Bilmek istediğin her şeye ulaş

Öğrencilik

Eğitim

Maaşı olmayan bir meslektir. Çok sıkıcıdır.

Aralık 2012

Ferhat Toprak @khaza

Üniversite öğrencilerine Google iş imkanı

Google Genç Ajanslar Akademisi ile Google’ın eğittiği üniversite öğrencileri KOBİ’lere internet reklamcılığını tanıtacak. Google Türkiye'nin mart ve haziran ayları arasında 8 üniversitede yapacağı programda, üniversiteli gençleri internet reklamcılığı sektöründe daha etkili bir rol oynamak için teşvik ediyor. Google Türkiye Ürün Pazarlama Müdürü Zeynep İnanoğlu, konuyla ilgili olarak: "Tüm dünyada ve özellikle Türkiye'de hızla büyüyen internet reklamcılığı sektörü gençlerin ilgisini her geçen gün daha çok çekiyor ve iş dünyasının da bu alanda uzman genç girişimcilere ihtiyacı var. Google Genç Ajanslar Akademisi'yle gençlerimize bu sektörde başarılı aktörler olarak yer edinebilmeleri için gerekli bilgi ve becerileri kazandıracağız. Google Türkiye olarak Google bünyesinde bir ilk olan böylesine bir projeye imza atmaktan dolayı heyecanlıyız" açıklamalarını yaptı.
Mart 2013

Aslan Bey @aslanbey

ŞİKAYETLER BİTMEZ

Açın televizyonu, radyoyu, interneti bakın bir göz geçirin. Ne görüyorsunuz? Herkesin bir derdi var tutturmuş gidiyor, biride çıkıp yok diyemez. Hayat öyle bir zaman sunuyor ki herkesin derdi yakınmak. Zengini de, fakiri de, dolandırıcısı, orta ailesi, memuru aklıma gelmeyen daha ne çok insan hayatı.... Neden biz itiraz ediyoruz ??? Neden biz çıkıp bir şey yapmıyoruz da şikayet ediyoruz ??
Nisan 2013

Osman Tüysüz @osmanraul7

Engellenen Siteler Kervanına Scribd.com da Katıldı!

Engellenen Siteler Kervanına Scribd.com da Katıldı!
Öğrencilik
Birçok ücretsiz e-kitap, sunum ve pdf gibi dökümanların bulunduğu popüler veri paylaşım sitesi Scribd.com da Türkiye'den erişimin engellendiği siteler kervanına katıldı maalesef.

Kararı 8 Mart 2013 tarihinde verildiği halde yeni yeni etkin olmaya başlayan engelleme, yurt dışında olduğu gibi Türkiye'de de fazla sayıda olan Scribd kullanıcısının canını sıktı. Siteye girilmeye çalışıldığında karşılaşılan sayfa ise yine çok tanıdık:

Öğrencilik

İstanbul 12. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 8 Mart 2013'te verilen kararla engellenen Scribd.com'a TTNET, Turk.net ve diğer birçok internet servis sağlayıcısını kullanan internet kullanıcıları şu anda ulaşamıyor.

Daha önce de Youtube, Google Sites gibi birçok önemli platformda üzülerek şahit olduğumuz gibi, yasaya aykırı bir dökümanın tek bir kullanıcı tarafından paylaşılmasına rağmen Türkiye'deki tüm kullanıcılara engellenmiş durumda Scribd.com platformu da. Özellikle siteyi aktif kullanan kişi ve kurumların verdiği tepkiler nedeniyle siteye erişimin açılacağı umuluyor ama kararı yine mahkeme vereceği için bu bir beklentiden öteye gidemiyor. Scribd.com 'un önümüzdeki günlerdeki akıbetini bekleyip birlikte göreceğiz.
Kasım 2013

Şaman @chamacon

Hiç unutmam, gene bi gün üniversitenin bahçesinde kızlı erkekli sevişiyoruz

Hiç unutmam, gene bi gün üniversitenin bahçesinde kızlı erkekli sevişiyoruz, kimimiz bankta sevişiyor, kimimiz merdivenlerde, hava mis, şööyle vapura binip kızlı erkekli sevişe sevişe dolaşsak mı acaba dedik, değişiklik olur püfür püfür sevişiriz, kimimiz faytona binelim sevişelim diyor, kimimiz boşverin gezmeyi, kızlar kahvesine gidip king oynayarak sevişelim diyor, neticede derse girmeye karar verdik, hoca geldi amfiye, saç baş dağınık, belli ki öğle tatilinde sevişmiş, çıkarın sutyenleri kızlı erkekli sınav yapıcam demez mi, buyrun burdan yakın, başladık ağlamaya, etme eyleme hocam dün akşam elektrikler kesikti sevişemedik filan, nafile, fırçaladı hepimizi hoca, biz sizin yaşınızda öğrenciyken yokluk içindeydik, gaz lambasının ışığında sevişirdik, ayakkabımız bile yoktu, yırtık terliklerle sevişirdik, şimdi her türlü imkân var hâlâ sevişmeye üşeniyorsunuz ayıptır dedi, şımarıklığımızdan utandık haliyle, boynumuzu büktük, ufak ufak aklımızda kaldığı kadarıyla seviştik gari... E olacağı buydu, maalesef anca 30 alıp bütünlemeye kaldım, rahmetli babam çok sinirlendi, zaten top peşinde koşmaktan sevişmeye vakit ayıramayan abime öfkeli, bana patladı, biz dişimizden tırnağımızdan arttırıp seni okutmaya çalışıyoruz, senin aklın havada, sevişmeye niyetin yoksa bırak okulu, defol askere git diye bağırdı, rahmetli anam, ana yüreği tabii, bu kadar gitme çocuğun üstüne, sen onun yaşındayken daha mı iyi sevişiyordun sanki dedi, n’apsak falan derken, elektrik-elektronikte bizden üç sınıf büyük bi abla vardı, öğrenci seçme sevişme sınavında Türkiye beşincisiydi, kulakları çınlasın, hakkını ödeyemem, bütün yaz ondan ek sevişme dersleri aldım ve zor kurtardım paçayı finallerde.
*
Gençliğini yaşayamayanlar...
Gençliği böyle zannediyor herhalde.
*
İddia ediyorum, Haydar Dümen bile bizim başbakan kadar kafa yormuyordur bu işlere.
yılmaz özdil
Kasım 2013

Şaman @chamacon

Erdoğan'a şok mektup!.. Bebekken terk ettin, Babalık vazifeni yerine getirmedin!!!

Başbakan Erdoğan’ın öğrenci evleriyle ilgili çıkışına tepkiler sürüyor. Veli-Der (Öğrenci Veli Derneği) yazdığı açık mektupta; Başbakan’a “babalık vazifenizi yerine getirmediniz” dedi.

