Bilmek istediğin her şeye ulaş

Siyaset (Türkiye)

Türkiye

Siyaset veya Politika, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış. Siyaset kelimesi Arapça Seyis (At Bakıcısı) kelimesinden türemiştir. Yunan siyasal yaşamında ise siyaset, "polis"e veya devlete ait etkinlikler biçiminde tanımlanmıştır.Politika bilimi (politoloji) politik hareketler ve güç edinilmesi ve kullanımı konusunu inceler. Poli yunanca çoğul kelimesini iade eder. Politika, toplumun halka dair yaptığı tüm etkinliklerdir. (Aristoteles)

Ocak 2015

Hakan Özerdem @hakanozerdem

Şubat 2015

Şaman @chamacon

Şubat 2015

Şaman @chamacon

Yine RTE, yine toplumun bir kesimini hedef gösteriyor.

703

Yine Hedef Gösterdi..
Cumhurbaşkanlığı makamında oturan kişi “Feministlerin bizim dinimizle medeniyetimizle ilgisi yok” diyerek yine KADINLARI hedef gösterdi... .

Böyle bir ortamda SAPIKLAR sizce kime yönelir ? Daha 1 GÜN bile olmadı....SEÇİM VAR diye "ÖZGECAN" ile ilgili kendinin bile inanmadığı şeyler söyledi.... Vekil adayı kızları numaradan taziyeye gitti.... 1 GÜN oldu...... Yine özüne döndü.... Bu hedef göstermeler sürdüğü sürece "BAŞI AÇIK KADINLAR SAPIKLARIN HEDEFİ OLMA TEHLİKESİ İLE KARŞI KARŞIYA"...
Buse KAYAGİL
Kaynak: Sözcü Gazetesi...
Şubat 2015

Turgay Aksoy @turgayaksoy

Engelli Siyaset

Haziran ayında yapılacak olan milletvekili genel seçimleri öncesi adaylar ortaya çıkmaya başladı. Yozgat' ta da engelli kontenjanından aday olmak için başvuru yapan engelli aday Yücel Danış ile AKP Yozgat il başkanı Harun Lekesiz arasında ilginç bir diyalog yaşandı.

819

Adaylığını açıklarken oldukça heyecanlı olduğu görülen Yücel Danış, AKP' den aday oldum deyince ortalık karıştı. İl başkanı Harun Lekesiz partinin adını doğru söylemiyorsun diyerek, tepki gösterdi ve toplantıyı terk etmek istedi. Olay karşısında şaşıran aday Yücel Danış, parti ismini tekrarlayarak yine AKP dedi. Çünkü olayı anlamamıştı ve parti ismini gerçekten yanlış söylediğini düşünmüştü. Oysa AKP yerine Ak Parti demesi gerekiyordu. Çünkü cumhurbaşkanı Erdoğan başbakan olduğu dönemde partisinin kısaltılmış adının AKP değil Ak Parti olduğunu söylemişti. O tarihten beri muhalefet partileri Adalet ve Kalkınma Partisi' ne AKP derken, AKP' liler de Ak Parti diyorlar. Aslında bu olay siyasetimizin ve siyasetçilerimizin hallerini ve tahammülsüzlüklerini gösteriyor. Aday Yücel Danış belki heyecandan belki de bu kadar detay bilecek kadar politize olmadığından, istenmeyen şekilde hitap ediyor. İl başkanı o anda sabırlı bir şekilde biz partimize bu şekilde hitap ediyoruz diyebilirdi. Ama o böyle davranmayıp toplantıyı terk etti. Engelli kontenjanı açıp, engellilere ayrıcalık tanınırken, istemeden yapılan bir hata için, engelli adaya küçük bir sabır bile gösterilemedi.

