Bilmek istediğin her şeye ulaş

Öğrenme Teknikleri

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Mayıs 2019

Mehmet Ortaç, bir soruya yanıt verdi.

Okuduklarımı aklımda tutamıyorum. Bu sorunu nasıl çözebilirim?

Okuduklarınız asla hiçbir çalışma şekli ile aklınıza kalmaz. O sebeple not almak büyük önem taşıyor. Söz uçar yazı kalır demişler. Önemli noktaların altını çizin. Altını çizdiğiniz konuları bir kenara not alın. Notları iyi bir not uygulaması ile etiketleyin. Bilgi gerekli olduğu zaman etiketler vasıtasıyla çağırmanız kolay olur. Böylelikle kolaylıkla ulaşırsınız. Aksi halde uçar gider.
Mayıs 2019

Mehmet Ortaç, bir soruya yanıt verdi.

Karşıdakini anlayabilecek ve konuşabilek seviyede dil öğrenmek için ne kadar zaman gerekir?

Bu tamamen kişinin kendisine ve yaptığı çalışmaların verimliliğine bağlı bir konu. Kimisi onlarca yılda o seviyeye gelemezken kimisi 1 yılda sular seller gibi İngilizce konuşabilir. Önemli olan kendininizin en iyi öğrenme yöntemini bulabilmenizdir.
Ekim 2017

Rasih Uğur Uyanık, bir soruya yanıt verdi.

Disleksi nedir?

Okumadan önce belirtmek isterim ki, dislektik oğlu olan bir baba olarak yazacaklarım Nisan 2017'den beri edindiğim bilgi ve deneyimleri içermektedir.

Disleksinin MEB nezninde tanımına bakarak başlayacak olursak, bakanlık diyor ki;
"özel öğrenme güçlüğü zekâsı normal ya da normalin üstünde olan bireylerin, standart testlere göre yaş, zekâ düzeyi ve aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma, matematik ve yazılı
anlatım düzeyinin beklenenin önemli ölçüde altında olmasıyla tanısı konulan bir
bozukluktur. Okuma bozukluğu, yazılı anlatım bozukluğu, matematik bozukluğu ve başka
türlü adlandırılamayan öğrenme bozukluğu alt gruplarını içerir."

Asıl problem de buradan başlıyor aslında çünkü, yukardaki tanımda yer alan güçlüklerin kaynağı olan beyin ömrü boyunca benzer şekilde işlemeye devam ediyor yani okuyup yazmaya, toplamaya çıkarmaya yapmaya başlayan bir dislektik derdine derman bulmuş olmuyor. O halde bu noktada disleksinin nörobiyolojik tanımlarından (en azından anlayabildiğim kadarıyla) bahsetmek gerekiyor.
"Beyin üzerinde yapılan çalışmalar normal bireylerde sağ beyin yarımküresinin sol beyin yarımküresine göre daha küçük, disleksililerde ise eşit büyüklükte ya da sol beyin yarımküresinin daha küçük olduğunu ortaya koyuyor. Disleksililerin sol beyin yarımküresindeki farklılıkların bu bozukluğun nedeni olduğu düşünülüyor. "
"Dislektik çocuk ve erişkinlerin sol beyin temporo-parieto-oksipital bölgelerinde işlevsel bozukluk, frontal bölgelerde artmış aktivasyon vardır. Normal bir insan okuma, yazma ve anlama gibi eylemler için beyninin sol ön lobunu kullanır. Disleksi olan kişiler beyinin sol ön lobu kullanmakta zorluk yaşarlar. En sık görülen nörodavranışsal bozukluktur. Asıl sorunları hafıza ve dil ile ilgilidir. "

Bu iki tanımı karşılaştırmak bile problemi doğru tanımlamak için en önemli kriterlerden biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü, asıl mesele okuma yazmayı öğrenmek, ödevlerini daha kısa sürede yapmaya başlamasını sağlamak ve buna benzer türlü akademik kazanımlarını normal yaşıtları seviyesine çekmek değil.

Asıl mesele otoyol-patika diyalektiğidir. Normal birey, daha doğrusu lafa şöyle başlayayım, kendilerini günümüz gündelik yaşantısındaki tempoya ayak uyduracak şekilde adapte edebilmeyi beceren bireyin otoyola çıkma izni bulunuyor, ama disleksik bireylerin otoyola çıkma izinleri bulunmuyor. Onlar aynı hedefe patikadan ilerlemek zorundalar. Başka şansları yok. Asıl müdahale edilmesi gereken, gerçek sıfır noktası, bu tespit doğrultusunda müdahale aralıklarını belirlemekten geçtiğini düşünüyorum.