İşte o mektup:
“Sn. Başbakan,
Son günlerde, öğrenci evlerinin denetlenmesine ilişkin basına yansıyan açıklamalarınızı hayrete ve dehşete kapılarak izliyoruz. Söz konusu öğrencilerin ebeveynleri olarak bizlerin de söyleyecek sözü olduğunu size hatırlatmak istedik.
Öncelikle size “devlet baba” diye hitap edebilir miyiz? Zira yaptığınız çıkış; bebekken terk ettiği ve yıllarca arayıp sormadığı çocuklarının karşısına ansızın dikilip neyi yapıp neyi yapamayacaklarını söyleme cüretini gösteren babaları hatırlatıyor. Madem bu cüreti gösterdiniz; yokluğunuzda bu çocukların nasıl bir yaşam sürdüğünü bilmenizde fayda var.
Bizi terk etmeden önce, “çocuklarımızın hiçbir ayrım gözetilmeden sağlıklı bir eğitim almasından ben sorumluyum” demiştiniz. Ama siz gidince işler değişti. Daha ilkokul kaydında bizden para istenince şaşırdık. Sizin bize verdiğiniz sözü hatırlatınca terslendik; sanki bundan haberleri yok gibiydi. Hazırlıksız yakalanmıştık ama bir şekilde bulup buluşturduk. İlk haftanın sonunda bir çocuğumuz hastalandı; sınıfta kaloriferler yanmıyormuş meğer. Bunun sebebini sormak için okul müdürüne gittiğimizde bize valilikten gelen yazıyı gösterdi. “Isınma giderlerin velilerden toplanması”nı bildiren yazının bir şaka olduğunu düşündük. O yazı basına yansıyınca geri çekildi; galiba gerçekten şakaydı. Sonra bir gün küçük çocuğumuz altını ıslatmış olarak eve geldi. Gururu çok kırılmıştı ağlıyordu. Neden tuvalete gitmediğini sorduğumda “Anne tuvalet çok pis, oraya girince midem bulanıyor kusacak gibi oluyorum” dedi. Ertesi gün okula gidip tuvaleti gördüğümde anladım; çocuğumuz haklıydı. Tuvaletin hali içler acısıydı. Muslukların bazıları kırık, bazıları bozuk ve yerler su içindeydi. Üstelik dayanılmaz bir koku vardı. Okulun hizmetlisi yokmuş! “Devlet baba” bunun için ödenek ayırmamış. Diğer veliler kendi arasında konuşurken duyduk; bir yerlerde “her şeyi devlet babadan beklemesinler” demişsiniz. O an anladık ki bir başımızayız ve kendi ayaklarımız üstünde duracağız. Çocuklarımız da sorumluluk sahibi olmayı o okullarda öğrendi.
AMA YOKTUNUZ…
Sorumluluk sahibi olmak çocuklarımızın hayatını kolaylaştırmadı elbet. Devlet babanın yokluğunu hayatlarının her anında hissettiler. Çarpık bir eğitim sisteminin içinde içleri bomboş ders kitaplarından bir şeyler öğrenmeye çabaladılar. Bir sene içinde 3-4 öğretmen değiştirdiklerinde bile yılmadılar. Bizler de onların bu gayretini görüp elimizden geldiğince takviye yapmaya çalıştık. Bazılarını dershaneye gönderebildik bazılarına özel ders aldırdık. Bazılarına gücümüz yetmedi; bir işe vermek zorunda kaldık. Çocuklarımızın çoğu sosyal yaşamdan yeterince faydalanamadan büyüdü. Oyunda ve sosyal ortamlarda değerlendirecekleri zamanlarını etütlerde, dersanelerde, özel derslerde hatta bir patronun emri altında çok kötü çalışma koşullarında heba ettiler. Ne kadar sitem etseler haklıydılar ama inanır mısınız? Hiç sitem etmediler. Belki de diğer çocuklarımıza göre şanslı bile olduklarını düşündüler. Diğerleri mi? Evet! Sınıfta sabitlenmemiş dolabın, bakımı yapılmamış giriş kapısının, kalabalığın içinde sorumsuzca hareket eden servis minibüsünün, tuvalete eğreti olarak monte edilmiş lavabonun altında kalarak hayatını kaybeden çocuklarımız. Onlar, hiç tanımadıkları devlet babalarına yeniden kavuşma umudunu da bırakarak aramızdan ayrıldılar.
Sizin yokluğunuzda çocuklarımızla her şeyi paylaştık; duygularımızı, tecrübelerimizi, umutlarımızı… Çocuklarımıza baskı uygulamadık, yasak koymadık sadece güven aşıladık. Bir yanlış varsa birlikte düzelttik. Tabii ki gücümüzün yetmediği durumlar da oldu. Mesela liselerde kol gezen uyuşturucu çetelerine karşı, üniversitelerde elini kolunu sallayarak kampüse girip çocuklarımıza satırlar ve bıçaklarla saldıran faşistlere karşı ne yapacağımızı bilemedik. Tacize, tecavüze uğrayan kızlarımız için adalet ararken “rızası varmış” dediklerinde neye uğradığımızı şaşırdık. Açıkçası, bu ve buna benzer durumlarda gözümüz hep sizi aradı sevgili devlet baba! Ama yoktunuz.
BABALIK VAZİFENİZİ YERİNE GETİRMEDİNİZ
Şimdi hiçbir şey olmamış gibi karşımıza çıkmış; Buralarda nelerin olduğu belli değil. Karmakarışık her şey olabiliyor. Sonra anneler-babalar feryat ediyor. Biz buna müdahil olmak zorundayız. Bu ülkede annelerin-babaların kahir ekseriyetinin bu işlere asla müsaade etmeyeceğini bilen insanım. Nerede nasıl seslerin yükseldiğini bilen insanım. Bu işte biz kararlı adım atmaya mecburuz”diyebiliyorsunuz. Bu sözleri; çocuklarımızın yukarıda saydığımız sorunlarıyla ilgili olarak sarf etseydiniz size hak verebilirdik. Ama etmediniz; siz babalık vazifenizi yerine getirmediniz. Henüz fark edemediniz galiba ama çocuklarımız çok büyüdüler. Tek başlarına omuzladıkları bir hayata en ufak katkısı olmamış bir yabancının gelip kendilerine neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretemeyeceğini bilecek kadar da akıllılar. İtiraf edelim ki; bu kadar “zeki, espirili ve sorumluluk sahibi” olduklarını bu yaza kadar biz bile fark edememiştik.
İşte böyle sevgili devlet baba… Biz, tüm zorluklara göğüs gererek yetiştirdiğimiz çocuklarımıza güveniyoruz. Bugüne kadar nasıl olduysa bundan sonra da onların yanında olacak, dertlerini dinleyecek, çözüm bulmaya çalışacak ve destek olacağız. Size karşı da çok önyargılı olmak istemeyiz; belki hatalarınızı anlamış bu çocuklara yeniden babalık yapmak istiyorsunuzdur. Eğer niyetiniz buysa baştan söyleyelim ki bu son tavrınızla onları tamamen kaybedebilirsiniz. Bunun yerine onları dinleyip anlamaya çalışmanızı tavsiye ederiz. Çok yufka yüreklilerdir; saygı duyup destek olmaya çalıştığınızı gördüklerinde emin olun; onlar da size yaklaşacaktır. Aksi takdirde nasıl hazır cevap olduklarını öğrenmek zorunda kalırsınız ki konuştuğunuza konuşacağınıza pişman olmak istemiyorsanız hiç tavsiye etmeyiz J
Saygılarımızla…

