an" abdestli gezmeye teşvik eder. Bazı tarikat ve cemaatlerde bu teşvik, mahalle baskısına dönüşür ve abdestli gezmeyenler üzerinde manevi baskı kurulur. Allah kolayı emretmiştir ancak kulları "kraldan çok kralcılık yaparak" dini "herkesin" yaşayabileceği kulvardan çıkartmışlardır. Tabi denebilir ki "bazı grupların yaptığı bir işi neden abartıyorsun?" Diyorum ki: "bu bazı gruplar bulundukları ülkede hakim güç oldukları zaman görüşelim!"

2. Ayet salt haliyle okunduğu zaman abdest almaktaki amacın temizlik "olmadığı" anlaşılmaktadır! Ayette belirtilen yıkanacak uzuvların sıralamasına dikkat ediniz! Önce "yüz" sonra eller sonra baş ve ayaklar. Ellerden önce yüzün yıkanmasını emreden Allah'ın "temizlik" maksadıyla bunu emrettiğini iddia etmek yanlıştır. Zira arıya altıgen petek yapmayı öğreten yaratıcının: "Önce ellerinizi yıkayın, o temiz ellerle de yüzünüzü yıkayıp başınıza da mesh edin. Ardından da ayaklarınızı yıkayın!" diyememesi mümkün mü?

Anlaşılan o ki yaratıcının emrettiği abdestin maksadı "temizlik" kesinlikle değil! Belki manevi bir rahatlama, sudaki oksijen yoluyla bedensel bir şarz olma hedefleniyor olabilir. Makuldür!

Böyle düşünmek makuldür ancak gelin görün ki rivayet kültürü bu basit ve maksadı açık ritüeli "ağız içi, burun içi, kulak içi, kulak arkası, ense, parmak araları" şeklinde "temizlik" ritüeline dönüştürmüş durumdadır.

Sizce de garip değil mi; Allah'ın temizlik maksadı olmamasına rağmen, rivayet kültürünün meseleyi ayrıntıya boğup ritüeli ilahî amacından saptırması?

Denebilir ki "Bunda ne kötülük var! İki işi bir arada hallettirmiş oluyoruz müslümanlara!" Diyorum ki: "Sizin sınırınız nedir? Başka hangi ayetleri anlamından koparttınız ve kopartacaksınız? Allah'ın yerine kendinizi koymaktan ne zaman vazgeçeceksiniz?"

Hayır, bunları "tavsiye "olarak kabul etseler neyse! Bugün bir yerde sadece farzlarına göre abdest alın da, göreceğiniz tepkiyi bir deneyimleyin ! Bakalım neler yaşayacaksınız!
Mayıs 2013

Turan Söylemez, bir soruya yanıt verdi.

İslam'da dini ibadetlerde mezhep farklılıklarının sebebi nedir?

Bu farklılıklar peygamber Hz. Muhammed (SAV)'in bazı ibadetleri icra ederken görülen küçük farklılıklarından kaynaklanır:
"Mesela Hz. Peygamber (a.s.m.) efendimiz namaz kılarken mübarek alınlarına taş batar ve alınları kanar. Hz. Aişe (r.a.) validemiz taşı Peygamber (a.s.m.) efendimizin alnından alarak yere atarlar. Peygamber (a.s.m.) efendimiz yeniden abdest alarak namazlarını kılarlar. Peygamber (a.s.m.) efendimiz yeniden abdest aldıklarına göre abdestleri bozulmuştur. Hanefi mezhebi imamı, İmam Azam Ebu Hanife hazretleri ile Şafii mezhebi imamı, İmam Şafii hazretleri abdesti bozan meseleleri ele alırken bu meseleyi değerlendirirler. İmam-ı Azam hazretleri, “Peygamber (a.s.m.) efendimizin alnına batan taş kan çıkardığı için Resulullah (a.s.m.) efendimiz abdest almıştır” hükmüne varırken; Şafii hazretleri abdestin bozulmasını Hz. Aişe (r.a.) validemizin Peygamber (a.s.m.) efendimizin alnına dokunmasına bağlamıştır. Böylece Hanefi mezhebinde az bir kan abdesti bozan sebeplerden biri olurken, Şafii mezhebinde kadının temasıyla abdestin bozulması kaide olarak benimsenmiştir. Görüldüğü gibi her iki hüküm de doğrudur ve haklı bir gerekçeye dayanmaktadır."
Mart 2013

Hakan, bir soruya yanıt verdi.

Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe insanların boylarının daha uzun olmasının nedeni nedir?

Eskimolar hiç te selvi boylu değil ama :) Şaka bi yana kuzey avrupa ve slav ırkı cidden iri ve uzun insanlar, sanırım History channel de izledim The human diye bir belgesel var dı ve Viking ırkının istilacı yapsına bağlı olarak kuzey avrupa insanlarının bi ırktan geldiğini anlatıyorlardı. Hatta RUS kelimesi Viking dilinde " kayık" demekmiş.
Mart 2013

Fahri Keskin, bir soruya yanıt verdi.

Kasım 2012

Ece Naz Sonat, bir soruya yanıt verdi.

Alevi - Sünni çatışmasının altında yatan sebepler nelerdir?

Bu çatışmanın sebebi çok eskiye dayanıyor.Özetlemek gerekirse önceleri şura ile seçilen halifelik bir anda saltanata dönüştü.İnsanlar 1.Halife Ebubekir ve Hz.Ali taraftarları olarak ikiye ayrıldılar.Böylece savaşlar başladı.

Ekim 2012

Gizli Kullanıcı, bir soruya yanıt verdi.

Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe insanların boylarının daha uzun olmasının nedeni nedir?

Bunu kadınlar üzerinden bir örnekle açıklayabiliriz. Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe kadınlarda adet görme yaşı artıyor yani Arabistan'da bir kız çocuğu 10-11 yaşında ilk adetini görüyorsa Norveç'te ki kız çocuğu 15 yaşında ilk adetini görüyor. Böylece adet görene kadar gelişmesini sürdürüyor. Doğal olarak ekvatora yakın yerlerdeki kız çocukları, kutuplara yakın olanlara nazaran daha kısa boylu oluyorlar. Ayrıca ekvatora yakın olan yerlerde çabuk gelişmenin nedeni daha çok güneş ışığı almada olabilir. Sonuçta gelişmenin iklimlede mutlaka bir ilgisi var.
Daha fazla

3 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.