Bilmek istediğin her şeye ulaş

Rant

İktisatçılar tarafından rantın tanımı "Doğanın getirisi" şeklinde yapılır. Başka bir deyişle rant hiç emek harcamadan elde edilen kazanımlardır. Korkut Boratava göre rant, daha geniş bir yorumla, belki de "avanta" teriminin anlamına da geçerek şöyle tanımlanır: "devletin çeşitli uygulamalarla bireysel, endüstriyel veya sektörel olarak özel teşebbüs lehine herhangi bir çıkar avantajı yaratması; bu avantajın realizasyonu ve paylaşımı"dır.

Kasım 2015

Mustafa Ali Uğurtan, bir soruya yanıt verdi.

Sivil toplum örgütlerinin hükumet güdümüne girmesi demokrasiyi ve özellikle TMMOB'nin bakanlığa bağlanması yağmacılığı ne şekilde etkiler?

Sivil toplum örgütlerinin hükmet güdümüne girmesi çok büyük bir kayıp olur. Çünkü sivil toplum örgütleri toplumsal muhalefetin (Siyasi değil, bu çok karıştırılan bir durum) odağıdır. Toplumsal dengelerin korunmasında ve keyfiliğin engellenmesinde önemli fonksiyonu vardır. Toplumun olumluluk yada olumsuzluk ifade eden duyarlılıklarını ifade edebileceği en güçlü alandır. Yalnız doğrudan yürütmenin etki alanına girmese de ülkemizdeki sivil toplum hareketlerinin neredeyse tamamının siyasallaştığı, asli amaçlarından sapıp farklı ideolojilerin güdümüne girdiği de bir gerçektir. Bu da en az diğeri kadar yanlış ve tehlikelidir. Her sivil toplum kuruluşu asli amaçlarına hizmet etmeli toplumu kamplaştırıcı veya ötekileştirici yapılara dönüşmemelidir.
Kasım 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Aykırı Müteahhit - Türkiye'nin en çekici erkeği

Bu adamın Türkiye'nin en çekici erkeği seçilmesi size bir şeyler anlatıyor mu beyler? Bana anlattığı şu: Güzellik de aşk da satın alınabiliyor yalnız güzelliği satın almak zarar eden bir yatırım olacağından siz siz olun mümkünse kiralayın. Yanlış anlaşılmasın, ilişkiye verebilecek sadece güzelliği olan ve karşılığında erkeğin parasını alan kadınla evlenmemek gerekir. Erkeğin parası artarken kadının güzelliği azalır ve alış veriş gün geçtikçe daha adaletsiz bir hal alır. Dolayısıyla güzel kadınları kız arkadaş olarak almanızın bir mahsuru yokken evlenmek tamamen kaybedeceğiniz bir alış veriş halini alır. Paranız yoksa zaten her yer Taksim...

Temmuz 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

ODTÜ arazisinde bulunan Eymir Gölü ile ilgili hazırlanan yeni bir koruma amaçlı imar planı ortaya çıktı. Plana göre gölün çevresinin koruma derecesi düşürüldü. Böylece gölün çevresindeki araziye 'turistik ve hizmete' yönelik yapılar inşa edilebilecek. ODTÜ'nün denetimindeki göl, tüm Ankaralılara açık olmasına rağmen, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melik Gökçek tarafından “halka kapalı” denilerek hedef haline getirilmişti.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın hazırladığı yeni ODTÜ Koruma Amaçlı İmar Planı'na ilişkin Mimarlar Odası Ankara Şubesi dün basın toplantısı düzenledi. Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Eymir Gölü çevresinin bir bölümünün 2. derece doğal SİT alanı ilan edildiğini söyledi. 2. derece doğal SİT alanının ne anlama geldiğini anlatan Candan, konuya ilişkin yönetmelikte "Bu alanlarda turizm, yatırım ve turizm işletme belgeli turistik tesisler ve hizmete yönelik yapılar dışında herhangi bir yapılaşmaya girilemez" dendiğine dikkat çekti. Candan, bunun gölün çevresinin turizm, yatırım ve turizm işletme belgeli turistik tesislere açılması anlamına geldiğini vurguladı.
PLAN 'İSİMSİZ' OLARAK ASKIYA ALINDI
ODTÜ yönetiminin önceki Koruma Amaçlı İmar Planı'na itiraz ettiğini ve dava açtığını hatırlatan Candan, Bakanlığın hazırladığı yeni planın ise 20 Mayıs 2014 tarihinde onaylandığını dile getirdi. Planın Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nde isimsiz şekilde askıya çıktığını ve indirildiğini belirten Candan, "Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü'nde askıya çıkan duyuruları düzenli olarak takip ediyoruz, ancak bu plan isimsiz askıya çıkmış. Dolayısıyla bir planı gizli kapaklı geçirmeye çalışıyorlar. Planda hem ODTÜ'den geçen tünel yol ve SİT alanlarına ilişkin çok sayıda düzenleme ve pafta da var" diye konuştu. Candan, konuyu yargıya taşıyacaklarını söyledi.
İKİNCİ YOL DA PLANDA
ODTÜ'den geçecek ikinci yol (tünel yol) da yine aynı planda yer alıyor. Ulaşım Uzmanı Erhan Öncü, daha önceki planda yer alan sorunların yeni planda da aynen devam ettiğini belirterek, adı değiştirilerek aynı planın bir daha gündeme getirildiğini söyledi. ODTÜ içinden geçeceği planlanan tünel yolun eski plandaki gibi trafik yoğunluğu olan kavşağa çıkacağına dikkat çeken Öncü, bazı alanların korumu derecelerinin azaltıldığı bu planın eski plandan daha da riskli olduğunu dile getirdi.
Şehir Plancıları Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Çevre Mühendisleri Odası, Peyzaj Mimarları Odası, Makina Mühendisleri Odası ile birlikte bütün uzmanlık dallarını içeren bir komisyon kurduklarını aktaran Öncü, komisyonun ilerleyen günlerde ulaşım talepleri ve yeni yapılaşma konusunda rapor hazırlayacağını duyurdu. (Ankara/EVRENSEL)

