Bilmek istediğin her şeye ulaş

Öğrenme

Öğrenme, bireyin yaşantılar sonucu davranışlarda meydana gelen oldukça uzun süreli değişmelerdir. Bir bilgi ve becerinin, öğrenme sayılması için davranışta değişiklik yapması ve davranıştaki değişikliğin uzun süreli olması gerekmektedir. Yeni öğrenmeler ile kişinin kapasitesi gelişir, önceden yapamadığı bir şeyi yapabilir hale gelir. Daha geniş anlamda, öğrenme sonucu, birey içinde bulunduğu evrene yeni bir anlam yükler ve evrendeki konumunu yeniden tanımlar. Öğrenme ile ilgili ortaya atılan davranışsal, duyuşsal, bilişsel, nörofizyolojik temelli öğrenme kuralları mevcuttur. Davranışcı kuramcılar, öğrenmenin uyarıcı ile davranış arasında bir bağ kurarak geliştiğini ve pekiştirme yoluyla davranış değiştirmenin gerektiğini kabul ederler. Bilişsel kurama göre, öğrenme bireyin çevresinde olup bitenlere bir anlam yüklemesidir. Duyuşsal kavramlar öğrenmenin doğasın dan çok sorunlarıyla ilgilenirler. Nörofizyolojik temelli öğretim ilkeleri beynin bir paralel işlemci olduğunu, öğrenmenin fizyoloji bir olay olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgular.

Mayıs 2019

Mehmet Ortaç, bir soruya yanıt verdi.

Hızlı öğrenen insanların öğrenme stratejileri nasıldır?

Öğrenmeyi öğrenmek, bana göre hayattaki en sihirli sözcük. Çünkü öğrenmeyi öğrendiğim zaman benim hayatım değişti. O güne kadar gerçekleştiremediğim her şeyi o günden sonra gerçekleştirmeye başladım. Gerçekleştirdikçe motivasyonum arttı. Motivasyonum arttıkça daha fazla çalışmaya başladım. Özellikle benim gibi dijital pazarlama uzmanı olan ya da sürekli güncel kalması gereken bir işte çalışan biriyseniz öğrenmeyi öğrenmek çok önemli bir kavram olacaktır. Öğrenmeyi öğrenmek konusunda öncülük eden Tony Buzan'ı burada anmadan devam etmek olmaz.

Benim için en önemli ikinci kavram ise “Sorunu parçalara ayırmak” Aslında öğrenmeyi öğrenmek ile doğrudan ilişkili bir kavram. Ben bütün öğrenme ve iş yapış süreçlerimi bu iki kavram üzerine inşa ediyorum. Bu sayede son 2-3 yıldır ciddi yol katettim.

Bu konuda burada detaylı bir yanıt vermeyi çok isterim ancak bir hayli uzun kaçar ve kendi blog sayfamdaki içerik ile kopya içerik oluşturur. O sebeple sizleri buradaki ( mehmetortac.com/ogrenmeyi-ogrenmek-nedi... ) yazımı okumaya davet ediyorum.

Öğrenmeyi öğrenmek benimle pazarlama alanı dışında odaklandığım en önemli konulardan bir tanesi. Aslında yanıt içerisinde soru sormak gibi olacak ancak sizlerin de önereceği teknikler var ise lütfen benimle paylaşın. Ben de bu konuda oldukça yoğun araştırıyorum.
Ekim 2016

Ece Naz Sonat, bir soruya yanıt verdi.

Öğrenme güçlüğü olan çocuklarla nasıl çalışmalar yapılabilir?

Ben de çoğu disleksi üzerine de olsa bazı tecrübelerime dayanarak bu konuda bir şeyler söylemek istiyorum. Öncelikle öğrenme güçlüğü olan bireyler öğrenemez gibi bir düşünceden kurtulmak gerekiyor. Ben özel eğitim alanında da kendi alanımda da çalıştım ve öğretmen olarak bu çocukların yapamayacaklarından çok yapabileceklerine odaklanmamız gerekiyor. Bu onların öz güvenini arttırdığı gibi yapamayacağını düşünüp sıkılmasına engel oluyor. Ben kendi dersimde herkesin ama herkesin mutlaka bir şeyler öğrenmesine dikkat ediyorum. Bu tabi ki karmaşık gramer kuralları olmak zorunda değil. Ne olursa öğrensin ama eve boş dönmesin. Bizim en sık karşılaştığımız öğrenme güçlüğü disleksi oluyor. Maalesef bu öğrenciler çabuk bunalıp dersten koptuğundan, sınıfta gerizekalı damgası yiyor fakat bu durumun zekayla hiç bir alakası yok. Disleksi olan öğrencilerde özellikle writing ve reading aktiviteleri yapmak çok zor oluyor. Fakat speaking aktivitelerinde oldukça başarılı oluyorlar. Biz onların güçlü tarafına daha çok ağır vermeliyiz, hatta mümkünse değerlendirme ona göre yapılabilir. Disleksi durumunda yapılacak ve yapılmaması gereken şeyleri kendime göre listeledim, umarım faydası olur.
  • Kullandığımız bütün yazılı materyaller büyük fontlarda olmalı. (Tahtaya yazılanlar da büyük yazılmalı.)
  • Çocuğun yaptıkları sürekli övülmeli, özellikle arkadaşları arasında.
  • Kesinlikle sınıf içinde çocuğa sesli reading aktivitesi yaptırılmamalı.
  • Çocuk ön taraflara oturtulmalı.
  • Üniteler 1-2-3 diye gider ama sürekli geriye dönülmeli ve tekrar yapılmalı. (Bu öğrenme güçlüğü olmayanlar için de geçerli tabi.)
  • Çocuğa hafıza geliştirme teknikleri öğretilmeli.
  • Çocuk hangi öğrenme tarzına yatkınsa ona göre grup, çift veya tek olarak çalışması sağlanmalı.
  • Diğer öğrenciler de disleksi hakkında bilgilendirilmeli ama bunu dalga konusu yapmayacakları bir şekilde.
  • Çocuk sürekli gaza getirilmeli, özgüven problemi mutlaka aşılmalı. Bu aşamada disleksisi olan başarılı insanlardan bahsedilebilir. Albert Einstein, Leonardo Da Vinci, Galileo Galilei, Steve Jobs, ben : P (Bu insanlardan sınıfın ortasında herkesin duyabileceği şekilde bahsedin ki çocuk övülmüş olsun.)

