Bilmek istediğin her şeye ulaş

Otizm

Sağlık

Otizm üç yaşından önce başlayan ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. Bu belirtiler otizmi, Asperger sendromu gibi daha hafif seyreden otistik spektrum bozukluğundan (OSB) ayırır. Otizm kalıtımsal kökenlidir ancak kalıtsallığı oldukça karmaşıktır ve OSB’nin kökeninin çoklu gen etkileşimlerinden mi yoksa ender görülen mutasyonlardan mı kaynaklandığı çok açık değildir. Nadir vakalarda, doğum sakatlıklarına neden olan etmenlerle yakından bağlantılıdır. Diğer görüşlere göre ise çocuklukta yapılan aşılar gibi nedenler tartışmalıdır ve aşı kökenli varsayımların ikna edici bilimsel kanıtları yoktur. Yakın dönem araştırmaları otizmin prevalansını 1.000 kişiye bir ya da iki vaka olarak tahmin eder, aynı araştırmalardaki tahminlere göre OSB yaklaşık 1.000 kişide altı vakadır ve erkeklerde rastlanma oranı kadınlara göre 4,3 kat daha fazladır. Otizm vakalarının sayısı 1980’lerden beri oldukça fazla oranda artmıştır. Bunun nedeni kısmen tanı koyma yöntemlerindeki değişikliklerdir; gerçek prevalansın artıp artmadığı anlaşılamamıştır. Otizm beynin birçok kısmını etkiler ama bu etkinin nasıl geliştiği çok iyi anlaşılamamıştır. Ebeveynler genellikle çocuklarının yaşamının ilk iki yılında belirtileri fark eder. Erken davranışsal ya da kavrayışsal müdahaleler çocukların kendine bakabilme yetisi ile sosyal ve iletişimsel yetiler kazanmasına yardımcı olabilir. Otizmin çaresi yoktur. Otistik çocukların çok azı erişkin olduktan sonra bağımsız yaşamakta, bunlardan bir kısmı bunda başarılı olabilmektedir. Bazılarının otizme bir çare aradığı, diğerlerinin de otizmin bir bozukluktan çok bir durum olduğuna inandığı bir otistik kültür ortaya çıkmıştır.

Kasım 2014

Devrim Deniz Bardakcı  yeni bir  gönderide  bulundu.

ASPERGER SENDROMLU ÖĞRENCİLERİN ANLAŞILMASI ÖĞRETMEN KLAVUZU

Karen Williams

Michigan Üniversitesi
Tıp Merkezi
Çocuk ve Adolesan Psikiyatri Hastanesi

Asperger teşhisi konmuş çocuklar eğitim konusunda özel bir zorluğa sahiptir. Bu
makale Asperger Sendromlu çocukların 7 ana özelliklerini ve ilaveten sınıftaki
belirtilerin anlaşılması için öneri ve yöntemleri anlatmaktadır. Yazarın
Asperger Sendromlu çocukların davranışsal ve akademik durumları karşısındaki
tecrübeleri sunulmaktadır.

Asperger Sendromu (AS diye kısaltılacak) teşhisi konmuş çocuklar
arkadaşlarınca eksantrik ve acayip olarak değerlendirilir. Sosyal
yeteneklerindeki beceriksizlik nedeniyle günah keçisi haline getirilirler.
Sakarlıkları ve anlaşılması güç konulara takıntı derecesindeki ilgileri “acayip”
olarak tanımlanmalarını artırıcı rol oynar. AS’lı çocuklar insan ilişkilerini
ve sosyal olayların (gelenek görenek gibi) kurallarını anlamamaları nedeniyle
naif ve common sense’lerinin olmaması nedeniyle de göze batarlar. Esnek
olmamaları ve değişikliklerle başa çıkamamaları onları duygusal olarak kırılgan
ve strese kolay maruz kalan bir hale sokar. AS’lı çocuklar (ki bunların çoğu
erkektir) ortalama ve daha üstü zeka seviyesindedir ve süper hafızaları vardır.
Tek bir konuya eğilip onun peşinden koşmaları da ilerki yaşamlarında büyük
başarılara neden olabilir.

AS, otizmin çok uç (higher end) bir bozukluğu olarak
düşünülmektedir. Bu bağlamdaki kişilerle kıyaslandığında low functioning
otistik çocuk kendi dünyasında yaşar, higher functioning otistikler bizim
dünyamızda ama kendi yöntemiyle yaşar. (Van Krevelen, 1991)

Doğal olarak AS’lı tüm çocuklar aynı değildir. Her birinin
kendine özgü kişiliği vardır. Tipik semptomlar kişiye özgü şekillerde tezahür
eder. Sonuç olarak diğer normal çocukların tümüne birden uygulanabilecek bir
eğitim yöntemi olmadığı gibi AS’lı çocukların tümü için de bir sınıf reçetesi
olamaz.

Aşağıda Asperger Sendromunu belirleyen 7 tanımlayıcı özellik ve
bunu takiben öneriler ve sınıf içi stratejiler vardır. Bu öneriler çocuğun
ihtiyaçlarına göre şekillendirilmelidir.

Aynılıkta Israrcılık

AS’lı çocuklar küçük değişikliklerin hakkından gelemez, çevresel
stres faktörlerine karşı aşırı duyarlıdır ve bazen ritüellerle ilgilenirler.
Endişelidirler, kendilerini bekleyen şeyin ne olduğunu bilmezlerse takıntı
derecesinde endişe duyarlar. Stres, aşırı yorgunluk ve duygusal yüklenmeler
karşısında kolaylıkla dengelerini kaybedebilirler.

Öneriler:

* Tahmin edilebilir ve güvenli bir çevre sağlamak
* Geçişleri minimize etmek
* Tutarlı günlük rutin sağlamak: AS’lı çocuk her günün rutinini anlamalı ve
elindeki işe konsantre olmak için ne beklendiğini bilmelidir.
* Sürprizlerden kaçınmak: Çocuğu özel aktivitelere, değişen programlara veya
her türlü rutin değişikliğine karşı, ne kadar küçük bir değişiklik olduğuna
bakılmaksızın, önceden ve dikkatli bir şekilde hazırlamak gerekir.
* Çocuğu yeni bir aktiviteye, öğretmene, sınıfa, okula, kampa vs. önceden
uyararak korkularını yatıştırmalıdır. Haberdar edildikten sonra en kısa sürede
de takıntılı endişesi yatıştırılmalıdır (Örn: AS’lı çocuk okul değiştirmek
zorunda kalırsa yeni öğretmeni ile tanıştırılmalı, okul gezdirilmeli ve bunlar
okul başlamadan önce yapılmalıdır. Yeni okulunun rutininin tanıdık olması
açısından okul tayini eski okulu tarafından yapılmalıdır. Yeni öğretmen çocuğun
özel ilgi alanlarını keşfetmeli ve çocuğun ilk günü için bu konuda kitapları ve
aktiviteleri hazır etmelidir.)

