Bilmek istediğin her şeye ulaş

Şiir

Edebiyat

Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir dil ve ahenkli mısralar içinde aktarılmasıdır.

Temmuz 2016

Insan @cahilinsan

Kasım 2015

Gökhan Biçer @Denizcigokhan

En son ne zaman şiir okudunuz?

Bu sabah 6 sularında. .
Şubat 2015

Kağan Şeker @kaganbseker

Kendi çapımda şiir yazıyorum bir süredir. Artık yayınlamanın vakti geldi gibi. Daha önce yaptığım bir kaç illustrasyon bir dergide yayınlanmıştı fakat edebiyat alanında ne yapacağımı bilmiyorum. Yazdıklarımı geniş bir okuyucu kitlesine ulaştırmak için neler yapmalıyım?

Öncelikle nerelerde yayınlandı illustrasyonlarınız diye bir soruyla başlayayım .. Örneğin ben blog açtım ama takipçi bulmakta zorlanıyorum . Şiirlerinizi tanıtım açısından sosyal ağlarda paylaşmanız iyi olacaktır. Sonra şiirlerinizi yayınlayacak bir yayınevi buldunuz mu ? Bulduysanız sorun yok ama tersi ise şiir dosyanızı yayınevlerine göndereceksiniz. Uzun bir yol sizi bekliyor şimdiden kolaylıklar dilerim
Kasım 2014

Taylan Dağlı @taylandagli

Hangi şairlerin şiirlerini okursunuz? Ne tür şiir kitapları tercih etmemi önerirsiniz?

Birçok şairin birçok şiirini okumuşluğum vardır zira şu sıralar Turgut Uyar'a fena halde tutuğum :)
Size önerim tüm şairlerin tüm şiir kitaplarını okumanız... ;)
Eylül 2014

Ahmet Avcı @Simsiyah

Küsmek nedir?

Küsmek, karşındakine sessizce içini kusmaktır.
Bir nevi yetişkin hastalığıdır diye de okumuştum bir yerde.
Eylül 2014

Brutal Code @brutalcode

Ağustos 2014

Faruk Kaya @farukkaya

Dinlediğinizde ya da okuduğunuzda içinize işleyen şiirler nelerdir?

Üçüncü Şahsın Şiiri

gözlerin gözlerime değince,
felaketim olurdu ağlardım.
beni sevmiyordun bilirdim,
bir sevdiğin vardı duyardım.
çöp gibi bir oğlan ipince,
hayırsızın biriydi fikrimce.
ne vakit karşımda görsem,
öldüreceğimden korkardım,
felaketim olurdu ağlardım.

ne vakit Maçka'dan geçsem,
limanda hep gemiler olurdu.
ağaçlar kuş gibi gülerdi,
bir rüzgar aklımıi alırdı.
sessizce bir cigara yakardın,
parmaklarımın ucunu yakardın,
kirpiklerini eğerdin bakardın.
üşürdüm içim ürperirdi,
felaketim olurdu ağlardım.

akşamlar bir roman gibi biterdi.
jezabel kan içinde yatardı.
limandan bir gemi giderdi,
sen kalkıp ona giderdin.
benzin mum gibi giderdin,
sabaha kadar kalırdın.
hayırsızın biriydi fikrimce,
güldü mü cenazeye benzerdi.
hele seni kollarına aldı mı;
felaketim olurdu ağlardım

Atilla İlhan
Ağustos 2014

Palmiye Yayın @palmiyeyayin

Aranızda ölümsüz bir eser bırakmak için yazı yazan ve bunları kitap olarak bastırmak isteyen var mı?

Benim var aslında fakat halen üstünde düzeltilmesi gereken hikayeler var
bir oyun yazıyorum onun için vakit sıkıntısı çekmekteyim :)
Mayıs 2014

Mesut Yurt @mesutyurt

Önerebileceğiniz bir kitap var mı?

Şiir olarak Attila İlhan kitaplarını tavsiye ederim. En büyük birkaç şairimizden biridir
Mayıs 2014

Gizli Kullanıcı

Türklerin Divan edebiyatına kattığı nazım biçimleri nelerdir?

I. Bentlerle Kurulan Nazım BiçimleriII. Dörtlüklerle Kurulan Nazım BiçimleriIII. Beyitlerle Kurulan Nazım Biçimleri
Mayıs 2014

Gizli Kullanıcı

Epik şiir örnekleri nelerdir?

Kalktı göç eyledi Avşar elleri,
Ağır ağır giden eller bizimdir.
Arap atlar yakın eder ırağı,
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.
Belimizde kılıcımız Kirmani,
Taşı deler mızrağımın temreni.
Hakkımızda devlet etmiş fermanı,
Ferman padişahın, dağlar bizimdir.
Dadaloğlu'm birgün kavga kurulur,
Öter tüfek davlumbazlar vurulur.
Nice koçyiğitler yere serilir,
Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir

Dadaloğlu
Mayıs 2014

Gizli Kullanıcı

Rubai nedir?