Not: Bende disleksi yok ama sınıfta var diye yalan söylüyorum bazen. Kendimce işe yarar bulduğum beyaz bir yalan öğrenciyi yabancı dilde başarılı olabileceğine inandırmak adına.
Temmuz 2016

Zambakbyzambak, bir soruya yanıt verdi.

Öğrenme güçlüğü olan çocuklarla nasıl çalışmalar yapılabilir?

1-Okuma çalışması.
2-İlgi-sevgi.
3-Fazla sıkmayarak zeka oyunları. Ama kağıtta. Bilgisiyardan olmasın.
Ekim 2015

Rıdvan Bayhan, bir soruya yanıt verdi.

Öğrenme güçlüğü olan çocuklarla nasıl çalışmalar yapılabilir?

Bir birey neden öğrenme güçlüğü çeker? Bunun bir kaç nedeni var. Öğretileni alma hızı farklı olabilir, öğretilen konunun sunulma şekli bireyin anlayabileceği formda olmayabilir. Ya da geçici sayılabilecek duygusal etkenler buna sebep olabilir. Öğrenme güçlüğünün neden olduğunun tespiti bazen kolay bazen ise zor olabilmektedir. Eğer sınıf atmosferinde öğrenme güçlüğü çeken bir öğrenciniz var ise bunu gidermek için bire bir görüşüp öğrenme güçlüğünün neden kaynaklandığını tespit etmek lazım. Sonraki aşamada öğrenme güçlüğünün giderilmesi için çalışmalar yapmak gerekli. Tam öğrenme kuramının temel bir sayıltısı vardır: "Öğrenemeyen öğrenci yoktur, öğretemeyen öğretmen vardır" Ben bu söze katılırım. Çoğu eğitimci öğrenemeyen bireylerin neden öğrenemediğini araştırmak yerine kapasitesinin az olduğunu savunarak kendini rahatlatma yoluna gider. Çünkü bu enerji ve sorumluluk gerektirmeyen bir iştir. Öğrenme güçlüğü çeken bir bireyin bu güçlüğünün giderilmesi için izlenmesi gereken yol:

-Bireyin farkına varılması
-Bireyin yakın çevresindeki değişkenlerin saptanması
-Bireyin kişisel özelliklerinin saptanması
-Öğrenme güçlüğünün neden kaynaklandığını saptanması
-Saptanan tüm değişkenleri hesaba katarak öğrenme güçlüğünün giderilmesi için bir yol çizilmesi

Bu çizilecek yolda Bireysel Öğrenme Tekniklerinin kullanılması önem arz eder.
Ekim 2015

Hakan, bir soruya yanıt verdi.

Öğrenme güçlüğü olan çocuklarla nasıl çalışmalar yapılabilir?

Tamamen kendi tecrübelerime ve gözlemlerime dayanarak yazacağım, büyük bir ihtimalle de yazdıklarım yanlış olacak :) Günümüz de hastalık olarak nitelendirilen bazı hastalıkların zorla literatüre sokulduğu kanısındayım. Öğrenme güçlüğü de bunlardan bir tanesi bence.

Mesela reflü ile kolesterolünde bu tür hastalıklar olduğu kanaatindeyim.

Öğrenme güçlüğüne gelirsek, böyle bir hastalık yoktur. Öğretme güçlüğü vardır. Gerekçelerim ise şöyle;
1. Tüm insanlar standart kabiliyetlerde ve ortalama zekalı insanlara göre düzenlenmiş bir eğitim sisteminin içerisinde eğitime başlıyorlar.
2. Tüm insanların beyinlerinde ki kıvrım sayısı aynı değil,
3. Tüm insanlar aynı sosyo kültürel yapıda yetişmiyor,
4 Tüm insanlar aynı ekonomik varlığa sahip olmadığı için aynı gıdalar ile beslenemiyor,
5 Tüm insanların sayısal ve ya sosyal bilimlere yatkınlık seviyesi aynı değil.
6. Tüm insanlar çevrelerindeki doğal hayatta aynı dikkat seviyesi ile yaşamda kalmıyor.
8, Tüm insanlar becerileri ile aynı övgü yada yergi sistemi ile yetişmiyor.
9. Tüm insanlar olmasa da insanların önemli bir kısmı az önce madde yedi yi yazmadığımı fark edemiyor.
10. Tüm insanlar uyaran ve uyarılardan sonra aynı tepkiyi vermiyor.
11. Tüm insanların standart testlerden geçmesi umuluyor halbuki madde dört ve beş te rakamlardan sonra nokta koymadığımı bu testleri yapan insanların bile çok azı fark ediyor.

Bu kadar değil elbette insanlar arası farklılıklara binlerce temel örnek verilebilir. Ancak okulda başarısız olan hemen her çocuğa standartize olmuş bir kaç test ile öğrenme güçlü teşhisi konuluyor.
Hatta ve hatta standart kalitede ki ilaçlar ile şifa bulması amaçlanıyor. Bizim toplumumuzda hiperaktif ve dikkat bozukluğu olan çocukların aileleri onlara yazılan ilaçları çocuğa içirmiyor biliyor musunuz?

Tıpkı benim de içmediği gibi.

Bende cücüklüğümün bir bölümünde öğrenme güçlüğü çekmiş, algı ve dikkat bozukluğu sebebi ile hiperaktif çocuk sınıfına alınmış tembel teneke bir bebeydim 6 kere 9 u öğrenmem 15 yılımı aldı yaa :) hala sekiz rakamını ters çizerim ve zaman zaman yön tabelalarını yanlış yorumlarım, kapadokya ya giderken abanadan çıkmışlığım bile vardır :)

Dangalak bir öğrenci olduğumu anlamam çok zor olmadı çocukluğumda, fazlaca akıllı bir babanın, aptal oğlu olmak çok tatlıydı walla çünkü adam konuyu çözmüş demek ki, beni gaza getirerek, sık tekrar yaptırarak ve yeteri kadar döverek :) o standart eğitim basamaklarını geçmemi sağladı, ne zaman ki ergenlik bitti, parmaklarımın dokunduğu şeyleri hafızama kaydettiğimi ve görsel hafızamın eğitimimi tamamlama yeteceğini keşfettim ondan sonra hem akademik hemde fiili bilgileri almakta hiç zorlanmadım.

Sonuç olarak çocuklarda ergenlik bitimine kadar öğrenme güçlüğü olabileceğini bunun yukarı da saydığım sebepler gibi binlerce sebep nedeni ile doğal olduğunu, ancak tüm hayatını etkileyecek bir hastalık olmadığını özellikle ergenlikten sonra gelişebilir ve üstün bireysel yönlerini hem ailenin hem de çocuğun keşfederek görece başarılı bir yol çizeceğini biliyorum.