Öğrenci Veli Derneği
Odatv.com
Kasım 2013

Onur Tayfun @onurtayfun21

Dikey Geçiş Sınavı (DGS) Sonrası Öğrenci Psikolojisi

Merhaba arkadaşlar ben bu yıl Dikey Geçiş Sınavı ile Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümüne geçiş yaptım.

Bu yazıda; sınav sonrası sonuçların açıklanması, tercihler gibi konulardan çok yeni kazanılmış olan üniversiteye uyum sağlamakla ilgili yaşanan problemlerden bahsedeceğim.

Eğer yaşadığınız şehir haricinde bir üniversiteye dikey geçiş ile giderseniz sizi zorlayacak en önemli konular barınma ve arkadaş(sosyal çevre) edinmek olacaktır. Barınma konusunda DGS öğrencilerine Türkiye genelinde yalnızca %1 kontenjan açılmakta bu da umutlarımızı bir hayli kırmaktadır. Yani o şehirde 1-0 geride başlıyoruz böylece. Özel yurt, apartlar veya maddi olanaklara göre ev tutulması alternatifler arasındadır.

Barınma problemimizi hallettik diyelim. Bu sefer karşımıza daha büyük bir problem çıkıyor. Sosyal çevre. Bu durum gerçekten oldukça zorlayıcı, çünkü sizin belli bir sınıfınız yok. Yani sabah 1. Sınıflar ile derse girerken öğleden sonra 3 belki de 4. Sınıflarla derste olacaksınız. Bu sınıflardan birileriyle tanışmış olsanız bile neredeyse tamamının kendi arkadaş çevresi olacağından (1. Sınıflar hariç. En kolay şekilde arkadaşlık kurabileceğiniz grup 1. Sınıflardır. Çünkü onlarda şehre ve okula yabancı olup arkadaş çevresi edinmek isteyeceklerdir.) kendilerini bir daha görebilmeniz için 1 hafta sonraki dersi beklemeniz gerekecektir.

İşte öğrencinin dramı burada ortaya çıkıyor, yalnızlık ve bunalım. Her ne kadar sosyal bir kişiliğe sahipte olsanız ilk bir kaç hafta insan yalnızlık duygusuna kapılıyor. Bunun önüne geçmek için, dediğim gibi, ağırlıklı olarak 1. Sınıftan arkadaş edinmek iyi olacaktır ancak 1. Sınıfların sizden yaşça minimum 2 veya 3 yaş küçük olmaları zaman zaman kişilerin karakterlerine göre sıkıntılar yaratabiliyor. Ayrıca DGS ile geçiş yapan diğe kişileri de tanımak için gayret göstermek oldukça iyi oluyor. Çünkü herkes aynı problemi yaşıyor neredeyse. Bir başka çözüm ise öğrenci kulüpleri. Mutlaka ekinlikleri takip edin, katılın. Böylece kulüplerden, 1. Sınıf öğrencilerinden, yurt veya apartlardan, dikey geçiş ile gelenlerden olmak üzere bir arkadaş kitleniz olacaktır. Onun arkadaşı, onunda arkadaşı derken zamanla çevrenizde ki kişi sayısı artacak ve bir de bakmışsınız ki bütün bölüm arkadaşınız oluvermiş : )
Şubat 2014

Serkan Köse @serkan

İlginizi çekecek belgesel ve video listesi

Dünya ve Yaşam Üzerine

Yaratıcılık ve Tasarım Üzerine

Eğitim Üzerine

Dijital Devrim Üzerine


Uygarlık Üzerine

Politika Üzerine

Dehaların Biyografileri ve Yaşamları Üzerine

Savaş Üzerine

Ekonomi Üzerine

Dijital Girişimcilik Üzerine

Spor Üzerine

Teknoloji Üzerine

Din ve Doğuşu Üzerine

Batı Dinleri Üzerine

Doğu Dinleri Üzerine

Bilinç Üzerine:

Mitler Üzerine
Alchemy: Sacred Secrets Revealed
The Day Before Disclosure
The Pyramid Code
The Secret Design of the Egyptian Pyramids
Decoding the Past: Secrets of the Dollar Bill
The Lost Gods of Easter Island
Origins of the Da Vinci Code
Forbidden Knowledge: Ancient Medical Secrets
Secret Mysteries of America’s Beginnings: The New Atlantis
Secrets in Plain Sight

Toplumsal Kültür Üzerine
Medya ve Düzen Üzerine

Sanat ve Edebiyat Üzerine

Sağlık Üzerine

İlaçlar ve Uyuşturucular Üzerine

Çevre Üzerine

Evren Üzerine

Bilim Üzerine

Evrim Üzerine

Psikoloji ve Beyin Üzerine

Modern ve Önceki Tarih Üzerine

Yaşananlar ve Olaylar Üzerine

Antik Uygarlıklar Üzerine

** Derlemeyi buraya eklememe sebep olan Onur Avunduk'a teşekkürler (paylaştığı link: diygenius.com/mind-expanding-documentar... . )
Nisan 2014

Şaman @chamacon

Staj Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler

YAPI STAJI
Yapı Stajı Yeri Seçimi:
1. Mutlaka konut türü veya benzeri betonarme-karkas yapı olmalıdır.
2. İnşaatın her kademesinin görülebileceği şantiyeler tercih edilmelidir.

3. Özellikle aplikasyon, hafriyat, temel, kolon, kiriş, tabliye, merdiven, kalıp, beton ve demir işleri ile çatı imalatının mutlak bulunması gereklidir. Bunun yanında duvar, sıva, fayans, seramik işleri ve mekanik tesisatlarında staj süresince görülebilecek şantiyeler tercih edilmelidir.
4. Yukarıda belirtilen işlerin görülebileceği özellikle çoklu bloktan oluşan kooperatif ya da aynı müteahhidin (yüklenicinin) aynı il içersindeki birden fazla inşaatında staj yapılabilir.

