Bilmek istediğin her şeye ulaş

Şehircilik

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Ekim 2014

Ayni Al, bir soruya yanıt verdi.

Hafriyatla denizin doldurulması suretiyle geliştirilen yapıları ülkemizde ne gibi tehlikeler bekliyor?

Hafriyatla denizin doldurulması suretiyle geliştirilen yapıları ülkemizde ne tehlikeler bekliyor bilmem, dürüstçesi umrumda değil. Asıl hafriyatla denizin doldurulması suretiyle ülkemizi bekleyen tehlikelere bakın siz. Denizi de ülkeden sayıyorsanız... O hafriyat kaya ya da kum değil de toprak hatta çöp ise o denizin zehirlenmesi ve öldürülmesi anlamına geliyor bu.
Ekim 2014

Aykut Özdemir, bir soruya yanıt verdi.

Hafriyatla denizin doldurulması suretiyle geliştirilen yapıları ülkemizde ne gibi tehlikeler bekliyor?

Hafriyatla denizi doldurmak riskli diye birşey yoktur. Sonuçta sondajlar zemin etitleri yapılıyor, mühendislik hesapları yapılıyor, deniz tabir-i caizse bodoslama doldurulup üzerine inşaat yapılmıyor. Eğer herşey mühendislik kitabına uygun yapılırsa, bir problem görmüyorum
Mart 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Bu kadar çok alışveriş merkezine gerçekten ihtiyacımız var mı?

Bu soruyu kim olarak sorduğunuza bağlı. Eğer İktidar partisinde bir bakan ya da milletvekili iseniz, TOKİ, Çalık Holding iktidar yakını bir büyük inşaat şirketinin başındaysanız ve evinizdeki çelik kasalar, ayakkabı kutuları boş, para sayma makineleriniz tozlanmışsa kısaca sıfırlayacak bir meblağ kalmamışsa yeni bir AVM'ye ihtiyacınız var demektir.

Soruyu normal bir tüketici olarak soruyorsanız tabii ki bu kadar değil bunun onda biri kadar bile AVM'ye ihtiyacınız yoktur. Normal halk açısından baktığımızda öncelikle AVM'lerin çoğu üst orta sınıf ve üstüne hizmet ettiğinden fast food ve sinema hariç pek bir fonksiyonu yoktur. Çevresinde yaşayanlar için sürekli bir trafik sıkışıklığını ifade ederler. Küçük esnafı tüketip büyük firmaların servetlerine daha fazla servet katmasını sağlarlar yani istihdam açısından da iyi değillerdir.

Küçük esnafın tükenmesi demek köşe başında bakkalınızın, manav ve kasabınızın kalmaması demektir. Her türlü temel alışverişinizde büyük yollar kat edip büyük zincirlerin büyük mağazalarına gitmek zorunda kalırsınız. Bazen bir ekmek için yarım saatinizi harcamanız gerekir ki o yarım saat size geri ödenmez, ekmek de zincirde de aynı fiyatadır. Bunların yanı sıra büyük zincirlerde bakkallarda olduğu gibi veresiye defteri bulunmaz, o anda üstünüzde para yoksa ya da hiç paranız yoksa ve iki hafta sonra borcunuzu ödeyebilecek duruma gelecek olsanız dahi kredi kartınızla borçlanır bankanın zenginliğine zenginlik katarsınız. AVM'ler Amerikan tarzı kültürsüz kapitalizmin soygun merkezleridir.
Aslında AVM'ler olmasa da orada bulunan markaların hepsi muhitine göre çeşitli dükkanlarda zaten satılır, satılabilir, hangi sınıf markaları istiyorsanız onların bulunduğu muhite dahi gitmezsiniz çünkü siz de zaten o sınıftan olup o muhitin dükkanlarından alışveriş yaparsınız. Aynı zamanda köşe başında hep alışveriş yaptığınızdan tanıdığınız kasabınız, manavınız, bakkalınız olur ve zincirin getireceği gıda maddelerinden daha kalitelilerini çok kısa sürelerde komşunuz olan esnaftan alırsınız. O an ödeyemeyecek olsanız bile sizi tanıyan komşunuz mutlaka sonra ödersin deyip sizi gülümseyerek uğurlayacaktır, bankanın soygunu da aradan çıkar. Avrupa'da kapitalisttir ama aynı zamanda kültürün de beşiğidir, oralarda şehir içinde dev AVM'ler göremezsiniz çünkü yoktur, gerek de yoktur. Büyük şehirlerde şehir kenarlarında tek tük orta büyüklükte AVM'ler bulabilirsiniz ama zaten ekonomik sınıf, yaşanılan muhit ilişkisinden dolayı almak isteyeceğiniz hemen her şey zaten iki adım ötenizde nispeten küçük dükkanlarda mevcuttur.