Çocukluk döneminde bu sorunun aşılması için sabır, sık tekrar, sınav öncesi hatırlatıcı not ve görsellerin ( ki buna kopya diyoruz) hazırlanması öğrenme sorunu azaltır belki de tamamen giderir belli mi olur. :)

kalın sağlıcakla be yaa :)
Ekim 2015

Mesut Yurt, bir soruya yanıt verdi.

Ekim 2015

Enis Köroğlu, bir soruya yanıt verdi.

Öğrenme güçlüğü olan çocuklarla nasıl çalışmalar yapılabilir?

Şahsi görüşüm, yaparken haz duydukları şeyler de can alıcı kısımlarına katarak sunarsak bilgiyi neden olmasın.
Ekim 2015

Dilara, bir soruya yanıt verdi.

Mart 2015

Ersin Er  yeni bir  gönderide  bulundu.

En Başarılı Egitim Sistemi

EN BAŞARILI EĞİTİM SİSTEMİ NEDEN FİNLANDİYA’DA? Aralık 2011 Banu Uzkut Onuk Eğitim sistemlerini araştırırken Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programının (PISA) sonuçları dikkatimi çekmişti. Testte, öğrencilerin, matematik, fen bilimleri ve okumayla ilgili sahip oldukları bilgi ve becerilerin ne kadarını hayata geçirebildikleri, sorunlarla karşılaştıklarında ne kadarını uygulayabildikleri ölçülüyor. 2000 yılından beri uygulanan bu testin sonuçlarında en başarılı ülke hep Finlandiya çıkıyor. Türkiye ne yazık ki Meksika’dan sonra sıralamada sondan ikinci sırada. Finlandiya eğitim sisteminde sınav stresi yok, mukayese yok; dershaneler, özel hocalar yok. Eğitim saatleri çok kısa (ortalama günde dört saat) olmasına rağmen bütün öğrenciler eşit düzeyde başarılı. Yrd. Doç. Dr. Ali Eraslan’ın EFMED dergisinin Aralık 2009 sayısında yayımlanan “Finlandiya’nın PISA’daki Başarısının Nedenleri: Türkiye için Alınacak Dersler” başlıklı makalesini incelemiştim. Ardından Finlandiya seyahatimde okulları ziyaret edip, öğretmenlerle ve öğrencilerle konuştum. Toparladığım bilgileri paylaşmak istedim. Okullarda okutulacak kitaplara öğretmenler kendileri karar veriyor. Zorunlu temel eğitim boyunca, değerlendirme adına herhangi bir ulusal sınav veya yılsonu sınavı yok; öğrenciler, öğretmenin hazırladığı sorularla değerlendiriliyor. Bu yüzden öğretimin odağında öğrencileri testlere hazırlamaktan ziyade tamamen öğrenme var. Gezdiğim okullarda dikkatimi çeken, okulların ev ortamı gibi rahat dekore edilmiş olmasıydı. Müfredatları “yaparak öğrenme” prensibine göre düzenlenmiş. Çocuklar sınıf içinde dolaşarak, arkadaşlarından, öğretmen ve ders malzemelerinden bilgiler toplayabiliyor ara sıra da kanepeler üzerinde dinlenebiliyorlar. Öğretmenlerine isimleriyle hitap ediyorlar ve öğle yemeklerini birlikte yiyorlar. Öğrenciler rahat ortamda öğrenmenin keyfini yaşıyorlar. Okul kantininde sadece süt, su ve meyve bulunuyor (reklamların etkisinde kalınmadan beslenme alışkanlıklarına dikkat ediliyor). Her çocuğa kendi öğrenme yöntemine göre ödev veriliyor. NLP teknikleri öğretmenler tarafından derslerde uygulanmakta. Bazı dersleri farklı yaş grubundaki öğrenciler bir arada işliyor; böylece uyumu öğreniyorlar. Okuldaki bitkilerin bakımı, kütüphanedeki işler, atık kâğıtların toplanması, bahçe ve akvaryum işleri, mutfak yardımı gibi gündelik işleri öğrenciler sırayla yapıyorlar. Böylece yeterlilikleri geliştiği gibi okullarını da benimsiyorlar. Çocuklar okullarını ikinci evleri gibi görüyor, öğretmenlerini de anne/baba gibi seviyorlar. Finlandiya’da öğretmen olmak çok kolay değil. Liseden mezun olup öğretmen olmaya karar veren bir öğrenci üç aşamalı kabul testinde başarılı olmak zorunda. Birinci aşamada, kitap sınavıyla, bilgiyi araştırma, sentez yapabilme, eleştirel açıdan bilgiyi yorumlama, analiz etme yeteneği test ediliyor. İkinci aşamada, mülakat aşamasında, kişilik ve karakter yapısı bakımından öğretmenlik mesleğine uygun olup olmadığı analiz ediliyor. Son aşamada ise adaylardan örnek bir ders anlatması veya grup tartışmasını yönetmesi istenerek sosyal yönü, konuşma, sunum ve yönetim yetenekleri ölçülüyor. Bu aşamaların sonunda öğretmenlik için müracaat edenlerin ancak yüzde onu öğretmen yetiştirme programına kabul ediliyor. Öğretmenlik lisans programı boyunca, öğrencilerin her yıl birer ay uygulama okullarında ders anlatarak staj yapma zorunlulukları var. Stajları hem üniversitedeki öğretmenleri, hem de öğrenciler tarafından değerlendirmeye tabi. Staj değerlendirmesi mezuniyet yeterliliğinde çok önemli. Türkiye’de öğretmenlik stajı sadece son yıl yapılabilir, o da ne yazık ki KPSS sınavının hazırlıkları nedeniyle hedeflere ulaşamaz. Finlandiya’da öğretmen olabilmek için sadece lisans öğrenimi de yeterli değil. Öğretmen adayının seçeceği konuya göre tezli yüksek lisans derecesine sahip olması da zorunlu. Böylelikle Finli öğretmenlerin araştırma tabanlı bir eğitimle, sorgulayıcı bir bakış açısına sahip olmaları sağlanıyor. Finlandiya’da motivasyonu yüksek öğrenciler en yüksek maaşı almayacaklarını bildikleri halde, gene de öğretmenlik mesleğini saygınlığı ve kutsallığı nedeniyle tercih ediyorlar. Tanıştığım bir Finli baba, kızının öğretmen olmasından gurur duyduğunu söylüyordu. Türk kültüründe de uzun yıllar öğretmenlik kutsal bir meslek olarak kabul edilmişti ama son yıllarda bu algı değişmeye başladı. Öğrencilerimiz, öğretmenlik mesleğini ne yazık ki ekonomik nedenlerle tercihlerinde en alt sıraya koyuyorlar. Finlandiya’da “yaşam boyu öğrenme” eğitimin en önemli ilkesi. Görüştüğüm öğretmenler devamlı gelişen öğrenme tekniklerini, zorunlu hizmet içi eğitimlerle takip edebildiklerini söylediler. Finli öğretmenler meslek hayatları boyunca katıldıkları kursları, kendilerini geliştirmek için fırsat olarak görüyorlar. Ben de Türkiye’de özellikle bireysel eğitimlere, kendi olanaklarıyla katılan sevgili öğretmenlerimizi gördükçe çok mutlu oluyorum. Kendini devamlı geliştiren öğretmenlerin, anne babaların, bireylerin çoğalması dileğiyle
Ocak 2015

Aylin Sonmez, bir soruya yanıt verdi.