MESLEK STAJI
Meslek Stajı Yeri Seçimi:
1. Mutlaka KONUT DIŞI AYRICALIKLI İMALAT olmalıdır.
2. İnşaatın önemli kademesinin görülebileceği şantiyeler tercih edilmelidir.
3. Özellikle
a. Çelik yapılar, çelik konstrüksiyonlar
b. Karayolu, demiryolu, metro gibi ulaştırma yapıları
c. İçme suyu, kanalizasyon, baraj, bağlama gibi su yapıları
d. Liman inşaatı
e. Büyük prefabrik hangar veya fabrika yapıları tercih edilmelidir.

* YAPI VE MESLEK STAJ DOSYASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
İşyeri ve işlevinin detaylı olarak tanıtılması
Staj süresince işyerinde yapılan çalışmaların ve öğrencinin bilfiil yapmış olduğu işlerin staj defterine gün belirtilerek ve konu bütünlüğünü ifade edecek şekilde standart yazı ile işlenmesi
Gerekli fotoğraf, araştırma, hesap ve çizimlerin bulunması
Öğrencilerin okulda görmüş olduğu teorik bilgiler ışığında işyerinde edindiği pratik bilgileri ve çalışmaları yorumlaması,
Yapılan stajın öğrenciye kazandırdığı her türlü bilgi ve görgülerin değerlendirilmesi.
Öğrencilerin sunmuş oldukları staj raporlarının incelenmesi ve değerlendirilmesi sırasında İnşaat Mühendisliği Bölümü staj işleri koordinatörlüğü gerekli gördüğü hallerde öğrencileri staj çalışmaları ile ilgili mülakata çağırabilir. Staj raporları yetersiz görülen, çağrıldığı halde mülakata gelmeyen ya da mülakatta başarısız olduklarına karar verilen öğrencilerin staj çalışmaları, İnşaat Mühendisliği Bölümü staj işleri koordinatörlüğü’nün teklifi ve İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı’nın görüşü üzerine Fakülte Yönetim Kurulu’nca tamamen geçersiz sayılır.

BÜRO STAJI
Büro Stajı Yeri Seçimi:
1. Mutlaka en az bir İnşaat Mühendisi bulunan ve proje yapma yetkisi bulunan bürolar olmalıdır.
Büro Stajı Dosyasında Dikkat Edilecek Konular:
1. Önce kullanılacak paket programın (ekran görüntüleriyle birlikte) tanıtımı.
2. Örnek bir projenin statik ve betonarme çözümler ve çıktıları
3. Çizimlerin ölçekli plotter çıktısı (ozalit olmayacak)
Çok büyük projelerde her elemanı temsil edecek biçimde olmak kaydıyla paftaların sayısı azaltılabilir.
Temel: sürekli temel ise bir aksı; radye temel ise tamamı
Kolonlar: Kolon aplikasyon planı tamamı
Kirişler: Bir aks
Döşeme : Bir kat planı
Merdiven: Merdiven planı ve kesiti- kalıp, donatı ve detay planları
4. Metraj hesapları
Beton, kalıp, demir, kazı-dolgu örnekleri mutlak olmak üzere; istenirse duvar, sıva, fayans-seramik …. V. S. Metrajları tercihen yapılabilir.
5. Bir projenin talebinin doğduğu andan itibaren iskan ruhsatı alıncaya kadar ki tüm resmi evrak ve yazışmaların anlatımı.

sanalsantiye.com/staj-yaparken-dikkat-ed... .
Mayıs 2014

Güneş Banu Kocatepe @gunesbanukocat

FERNANDESS

Dün maçta, Fernandes’e yapılan saldırı şaşırttı beni. Herkes şaşırdı, Türk futbolunda bir ilk olabilir.

Adamın birinin elini kolunu sallaya sallaya, sahaya inip içinden geldiği gibi davranması, öfke kontrolü problemi. Gerçekten şaşırtıcı. Gerçi yaka paça götürdüler ama, malum yasalar gereği yirmi dört saat sonra bırakırlar bunuda. Fernandes de korkudan altına yapmakla kalır. Korktuysa tabii...

Hani biz misafirperver bir millettik. Elin adamına ayıp olmadı mı şimdi.

Kendimce bu ve bunun gibi bir sürü şeyi sorguladıktan sonra aklıma bu saldırganın benim iş mahalime gelmesini dilemek oldu. Adam gibi işini yapan Fernandeze saldıracağına gelip şurada bir iki kişiye saldırsa ne olur sanki. (Tembellere sözüm)

Aman şaka şaka hemen hindi gibi kabarmayın. Şiddete karşıyız.

Bazı işler var ki, ağzınızla kuş tutsanız hep ihalenin size çıkması durumu oluyor. Hele işiniz öğrenci psikolojisi (kırmızıyla yazsam da, anlayamadığım bir psikloloji çeşididir.) dahilinde eğitimcilik ya da yöneticilikse vay halinize.

Sadece ‘’kendi penceresinden bakan’’ bakmayı görev sayan bir öğrenci grubu direk karşınızda olur.

Her lafa bir lafları vardır. Kurallar delinmek içindir. Siz delinmesin diye kendinizi paraladığınız her konuda karşınıza ‘’toma’’ gibi çıkarlar.

Soran, sorgulayan nesil hepimizi gururlandırıyor ama biraz mantık , biraz eseme herkesin faydasına olmaz mı?

Nasıl oluyorda öğrencilik hayatı bitince bir anda mantık abidesi oluyorlar, kural koyucu , hatta ; uygulayıcı oluyorlar, şaşırtıcı gerçekten. Süreç deyip geçiyoruz. Çoğu zaman izah ediyorum asla başımdan savmıyorum, çünkü işimi severek yapıyorum. Fakat bazen tavırları gerçekten yorucu ve üzücü oluyor.

Bu Fernandes olayından buraya nasıl geldim ama sanırım çok dolmuşum.

Öğrencilerin bir psikolojisi olduğunu kabul ediyorum ama gençleri biraz sağduyu ve mantığa davet ediyorum. Bu dersten kalmışım demek , diyebilme vicdanı varken hoca beni bıraktı diyen gençlik,geleceğimiz size emanet, gözünüzü seveyim.

Dürüst, anlayışlı, sorgulayan , öfkesiz günlere.

Sonunuz ve sonumuz Fernandese yakın olmasın, aman ha...

Sevgiyle...

