Bilmek istediğin her şeye ulaş

Sonsuzluk

Sonsuzluk her ne kadar popüler düşüncede bitmeyen, zamansız ve zamanla tanımlansa da; birçok kişiye göre zamanın dışında bir zamansızlık varoluşu olarak tanımlanmıştır. Birçok sonsuzluk tanımı mevcuttur, bunlardan en belirgin olanı Aristo'nun maddenin, hareketin ve zamanın sonsuza dek varolduğunu önermesidir. Sonsuzluk, bir bakımdan ise sonu olmayan demektir. Bazı felsefeciler, sonsuz çeşit sonsuzluk olduğunu ileri sürmüşlerdir. Sonsuzluk biçimleri zamansal, mekansal, sayısal olarak olarak en fazla tanımlanan sonsuzluk çeşitleridir.

Temmuz 2016

Insan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Sonsuzluk

Sonsuzluk kelimesi ne kadar da anlaşılmaz geliyor, değil mi? On değil, on üzeri on değil, on üzeri on üzeri on değil, Graham sayısı değil, hatta bu sayılar sonsuz yanında bir kum tanesinin evrene oranında kat kat daha küçük hatta 0 kalır. Muazzam, akla mantığa sığmaz bir şey sonsuzluk.
Ama lakin ki, aslında sonsuzluk hayatın ayrılmaz parçası.
"Zaman"ı düşünürsek en kısa zaman parçası nedir? Bilim belki buna bir sınır getirmiş olabilir ama bir sınırı yoktur. 1 saniye mi, mikrosaniye mi, Jiffy mi, Planck zaman sabiti mi? Hiç biri değil, sonsuz kısa, hiçlik. En uzun zaman dilimi? Sonsuzluk.
"Mesafe"yi düşünelim. En kısa mesafe, sonsuz kısa, hiçlik. En uzun mesafe sonsuz uzun.
En küçük madde, -atom, elektron falan değil- sonsuz küçük. En büyük madde, sonsuz büyük.
En büyük sayı sonsuzluk en küçük pozitif sayı "0"(0 sonsuzluktur.).
Her varlık, her sayı, her süre bir sonsuzluktur; sonsuz tane yokluğun bir araya gelmesiyle oluşur (Bunu anlamayan varsa matematikte "limit" konusunu inceleyebilir).

Var olmak bir sonsuzluktur.
Bilinç sahibi olmak sonsuzluktur.

Bir insan sonsuzluktur.
Buraya kadar yazdığım şeyler herkes tarafından kabul edilen şeylerdir. Yine de çatıştığınız şeyler varsa yorumlayın.

PEKİ AMA NEDEN?
Neden bu kadar sonsuzluk var hayatta.
Neden bu kadar sonsuzluk var hayatta biliyor musun? Sence neden? Neden yani neden?
Bunlar nereden geliyor?
İnsan düşündükçe ne kadar aciz olduğunu anlıyor.
Ama size de bu sonsuzlukların bir arada dansı, bunlardan başka, üstün ve bunları bir arada dans ettiren bir sonsuzluğun işareti gibi durmuyor mu ?
Beğenin-beğenmeyin yorumlarınızı bekliyorum.
Kasım 2013

Özgür Ersoy  yeni bir  gönderide  bulundu.

Bi Tanesin

Maviyi çağrıştırıyor bana belki de gök yüzünün yansımasıdır, bilemiyorum. Kıyısında bulduğum terbiye edilmiş yassı taşları fırlatıyorum. 1, 2, 3... Her taştan sonra birkaç damla su yükseliyor ve insanın içini doyumla dolduran büyük maviliğe, evine dönüyor. Konuşuyor benimle adeta. Bazen yanında olmasam da biliyorum orada; kıyının bittiği, sonsuzluğun başladığı yerde. Sanki her şeyin başı ama her şeyi hiçbir şey yapmanın gerekliliği durumunda yanı başında bitiveren tarifi anlamsız ve imkansız ufuk dediğimiz çizgiden ibaret. Bazen düşünüyorum da hiç görmemiş birine nasıl anlatırım bu sonsuzluğu. Beni sürekli şaşırtan, aptallaştıran güzel bir kız veya Tanrı'nın dünyadaki yansıması desem anlar mı ki ya da her şeyini bildiğim ama yine de gizemli, belki sevimli belki de sakin bir o kadar da hırçın, ne yapacağı belli olmayan, sürekli rest çeken ama elini belli etmeyen, en sevimsiz kenti bile güzelleştiren, en derine inmeye kimsenin cesaret edemediği, ismi kolay tanımı zor. Kısaca Tanrı'nın göz yaşları veya Dünya'nın kalbi diyorum ben ona.
Ekim 2013

Ahmet Avcı, bir soruya yanıt verdi.

Sonsuzluğu anlamak, hissetmek mümkün müdür? Sonsuzluğu tanımlar mısınız?

Sonsuzluğu anlamak, hissetmek, tanımlamaksa mesele, bazı düşünce teknikleri, yaklaşımları var, onlar kullanılabilir.