Biraz daha açacak olursam; otoyol diye tabir ettiğim kavram, şu anda neredeyse tüm okulların kanalize olduğu sınav-başarı ikilisi doğrultusunda hayal kurdurma, ufuk açma, problem çözmeyi öğretme, sürecin kıymetini aktarmaktan ziyade; sonuca kitlenen, 8 yaşında bir çocuğa optik okuyucuyu doldurmayı öğreten, acımazsızca rekabeti öğreten, yoğun bilgi bombardımanında ezberci, zaten eğitim fakültelerinden yeterince zayıf mezun olmuşken birde üstüne okul performansına odaklanmış kısır öğretmen kadrosu eşliğinde vızır vızır akan, nefes almaya hiç izin vermeyen yoğun bir tempoyu temsil etmektedir. Patika ise potansiyel sınırı tahmin edilemeyen, sürprizlere ve keşiflere açık, farklılıklara izin veren, başarıyı çeşitlendiren, sadece başarıyı değil çabayı da ödüllendiren, her bireyi kazanmaya odaklı, yeteneğin doğmasına gelişmesine zemin yaratan, ezberletmeden öğreten, yenilikçi bir süreci temsil etmektedir.

Bu noktada en doğru tanıma ulaşıyoruz.Disleksi, öğretme bozukluğudur.

Normal veya normal üstü bir zekaya sahip ise teşhis edilebilen bu farklılığın herhangi bir tanım içinde bozukluk diye adlandırılmasının tek sebebi belki de bozukluğun çoğunlukta olduğunu görememekten kaynaklanıyor. Bir an düşünün ki, yapılan tahminlere göre nüfusun %5-10 'u arasında disleksiye sahip bireylerin çoğunluk olduğunu. Şu ana kadar ki biriken tüm bilgi ve onu kuşaklara aktarma, dolayısıyla tüm öğrenme ve öğretme pratikleri bambaşka olacaktı.

Bu ütopyayı bir kenara bıraksak da, barındırdığı gerçeği inkar edemeyiz. Dislektik bireyler öğrenebilirler. Önemli olan nasıl öğrendiklerini keşfedebilmekte.

Google'da yapılacak kısaca aramayla bulunabilecek ebeveynlere sıralanan tavsiyelerden ziyade ki zaten tüm ebeveynlerin çocukları için faydalı olacakları süreç içinde keşfedeceklerinden şüphe duyulmayacağından, öğretmenlerin bilmesi ve harfiyen uymaları gerektiği tavsiyelerin bilinmesini daha kıymetli bulduğumdan, cevabı da onlarla bitireyim.

  • Sınıfta kullanılan komutlar basit, kısa ve net olmalıdır.
  • Çocukların işitsel ve görsel uyaranları bellekte tutabilmeleri söze dayalı materyalleri hatırlamaları güç olduğundan aileyle diyaloga geçip, evde derslere ilişkin soru-cevap tarzında zihin egzersizleri yaptırılabilir.
  • Çocuk, harfleri kopya edemeyebilir. Bazı geometrik şekilleri birbirinden ayırt edemeyebilir.
  • Bu çocukları eğitim faaliyetlerine katılmaya teşvik edin.
  • Çocuklarda işitsel algılama problemlerine normal çocuklardan daha fazla rastlanmaktadır.
  • İşitsel algılama problemi olan çocuklar, kapı ziliyle telefon zilinin sesini ayırt edemeyebilir.
  • Bu duruma dikkat edilmelidir.
  • Çocuklar başarısızlık beklentisi yaşadıklarından, onlara sınıfta söz hakkı verilmeli, derse katılımları sağlanmalı ve başarıları ödüllendirilmelidir.
  • Başarısızlığın üstesinden gelmeye hizmet edecek stratejilerin çocuğa kazındırılması gerekmektedir.
  • Çocuklar hoşa gitmeyen bir davranış gösterdiğinde, o davranışı ortadan kaldırmak için, davranış değiştirme yaklaşımına yer verilmelidir.
  • Bulunan yere, zamana, ortama uygun olmayan şekilde söz yakut davranışta bulunan kişinin, bu tür davranış ve sözlerini görmezden gelerek, onun bu ortamdan uzaklaştırılmasının sağlanması faydalı olacaktır.
  • Çocuklar, duygusal bozukluk gösteren çocukların davranış özelliklerini göstermektedir. Özel öğrenme güçlüğü olan çocuk çoğu zaman mutsuzdur. Kendini değerlendirmesi olumlu değildir. Sınıftaki çocukların kiminle oynadığı araştırıldığın da genellikle özel öğrenme güçlüğü olan çocukların görmezlikten gelindiği belirtilmektedir. Bu çocuklar arkadaşlarına olumsuz şeyler söyleme eğilimindedirler.
  • Öğretmen, özel öğrenme güçlüğü gösteren çocuğun hiperaktif olduğunu anlarsa sınıf içinde ortam düzenlemesine gidebilir. Öğrenciyi duvardan tarafa oturtarak ve sırasında yer alabilecek dikkat dağıtıcı unsurları ayıklayarak bu tip davranışları azaltabilir. Ancak bu tür düzenlemeler yapılırken, çocukla konuşularak yapılanların, cezalandırma için yapamadığı anlatılmalıdır.
  • Çocuğun, herhangi bir eyleme girişmeden önce düşünmesi sağlanmalıdır. Burada amaç; öğrencinin kendisinin kullanabileceği stratejileri sağlayarak kendine yeterli ve bağımsızlığını kazanmış öğrenciler yetiştirmektir.
  • Okuduğunu anlamayı arttırmak için kendi kendini sorgulama tekniğiyle öğrenciyi destekleyen taktirler kazandırabilir. İlk olarak öğrenci kendisine "bu parçaya neden çalışıyorum" sorusunu sormak, ana fikirlerini bulup altlarına işaretleme, ana fikirlere ilişkin soru düşünüp yazma, soruya ve yanıtlarına tekrar bakıp, nasıl daha fazla bilgi sağlanabileceğini gösterilmelidir.
  • Özel öğrenme güçlüklerinin oluşmasını artıran ve özel öğrenme güçlüğü olan çocukların, yararı olmayan öğretmen tipi, tüm çocukların aynı şekilde öğrendiğini ve başarılı öğretim tekniğini sadece kendisinin bildiğine inanan ve bir tek öğretme sürecine yer veren öğretmendir.
Eylül 2017