webtv.hurriyet.com.tr/haber/akp_107301? h. . .
Mart 2015

Portakallı Ördek @portakalliordek

Çanakkale Belediye Başkanı'nın 18 Mart Konuşması

alıntı - eksisozluk.com/entry/49918781

trt'nin icine kedi kacması nedeni ile yayını kestiği efsanevi konusmadır... Sözlerini de yazayım da tam olsun

saygıdeğer konuklar,
sevdalısını geride bırakıp, anasının nasırlı ellerini öpüp 100 yıl önce bizler için kavgaya tutuşanları, istikbalimiz için istiklal mücadelesi verenleri, savaştan barış çıkartanları, cumhuriyetimize önsöz yazanları anmaya geldiniz.
beklendiğiniz topraklardasınız. Çanakkale’de değil çelikten kaledesiniz.
“siperlerde bize de yer açın” diye haykıranlar,
“dedeciğim biz geldik” diyenler,
dünyadaki mahşerin 100 yıllık iftiharını yaşamaya hoşgeldiniz.
biz çanakkalelilere onur verdiniz.
değerli konuklar, sesime kulak verenler,
sizi tanıyorum.
sesimin şu an ulaştığı sizleri; adınızı, hayatınızı bilmesem de tanıyorum.
yanınızda değildim, ama duydum.
çanakkale türküsü söylenince eşlik ettiniz.
görmedim ama biliyorum, siz de kınalanıp cepheye gönderilen aslanları, kendi cenaze namazını kılanları duyunca gözyaşı döktünüz.
15 yaşında toprağa düşenleri, okullarını bırakıp cepheye koşanları duyunca yandınız.
nice acıları ve kahramanlıkları duyunca boğazınız düğümlendi, vücudunuz ürperdi.
dualarınızda, dudaklarınızda onlara da yer verdiniz.
evet sizleri biliyorum.
seyit onbaşı kadar olmasa da ağır yüklerin altına girdiniz.
anafartalar’da mustafa kemal kadar olmasa da,
acılara şahit oldunuz, nice darboğazlardan geçtiniz.
mustafa kemal gibi siz de kalbinizden vuruldunuz.
onurunuzu, namusunuzu, inancınızı çanakkale gibi korudunuz.
hayatınızın bir yerinde çanakkale gibi saldırılara uğradınız,
çanakkale gibi direndiniz.
artık siz de çanakkale’siniz. Çanakkale sizsiniz.
değerli konuklar
müsaadenizle şimdi sizlere seslenmeyeceğim.
sizlere siperleri, gemileri, birlikleri, tüfekleri de anlatmayacağım.
çünkü bugün bütün kelimeler kifayetsiz, bütün cümleler yetersiz.
100. Yıl nedeniyle bu defa aziz şehitlerimize hitap etmek,
onların manevi ruhlarına seslenmek istiyorum.
ey bu topraklar için toprağa düşenler,
bir hilal uğruna güneş gibi batanlar,
siz kara toprağın üstünde de, altında da bir oldunuz,
bizse ayrıştık, bölündük, hatta birbirimizi öldürdük.
siz fakirlik içinde kazandınız,
bizse, zenginleştikçe kaybettik.
siz düşmanınızı bile kucağınıza aldınız,
bizse dostumuzun dahi boğazına sarıldık.
dün bir avuç yer ne kadar çok kişinin olmuş,
bugün koskoca bir memleket ne kadar az kişinin kalmış,
siz şimdi ebedi istirahatgahınızda uyuyorsunuz,
bizse derin uykulardayız. Ve asıl uyuyan biziz.
ve seyit onbaşı’ya sesleniyorum.
sen sadece 215 kiloyu değil koca seyit,
sen vatan yükünü de sırtlayıp kaldıransın.
oysa biz senin gibi ağır yüklerin altına giremedik.
kolayı seçtik, sana layık olamadık.
sen düşmanın dümenini bombalarken,
