Bilmek istediğin her şeye ulaş

Sebze Yetiştiriciliği

Tarım

Sebze Yetiştiriciliği Ağı ile ilgili ilk açıklamayı siz girin.

Ekim 2015

Turgay Emre Keskin, bir soruya yanıt verdi.

Neden mavi renkli doğal gıda (sebze, meyve...) yoktur?

Lahana mavi değil mi? Bir sebze olarak.
Mart 2015

Fazlı Özdemir, bir soruya yanıt verdi.

Neden mavi renkli doğal gıda (sebze, meyve...) yoktur?

İngilizce adı blueberry olan Türkiye'de farklı isimlerle anılan meyve mi sebze mi artık bilemiyorum ama kendisi resimdeki gibidir.
Gümüşhane sınırları içerisinde bulunan ve sürekli gittiğim Kadırga yaylası ismiyle bilinen yer ve daha birçok bölgede doğal olarak yetişen bir meyve.
Kırmızı tonlu olarak doğar, Mavi olarak yetişir, olgunlaştığı zaman daha çok mor renge bürünür. Rengi ister istemez yerken eline, dudağına, yüzüne, gözüne bulaşır. Renk, kaynağındaki ürün ne ise o görünümdedir. Kırmızı ve Mor arasında binlerce ton yakalayabilirsin.

Tabi kastettiğin renk şirinler köyündeki mavi ise o rengi yakalamanın mümkün olup olmadığını bilemem.
Beslenme
Şubat 2015

Unluckypod, bir soruya yanıt verdi.

Neden mavi renkli doğal gıda (sebze, meyve...) yoktur?

Vardır. Blueberry.Çok da yararlıdır.
Eylül 2014

Betül Zengin, bir soruya yanıt verdi.

Neden mavi renkli doğal gıda (sebze, meyve...) yoktur?

Mavi rengin her tonunu severim. Onun için ilgilendiğim bir soru olmuş. Mavi
renkte çiçekler varsa eğer bitkiler aleminde bu rengi sentezleyen organeller mevcut.

Ayrıca doğal olmasada balık geniyle çilekler birleştirildiğinde mavi renkli çilekler elde edilmiş. Sanırım hobi olarak tüm yediklerimi maviye dönüştürebilirim. :)
Temmuz 2014

Gökhan Biçer, bir soruya yanıt verdi.

Neden mavi renkli doğal gıda (sebze, meyve...) yoktur?

Aslında her şey renksizdir.

Bizim renk diye algıladığımız olgu, maddelerin ışığı yansıtma özelliğinden kaynaklanır.

Madde, yapısına bağlı olarak ışığın belli dalgaboylarındaki kısmını emerken, diğer(ler) ini yansıtır. Yansıyan dalgaboyundaki enerji seviyesi, bize o renk olarak görünür.

Demek ki, doğal gıdalar mavi rengin dalgaboyundaki enerjiyi emiyor ve yansıtmıyor.
Ekim 2013

Ya Ko  yeni bir  gönderide  bulundu.

Bizim ünlü domatesler

Her ne kadar balkon bahçeciliğinin acemileri için hazır fide ile başlamak tavsiye edilse de, fide almaya ne gerek var tohumdan yaparız biz, hem o kadar tohum aldık diye işe başladık. Aksiyon hiç bitmedi : )

Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp
Ben tohum konusunda elim uğursuz benim desem de "Aslansın, kaplansın! Tanksın sen! ", "Ay uğursuz ne demek evladım kendine yakıştırma öyle şeyler" benzeri motivasyon konuşmaları ile cesaretlenip işe koyulduk. İşe koyulunca bir fark ettim ki tohum ekme konusunda ben uğursuz değil, cahilmişim. Tohumdan üretim için için
açlar. net forumlarında harika açıklamalar var. Ben özellikle Zeki Yağlı'nın hazırladığı konuyu çok dikkatle, hatta notlar alarak okumanızı tavsiye ederim. Kısa, öz, görsellerle pekiştirilmiş, basit anlatımlı çok güzel bir çalışma. Forumlardaki yürek daraltan sayfalarca karşılıklı sohbet muhabbet gibi değil, sadece konuya odaklı mesajlar. Toprak seçimi, ortam hazırlanması, tohum ekme, çimlendirme, büyütme, şaşırtma, gübreleme tüm ihtiyacınız olan bilgiler derli toplu şekilde bu başlıkta var. Ben hiç kopyalayıp yapıştırmayayım siz buradan okuyunuz (emeğe saygı : ))
agaclar.net/forum/fidan-ve-fide-bitki-ur...