ODTÜ Arazisi imara açılıyor

Arazi imara açılıyor...
Temmuz 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

SOMA İŞÇİLERİNE BİR DARBE DAHA!

Soma İmbat Madencilik te akciğer hastalığına yakalanan işçiler, yer üstünde çalıştırılmak yerine, istifa dilekçesi imzalattırılarak işten çıkarıldı. İşten atılanların yeni korkusu, madenci hastalığı pnomökonyoz e yakalanıp yakalanmadıkları.
Mart 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Bu ruh hastalığının belirtisi değil midir? Kazı hafriyatına orman deposu

1291

GEÇTİĞİMİZ hafta mecliste kabul edilen torba kanuna son anda eklenen bir düzenlemeyle, sık sık tartışma konusu olan kazı hafriyatları için yeni depolama yeri ormanlık alanlar olarak belirlendi.

Eklenen maddeye göre, “demiryolu, otoyolu, devlet ve il yollarının yapımında zorunlu olarak ortaya çıkan kazı fazlası malzemenin depolanacağı alanlara Orman Genel Müdürlüğü’nce belirlenen ağaçlandırma bedeli” alınarak izin verilebilecek. CHP İstanbul Milletvekili Müslim Sarı, “Sadece Kuzey Marmara otoyolu tamamlandığında, yapılan hesaplamalara göre, yaklaşık 48 milyon 776 bin 929 metreküp hafriyat oluşacak” dedi. Hafriyat kamyonları Eylül ayında İstanbul’da eylem yapmış ve “yeni hafriyat alanı” sözü almıştı.

ORMANLAR BETONLAŞACAK

Cumhurbaşkanı Gül’ün onayladığı torba kanunun 3. Maddesinde yer alan madde, “demiryolu, otoyol, devlet ve il yolları ile su isale hatlarının yapımında zorunlu olarak ortaya çıkan kazı fazlası malzemenin depolanacağı alanlara, Orman Genel Müdürlüğü’nce belirlenen yerlerden ağaçlandırma bedeli alınarak izin verileceğini” öngörüyor. Söz konusu düzenleme, ormanlık alanlara kazı fazlası malzemenin dökülebilmesinin yolunu açan bir madde olarak değerlendiriliyor. Düzenlemeye CHP ve MHP’li vekiller de karşı çıkıyor. CHP İstanbul Milletvekili Müslim Sarı, ağaçlandırma bedeli karşılığında hafriyatın orman arazisine dökülmesinin yolunun açıldığını belirtirken; “Kuzey Marmara otoyolu tamamlandığında, yapılan hesaplamalara göre, yaklaşık 48 milyon 776 bin 929 metreküp hafriyat oluşacak. Ve eğer, biz bu hafriyatı bir futbol sahası büyüklüğündeki alanın üzerine koymuş olsaydık, 6.500 metre yüksekliğinde bir tepe kadar hafriyat çıkartılmış olacaktı. Dolayısıyla, bu madde çok sakıncalıdır, doğru değildir, orman arazilerinin ciddi şekilde betonlaştırılmasına hizmet ettiği açıktır” dedi.

MİLYAR DOLARLIK RANT VAR

MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz da hafriyatta dönen ranta dikkat çekti. İstanbul’da kamyoncuların hafriyat yeri sorunu nedeniyle eylem yaptığını anımsatan Yılmaz, “Bu düzenleme inşallah iyi niyetledir. Ama ormancının bu kadar problemleri varken bu maddenin sıkıştırılmasının arkasında yine acaba bu rant lobisi mi var? İhaleyi şirket alıyor, yol da yaptırsanız, köprü de yaptırsanız bunların hafriyatının dökümü ciddi manada sıkıntı. Burada da yine milyon dolar, milyar dolarlık bir hafriyat rantı var. ‘Acaba birilerine peşkeş çekilecek mi? ’ diye geliyor insanın aklına” dedi.
Eylem yapmış söz almışlardı
İSTANBUL Anadolu Yakası’nda faaliyet gösteren hafriyatçılar, kendilerine döküm yeri gösterilmediği gerekçesiyle Eylül ayında eylem yapmıştı. Yaklaşık 2 bin hafriyat kamyonunun katıldığı eylem sonrası, İBB Başkanı Kadir Topbaş da “yeni döküm alanı sözü” vermişti. Topbaş, “Bakan Veysel Eroğlu ile görüştüm, talimatını verdi ve sorun bitti” dedi. İstanbul’da hafriyat alanları konusunda sıkıntı yaşandığını belirten Topbaş, “Yeni alanlarının da gelmesiyle sıkıntı yaşanmayacak” demişti.
Şubat 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Kazdağlarına ölüm fermanı

886

Alpler'den sonra dünyanın en fazla oksijen üreten dağı: Kaz Dağları...

