Bilmek istediğin her şeye ulaş

Siyonizm

Siyonizm, Filistin'de Yahudiler için yeniden bir vatan kurulmasına destek veren uluslararası Yahudi siyasi hareketi. Söz konusu alan, Tevrat'ta bahsi geçen ve İsrail Diyarı (İbranice: Eretz Yisra'el) adı verilen topraklardır. İsrail'in kurulmasından bu yana, Siyonist hareket de şekil değiştirerek öncelikle Modern İsrail devletinin desteklenmesi amacı ile varlığını sürdürmektedir. Siyonizm esas olarak Yahudi ulusu kavramının M.Ö. 1200 ile İkinci Tapınak döneminin sonları (M.S. 70 yılına kadar) arasında ilk olarak geliştiği İsrail Diyarı ile Yahudileri ilişkilendiren tarihi bağlar ve dini gelenekler kavramına dayanmaktadır. Büyük ölçüde Avrupa Yahudilerinin kıtanın dört bir yanında yükselen antisemitizme verdiği bir tepki şeklinde başlayan çağımızdaki hareketin kurucuları çoğunlukla laik Yahudilerden oluşmaktadır. Siyonizm, modern milliyetçilik görüngüsünün bir koludur. Başlangıçta, asimilasyona ve Yahudilerin Avrupa'daki durumuna karşı alternatif tepkiler sunan çok sayıdaki Yahudi siyasi hareketinden biri olan Siyonizm, hızla büyümüş, Holokost'un (Yahudi Soykırımı) ardından da Yahudi siyasi hareketleri arasında hakim güç halini almıştır. Siyasi hareket, Avusturya-Macar gazeteci Theodor Herzl tarafından, Der Judenstaat (Yahudi Devleti) adlı eserinin yayımlanmasının ardından, 19. yüzyılın sonlarında resmen kurulmuştur. "İsrail Diyarı"na Yahudi göçünü teşvik etmeyi amaçlayan hareket, sonunda Yahudiler için bir anavatan olarak İsrail'i kurma hedefine 1948 yılında ulaşmıştır. Savunucuları, Siyonizmin amacını Yahudi ulusu için kendi kaderini tayin olarak görmektedir. İsrail'de yaşayan Yahudilerin dünya üzerindeki Yahudiler içindeki payı hareketin hayata geçirilmesinden bu yana sürekli olarak artmıştır. Bugün, dünyadaki Yahudilerin yaklaşık yüzde 40'ı İsrail'de yaşamaktadır. Amerika Birleşik Devletleri'nde de benzer sayıda Yahudi yaşamaktadır (bakınız Amerikan Yahudileri), ancak bu rakamın İsrail'e oranla azalmaya devam etmesi beklenmektedir.

Ekim 2016

Burçin Gökgöz  yeni bir  gönderide  bulundu.

HAİM NAHUM DOKTRİNİ

Haim Nahum doktrini;
şu ana fikir kümelerinden oluşmaktadır. Türkleri savaşla yıkamazsınız. Türkleri yıkmak için;
Türk Milleti’ni aç bırakacaksınız. Yani ekonomik üretkenlikten el çektirerek kendisine özgüveni olmayan bir topluluk yapacaksınız.

*Türk Milleti’ni işsiz bırakacaksınız. Yani üretkenlik melekelerini yok edeceksiniz. Gerekirse onlara bir tarım toplumu olmayı bile çok göreceksiniz. Onların ahırlarla, sığırlarla ve hayvanlarla meşgalesine bile yani hayvancılık yapmalarına bile meşakkatler getireceksiniz.

*Türk Milleti’ni borca esir edeceksiniz. Türk Devleti’ni borçlandırmak yetmez. Fert fert bu milleti borçlandı
racaksınız. ” Onurum, ömrümden uzun olsun
şuur sadeliğindeki bir millet borçlandırılabilirse, yok edilmesi kolay olacaktır.