Bu sitede de verildi, bir yaklaşım var, -adını unuttum, boyutları anlamak için bir yaklaşım, oradaki bir yaklaşımdan kesit alırsak;

Şayet iki boyutlu bir dünyada yaşıyor olsaydık, yani iki boyutlu bir kağıt üzerinde, mürekkeple çizilmiş bir insan şekli, dört yöne gider ama, derinlikte hareket edemez. Buna bakan ve üç boyutlu dünyada yaşayan insan, iki boyutluda yaşayanı nereye giderse gitsin tam olarak görür, diğeri ise ne görür, ne de üçüncü boyuta açılabilir.

Şimdi iki boyutlu dünyada yaşayan insana bir sonsuzluk verelim.

Kağıdı rulo yapıp, üst üste yapıştırdığınızda, iki boyutlu dünyadaki insan, ne kadar yürürse yürüsün, yürüyüşü bitmez, onun için ileri ya da geri giden yol sonsuzdur.

İyi de ya yukarı-aşağıya giderse, şimdi ruloyu çözelim ve kağıdı küre haline getirelim. Artık bütün yönler iki boyutlu insan için sonsuzdur, son yoktur, ancak üç boyutlu insana göre, bu sonsuzluğun boyutları bellidir, sonsuzluğu büyüklükle alakası yoktur bir üst boyut için.

Bu yaklaşımla, zaman boyutu ile beraber şu an yaşadığımız boyut bizim için sonsuzdur. Zira zaman boyutu bizim bu boyuttan çıkmamızı engeller ve sonsuz kılar. Evrenin henüz genişlemekte olan en dış kısmına ulaşsak ve daha da hızla dışına doğru taşsak, en geride tüm evrenin bir nokta haline geldiğini ve kaybolduğunu, buna karşın önümüzde var olduğunu görürüz. Aynen rulo yapılan kağıttaki, ek yerinden tekrar aynı yere dönmek gibi.

Evrenin bir büyüklüğü var, ancak sonsuz, ya da sınırsız. Ancak büyüklüğünü ancak bir üst boyutta yaşayan görebilir.

Nasıl biz iki boyuttaki bir insan ne yaparsa yapsın görebiliyorsak, bizim bir üst boyutumuzda da bakan birisi, bütün zaman scalasında tüm zamanı eş zamanlı görebilir. Geçmişi de, geleceği de görebilmek, dinde de var bu yaklaşım, olacağı gaybı bilmek bağlamında.

dolayısıyla bu tür teknik bakışlar, yaklaşımlar bu tür konuları düşünmeye yardımcı olur.
Temmuz 2013

Hüseyin Boyacı, bir soruya yanıt verdi.

Sonsuzluğu anlamak, hissetmek mümkün müdür? Sonsuzluğu tanımlar mısınız?

Varlığına inandığım, ama bizim dünyamızda (boyutumuzda vs ne denirse) tanımlanamayacağını veya anlaşılamayacağını düşündüğüm bir kavram... Hissetmeye gelince, neden olmasın ? dünya üzerinde insanoğlunun kurduğu düzen herşeyi kalıplara sokma çabasına girdi, hissettiklerimiz dahil. En başta 'dil' kavramı buna sebep oldu. Kalıplara girebilen duygular ciddi bir miktar özlerini kaybetseler de hayatımızda bir şekilde varoldu, giremeyecek kadar saf ve güzel olanları ise geçmişte biryerlere gömdük. Kimbilir, belki de gömdüklerimiz arasında biryerlerdedir sonsuzluk da...
Temmuz 2013

Yiğit Yıldırım, bir soruya yanıt verdi.

Sonsuzluğu anlamak, hissetmek mümkün müdür? Sonsuzluğu tanımlar mısınız?

Ben bu nokta da biraz kuşkucu yaklaşıp herşeyin sonu vardır eğer bir şeyin sonunu tespit edemiyorsak sadece o şey hakkında yeterince bilgi sahibi değilizdir derim
Nisan 2012

Murat Keskin, bir soruya yanıt verdi.

Sonsuzluğu anlamak, hissetmek mümkün müdür? Sonsuzluğu tanımlar mısınız?

Eğer sonu tanımlarsak, işimiz kolay olur son dediğimiz ne ki ölüm mü? Şahsen bu kadar üstün niteliklerde olan insanın, ölerek çürümesi bütün üstün özelliklerin kaybolması, çok saçma. Çok eski tarihlerdeki yapılan mezarlar da dahi ölen kişi dirilince kullansın diye şahsi eşyaları vardı.


Tanımını aradığımız şey galiba biziz, yani insan. Hiçbir insan birbirine benzemez, bunun sebebi ruh suretimizin şeklidir. Beden ruhun etrafını sarmış, bir streç film gibidir, ruh ise milyonlarca hissiyattan duygudan oluşur, bu duygular akli-vicdani-hevesi'dir. Bizlerin bu bağlamlarda yaptığımız seçimlere göre ruhumuzun şekli belli olur. Beden çürüse de ruh çürümez.


Ruhun bir kanıtı da, evrenin enerji döngüsüne baktığımızda, enerji dönüşür, konvert olur (dönüşür), yani çevremizdeki her şey bir konverterdir (dönüştürücüdür). Peki bu kadar malzeme iç içe iken neden rastgele her yerden insan veya hayvan bedenleri çıkmıyor. "Son" ya da "Sonsuzluk" zamani bir kavramdır. Zaman yoksa son ya da sonsuzluk olmaz.

Nisan 2012

Sevgiseli, bir soruya yanıt verdi.

5 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.