Kaz Dağları'na Ölüm Fermanı

Türkiye’nin cennet köşelerinden biri olan oksijen deposu Kaz dağlarında, altın madeni işletmek için 16 firma ruhsat aldı. Yerli ve yabancı firmalar, 400 bin ton siyanür kullanarak 34 noktada altın arayacak.

750 BİN KİŞİ OLUMSUZ ETKİLENECEK

“Dünyanın en çok korunması gereken bölgelerinden biri olan Kaz dağlarının bitki örtüsü, suyu, havası, yer altı ve yer üstü zenginlikleri ciddi tehdit altındadır.

Bölgede birçok uluslararası firma, başta altın ve gümüş olmak üzere maden arama ve işletme ruhsatı almış ve almaya devam etmektedir. Kaz dağlarında altın madeni işletmeciliğinin başlaması halinde, 2,5 milyar ton kaya ve toprak işlenecek, yaklaşık 400 bin ton siyanür kullanılacaktır.

10 milyon adet zeytin, kiraz, şeftali, elma ağaçları ile birlikte tüm bitkisel üretim ve tarımla geçimini sağlayan 750 bin kişi olumsuz etkilenecektir. ’’

Kaz Dağları bölgesinde 2007 yılında başlayan altın arama çalışmaları kapsamında bugüne dek yüzlerce sondaj yapıldı. Çanakkale bölgesinde son olarak da 16 firma 34 bölgede altın arama ve işletme ruhsatı aldı.

Ruhsatlar, Bayramiç, Çan, Lapseki, Biga, Ezine, Ayvacık ve Yenice ilçeleri sınırları içinde bulunuyor.

*** ***

Kazdağları tehdit altında Kazdağları'nın eteklerinin yakınlarında açılan maden ocakları bölgenin coğrafi yapısını ve meyveciliği tehdit ediyor... Çanakkale'de verimli arazileriyle ünlü Kazdağları'nın eteklerindeki Bayramiç İlçesi’ne bağlı köylerin yakınlarında her geçen gün yenileri açılan maden ocakları, bölgenin kabusu oldu. Maden ocakları bölgenin coğrafi yapısına zarar verdiği gibi meyveciliği de olumsuz etkilemeye başladı.

Bayramiç’e bağlı Muratlar, Karaköy ve Kuşçayır köylerinde altın ve gümüş arayan maden şirketlerinin yanı sıra Mollahasanlar, Kurşunlu, Saraycık, Daloba, Kutluoba ve Yeşilköy'deki cam, seramik, kaynak elektrotları ve boya sanayiinde kullanılan önemli bir endüstriyel hammadde olan feldspat üreten maden ocağı bölge için çok büyük tehlike haline geldi. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi son olarak Gedik Köyü'nde Zafer Madencilik Firması tarafından yeni bir maden ocağı daha açıldı. Ocak açılirken de çok sayıda çam ağacı kesildi.

Bayramiç Çevre Platformu Sözcüsü İbrahim Saydam, bölgede 11 maden ocağını açılması için başvuru olduğunu belirterek, “Altın arayan maden şirketleriyle mücadele ederken, bir de feldspat ocakları açılmaya başlandı. Kazdağları'nın etekleri maden şirketleri tarafından istila edildi diye konuştu.

Bayramiç Ziraat Odası Başkanı İsmail Pehlivan da havzadaki çok verimli tarım arazilerinin maden ocakları nedeniyle büyük zararlar gördüğünün altını çizdi.

Kazdağları, Anadolu yarım adasının kuzeybatısında yer alan, Biga yarım adasının en yüksek dağıdır. Eğe Bölgesi ile Marmara bölgesini birbirinden ayırır, Kazdağları Çanakkale ve Balıkesir sınırları içerisinde kalmaktadır. Edremit körfezinin kuzeyini takiben, kuzey doğu-güney batı yönünde 60 – 70 km. Uzunluğunda olan Kazdağları, batıda Dede dağı, ortada Kazdağı, doğuda Eybek dağı, kuzeydoğuda Gürgen, Kocakatran, Küçükkatran ve Susuz (Sakar dağı) dağlarından oluşur.

60 – 70 km.lik Kazdağları zincirinin ortasında yer alan Kazdağı’nın, güneyi Edremit Körfezi, doğusu Zeytinli çayı, kuzeyi Kara Menderes Çayı, batısı Altınoluk yerleşiminin batısı (Damla Tepe) ile çevrili olan 21 452 hektarlık alanı, 17.04.1993 tarih ve 21555 sayılı resmi gazetede yayınlanan 93/4243 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Kazdağı Milli Parkı olarak ilan edil. Kazdağı milli parkı Balıkesir iline bağlı Edremit ilçesi sınırları içerisindedir.