1. Sınıf okutuyorum. Sınıf çok kalabalık (50 kişi). Ne yapmamı önerirsiniz?

10'arlı gruba bölsek öğrencileri, toplamda 5 grup olacak. Pazartesi günleri 1. Grubu, salı 2. Grubu, çarşamba 3. Grubu vs. bu şekilde her gün bir grubu aktif kılarak herkesle ilgilenmiş olabilirsiniz belki.

Ne kadar sağlıklı olur bilemiyorum; ama şu anki halimle böyle bir şey yapmaya çalışırdım.
Aralık 2014

Bazarov, bir soruya yanıt verdi.

Satranç oynarken öğrenilen hayat dersleri nelerdir?

Kazanmak için çok iyi mücadele etmelisin.. Mücadele gücün ve sağlam bir duruşun yoksa zekanın hatta bilginin dahi bir önemi yoktur.
Aralık 2014

Abdulkerim Özkan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Uykudayım, Öğrenip Uyanacağım

Araştırmacılar uykunun hafızanın yanı sıra öğrenmeyi de güçlendirdiğini ortaya çıkardı. Beyin uykunun bazı bölümlerinde, o gün olanları 'tekrar oynatıyor'. Öğrencilere öneri:Çalışıp uyumak, çalışmaya devam etmekten daha iyi.
LONDRA- Bilim insanları iyi bir gece uykusunun öğrenmeyi ve hafızayı ne şekilde etkilediğini ortaya koydu. Çin ve ABD ’de bulunan araştırma ekibi beyin hücreleri ile uyku sırasında oluşan sinapsların (nöronlar arasındaki bağlantı noktaları) ilişkisini görebilmek için gelişmiş mikroskopi teknikleri kullandı.
Uykunun hafıza ve öğrenme konusunda önemli bir rolü olduğu biliniyordu. Ancak uyku sırasında öğrenme ve hafızaya etki etmesi açısından beynin içinde neler olduğu konusu tartışılıyordu.New York
Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Pekin Üniversitesi Şenzen Yüksekokulu’ndan araştırmacılar fareleri kendi etrafında dönen bir çubuğun üzerinde yürüyebilmeleri için eğittiler. Daha sonra bir mikroskop yardımı ile hayvanlar uyurken ya da uykusuz bırakıldıklarında beyinlerinde neler olduğu incelendi. Bu inceleme sonunda uyuyan farelerin nöronlar arasında dikkat çekici şekilde çok daha fazla bağlantı oluşturduğu görüldü, yani daha fazla öğreniyorlardı.
Araştırma ekibi ayrıca uykunun belirli fazlarını kesintiye uğratarak, derin ya da yavaş dalga uykunun hafıza oluşturmak için önemli olduğunu ortaya koydu.
Uykunun bu bölümlerinde beyin günün daha önceki saatlerinde olan biteni “tekrar oynatıyordu. ”

UYKUDA YENİ BAĞLANTILAR OLUŞUYOR
New York Üniversitesi’nden Profesör Wen-Biao Gan, araştırmayı şöyle anlattı:
“Uykunun nöronlar arasında bağ kurulmasını teşvik ettiği bilgisi yeni, bunu daha önce kimse bilmiyordu. Daha önce uykunun yardımcı olduğunu düşünüyorduk, fakat başka sebepler de olabilirdi ve gösterdik ki uyku yeni bağlantılar oluşturmaya gerçekten yardımcı oluyor. Uyku sırasında beyin sessiz değil, gün içerisinde neler olup bittiğini yeniden canlandırıyor ve bu bağlantılar oluşturmak için oldukça önemli görünüyor. Araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlar örneğin öğrenciler için çok önemli. Eğer bir şeyi uzun süre boyunca hatırlamak istiyorsanız bu bağlantılara ihtiyacınız var. Dolayısıyla çalışıp iyi bir uyku uyumak, çalışmaya devam etmekten muhtemelen daha iyi.”
Surrey Üniversitesi’nden Profesör Raphaelle Winsky-Sommerer ise araştırmanın bulgularını BBC’ye yorumlarken “Uykunun gün içerisindeki deneyimlerle baş etmek konusundaki katkısının hücresel mekanizmalarını ortaya koymuşlar. Basitçe size uykunun yeni sinapstik bağlantılar oluşturmayı teşvik ettiğini söylüyor, dolayısı ile uykunuzdan vazgeçmeyin” dedi.(BBC-
06/06/2014-15:26)


Kasım 2014

Devrim Deniz Bardakcı  yeni bir  gönderide  bulundu.

ASPERGER SENDROMLU ÖĞRENCİLERİN ANLAŞILMASI ÖĞRETMEN KLAVUZU

Karen Williams

Michigan Üniversitesi
Tıp Merkezi
Çocuk ve Adolesan Psikiyatri Hastanesi

Asperger teşhisi konmuş çocuklar eğitim konusunda özel bir zorluğa sahiptir. Bu
makale Asperger Sendromlu çocukların 7 ana özelliklerini ve ilaveten sınıftaki
belirtilerin anlaşılması için öneri ve yöntemleri anlatmaktadır. Yazarın
Asperger Sendromlu çocukların davranışsal ve akademik durumları karşısındaki
tecrübeleri sunulmaktadır.

