Bilmek istediğin her şeye ulaş

Moleküler Biyoloji

Biyoloji

YÖNLENDİR moleküler biyoloji

Ağustos 2015

Sezer Çevik, bir soruya yanıt verdi.

Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünün iş imkanları nelerdir?

Moleküler biyoloji ve genetik bölümü mezunlarına ünvan verilmesi ve iş istihdamının sağlanması için destek olabilirsiniz :
1)facebook.com/events/727720140657087/
2)change.org/p/mehmet-m%C3%BCezzino%C4%9F...
Ağustos 2015

Sezer Çevik, bir soruya yanıt verdi.

Moleküler biyolog nasıl olunur? Ülkemizde çalışma alanları nasıldır?

Moleküler biyolog ünvanı üniversiteler ve öğrenciler arasında dolaşan bir kavramdır, resmiyette hala Biyoloji mezunlarına verilen Biyolog ünvanı kullanılmaktadır.facebook.com/groups/1418859048381774/16... grubuna katılarak 08.08.2015 tarihli gönderinin altına yapılan yorumlardan bilgi sahibi olabilirsiniz..

Bunun dışında Moleküler Byoloji ve Genetik bölümü mezunlarının ünvan alması için ve iş alanlarında istihdam sağlanması için destek olabilirsiniz :
1)change.org/p/mehmet-m%C3%BCezzino%C4%9F...
2)facebook.com/events/727720140657087/
Mart 2015

Ahmet Caner Sönmez, bir soruya yanıt verdi.

İnsan domuz mutantının yapıldığı doğru mu?

Bu konu hakkında deneylerin yapıldığına ve insanda çeşitli iç organların yenilenmesi adına "transgenik domuz"dan faydalanılacağının standartları belirlenmekte diye bir duyum almıştım. Hatta laboratuvar üretimi olarak "yedek organ deposu domuzlar" hakkında bir şeyler okuduğumu hatırlıyorum. Ancak tam emin değilim ne derece ilerlediğinden ve araştırmam lâzım. Araştırıp sonuca ulaştırabilirsem cevabı tekrar düzenler ve bilgiler veririm.. O yüzden şimdilik bu kadar. : )
Ek: Bazı kaynaklardan ulaşabildiğim kadarıyla bir ekleme yapmak istiyorum. Kaynaklardan bazılarını yazımın sonunda ekleyeceğim.
Bilimsel araştırmalarda domuz üzerinde insan genlerinin denendiğine dair bazı bilgiler mevcut. Bunu, "Xenotransplantation" denilen, farklı türler arası yapılan organ transferinde doku uyuşmazlığını ortadan kaldırmak için yapıyorlar. Görünüşe bakılırsa bunun domuzda denenmesi ciddi ciddi uzun zamandır düşünülmüş. *(2006)

Ksenotransplantasyonda insan modeli olarak babun ve donör olarak domuz kullanıldığı, ve bu çalışmaların da olumlu sonuçlandığı söyleniyor. (*A)

Donör olarak ilk başta şempanze düşünülse de, soyu tehlikede olan canlılar arasında olduğundan vazgeçilmiş. Domuzun halihazırda kalp damarlarının yerine konmasında kullanıldığı da belirtiliyor. Evrimsel açıdan şempanzeye kıyasla çok daha uzak bir ortak geçmişe sahip olduğumuzdan, domuzun organlarından bizlere yedek organ yapımı söz konusu olduğunda, yakın akrabamız şempanze ile organ alış-verişimizdekine kıyasla, daha düşük oranda hastalık geçirme riski taşımakta.(*B) (2012)

Bu ksenotransplantasyon işinde domuzların kullanımı ve uyumluluğu, 2014'ten bir makaleye (*C) göre önemli ölçüde ilerlemişe benziyor. Ancak yine de domuz ile insanın organlarında (örneğin kalp) iki tür üzerinde (en basitinden) yerçekimine maruz kalma farklılıklarından dolayı oluşan damar ve kas yapısı farklılıklarının xenotransplantasyonda ciddi engel oluşturduğu söyleniyor. Yani şu anda yeryüzünde domuz kalbinin insana aktarımı şeklinde bir uygulama mevcut değil görünüyor (rastladığım kadarıyla). Sadece domuz pankreatik adacıklarının, şeker hastaları için kseno transplantasyonu yapılmaktaymış. (*D)

Donör kısıtlılığı sebebiyle gerekli organların bulunamaması bu türden ksenotransplantasyon çalışmalarına hız vermiş gibi. 2014'te değerlendirilen bir başka çalışma da (*E) böbrek ksenotransplantasyonu hakkında bilgi veriyor. Donörün genetik modifikasyonunun gerekliliğini vurguluyor. Zira bu çalışmada da çok güçlü uyumsal-immün sorunlar yaşanmış.