biz düşmanın dümen suyuna girdik.
takımıyla yahya çavuşa sesleniyorum.
63 kişilik birliğinle kenetlenip bir olan yahya çavuş,
sen 2000 kişiye karşı destanlar yazansın.
bizse senin gibi, takımın gibi zorluklara karşı bir olamadık.
12 eylül’de bölündük,
sivas’ta yüreğimize ateşler düşürdük,
maraş’ta ve daha nicelerinde insanlığımızı öldürdük.
sevdiğini geride bırakan kahraman,
sen yârinin kokusunu, barutun kokusuna terk edensin.
yar diye vatanını bilen, ölümü beklerken bile kadınına mektup yazıp, ruhum diye hitap edebilensin.
bizse kadınlarımızı hak ettiği yere getiremedik,
özgecanları ve daha nice kadınlarımızı hayatta tutamadık.
sen kadınına mektubunun arasında çiçekler gönderirken,
biz gözlerinin altından morluğu, vücudundan karayı, yarayı eksik edemedik.
sizlerin vücudundaki kurşunlar onur madalyanız,
kadınlarımızın vücutlarındaki morluklarsa bizim utanç vesikamızdır.
biz erkek olduk, ama adam olamadık.
anafartalar kahramanı mustafa kemal’e sesleniyorum.
sen mektubunda düşmanların evlatları için “kahramanlar” diyensin, onların annelerine “gözyaşlarınızı dindirin” diye seslenensin.
ve sen onları da evlat bilip, bu toprağı dost diye tanıtansın.
biz senin gibi hoşgörülü olamadık.
bu vatanda herkesi kucaklayamadık.
değil yabancı anaların gözyaşlarını dindirmek, kendi analarımızın bile gözyaşlarını durduramadık.
*
sözün özü “1915 çanakkale ruhu” sınavından çok da başarılı çıkamadık. Ama çok şey öğrendik.
ben de çok şey öğrendim.
büyük balığın, küçük balığı her zaman yiyemeyeceğini,
nusrat senden öğrendim.
merminin mertlikle, tüfeğin yürekle boy ölçüşemediğini
siz atalarımızdan öğrendim.
çanakkale’de, küllerinden yeniden doğmayı
prangaları kırıp, yeniden ayağa kalkmayı öğrendim.
çanakkale’yle ilgili birçok şeyi bildim, öğrendim, anladım.
ama bir tek şeyi anlayamadım.
ey büyük atatürk,
seni anlayamayanları anlayamadım.
***
ey analarının goncagülleri ve babalarının koç yiğitleri
gene de üzülmeyiniz ve huzur içinde uyuyunuz.
sizlerin huzurunda diyorum ki,
anafartalar’da ki gibi türkiye’ye hücum da etseler,
arıburnu gibi direniriz.
conkbayırı’nda ki gibi kalbimizden şarapnelle de vurulsak,
namazgah tabyası gibi topla da dövülsek,
çimenlik kalesi gibi dik,
kilitbahir kalesi gibi sağlam dururuz.
57. Alay gibi gerektiğinde son neferimize, son nefesimize kadar mücadele ederiz.
yürüdüğü yolda iz bırakmayan, o yoldan geçmiş sayılmaz.
ey şehitlerimiz, siz de çanakkale’de iz bıraktınız.
haşa ne çanakkale’si, tarihimizde de, yüreğimizde de, ruhumuzda da iz bıraktınız.
bizler ilhamımızı siz şehitlerimizden alıyoruz,
biz de sizin gibi özgürlüğümüze ve barışa bu kentte sahip çıkıyoruz.
100 yıl önce hiç düşünmeden canından vazgeçen sizler
bağımsızlığınızdan, özgürlüğünüzden vazgeçmediniz
çocuklarından, analarından kopan sizler
hürriyetinizden koparılamadınız.
şimdi, mehmet akif gibi hep bir ağızdan haykırarak diyeceğiz ki;
ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım
kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım
yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
aziz şehitlerimiz size söz;
barışın kenti çanakkale’de, ülkemizde ve dünyada barışı yücelteceğiz. Kardeş olacağız.
çünkü çanakkale savaşı
kardeşlerle, düşmanların savaşıdır.
çünkü kardeşliğe yapılan bir hücum, tek kelimeyle ihanet katarına eklenmektir.
türkle - kürt çatışırsa ne türk kalır ne kürt
aleviyle - sünni ayrışırsa ne alevi kalır ne sünni.
oysa türkle - kürt, aleviyle-sünni birleşirse
ne zalim kalır ne de zulüm.
onun için barışın kenti çanakkale’den,
savaşın 100. Yıldönümünden haykırıyorum;
meriç kıyısındaki minicik bir kum tanesinden,
ağrı dağı’nın yamacındaki yabani bir ota kadar
her yere barış istiyoruz
sinopta şu anda sahile vuran bir dalganın köpüğünden,
hatay’ın kızılçat köyünde açan çiçeğe kadar
herşeyde barış istiyoruz.
istiyoruz ki; etrafımızdaki çember daralmasın,
barış ve özgürlük nefes alsın.
barışın kenti çanakkale’nin belediye başkanı olarak;
inatla ama umutla barışın hakim olduğu bir dünya hayalimi sürdüreceğim.
biliyorum ki ;
şehitlerimizin mezarlarında ki her bir kitabeyi öpen çanakkale rüzgarı, koparılmış güller gibi solan kahramanlardan her yere barış taşıyacak.
biliyorum ki;
100 yıl önce kavuşma hayallerinin eriyip kül olduğu bu yerden, barış adıyla bir kıvılcım yanıp, çoban ateşiyle dağları dolaşacak.
bunun için biz de siz şehitlerimiz gibi;
ekmeğimizden tasarruf edeceğiz, ama şerefimizden asla
candan olacağız, yardan olacağız,
ama özgürlük ve barış kokan bir dünyadan asla
biz de sizler gibi;
düşmanımızı kucağımızda taşıyacağız, ama sırtımızda asla.
son nefesimizi tüketeceğiz, ama onurlu mirasınızı asla.
bedenimizi çiğnetiriz, ama özgürlük ve barış yeminimizi asla.
ey aziz şehitlerimiz,
siz toprağın altındakiler, biz üstündekilere ilham olsun.
bükülmez bileklerinize, korku bilmez yüreklerinize selam olsun.
özgürlük için toprağa düşüp, toprak olan siz şehitlerimizin ruhları şad olsun.
saygıdeğer misafirler,
18 mart şehitler günü ve çanakkale deniz zaferi’nin 100. Yılı anma konuşmama son verirken;
bizlere bağımsız, başı dik bir ülke, özgürlükçü bir ruh miras bırakan başta mustafa kemal atatürk ve mücadele arkadaşları olmak üzere, onların kurduğu laik ve demokratik cumhuriyetimizi korumak ve kollamak ülküsüyle, ülkemizin varlığı ve bütünlüğü için dün olduğu gibi bugün de hiç düşünmeden canını vermiş türk silahlı kuvvetlerimizin, emniyet teşkilatımızın tüm şehitlerini rahmet, gazilerimizi minnetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
çanakkale gibi tarihi sorumluluğu çok büyük bir kentin belediye başkanı olmanın onuru ve 1915’in omuzlarımızdaki derin sorumluluğuyla sizleri sevgi ve saygıyla selamlarken
son sözüm şudur;
yaşasın kardeşliğimiz , yaşasın özgürlüğümüz
ve yaşasın barış. . .

