Bilmek istediğin her şeye ulaş

Sevda

Sevda aşk, tutkunluk, vurgunluk anlamlarına gelir. Türkiye ve Azerbaycan'da kadın ismi olarak kullanılır. Sevda ile ilgili Nejatto der ki: GELMENİN TAM ZAMANI Sıkıntılar almasın Gözlerindeki gül kurusu akşam serinliğini Bugün sana armağan Pencereni arala, Dünyayı kalbine sığdır gözlerinden Vazgeç sonu siyah gitmelerden Gel... Bütün romanlar bizi anlatırken avaz avaz Bir dilek tutarken bizim için tüm sevgililer Bütün "ben"ler bütün "sen"lere kavuşmuşsa Asırlardır Gelmenin tam zamanıdır. Sensizliğe alışmak Sensizlikten de beter Hadi! Gelmek nasıl olurmuş göster... Nejatto

Mart 2015

Serkeşche  yeni bir  gönderide  bulundu.

Kadın ve Adam


1747

Bir akşam üstüydü,
Güneş, şahit olduğu acılara dayanamamış,
Şehrin üstünü kara bir çarşafla örtercesine, kaçıyordu.
İnsanlar telaş içinde koşturmakla meşgul,
Onların dışında olup bitenlerden habersiz ve ilgisizdi.
Gök yarılmışcasına, cehennem bir yağmur yağıyordu.
Kalabalıksa, sırattan geçenler kadar telaşlı,
Bir zamanların yağ-şeker kuyruğundakileri kadar,
İzdiham içinde duraklara koşuyordu.

Bir tek ikisi öylece kalakalmıştı.
Bir tek kadın ve adam.
Ne, bağırıp duran şoförlerin ve arsızca çalan kornaların sesi,
Birbirlerinin gözlerinde kaybolup gitmelerine engeldi,
Ne de, onlara çarpıp duran telaşlı insanlar.
Kardan adam ve kardan kadın gibi buz kesilmişlerdi adeta.


Kadının elindeki çanta yavaşça yere düştü
Hayal mi, gerçek mi şüphesindeki adamsa,
Umut dolu adımlarla, kadına doğru yürüdü.
Yağmur damlacıklarının içinden birbirlerini görüyorlardı.
Zaman, ayrı geçen yılların utancından durmuştu.
Tüm renkler matlaşmış, insan suretleri buğulanmıştı.
Kalabalığın sesi ise, uğultu gibi geliyordu kadın ve adama.

Adamın nefesi kesilmiş, eli ayağı titriyordu heyecandan.
Kadınsa dizlerinin bağı çözülmüş,
Ürkek bir tavşan gibi, kalbi durmak üzereydi,
Burun buruna, dip dibe geldiler adam ve kadın.

Adamın sakalından oluk oluk yağmur süzülüyordu,
Kadının rimeliyse, nehir misali yüzünde yolunu bulmuş,
Akıp gidiyordu, kaldırımdaki sulara karışarak.
Bir an için aynı şeyi dilediler tanrıdan;
Bu bir rüyaysa eğer, ‘’bu rüyanın uykusunda ölelim’’ diyorlardı, kadın ve adam.

Bir saniyeyi daha ayrı geçirmek istemiyorlardı,
Aralarındaki tek şey yağmur taneleri olsa dahi.
O an, geçmişte yaşananlar canlandı,
Gözlerinin önünden yavaşça düşen yağmur damlalarında.
İnsanın o zillet, o lanet gururunu artık düşünecek değillerdi.
Daha fazla ayrı gayrı, hasret ve pişmanlıkla yanmaktansa,
Birlikte kül olmayı seçtiler, saniyeler içinde.

Ve o anda kendilerini tutamayıp,
Bin yıllık bir hasretle sarıldılar,
Kolları sarabildiğine,
Birbirlerinin kalp atışını hissedene değin sarıldılar.
Adam, teninin kokusunu içine çekiyordu kadının,
Ab-ı hayat suyunu kana kana içercesine.
Savaşta kaybettiği oğluna sarılan anne özlemiyle,
Yüreğindeki titremeyi hissedercesine sarılıyordu kadın da.

Öylece kalakaldılar, kendi zaman ve mekanlarında.
Onca yılın hasreti ile oracıkta ölecekmişçesine sarıldılar,
Çatlaklarını yağmurla kapatan çöl misaliydiler, adam ve kadın.