Asperger Sendromu (AS diye kısaltılacak) teşhisi konmuş çocuklar
arkadaşlarınca eksantrik ve acayip olarak değerlendirilir. Sosyal
yeteneklerindeki beceriksizlik nedeniyle günah keçisi haline getirilirler.
Sakarlıkları ve anlaşılması güç konulara takıntı derecesindeki ilgileri “acayip”
olarak tanımlanmalarını artırıcı rol oynar. AS’lı çocuklar insan ilişkilerini
ve sosyal olayların (gelenek görenek gibi) kurallarını anlamamaları nedeniyle
naif ve common sense’lerinin olmaması nedeniyle de göze batarlar. Esnek
olmamaları ve değişikliklerle başa çıkamamaları onları duygusal olarak kırılgan
ve strese kolay maruz kalan bir hale sokar. AS’lı çocuklar (ki bunların çoğu
erkektir) ortalama ve daha üstü zeka seviyesindedir ve süper hafızaları vardır.
Tek bir konuya eğilip onun peşinden koşmaları da ilerki yaşamlarında büyük
başarılara neden olabilir.

AS, otizmin çok uç (higher end) bir bozukluğu olarak
düşünülmektedir. Bu bağlamdaki kişilerle kıyaslandığında low functioning
otistik çocuk kendi dünyasında yaşar, higher functioning otistikler bizim
dünyamızda ama kendi yöntemiyle yaşar. (Van Krevelen, 1991)

Doğal olarak AS’lı tüm çocuklar aynı değildir. Her birinin
kendine özgü kişiliği vardır. Tipik semptomlar kişiye özgü şekillerde tezahür
eder. Sonuç olarak diğer normal çocukların tümüne birden uygulanabilecek bir
eğitim yöntemi olmadığı gibi AS’lı çocukların tümü için de bir sınıf reçetesi
olamaz.

Aşağıda Asperger Sendromunu belirleyen 7 tanımlayıcı özellik ve
bunu takiben öneriler ve sınıf içi stratejiler vardır. Bu öneriler çocuğun
ihtiyaçlarına göre şekillendirilmelidir.

Aynılıkta Israrcılık

AS’lı çocuklar küçük değişikliklerin hakkından gelemez, çevresel
stres faktörlerine karşı aşırı duyarlıdır ve bazen ritüellerle ilgilenirler.
Endişelidirler, kendilerini bekleyen şeyin ne olduğunu bilmezlerse takıntı
derecesinde endişe duyarlar. Stres, aşırı yorgunluk ve duygusal yüklenmeler
karşısında kolaylıkla dengelerini kaybedebilirler.

Öneriler:

* Tahmin edilebilir ve güvenli bir çevre sağlamak
* Geçişleri minimize etmek
* Tutarlı günlük rutin sağlamak: AS’lı çocuk her günün rutinini anlamalı ve
elindeki işe konsantre olmak için ne beklendiğini bilmelidir.
* Sürprizlerden kaçınmak: Çocuğu özel aktivitelere, değişen programlara veya
her türlü rutin değişikliğine karşı, ne kadar küçük bir değişiklik olduğuna
bakılmaksızın, önceden ve dikkatli bir şekilde hazırlamak gerekir.
* Çocuğu yeni bir aktiviteye, öğretmene, sınıfa, okula, kampa vs. önceden
uyararak korkularını yatıştırmalıdır. Haberdar edildikten sonra en kısa sürede
de takıntılı endişesi yatıştırılmalıdır (Örn: AS’lı çocuk okul değiştirmek
zorunda kalırsa yeni öğretmeni ile tanıştırılmalı, okul gezdirilmeli ve bunlar
okul başlamadan önce yapılmalıdır. Yeni okulunun rutininin tanıdık olması
açısından okul tayini eski okulu tarafından yapılmalıdır. Yeni öğretmen çocuğun
özel ilgi alanlarını keşfetmeli ve çocuğun ilk günü için bu konuda kitapları ve
aktiviteleri hazır etmelidir.)

Sosyal Etkileşimin Zararı:

AS’lı çocuklar sosyal etkileşimin karmaşık kurallarını anlamada
yeteneksizlik gösterirler. Naiftirler. Çok fazla benmerkezcidirler. Fiziksel
temastan hoşlanmayabilirler. Şakaları anlamazlar. Ses tonları doğal değildir.
Uygun olmayan bakışları ve beden dilleri vardır. Hassas ve zarif değillerdir.
Sosyal ipuçlarını yanlış değerlendirirler. Sosyal mesafeyi değerlendiremezler.
Konuşmaya başlamada ve sürdürmede yeteneksizdirler. Konuşmaları gelişmiş ama
iletişimleri zayıftır. Konuşma stilleri kimi zaman fazla yetişkinvaridir ve
“küçük profesör” diye nitelendirilebilirler. Kolaylıkla kullanılabilirler
(başkalarının yalan söyleyebileceğini veya aldatılabileceklerini
algılayamazlar) ve genellikle sosyal dünyanın bir parçası olmak için istekleri
vardır.

Öneriler:

* Çocuğu kabadayılıktan ve kızdırılmaktan koruyun.
* Daha büyük yaş gruplarında, sosyal beceriksizlik ciddi hale gelince,
problemin gerçek bir özür olduğu konusunda akranlarını eğitin. Sınıf
arkadaşları ona şefkatle davrandıklarında onları övün. Bu işlem diğer
çocukların sabrını ve empatisini artırırken günah keçisi durumunu da engeller.
* Akranlarınca hayranlık uyandıracak hafıza, kelime hazinesi, okuma yeteneği
gibi özelliklerini ortaya çıkaracak durumlar yaratarak akademik yeterliklerini
vurgulayın. Bu durum kabul görmeyi artıracaktır.
* AS’lı çocukların çoğu arkadaş ister ama nasıl davranacağını bilemez. Çeşitli
durumlarda nasıl reaksiyon göstereceği öğretilmeli ve değişik sosyal durumlarda
kullanması için repertuar hazırlanıp verilmelidir. Çocuğa ne söyleyeceğini ve
nasıl söyleyeceğini öğretin. Çift yönlü iletişim için model olun ve role-play
yapmasını isteyin. Bu çocukların sosyal alandaki değerlendirmeleri diğerlerin
kendiliklerinden öğrendikleri kuralların öğretilmesinden sonra gelişir. AS’lı
bir profesör insan ilişkilerini anlama sürecinde kendisini Mars’tan gelen bir
antropolog gibi hissettiğini belirtmiştir (Sacks, 1993).
* AS’lı çocuklar diğerlerinin duygularını anlamamalarına rağmen doğru
davranmayı öğrenebilirler. İstemeden ve amaçlamadan hakaret ederlerse, nazik
olmazlarsa veya duyarsız davranırlarsa bu davranışlarının niye doğru olmadığı
açıklanmalı ve doğru davranışın ne olduğu anlatılmalıdır. AS’lı yetişkinler
sosyal olayları entelektüel yetenekleri ile öğrenmelidir, çünkü sosyal
içgüdüleri ve sezgileri yoktur.
* Yaşça daha büyük AS’lı öğrenciler “buddy sistemi” bir arkadaştan fayda
görebilirler. Öğretmen duyarlı bir sınıf arkadaşını AS’lı çocuğun durumu ile
ilgili eğiterek yanına oturtabilir.Arkadaşı AS’lı çocuğu her ortamda (serviste
, teneffüste ) izleyerek onu okul aktivitelerine dahil etmek için çabalamalıdır.
* AS’lı çocukların inzivaya çekilme eğilimi vardır. Bu yüzden öğretmen
diğerlerinin arasına katılması için teşvik etmelidir. Aktif sosyalleşmeye
cesaretlendirmeli ve izole olarak sadece kendi ilgi alanına yönelik geçirdiği
zamanı sınırlandırılmalıdır. Örneğin öğle yemeği sırasında bir öğretmen AS’lı
çocuğun yanına oturarak onu akranlarının konuşmalarına katılmaya teşvik
edebilir. Bunu yaparken sadece fikrini söylemesi ve sorular sorması ile
yetinmeyip diğer öğrencilere de usta manevralarla aynısını yaptırtmak gerekir.