G.Banu KOCATEPE
Aralık 2013-12-16

Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Harvard Universitesi birincisi ‘Türk dahi’

22 yaşındaki Türk Levent Alpöge, dünyanın en önemli okullarından biri olarak kabul edilen Harvard Üniversitesi’ni 4 üzerinden 4 not ortalaması alarak ‘Valedectorian’ derecesiyle mezun oldu. Alpöge çalışmalarını Cambridge’ta devam ettirecek

9247

Dünyanın en prestijli okullarından Harvard Üniversitesi’nde 2014 yılı birincisi Türk genci Levent Alpöge (22) oldu. Alpöge, hem matematik ve fizik lisans bölümlerinden, hem de aynı anda fizik yüksek lisans derecesi elde etti.

Başarılı genç, 4 üzerinden 4 not ortalaması ile “Tüm Üniversite Birincisi” (Valedectorian) olarak dün mezun oldu.
Başarılarla dolu bir eğitim hayatına sahip olan Alpöge, 2010’da henüz lise son sınıfı öğrencisiyken ABD çapında adayların katılımı ile gerçekleşen Intel Bilim Yetenekleri Yarışması’nda ABD Başkanı Barack Obama ve senatörler tarafından kutlanan 40 genç finalist arasına girdi.
Bunun sonucunda, “Ivy League” olarak ve akademik mükemmelliği ile tanınmış ABD’nin 8 en iyi üniversitesi tarafından kabul edildi.

Sayısız ödülü var
Alpöge, Harvard’ın matematik bölümünü seçti. Sayısız prestijli ödülü ve bursu bulunan Alpöge; American Mathematical Monthly, Journal of Combinatorial Theory, Journal of Number Theory, International Mathematics Research Notices dergilerine yazılar yazıyor; Harvard College Mathematics Review dergisinin de editörluğünü üstleniyor.
Alpöge, çalışmalarını önümüzdeki yıl Winston Churchill bursu ile İngiltere’deki prestijli Cambridge Üniversitesi’nde sürdürecek. Daha sonraki yıl yine 8 Ivy League okullarından gelen doktora kabullerinin içinden Princeton’ı seçerek eğitimine devam edecek.Alpöge ailesi ile birlikte New York eyaletinin Long Island bölgesinde yaşıyor. Akademik başarılarının yanı sıra maratonlara katılan Alpöge koyu bir Beşiktaş hayranı.

kaynak: milliyet.com.tr/harvard-universitesi-bi... .
Haziran 2014

Şaman @chamacon

Mühendislik Öğrencileri İçin Kendini Geliştirme Rehberi

3133

İngilizce “engineer” ( mühendis) sözcüğünün kökeni “engine” sözcünden değil, Latince “ingeniatorem” sözcüğünden gelir. “Yenilik üretme konusunda yetenekli kişi” anlamındadır. Yenilik de kişinin kendini yenilemesi ile başlar. Fark yaratan, değer yaratan, etrafını değiştiren bir kişi olabilmek sanırım bunları gerektirir.

Bir mühendislik öğrencisinin öğrenim hayatı boyunca sorduğu/soracağı en yararlı soru şudur: “Kendimi nasıl geliştirebilirim? ”
Bu sorunun önemi, sorulduğu zamana göre değişir. Hazırlık öğrencileri, daha olayı bilmediklerinden böyle bir sorunun varlığından bile habersizdirler. Birinci sınıf mühendis öğrencileri ise daha birinci sınıftadır, kendini geliştirmeye çokça zamanları vardır. İkinci sınıf mühendis öğrenciler temel teknik derslerin başlamasıyla hafiften silkelenmeye başlarlar. Özellikle kulüp faaliyetleri ile uğraşanlar bu dönemde kendini geliştirme konusunda biraz daha farkındalığa sahip olurlar. Üçüncü sınıflar mühendis öğrencileri, teknik derslerin zorluğu ile ilk dönemde şaşkınlığa uğrarlar. İkinci dönemde ise silkelenmenin yerini titreme alır, çünkü öğrenci hangi alanda çalışacağına karar vermek ister ama henüz sektörü tanımadığı için endişeye kapılır. Dördüncü sınıfa gelmiş kişi için ise… Bu soruyu sormak için artık çok geçtir.

Dördüncü sınıflar mühendis öğrenciler için tabi ki karamsar bir tablo çizmek istemem, sonuçta kendini geliştirmenin yaşla bir ilgisi yoktur. Ancak günümüzde iş hayatı, teknoloji, sosyal çevremiz, ekonomi, trendler vs ne derseniz deyin, her şey çok hızlı değişiyor. İş hayatı başladığı zaman bu hızı takip etmek gerçekten çok zor olur. Bunun için en ideali, kendini geliştirme konusunu tüm üniversite hayatına yaymaktır.

Kendini geliştirmenin ilk koşulu, bilmediğimizi bilmektir. Doğru bilgiye ulaşmak kolaydır, yeter ki o bilgiye ihtiyacımız olduğunu bilelim ve araştıralım. Günümüzde bilgiye ulaşmak konusunda bir sıkıntımız yok. Hocalar bazen derste, kendi dönemlerindeki kitap yokluğundan yakınırlar. Günümüzde gerek Türkçe, gerek çeviri olsun, çok başarılı teknik kitapları kolayca bulabiliyoruz. Onun dışında internet artık her an elimizin altında. Dolayısıyla bir mühendislik öğrencisinin öğrenememe konusunda bir mazereti olamaz ve olmamalı.
Şimdi kendini hangi konularda, nasıl geliştireceğini öğrenmek isteyen mühendislik öğrencileri için 3 maddelik bir reçete yazıyorum. Bu reçeteyi uygulayın ve ne kadar harika bir mühendis olduğunuza inanamayın!
1. Mesleki ve teknik gelişim
Unutmayın; mühendis, bilimsel ve teknolojik esaslara göre ortaya ürün, sistem ve süreç çıkaran kişidir. İster teknik alanda çalışın ister satış, mesleğin esaslarını iyi bir şekilde bilmelisiniz. Bunun da üç yolu var; okumak, araştırmak ve uygulamak. Okumak ve araştırmak konusunda sıkıntımız olmaması gerektiğinden yukarıda bahsetmiştim, kitaplar ve internet bizleri bekliyor. Ama uygulama konusu biraz bizi zorlayabilir. Bunun da iki yolu var:

***Proje ödevlerini ve bitirme tezini uygulama konusu olarak almak.

*** Öğrenci kulüplerinin proje çalışma gruplarına katılmak.

Uygulama hem mühendislik nosyonumuzun gelişmesini sağlar hem de yeni bilgiler öğrenmek için bizleri zorlar. Üç fazlı transformatörün ne olduğunu araştırmak yerine tasarımını ve simülasyonunu yapmak, bir mahallenin OG dağıtım şebekesini çizmek, motor kontrol devresi tasarlamak ve uygulamak, standart ve yönetmeliklere göre bir binanın iç tesisat ve aydınlatmasını çizmek vs hangi konu ile ilgileniyorsanız mutlaka uygulamasını yapın. Ayrıca öğrenci kulüplerindeki güneş arabası ekipleri, robot takımları vs gibi gruplar da pratik bilgimizin artması ve takım çalışması duygumuzun gelişmesi için harika ortamlardır.
2. İş hayatına hazırlık
İş hayatı, mühendisler için tabi ki sadece teknikten, projeden vs ibaret değildir. Sorumluluk alma, ekip çalışması ve liderlik gibi özelliklerimizin de gelişmiş olması gerekir. Bu özellikler bazı insanlarda doğal olarak ortaya çıkmış olabileceği gibi bazılarımızda hiç olmayabilir. Ancak bana göre bu özellikler gerekli ortam şartlarında ve kendimizi eğiterek kazanılabilir ve kazanılmalıdır da… İş hayatında önemli sorumluluklar alırız, ekiplerle çalışırız ve onları yönetiriz. Bu özellikleri üniversite yıllarında kazanmak için en uygun ortamlar, öğrenci kulüpleridir. Bir öğrenci kulübünde sorumluluk alırsın, bir ekibe dahil olursun ve kendine yeterince güveniyorsan o ekibi yönetirsin. Bu haliyle etkin bir öğrenci kulübü, iş hayatının küçük bir simülasyonudur. Burada yaptığınız hatalar, size kendinizi geliştirmek için bir fırsat verir. İş hayatında yaptığınız hatalar ise çoğu zaman başarısızlık olarak size geri döner.
3. Sektörel görgü ve bilgi
İş görüşmelerinde bizi öne çıkaracak bir bilgi de sektör ve o şirket hakkında bildiklerimizdir. Çalışmak istediğimiz firma ve onun yer aldığı sektör hakkında hiçbir fikrimizin olmaması, bizi işverenin gözünde pek hoş göstermez. Öğrencilik yıllarında çalışmak istediğimiz sektörler hakkında bilgi sahibi olmak, hangi firmanın ne ürettiğini bilmek bizlere avantaj sağlar. Bunu yapabilmenin tek yolu seminer, panel, fuar gibi teknik etkinlikleri takip etmektir. Bu gibi etkinliklerin bir diğer avantajı ise, mühendislik anlamında gerçekte ne olup bittiğini, nelerin uygulandığını bizlere göstermesidir. Sonuçta, okulda gördüğümüz müfredat yıllardır değişmiyor. Ohm kanunu 150 yıldan fazladır değişmedi. Elektromanyetik alanların oluşumu konusunda yeni bir teori Maxwell’den bu yana gelmedi. Ancak sanayi ve sektör aynı temel esasları kullanmakla birlikte sürekli kendini yeniliyor ve gelişiyor. Birmühendis olarak bu gelişmeyi zamanında takip etmek bizi farklı kılacak olan noktadır. Aslında herkesin takip etmesi gerekiyor ama biliyoruz ki herkes etmeyecek. En azından bu yazıyı okumamış olanlar…
Kasım 2014

Şaman @chamacon

Kasım 2014

Cem Turan @cemturan

ORDÜNARYÜS ÖĞRENCİ OLMAK

Hemen, size ne olduğunu anlama ve itiraz etme şansını vermeden, bir çırpıda ağzımdaki baklayı çıkarayım: Öğrencilik profesyonel bir iştir, uzmanlaşmak gerekir.

Nasıl olur, yok daha neler, olur mu canım! Hiç demeyin öyle, hem de bal gibi olur. Öğrenci olmak öyle gelişkin bir kariyer basamağıdır ki değme profesörlüğe, holding sahipliğine taş çıkarır. Çünkü öğrenim süreçlerinde asıl belirleyici olan öğrencinin ta kendisidir.

Düşünün bir kere; sizin okuduğunuz ya da çocuklarınızın okullarında karşılaşmış olabileceğiniz yaygın problemlerdendir, bir öğretmenin eksik olması veya dersin boş geçmesi. Hatta müdür dahi kimi zaman atanmamış olabilir bir okula... Fakat tüm bu eksiklikler öğretim faaliyetlerinin sürdürülmesine mani değildir, aksayabilir ama öğrencinin olduğu her mekanda öğretim devam etmeye muktedirdir.

698

Bir de tersten bakalım, dilerseniz. Koca koca ünvanlı hocaların dolup taştığı bir üniversite, A'dan Z'ye her türlü imkana ve öğretmen kadrosuna sahip bir ilkokulu ortaokul veya liseyi düşünelim. Kim okumak istemez böyle okullarda? Lakin öğrenciyi çekip alın içlerinden, hiç öğrenci bırakmayın. Ne kaldı geriye: Koskoca bir hiç! Tüm ihtişamıyla dikili fakülteler, kolejler, liseler, okullar... Hepsi anlamsız birer metruk bina hüviyetine bürünürler.

O halde öğretmenlerin, hocaların, okulların, YÖK'ün, Milli Eğitim Bakanlığı'nın varlığını da anlamlı kılan öğrencilerdir, dersem herhalde yadırgamazsınız bu değerlendirmemi. Öğrenci yoksa hiçbirinin varlık nedeni kalmaz. İşte bu kadar önemli bir unsurdur öğrenci, eğitim sisteminin içinde: Başrol oyuncusudur, vazgeçilmezdir.

698

Öğrencinin bu önemli yerini işaret etmekteki maksadım, öğrencilere bir böbürlenme vesilesi çıkarmak değil, elbette. Bilakis; öğrenci olmanın ne büyük bir sorumluluk olduğunun altını çizmektir, muradım. Kimsenin değil, öğrencinin borusu öter okullarda sanki tam tersi bir durum varmış gibi görünse de ama öğrencinin içinde olduğu algılayış yanılsamalarıdır biraz da eğitim sorunlarımızın sorumlusu.

Abarttığımı düşünmeyin: Bir okul bir marka olmuşsa, sebebi öğrencidir. Bir okul adeta bir viraneyi andırıyorsa, eğitim dışında her şeye rastlanan bir adres ise sebebi yine öğrencileridir. Bir üniversite uluslararası akademik endekslerde zirveye koşuyorsa da bir tabela üniversitesi olmaya mahkum edildiyse de müsebbibi hep öğrencidir, başkasını aramak zaman kaybı.