Sosyal Etkileşimin Zararı:

AS’lı çocuklar sosyal etkileşimin karmaşık kurallarını anlamada
yeteneksizlik gösterirler. Naiftirler. Çok fazla benmerkezcidirler. Fiziksel
temastan hoşlanmayabilirler. Şakaları anlamazlar. Ses tonları doğal değildir.
Uygun olmayan bakışları ve beden dilleri vardır. Hassas ve zarif değillerdir.
Sosyal ipuçlarını yanlış değerlendirirler. Sosyal mesafeyi değerlendiremezler.
Konuşmaya başlamada ve sürdürmede yeteneksizdirler. Konuşmaları gelişmiş ama
iletişimleri zayıftır. Konuşma stilleri kimi zaman fazla yetişkinvaridir ve
“küçük profesör” diye nitelendirilebilirler. Kolaylıkla kullanılabilirler
(başkalarının yalan söyleyebileceğini veya aldatılabileceklerini
algılayamazlar) ve genellikle sosyal dünyanın bir parçası olmak için istekleri
vardır.

Öneriler:

* Çocuğu kabadayılıktan ve kızdırılmaktan koruyun.
* Daha büyük yaş gruplarında, sosyal beceriksizlik ciddi hale gelince,
problemin gerçek bir özür olduğu konusunda akranlarını eğitin. Sınıf
arkadaşları ona şefkatle davrandıklarında onları övün. Bu işlem diğer
çocukların sabrını ve empatisini artırırken günah keçisi durumunu da engeller.
* Akranlarınca hayranlık uyandıracak hafıza, kelime hazinesi, okuma yeteneği
gibi özelliklerini ortaya çıkaracak durumlar yaratarak akademik yeterliklerini
vurgulayın. Bu durum kabul görmeyi artıracaktır.
* AS’lı çocukların çoğu arkadaş ister ama nasıl davranacağını bilemez. Çeşitli
durumlarda nasıl reaksiyon göstereceği öğretilmeli ve değişik sosyal durumlarda
kullanması için repertuar hazırlanıp verilmelidir. Çocuğa ne söyleyeceğini ve
nasıl söyleyeceğini öğretin. Çift yönlü iletişim için model olun ve role-play
yapmasını isteyin. Bu çocukların sosyal alandaki değerlendirmeleri diğerlerin
kendiliklerinden öğrendikleri kuralların öğretilmesinden sonra gelişir. AS’lı
bir profesör insan ilişkilerini anlama sürecinde kendisini Mars’tan gelen bir
antropolog gibi hissettiğini belirtmiştir (Sacks, 1993).
* AS’lı çocuklar diğerlerinin duygularını anlamamalarına rağmen doğru
davranmayı öğrenebilirler. İstemeden ve amaçlamadan hakaret ederlerse, nazik
olmazlarsa veya duyarsız davranırlarsa bu davranışlarının niye doğru olmadığı
açıklanmalı ve doğru davranışın ne olduğu anlatılmalıdır. AS’lı yetişkinler
sosyal olayları entelektüel yetenekleri ile öğrenmelidir, çünkü sosyal
içgüdüleri ve sezgileri yoktur.
* Yaşça daha büyük AS’lı öğrenciler “buddy sistemi” bir arkadaştan fayda
görebilirler. Öğretmen duyarlı bir sınıf arkadaşını AS’lı çocuğun durumu ile
ilgili eğiterek yanına oturtabilir.Arkadaşı AS’lı çocuğu her ortamda (serviste
, teneffüste ) izleyerek onu okul aktivitelerine dahil etmek için çabalamalıdır.
* AS’lı çocukların inzivaya çekilme eğilimi vardır. Bu yüzden öğretmen
diğerlerinin arasına katılması için teşvik etmelidir. Aktif sosyalleşmeye
cesaretlendirmeli ve izole olarak sadece kendi ilgi alanına yönelik geçirdiği
zamanı sınırlandırılmalıdır. Örneğin öğle yemeği sırasında bir öğretmen AS’lı
çocuğun yanına oturarak onu akranlarının konuşmalarına katılmaya teşvik
edebilir. Bunu yaparken sadece fikrini söylemesi ve sorular sorması ile
yetinmeyip diğer öğrencilere de usta manevralarla aynısını yaptırtmak gerekir.

Sınırlı ilgi alanı:

AS’lı çocukların tuhaf ilgileri veya acayip, yoğun tutkuları (alışılmadık
şeyleri saplantı halinde biriktirme gibi) vardır. İlgi alanları konusunda
insafsızca konferans verme eğilimindedirler; bu konularda tekrarlayan sorular
sorarlar; fikir üretmekte problemleri vardır; diğerlerinin isteklerine
aldırmaksızın kendi eğilimlerini takip ederler ve bazen de kendi kısıtlı ilgi
alanları dışında kalan herhangi bir şeyi öğrenmeyi reddedebilirler.