Tohumdan üretim çok keyifli ve püf noktaları bilinirse aslında bir o kadar da kolay. O bebek fidenin topraktan çıkmaya çalışan bükük boynunu görünce insan bir garip oluyor, her şeyin yavrusu çok tatlı gerçekten : ).

Yahu hepsi mi tutar! : )
Torfumuzu aldık, iş yerinden topladığım kullanılmış kağıt bardakları (Yaşasın yeniden kullanım! ) doldurduk. Hedefimiz 5-10 kadar fideyi sevdiklerimize hediye etmek, 30-40 kadarını da bahçeye ekmekti. 27 Mart günü, yaklaşık 35-40 tane bardak yaptık her birine 3 tohum attık, bardakları karton bir koliye dizdik, nemi korumak için bütün koliyi streç film ile sardık. Bardakları tek tek kapatmak çok zor geldiği için biz bütün koliyi sardık. Kalorifere yakınca bir yere yerleştirdik. Karton tabi biraz nemi emiyor, yumuşuyor ama küf vs. olmadı hiç Allahtan.

Çok beklememize gerek kalmadı. Tahmin etmediğim kadar kısa sürede 4-5 günde fideler toprağın yüzünde gözükmeye başladı. İşin en ilginç ve beklemediğimiz tarafı sadece bir kaç fire ile diktiğimiz tüm tohumlar tuttu, 105 tane bebek fidemiz oldu. Kendi adıma evin içinde çocuk gibi hoplayıp zıpladığımı itiraf etmek zorundayım. : )

Domates

Güneşi gördüm
Tohumlar çıkınca iş büyüdü. En bir başta daha serin yer ister, e bol ışık da gerek diye hemen kutuları kaloriferden uzaklaştırdık camın önüne aldık. Ama ne şanssızlık güneşi ara ki bulasın. 1 hafta 10 gün hava hep kapalı. Bizim incecik fideler uzaya uzaya helak olup devrildiler, bardakların kenarına yaslandılar. Boylar uzayınca streç filmi de kaldırdık, haliyle torf kurumaya başladı biz de başladık fısfıslamaya. Üstüne su düşen fideler iyice yamulmaya devrilmeye başladı. Daha işin başında bir kaç tanesini kaybettik.

Özetle demem odur ki ışık çok önemli! Hiç ihmale gelmiyor. Fideler boy ata dursun biz de hummalı bir şekilde bitki ışığı bulma çabasına girdik. Forumlarda iki tane 20w'lık floresan gün ışığı lambası ile olur bu iş diye okuyunca çok sevindim çünkü o bitkilere özel mor / pembe ledlerden bir türlü bulamadık. Floresan alıyoruz o zaman diye yola çıkıp, yapı markette fidelerin üstüne bir yere sabitleyeceğimiz uygun bir floresan armatürü bulamayınca 90'lı ince uzun bildiğimiz led ışıldak aldık döndük. Fidelerden yaklaşık 20 cm yukarı koyduk, basit bir elektrik zamanlayıcısıyla günde 16 saat açık kalacak şekilde ayarladık. Bana sorarsanız faydası oldu, olmadı diyemem ama floresanları yapabilsek daha iyi olur muydu bilmiyorum. Açıkçası Ekime kadar mutlaka floresanlı bir düzenek de yapacağız.

