Bilmek istediğin her şeye ulaş

Sözleşme

İki ya da daha fazla kişi arasında yapılan ve koşullarına uyulması yasayla desteklenmiş olan anlaşmalara sözleşme denir. Tarafların birbirine uygun irade açıklamalarıyla yapılan bir hukuki işlem olan sözleşmenin genel olarak belirli bir biçimde yapılması zorunlu değildir. Ama bazı tür sözleşmelerin belirli biçimde yapılması yasalarda öngörülmüştür. Örneğin, taşınmaz malların satış sözleşmesinin resmi biçimde yapılması zorunludur. Sözleşmenin yazılı biçimde yapılması anlaşmazlık durumunda kanıtlamayı kolaylaştırmak için de yararlıdır. Sözleşme, taraflardan birinin yaptığı bir önerinin karşı taraf ya da öteki taraflarca benimsenmesiyle oluşur. Bir sözleşmede tarafların karşılıklı çıkarları bulunur. Örneğin herhangi bir malı satın alırken yapılan iş sözlü bir sözleşmedir. Alıcı mala karşılık bir fiyat önerir ve satıcı bu öneriyi kabul ederse parayı alıp malı teslim eder. Bu durumda sözleşme yapılmış ve sözleşme koşulları yerine getirilmiştir. Bir sözleşmenin geçerli olması için tarafların sözleşmeyi özgür iradeleriyle ve bilinçli olarak yapmış olmaları gereklidir. Taraflardan birinin zorlanması, korkutulması ya da aldatılması yoluyla yapılan sözleşmeler geçersizdir. Yasalara göre ergin sayılmayanlar, akıl hastaları, çocuklar sözleşme yapamaz. Konusu yasalara ya da ahlaka aykırı sözleşmeler yapılamaz. Sözleşmenin taraflarından biri sözleşmede belirtmiş olan yükümlülüklerini yerine getirmezse karşı taraf mahkemeye başvurabilir. Mahkeme haksız tarafı yükümlülüğünü yerine getirmeye zorlar ya da sözleşmeye uyulmasından doğan zararın ödenmesine karar verir. Tazminat denen bu ödemeye karar verilmesi için zarar gören taraf zararını kanıtlar.

Mayıs 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

İNTİHAR SÖZLEŞMESİ-BİRLİKTE YAŞAYIP BİRLİKTE ÖLENLER

“Sıradan dindarlık bu işte yalnızca bir cinayet görür, duygu hayran kalır ve akıl suskundur”
İntiharı anlamaya çalışmak, karanlık bir odaya anahtar deliğinden bakmaktan farksız. Verili bilgiler, teoriler, istatistikler sayesinde anahtar deliğinden gördüklerimizi yorumlamaya çalışıyoruz. Oysa, fazlasıyla kişisel bir duyarlılığın sonucu olarak ortaya çıkan intihar edimi, tastamam kavrayabileceğimiz bir fenomen değil. Nicel gözlemler bize intiharın nedeni açıklayabilir ne olduğunu değil.

Evet, intihar ürkütücü konu ama bir o kadar da ilgi çekici. Uçurum misali; siz ona baktıkça, o da size bakar. Bu uçurumun en gözü pek üyeleri ise hiç kuşkusuz birlikte intihar edenlerdi.