Öneriler:

* AS’lı çocuğun izole ilgi alanı hakkındaki sorularına ve
tartışmalarına sebatla izin vermeyin. Bu davranışlarını günün belli bir zaman
dilimi ile sınırlandırın. Örneğin hayvan saplantısı olan ve sınıftaki bir evcil
kaplumbağa ile ilgili sayısız soruları olan bir AS’lı çocuğun bu sorularını
sadece teneffüste sorması gerektiğini öğrettim. Bu onun için günlük rutin
haline geldi ve diğer zamanlarda böyle sorular sormaya başladığı zaman kendini
durdurması gerektiğini kısa sürede öğrendi.
* İstenen bir davranışa doğru olumlu yöndeki zorlama AS’lı çocuğa yardım
etmedeki en önemli stratejidir (Dewey 1991). Bu çocuklar övgüye yanıt verir
(Örneğin sürekli soru soran bir çocuğun ara verdiğinde ve başkalarına söz hakkı
tanıdığında öğretmeni tarafından övülmesi ve kutlanması gibi). Bu çocuklar
ayrıca diğer çocuklara verilmiş bir hakkı kullandıklarında , istenen bir sosyal
davranışta bulunduklarında da övülmelidir.
* AS’lı bazı çocuklar ilgi alanları dışında bir şey yapmak istemezler.
Sınıftaki çalışmanın tamamlanması için kesin kurallar konulmalıdır. AS’lı çocuğa
kontrol dışına çıktığı ve kurallara uyması gerektiği çok açık şekilde
söylenmelidir. Ancak bununla beraber sınıf ona kendi ilgilerine yönelmesi için
de fırsat vermeli ve bir orta noktada buluşulmalıdır.
* Özellikle inatçı ve kafa tutan çocuklar için tüm ödevlerin ilgi alanları
etrafında toplanarak kişiselleştirilmesi gerekebilir. (Örn: Eğer ilgi alanı
dinozorlar ise gramer cümlelerinden, matematik problemlerine, okumadan
hecelemeye kadar her şey dinozorlarla ilgili olmalıdır.) Ödevlerindeki diğer
konulara yavaş yavaş geçilir.
* Öğrencilere işlenen konudan ama kendi ilgi alanı ile bağlantılı ödevler
verilmelidir. Örneğin trenlere saplantısı olan bir çocuğa, sosyal dersinde bir
ülke işleniyorsa, o ülkenin ulaşım sistemini araştırması verilebilir.
* Çocuğun tutkularını onun ilgi alanlarını geliştirmekte bir yol olarak
kullanın. Örneğin hayvan saplantısı olan bir çocuktan yağmur ormanları konusu
işlenirken, yağmur ormanlarındaki hayvanları ve hayvanların evi olması
nedeniyle de ormanları çalışması istendi. Bu çocuğu öyle motive etti ki yaşamak
için hayvanların evi olan ormanı kesmek zorunda kalan yerli halkı da araştırıp
öğrendi.

Zayıf Konsantrasyon:

AS’lı çocuklar sıklıkla içlerinde gelen uyarılarla yapmakta olan
işlerden uzaklaşırlar. Deorganizedirler. Sınıftaki aktivitelere sürekli
odaklanma konusunda zorlanırlar ( bu çoğunlukla dikkat eksikliğinden değil,
odağın acayipliğindendir; AS’lı yetişkinler ise ilgili olanın ne olduğunu bulup
çıkaramaz, dolayısıyla dikkat ilgisiz uyaranlara odaklanır) ; hayal alemine
dalmaktan daha yoğun bir şekilde kendi karmaşık iç dünyalarına çekilme
eğilimindedirler ve grup halinde öğrenmede zorluk çekerler

Öneriler:

* Eğer AS’lı çocuk sınıfta üretken olacaksa çok ciddi miktarda sıkı ve
disiplinli dış yapılanma gerçekleştirilmelidir. Ödevler küçük parçalara
bölünmeli ve öğretmen sık sık geri bildirimde bulunmalı ve yeniden
yönlendirmelidir.
* Ciddi konsantrasyon problemi olan çocuklar belli sürelere bölünmüş çalışma
seanslarından fayda görürler. Bu kendilerine organize etmelerine yardım eder.
Süresinde tamamlanmamış ( ya da dikkatsizce yapılmış) sınıf çalışmaları çocuğun
kendisine ait zaman içinde (teneffüste veya özel ilgi alanlarına yöneleceği
sürede) tamamlanmalıdır. AS’lı çocuklar bazen inatçı olabilir. Kesin
beklentiler ve onlara olumlu yönde zorlama yapacak kuralların uygulanmasına
ihtiyaçları vardır. (böyle bir program AS’lı çocukları üretken olmaya motive
eder ki bu da kendine olan güvenlerini artırır ve stres seviyesini düşürür,
çünkü çocuk kendini yetenekli görür.)
* AS’lı öğrencilerdeki düşük konsantrasyon, düşük yazma hızı ve ciddi
organizasyon bozukluğu, ona verilecek ev ödevini azaltmayı ve/veya ayrı bir
odada öğretmen gözetiminde ekstra zaman vererek ödevini tamamlatmayı gerekli
kılabilir.( AS’lı bazı öğrencilerin konsantrasyonları o denli zayıftır ki
çocuğun anne babası her gece çocukla birlikte saatler harcayarak ödevi
tamamlama stresine girerler.).
* AS’lı çocuğu sınıfın önüne oturtun ve dikkatini derse vermek içim sık sık
sorular yöneltin.
* Dikkatini toplamadığı zamanlarda çocukla sessiz iletişim kurmaya çalışın
(omuzuna hafifçe dokunmak gibi.
* Buddy sistemi kullanılıyorsa bu arkadaşını yanına oturtun ki çocuğu elindeki
işe veya dersi dinlemeye uyarabilsin.
Öğretmen aktif bir şekilde AS’lı çocuğu kendi iç düşünceleri ve fantezilerinden
ayırarak gerçek dünyaya yeniden odaklanmaya teşvik etmelidir. İç dünyası gerçek
hayattan daha cazip olduğu için bu gerçek bir mücadeledir. Küçük çocuklar için
serbest oyun saati bile programlanmalıdır. Çünkü yalnızlıklarına dalar ve
hayaller kurarak oynamaya dalıp gerçekle ilişkilerini kaybedebilirler. AS’lı
çocuğa bir veya iki arkadaşı ile yakın gözetim altında oynatarak hem oyun
zamanını düzenlemiş, hem de sosyal yeteneklerini uygulamasına fırsat vermiş
olursunuz.


Zayıf Motor Koordinasyon

AS’lı çocuklar fiziksel olarak beceriksiz ve sakardır. Kaskatı
ve beceriksizce yürürler. Motor yetenek gerektiren oyunlarda başarısızdırlar.
İnce motor bozuklukları da varsa kalem tutmada problemler ve yazı yazma hızının
düşük olması ve çizim yeteneklerinin etkilenmesi görülebilir.