Campusera Com  yeni bir  gönderide  bulundu.

Çevrimiçi eğitim son zamanlarda neden değer kazandı?

Platon’un devletine göre birey kavramı ve aile kavramı, devlete feda edilmişti ve bütün çocuklar üç yaşından sonra resmi görevli eğitimciler tarafından yetiştirilmeliydi. Çocuklar küçük yaşlardan itibaren hep birlikte büyütülmeli ve eğitimcileri kadınlar olmalı, çocuk 3 yaşından 6 yaşına kadar oyuna teşvik edilmeliydi.

Asırlar içerisinde evrilerek günümüze gelen eğitim kavramı; devlet yasaları kapsamında sistemin sınırları içerisinde kalınarak, verilenin dışına çıkılmayacak şekilde standardize edilmiş ve bu durum ideal devlet tanımı içerisinde kabullenilmiştir. Milenyum çağına geçilirken teknoloji alanında hızlı bir gelişim yaşanması, uzaktan eğitim kavramını yaşamımıza sokmuştur. Bilgisayar teknolojileri ve bilgisayar ağları sayesinde çevrimiçi (e-eğitim) kavramı yani uzaktan eğitim en çok tercih edilen yöntemlerden biri haline geldi.

Kendi kendine öğrenme kavramı ile öğrenci, hiçbir baskı altında kalmadan kendi kendisinin denetleyici mekanizması haline geldi, bu sistem içerisinde kendini disipline edebilen her öğrencinin kendi sorumluluğu vardır ve öğrenme becerilerini geliştirmekten kendisi sorumludur.
Konuyu öğrenmek ve o konu kapsamında gelişimini gözlemlemek adına ne kadarlık bir süreye ihtiyaç duyacağını, kısaca ayıracağı zamanı ve öğrenim hızını kendisi belirleyeceğinden ötürü çevrimiçi eğitim ayrıcalıklı duruma gelerek büyük önem kazanmıştır.
Öğrendiğine kanaat getirdiğinde bir sonraki aşamada bir sonraki konuya geçebilir ve öğrendiği konular hakkında yorum yapabilme becerisine ulaşır. Bu da klasik eğitimin bize vermiş olduğu bakış açısının sınırlayıcı unsurlarını kaldırarak ayrı bir vizyon edinmenizi sağlar. Sorgulayıcı bir öğretim kurumu olarak her daim sistemini güncelleyen Stanford Üniversitesi çevrimiçi eğitim kavramına 2012 yılında ön ayak olmuş ve üniversite akademisyenleri tarafından düzenlenen çevrimiçi eğitimler sayesinde nitelikli eğitim, öğrencinin kendisini en hazır hissedeceği zaman çizelgesi içerisinde ancak akademik gücün desteği esirgenmeyerek uygulanır. Bu da değeri hiçbir zaman küçümsenmeyecek bir kavramı yaşamımıza sokarak hem kişisel hem sosyal gelişimimiz adına büyük ve önemli bir adım olmuş oldu.
Haziran 2017

Abrahamatas, bir soruya yanıt verdi.

Okuduklarımı aklımda tutamıyorum. Bu sorunu nasıl çözebilirim?