Bu yüzden ksenotransplantasyona alternatif olarak kök hücrelerle rejenerasyon çalışmalarına da ağırlık veriliyormuş. (*F)

Neticede henüz bir insan-domuz mutantı oluşumuna baya bi uzak görünüyoruz. : ) Umarım bir gün bilimin ve tıbbın olanakları rejenerasyona imkân verir. Çünkü başka bir hayvanın insanların depo organ sağlayıcısı olarak anılmasına karşıyım. Laboratuvarda sentetik olarak üretilen mesane torbası da (*B) bu konuda umut veriyor. Bakalım göreceğiz.

* readcube.com/articles/10.1111%2Fj.1399-...
*A en.wikipedia.org/wiki/Xenotransplantati...
*B the-scientist.com/?articles.view/articl...
*C onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/joc...*D ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21805400
*E nature.com/ki/journal/v85/n2/full/ki201...
*F onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1...
Ağustos 2014

Thecrazyhands, bir soruya yanıt verdi.

Protein sentezi sırasında tRNA'nın ribozomun büyük alt birime gelmesinin nedeni nedir?

Bu tarz uzun süredir cevap almamış ve oldukça maksatsız soruların kaldırılması gerektiğini düşünüyorum.
Haziran 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Mikrodalga, yiyeceklerdeki proteinlerin denatüre olmasına neden olur mu?

Araştırdım ve yanıt veriyorum: Evet mikrodalga diğer tüm ısıtıcılar gibi proteinlerin şekil değiştirmesine yani denatüre olmasına neden olur. Yalnız bu şekil değiştirme ocakta, ızgarada ya da fırında da aynı şekilde olur. Ayrıca bu şekil değiştirme proteinlerin besin değerinde herhangi bir değişikliğe neden olmaz. Mikrodalgalar hakkındaki yalan yanlış batıl inançların günün birinde son bulması gerekiyor. Mikrodalga fırın yaydığı mikrodalga boyundaki titreşimlerle besinlerin içindeki suyu titreştirir ve yemek bu titreşim sayesinde su moleküllerinin birbirlerine ve diğer moleküllere sürtünmesi sonucu ısınır. Ayrıca bütün mikrodalga fırınlar iyi izole edilmişlerdir ne cep telefonlarınız ne de bir baz istasyonu kadar mikrodalgayı dışarıya verir. Yani ikisinden de sağlıklıdır, bu fırının üstüne otursanız bile geçerlidir.

kaynaklar:
livewell.jillianmichaels.com/microwave-...
livestrong.com/article/363223-mutated-p... .
Mayıs 2014

Nida Fırat, bir soruya yanıt verdi.

Hücre zarı nedir?

Birçok görevi vardır ancak en önemlisi seçici geçirgen yapıda olup hücre içi ve dışı madde iletimini sağlamaktır.
Mayıs 2014

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Nisan 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

İnsanın saçlarının kıvırcık veya düz olması nasıl belirleniyor ve neye göre oluyor?

Avrupalıların %45'inin saçları düz iken %40 dalgalı ve %15'i ise kıvırcık saçlara sahip. Önceki araştırmalar kıvırcık saçlı olmanın %90 oranında aile mirası olduğunu göstermişti. Avustralyalı bilim adamlarının yaptığı son araştırmaya göre "trichohyalin" isimli gen kıvırcık saçların nedeni olarak belirlendi. Bu genin varlığı 20 yıl önce keşfedilmişti. Söz konusu gen saç köklerinin gelişiminde önemli bir rol oynuyor.

Araştırmanın başındaki isim Dr. Nick Martin, bu genin çeşitliliğinin kıvırcık saçların nedeni olduğunu belirtiyor.

Asya'da da saçların kökeni hakkında geniş çaplı araştırmalar yürütülüyor. Japon bilim adamları gür ve düz saçlara sebep olan genleri tanımladılar. Bu araştırmada ise Avustralyalı bilim adamları 30 yıllık süreç boyunca inceledikleri 5,000 ikizin genlerini incelediler.

Bazı durumlarda doğumda kıvırcık saçlara sahip kişilerin ileriki yaşlarda saçlarının düzleşebildiği görülüyor.

kaynak: milliyet.com.tr/neden-bazilarinin-saclar... .

24 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.