Sınırlı ilgi alanı:

AS’lı çocukların tuhaf ilgileri veya acayip, yoğun tutkuları (alışılmadık
şeyleri saplantı halinde biriktirme gibi) vardır. İlgi alanları konusunda
insafsızca konferans verme eğilimindedirler; bu konularda tekrarlayan sorular
sorarlar; fikir üretmekte problemleri vardır; diğerlerinin isteklerine
aldırmaksızın kendi eğilimlerini takip ederler ve bazen de kendi kısıtlı ilgi
alanları dışında kalan herhangi bir şeyi öğrenmeyi reddedebilirler.

Öneriler:

* AS’lı çocuğun izole ilgi alanı hakkındaki sorularına ve
tartışmalarına sebatla izin vermeyin. Bu davranışlarını günün belli bir zaman
dilimi ile sınırlandırın. Örneğin hayvan saplantısı olan ve sınıftaki bir evcil
kaplumbağa ile ilgili sayısız soruları olan bir AS’lı çocuğun bu sorularını
sadece teneffüste sorması gerektiğini öğrettim. Bu onun için günlük rutin
haline geldi ve diğer zamanlarda böyle sorular sormaya başladığı zaman kendini
durdurması gerektiğini kısa sürede öğrendi.
* İstenen bir davranışa doğru olumlu yöndeki zorlama AS’lı çocuğa yardım
etmedeki en önemli stratejidir (Dewey 1991). Bu çocuklar övgüye yanıt verir
(Örneğin sürekli soru soran bir çocuğun ara verdiğinde ve başkalarına söz hakkı
tanıdığında öğretmeni tarafından övülmesi ve kutlanması gibi). Bu çocuklar
ayrıca diğer çocuklara verilmiş bir hakkı kullandıklarında , istenen bir sosyal
davranışta bulunduklarında da övülmelidir.
* AS’lı bazı çocuklar ilgi alanları dışında bir şey yapmak istemezler.
Sınıftaki çalışmanın tamamlanması için kesin kurallar konulmalıdır. AS’lı çocuğa
kontrol dışına çıktığı ve kurallara uyması gerektiği çok açık şekilde
söylenmelidir. Ancak bununla beraber sınıf ona kendi ilgilerine yönelmesi için
de fırsat vermeli ve bir orta noktada buluşulmalıdır.
* Özellikle inatçı ve kafa tutan çocuklar için tüm ödevlerin ilgi alanları
etrafında toplanarak kişiselleştirilmesi gerekebilir. (Örn: Eğer ilgi alanı
dinozorlar ise gramer cümlelerinden, matematik problemlerine, okumadan
hecelemeye kadar her şey dinozorlarla ilgili olmalıdır.) Ödevlerindeki diğer
konulara yavaş yavaş geçilir.
* Öğrencilere işlenen konudan ama kendi ilgi alanı ile bağlantılı ödevler
verilmelidir. Örneğin trenlere saplantısı olan bir çocuğa, sosyal dersinde bir
ülke işleniyorsa, o ülkenin ulaşım sistemini araştırması verilebilir.
* Çocuğun tutkularını onun ilgi alanlarını geliştirmekte bir yol olarak
kullanın. Örneğin hayvan saplantısı olan bir çocuktan yağmur ormanları konusu
işlenirken, yağmur ormanlarındaki hayvanları ve hayvanların evi olması
nedeniyle de ormanları çalışması istendi. Bu çocuğu öyle motive etti ki yaşamak
için hayvanların evi olan ormanı kesmek zorunda kalan yerli halkı da araştırıp
öğrendi.

Zayıf Konsantrasyon:

AS’lı çocuklar sıklıkla içlerinde gelen uyarılarla yapmakta olan
işlerden uzaklaşırlar. Deorganizedirler. Sınıftaki aktivitelere sürekli
odaklanma konusunda zorlanırlar ( bu çoğunlukla dikkat eksikliğinden değil,
odağın acayipliğindendir; AS’lı yetişkinler ise ilgili olanın ne olduğunu bulup
çıkaramaz, dolayısıyla dikkat ilgisiz uyaranlara odaklanır) ; hayal alemine
dalmaktan daha yoğun bir şekilde kendi karmaşık iç dünyalarına çekilme
eğilimindedirler ve grup halinde öğrenmede zorluk çekerler

Öneriler:

* Eğer AS’lı çocuk sınıfta üretken olacaksa çok ciddi miktarda sıkı ve
disiplinli dış yapılanma gerçekleştirilmelidir. Ödevler küçük parçalara
bölünmeli ve öğretmen sık sık geri bildirimde bulunmalı ve yeniden
yönlendirmelidir.
* Ciddi konsantrasyon problemi olan çocuklar belli sürelere bölünmüş çalışma
seanslarından fayda görürler. Bu kendilerine organize etmelerine yardım eder.
Süresinde tamamlanmamış ( ya da dikkatsizce yapılmış) sınıf çalışmaları çocuğun
kendisine ait zaman içinde (teneffüste veya özel ilgi alanlarına yöneleceği
sürede) tamamlanmalıdır. AS’lı çocuklar bazen inatçı olabilir. Kesin
beklentiler ve onlara olumlu yönde zorlama yapacak kuralların uygulanmasına
ihtiyaçları vardır. (böyle bir program AS’lı çocukları üretken olmaya motive
eder ki bu da kendine olan güvenlerini artırır ve stres seviyesini düşürür,
çünkü çocuk kendini yetenekli görür.)
* AS’lı öğrencilerdeki düşük konsantrasyon, düşük yazma hızı ve ciddi
organizasyon bozukluğu, ona verilecek ev ödevini azaltmayı ve/veya ayrı bir
odada öğretmen gözetiminde ekstra zaman vererek ödevini tamamlatmayı gerekli
kılabilir.( AS’lı bazı öğrencilerin konsantrasyonları o denli zayıftır ki
çocuğun anne babası her gece çocukla birlikte saatler harcayarak ödevi
tamamlama stresine girerler.).
* AS’lı çocuğu sınıfın önüne oturtun ve dikkatini derse vermek içim sık sık
sorular yöneltin.
* Dikkatini toplamadığı zamanlarda çocukla sessiz iletişim kurmaya çalışın
(omuzuna hafifçe dokunmak gibi.
* Buddy sistemi kullanılıyorsa bu arkadaşını yanına oturtun ki çocuğu elindeki
işe veya dersi dinlemeye uyarabilsin.
Öğretmen aktif bir şekilde AS’lı çocuğu kendi iç düşünceleri ve fantezilerinden
ayırarak gerçek dünyaya yeniden odaklanmaya teşvik etmelidir. İç dünyası gerçek
hayattan daha cazip olduğu için bu gerçek bir mücadeledir. Küçük çocuklar için
serbest oyun saati bile programlanmalıdır. Çünkü yalnızlıklarına dalar ve
hayaller kurarak oynamaya dalıp gerçekle ilişkilerini kaybedebilirler. AS’lı
çocuğa bir veya iki arkadaşı ile yakın gözetim altında oynatarak hem oyun
zamanını düzenlemiş, hem de sosyal yeteneklerini uygulamasına fırsat vermiş
olursunuz.


Zayıf Motor Koordinasyon

AS’lı çocuklar fiziksel olarak beceriksiz ve sakardır. Kaskatı
ve beceriksizce yürürler. Motor yetenek gerektiren oyunlarda başarısızdırlar.
İnce motor bozuklukları da varsa kalem tutmada problemler ve yazı yazma hızının
düşük olması ve çizim yeteneklerinin etkilenmesi görülebilir.

Öneriler:

* Büyük motor problemleri ciddi boyutta ise uyarlayıcı fiziksel
eğitim programların gitmesi için yönlendirirn.
* AS’lı bocuğu beden eğitiminde yarışmaya dayanan spor programları nedeniyle
sağlık/fitness müfredatına dahil edin.
* Çocuğu yarışmaya dayanan sporlara girmesi için zorlamayın. Çünkü motor
koordinasyondaki zayıflık nedeniyle bu sadece korkuya ve takım arkadaşlarının
alay etmesine davetiye çıkarır. AS’lı çocuk kendi hareketlerinin
koordinasyonunu anlamamanın eksikliğini çekerken takım arkadaşlarının
hareketlerinin anlaşılmasını beklemeyin.
* Zamana ve parçalara bölünmüş ödev verirken çocuğun yazı yazma hızının düşük
olduğu dikkate alınmalıdır.
* AS’lı yetişkinler sınavlarını tamamlamak için akranlarına oranla daha fazla
zamana ihtiyaç duyarlar (sınavı ayrı bir odada yapmak hem daha fazla zaman
sağlar hem de öğretmenin yönergeleri tekrarlaması kişiyi elindeki işe daha iyi
odaklar. )

Akademik Zorluklar

AS’lı çocuklar genellikle ortalama ile ortalama üstü zekaya
sahiptir (özellikle sözel açıdan) ama yüksek düzeyde düşünme ve anlama
yeteneğinden yoksundurlar. Düz ve yalın olma eğilimindedirler. Hayalleri
somuttur, soyutlamaları ise zayıftır. Titiz, kılı kırk yaran konuşma stilleri
ve etkileyici kelime hazineleri hakkında konuştukları şeyi anladıkları gibi
yanlış bir izlenim verir. Oysa ki gerçekte onlar sadece okuduklarını veya
duyduklarını papağan gibi tekrar etmektedirler. AS’lı çocuk çoğunlukla mükemmel
bir hafızaya sahiptir, fakat bu mekaniktir. Bir video gibi kurulma sırasına
göre çalışır. Problem çözme yetenekleri zayıftır.

Öneriler:

* İstikrarlı başarı sunması amaçlanmış, fazlasıyla
bireyselleştirilmiş akademik program sağlayın. AS’lı çocuk kendi içgüdülerini
izlememek için fazlasıyla motivasyona gerek duyar. Öğrenme korku uyandırıcı
değil, ödüllendirici olmalıdır.
* AS’lı çocuk duyduğunu tekrarladığı zaman anladığını varsamayın.
* İlave açıklamalarda bulunun ve ders içeriği soyut olduğu zaman
basitleştirmeye çalışın.
* Mükemmel hafızalarını onların yararına kullanın. Sakladıkları bilgiler
genellikle onların en kuvvetli tarafıdır.
* Romanlarda anlatılan şekliyle ilişkiler, bir şeyin değişik anlamları ve
nüansları çoğu zaman anlamazlar.
* AS’lı kişilerin yazılı ödevleri çoğu zaman kendini tekrarlar, bir konudan
öbürüne atlar ve yanlış kelime bağlantıları vardır. Bu çocuklar genellikle
kişisel görüş ile genel bilgi arasındaki farkı bilmez ve bu nedenle öğretmenin
onların anlaşılması güç açıklamaları anlayabileceğini zanneder.
* AS’lı çocukların genellikle okumaları çok iyidir, ama dili idrak etmeleri
zordur.
* Akademik çalışmaları düşük kalitede olabilir. Çünkü AS’lı çocuklar kendi ilgi
alanları dışındaki konularda çabalamak için motive olmazlar. Yapılan çalışmanın
kalitesi açısından kesin beklentiler belirlenmelidir. Zaman periyotlarına
bölünerek yapılan iş sadece tamamlanmış olmamalı aynı zamanda dikkatli yapılmış
olmalıdır. As’lı çocuk kötü yaptığı çalışmasını teneffüste veya kendine
ayıracağı zamanda düzeltmelidir.