848


Lyon Aşıkları
Lyon Aşıkları intihar tarihinin en ilginç olaylardan biriydi kuşkusuz. 1770 yılında yaşanan olayın kahramanları Faldoni ile Theresa isimli iki sevgilidir. Faldoni, yakın zamanda öleceğini öğrenir. Durumu öğrenen sevgilisi Therese, onsuz yaşayamayacağını düşünür ve iki sevgili birlikte ölmeye karar verirler. Her ikisinin de kalplerine bir tabanca doğrulmuş ve tabancanın tetiklerine bağladıkları ipin diğer ucu sevgililerin ellerine bağladır. İki sevgili ellerini kavuşturmak için birbirlerine uzattıklarında silahın tetiği çekilir ve genç sevgililer beraberce ölüme giderler. Olay hem yankı uyandırır, hem hayranlık. Rousseau ‘Julie, or the New Heloise’ isimli kitabında “Sıradan dindarlık bu işte yalnızca bir cinayet görür, duygu hayran kalır ve akıl suskundur” diye yazar Lyon Aşıkları için. 1783 yılında ise Fransız yazar Nicolas-Germain Léonard ‘Therese ve Faldoni’ isimli romanında anlatır onları. Onlarca insanı intihara sürüklemiş, intiharı neredeyse bir modaya dönüştürmüş olan ‘Genç Warther’in Acılıarı’nın olaydan sadece dört yıl sonra yazılmış olması, Avrupa’daki intihar salgınları ile dönemin romantik edebiyatı arasındaki ilişkiyi belgeler niteliktedir.

Heinrich von Kleist ve Henriette Vogel
Heinrich von Kleist ve Henriette Vogel çiftinin Lyonlu Aşıklar’dan çok farklı olduğu söylenemez aslında. Henriette Vogel, kansere yakalanır ve olayın ciddi boyuta ulaştığını öğrendiğinde Kleist’ten kendisini öldürmesini isteyince Kleist birlikte intihar etmeyi teklif eder ona. Anlatılanlara göre Henriette Vogel, Kleist’in intiharı teklifi ettiği ilk kişi değildir. Daha önce de birlikte intihar etmeyi teklif ettiği kadınlar olmuş. Birlikte ölebileceği birilerini arayıp duran Kleist, Henriette Vogel sayesinde amacına ulaşır. 21 Kasım 1811 günü Berlin’de bulunan Kleiner Wannsee gölü kıyısında birlikte kahvaltı ettikten sonra Kleist, Vogel’i tabanca ile kalbinden vurur, hemen ardından da silahını kendi ağzına dayar ve tetiğe basar. Olay kısa sürede bir efsaneye dönüşür. Mademe de Stael, olayın halkın üzerinde kötü etkiler yaratabileceğini düşünerek olayı kınar. Heinrich von Kleist, geride bıraktığı veda mektubunda “Ben gidiyorum çünkü bu hayatta artık benim için öğrenilecek ya da kazanılacak hiçbir şey kalmadı. Fakat asıl mesele şu ki: Bana bu gezegende hiçbir zaman bir yardım eli uzanmadı, ” diye yazar. Henriette Vogel ise kocasına şunları yazar: “Çok sevgili Louis’im! Yaşamaya daha fazla dayanamayacağım. Demirlerden bir yumruk yüreğimi eziyor. Buna hastalık de, zayıflık de, ne dersen de rahatsızlığımı ben de adlandıramıyorum. Söyleyebileceğim tek şey, ölümümü mutlulukların en büyüğü olarak düşündüğümdür. […] Hayata olduğu gibi ölümde de benim sadık yoldaşım olmak isteyen Kleist, yaşamdan ayrılmamı sağlayacak. Sonra kendini öldürecek. Ağlama üzülme, benim mükemmel Vogel’im. Çünkü pek az ölümlünün ayrıcalıklarına sahip olabileceği bir ölümle ölebileceğim. En derin aşkla taşınarak, dünyevi mutluluğu ebedi mutlulukla takas edeceğim. ” Goethe Kleist için; “Onunla ilgilenmek konusundaki arzum ne kadar içten olsa da o, doğanın onun için belirlemiş olduğu güzel hedeflere rağmen ölümcül bir hastalığın yemi olacak bir kişiymişçesine, bana ürküntü ve dehşet esinlendirmekten geri kalmadı, ” demişti.