Öneriler:

* Büyük motor problemleri ciddi boyutta ise uyarlayıcı fiziksel
eğitim programların gitmesi için yönlendirirn.
* AS’lı bocuğu beden eğitiminde yarışmaya dayanan spor programları nedeniyle
sağlık/fitness müfredatına dahil edin.
* Çocuğu yarışmaya dayanan sporlara girmesi için zorlamayın. Çünkü motor
koordinasyondaki zayıflık nedeniyle bu sadece korkuya ve takım arkadaşlarının
alay etmesine davetiye çıkarır. AS’lı çocuk kendi hareketlerinin
koordinasyonunu anlamamanın eksikliğini çekerken takım arkadaşlarının
hareketlerinin anlaşılmasını beklemeyin.
* Zamana ve parçalara bölünmüş ödev verirken çocuğun yazı yazma hızının düşük
olduğu dikkate alınmalıdır.
* AS’lı yetişkinler sınavlarını tamamlamak için akranlarına oranla daha fazla
zamana ihtiyaç duyarlar (sınavı ayrı bir odada yapmak hem daha fazla zaman
sağlar hem de öğretmenin yönergeleri tekrarlaması kişiyi elindeki işe daha iyi
odaklar. )

Akademik Zorluklar

AS’lı çocuklar genellikle ortalama ile ortalama üstü zekaya
sahiptir (özellikle sözel açıdan) ama yüksek düzeyde düşünme ve anlama
yeteneğinden yoksundurlar. Düz ve yalın olma eğilimindedirler. Hayalleri
somuttur, soyutlamaları ise zayıftır. Titiz, kılı kırk yaran konuşma stilleri
ve etkileyici kelime hazineleri hakkında konuştukları şeyi anladıkları gibi
yanlış bir izlenim verir. Oysa ki gerçekte onlar sadece okuduklarını veya
duyduklarını papağan gibi tekrar etmektedirler. AS’lı çocuk çoğunlukla mükemmel
bir hafızaya sahiptir, fakat bu mekaniktir. Bir video gibi kurulma sırasına
göre çalışır. Problem çözme yetenekleri zayıftır.

Öneriler:

* İstikrarlı başarı sunması amaçlanmış, fazlasıyla
bireyselleştirilmiş akademik program sağlayın. AS’lı çocuk kendi içgüdülerini
izlememek için fazlasıyla motivasyona gerek duyar. Öğrenme korku uyandırıcı
değil, ödüllendirici olmalıdır.
* AS’lı çocuk duyduğunu tekrarladığı zaman anladığını varsamayın.
* İlave açıklamalarda bulunun ve ders içeriği soyut olduğu zaman
basitleştirmeye çalışın.
* Mükemmel hafızalarını onların yararına kullanın. Sakladıkları bilgiler
genellikle onların en kuvvetli tarafıdır.
* Romanlarda anlatılan şekliyle ilişkiler, bir şeyin değişik anlamları ve
nüansları çoğu zaman anlamazlar.
* AS’lı kişilerin yazılı ödevleri çoğu zaman kendini tekrarlar, bir konudan
öbürüne atlar ve yanlış kelime bağlantıları vardır. Bu çocuklar genellikle
kişisel görüş ile genel bilgi arasındaki farkı bilmez ve bu nedenle öğretmenin
onların anlaşılması güç açıklamaları anlayabileceğini zanneder.
* AS’lı çocukların genellikle okumaları çok iyidir, ama dili idrak etmeleri
zordur.
* Akademik çalışmaları düşük kalitede olabilir. Çünkü AS’lı çocuklar kendi ilgi
alanları dışındaki konularda çabalamak için motive olmazlar. Yapılan çalışmanın
kalitesi açısından kesin beklentiler belirlenmelidir. Zaman periyotlarına
bölünerek yapılan iş sadece tamamlanmış olmamalı aynı zamanda dikkatli yapılmış
olmalıdır. As’lı çocuk kötü yaptığı çalışmasını teneffüste veya kendine
ayıracağı zamanda düzeltmelidir.

Duygusal Yaralanma (İncinme) :

AS’lı çocuklar normal eğitimlerini tamamlayacak zekaya sahiptir. Fakat
çoğunlukla sınıfın istekleri ile başa çıkacak duygusal güce sahip değildir. Bu
çocuklar esnek olmamaları nedeniyle kolaylıkla strese girerler. Kendine
güvenleri düşüktür. Sıklıkla kendilerini eleştirirler ve hata yapmayı tolere
edemezler. AS’lı yetişkinler özelikle adolesan çağındakiler depresyona
yatkındır. (AS’lı yetişkinler arasında depresyon oranı yüksektir.) Öfke
reaksiyonları/sinirlilik, stres ve aşırı endişe durumlarında yaygın bir
dışavurumdur. AS’lı çocuklar nadiren rahattır. İşler onların katı bakış açısı
doğrultusunda gitmediği zaman kolaylıkla etkilenirler.

Öneriler:

* Yüksek seviyede istikrar sunarak patlama yaratacak etkileri
önleyin. Streslerini azaltmak için günlük rutinde olabilecek değişikliklere
karşı hazırlayın. AS’lı çocuklar beklenmedik değişikliklerle karşılaştıklarında
korkarlar, kızarlar ve üzülürler.
* Patlamalardan korumak için strese karşı nasıl baş edeceklerini öğretin.
Üzüldüğü zaman neler yapması gerektiğini yazmasına yardım edin. Örneğin: 1- Üç
kere derin nefes al. 2- Sağ el parmaklarını 3 kere say. 3- Rehber öğretmeni
görmek istediğini söyle. Çocuğun kendini rahat hissettiği ritüellerden birini
listeye ekleyin. Bu maddeleri bir karta yazarak çocuğun cebine koyun ki
gerektiğinde erişebilsin.
* Öğretmenin sesinden yansıyan etki minimumda tutulmalıdır. Hırsı ve sabrı
gösterirken AS’lı çocuk ile olan iletişimimizde sakin olun ve o sizi önceden
tahmin edebilsin. Bu sendroma ismini veren psikiyatrist Hans Asberger (1991)
belirtmiştir ki: “Açıkça görülen bu şeyleri AS’lı öğrencisine öğretmesi
gerektiğini anlayamayan öğretmen sabırsızlığı ve irritasyonu hissedecektir. ”
AS’lı çocuğun üzgün veya depresif olduğu konusunda sizi bilgilendireceğini
beklemeyin. Bu çocuklar diğer insanların duygularını anlamadıkları gibi kendi
duygularından da haberdar değillerdir. Çoğu zaman depresyonlarını örtbas
ederler ve belirtilerini inkar ederler.
* Öğretmenler; dağınıklığın, dikkatsizliğin, ve yalnızlığın artması, stres
eşiğinin azalması, aşırı yorgunluk, ağlama, intihar belirtileri ve benzeri gibi
depresyona işaret eden davranış değişiklikleri konusunda uyanık olmalıdır. Bu
gibi durumlarda çocuğun kendisini iyi hissettiğini söylemesine inanmayın.
* Bu gibi belirtileri çocuğun terapistine bildirin veya çocuğu depresyon
açısından incelenmesi ve gerekiyorsa tedavi alması için terapiste gönderin.
Çünkü bu çocuklar genellikle kendi duygularını tartamazlar ve depresyonun erken
teşhisi çok önemlidir.
* AS’lı adolesanların depresyona özellikle eğilimli olduklarından haberdar
olun. Bu çağda sosyal yeterliğe çok değer verilir. AS’lı öğrenci diğerlerinden
farklı olduğunun ve normal ilişki kurmakta zorluk çektiğinin farkına varır.
Akademik çalışma genellikle daha soyut bir hale gelir ve AS’lı öğrenci
ödevlerini daha zor ve karmaşık bulur. Vakaların birinde öğretmenler AS’lı
adolesanın artık matematik dersinde ağlamadığını ve dolayısıyla daha iyi
başedebilmeye başladığını düşünmüştü. Oysa gerçekte daha sonraki matematik
derslerinde katılımın ve verimin azalması ile anlaşıldı ki çocuk matematikten
kurtulmak için kendi iç dünyasına kaçmıştı ve aslında hiç baş edemiyordu.
* AS’lı adolesanın günde en azından bir kez kontrol edilebilmesi için bir
görevlinin belirlenmesi kritik öneme sahiptir. Bu kişi onunla her gün biraraya
gelerek ve diğer öğretmenlerin gözlemlerini toplayarak ne kadar iyi başa çıkıp
çıkamadığını tayin etmelidir.
* Özel bir alanda zorluklar görüldüğünde akademik yardım almalıdır.
Başarısızlığa karşı bu çocuklar daha çabuk etkilenerek reaksiyon
gösterebilirler.
* Duygusal olarak çok kırılgan AS’lı çocuklar özel eğitim sınıfında
kişiselleştirlmiş akademik programa gerek duyabilir. Bu çocuklar kendilerini
üretken ve yeterli görebilecekleri bir öğrenme ortamına ihtiyaç duyar. Bu
nedenle ödevlerini tamamlayamadığı , konseptleri kavrayamadığı bir yerde tutmak
içe kapanmalarını artırıp depresyonun basamaklarını hazırlar. Bazı durumlarda
özel eğitimden ziyade bir kişisel yardımcı belirlenmelidir. Bu yardımcı etkin
bir destek, yapılanma ve istikrarlı geri bildirim sağlar.

Aspergerli çocuklar çevresel stres faktörleri altında kolaylıkla
ezilirler ve kişilerarası ilişki yetenekleri nedeniyle öylesine derinden
etkilenirler ki bu da duygusal yaralanma ve zor bir çocukluk izlenimi yaratır.
(Wing 1981). Everard’a (1976) göre bu gençler sorunsuz akranları ile
kıyaslandıklarında önce çok farklı olduklarını sonra dünyayı tavizsiz ve
beklentilere uygun bir hale getirmek için ne büyük çaba gösterdiklerini
fark ederler.

Öğretmenler, AS’lı çocukların etraflarındaki dünya ile işbirliği
yapmayı öğrenmelerinde can alıcı rolü oynarlar. Çünkü AS’lı çocuklar genellikle
endişelerini ve korkularını ifade edemezler. Onların güvenli iç dünyaları
yerine bilinmez dış dünyada yaşamalarını sağlamak ve buna değeceğini göstermek
yetişkinlere düşer. Okulda bu gençlerle çalışan profesyoneller onlarda eksik
olan dış yapılanmayı, organize olmayı ve tutarlılığı sağlamak durumundadır.
Sadece akademik başarıları için değil aynı zamanda diğer insanlardan
yabancılaşma hislerini azaltmak ve günlük yaşamın alelade istekleri karşısında
daha az ezilmelerine yardımcı olmak açılarından da Asperger sendromuna sahip
kişilere yaratıcı öğretme stratejileri gereklidir.
Nisan 2014

Şenol Deniz Ikizer, bir soruya yanıt verdi.

Otizm nedir?