Kazdağı ve Biyoçeşitlilik Kazdağı Güney Marmara Bölgesi’ nin batısında, Edremit Körfezi’ nin Kuzey kıyısında yer alır, yüksekliği ve bölgeye düşen yağış miktarı nedeniyle nemli bir iklime sahiptir. Alan bu nedenle doğal bitki örtüsü ve tarımsal ürün çeşitliliği açısından oldukça zengindir. Avrupa – Sibirya ve Akdeniz bitki coğrafyalarının kesişim noktasında kalması ve bakir olması nedeniyle, bu bölge çok sayıda nadir türe ev sahipliği yapmaktadır. Kazdağı özellikle bitki, kuş ve memeli türleri açısından önemli bir bölgedir ve 37 bitki türü Önemli Doğa Alanı kriterlerini sağlamaktadır ve bu türlerden 32’ si ise sadece Kazdağı’ na özgü endemik türlerdir. Bu türlerden bazıları Kazdağı göknarı (Abies nordmanniana subsp. Equi-trojana), Kazdağı’ na özgü kantaron (Hypericum kazdaghensis), yüksükotu (Digitalis trojana), geven (Astragalus idea), kurt kulağı (Ferulago idaea), yoğurt otu (Galium trojanum), sarıkız çayı (Sideritis trojana) ’ dır. Kazdağı’ nda bulunan bitki türlerinin çoğu tıbbi olarak kullanımı olan bitkilerdir ve ekonomik değerleri oldukça fazladır. Yırtıcı ve orman kuşları açısından önem taşıyan alanda çok sayıda Anadolu sıvacısı (Sitta krueperi) üremektedir. Alanda üreyen yırtıcıların başında kaya kartalı (Aquila chrysaetos) ve gökdoğan (Falco peregrinus) gelmektedir. Kazdağı Önemli Doğa Alanında yaşayan ve küresel ölçekte önem taşıyan memeli türleri; Mehely’ nin nalburunlu yarasası (Rhinolophus mehelyi), uzun ayaklı yarasa (Myotis cappaccinii) ve kirpikli yarasadır (Myotis emarginatus) . Ayrıca bu bölgede küresel ölçekte tehdit altında bulunan bir içsu balığı türü olan Capoeta bergamae bulunmaktadır.

Coğrafya

Kaz Dağı ya da Kaz Dağları olarak iki biçimde adlandırılan dağ büyük ölçüde Biga Yarımadası'nda uzanmaktadır. Kaz Dağları, batıda Dede Dağı, ortada esas Kaz Dağı ve üç tepesi (kuzeyde Babadağ, ortada Karataş tepe, güneyde Sarıkız tepesi) doğuda Eybek Dağı, kuzey doğuda Gürgen Dağı ve Kocakatran Dağı’ndan oluşur. Üç tepesi olan esas Kaz Dağı'nın en yüksek tepesi 1774 metre olan Karataş tepesidir ve Balıkesir'in Edremit ilçesi Güre beldesinin kuzey-kuzey batı istikametine düşmektedir. Çanakkale'nin Bayramiç ilçesi Ayazma mesire yeri ise Kaz Dağı zirvesinin kuzey batısına düşmektedir ve mesire yerine ulaşmak için Bayramiç'ten yaklaşık 17 km'lik Evciler Beldesi yolunu takip edip Evciler'den sonra 6 km'lik yol aşılarak ulaşılabilir. Bölgedeki en önemli merkez Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu ve Balıkesir'in Edremit ilçesine bağlı Altınoluk beldeleridir.

