Bilmek istediğin her şeye ulaş

Organ

Anatomi

Organ, biyolojide belirli bir görevi veya görevler bütününü yapan doku grubudur. Latince organum ("alet, araç") sözcüğünden türemiştir. Sıradan hayvanlar (insanlar dahil), kalp, akciğer, beyin, göz, mide, dalak, pankreas, böbrekler, karaciğer

Şubat 2014

Duygu Gümüş , bir soruya yanıt verdi.

Safra kesesi olmadan da yaşayabilir miyiz?

Safra kesesi alınıp yaşamına devam eden çok kişi vardır. Sindirimde bir takım sıkıntılar oluşturur sadece , ama hayati bi tehlike oluşturmaz. Zaten alınmasına karar verilmişse sağlığınızı bayağı tehlikeye atmış demektir.
Şubat 2014

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Eylül 2013

Melis Vatansever, bir soruya yanıt verdi.

Ölünce vücudumuzda neler olur?

Ölüm ortaya çıkınca kaslar gevşer ve tonusunu kaybeder. Bu kas gevşemesine “primer kas gevşemesi” (primer musküler flaksidite) adı verilir. Bunun sonucu olarak alt çene düşer, kol ve bacaklar gevşer, yüz manasız, boş bir ifade gösterir. Kasların gevşemesi düz kasları da kapsar ve sfinkterler açılır. Bunun sonucu olarak idrar, sperm ve gaita atımı olabilir. Somatik ölüm gerçekleştiği anda vücuttaki tüm kaslar (çizgili ve düz) tonusunu; yani normal durumda sahip oldukları sertliklerini kaybederek gevşerler.

İnsan vücudunun 3/4 kadarı sudur. Ölümden sonra buharlaşma yolu ile su kaybı olur. Su kaybının doğurduğu ikinci önemli sonuç ise, “parşömen plağı” olarak isimlendirilen oluşumlardır. Parşömen plağı, epidermisin sıyrıldığı bölgelerde derinin su kaybetmesine bağlı olarak ortaya çıkan, esmer-kahverengi, kuru ve ince bir tabaka şeklindeki oluşumlardır Canlı bir kişide normal oral ısı 35. 9 – 37. 2 °C arasında değişir. Rektal ısı bundan 0. 3-0. 4 °C kadar daha yüksektir. Ölümden hemen sonra ısı üretimi durur, fakat ısı kaybı devam eder.
Vücut yüzeyi;
  1. Radyasyon (bir merkezden yayılarak dağılma)
  2. Konveksiyon (hava ile temas sonucu ısı alış verişi)
  3. Vaporizasyon (buharlaşma)
  4. Konduksiyon (ısı farkı bulunan iki cismin teması) yollarıyla ısı kaybeder.

Bunun sonucu olarak, vücut ısısı çevre ısısı ile aynı düzeye gelinceye kadar soğur. Vücut yüzeyi, içinden daha hızlı soğur ve ölümden bir kaç saat sonra vücut dokunmakla soğuk olabilir Ölümden yaklaşık yarım saat sonra kalp boşlukları ve damarlar içinde bulunan kan pıhtılaşmaya başlar. Ölü kanında meydana gelen pıhtılaşma vücut canlı iken olan pıhtılaşmadan çok farklıdır. Canlıda pıhtılaşma olunca, katı kısım olan pıhtıyı, kanın şekilli elemanları yani eritrosit, lökosit ve trombositler oluştururken, kanın sıvı kısmı da serumu meydana getirir. Halbuki ölüm sonrası pıhtılaşmada katı kısım fibrinden ibarettir. Hemoliz ve otoliz nedeniyle tahrip olmuş hücreleri ihtiva eden sıvı kısım kirli-kırmızı renkte görülür.