Otizm nedir?
Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir genel gelişim bozukluğudur. Otizm genellikle 2 yaşından itibaren ortaya çıkar. otistik çocuklar genelde öğrenme ve algılama bozukluğu çekerler. Otistik çocukların büyük bir bölümünde farklı seviyelerde zeka geriliği görülsede zeka seviyeleri normal olan otostik çocuklarda vardır. Ancak genel zeka seviyeleri ne olursa olsun, otostik çocuklar çevrelerindeki dünyayı algılamakta bir zorluk çekerler. Bir annenin doğum sonrası çocugunun özürlü olma oranı % 2 dir. Otostik olma ihtimali % 0.5 ' tir. Otizm erkek çocuklarda kız çocuklarından 4 kat daha fazla görünmektedirOtizm
Otizmin karakteristik özellikleri nelerdir?
Otizmin özellikleri şiddet ve seviyesi kişiden kişiye değişmekle birlikte, genel olarak aşağıdakileri içerir:
1- Dil gelişiminde ciddi gecikmeler.
2- Sosyal ilişkileri anlamakta ciddi gecikmeler.
3- Duyusal tepkilere kapalılık.
4- Zihinsel işlevsellikte dengesizlik.
5- Etkinlik ve ilgilerde sınırlandırmalar
Otistik çocukların ortak özellikleri
1- Göz kontağı kurmazlar. Gözlerinize baksalar bile kısa sürelidir veya sizden uzaklara bakıyormuş gibidirler.
2- Huzursuz görünürler.
3- Sözel veya sözel olmayan (yüz ifadesi gibi) birtakım ifadelere tepki vermeyebilirler.
4- Bazıları birtakım ses, koku, ışık veya dokunuşa aşırı hassastırlar.
5- Bazıları ise sıcak, soğuk veya herhangi bir acıya karşı oldukça duyarsızdır.
6- Etraftaki birtakım değişikliklere stresli bir tepki gösterirler. Bazı çocuklar ev veya oda düzenlerinin bozulmasına karşı aşırı tepki gösterirler.
7- Rutin olarak görmeye ve yapmaya alıştıkları şeyleri severler. Zihinlerinde yaşadıkları ortamın bir haritasını gezdirirler ve yapılan her küçük değişiklik çocuğun daha fazla stres yaşamasına neden olur.
8- Bazı çocuklar çok saldırgan olurlar. Kendilerine, başkalarına ya da eşyalara zarar verebilirler.
9- Tehlike ve korku duygusu hissetmezler.
10- Yemek yeme bozuklukları vardır. Bazıları yenmez şeyleri yemekten hoşlanabilir.
11- Kullandıkları kelimeler çok sınırlıdır ve genellikle etraflarında sık duydukları sözleri kullanırlar. Bazen de konuşulanları papağan gibi tekrarlayabilirler.
12- Sosyal ve duygusal açıdan kendilerini izole ederler.
13- Çoğunlukla insanları değil de objeleri ve cansız varlıkları tercih etmektedirler.
14- Yaşadıkları duygular genellikle anında ve kesindir. İhtiyaçları önceliklidir.
15- Parlak şeylere çok ilgi duyarlar. İlgileri belli bir şeye yöneliktir ve bu şey ortadan kaldırılırsa çocuk kriz geçirir. Otistik çocuklar bazı şeylere çok bağlıdır. Konserve kutuları, boş deterjan kutuları, plastik şişeler ve plastik kapaklar gb. Sevdiği bir şey kaybolursa bulunana kadar huzura kavuşmazlar.
16- Yüksek sese karşı ilgisiz olanlar olduğu gibi bazı seslere şiddetli tepki gösterenler de vardır. Bazısına motosiklet ve köpek havlaması işkence gibi gelir.
17- Hayatı boyunca konuşamayanlar olabilir.
18- Otizmli çocuk, yürüyüşüne dikkat etmeden merdivenleri inip çıkabilir, bisikletini dikkatini vermeden sürer. Hatta pek çoğu karanlıkta eşyalarını bulabilir.
19- Dokunulmayı sevmese de sıkı sarılmalardan hoşlananları vardır.
20- Ellerini çırparlar, yüz göz hareketleri yaparlar ve başları dönmeden kendi etraflarında dönerler. Çoğu parmak uçlarında yürür. Bir çok otistik ellerini ya da eşyaları gözlerine çok yakın tutarlar. Bir kısmı güzel yürür, tırmanabilir ama bir kısmı da sakar olup dengesiz yürür tırmanmayı sevmez.
Otizmin belirtileri nelerdir?
1- Sosyal ilişkilerde güçlük konuşma güçlüğü.
2- Sessiz iletişimde zorlanma.
3- Oyun oynama ve hayal gücünü kullanmada zorlanma.
4- Değişikliklere karşı tepki ve direnç gösterme.
Otizm yaygın bir hastalık mıdır?
Otizm dört önemli gelişimsel bozukluktan biridir. Her bin doğumdan bir veya ikisinde görülür. Dünya Sağlık Örgütü'nün Raporu'na göre Türkiyede yaklaşık 100.000 otistik insanın yaşadığı sanılmaktadır.
Otizm ve zeka geriliği arasındaki fark nedir?
Zeka geriliği olan bireylerde göreli olarak dengeli beceri gelişimi sağlanabilirken, otistik bireyler dengesiz beceri gelişimi gösterirler belirli konularda yetersizlik genellikle diğer insanlarla iletişim ve ilişkilerde ve bazı alanlarda da olağanüstü beceriklilik. Otizmi zeka geriliğinden veya diğer bozukluklardan ayırdetmek, uygun olmayan ve etkisiz sağaltım tekniklerinin uygulanmaması açısından son derece önemlidir.

Kaynak: otizm.nedir.com/#ixzz2xfdotmoy
Mart 2014

Gülten Tuna, bir soruya yanıt verdi.

Otizmli çocukları neler rahatlatır?

Otistik çocuklara sıcak su terapisi. Bilimsel araştırmalar, yarım saat süreyle sıcak suyun altında durmanın otistik çocukları rahatlattığını gösteriyor.
Mart 2014

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Nisan 2013

Caner Acu  yeni bir  gönderide  bulundu.

'Bütün otistik çocuklar ateist! Beyinlerinde inanç alanı oluşturulabilir'

Fehmi Kaya, otizmin ateizmin başka bir versiyonu olduğunu söyleyerek, otistik çocukların beynine bir yaradan olduğunun aşılanmasını gerektiğini söyledi
Nisan 2013

Ebru Özkan, bir soruya yanıt verdi.

Otizmi ortaya çıkaran sebepler nelerdir?

Otizm doğuştan gelen ya da doğumdan 3 yıl sonra ortaya çıkan gelişim bozukluğudur. Beynin işleyişini etkileyen sinir sistemindeki bozukluklardan dolayı kaynaklanmaktadır.

Sebepleri nelerdir?
Başta kalıtımın önemli bir faktör olduğunu söyleyebiliriz. Ancak otizme neden olan gen hala bulunamamıştır bu nedenle bu hastalığın önüne geçilememektedir. Her türlü aile ve ırk yapısında ortaya çıkan bir hastalıktır. Ailenin çocuğunu çok iyi ya da çok kötü şartlarda yetiştirmesiyle bir alakası yoktur. Bu hastalık çok yaygın bir nörolojik hastalıktır. Bu nedenle önlem almak çok önemlidir. Çünkü her 150 çocuktan birinde bu hastalık ortaya çıkmaktadır. Daha önce bu hastalığın görülme sıklığı daha azken yıllar geçtikçe daha da artmaktadır. En çok erkek çocuklarda ortaya çıkar oranı kız çocuklarına göre 3 - 4 kat daha fazladır. Ayrıca gebelikte kullanılan bir takım ilaçlarında otizme neden olduğu düşülmektedir.