Bitki örtüsü

Kaz Dağı çevresi büyük ölçüde ormanlar ile kaplıdır ve yakınında yerleşim oldukça seyrektir. Üst yokuşlardaki ormanlar başlıca Kazdağı göknarı (Abies nordmanniana subsp. Equi-trojani) Türkiye'de yalnızca Kazdağı'nda yetişen endemik bir göknar alt türüden oluşur. 17 Nisan 1994 tarih ve 21555 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 93/4243 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Dağın Balıkesir İli Edremit İlçesi sınırlarında kalan 21.300 hektarlık bölümü Kazdağı Millî Parkı olarak ilan edilmiştir. İtki yapısı olarak Avrupa-Sibirya bölgesiyle, Doğu Akdeniz bölgesinin tam sınırını oluşturan Kaz Dağları'nda doğal olarak her iki bölgenin bitkisel özelliklerinin harmanlanmasıyla yeni bitki türleri kendini göstermiş. Bu nedenle bölgede 21 çeşit bitki türü var ki, Dünya'da sadece Kaz Dağları'nda yetişiyor. 'Kesin olarak korunması gerekir' ibaresi ile kayıtlara geçen Kaz Dağı Göknarı, bu 21 çeşit bitki arasında en önemlisi. Kaz Dağları'ndaki köylerde bu ağacın kozalakları çaya katılır. Demlenen çaya özel bir aroma verir. Aynı şekilde köylülerin Kaz Dağı adaçayı dedikleri 'Sideris trojana', Kaz Dağı çiğdemi, dağ lalesi, beyaz ve kırmızı şakayık Kaz Dağları'nda yetişen onlarca bitkiden birkaçı. Bölgede bulunan endemik, yani 'Yayılışı sınırlı olan tür' denilen bitki türleri üç grup altında sınıflandırılıyor. Dünya'da sadece Kaz Dağları'nda yetişen endemik türler birinci grubu, Dünya'da sadece Türkiye'de aynı zamanda Kaz Dağları'nda yetişen türler ikinci grubu, endemik olmayan ancak Türkiye'de sadece bu bölgede yetişen türler ise üçüncü grubu oluşturuyor. Dünya Bankası, 'Türkiye'de Genetik Çeşitliliğin Yerinde Korunması Projesi' için 5.1 milyon dolar ayırmış. Yedi yıl boyunca Kaz Dağları yedi bölgeye ayrılarak türleri saptanan bitkiler tek tek sınıflandırılmış. Bu proje içinde 4. Bölge olarak ayrılan Kalkım'daki Koca Mezarlık denilen bölge ne yazık ki, bugün linyit kömürü çıkarmak adına kazılıyor. Son yirmi yıl içerisinde zeytinlik alanların imara açılmasıyla yapılaşma dağın eteklerinden yukarılara doğru tırmanmaya başladı. Ancak son dönemde zeytincilikten para kazanılmaya başlanmasıyla bu yapılaşma şimdilik hız kesmiş görünüyor. İnsanların son zamanlarda doğaya dönüşü ve doğal olanı yerinde görme isteği, bölgenin korunabilmesine önemli katkılar sağladı. Bu duygularla hareket eden insanlar, Kaz Dağları'nın orijinalliğini hâlâ koruyan Adatepe, Yeşilyurt gibi köylerine yerleşerek evlerini aslına sadık kalarak restore ettiler. Böylece bu köyler betonlaşmanın etkilerinde kurtarılarak, bugün insanların zevkle ziyaret ettikleri yerler haline geldi.

Çaylar

Batıdan Tuzla Çayı ve Kara (Skamandros) Menderes Çayı, kuzeyden Gönen Çayları doğar. Yarımadadaki önemli akarsulardan Karamenderes ve Biga Çayı ile çevredeki köy ve diğer yerleşim yerlerine içme suyu sağlayan küçük ölçekli kaynaklar bu dağdan doğmaktadır. KÖRFEZ EDREMİT... ... ... ... ... ...
Şubat 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Şehirlerimizdeki yeşil alanlar tükendi ve çekirge sürüsü köylere yöneldi...

Ve köylerde kıyamet kopmaya başladı

4721


Köylere en son ve belki de en büyük darbeyi yeni kabul edilen Büyükşehir Yasası vurdu ve vurmaya devam ediyor.

Büyükşehirlerdeki 16 bin köyün tüzel kişiliği tek bir cümleyle yok edildi.

Türkiye’de ne kadar “köylü” varsa, yasa gereği bir kalemde “kentli” yapıldı. 2012’de halkın yüzde 77.3’ü il ve ilçe merkezlerinde oturuyordu. Yasa ile 14 ilin de büyükşehir belediyesi statüsüne geçmesi ile toplam 30 ilde, belde ve köylerin ilçe belediyelerine mahalle olarak katılmasıyla kentli oranı yüzde 91.3’e yükseliverdi. Memlekette köylü kalmadı.

Anılan yasanın ideolojik kökenini yazmakta olduğum yazılarla dile getirmeye çalışıyor ve “Neden köyler bitirilmek isteniyor? Köylülüğü bitirme salt Türkiye'ye özgü değil. Dünyada da, küçük ve orta ölçekli tarım işletmeleriyle yapılan ile aile çiftçiliği, bir başka deyişle köylü çiftçiliği endüstriyel dev ölçekli işletmeler ikame edilerek bitirilmek isteniyor. Bu şekilde köylerin boşaltılmasıyla kentlere gelecek, ancak iş ve aş bulamayacak yoksul köylülerin denetimi daha kolay olacak” diyordum.

BÜYÜKŞEHİR YASASI İLE NELER OLMAKTA?

Büyükşehir Yasası’nın getirmekte olduğu olumsuzlukları sıralayalım:

Köylerin, meraların, sulak alanların ve tarlaların iskâna açılması mümkün hale getiriliyor.
Orman köylerinin kentsel ranta açılması kolaylaşıyor, yabancılara toprak satışının önü açılacak.
Köyler; personelini, taşınır ve taşınmazlarını ilçe belediyesine 1 ay içinde bildirecek.
Köylerde, tarım/köylü işletmeleri dahil her türlü esnaf işletmeleri ruhsat alacaklar.
Köylerde emlak vergisi, Belediye vergileri, harç ve katılım payları 5 yıl sonra alınmaya başlanacak.
Belediye hizmetlerine ulaşmak daha da zorlaşacak ve hizmetler pahalılaşacak.
Yasa ile köylü kendi yaşam alanı üzerindeki tüm yönetim haklarını kaybetmiştir.
Köy alanlarının rantı belediyelere aktarılmaktadır.
Köylüler ücretsiz eriştiği altyapı hizmetleri için bedel ödemek zorunda bırakılmakta.
Yasa ile küçük ve orta ölçekli işletmelere sahip köylüler daha da yoksullaşacak ve yok olmak üzere üretim dışına itilecek.

