Bilmek istediğin her şeye ulaş

Şehit

Şehit (Arapça: شَهيد ‎ šehīd, çoğulu: شُهَداء šuhedā'/ešhād) kutsal bir ülkü, din veya inanç uğrunda ölen kimse. Şehit olma eylemine şehadet denir. Birçok dinde şehit ve şehadet kavramına rastlanır. Türkçede şehit kavramı zamanla dinî anlamından sıyrılıp vatanını veya milletini müdafaa yolunda ölen herkes için kullanılır hale gelmiştir. Türkçede şehit olarak nitelendirilen kimseler şu kategoriler altında toplanabilir: Profesyonel veya vatanî görevini yapmakta olan askerlerden görev başında herhangi bir şekilde yaşamını yitirenler, Herhangi bir terörist saldırı sonucu yaşamını yitiren eğitim, sağlık, güvenlik vb. görevliler, Görev başında yaşamını yitiren polis, itfaiyeci vb. diğer görevliler. Bu kimseler, inançlarına bakılmaksızın, Türkçe medyada yaygın şekilde "şehit" olarak nitelendirilirler. Bunların bir kısmının şehadeti, bağlı oldukları kurumların tüzükleri ve yasalarla da sabittir ve geride kalan yakınları devletten tazminat veya maddi yardım almaya hak kazanabilirler. Bunun haricinde bazen siyasi ve ideolojik görüşleri nedeniyle öldürülmüş kimseler de, yakınları, dava arkadaşları, meslek arkadaşları veya taraftarları tarafından "şehit" olarak nitelendirilirler; basın şehitleri, devrim şehitleri, PKK şehitleri vb. gibi.

Eylül 2015

Dilara  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ekim 2014

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Temmuz 2014

Engin Ergül   yeni bir  gönderide  bulundu.

Mart 2014

Osman Tüysüz  yeni bir  gönderide  bulundu.

Bütün Türk insanlarına teşekkürler !!!

Berkin, Berkin, Berkin. Artık nasıl bu hallere gelebildik inanılır gibi değil. Ekmek almaya giderken öldürüldü. Saygıyla, üzüntü ile anıyoruz ancak yeter artık. Askerlerimiz şehit oluyor, polislerimiz şehit oluyor bu ülkede ancak bir Berkin kadar olamadılar. Onların adına üzülüyor, bu konuda pişmanlık duyuyorum. Bir Berkin kadar olamadılar !!! Böyle bir milletiz işte bizi kim nereye çekerse oraya gidiyoruz. Sosyal medya, tv kanalları aklımızı sürekli çelmekte. Bunları yazarken de tarafsız bir gözle yazmak istiyorum. Herhangi bir tarafta değilim. Ne de güzel değil mi "Tarafta değilim. " işte bu hale geldik. Türk denilince akla milli beraberlik milli bütünlük gelirdi ancak bizi bizden koparmaya başladılar. Sorsan o eylemlere çıkanlara kendi fikirleri, düşünceleri, idealleri yoktur. Hep başkaları tarafından yönetilmiştir. Ya kardeşim benim şehit olduğunda da bu kadar değer versenize. Bakın Berkin olayına iyi ki olmuş demiyorum. Keşke olmasaydı ama aynı duyguları, düşünceleri şehitler içinde gösterebilsek. Yapamıyoruz. Bizi koyun sürüsü gibi yaptılar kim nereye biz oraya.
Ulu önder M. Kemal ATATÜRK acaba bu gençliğe mi emanet etti bu vatanı. Acınası hallerdeyiz. Keşke ülkemizde böyle olaylar olmasaydı. Siyasetten anlamam ama girmekte istemiyorum. Herkesin bir tarafı var artık. Cemaat, AKP, paralel devlet vs vs bir sürü taraf var ve bizi bunların bir tanesine çekmeye çalışıyorlar. Neyse gerçek olaya dönelim mazallah dinleniyoruzdur. Ben büyüklerime çok saygı duyar onları dinlemeye çalışırım. Bizden çok uzun zamandır yaşıyorlardır ve farkındalardır. Öyle herhangi bir yerden duyduğunuzu değilde gidin dedelerinizi ninelerizi dinleyin. Onlar bu olaylara ılımlı yaklaşıyorlarsa tebrik ederim hepinizi. Aynı özeni şehitlerimizede göstermeniz dileğiyle. Saygılar.

Mekanın cennet olsun ŞEHİDİM.
Allah rahmet eylesin Berkin !

ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ !
Mart 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Şehit cenazelerinde çalan 'Frederic Chopin' (halk arasında Şopen diye bilinen) bestesinin bizim şehit mertebemizle ne alakası vardır? Bu tehammül nereden çıkmıştır?