Domates

Excel'in gübre ile yeniden keşfi
Işığı bir nevi çözdüğümüz gibi mimarlar mühendisler kafa kafaya verdik gübre oranı hesaplamaya başladık, ilk başta verdiğim tohumdan çimlendirme başlığında bu hesapların açıklamaları var. 4 işlem ve düz orantı ile işi çözersiniz. Genelde sebzeler için eşit oranlı (7-7-7 , 20-20-20 gibi) NPK gübreleri tavsiye edilse de domatesler için benim okuduğum sebze yetiştiriciliği kitabında yazan oran 18-11-27, dikim öncesi ve sonrası farklı oranlarda veriliyor, meraklılar kitaptan bakabilir. Biz başta Genta'nın sebzeler için olan besinini aldık (NPK 7-7-7) o bitmeden tekrar başka şey almak istemedik ama o bitince sebze türüne özel oranlamaya geçmeyi düşünüyoruz.

Hesapladık kitapladık oranladık uğraştık fidelerimiz daha bebek olduğu için kutunun üzerindeki orandan yarı yarıya daha az bir oran kullanmamız gerektiğini yani yaklaşık olarak 1, 5 lt'lik şişeye 1, 5 ml kadar koymamız gerektiğini bulduk. İlkten evde 1, 5 ml neyle ölçeceğiz diye stres yaşandı. Başlarda çay kaşığının ucu formülleri ile idare ettik ama sonra gittik güzel bir mutfak ölçeği aldım. Artık 1 olsun 5 olsun, 10 olsun 15 olsun her türlü ml'yi stressiz ölçebiliyorum : ). Gübre hesabı için de Excel'de formül yazdım, düz orantıyı 4 işlemi de bıraktım , siz de buradan indirebilirsiniz.

dl.dropboxusercontent.com/u/97698999/GU...

Gübre verme işlemi için minik bir damlalık gerçekten çok iş görüyor ben iş seyahati için gittiğim bir yerden çok güzel bir damlalık bulmuştum, resmini de koyuyorum buraya. Buna benzer birşey bulursanız bence kaçırmayın, hemen alın, çok iş görüyor.

Domates

Büyüme süreci
Fideleri bir süre içeride tuttuktan soran baktık iyice palazlandılar. Hafif hafif balkona da alıştırıyoruz, biraz çıkaralım, aman güneşten kaçıralım derken iyice büyüdüler, bardaklarına raflara sığmaz oldular. Marketten güzel büyük plastik bardaklar almıştık çoğunluğu onlara geçirdik. Onlar tabi yetmedi bilimum kullanılmış su bardağı, ayran kutusu, kola kutusu, bulduğumuz her şeyi fide ile doldurduk. Yalnız en güzeli çeri domates ambalajları oldu. Onların üzerindeki kubbe gibi kapağı mini bir sera gibi fideleri hem korudu hem havadar tuttu. Bizim domatesler daha çiçek bile olamadan bir domates ambalajının içinde yerleştiler. : )

Domates

105 tane fidenin bir kısmını büyütürken kuruttuk, şaşırtmadan sonra elimizde yaklaşık 85 fide kaldı. Kurumaların en büyük sebebi yine ışık azlığı oldu. Işığa ulaşmak için hızla uzayıp genç ve güçsüz köklerden o kadar yukarıya suyu çekemeyince küt diye devrildiler ya da sağa sola yaslanıp yapıştılar ve kurudular. Bir seçenek de hemen balkona çıkarmak olabilirdi ama balkonda ya ısı ya da direkt güneş ışığı ayarlama ile ilgili problem yaşarız diye korkup öncelikle içeride büyütmeye çalıştık. Eğer balkona çıkarmaya başlamadan önce içeride iyi bir ışıklandırma düzeneği kurabilseydik eminim ki daha az fide kaybederdik. Gerçi tam domatesler ile aynı zamanda direkt balkondaki minik seramın içinde bir saksıya, normal toprağa ektiğim dere otları tüm arsızlığıyla tuttu ve büyüdü.