- SerkesChe
Mart 2015

Serkeşche  yeni bir  gönderide  bulundu.

Sen, Kadınım!

1747

Sen Kadınım,
Sen benim gecenin aydınlığı sakladığı en utangaç karanlığında,
Duvar diplerinde, kartonların altında unutulmuş kimsesizim,
Türküleri unutulmuş, sazının telleri pas tutmuş ozanlarım,
Yerin yüzlerce metre altında,
Çift vardiya çalışmaktan imanı gevrilmiş madencimdin,
Sen benim çaresizliğim, mücadelem, umudumdun ...

Sen Kadınım,

Sen benim yaşından fazla kurşunla can veren Uğur’um,
Ufacık bedeni bombayla un ufak olan Ceylan’ım,
14 ünde vurulan, 15 inde 16 kilo ile hayata veda eden Berkin'im,
Boynu ilmiğe yetişsin diye, kimliğine yaşamadığı yıllar eklenen Erdal’ımdın,
Sen benim vicdanım, acım, öfkem, yargıcımdın ...

Sen Kadınım,

Sen benim cesetleri katırların sırtında, çifter çifter taşınan Roboskilim,
Zilan’da anasının karnından deşilerek çıkarılan cansız sabim,
Rojava'da binlerce yıl sonra ‘’yeniden doğan’’ güneşim,
Maraş’ta, Dersim’de katledilen onurlu ve mücadeleci Alevimdin,
Sen benim fakir köylüm, masumiyetim, yeniden doğuşum, direnişimdin ...

Sen Kadınım,

Sen benim 70 kere katledilen, Şengal’de susuzluktan can veren Ezidim,
Kobane’de kurşunların gölgesinde,
Yıkıntıların altında, ölüme inat gülümseyen çocuğum,
Cahiliye barbarlığına karşı,
Silahını ‘’namusu’’ sayıp, son kurşunu cebinde taşıyan ‘’özgür kadınımdın’’
Sen benim var olma azmim, inadım, kavgam, özgürlüğümdün ...

Sen Kadınım,

Sen benim sokaklarda yaşayan , ’’mülteci’’ çaresizliğim,
Emeği puştun ekmeğine yağ gibi sürülen fakir emekçim,
Her gün yeniden dirilen ‘’faili meçhul’’ ölümümdün,
Sen var ya kadınım,
Sen benim evim, yurdum, memleketim, insanımdın benim ...

Ve sen benim canım, ciğerim memleketim,

Sen de ‘’Kadınıma’’ benziyordun sadece ...

Follow @SerkesSair
Eylül 2014

Uğur Mumcu Yilmaz  yeni bir  gönderide  bulundu.

GİZEM

Geceydi ilk göründüğünde , yüzünü gömmüş karanlığa bulunmayı bekliyordun.Sevilmek ya da sevmek umurunda değil, karanlıkta atsın istiyordun kalbin. Biraz soğuk, az da çiseliyor gözlerin, yeşil de gibi biraz.Mavi mi yoksa, karadenizin rengi mi? Damlayan yaşları nereye gidiyor, oysa o kadar çok gördüm ağlamanı. Yüksekte ne yapıyor ruhun, söyle insin aşağıya.Girsin bedenine. Havalar da soğuk malum, üşütürsün.Alışkınsındır gerçi bu havalara, üşütmez seni fazla ama sen elden bırakma yine de ehemniyeti.Ne olur ne olmaz. Yarın çıkar da gelirsen sağlam gel, anladın mı? Çok da verebilecek bir şey yok bende ama sen bilirsin işte.Ruhunla sevişirim, bedeninin kokusu yeter. Akarsa yaşın silmem, bakmazsa gözlerin çevirecek de değilim. Çınar altında çay içeriz işte, şiir okur genel bilgiler veririm sana.Aslanların uykusunu, o meşhur altın rengimsi japon balığının nasıl beslenmesi gerektiğini falan anlatırım işte.Atlar var bir de. Onlar da değişik hayvanlar. Bildiklerim bildiklerin olur, elma sayımız birken iki olur işte.Sen bilirsin güzel, geleceksen gel.Bekletme fazla, sevmekten çok sevilmek ister insan çünkü.
Haziran 2013

Uğur Mumcu Yilmaz  yeni bir  gönderide  bulundu.