Duygusal Yaralanma (İncinme) :

AS’lı çocuklar normal eğitimlerini tamamlayacak zekaya sahiptir. Fakat
çoğunlukla sınıfın istekleri ile başa çıkacak duygusal güce sahip değildir. Bu
çocuklar esnek olmamaları nedeniyle kolaylıkla strese girerler. Kendine
güvenleri düşüktür. Sıklıkla kendilerini eleştirirler ve hata yapmayı tolere
edemezler. AS’lı yetişkinler özelikle adolesan çağındakiler depresyona
yatkındır. (AS’lı yetişkinler arasında depresyon oranı yüksektir.) Öfke
reaksiyonları/sinirlilik, stres ve aşırı endişe durumlarında yaygın bir
dışavurumdur. AS’lı çocuklar nadiren rahattır. İşler onların katı bakış açısı
doğrultusunda gitmediği zaman kolaylıkla etkilenirler.

Öneriler:

* Yüksek seviyede istikrar sunarak patlama yaratacak etkileri
önleyin. Streslerini azaltmak için günlük rutinde olabilecek değişikliklere
karşı hazırlayın. AS’lı çocuklar beklenmedik değişikliklerle karşılaştıklarında
korkarlar, kızarlar ve üzülürler.
* Patlamalardan korumak için strese karşı nasıl baş edeceklerini öğretin.
Üzüldüğü zaman neler yapması gerektiğini yazmasına yardım edin. Örneğin: 1- Üç
kere derin nefes al. 2- Sağ el parmaklarını 3 kere say. 3- Rehber öğretmeni
görmek istediğini söyle. Çocuğun kendini rahat hissettiği ritüellerden birini
listeye ekleyin. Bu maddeleri bir karta yazarak çocuğun cebine koyun ki
gerektiğinde erişebilsin.
* Öğretmenin sesinden yansıyan etki minimumda tutulmalıdır. Hırsı ve sabrı
gösterirken AS’lı çocuk ile olan iletişimimizde sakin olun ve o sizi önceden
tahmin edebilsin. Bu sendroma ismini veren psikiyatrist Hans Asberger (1991)
belirtmiştir ki: “Açıkça görülen bu şeyleri AS’lı öğrencisine öğretmesi
gerektiğini anlayamayan öğretmen sabırsızlığı ve irritasyonu hissedecektir. ”
AS’lı çocuğun üzgün veya depresif olduğu konusunda sizi bilgilendireceğini
beklemeyin. Bu çocuklar diğer insanların duygularını anlamadıkları gibi kendi
duygularından da haberdar değillerdir. Çoğu zaman depresyonlarını örtbas
ederler ve belirtilerini inkar ederler.
* Öğretmenler; dağınıklığın, dikkatsizliğin, ve yalnızlığın artması, stres
eşiğinin azalması, aşırı yorgunluk, ağlama, intihar belirtileri ve benzeri gibi
depresyona işaret eden davranış değişiklikleri konusunda uyanık olmalıdır. Bu
gibi durumlarda çocuğun kendisini iyi hissettiğini söylemesine inanmayın.
* Bu gibi belirtileri çocuğun terapistine bildirin veya çocuğu depresyon
açısından incelenmesi ve gerekiyorsa tedavi alması için terapiste gönderin.
Çünkü bu çocuklar genellikle kendi duygularını tartamazlar ve depresyonun erken
teşhisi çok önemlidir.
* AS’lı adolesanların depresyona özellikle eğilimli olduklarından haberdar
olun. Bu çağda sosyal yeterliğe çok değer verilir. AS’lı öğrenci diğerlerinden
farklı olduğunun ve normal ilişki kurmakta zorluk çektiğinin farkına varır.
Akademik çalışma genellikle daha soyut bir hale gelir ve AS’lı öğrenci
ödevlerini daha zor ve karmaşık bulur. Vakaların birinde öğretmenler AS’lı
adolesanın artık matematik dersinde ağlamadığını ve dolayısıyla daha iyi
başedebilmeye başladığını düşünmüştü. Oysa gerçekte daha sonraki matematik
derslerinde katılımın ve verimin azalması ile anlaşıldı ki çocuk matematikten
kurtulmak için kendi iç dünyasına kaçmıştı ve aslında hiç baş edemiyordu.
* AS’lı adolesanın günde en azından bir kez kontrol edilebilmesi için bir
görevlinin belirlenmesi kritik öneme sahiptir. Bu kişi onunla her gün biraraya
gelerek ve diğer öğretmenlerin gözlemlerini toplayarak ne kadar iyi başa çıkıp
çıkamadığını tayin etmelidir.
* Özel bir alanda zorluklar görüldüğünde akademik yardım almalıdır.
Başarısızlığa karşı bu çocuklar daha çabuk etkilenerek reaksiyon
gösterebilirler.
* Duygusal olarak çok kırılgan AS’lı çocuklar özel eğitim sınıfında
kişiselleştirlmiş akademik programa gerek duyabilir. Bu çocuklar kendilerini
üretken ve yeterli görebilecekleri bir öğrenme ortamına ihtiyaç duyar. Bu
nedenle ödevlerini tamamlayamadığı , konseptleri kavrayamadığı bir yerde tutmak
içe kapanmalarını artırıp depresyonun basamaklarını hazırlar. Bazı durumlarda
özel eğitimden ziyade bir kişisel yardımcı belirlenmelidir. Bu yardımcı etkin
bir destek, yapılanma ve istikrarlı geri bildirim sağlar.

Aspergerli çocuklar çevresel stres faktörleri altında kolaylıkla
ezilirler ve kişilerarası ilişki yetenekleri nedeniyle öylesine derinden
etkilenirler ki bu da duygusal yaralanma ve zor bir çocukluk izlenimi yaratır.
(Wing 1981). Everard’a (1976) göre bu gençler sorunsuz akranları ile
kıyaslandıklarında önce çok farklı olduklarını sonra dünyayı tavizsiz ve
beklentilere uygun bir hale getirmek için ne büyük çaba gösterdiklerini
fark ederler.

Öğretmenler, AS’lı çocukların etraflarındaki dünya ile işbirliği
yapmayı öğrenmelerinde can alıcı rolü oynarlar. Çünkü AS’lı çocuklar genellikle
endişelerini ve korkularını ifade edemezler. Onların güvenli iç dünyaları
yerine bilinmez dış dünyada yaşamalarını sağlamak ve buna değeceğini göstermek
yetişkinlere düşer. Okulda bu gençlerle çalışan profesyoneller onlarda eksik
olan dış yapılanmayı, organize olmayı ve tutarlılığı sağlamak durumundadır.
Sadece akademik başarıları için değil aynı zamanda diğer insanlardan
yabancılaşma hislerini azaltmak ve günlük yaşamın alelade istekleri karşısında
daha az ezilmelerine yardımcı olmak açılarından da Asperger sendromuna sahip
kişilere yaratıcı öğretme stratejileri gereklidir.
Daha fazla

27 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.