canakkale belediye baskanı ülgür gökhan
Mayıs 2015

Uğur Mumcu Yalçın @umey

Boktan Püsür ŞEYhLER

Merhaba,
Bir gün bazı herkes, bazen herkesin kahkahalar atacağını düşünecek. Ve o kişilerin tek bilmesi gereken çözüm kendilerini yok etmek olacaktır. Başka bir çözüm aramak sadece üzücü ve üzücü olacaktır. Yani boş konuşmayada gerek yok, aslında bu lanet olası durum olmayacaktır. Şimdiden size bol gülümsemeler.

Ben intiharımı imzalamıyorum çünkü bunu ben yazmadım, eminim ki sadece bu oyunun sonunu ben biraz erken getirdiğime inanıyorum. Bu durum bana göre haklı bir inanç sizin görüşlerinizi pek merak etmiyorum bağzı kitap okumayan ucubeler. Sadece arkamdan alkış tutun. Gözyaşlarınızı boşa harcamayın onları başka bir zaman, sahtekarların gözyaşlarıyla birlikte harcarsınız böylelikle hem daha değerli olacaklardır.

Sizlere tükenmez bir kalem bırakmak isterdim. Bazılarınızın kendi intiharlarını yazmak istediğini düşünüyorum. Böyle onurlu bir davranışta bulunacaklar varsa kalem alacak parayı gidip bağışlasın. Bu yaşarken, gerçekleştirelecek bir intihar apolojisi olacaktır.

Ben neden mi?

Çünkü senin cebindeki o beş kuruş hep gülümseyen adam geliyor. Ve ben yazılanlara daha da güveniyorum
diyeyim. Paranın hangi yüzü güldürür ki insanı. Cevap vermeme gerek kalmadığı zamanları çok seviyorum. O zaman cevap veriyorum. Elinizde bir para olduğunu hayal edin ve bu parayla herşeyi alabildiğinizi hayal edin. Bunun gerçekte olması mutlu olan yüzü olabilirdi değil mi? Cevap verecektim ben durun cevap
vereyim… Yok cevap falan size. Eğer cevap oluşturmak isterseniz onu tamamen yok edin.


Çözüm biraz bu.

Ve ben sizi belki de böyle kandırmayı planladım. Biliyorum lanet olsun ki aşırı derecede ahmakça.
Sizi kandıracabilecek şeylerin ortak yönü. Hem sizde hemde diğerlerinde bir değere sahip olmasıdır.


Biliyor musun dostum?

Benim kendime bile değer vermediğimi. İşte bu yüzden kendime vereceğim değeri bile sizlere verdim
sizde onu alıp buna muhtaç kişilere verebilseydiniz keşke. O zaman biraz Tanrı’ya yardımcı olabilirdik. Çünkü Tanrı’nın bir eli yazarken diğer eli bizlere bişeyler veriyordu sanırım. Tek elle yapılan işler hep böyle oluyordu. Kimisine fazla gitti kimisi es geçti falan falan sen beni anlıyorsundur biraz.


Kİ buraya kadar anlamadıysan. Bu kağıdı kopart ve git poponu temizle. Anlayacak vaktin varsa ben ağzını temizleyeceğim bu kağıt parçasılarıyla. Biliyor musun bundan şüpheliyim fakat senin götün temiz sandığın kadar ağzın kirli.

Çünkü, çünkü dostum birbirinizin götünü yaladınız.

Götleriniz ter temiz, ağızlarınız kirlendi.