*Türk Milleti’ni dininden yani gerçek İslam’dan uzaklaştıracaksınız. İşte bu dört şartı yerine getirmeden Türk Milleti’ni tarih sahnesinden silmek için savaşmayınız. Eğer bu şartlar tekâmül etmeden savaşırsanız, kazanamaz yenilirsiniz.

Türkiye’yi pazarlıyoruz mantığı ve devleti küçültüyoruz iddiasının neticesinde, emperyalist ülkelerin şirketleri ülkemizde ezici ve orantısız bir boyutta devleşmiştir. Milletimiz ekemez, biçemez, dikemez ve üretemez olmuştur. Bu gün milletimiz her türlü üretme becerisi unutturularak, himaye mantığı ile hayat sürdürmenin eğilme kolaycılığına alıştırılarak çok mübalağalı bir sadaka anlayışına terk edilmiştir. Milletimizin büyük çoğunluğunun zihin ve midesi; kapısına bırakılacak erzak ve iaşe ile geçinmenin zorluğuna terk edilmiştir.

Ülkemizde; üretimin önüne, tarımın önüne, hayvancılığın önüne, sanayileşmenin önünde son dokuz seneden beri takozlar inşa edilmiş, ancak emperyalizmi kanlandıracak tüketim sarhoşluğu ise adeta teşvik edilmiştir. Ülkemizde üretim ve tüketim dengeleri arasına müzakere edilmeyen ve tedbirine yanaşılmayan bir karakter öldürücü yaban virüsü girmiştir ve tüm bedeni her geçen gün daha da zayıf düşürmektedir. Tüm bu nedenlerin neticesi olarak ülkemizde işsizlik oranları dağlar kadar yüksek seviyelere oturmuştur.

Bunlara ilaveten, ülkemizde özel teşebbüsün 200 milyar dolar borcu, devletin 220 milyar dolar borcu, millet olarak ferdin 110 milyar dolar borcu ve bu ülkenin nihai olarak toplam 530 milyar dolarlı
k devasa bir borç stoku her geçen gün daha da artarak yükselmektedir.

Avrupa Ülkeleri yaklaşık 200 yıldan bu yana, insan haklarını, adaleti, eşitliği, özgürlüğü ve kalkınmayı ulaşabildikleri tüm dünya ülkelerine cömertçe sunmanın gayreti içerisinde olduklarını, demokrasi bahanesini de öne sürerek kullanmışlardır. Gerçek olan ise, tüm bu çaba ve söylemleri ile sömürge karakterlerini tüm mazlum milletler üzerinde acımasızca icra etmekten başka bir kaygı taşımamışlardır.

Mısır hahamı olan Siyonist Haim NAHUM 1923 yılında Lozan antlaşması öncesinde Avrupalı dostlarına ve mason loca şeflerine şöyle seslenmiştir. '' Yanlış yapıyorsunuz; Anadolu'yu işgal etmekle Müslüman Türkleri sindireceğinizi mi sanıyorsunuz? Hayır, birkaç yıl içinde bu milletin yeniden dirileceğini, toparlanıp derleneceğini hesaba katmıyorsunuz! Öyleyse yapılacak şey; Lozan antlaşmasıyla bunlara bir fırsat tanıyıp, bu zaman içinde İslamiyet'ten uzaklaştıracak, din ve tarih şuurunu unutturacaksınız. Müslüman Türkler, bir iman ve ahlak tahribatı süreci geçirmelidirler. Ekonomileri çökertilmeli, siyasi partilerden gazetecilere, hepsi ele geçirilmelidir. Onlar, ülkelerini parsel parsel satacak hale getirilmelidirler. Yumuşak ve kolay lokma yapıldıktan sonra ise, Türkiye parçalanıp büyük İsrail'e katılmalıdır. '' demiştir.