"Post-mortem pıhtı" ya da "aleka" adını alan fibrin kitleleri genellikle parlak, sarımsı-beyaz renkte ve elastik kıvamda olup kalp boşlukları ve büyük damarlarda iri kitleler halinde bulunur. Agoni dönemi uzun süren ölümlerde genellikle post-mortem pıhtılara bol olarak rastlanır. Asfiksi ölümleri ve ani ölümler gibi ölüm türlerinde, genellikle post-mortem pıhtıya rastlanmasa da bu bulgunun patognomik olmadığı Ponka ve Lam’ ın köpek deneyleri ile belirlenmiştir. Aslında her ölümden sonra post-mortem pıhtılaşma olmaktadır. Ancak karbondioksitin arttığı hallerde böbrek üstü bezlerinden adrenalin salgılanmakta, bir dizi hormonal değişiklik sonucunda fibrinolizin enzim konsantrasyonunda bir artma olmakta, bu enzim de ölü kanında meydana gelen pıhtıyı eritmekte ve böylece otopside kan, sıvı ve pıhtısız bir durumda görülmektedir. Bu duruma “ölü kanının sıvı durumda kalması” da denmektedir. Otoliz, kelime anlamı olarak hücre ve dokuların kendiliğinden erimesidir. Ölümden sonra organlar ya da hücrenin kendisi tarafından salgılanan enzimlerin sindirici etkisi ile steril şartlarda bile hücre ve dokuların normal yapısı bozulur, yumuşama ve sıvılaşma meydana gelir. En çok ve en erken otoliz görülen yerler, enzimatik aktivitenin yüksek olduğu dokulardır. Bunların en tipik örneği, sürrenal medullası ve pankreastır.
Enzimlerin ölümden sonra da işlevini sürdürmesi nedeni ile otoliz, ölümden hemen sonra başlar.

"Post-mortem regurjitasyon" (ölüm sonrası oluşan çürüme gazları etkisiyle mide içeriğinin ösefagustan yukarı doğru çıkması) denilen olaya bağlı olarak farinkse gelen mide asit ve enzimleri, larinkste epiglot mukozasını şişirir. Buna "yalancı glottis ödemi" denir. Bu durum, alerjiye bağlı ölümlerde görülen parlak-kırmızı renkli gerçek glottis ödeminden, soluk-pişmiş et görünümünde olması ve gerçek glottis ödeminin ölüm sonrası en fazla 1-2 saat sonra çözülmesine karşın, yalancı glottis ödeminin daha geç dönemlerde ortaya çıkmasıyla ayırt edilir.

Ölümden 10 dakika kadar sonra kornea bulanır. Göz tansiyonunun düşmesi sonucu göz küresi içe çöker. Korneadaki sislenmenin örümcek ağı şeklinde görülmesine "toile glaireuse" denir.

Ölümden 3 saat sonra kanda hemoliz başlar ve 24 saatte tamamlanır. Eritrositler eriyerek içindeki renkli maddesi olan hemoglobin seruma geçer, serum boyanır ve aynı zamanda damar cidarını da boyar. Damarlar permiabilite kazanır, sıvı vücut boşluklarında toplanır. Buna "ölüm sonu transudasyonu" denir. Özellikle plevra, perikart ve karın boşluğunda kirli kırmızı renkte bir sıvı bulunması hemolizi gösterir. Ölüm sonrası kanda bazı elektrolit ve enzimlerde değişiklikler olur.

Bunlar;
  • Agonal asidoz (metabolik ve respiratuar asidoz arasındadır, laktik asit ve non-protein azot artışı vardır)
  • Kanda CO2 artışı
  • Glikogenolisis
  • Glikolisis
  • Kan ve doku pH'ı azalması (fosforik ve laktik asit artışına bağlı olarak dokular asitliğe kayar)
  • Serum Cl2 azalması (72 saatte yarılanır)
  • Mg++ artışı (72 saatte 8 kata ulaşır)
  • K+artışı
  • Enzimlerde yükselme (transaminaz, laktat dehidrogenaz, fosfataz, amilaz ilk 2-3 gün boyunca artar, artış proteolizle sona erer)
  • Kan şekeri değişiklikleri (ilk 12 saatte glikojen yıkılımı, alt vena cavada glikojen birikimi, sağ kalpte 300 mg/dl nin üzerinde glikoz düzeyi saptanır. Açlık ve ileri derecede karaciğer hasarında, kan şekeri yükselimi düşük olur. Diğer vücut bölgelerinde ölümden 6-8 saat sonra kan şekeri yıkılarak kaybolur. Ekstremite kanında ölümden bir kaç saat sonra kan şekeri 200 mg/dl nin üzerinde ise hiperglisemi tanısı konur. Kan şekeri ayrıca hipoksiler, CO zehirlenmeleri ve travmalarda da görülebilir)
  • Kan üresi artışı (proteolize bağlı düzensiz yükseliş, ölüm öncesi üremi yoksa 100mg/dl yi geçmez. Ancak bazen agonal dönemde 150 mg/dl yi bulabilir. Kanda 300 mg/dl üre ve 10 mg/dl kreatinin bulunuşu böbrek yetmezliğine bağlı üremi tanısı koydurur).
Eylül 2013

Pınarnur Öz  yeni bir  gönderide  bulundu.

Organlarımızın Gelişim Sırası

Embriyolog Dr. Keith Moore, Journal of Islamic Medical Association' da yayınlanan bir makalesinde emriyonun gelişim sürecinde iç kulakların ilk halinin belirlenmesinden sonra gözün oluşmaya başladığını söylemektedir.