Benim cevabım hayır AVM'lere ihtiyacımız yok, hepimiz kapitalizmden besleniyoruz ve bundan kurtuluşumuz yok kabul ediyorum ama kültürsüz Amerikan tarzı yerine buram buram kültür kokan Avrupa tarzını tercih etmeliyiz. Biz de sonuçta 200 yıllık tarihi olan bir halk değiliz, bizim de eski bir tarih ve kültürümüz var.
Mart 2014

Fazlı Baş, bir soruya yanıt verdi.

Hafriyatla denizin doldurulması suretiyle geliştirilen yapıları ülkemizde ne gibi tehlikeler bekliyor?

Bence denizi doldurularak yapılan yapılar çok fazla bir zararı olacağını düşünmüyorum çünkü böyle yapılar yüksek güvenlik kat sayılarına göre yapılıyor. Bu da yapının ve doldurulan zeminin ne kadar güvenli yapıldığını gösteriyor
Mart 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

İstanbul'daki ve büyük ihtimalle diğer şehirlerdeki her boşluğun alışveriş merkezleriyle dolduğunu görmüyor muyuz?

Görüyoruz, engellemek için gaz falan da yiyoruz, mahkemeden durdurma hatta yıkılma kararları çıkıyor, sıkıyorsa yıksınlar deyip devam ediliyor. Ne yapmamızı öneriyorsunuz?
Mart 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Günah işleme özgürlüklerini genişletmişler. Ne istiyor bunlar ağaçlardan, bileniniz var mı?

Zavallı Göztepe parkı, zavallı Göztepeliler. Başka bir diyeceğimiz yok hakim bey… Dünyada daha zevksizce işlenmiş bir şehir cinayeti yok…
Bravo İBB.
İşte bu eski hali
1291
Bu da yeni hali
1291
Mart 2014

Engin Ergül   yeni bir  gönderide  bulundu.

Şubat 2014

Serkan Köse  yeni bir  gönderide  bulundu.

Vertical Forest in Milan

Video made by (c) Hines Architecture developed by (c) Boeri Studio
Aralık 2013

Bektaş Eser, bir soruya yanıt verdi.

Hafriyatla denizin doldurulması suretiyle geliştirilen yapıları ülkemizde ne gibi tehlikeler bekliyor?

Dolgu ile yapılan inşaat ve bu tip durumlarda her zaman risk vardır ama nerede, nasıl uygulandığı da çok önemlidir!
Aralık 2013

Selahaddin Öztürk, bir soruya yanıt verdi.

Hafriyatla denizin doldurulması suretiyle geliştirilen yapıları ülkemizde ne gibi tehlikeler bekliyor?

Dolgu zeminler kontrollü dolgu olarak yapılmamışsa (sıkıştırma araç gereçleri, özel sıkıştırma yöntemleri uygulanmamış ise) yaklaşık 30 yıllık bir süre sonunda üzerinde yapı yapılabilirliğini en son okuduğumda ''ilgili standartlarda'' yazmakta idi. Bunun yanında bir mühendis olarak dolgu zeminler üzerine yapı yapılmasına her zaman karşı olmuşumdur. (oyun parkı-bahçe-mesire yeri v. S hariç) Deniz tabanının doldurularak üstüne deniz yapıları hariç yapı yapılması kanımca çok sakıncalıdır. Bugün Karadeniz otobanı bir çok yerde deniz dolgusu üzerinde teşkil edilmiştir, bunun sonucu olarak bir çok haberde bu yolların yarıldığını, kaydığını şeklinde haberler izlemekte, duymaktayız. Gelecekte bu yolla ilgili bu yönde daha fazla haber duyacağımızı şimdiden söyleyebilirim.
İnsanoğlu dünyanın en yaratıcı varlığıdır ama ne yazik ki bu yaratıcılığı kısıtlıdır ve doğa her zaman daha güçlüdür. Doğa özellikle de denizin kimyasal ve fiziksel etkileri çok yıkıcı olabilmektedir.
Birde açıkçası deniz kıyıları doğal haliyle en güzelidir, onbinlerce yılda oluşmuş bu panoramayı 30-40 yıllık ömrü olan bir yol için heba etmek bence geçmişe ve geleceğe ihanetten başka hiç bi şey değidir

1 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Akıllı Şehir

0 Kullanıcı   2 Soru   3 Yanıt