Biliyorum elbette bu kadar açık konuşmak gerekmiyordu.
Haziran 2015

İbrahim Öztürk @ibrahimozturk

Türkiye'deki ABD VE NATO Üsleri

1- Adana - İncirlik Üssü: 1954 yılından bu yana ABD'ye tahsis edilmiş durumda. ABD Hava Kuvvetleri 39. Ana jet üssü burada görev yapıyor. Üs ayrıca NATO deposu olarak da kullanılıyor. Irak'tan kaydırılan Predatörler (insansız hava araçları) de İncirlik'te bulunuyor.
2- Malatya - Kürecik: On yıllarca ABD'nin radar üssü olarak kullandığı üs, şimdi NATO'nun füze ka
lkanı projesi kapsamında radar üssü olarak kullanılıyor.
3- İzmir - Çiğli: İzmir Hava Üssü hem ABD hem de NATO'ya tahsis edilmiştir. ABD'nin Avrupa'daki kuvvetlerinin parçasıdır. ABD üste savaş uçakları, füze sistemleri ve 300 personel bulundurmaktadır. ABD'nin 16. Hava filosu burada konuşlandırılmıştır. Üs aynı zamanda NATO'nun Türkiye'deki en eski üssüdür. Şu an NATO karargahı olarak kullanılmaktadır.
4- Afyonkarahisar: Türkiye'nin en büyük NATO'nun ise 2. Büyük havaalanıdır. "Ana Jet Bakım Üssü" olarak kullanılmaktadır. Sivil uçuşlara açılması konusundaki çalışmalara NATO'dan izin çıkmamıştır.
5- Şile: Stinger füzelerinin fırlatılması için uluslararası standartlarda bir atış alanıdır.
6- Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığı: Irak savaşı sürecinde NATO tarafından getirilen AWACS'lar burada üslenmiştir.
7- Balıkesir 9. Hava Jet Üssü: Bu üsde 6 adet "vault" denilen füze rampası bulunmaktadır.
8- Muğla Aksaz Deniz Üssü
Ayrıca;
Ankara-Ahlatlıbel,
Amasya-Merzifon,
Bartın,
Çanakkale,
Diyarbakır-Pirinçlik,
Eskişehir,
İzmir-Bornova,
İzmit,
Kütahya,
Lüleburgaz,
Sivas-Şarkışla,
İskenderun,
Ordu-Perşembe,
Rize-Pazar,
Erzurum,
Van-Pirreşit ve Mardin'de NATO'ya bağlı Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezleri (CAOC6) bulunuyor. (Bu kadar nato ve abd üstlerinin türkiyenin işgal altında olduğunu göstermiyor mu?)819
Ekim 2015

Behüle Esgel Türk @behuleesgeltur

Ya sizce,

Ben oyumu mhp ye kullandım ama , Devlet Bahçeli ile bu iş olmaz milletvekili sayısı en az 20 adet düşer....... 
Şubat 2016

Tahir Kavbri @tahirkavbri

HER SİYASİLER KENDİ ZENGİNİNİ YARATIR

819
HER SİYASİLER KENDİ ZENGİNİNİ YARATIR
Iğdır, siyasiler, bugünki gibi kendi döneminin zenginini yaratmıştır.
Bizden olanlar” veya “Bizden olmayanlar bizden deyildir, ...
Iğdır, bu konuda da sınıfta kalmış iktidar zengini çıkmamıştır, sadece mevcut pasta diliminden biraz fazla alabilmek için birbirini tepelemeye çalışmaktadır!
Her şeyin Iğdır'ımiz ve insanları için hayırlı olmasını diliyoruz.


Şimdi bu yazıyı okuduktan sonra oturup düşünmenizi ve gerekiyor....
Onlar acı çekerken... Apar, topar giderler, beni şikâyet ederler....Vay lele, Vay lele. .
Şubat 2016

Gökhan Biçer @Denizcigokhan

Şubat 2016

Doğan Ataman @doganataman

Doğum günü!

Bu gün oğlum Deniz Can'ın doğum günü. Deniz Gezmiş'in adı nice denizlerde. 1 sevinç 1 hüzün. Deniz Gezmiş.
Mart 2017

Erol Ayyıldız @erolayyildiz

Referanduma doğru...