Domates

Şaşırtmadan sonra kaplarını sevdiler diye tahmin ediyorum ki hızla büyüdüler ve bütün balkonu ele geçirdiler. Fazla tohum ekince tüm balkon sefamızı domateslere kaptırmış olduk, viyol kullanmadığımız bin pişman olduk. 85 tane fideyi hem barındırmak hem de sulamak özveri isteyen bir durum, özellikle de balkonda : )

Bit asıl temizde olurmuş şekerim...
Domates fidelerimizin güzel koyu yeşil yapraklarının rüzgarlarda efil efil salındığı, arkadaşlarımızın" ben de fide isterim, ben de fide isterim" diye peşimizde dolaştığı günlerden birinin sabahında balkona çıktık ve o korkunç gerçekle yüzyüze geldik! O güzelim domateslerimizi yaprak bitleri sarmıştı. Derhal tüm eşe dosta fide götürme faaliyetlerini askıya alıp kriz masası kurduk. Aslında çok da atla deve bir durum değil ama daha 3-4 gün önce meksika biberimizi klasik ev yapımı sabunlu ilaç ile kurtaramayıp çöpe atmak zorunda kalmıştık, son gün artık üzerinde bitlerden yapraklar gözükmüyordu. Hal böyle olunca ben moralman çöktüm ve hatta panik oldum. Gözümüzü kararttık, ilaç istemem inadını bıraktık ve bitlere böcek ilacı ve ellerimizle saldırdık. Ben şahsen hatrı sayılır bir miktarını bizzat kendim parmaklarımla ezdim.

DomatesDomatesDomates

Sıvı yağ + sıvı sabun + su ilacının işe yaramaması aslında saçma çünkü herkesin sürekli kullandığı, işe yaradığı tescilli bir yöntem ama sanıyorum ki bizim karışımın oranları ve uygulamamız doğru olmadı. Herkesin sürekli söylediği ilaçlamada en önemli 2 unsur; iyi kaplama ve devamlılık. Yani ilacını 4 bir yana güzelce püskürt ve bir kere yapıp bir kenara bırakma! Biz aklımıza geldikçe haftada bir falan yaptık, haliyle iyi mücadele veremedik. Halbuki verdiğin şey zehirli değil birşey değil, gün aşırı sık, gerekirse her gün sık. Bizim bu umarsızlığımızın bir kısmı da evde acı biber seven kimsenin olmamasından kaynaklandı, hiç de yemek istemediğimiz meksika biberleri için çok özenli olamadık. Özenli olamadığımız gibi böceklenen bitkiyi diğer bitkilerden de pek ayırmadık. Hata üstüne hata işte... Biz ilk tarifi biraz el ayarı uydurduk ama sonra internetten araştırdığımda genelde herkeste ortak verilen oran 1 tl su + 2 kaşık arap sabunu + 2 kaşık yağ, hatta kokusundan çok rahatsız olmuyorsanız içine sarımsak da konabiliyor. Yine ağaçlar.net'in çok güzel bir ev yapımı ilaçlar konusu var mutlaka göz atmanızı tavsiye ederiz.

agaclar.net/forum/genel-bitki-koruma/306...

Bu marketlerde bitkiler için satılan böcek ilaçları (insektisit diyince bir nebze bir havalı oluyor) benimkafamı açıkçası biraz karıştırıyor. Üzerine tepe taklak olmuş balık resmi basmışlar ama satarken zehirsiz bu sebzelere kullanabilirsiniz diyorlar, ben ne anladım bu işten! Ölü balık resmi koymuşlar uyarı işaretlerinin arasına diye itiraz ettiğimizde onu mecburiyetten koyuyorlar diyorlar. E balıklara sıksak birşey olmaz mı yani diyince balıklara sıkmayın diyorlar (bizim akvaryumumuz da var da, balık konusunda hassasız). İşin doğrusu nedir bilmiyorum ama mümkün mertebe ilaç kullanmamaya çalışıyoruz. Şu anda birşey olmasını beklemeden küf, mantar ve böceklenme vs. için koruyucu doğal ilaç uygulamalarına başladık. Bu rutin uygulamaların ne kadar faydası oluyor zaman gösterecek. Onlarında faydası olmazsa artık valla sokakalarda uç uç böceği avına çıkarım...