Bilime yön veren insanların biyografilerini okumaktan büyük bir zevk alırım. Bilim tarihi, kahramanları ve toplumlara etkisini sentezlemek yıllar yılı üzerinde araştırma yapmaya devam ettiğim keyifli ve ibretlik bir uğraşıdır benim için. Biyografileri okudukça, kendime göre altı çizilmesi gereken, bilimsel kişiliğin oluşumuna zeminlik yapan ne varsa not eder, başka isimlerin hayat hikayeleri ile karşılaştırırım. Bilim insanlarının hayatını şekillendiren aileden okula, zamandan kültüre çevresel ortak paydaları belirginleştirmeye çalışırım kendimce. Bu çalışmalardan elde ettiğim çarpıcı sonuçlardan bir kısmını paylaşmak istiyorum:

Büyük bilim adamları, büyük paralarla gidilen kolejlerde okumadılar. Hatta çoğu kez yokluk ve yoksunluklar içinde geçmiş hikayeler var. Çünkü ihtiyaç duymaktır her gelişmenin tetikleyicisi. Bunu hemen adapte edelim bizim gerçeklerimize: Diyeceğim o ki; belki de kapısında insanların kuyruğa girdiği, kayıt olmak için can attığı, bildiğiniz üniversiteler yerine bilimin en temel hammaddesi olan siz ve doğayı doya doya dinleyebileceğiniz, sakin bir Anadolu köşesindeki bir üniversite çok daha büyük bir koridoru önünüze açabilir. Biliyorum epeyce rahat bağımlısı, imajı her şeyin üzerinde tutan geniş bir kitle buna şiddetle itiraz edecek ama gerçek şu ki; bir eli yağda bir eli balda, gereğinden fazla lüks ders ve araştırma ortamlarında insan beyninin bir derde derman olmak üzere kendisini motive etmesini beklemek, büyük yanılgı olur. Fazlaca şatafatlı, alet edevat dolu, özellikle son yıllarda adeta birer teknoloji çöplüğüne dönmüş okullarda bir çözüme odaklanmanın doğal zorluklarını da görmek gerekir.

698

Bilim için insanın kendisini dinlemesi ve keşfe giden bir yolculuğa çıkması bir şart. Bu sürecin kariyer endişesi, sosyoekonomik beklentilerle gölgelenmesi, gerçek bilimin içine düşmektense akademik ünvanlarla avunan, bilim üretiyormuş gibi yapan kitleler üretiyor gibi. Bakın etrafınıza ve buna siz karar verin, yanılıyor muyum?

Bu biyografilerde şu noktanın ortaklığı da en fazla dikkatimi çeken oldu: Hocalarını zorlayan kişilikler genellikle bilimin önde gidenleri. Bitmek tükenmek bilmeyen sorularla, meraklarını damıtarak öğretmenlerini araştırmaya ve yeni bir şeyler getirmeye mecbur bırakan bir kırbaç olarak kullanıyorlar. Öğretmenini yeni limanlara sürüklemeyen öğrencilerin öğretmenlerinin yetersizliğinden, ilgisizliğinden şikayet etme hakkı da olamaz. Uzun bir dönem ben de kısmi olarak öğreten tarafında görev yapmış birisi olarak, öğretmenliğin en büyük girdabının kendini yenilemeksizin yinelemek olduğunu düşünüyorum. Bu kimilerini rahatsız etmiyor, 20 sene önce verdiği dersi satırı satırına aynen vermeye devam ediyor. Nasıl olsa öğrenciler değişiyor, diye düşünüyor olmalılar ama beni ziyadesiyle rahatsız etti bu durum. Öğrenciliğini terk etmiş bir öğretmenin gerçek bir öğretmen olamayacağı düşüncesinin katıksız savunucularındanım.

Yazılarımda çok vurguladığım büyülü rüzgardır, sinerji: Sinerjiyi üretmek ve hocaları da dahil, girmek isteyen herkesin bu melteme kapılmasını sağlamak da öğrencinin yapabileceklerindendir. Genellikle öğrenciler okullarını eksik donanımlarıyla, hocalarının beklentilerinin altındaki tutumlarıyla, düzenle ilgili olarak eleştirip dururlar. Oysa şikayetçi olunan sorunları düzletmek için gayret etmek, bunlardan arınmış bir eğitim ortamının yaşamasını temin etmek de öğrenciliğin gücü kapsamında olmasına karşın nedense, ısrarla her şeyi hazır bekler, bulamazsa okul değiştirmeyi tercih eder pek çoğu. Bu ise eğitiminin asıl ana fikri olan sorun çözücülüğüne dair önemli bir pratiği yapmaktan kendisini men eden, bir basitçiliğe kaçıştan başka bir şey olmasa gerek.

Özetle; eğitim her şeyin öğrencinin merkezinde olduğu bir sistemdedir. Öğrenci bir seyirci, uzaktan eleştiri üretmekten ibaret bir muhalif olmaktan çok öte, okulların varlık nedenidir, temel dinamiğidir. Bu ise öğrenciyi karşılaşılan sorunları çözüm konusunda sorumlu kılar. Bir sorunlar ve sorgular yumağı olan hayata hazırlanmayı uman insanların okullarındaki sorunları çözmek konusundaki isteksizliği hayata karşı da mağlubiyetlerinin bir işareti olabilir.

Mütevazi mekanlar, yalın ve doğal çevreler düşünce üretimi için çok daha avantajlı olabilir. Başkalarının gözüyle değerlendirmek, başkalarının ezber şablonlarına göre okul ve üniversite okumaya çalışmak yerine varlık ve üretkenlik gösterilebilecek eğitim kurumlarının bir ferdi olmak daha da anlamlıdır. Başarılılık görecelidir; popüler okullarda kendini ifade imkanı bulamayan ve bu yüzden silik karakter olarak anımsanan bir öğrenci bir Anadolu üniversitesinin en inovatif, sıradışı, mucize öğrencisi olabilir.

Uzun sözün bam teli; öğrenci eğer öğrenciliğinin farkına varırsa eğitim istenen amacına ulaşabilir. Okullara hazırlanmak, giriş sınavları için yemekten içmekten kesilmek yerine öğrenci olmaya hazırlanmak gerekir çünkü öğrencilik tam anlamıyla dinamizmin öbeği olan profesyonel bir mertebedir ve gerçek başarının sırrı oradadır.
Cem TURAN