Beynin ise ( hissetme ve anlama merkezi) kulak vegözün ardından gelişimine devam ettiği belirlenmiştir. Anne karnındaki bebek fetus halindeyken, hamileliğin yirmi ikinci günü gibi bir dönemde kulaklar gelişir ve dördüncü aya gelindiğinde kulak tam olarak aktif hale gelir. Fetus bu dönemden sonra anne karnındaki tüm sesleri duyabilir. Bu nedenle yeni doğan bir bebek için işitme duygusu diğer yaşamsal fonksiyondan önce oluşuyor.
Ağustos 2013

Hilal Korkmaz, bir soruya yanıt verdi.

Dalak neden şişer?

Bir de fazla fiziksel aktivite de bulunduğumuzda mesela koştuğumuzda filan bazen dalak şişebiliyor. Karnın yan bölgesinde bir acıma batma hissi oluşuyor. Herkes yaşamıştır mutlaka. Bu da nefes alıp- vermeyle ilgili. Vücudun oksijen ihtiyacıyla alakalıdır. Fazla hareket sırasında vücudun oksijen gereksinimi artıyor. Dolayısıyla vücutta oksijen taşıyan alyuvarların artmasını bekliyor. Dalakta kan deposu olduğundan depodaki hücreleri kana gönderiyor. Bu arada da dalakda ki kapsüller kasılarak şişiyor.
Organ
Ağustos 2013

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Temmuz 2013

Devrim Güren, bir soruya yanıt verdi.

Kalp nasıl çalışır?

Kalp
Akciğerlerde oksijen yüklenen kan akciğer toplardamarlarından geçerek kalbin sol karıncığına ulaşır. Sol kulakçık kasılarak kanı mitral(ikili) kapaktan geçip sol karıncığa dolmaya zorlar.

Sol karıncık kasılmaya başlayınca mitral kapak da kapanır ve kan aort kapağından aorta geçerek bedene dağılır ve dokulara oksijen taşır.

Oksijenini bırakan kan, gövdeden alt ana toplardamar, baştan ise üst ana toplardamar adındaki büyük toplardamarlar ile kalbe geri döner ve sağ kulakçığa ulaşır, kulakçık kasılınca triküpid(üçlü ) kapaktan sağ karıncığa geçer.

Sağ karıncığın kasılması kanı damar ağzındaki kapaktan ileri iterek akciğer atardamarlarıyla akciğere gönderir. Yeniden oksijen yüklenen kan akciğer toplardamarlarına geçerek kalbe döner (önce sol kulakçığa oradan sol karıncığa) ve çevrem yeniden başlar.

Kapaklar: Akciğer atardamarı girişindeki kapak ile aort kapağının yapıları birbirine benzer. Bunları oluşturan sarı-beyaz renkli üç ince zar, kanın akışı yönünden açılır, ama ardından başlangıçtaki durumuna dönerek kanın geri akmasını engeller. Mitral kapak ile triküspidkapak (ilki sol karıncıkla sol kulakçık arasında, ikincisi sağ karıncıkla sağ kulakçık arasında) da benzeşir, ama bunların yapıları daha karmaşıktır. Mitral kapak iki, triküspid kapak da üç parçadan oluşur. Kapak parçalarından karıncığın çevresindeki kaslara uzanan lifler “chordae tendineae” olarak adlandırılır. Karıncığın her kasılmasında karıncık kası bu lifleri de gererek kapakların kapanmasını sağlar ve kanın kulakçığa geri sızmasını engeller.

Zamanlama sistemi: Kalbin her vuruşunda iki kulakçık birden kasılarak karıncılara kan pompalar. Bunu, karıncıkların birlikte kasılması izler. Bu kasılmalar dizisini çok karmaşık bir elektriksel zamanlama sistemi düzenler. Kalbin çalışmasını denetleyen asıl nokta, sağ kulakçığın üstünde yer alan ve “sino-atrial düğüm” adı verilen odaktır. Buradan yayılan elektriksel uyarı kulakçıklara ulaştığında onların kasılmasına neden olur. Kulakçıklarla karıncıkların birleştiği noktada ise atrioventriküler düğüm bulur. Kasılma uyarısı burada hafif bir gecikmeye uğradıktan sonra “his demeti” adı verilen iletken lif demeti boyunca önce karıncıklar arası bölmeye, sonra da karıncıklara yayılıp, kasılmalarını sağlar.
Haziran 2013

Gonca Köse, bir soruya yanıt verdi.

Kalp atış sesi nasıl oluşur?