ÜÇ HARFLİLER--SENİ SEÇTİM

Anılarımın satın aldığı her anımı almam lazım geri.Sorularımı sana sormam,cevaplarını kendim çözmem gerek.Senden kovulup,sensizliğe tecavüz etmeliyim.Hayatımı tersten yaşamalıyım.Tersi düzü olmayan bir yazının harfi olmalıyım ben.Nokta,sız bir hayat olmalıyım ki seni her gördüğümde son bulsun hayatım.Senli bir hayatın karmaşıklığını silmeliyim hayatımdan.Hayırlara vesile olması gerekenleri değil,olanlarla kurmalıyım muhabbetimi.Yanlışları silenlerle değil,doğruları yazanlarla yaşamalıyım.Yaşayana değil,yaşatana sunmalıyım hürmetlerimi.Eskileri bilmeliyim ki geleceğe yürüyebileyim.İlk önce sevmeliyim ki,sevilmeyi bekleyeyim.Silgi kadar silmeye istekli olana değil,kalem gibi yazmaya sevdalı olanlara aşık olmalıyım.Bana yaşamış olduklarını anlatan değil,yaşayacaklarını dinleten biri olsun isterim arkadaşım.Bana yalancı diyen değil,doğruyu söyle diyen biri ile arkadaş olmalıyım.Benim için kendini bozan değil,kendi için beni düzelten olmalı arkadaşım.Beni yarı yolda bırakan değil,yarı yolda kolumdan tutup devam ettiren olmalı dostum.Karınca gibi olup,kararını kendi verenle olmalı hayatımın anlamı.
Haziran 2013

Uğur Mumcu Yilmaz  yeni bir  gönderide  bulundu.

ÜÇ HARFLİLER--MAZİ

Yoklar, geçmişte yanımda olanlar,
Yüreğim yalnız, karalar bağlar,
Tanrı görmeyecek bilirim ama,
Küsmüş kalbim, akmaz gözümden yaşlar.

Baktıklarım kör olur,
Yıkılır dünya, kor olur.

Duymak istemem artık yalanlarını,
Git artık, al da bendeki anılarını,
Tanrı duymayacak bilirim ama,
Haykırırım semaya senden kalanları.

Duyduklarım söz olur,
Yıkılır dünya, kor olur.

Zorluklar içerecek elbet bu ayrılık,
Kaybettim yolumu, gelecek aydınlık,
Tanrı vermeyecek bilirim ama,
Kapalı kapılar, isterim bir aralık.

İstediklerim zor olur,
Yıkılır dünya, kor olur.

Uğur Mumcu YILMAZ
Haziran 2013

Uğur Mumcu Yilmaz  yeni bir  gönderide  bulundu.

ÜÇ HARFLİLER--ELLERİM

Ellerim durmaz benim,sürekli bir yerlerde,sürekli bir işlerle meşgul,kaybetmeye mahkum,kazanmaya yasaklı ellerim,dokunmaya hareketlenmesi olanaksız ellerim.Elerim üşür benim,sen tutmazsın onları,avuç içlerine almasın,vücuduna temasa yasaklı ellerim,üşürler ellerim.Ellerim titrer benim,alkolden,sigaradan titrer,tutamaz duruma gelir bazen bir sigarayı bile,düşer yere de bakar dururum peşinden.Sönene kadar küfreder durur sana ellerim.Ellerim var benim,elimin de parmakları her biri seni anlatır bana.Onlar anlatırlar,ben dinlerim sen ise gidersin.
Haziran 2013

Uğur Mumcu Yilmaz  yeni bir  gönderide  bulundu.

ÜÇ HARFLİLER--SOSYAL MEDYA ANONSLARI

Kapalı kapılar ardına saklanmak gibiydi kaçışlar,lüzumsuzdu.Eninde sonunda açılacaktı o kapı.Ranzada altta üstte yatmak fark etmezdi,yer gök dar gelirdi insan sevdiğinde.Kuruşların kavgasını etmeye bir sebep var mıydı,gitmeyecekti ki bizimle beraber.Kalpleri kırmak acizlikti,onarmak zor geldiğindendi kırmaya yönelişler.Dillere yakışmazdı beddualar,duyulmazdı ama bilinmezdi de.Açıkları görmek sana göre değildi,tamamlayıcı sendin ve herkes eksikti.Birdi ama tek değildi,aşktı işte,aşk.

0 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.