Makale orjinali:turancem.blogspot.com.tr/2014/09/orduna. . .
Şubat 2019

Cihan Cihan @cihamstoa

21. YÜZYIL İNSAN DEĞERLERİ VE SANAL ALEM


Hepimizin bildiği gibi yakın bir geçmişten günümüze teknoloji ciddi bir ilerleme katekmekte ve bu da ister istemez insan hayatına etki etmektedir . Teknolojik gelişimler insan oğlunun hayatını kolaylaştırdığı gibi bir çok insani ve sosyal duyglarını da manipüle etmektedir ve gittikçe aslında robotlaşan zihinler , üretmeyen askine tüketen zihinler haline geliyoruz . Yakın geçmiş diyorum çünkü bundan 10 yıl öncesini düşünün , 2008 -2009 yılları, evet yine teknoli ve hayat iç içeydi ama sadece belirli alanlarda kolaylıklar sağlayan daha çok fiziki anlamda işimize yarayacak ürünler ortaya koymaktaydı , şimdi ise insanı bir nevi insan ve sosyal varlık yapan iletişim becerisi üzerinden bir ilerleme katetmekte. Bu güzel bir şey mi ? Güzel ve doğru kulanılırsa oldukça yararlı olabilir. Ama ne yazık ki özelikle bizim insanımız dünyaya oranla teknolojiyi doğru kulanmada oldukça geri bir durumda ve gün geçtikçe dahada derinleşen bir bataklığa doğru ilerliyoruz. İnsanın sosyal bir varlık olarak nitelendirilmesi aslında insanların varoluşlarından itibaren, birlikte yaşam alanlarını oluşturdukları zamana ve günümüze kadar gelen birlikte yaşam duygusunu ifade etmektedir. 21. Yy da ise insanımız eski sosyal becerilerini sanal aleme taşıma telaşına girmiş oldu ve gün geçtikçe aslında hepimiz daha yalnız daha karamsar ve gerçeklikten soyutlanmış hayatlarla var olma mücadelesi verir olduk. Artık insanlar kendilerine ait olmayan hayatlar , imajlar, roller, duygular, beceriler ve en önemlisi kişilikler oluşturmaya ve yaşatmaya başladı sonuçları öyle bir can alıcı noktaya ulaştı ki yarattığımız bu sanal yalana bizde inanır olduk , kendi yaratığımız gerçek olmayan olgulara bağlandık ve kara bir ağ gibi bütün benliğimizi sarmaya başladı . Peki teknoloji yi yanlış kullanmak ve organlaştırmak bizim sadece sosyal hayatımızı mı etkiledi ? Hayır aynı zamanda ruh sağlığımızı da ele geçirdi bu da başka bir boyutu tabi . Ruh sağlığı demek ; insanın ruhsal ve sinirsel yönden sağlıklı olası durumudur , tabi bu kabaca sığ bir tanım ruh sağlığı oldukça geniş boyutlarda düşüne bilirsiniz. Ruh sağlığımızı nasıl bile bile tehlikeye attık peki ? Bunun en büyük nedeni var olamayan benlikler yaratmakla başladık . Örneğin ; Ali , oldukça temiz ve olması gereken bir hayat yaşamakta her gün yapması gereken monoton görevlerden başka arkadaşlarıyla etkinlikler ve planlar yapan birisi ve her gece yastığına başını koyduğunda o muazzam mutluluğun verdiği enerjiyle bambaşka hayaller ve güzel düşünceler yaşamakta . Ve bir gün sanal alem denilen gerçek olmayan bir dünyayla tanıştı , aslında o an yine kendisi olabilirdi ve yine sağlıklı iletişim kurabilirdi hatta bu onun için bir fırsat bile olabilirdi ama ali tüm bunların yerine yakın ve uzak çevresinin yaptığı ve aslında var olmayan ; etkinlikleri , paylaştığı fotoğrafları, söylediği sözleri , aldığı eğitimi , ilişki durumunu vs sanal alemde görünce içsel bir güdülenmeyle ciddi anlamda etkilenmeye ve model almaya başladı . Öyle bir duruma geldiki ali her gün farklı bir kimliğe bürünme gereği duydu ve ali belli bir süre sonra gerçek hayattan kopmaya sanal alemdeki ali olmaya başladı . Ali tüm bunları yaşarken bir gün gerçek hayattaki bir çok sorumluluğu yerine getiremediğini fark eder ve içsel bir çöküntüyle birlikte zaten varolan kaygıyla depresif bir duruma düştü . Her akşam uyuduğunda yarın ; bunları yapacam , bunu böyle yapacam ben ne yapmışım böyle, şunu sil , şunu ekle , bunu sil derken ali aslında kendi kendine yaptığı bir dünyayı yıkmaya başlar ve her bir yıkımda kendisi daha da derin içsel birer travma almakta . Ve artık ali her gece başını yastığa koyduğunda yarının nasıl olacağını ömrünün nasıl geçip gittiğini nasıl bir gelecek kuracağının kabusunu yaşamaktadır . Belli bir zaman sonra artık alinin bir tarafı yarattığı dünyayı yıkmaya ve gerçek hayatla buluşmaya çalışırken diğer , çoğunlukta , olan tarafı ise bahaneler üretip , bir şekilde mantığa bürüme yollarını deneyip aliyi tekrar edindiği olumsuz alışkanlıklarına geri döndürmeye çalışır . Her iki durum arasında mücadele veren ali artık haberi bile olmadan bir çok ruhsal sıkıntılar içine girmiştir . Bu örnekte sadece hayatımızı sanal aleme nasıl kaptırdığımızın sadece minik bir tarafını vermek istedim bu buz dağının sadece görünen kısmı . Bu örneği sizde kendinize uyarlayın ve kendinizi bir ali olarak düşünüp neleri nerde nasıl yaptığınızı kendiniz göreblirsiniz ve eminim ki bir çoğumuz bunların yanında daha nice olumsuz yanları ve değerli kayıpları sayacaktır . Tüm gerçeklerinizle yüzleştikten sonra neleri nerde yanlış yaptığınızı lütfen not alın ve sosyal medyadaki sanal aleminizi gözden geçirin. Her gün tanımadığınız ve gülüp geçtiğiniz uygunsuz yorumlarda ve ön yargılarda bulunduğunuz insanlarla empati kurun sevgi bağınızı güçlendirin var olduğunuz gibi görünün var olmayan gerçeklikler yaratıp hayatınıza hayali benlikler kazandırmayın ve en önemlisi nasıl daha yararlı ve amaca yönelik bir kulanım sağlayacağınızı araştırın . İnsan değerlerin sadece bütün evrenle var olacağını sakın unutmayın , kendinize ne kadar saygı duyulmasını istiyorsanız bütün insanlık içinde isteyin ve bütün doğa içinde tabi , uyanıp bambaşka ufuklara yelken açın . Bu hayatı yapay mutluluklarla geçirmeyin acısıyla tatlısıyla gerçekleriyle yaşayın o zaman daha rahat bir uyku ve daha dinamik bir uyanıklık hali yaşarsınız. Ve sakın hayal etmekten de korkmayın hayal edinki gelecek için bir şeyler üretesiniz ve insani değerleinizin farkına varasınız . ‘Sen varsan ben varım sen yoksan benim anlamım yok ‘düşüncesiyle yaklaşın tüm canlılara .

2186 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Work And Travel

34 Kullanıcı   18 Soru   32 Yanıt

Öğrenci Yurtları

56 Kullanıcı   12 Soru   86 Yanıt