Çalınan parça Chopin'in cenaze marşıdır. Şehitlikten ziyade cenazeyle alakalıdır. Askeriyenin cenaze alayını sürerken İslami usulleri kullanıp kullanmayacağı yine askeriyeye kalmıştır. Zaten İslam'da da ölünün yıkanması, cenaze namazının kılınması ve kefen içinde gömülmesi harici cenazeyle ilgili bir zorunluluk yoktur.

Aralık 2013

İlginc Adam  yeni bir  gönderide  bulundu.

Neşe ALTEN

Eğitim

Neşe, 22 yaşındaydı. Çıtı pıtı, çocuk görünümlü bir kızcağızdı. “Bayrağımızın dalgalandığı her yere giderim” diyor, başka bir şey demiyordu. Öğretmen olarak nokta tayininin çıktığı teröre müzahir bölge olan Çavuşlu Köyü’ne ulaşır ulaşmaz, görev yapacağı okula gitti. Hali içler acısıydı. Köy muhtarı ve köyün ileri gelenleriyle konuşup, eksikleri gidermek için yardım istedi. Köylüler isteksizdi. Ancak “Parasını ben vereyim” deyince onarımı başlatabildi. İlk maaşının büyük bölümünü ustalara verdi, gerisini de borçlandı. 1993 yılının 26 Ekim’i... Neşe yorgun argın okuldan eve geldi. Program defterine ertesi günün derslerini yazdı. Biraz dinlendikten sonra babasına “Tamirat işleri yüzünden açıldık. Evde sivri biberimiz var istersen onları kızartalım ekmek ve yoğurtla yeriz” dedi. Henüz bir ocakları yoktu. Biberleri hazırladı, tavayı mavi piknik tüpüne koydu. Ekmek ve yoğurdu masaya bıraktı. Hava iyice kararmış, köydeki köpekler sürekli havlıyor; onun ötesinde uluyordu. Köpek ve rüzgar sesinden, önce kapının vurulduğunu duymadılar. Sertçe çalmaya devam edince, babası “Kim o” diye seslendi. “Açın, hoca hanımla bir şey görüşeceğiz” dedi kapıyı çalanlar. Açtılar. Karşılarında silahlı iki yarasa. “Dışarı çıkın” diye bağırdılar. Türkçeyi düzgün konuşanı, “Biz faşist T. C. ’nin hiçbir öğretmenini Kürdistan’a sokmayacağız, biletlerini iptal etsinler” demedik mi diyerek, Neşe’nin yaşlı babasını tokatlayarak yere yuvarladı. Neşe, köylülerden yardım gelir umuduyla bağırmaya başladı. Avazı çıktığı kadar haykırdı ama köyden “yardıma gelen kimse” çıkmadı. Doğrulan babası “Yapmayın” diye yalvarıyordu. Yarasalardan biri silahın namlusunu Neşe’nin babasının kafasına dayadı ve tetiğe bastı. Neşe donup kaldı. Tekrar bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. Kendini olduğu gibi yere bıraktı. Neşe’yi saçından tutup tekme ve dipçik darbeleriyle köyün çıkışındaki tepeye kadar sürüklediler. Genç kızın üstündeki elbise paramparça oldu. Bedeni sefil yaratıkların gözleri önündeydi. Bu arada yarasaların sayısı beş olmuştu. Neşe gözleri açık ve donuk, ölüme hazır bir huri gibi bakıyordu. Biri kalaşnikofunu seriye aldı ve Neşe’nin sağ göğsünün üstüne dayayıp tetiği çekti. Beş mermi Neşe’nin göğsünü parçalamaya yetmişti. Yarasalar tatmin olmadı. Diğer göğsünün de hakkını verelim dediler gülerek. Aynı işlemi cansız bedeninin diğer göğsünde de tekrarladı biri. Ailesinin üzerine titreyip kıyamadığı Neşe’nin elbiseleriyle birlikte vücudu da lime lime oldu...

Neşenin ölümü insan hakları için mücadele ettiğini iddia eden hiçbir dernek tarafından kınanmadı. AB komiserleri kimseye “ne yapıyorsunuz” demedi. Sokak köpekleri için kıyameti koparanların sesi çıkmadı. Azıcık nasırına basılsa bağıranlardan tek bir açıklama gelmedi. Aydınlardan “bunu umursuyorum” diyen olmadı. Neşe öğretmen ve babasının arkasından on binler yürümedi. Neşe ALTEN, Diyarbakır İli Bismil İlçesi Çavuşlu Köyü ilkokulu'ndaki görevine 30.09.1993 tarihinde başlamış, yirmi beş günlük öğretmen iken, 26.10.1993 tarihinde şehit edilmiştir. Emri, bugünlerde devlet yetkililerince “kanı durdurmak için herkesle görüşülür” denilerek müzakere yapılan apo vermişti. Mekanı Cennet Olsun.
_____________________________________________________________

Bunun gibi bir çok şehit öğretmenlerimizi M. E. B. 'den görebilirsiniz...
meb.gov.tr/belirligunler/sehitogretmenle. . .
Eylül 2013

Emre, bir soruya yanıt verdi.