VE KIYAMET KOPMAYA BAŞLADI

Büyükşehir Yasası’nın getirmekte olduğu olumsuzlukların ipuçlarını yukarıda sıralamaya çalıştım. Anılan olumsuzluklar 30 Mart 1014 Yerel Seçimlerinden sonra hızlanacak. Ancak kıyamet şimdiden kopmaya başlattı bile. İlçelerde Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri tarafından köy muhtarlıklarına iletilmek üzere hazırlanan yazılarla, yerleşim alanlarına yakın bölgelerde hayvancılık yapılmasının “umumi hıfzıssıhha kararı” gereğince yasaklandığı bildirildi. Buna göre ilçe merkezi, belde ve köylerdeki ahır, ağıl ve kümeslerin ivedi olarak ortadan kaldırılacak.

Şimdi soruyu yeniden soralım; Aile çiftçiliği yapan , az sayıda ineği, koyunu, keçisi ve tavuğu olan ve geçimini bunlarla sağlayan köylüler ne yapacak? Yerleşim alanı dışına itilen bütün köylülerin köy dışında arazilerimi var? Bunları perişan etmek ne kadar doğru ve ahlaki?

Yazımı, geçtimiz 2013 yılı Ocak’ında Seferihsar Belediye Başkanı Tunç Soyer’in “Geleceğin Köyleri Hareketi Bildirgesi”ni yineleyerek sonlandırmak istiyorum:
“Yeryüzünün ilk köyünün kurulduğu bir coğrafyada binlerce köyün üzerini tek bir cümleyle çizmek mümkün mü? Değil elbette.

Köy, köktür ve tohumdur. Köy, hem geçmişimiz hem geleceğimizdir. Tüketen insanın savaşların içine sürüklendiği bir çağda, köyler sakince üreten geçmişle geleceğin harmanlandığı yerler olmalıdır.

Şehirde veya köyde, nerede yaşarsak yaşayalım sağlıklı bir doğal çevre ve kırsal alana ihtiyacımız var. Köy olmazsa şehirde ne yiyebiliriz? Fabrikasyon sebze ve meyveleri mi, yoksa büyük şirketlerin GDO’lu ürünleri mi? ”

Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI


kaynak: haberlink.com/haber.php? query=91152#. uwn... .
Şubat 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Çekirge istilası dur durak bilmiyor

Üniversite bahçesindeki 10 bin ağaç kesildi! Diyarbakır Dicle Üniversitesi’nin, kendi arazisinde bulunan 10 bin ağacı, Diyarbakır Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan rapor doğrultusunda, yangın tehlikesi ve halk sağlığına zarar verdiği gerekçesiyle kestiği belirtildi.

Dicle Üniversitesi tarafından Dicle Nehir kıyısında bulunan arazisinde yaklaşık 50 gündür yapılan ve çevre örgütlerinin tepkisine neden olan ağaç kesimini, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Diyarbakır Orman Müdürlüğü’nün hazırladığı inceleme raporuna dayanarak yaptığı ortaya çıktı. Dicle Üniversitesi'nin talebi ile 5 Kasım 2013 tarihinde inceleme raporu hazırlayan Diyarbakır Orman Müdürlüğü Merkez İşletme Şefi Ufuk Çelik, söz konusu ağaçların toplum sağlığını ve olası yangın tehlikesi için risk oluşturduğu belirtilerek, ağaçların bölgeden uzaklaştırılmasını istedi. Hazırlanan ve ağaçların kesimine gerekçe olarak gösterilen raporun sonuç ve kanaat bölümünde şöyle denildi:

"Diyarbakır Dicle Nehri yerleşkesinde Yeniköy mevkindeki daha önce kum ocağı olarak kullanılan alan üzerindeki ’kara kavak’ ve ’kara söğüt’ ağaçlarıyla ilgili olarak yapılan incelemede, ilgili ağaçların halk sağlığı için bataklığın rehabilite edilmesi ve muhtemel çıkan yangınlara zamanında ve yerinde müdahale edilebilmesi için de ilgili ağaçların alandan uzaklaştırılarak, alanın rehabilite edilmesi gerekmektedir. Ayrıca kampüs yerleşkesi içinde münferit olarak kuruyan çam ağaçları ve kuruyan dallarının budanması gereken akasya ağaçlarının da böcek arızlarının engellenmesi amacıyla bakımlarının yapılarak kuruyan ağaçların alandan uzaklaştırılması gerekmektedir."

kaynak: cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/42135/un... .
Şubat 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

İSTANBUL MİLLETVEKİLİ AYKUT ERDOĞDU: BAŞBAKANIN DAMADININ YÖNETTİĞİ ÇALIK HOLDİNG HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

1-) Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en yüksek tutarlı (14,5 Katrilyon) teşvik, Başbakan’ın damadının yönettiği Çalık Şirketine verilmiştir.
2-) Rusya'yla yapılan uluslararası anlaşmalar milli çıkarlarımıza göre değil Çalık Şirketine para kazandırmak için yapılmıştır.
3-) Her yıl 16 ton altın çıkarılan Erzincan İliç altın madeni Başbakan'ın damadının yönettiği Çalık Şirketi'ne verilmiştir.