Referanduma Dair Hatırlatmalar ve Düşüncelerim:
1- 1982 Anayasası'nın değiştirilmesi gerektiği konusunda ülkede neredeyse herkes aynı fikirde. Sorun sadece bunun yangından mal kaçırır gibi acele, içeriğinin demokrasi kavramından uzaklaştıracak nitelikte ve bir dayatma şeklide yapılıyor olmasıdır.
2- Ülkemizde siyaset adına temel sorun: Parti içi demokrasinin olmaması nedeniyle başarısız siyasetçilerin liderliğinde ve yine onlar tarafından seçilen vekiller ile siyasal sistemin devam etmesidir.
Önerilen yeni sistemde olacak olan şey; parti içi demokrasi adına şikayetçi olduğumuz bu durum tek kişi sultası ve onun seçeceği insanların ülke kaderini belirleyecek şekilde daha da kötüleşerek devam edecek olmasıdır.
3- Referandumun tarafları ne sağ-sol, ne de dinci-laik, fetö-pkk veya başka bir düşünceyle kutuplaştırılamaz. Çünkü bu referandum hepimizin geleceğini aynı seviyede etkileyecektir. Geçmişte ülkenin kaderini belirleyen önemli yanlışlar yapan siyasilere hesap sorulamamasının boyutu bu yeni sistemde çok daha imkansız bir hal alacaktır.
4- Ekonomik ve sosyal yaşamdaki başarılı yönetim anlayışlarıyla alkışladığımız ve pek çoğumuzun orada yaşamanın güzel olacağını düşündüğü ülkelerde ülkenin kaderi bir kişinin eline bırakılmadığı gibi oralarda kurulan sistem denetlenebilir bir demokrasidir. Onların başardığı sistemin temel başarı nedeni; iyi bir eğitim süreci sonunda denetlenebilir, sosyal politikaları olan, başarısız ve yanlış siyasetçilerin kolayca sistemden uzaklaştırılabilir olmasıdır. Böyle bir yapının oluşabilmesi için eğitim sisteminin de düşünmeye, araştırmaya ve gelişmeye dönük bir yapıda olması gerekir.
5- Ülkemizi çevreleyen uluslararası tehlikeler nedeniyle her zamankinden çok daha dikkatli ve kenetlenmiş bir toplum olmamız gerekiyor. Bu referandum öncesi söylemlere baktığımızda bizleri arkadaşlarımız ve ailelerimizle %50-50 bölen bir anlayışın devamında bu kutuplaşma çatışmaya dönüştürülmek istenmektedir. Böyle bir çatışmanın halk içinde bir kazananı olmayacaktır, kazanan sadece düşmanlar olacaktır.
Ülkemize yeni bir anayasa lazım mı? Lazım. Peki bu anayasa kimler tarafından, hangi yöntemlerle, neyi amaçlayarak ve ne zaman yapılmalıdır? Normalde bu anayasanın yapılması gereken yer TBMM'dir. Ancak mevcut siyaset anlayışında meclisi oluşturan yapının aslında sadece 4 kişinin iradesiyle şekillendiğini düşündüğümüzde ne yazık ki TBMM halkın meclisi değildir. Yani bizlere seçim dönemlerinde sizi kim temsil etsin istersiniz sorusu sorulmadan, parti liderlerinin belirlediği adaylarla meclis şekilleniyor. Yani bizler TBMM yapısının oluşumunda sadece liderlere oy veren figüranlarız. Bu durumda meclisin tek başına anayasa değişikliği yapması işte bugün olduğu gibi kişiye dayalı bir sistem önerisi ile karşımıza çıkacaktır. Bu durumda model olarak kabul edilecek gelişmiş bir demokratik ülkenin anayasası akademisyenler önderliğinde oluşacak bir kurulca incelenerek azami şekilde ülkemize uyarlanabilir. Böyle bir yöntem hem işimizi kolaylaştıracaktır, hem de denenmiş olması nedeniyle başarı ihtimali yüksek bir sisteme kavuşmamızı sağlayacaktır. Bu tip bir çalışmanın olabilmesi için çok acele edilmemelidir, sanırım 2-3 yıl yeterli bir süre olacaktır.
Bu arayış olurken varolan siyasi yapıdan da AKP önderliğinde bir mutabakat hükümeti beklentisi ülkemizi günümüz risklerine karşı korumak adına doğru bir beklenti olacaktır.
Yukarıda sıraladığım açıklamalar gerekçesiyle bu referandumda "Hayır" diyeceğim.
Daha fazla

1349 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Demokrasi

87 Kullanıcı   47 Soru   166 Yanıt

Açılım

27 Kullanıcı   0 Soru   0 Yanıt

2010 Anayasa Referandumu

18 Kullanıcı   0 Soru   0 Yanıt

Dış Politika

98 Kullanıcı   20 Soru   53 Yanıt

Hüseyin Çelik (Milletvekili)

1 Kullanıcı   0 Soru   0 Yanıt

Plebisit

3 Kullanıcı   2 Soru   4 Yanıt

Anayasa Değişikliği

3 Kullanıcı   1 Soru   2 Yanıt