17 askerin şehit olduğu helikopter kazasının nedeni neydi?

Maalesef tüm personelin hayatını kaybettiği bu tür kazalarda asli nedeni bulmak hayli zordur. Çok fazla yorum yapılabileceği gibi istisnasız hepsi tahminden öteye gidemez. Şehitlerimize Allah rahmet eylesin.
Haziran 2013

Turan Söylemez, bir soruya yanıt verdi.

17 askerin şehit olduğu helikopter kazasının nedeni neydi?

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, 17 askerin şehit olduğu helikopter kazasıyla ilgili olarak, “Helikopterde metal yorgunluğu gibi bir husus asla söz konusu değildir. Zira bu tür araçlar belli bir ömre göre çalıştırılmaktadır. Kazanın nedeni pilotaj hatası ve iklim şartlarıdır. Nihai sebep ise kaza kırım raporunda ortaya çıkacaktır” dedi.
Haziran 2013

Turan Söylemez, bir soruya yanıt verdi.

Türkiye, Cumhuriyet'in kurulmasından bu yana kaç asker şehit vermiştir?

Cumhuriyetten bu yana şehit sayısının hesaplanması çok zor çünkü o zamanlarda kayıt altına alınmayan veya alınsa bile gün yüzüne çıkmayan yazıları bilmiyoruz. Türkiye'de şehit sayısı özellikle terörden sonrasına odaklanmıştır. 2012'de milli savunma bakanı İsmet Yılmaz'a verilen bir soru önergesine göre verdiği cevapta bugüne kadar 23 bin 234 şehit verildiğini ve 10 bin 963 malul gazi bulunduğunu belirtmişti. 1983’ten bugüne kadar toplam 4 bin 892 asker terörle mücadele kapsamında şehit düştü. Polis, geçici köy korucusu ve sivil vatandaşların da bu rakama eklenmesiyle PKK ile mücadelede şehit olan vatandaş sayısı 7 bine yaklaştı.


Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da, 2009’da, PKK ile mücadelede verilen şehit sayısı için “TSK’nın şehit sayısı 4 bin 970’tir. PKK ise 40 bine yakın personelini kaybetmiştir” demişti.
Nisan 2013

Gülden Ovalı Çavuşoğlu  yeni bir  gönderide  bulundu.

Vatan Sağ Olsun!

Bugün senden bahsetmeyeceğim. Aşk, sevgi sözcükleriyle yoğrulmayacak kalemim örneğin.

Bugün acıdan bahsedeceğim, yüreği yananlardan...

Annesiz kalmış evlatlardan ve evlat acısıyla dolup taşan analardan bahsedeceğim. Babalardan bahsedeceğim örneğin. Hani oğulsuz kalmış babalardan, hani küçücük yaşta babadan yoksun kalacak oğullardan...

Ama bugün aşk'tan ve sevgi'den bahsetmeyeceğim. Acılarla dolu insanlardan, kolu kanadı kırılmış koskoca çınarlardan bahsedeceğim.

Yüreklerin dayanmadığı ateşlerden, ama o ateşleri evlerinde ısınmak için kullanan yüreksizlerden bahsedeceğim mesela... Birinin yüreğini yakan ateşle yemek pişirenlerden bahsedeceğim.

Yine de dayanacak yürekler acılara, kendi elleriyle toprağa verecek koca çınarlar evlatlarını.

Onlar ağlarken biz olmayacağız yanlarında, onlar ölürken olamadığımız gibi...

Ama yine de üşenmeyecek ve ağzımızdan dökülecek bir iki kelime; ''Vatan sağ olsun!'' diyeceğiz mesela...

Vatan sağ olacak elbet... Evlatlar bunun için girecek toprak altına, sırf Vatan sağ olsun diye. Yanacak yürekler, sönecek ocaklar ve hep o aynı cümle...

Vatan Sağ Olsun... Olsun elbet, olsun... Evlatlar yok olsun da varsın Vatan Sağ olsun!
Şubat 2013

Ece Naz Sonat, bir soruya yanıt verdi.

Gaffar Okkan kimdir? Neden öldürülmüştür?

Gaffar Okkan 24 Ocak 2001 yılında suikaste uğramış Diyarbakır Emniyet Müdürü'dür.Güneydoğu Anadolu'da bir çok baskın yaparak yüzlerce örgüt üyesini yakalamış ve bir çok cinayeti aydınlatmıştır.Suikast 3310 Öldürüldü adlı kitapta ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

7 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.