Çocuğumda otizm olup olmadığını nasıl anlarım?
  • Sosyal ilişkiler kurmaktan kaçınıyorsa ( Kendi başına iş yapmak istiyorsa, arkadaşlık kurmak istemiyor ve göz teması kurmamak)
  • Konuşma zorlukları ve iletişim kuramamak gibi sorunlar yaşarlar.
  • Öğrendikleri kelimeleri arka arkaya ve zamansız durumlarda söylerler.
  • Bazı normal durumlara ekstra ilgi göstermek örneğin televizyondan nasıl ses geldiğine, ocaktan gelen ateşin nasıl geldiğine uzun süre bakıp çok ilgilenirler.
  • Beden hareketlerinin kontrol olması, sallanmak ve çırpınmak
  • Söylenenleri işitmemiş gibi davranıyorsa ve ismini söylediğinizde bakmıyorsa
  • Düzenli olmaya karşıysa ve eşyaların yerlerini sürekli değiştiriyorsa, yuvarlayıp oyunlar oynuyorsa
  • Vücut dili ve mimiklerini kullanamıyorsa
  • Uygunsuz durumlarda gülüp kıkırdama gibi davranışlar gösteriyorsa
  • İşaret etme yeteneği yoksa ve gereksinimlerini bir yetişkin elini kullanarak gösteriyorsa
  • Yaşıtlarının oynadığı oyunları oynayamıyorsa
  • İnatçılık gösteriyorsa otizmden şüphelenmek gerekebilir.
OtizmOtizmin kesin bir tedavisi yoktur. Ancak erken tanısı yapılırsa, belirtilerin sıklığı ve şiddetinde azalma görülür. Hatta bazı davranışlar tamamen ortadan kalkabilir. Bu rahatsızlığı olan çocuklara özel eğitim programları sunularak yaşıtlarına mümkün olduğunda yetişmeleri sağlanır. Sosyal ilişkilerinin geliştirilmesi amaçlanır. Saldırganlık, depresyon, uykusuzluk problemlerinin şiddetli olması durumlarında ilaç tedavisi uygulanabilir.
Ocak 2013

Deniz Yalçın, bir soruya yanıt verdi.

Her insanın otizm hakkında bilmesi gerekenler nelerdir?

1. Otizm Nedir?
Otizm, kişilerin sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz yönde etkileyen gelişim ile ilgili bir bozukluktur.

2. İlk Belirtileri

  • 6 ayda gülümsemiyorsa,
  • 12. ayda mırıldanmıyorsa, bir şeyi işaret ederek göstermiyorsa, el sallama gibi hareketler yoksa,
  • 16. ayda tek sözcüklerle konuşmuyorsa,
  • 24. ayda iki sözcüklü cümleler kurmuyorsa,
  • 12. ayda adını söylediğinizde tepki vermiyorsa,
  • Diğerleri ile göz kontağı kurmuyorsa,
  • Oyuncaklarla oynamayı bilmiyormuş gibi görünüyorsa,
  • Bir nesne ya da oyuncağa bağlanmış gibi görünüyorsa,
  • Bazen işitmiyormuş gibi davranıyorsa,
  • Yardım istemiyorsa,
  • Diğerleri ile oynamıyor ve ilgilendiği şeyleri göstermiyorsa (ilgilerini paylaşmıyorsa),
  • Gelişimde dil ve sosyal becerilerinde kayıplarla ortaya çıkan gerileme varsa,
    aile çocuğun daha ayrıntılı değerlendirilmesini istemelidir.
3. Otistiklerin tipik özellikleri
  • Geç konuşma ya da hiç konuşmama
  • Şahıs zamirlerini kullanmada zorluk
  • Mecaz anlamları ve deyimleri gerçek anlamı zannetme, şakayı değerlendirememe
  • Göz kontağı kuramama
  • Değişik değerlendirilmesi gereken zeka becerileri
  • Taklit Becerisi
4. Davranış Bozuklukları
Davranış bozuklukları çocuğa ve çevresine zarar veren davranışlar olarak tanımlanabilir. Takıntı, yinelenen davranışlar, öfke nöbetleri, kendine zarar verme, takıntılı ilişkiler kurma, hayali arkadaş edinme, hergün aynı şeyleri yapmak, aynı filmi defalarca izlemek, vb. gibi. Bu davranış biçimlerini değiştirmek istediğinizde ise çok byük bir öfke ile karşı karşıya kalabilirisniz.
Burada anne babanın rolü çok büyüktür. Bu davranış bozukluklarını erken farkedip, uzmanlardan tavsiye almalılar.

5. Otizm Hakkında yanlış bilinenler
Otistikler bazı özel yeteneklere sahiptirler; Evet çok özel yetenekleri olan bazı otistikler var ama %50 sinden fazlası hayatını tek başına sürdüremeyecek durumdadırlar.

Bazı aşılar otizme yol açar: Bu konuda iki farklı görüş bulunmaktadır. İlk görüş, tek aşı olarak uygulanan kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı çocuklarda bağırsak sorunlarına, bu durum da otizmin gelişmesine yol açar. İkinci görüşe
göre ise içinde civa bulunan bazı aşılar otizmle ilişkilendirilebilir.

Otistikler İyileşemezler : Otizm tedavisi için bir ilaç olmasa da sosyal anlamda ve konuşma becerileri çok ileri düzeyde tedavi edilebiliyor. Bu tarafları geliştikle iletişim kuruyor ve derdini anlatabiliyor. Böylece öfke nöbetleri ve takıntıları da azalabiliyor.

Daha fazla bilgi edinmek için Türkçe web sayfaları

tohumotizm.org.tr
otizm.org
autism-tr.org
oyad.org
todev.org
omad.org
psikiyatrist.com/otizm
psikoweb.com/otizm
pedam.com
beslenmebulteni.com
saglık-info.com/hastaokulu/cocuk_otizm.asp
millipediatri.org
otizm.hakkında.bilgi.org
sosyalhizmetuzmanı.org
yagmurcocuklar.com
otizmpostası.tripod.com
bursapsikiyatri.com
autismonline.org/languages/turkish.htm
tomatis.com.tr
muratguvencer.com
engelliler.biz
isitselegitim.com
mcaturk.com/feedback.htm
oximer.com

Bazı otistiklerin kişisel web sayfaları
templegrandin.com
donnawilliams.com
mugsy.org/wendy
ballastexistenz.autistics.org
myclassiclifefilm.com/
Aralık 2012

Yusuf Sarıgül, bir soruya yanıt verdi.