Domates

Yerli yerine
Yaklaşık 2 ayın sonunda en sağlıklı, en gelişmiş, en beğendiğimiz fideleri balkon için seçtik ve 20l'lik bidonlardan keserek yaptığımız saksılara aldık. Bidonların dibine evde hazır var diye biraz zeoton döktük ama yoksa sadece çakıl da dökülebilirdi. Fideleri mümkün olduğunca gömdük ki gövdeden yeni kök versin. Üstten boş kalan yerleri de zamanla fide büyüdükçe toprakla doldurmaya devam ettik böylece kökleri güçlü bir bitkimiz oldu.

DomatesDomates

Tohumdan domatese tüm süreç yaklaşık 3 ay sürdü
Tohum atma 27 Mart
Çimlenme başlangıcı 31 Mart
Şaşırtma 10 Mayıs
Son yerine alma 29 Mayıs
İlk çiçek görüşümüz 13 Haziran
İlk meyve görüşümüz 27 Haziran

Hala hergün bir dert ile uğraşıyoruz, kalan fideleri bahçeye dikişimiz ve diğer maceralar ileriki bölümlerde : )

Domates

yakoyesilev.blogspot.com/2013/08/bizim-u...
Mart 2013

İsmet Acar, bir soruya yanıt verdi.

Neden mavi renkli doğal gıda (sebze, meyve...) yoktur?

Meyveler oluşmadan önce gerekli üretimi yapmaları gerekmektedir. (Atp, enzim vs vs). Yapıldıktan sonra meyve için gerekli glikoz molekülünü üretir bu üretim kloroplastlarda meydana gelir ve kloroplast içindeki klorofil pigmenti renkli bir yapıya sahiptir. Bu renk genellikle yeşil olmakla beraber; sarı, turuncu renkler de olabilmekte (bitkiden bitkiye farklılık gösterir). Mavi klorofil pigmenti yoktur. Dolayısıyla mavi organik meyve de yoktur.
Mart 2013

Tutku Yılmaz, bir soruya yanıt verdi.

Neden mavi renkli doğal gıda (sebze, meyve...) yoktur?

Bitkiye rengini veren yapılara pigment diyoruz. Sebzelerin, meyvelerin ve diğer tüm canlıların içinde bulundurduğu renk enzimleri ve kimyasallar sayesinde bugün ki en özgün renklere sahip oluyorlar. Bu renkler aslında yaydıkları dalgalar sonucu oluşan bir dizi fiziksel ve kimyasal olayların sonucudur. Pigment dediğimiz kısımda bu sırada devreye girmekte. Yaydığı renk dalgaları sonucu bitkiye özgü rengi verebilmektedir. Bu pigmentler çok düşük dalga boylarını görebilecek şekilde dizayn edilmiştir. Maviyi oluşturan bileşikler ise genellikle zehirli yapıları içermesiyle bilinir. Ayrıca minerallerin kullanımını artıran mavi renk diğer renk üretimlerine karşı oldukça zahmetli ve zor bir iştir.
Beslenme
Bitkiler üzerindeki bitkileri daha çekici gösterebilmek için yeşil doğa karşısında daha dikkat çeken sarı, kırmızı, turuncu gibi renkleri tercih ederler.

Tabi yapraklar için durum farklıdır. Mavi yapraklı bitkiler görmüşsünüzdür. Daha uzun sürede oluşmaları ve daha az hacimde bulunmalarından dolayı mavi renkte olabilirler ve bunların enerjileri düşüktür. Daha fazla enerji gerektiren meyve ve sap üretiminde mavi rengi görmeniz neredeyse imkansızdır.

5 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Turunçgiller

6 Kullanıcı   0 Soru   0 Yanıt