Bilmek istediğin her şeye ulaş

Referandum

Referandum ya da plebisit; anayasa değişikliği, yasaların kabulu gibi bazı önemli meselelerde halkın iradesini belirlemek amacıyla yapılan oylamadır. Referandumda halkın iradesi idareye doğrudan doğruya yansımakta olup doğrudan demokrasi'nin güzel bir örneğidir. Temsili demokraside ise, halkın seçtiği insanlar, halkın iradesini yansıtmaya çalışmaktadır. Ancak bu tür oylamalar, muhalefetin onayını almadan, popüler uygulamaları hayata geçirmekte kullanılabildiğinden, totaliter rejimlerde yönetimin isteklerini hukuka uydurmaya alet edilebilirler. Plebisit genelde yasama organlarının biri tarafından halkın oylamasına sunulan bir sorudur. Plebisitlerde genellikle seçmene farklı seçenekler sunulmaz, sadece bir teklifin kabulü veya reddi oylanır. Bu nedenle plebisit bir şekilde "güven oylaması" manasını ihtiva ettiği için, günümüzde referanduma nazaran daha az kullanılır.

Mart 2017

Erol Ayyıldız  yeni bir  gönderide  bulundu.

Referanduma doğru...

Referanduma Dair Hatırlatmalar ve Düşüncelerim:
1- 1982 Anayasası'nın değiştirilmesi gerektiği konusunda ülkede neredeyse herkes aynı fikirde. Sorun sadece bunun yangından mal kaçırır gibi acele, içeriğinin demokrasi kavramından uzaklaştıracak nitelikte ve bir dayatma şeklide yapılıyor olmasıdır.
2- Ülkemizde siyaset adına temel sorun: Parti içi demokrasinin olmaması nedeniyle başarısız siyasetçilerin liderliğinde ve yine onlar tarafından seçilen vekiller ile siyasal sistemin devam etmesidir.
Önerilen yeni sistemde olacak olan şey; parti içi demokrasi adına şikayetçi olduğumuz bu durum tek kişi sultası ve onun seçeceği insanların ülke kaderini belirleyecek şekilde daha da kötüleşerek devam edecek olmasıdır.
3- Referandumun tarafları ne sağ-sol, ne de dinci-laik, fetö-pkk veya başka bir düşünceyle kutuplaştırılamaz. Çünkü bu referandum hepimizin geleceğini aynı seviyede etkileyecektir. Geçmişte ülkenin kaderini belirleyen önemli yanlışlar yapan siyasilere hesap sorulamamasının boyutu bu yeni sistemde çok daha imkansız bir hal alacaktır.
4- Ekonomik ve sosyal yaşamdaki başarılı yönetim anlayışlarıyla alkışladığımız ve pek çoğumuzun orada yaşamanın güzel olacağını düşündüğü ülkelerde ülkenin kaderi bir kişinin eline bırakılmadığı gibi oralarda kurulan sistem denetlenebilir bir demokrasidir. Onların başardığı sistemin temel başarı nedeni; iyi bir eğitim süreci sonunda denetlenebilir, sosyal politikaları olan, başarısız ve yanlış siyasetçilerin kolayca sistemden uzaklaştırılabilir olmasıdır. Böyle bir yapının oluşabilmesi için eğitim sisteminin de düşünmeye, araştırmaya ve gelişmeye dönük bir yapıda olması gerekir.
5- Ülkemizi çevreleyen uluslararası tehlikeler nedeniyle her zamankinden çok daha dikkatli ve kenetlenmiş bir toplum olmamız gerekiyor. Bu referandum öncesi söylemlere baktığımızda bizleri arkadaşlarımız ve ailelerimizle %50-50 bölen bir anlayışın devamında bu kutuplaşma çatışmaya dönüştürülmek istenmektedir. Böyle bir çatışmanın halk içinde bir kazananı olmayacaktır, kazanan sadece düşmanlar olacaktır.
Ülkemize yeni bir anayasa lazım mı? Lazım. Peki bu anayasa kimler tarafından, hangi yöntemlerle, neyi amaçlayarak ve ne zaman yapılmalıdır? Normalde bu anayasanın yapılması gereken yer TBMM'dir. Ancak mevcut siyaset anlayışında meclisi oluşturan yapının aslında sadece 4 kişinin iradesiyle şekillendiğini düşündüğümüzde ne yazık ki TBMM halkın meclisi değildir. Yani bizlere seçim dönemlerinde sizi kim temsil etsin istersiniz sorusu sorulmadan, parti liderlerinin belirlediği adaylarla meclis şekilleniyor. Yani bizler TBMM yapısının oluşumunda sadece liderlere oy veren figüranlarız. Bu durumda meclisin tek başına anayasa değişikliği yapması işte bugün olduğu gibi kişiye dayalı bir sistem önerisi ile karşımıza çıkacaktır. Bu durumda model olarak kabul edilecek gelişmiş bir demokratik ülkenin anayasası akademisyenler önderliğinde oluşacak bir kurulca incelenerek azami şekilde ülkemize uyarlanabilir. Böyle bir yöntem hem işimizi kolaylaştıracaktır, hem de denenmiş olması nedeniyle başarı ihtimali yüksek bir sisteme kavuşmamızı sağlayacaktır. Bu tip bir çalışmanın olabilmesi için çok acele edilmemelidir, sanırım 2-3 yıl yeterli bir süre olacaktır.
Bu arayış olurken varolan siyasi yapıdan da AKP önderliğinde bir mutabakat hükümeti beklentisi ülkemizi günümüz risklerine karşı korumak adına doğru bir beklenti olacaktır.
Yukarıda sıraladığım açıklamalar gerekçesiyle bu referandumda "Hayır" diyeceğim.
Haziran 2013