4-) Samsun-Adana-Ceyhan petrol boru hattı işi Başbakan'ın damadının yönettiği Çalık Şirketine verilmiştir.
5-) Samsun, Ordu, Çorum, Amasya, Sinop il ve ilçelerinde elektrik dağıtım şirketi özelleştirmesi Başbakan'ın damadının yönettiği Çalık Şirketine verilmiştir.
6-) TOKİ'nin inşaat ihaleleri, Başbakan'ın damadının yönettiği Çalık Şirketine ait GAP İnşaat şirketine verilmiştir.
7-) Çiftçiye kredi veremeyen Ziraat Bankası esnafa kredi veremeyen Halk Bankası Çalık'a 1 Milyar Dolar düşük faizli kredi vermiştir.
İzmir’de RES, Rize'de HES yapım işi Başbakan'ın damadının yönettiği Çalık şirketine verilmiştir.
9-) Türk Telekom Başbakan'ın damadının yönettiği Çalık Şirketine ortak edilip Arnavutluk Telekom şirketi alınmıştır.
10-) Başbakan'ın damadının yönettiği Çalık şirketi Kuzey Irak'ta 1 Milyar Dolarlık enerji santralı yapım ihalesi almıştır.
SONUC:
1-) Siz "... yeter artık çalmayın... " demediğiniz sürece bu yağma düzeni sürecek... Dün babanız, bugün siz, yarın çocuklarınız sömürülecek.
2-) Kazancınız yetmiyorsa, maaşlarınız düşükse, iş bulamıyorsanız ve birileri çok zengin oluyorsa geliriniz bunların cebinde demektir.
3-) Hırsızları savunanlar da, hırsızlar kadar günahkârdır.

EN ÖNEMLİSİ
Satılan Telekom sizindi...
TEDAŞ sizindi...
BOTAŞ sizindi...
Madenler sizindi...
Siz bugün mülksüz yabancılarsınız...
Çünkü Vatanınız satıldı.
Siz uyurken Vatan toprakları yabancılara satıldı...
Bankalar yabancılara gitti...
Şirketleriniz yabancılara verildi...
Siz artık yabancısınız.
Sizler uyurken yabancılara olan borcunuz 300 Milyar Dolar daha arttı.
Lozan'da İsmet Paşa’nın geri adım atmadığı konu, kapitülasyonlar ve yabancıların elindeki şirketlerdi. Kapitülasyonlar geri geldi...

FAKAT BU VATANI KURAN CUMHURİYET HALK PARTİSİNIN MÜCADELESİ DAHA BİTMEDİ. CHP'NİN, BUGÜN DÜNDEN DAHA KARARLI VE DAHA FEDAKÂR MÜCADELESİ BAŞLIYOR. VE ŞİMDİ BİZLER HAYATIMIZ PAHASINA BU YAĞMA DÜZENİNE DİRENECEĞİZ VE SON VERECEĞİZ. HALKIN İKTİDARINI KURUNCAYA KADAR YILMAYACAĞIZ.
Şubat 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Kim durduracak bu rant hırslı çekirge sürüsünü? Ataköy'de anıt ağacı da kestiler

Ataköy sahilinde "Koruma Kurulu'nun izni var" denilerek bir gecede yüzlerce ağaç yok edildi. Kesilen ağaçların arasında bir anıt ağaç yer alırken Koruma Kurulu'nun kesimden haberinin bile olmadığı ortaya çıktı. Haber: ÖMER ERBİL


Ataköy sahilinde 100’den fazla ağaç yok edildi. İstanbul 1 No’lu Koruma Kurulu tarafından suç duyurusunda bulunulan alanda yer alan tescilli anıt ağacın akibeti ise bilinmiyor. Hem Ataköy 1. Kısım Koruma ve Güzelleştirme Derneği hem de koruma kurulu 100 yaşını geçkin anıt çınarın peşine düştü. 16 Mart 2013 gecesi tüm alandaki ağaçların kesildiği iddiası ile Bakırköy Cumhuriyet Savcılığına yapılan başvuru ise o tarihte inşaat firması yetkilisinin “Koruma kurulundan iznimiz var” ifadesi üzerine sonuçsuz kalmıştı. Ancak kurulun bu durumdan haberinin bile olmadığı yeni ortaya çıktı. Radikal o anıt ağacın fotoğraflarına ulaştı. 1990’lı yıllarda Emlak Bankası çalışanlarınca çekilen fotoğraflar o ağaçtan geriye hatıra olarak kaldı.
Ataköy sahilde yaşanan skandalları Radikal olarak bir süredir gündeme taşıyoruz. Yapılan hukuksuzlukları, hülleleri tek tek ortaya koyduk. İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’nun nasıl devre dışı bırakıldığını, kuruldan izinsiz yapılan çalışmaları kamuoyu ile paylaştık. Koruma Kurulu kararında sözü edilen 18 pafta 564 ada 160 parseldeki tescilli 57 nolu ağacın akibeti bilinmiyor. 16 Mart 2013 gecesi arazideki tüm ağaçlar koruma kuruluna sorulmadan bile yok edildi. TOKİ, İstanbul Tabiat Varlıkları Koruma Komisyonu’ndan izin alındığını savunsa da Koruma Kurulu bu savunmayı yeterli bulmayarak sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu.