Rubai, aruz ölçüsüyle yazılır. Birimi 4'lüktür. 4 dizelik (mısralık) bir Divan Edebiyatı nazım biçimidir. Rubailerde birinci, ikinci, dördüncü dizeler uyaklı, üçüncü dize ise serbesttir. İki beyitlik kıtalar biçiminde yazılmış rubailer de vardır. Her dizesi birbiriyle uyaklı rubailere "rubai-i musarra" ya da "terane" adı verilir. Rubainin, aruzun hezec bahrinden 24 kalıbı bulunur. Bunlardan; mef'ûlü birimiyle başlayan 12 kalıba "ahreb", mef'ûlün birimiyle başlayan öbür 12 kalıba da "ahrem" denir. Kalıpların sonu "fâül" ya da "fa" birimiyle biter.
Rubainin her dizesi ayrı bir ölçüde olabildiği gibi, dört dizesi de aynı ölçüde olabilir. Türk divan şiirinde daha çok ahreb kalıbına rastlanır. Rubailer genellikle mahlassız şiirlerdir. Ve divan şairlerinin divanlarının sonunda rubaiyyat başlığı altında sıralanırlar. Bu türün tartışmasız en büyük şairi Ömer Hayyam’dır.
Türk edebiyatında Mevlana’nın Farsça yazdığı felsefi rubailer bu türün hızla yayılmasını sağladı. Kara Fazlî, Fuzûlî 16. Yüzyılda bu türün en usta örneklerini verdiler. Divan edebiyatı'nda 17. Yüzyıl rubainin altın çağı oldu. Azmizade Haleti, yazdığı bin kadar rubai ile "en büyük Osmanlı rubai şairi" olarak tanındı. Cumhuriyet döneminin en büyük rubai ustası ise Yahya Kemal Beyatlı’dır. Arif Nihat Asya ise rubailerini "Rubaiyyat-ı Arif" adlı eserinde yer almıştır
Mayıs 2014

Gizli Kullanıcı

Şiir nedir?

Şiir, dilin anlam, ses ve ritim öğelerini belli düzen içinde kullanarak; bir olayı ya da bir duygusal ve düşünsel deneyimi yoğunlaşmış ve sıradanlıktan uzaklaşmış bir biçimde ifade etme sanatıdır.
Şiirin tanımı için çeşitli sanat anlayışlarına göre farklı yaklaşımlar yapılmış, hatta şiirin tanımlanamayacağı da öne sürülmüştür.

Şiir
Song Hanedanı döneminden kalma bir Çin şiiri örneği: Cennet Dağı'na dörtlük.

Türkçe'de karşılığı koşuk, yır, özün gibi sözcükler önerilmişse de hiçbiri yaygınlık kazanamamıştır. Günümüzde koşuk, nazımkarşılığı olarak kullanılmaktaysa da nazım ve şiiri birbirine karıştırmamak gerekir. Birincisi yalnızca bir anlatım yoludur. Geçmişte şiirin uyak, ölçü, nazım biçimleri gibi biçimsel özelliklerden ayrı düşünülmemesi sebebiyle şiirle nazım eşanlamlı sayılmışsa da günümüzde bu düşünce aşılmışsa da edebiyatın şiirle birlikte başladığı düşüncesinde fikir birliği oluşmuştur.
Yahya Kemal Beyatlı şiiri "Bildiğimiz musikiden farklı bir musiki" olarak tanımlarken, Cahit Sıtkı Tarancı'ya göre şiir "Kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır" Ahmet Haşim şiiri "Söz ile musiki arasında olan fakat sözden ziyade musikiye yakın olan bir lisan" olarak tanımlar. Necip Fazıl Kısakürek ise şiir için "Mutlak hakikati arama işidir" der.
Mayıs 2014

Gizli Kullanıcı

Atatürk'le ilgili şiirler nelerdir?

KUVÂYİ MİLLİYE

Saat 2.30.

Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır,
ne ağaç, ne kuş sesi,
ne toprak kokusu vardır.
Gündüz güneşin,
gece yıldızların altında kayalardır.
Ve şimdi gece olduğu için
ve dünya karanlıkta daha bizim,
daha yakın,
daha küçük kaldığı için
ve bu vakitlerde topraktan ve yürekten
evimize, aşkımıza ve kendimize dair
sesler geldiği için
kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi
okşayarak gülümseyen bıyığını
seyrediyordu Kocatepe'den
dünyanın en yıldızlı karanlığını.
Düşman üç saatlik yerdedir
ve Hıdırlık - tepesi olmasa
Afyonkarahisar şehrinin ışıkları gözükecek.
Kuzeydoğuda Güzelim - dağları
ve dağlarda tek tek
ateşler yanıyor.
Ovada Akarçay bir pırıltı halinde
ve şayak kalpaklı nöbetçinin hayalinde
şimdi yalnız suların yaptığı bir yolculuk var:
Akarçay belki bir akarsu,
belki bir ırmak,
belki küçücük bir nehirdir.
Akarçay Dereboğazı'nda değirmenleri çevirip
ve kılıçsız yılan balıklarıyla
Yedişehitler kayasının gölgesine girip çıkar.
Ve kocaman çiçekleri eflâtun
kırmızı
beyaz
ve sapları bir, bir buçuk adam boyundaki
haşhaşların arasından akar.
Ve Afyon önünde
Altıgözler Köprüsü'nün altından
gündoğuya dönerek
ve Konya tren hattına rastlayıp yolda
Büyükçobanlar Köyü'nü solda
ve Kızılkilise'yi sağda bırakıp gider.
Düşündü birdenbire kayalardaki adam
kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri.
Kim bilir onlar ne kadar büyük,
ne kadar uzundular?
Birçoğunun adını bilmiyordu,
yalnız, Yunan'dan önce ve Seferberlik'ten evvel
Selimşahlar Çiftliği'nde ırgatlık ederken Manisa'da
geçerdi Gediz'in sularını başı dönerek.
Dağlarda tek tek
ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkaındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar: "Üç" dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'de Afyon Ovası'na atlıyacaktı.

Daha fazla