En az 3 defa oku, okuduklarının önemli yerlerin altını çiz, sonra bu altını çizdiklerini yaz işte bu şekilde hatırlarsın
Şubat 2017

Gizem Karakaya, bir soruya yanıt verdi.

Karşıdakini anlayabilecek ve konuşabilek seviyede dil öğrenmek için ne kadar zaman gerekir?

Anlamsız bir soru olmakla birlikte eğer bir cevap vermem gerekecekse kişiden kişiye çeşitlilik gösterir diyeceğim. Tamamiyle dil öğrenmeye yatkınlığınızla ve algınızla alakalı bir durum.
Ocak 2017

Beraat K, bir soruya yanıt verdi.

En iyi öğrenme tekniği sizce nedir?

Hafıza Sarayı Tekniği (Mind Palace) yani. Tabii bundan önce kendi zihni tanımak çok önemli. Görsel zeka mı işitsel zekamı vs. hangi zekanız gelişmişse bunu keşfederek ona göre hareket etmeniz gerekir. Hafıza Sarayı tekniği kısaca zihinde kurgulanan bir ev, köşk, saray gibi yapının içine bilgiyi saklamak ihtiyaç olduğunda orada aramaktır detaylı araştırabilirsiniz.
Aralık 2016

Tufan Erkaya, bir soruya yanıt verdi.

En iyi öğrenme tekniği sizce nedir?

Dostum, en iyi öğrenme tekniği ezberdir. İnsan ilk çağlardan beri bir şeyleri öğrenmek için hep ezberledi. Ama modernitenin gelmesiyle "ezberci eğitim" başlığı altında bu eski ve en iyi teknik kötülendi. Bu yüzden öğrenmek için yeni ve süper teknikler uyguluyoruz diye günümüzde eğitim kurumlarında insanlar boşa vakit harcayıp dirsek çürütüyor. Uygulamayla öğreneceğiz ayaklarında okullarda ve kendi ders çalıştığımız vakitlerde aslında oyun oynuyoruz. Günümüz insanı birşey bilmiyorsa sebebi ezberden faydalanmaması. Eğer ezber tekniğini uygularsan istediğin herşeyi kısa sürede öğrenebilirsin. Tek yapacağın ihtiyacın olan bilgileri not haline getirmek ve durmadan tekrar etmek. Aklında kalmadığını farkettiğin bölümleri aklında kalana kadar daha çok tekrar et. Gerekirse bu bölümleri unutmanı engelleyecek bir hikaye falan uydur. Sonuç olarak işin özü ezberdir.
Aralık 2016

Evren Bilimci, bir soruya yanıt verdi.

En iyi öğrenme tekniği sizce nedir?

Soru güzel , Ancak bu sitede yanıt vermeye değer bulmuyorum. Bu kadar yorumun arasında kaybolup gitmesi rahatsız edici.
Aralık 2016

Hüsnü Kuruntu, bir soruya yanıt verdi.

En iyi öğrenme tekniği sizce nedir?

Düşünmektir. Öğrenmen gereken bir şey var ise onun hakkında düşün öğrendiğinde hayata daha farklı bakacaksın. Bilmek sana farklı yollar gösterecek. Farklı bir hayatı yaşayacaksın öğrendikçe. Ufkun geniş, hayal gücün daha gelişmiş olacak. Öğrenmek, öğrenmenin kapısını çalacak. Bütün bunlar senin merakını daha da kamçılayacak. Merak ettikçe de bütün ezberleme yazma dinleme yok bilmem ne zırvaları boşa çıkacak. Merak ve ilgi duyduğun şeyleri öğrenmede kimse bir sorun yaşamaz çünkü. Misal bitkiler hakkında öğrenmemiz gerekenşeyler var ve çok şaşırtıcı şeyler. İnanması zor ve harika. Öğrenmek için can at. Gerisi cidden kolay.
Kasım 2016

Sıla Altınpıçak, bir soruya yanıt verdi.

En iyi öğrenme tekniği sizce nedir?

Bence 4 farklı yöntem var 1- okumak 2- yazmak 3- tekrarlamak 4- ezberlemek :):):).. .
Kasım 2016

Merve Kaya , bir soruya yanıt verdi.

En iyi öğrenme tekniği sizce nedir?

Kesinlikle sahada öğrenmek
Kasım 2016

Sevim Güngor, bir soruya yanıt verdi.

Kasım 2016

Sevim Güngor, bir soruya yanıt verdi.

En iyi öğrenme tekniği sizce nedir?

Bence bu soru kişiden kişiye göre değişir diye düşünüyorum
Ekim 2016

Biri Serhat Dedi, bir soruya yanıt verdi.

En iyi öğrenme tekniği sizce nedir?

Yemek Alışkanlığını Değiştir.
Daha fazla

673 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.