1057 ağaç vardı

3 parselin tamamında 1057 ağacın bulunduğu raporlarla tespit edildi. Alanda yapraklı ve iğne yapraklı ağaçlar ve sınırlı sayıda meyve ağaçları olduğu, 100 yaşını aşmış toplam 37 tür ağacın bulunduğu kaydedilmiş. Bu ağaçlar bir gecede yok edildi. Ataköy 1. Kısım dernek yöneticileri o geceyi ve yaşananları şöyle anlatıyor:
“‘O anıt ağaç, diğerleri ile birlikte 16 Mart 2013 Cumartesi gece saatlerinden sabaha kadar kesilip yok edildiler ve aynı gece birçok dev hafriyat kamyonları ile alandan taşındılar. Sabah saatlerinde Ataköy polis karakoluna dört komşu şikâyete gittik. Tarih, 17 Mart 2013 Pazar. Polis bizi Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na yolladı. Savcıya şikâyet dilekçesini mimar komşumuz Dündar Ercan bey verdi. ’’

Savcı: Soruşturmaya gerek yok

2013 / 30504 soruşturma numarası ile Bakırköy Cumhutiyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Ancak Savcı Mustafa Bolat kamu adına kovuşturmaya bile gerek duymadı. Savcılık kararında şöyle denildi: ‘‘Şantiye şefi Zafer Yeşilmurat alınan ifadesinde, izinsiz ağaçların kesildiği yerin TOKİ’nin mülkiyetinde olduğunu, TOKİ, Özyazıcı İnşaat ve Karadeniz Örme proje ortaklığı şirketleri arasında arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı ile sözleşme imzalandığı, sözleşmeye uygun olarak İstanbul 1 No’lu Tabiat ve Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’na müracaat edildiği, söz konusu bu kuruldan gerekli iznin alındığı, ayrıca Orman Bölge Müdürlüğü’nce yerle ilgili olarak gerekli incelemenin yapılarak izin alındığı, bu izinleri dosyaya ibraz ettiği, tüm bunlar değerlendirildiğinde şüpheliye isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığından kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına... ’’ karar verildi.
ANIT AĞAÇ KESME CEZASI
Radikal, Tarihi Baruthane binasının bulunduğu arazide yaşananları, manşetine taşımıştı. Bölgede ‘hülle’lerle inşaat faaliyetleri yürütülürken yok edilenler arasında bir de anıt ağaç yer aldı. Anıt ağacı yok etmenin cezası ağır. 2863 sayılı kültür varlığı statüsüne alınan anıt ağaçların cezası 65. Madde ile belirlendi. Bu maddeye göre; ‘’Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarara uğramalarına kasten sebebiyet verenler 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adlîpara cezasıyla cezalandırılır. ’’


kaynak: radikal.com.tr/turkiye/atakoyde_anit_aga... .
Şubat 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Nevşehir’de tarihi yağma: Kiliseden çeşmeye her şey satılık

RantNevşehir’in son kalan tarihi yapıları yıkılıyor, Antik dönemden kalma çeşmeler ve Osmanlı dönemine ait kitabeler satılıyor
Kentsel dönüşüm kapsamında Nevşehir’in tarihi yıkılıyor, tarihi eserleri satılıyor. Nevşehir, antik dönemde Orta Anadolu’nun önemli şehirlerinden Nissa’nın kalıntıları üzerine Damat İbrahim Paşa tarafından kurdurulan ve tarihi dokusuyla ünlü bir şehir. Ancak son iki yıldır Nevşehir’in tarihi evleri, çeşmeleri, kilisenin çanı ve hatta çeşmenin mermer kitabesine varıncaya kadar ya yıkılıyor ya da satılıyor. İki yıl önce başlayan yıkımların ardından geriye sadece iki tane tarihi ev kaldı. Son kalan evlerinde yıkılmamasını, Nevşehir’in eski mimari dokusunun kalmasını isteyenlerin talepleri ise göz önüne dahi alınmıyor.
Osmanlı Dönemi’nde kalma İbrahim paşa’ya ait büyük konağın bile yıkıldığı şehirde, Rum kilisesinden kalan çan kulesi de yıkılmak için antikacısını bekliyor.

Rant

Rant

Rant

Rant

Rant

Sendika. Org

kaynak:sendika.org/2014/02/nevsehirin-tarihi-yi... .

1 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.