Bu kocaman cümle tamamen Siyonist Haim NAHUM’a aittir. Korkulacak bir şey yoktur. Korkudan bayılıp ölünecek bir durum vardır. Çünkü bizlerden hariç herkes görevini yapıyor. Yine çok korkunuz ve korkudan ölünüz! Çünkü herkeslerin haricindeki bu sessiz yığınlar, uyku suskunluğundadırlar. Çünkü bu ölüm uykusuna yatmış sessiz yığınlar ölümün sekaret nöbetindeler. Hoşça kalın…(Fahrettin Korkmaz'ın yazısıdır)
Eylül 2014

Balık, bir soruya yanıt verdi.

Siyonizm komplosuna inanır mısınız?

Halen de komploları sürmektedir;
  • Işid'deki medyada defalarca gösterilen infaz görüntüleri tarihe geçecek kadar önplana alındı fakat daha sonradan bunların montajlı görüntüler olduğu ortaya çıktı. Mesela rüzgarın etkisine dikkatlice baktığınızda infaz edilmekte olan adamın turuncu elbisesi rüzgardan hareket etmektedir ama arkasındaki bitkiler hiç hareket etmemektedir. Yani bildiğiniz yeşil arkaplan üzerine fotoğraf giydirme tekniğiyle arkaplana çöl mekanı montajlanmıştır. İnfazı yapanın İngiliz aksanı ile konuşması, amerikadaki hapisanelerde giyinen turuncu elbise vs. cabası. Kim bilir nerede ve kimler tarafından yapılan bir kayıt.

  • Dünyaca ünlü bilim adamı denilen Stephen Hawkins sadece diliyle değil zihniyle de konuşamamaktadır. Bu adama makine aracılığıyla söyletilen teorileri insanların inanmasını istedikleri teorileri meşrulaştırmak üzeredir. Eğer adamın bir röpörtaj videosuna dikkatlice bakarsanız adamın gülmesi gerektiği yerde güldüğü sahne parça halinde alınıp montajlandığı olmuştur. Kaldıki zihindeki düşünceleri seri bir şekilde cümleye döken bir cihaz icad olmadan önce (ki halen icad olduğuna inanmak güçken) bile hawkins nasıl oluyrsa yıllardır bir makineyle konuşuyor hatta bilimsel görüşleri dünyada popüler bir yer almış vaziyette, "popüler olmuş" demek için insanların kendilerinin sürekli sözlerini paylaşması gerekirdi dikkat ederseniz daha çok medya paylaşıyor.

  • Facebook ve Twitter sosyal paylaşım adıyla popüler olup aslında toplumsal verileri toplamak amacıyla kurulmuştur. Selfie ise bu platformu kullananların özünde kim olduklarını fotoğraflarıyla ortaya çıkarılmak için popüler hale getirilmiş bir trendir. Dikkat ederseniz önce ünlüler hatta amerika başkanı obama bu teşvike alet olmuştur. Zaten facebook'un veri merkezine amerika devletinin ziyaretleri olduğu söylenmektedir. Eğer kendi çıkarlarına iş yapmasalardı şuanda facebook'dan daha önce icad edilmiş, yahudilerin kurmadığı sosyal paylaşım siteleri meşhur olurdu.

  • Rihanna, Lady Gaga, Katty Perry, Miley Cryus, Britney Spears... vb. ünlüler zaten siyonizme çalışmakta oldukları videolarında verdiği benzer işaretlerden belli olmaktadır. Eğer sadece kendi karakterlerini temsil etselerdi hepsi aynı işaretleri yaparak kendilerini ele vermek istemezlerdi. Bile bile ve göstere göstere yapmaları ortada dönen oyunu gözler önüne seriyor.
Nisan 2014

Rukiye Koksal, bir soruya yanıt verdi.

Siyonizm komplosuna inanır mısınız?

SANDY TOLAN Limon Ağacı okumanızı tavsiye ederim. Çok ayrıntılı, belgelere dayanarak ve tüm çıplaklığıyla anlatmış.

1 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.