Kalbimiz, göğüs boşluğuunda, akciğerlerin arasında, göğüs kemiği ve kaburgaların muhafazası altındadır. Kalbin alt kısmı ise diyafragma dayanır. Ortalama bir erişkinin kalbi 300 gramdır. Kalp 4 bölmeden/odacıktan oluşur. İkisi organlardan gelen damarlara açılır, diğer ikisi organlara gidecek kanı pompalar. Kan kalp odacıklarından/bölmelerinden dışarıya pompalandıkça, bölmeler arasındaki kapakçıklar sımsıkı kapanır. Bu kapakların çıkardığı ses kalp sesi olarak adlandılır. Bu kapaklar kirli kan ve temiz kanın birbirine karışmasını önler.
Mayıs 2013

Devrim Güren, bir soruya yanıt verdi.

Organ bağışı oranları nasıl geliştirilebilir?

Organ bağışının artmasında devletlerin tutumlarının artması çok önemli gerçekten. ABD'de organ bağışına teşvik için vergi indirimi ve iş kaybını karşılama yöntemleri geliştirilmiştir. İsrail'de ise organ bağışında bulunanların organa ihtiyaç duymaları halinde öncelikli olması gibi mevzuat var. İsrail'deki uygulamanın etik meselesi tartışılabilir fakat burada vurguladığımız devletin politikaları. Devletler bu konuda daha hassas olabilir, halkı bilinçlendirebilir ve organ bağışı ile ilgili yeni sistemler getirebilir.
Mayıs 2013

Ozlem Yalcin, bir soruya yanıt verdi.

Bir insanın iki gözü olduğu halde nasıl tek görüntü elde edilir?

Bazı hayvanların, tavuklar gibi örneğin, kafalarının her bir tarafında bir gözleri vardır. Bu gözler biribirinden bağımsız işleyebilirler aynı bizim ellerimiz gibi.Ancak insanlara benzer göz yapısına sahip hayvanlar da bu özelliğe sahip değildirler. Beynimizde gözlerimizin hareketlerini kontrol eden bir merkezi beyin devresi mevcuttur. İki göz sadece aynı noktaya odaklanabilir ve kontrol beyindedir. İki gözünüzü farklı noktalara kaydıramamanızın, hareket ettirememenizin sebebi de budur.
Mayıs 2013

Devrim Güren, bir soruya yanıt verdi.

Kavga anında kan çekilir ve terlenir. Bunun organizmaya bir faydası var mıdır?

Kavga gibi aşırı heyecan veya korku yaratan durumlarda sempatik sinir sistemi harekete geçer. Bu sistem vücudu gerilime hazırlayan, stresli durumlarda istem dışı etkin olur. Adrenalin, noradrenalin, kortizon gibi hormonlar yükselerek kanın uzuvlardan çok hayati organlara yönelmesini sağlar. Tehlike durumlarında kanın beyin ve kalp gibi organlara gitmesi oldukça önemlidir.
Nisan 2013

Ebru Özkan, bir soruya yanıt verdi.

Kulaklarımız neden çınlar?

Kulak çınlamaları temelde iki ana başlık altında incelenmektedir. Bunlar:
Objektif Çınlamalar: Başkaları tarafından da duyulabilen çınlamalardır.
Subjektif Çınlamalar: Sadece hasta tarafından duyulan çınlamalardır.

Kulak çınlamasının nedenleri nelerdir?
  • İki kulak arasında birden %20'lik bir farkın oluşması
  • Kulakta meydana gelmiş enfeksiyonlar
  • Kulak zarının delinmesi
  • Orta kulakta meydana gelen hastalıklar ( Sıvı birikmesi, kemiklerin eklem yerlerinin sertleşmesi )
  • Baş ve boyun bölgesinin darbe alması
  • Düşük ve yüksek tansiyon
  • Kulakta bulunan tümör
  • Şeker hastalığı
  • Kulakta kir birikmesi ; Serümen adı verilen kulak salgısı, dış kulak yolunda üretilir. Pamuklu çubuk, saç tokası gibi araçlarla kulağı temizlemeye çalışmak serümenin, dış kulak yolunun zara yakın kısımlarında birikmesine ve tıkanmasına neden olur. Bu da kulakta çınlamalara neden olabilir.
  • Yüksek sesli müzik dinlemek
  • Stres, sigara ve alkol tüketimi
  • Zehirlenmeler, özellikle de ilaç kaynaklı olanları
  • Omurilik, böbrek ve anabolizma hastalıkları

5 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Göz

52 Kullanıcı   89 Soru   152 Yanıt

Beyin

320 Kullanıcı   100 Soru   232 Yanıt