Otizm nedir, belirtileri nelerdir?

Otizm veya yaygın gelişimsel bozukluk, gelişimin pek çok alanının ciddi bir şekilde bozulduğu ve dolayısıyla da çocuğun özellikle karşılıklı etkileşim, ilişki kurma ve iletişim becerilerinin oldukça olumsuz etkilendiği bir bozukluktur. Kısaca ilişki problemi de denebilir.

Otizm halen uzmanlar tarafından araştırılmakta olan ve nedeni tam olarak tespit edilememiş bir problemdir. Fakat bu güne değin yapılan araştırmalar gösteriyor ki;

genetik faktörler (Ailede bu tip veya benzer sorunlar yaşayan, yaşamış başkalarının olup olmadığı ),

hamileliğin fizyolojik ve psikolojik olarak nasıl geçtiği,

doğumda herhangi bir komplikasyon olup olmadığının bilinmesi önemlidir. Tabii tüm bu faktörler her çocuk için ne kadar riskli ise otistik tanısı konulmuş çocuklar için de aynı ölçüde risklidir.

Eylül 2012

Boraq, bir soruya yanıt verdi.

Otizm tedavi edilebilir mi?

Müzik ve Dans
terapisi; birlikte şarkı söyleme, enstrüman çalma ve müziğe dansla
eşlik etme etkinlikleri aracılığıyla sertifikalı terapistler tarafından
uygulanan terapi yöntemidir. Otizmli çocuklarda müzik ve dans
terapisinden umulan yararlar şöyle sıralanabilir:



  1. Duygusal
    bağ kurma: Müzik ve dans terapisinde yer alan etkinliklerin çocuğun
    terapistle ve başkalarıyla duygusal bağ geliştirmesine yardımcı olması
    beklenir.



  2. Sözel ve bedensel dilin kullanımını arttırma: Müziğin ve dansın iletişim isteklerini artırması beklenir.



  3. Davranış
    sorunlarını azaltma: Enstrüman kullanımı ve dans sırasında çocuğa
    görsel, dokunsal ve işitsel uyaranlar birlikte ulaşır. Bu uyarılmanın
    çocuğun ince ve kaba devinsel gelişimini artırabileceği, kendisinin
    farkına varmasını kolaylaştırabileceği ve uygun olmayan davranışlarını
    azaltabileceği düşünülür.



  4. Başarı duygusunu yaşatma: Enstrüman çalmak, şarkı söylemek ya da dans etmek çocuğun başarı duygusu yaşamasını sağlayabilir.

Yunuslarla Terapi; yunuslarla
etkileşim terapisi (DAT: Dolphin-Assisted Therapy) olarak da bilinen
yunuslarla terapi; ABD, İsrail, Rusya ve Meksika başta olmak üzere pek
çok ülkede ve Türkiye’de yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu amaçla
açılan terapi merkezlerinin sayısı hızla artmaktadır. Bu
merkezlerde otizmli çocuklar önce iskeleden, daha sonra ise suyun içine
girerek yunuslarla etkileşmektedir. Yunuslarla terapinin çeşitli engel
grubundan çocuklar üzerinde olumlu etkileri olduğu yönünde çeşitli
araştırmalar vardır ve bunların bir bölümü deneysel araştırma olarak
yürütülmüştür. Ancak uzmanlar, bu araştırmaların tümünde çok ciddi
yöntemsel hatalar olduğu hususunda birleşmektedir. Dolayısıyla, bilimsel
çevrelerde, yunuslarla terapinin otizmli çocuklar üzerinde olumlu
etkilerini gösteren güvenilir deneysel araştırma bulgusu olmadığı görüşü
ağırlıklıdır.


Atlı terapi(hippoterapi); Ata
binme terapisinin temel hedefi binicilik becerileri kazandırmak değil,
ata binmenin sağlayacağı duyusal ve devinsel girdilerden
yararlanılmasını sağlamaktır. Ata binme terapisinin yöneldiği en yaygın
engel grubu serebral palsili çocuklardır. Öte yandan, otizmli çocuklarla
yürütülen ata binme terapisi çalışmaları da hızla yaygınlaşmaktadır.
Ancak, yayımlanan araştırmaların neredeyse hiç birinde otizmli çocuklar
yer almamıştır. Serebral palsili çocuklarla yürütülen çalışmaların
sonuçları ise, bazı devinsel becerilerde olumlu etkiler görüldüğü
yönündedir. Ancak, daha kontrollü deneysel araştırmalara ihtiyaç olduğu
da bir gerçektir



Temmuz 2012

Hakan, bir soruya yanıt verdi.

Otistikler neden sallanır?

Kendini Uyarıcı Davranışlara Yönelme
Otizmli çocukların çoğunda, tekrarlayıcı stereotipik davranışlar vücudu döndürme, sallanma, el çırpma, başını sallama, nesnelere hafif vurma ve çevirme, ışığa gözünü dikip bakma ve sürekli aynı şeyleri tekrar etme gibi vardır. Bu hareketlerin içinde bulundukları koşullardan bağımsız yaparlar ve başkalarının varlığında da bunlardan vazgeçmezler. Bu tür davranışların nedeni tam bilinmemektedir. Ancak sıkıntının arttığı durumlarda çoğalmakta bazen de neşe ve sevincin ifadesi olarak yorumlanmaktadır. Stereotipiler zeka düzeyi düşük otistiklerde daha sıktır. Bazı otistiklerde görülmeyebilir, bazılarında da yaşla azalır. Eğitimle azalabilir ama yoğun stereotipi, eğitimin yapılmasına da engel olur ve bazen ilaçlı müdahale gerekebilir.
bildiğimden değil araştırma neticesinde bulduğum bir yorum bu yazının tamamı için tıklayınız todev.org/otizm/otizme-eslik-eden-durumlar
Temmuz 2012

Ece Naz Sonat, bir soruya yanıt verdi.

Otistikler neden sallanır?

Otistikler sallanır çünkü onlarda hiperkinezi yani aşırı hareketlilik vardır.Kendi çevresinde dönme,sağa sola sallanma otistiklerin en sık rastlanan özelliklerindendir.
Daha fazla

10 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.