Özge Can Balaban, bir soruya yanıt verdi.

Gezi Parkı'ndaki eylemciler demokrasi ve özgürlük arayışındaysalar neden referanduma karşı çıkıyorlar?

Referandum ne için yapılacak? Yapı izni olmayan, bölgesel planlamada yeşil alan olarak ayrılmış bir alana bir-iki kişinin cebi dolsun diye yapılacak bir yapının yapılması ya da yapılmaması için mi? Neden hakkı olan bir şeyi lütufmuş gibi kabul edecek?
Haziran 2013

Ahmet Avcı, bir soruya yanıt verdi.

Gezi Parkı'ndaki eylemciler demokrasi ve özgürlük arayışındaysalar neden referanduma karşı çıkıyorlar?

Beylik mevzuları tekrar tekrar ifade etmekten kal geldiyse de, demek ki maksat hasıl olmamış, tekrarlamak lazım.

Demokrasi çoğunluğun doğrularının azınlığa dayatılması olduğu kadar, azınlık doğrularının yaşatılma başarısıdır.

Ayrıca temel insan hak ve hürriyetleri ile yerel mevzular genel oylama ile oylanamaz.

Demokrasi ve özgürlük arayışındaki azınlık, sırf çoğunluk istedi diye, demokrasi ve özgürlük haklarından mahrum edilemez.

Bugün alkol tüketimi yasaklansın diye oylanırsa, evet yasaklansın çıkar.

Bugün bütün Cemevleri kapatılsın mı diye oylanırsa, kuvvetle muhtemel evet kapatılsın çıkar.

Bugün ''Bu ne idüğü belirsiz diğer partiler kapatılsın mı?'' oylansa, evet kapatılsın çıkar.

Yani, demokrasi aynı zamanda tehlikeli bir şeydir. kendi kendini yiyebilme potansiyeli vardır. Bu yüzden Kurucu Meclisler tarafından konulmuş, Yargı tarafından korunan ilkeler sınırlar koyar.
Haziran 2013

Hakan Özerdem, bir soruya yanıt verdi.

Gezi Parkı'ndaki eylemciler demokrasi ve özgürlük arayışındaysalar neden referanduma karşı çıkıyorlar?

Referandum ve benzeri olguların manipüle edilme ihtimaline güvensizlik olduğunu söylemek mümkün. Bunu tetikleyen bazı unsurlarda da haksız sayılmazlar.

Başbakan "diktatör olsam referandum der miyim?" söyleminde kendince haklı olsa da 1982 yılında Kenan Evren'in referandumunu hatırlayabiliyoruz. Hani "hayır" demenin suç görüldüğü ve "evet" dendiğinde Kenan Evren'e Cumhurbaşkanlığı kapısını açan oylama var ya, işte o. Başbakan'ın, Kenan Evren benzeri yaklaşımı olduğu da ister istemez hissedilmekte. Ülkemizde Çapulcu sıfatını ilk kullanan da Başbakan değil, Kenan Evren çünkü.

Taksim Gezi Parkı

Görselden ne demek istediğimi görebilirsiniz.
Haziran 2013

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Haziran 2013

Duygu Avcı, bir soruya yanıt verdi.

Gezi Parkı'ndaki eylemciler demokrasi ve özgürlük arayışındaysalar neden referanduma karşı çıkıyorlar?

Gezi parkı bir sembol çünkü. Gezi parkının plebisit ile halk oylamasına çıkması asıl tepki alınılan konuyu yüzeyselleştirmek demek olur. Zamanlama çok önemlidir, dikkate alınmalıdır.
Eğer bu teklif, gezi protestolarının ilk 3 gününün akabinde sert müdahalelerden önce yapılmış olsaydı evet bu demokratik bir hareket olacaktı. Ama protestolar kin, kibir, çıkar ve planlar yüzünden dikkate alınmadı, kötü bir kriz yönetimi gerçekleştirildi ve küçümsendi. Asıl tepki bunadır ve bu saatten sonra yapılacak plebisitin hoş karşılanmaması doğal bir reflekstir.

7 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.