Osamu Dazai -Tomie Yamazaki
Osamu Dazai de tıpkı Kleist gibi birlikte ölebileceği birini aradı hep. Dazai’nin Kleist’ten farkı bu işi daha önce tek başına da denemiş olmasıdır. Başarısız intihar girişimleriyle doludur onun yaşamı. Bohem yaşamını ölüme adamıştır sanki. İdolü olarak gördüğü Ryūnosuke Akutagawa’nın intiharı ise onu başka türlü etkiler. İlk intihar girişimi de Ryūnosuke Akutagawa’nın intiharında hemen iki yıl sonradır. Henüz yirmi yaşındayken, bir sınav öncesinde uyku hapları alarak intihar girişiminde bulunur. Günlerce komada kaldır. Ertesi yıl 1930’da ise Tanabe Shimeko ile tanışır ve onunla intihar girişiminde bulunur. Tanabe Shimeko ölür fakat Dazai kurtulur. 1935’te kendini asmayı dener ancak bu sefer de ip kopar. Bir geyşa ile evlenir, onun karşısında kendini öldürmenin hayalleri kurar. 39 yaşına birkaç gün kala, 1948 yılında intihar etmeyi başarır Osamu Dazai. Yanında ise kendisine eşlik eden Tomie Yamazaki vardır. Çift, ılık bir akşamüzeri birlikte alkol aldıktan sonra civardaki bir kanalın sularına bırakırlar kendilerini. Dazai, “Doğmuş olduğum için beni affedin, ” diye yazmıştı geride bıraktığı notta. Yazdığı not, ‘İnsanlığımı Yitirirken’ isimli kitabının da giriş cümlelerinden biridir.

Stefan Zweig ve Lotte Altmann
Stefan Zweig ve Lotte Altmann’ın intiharı ikinci dünya savaşının sürdüğü yıllara denk düşer. Toplumsal yaşamın alt-üst olduğu dönemlerde gerçekleşen intihar vakalarını Anomik intihar olarak tanımlar Durkheim. Na var ki, Durkheim’ın intihar sosyolojisine en büyük itiraz edenlerin başında gelen Jack D. Douglas; İntiharın evrensel bir tanımı olamayacağını, intihar vakalarının ahlaki, toplumsal ve kültürel olarak birbirleriyle farklılık göstereceğini söylüyordu. Stefan Zweig ve Lotte Altmann’ın intiharını Anomik intihar olarak genellemek elbette mümkün ama bu onların yaşadığı alt üst oluşu kavramamıza yetmeyecektir.
Stefan Zweig, 22 Şubat 1942 günü yazdığı veda mektubunu imzaladıktan sonra masanın üstüne koyar. Lotte Altmann ile birlikte yoğun dozda uyku ilacı aldıktan sonra beraber yatağa uzanırlar. Veda mektubunda şunlar yazılıydı: “Kendi arzumla ve olanca aklımla yaşamı terk etmeden önce son bir görevi yerine getirmem gerekiyor: Bana ve çalışmama bunca hoş ve bunca misafirperver bir durak sunmuş olduğu için bu harikulade ülkeye, Brezilya’ya içtenlikle teşekkür etmek. Gün güne onu daha çok sevmeyi öğrendim ve esasen başka yerde hayatımı baştan sona yeniden kurmayı istemezdim, çünkü kendi dilimin dünyası benim için kayboldu ve tinsel vatanım olan Avrupa kendisini yok etti. Ama altmış yaşında, her şeye yeniden başlamak için olağanüstü güçler gerekiyordu ve benimkiler vatansız sürüklenmelerle geçen yıllar içinde tükenmişti. Bu yüzden, entelektüel çalışmanın her zaman için en arı sevinci ve bireysel özgürlüğün bu dünya üzerindeki en üstün iyiyi temsil ettiği yaşama, zamanında ve başını eğmeden son vermeyi yeğlenmesini buluyorum. Bütün dostlarımı selamlıyorum! Uzun geceden sonra şafağın ışıklarını yine görebilirler mi? Ben fazlasıyla sabırsızım, onları önceliyorum. ”

Arthur Koestler ve Cynthia Jefferies
Arthur Koestler ve Cynthia Jefferies, 3 Mart 1983’te Montepillier Square’deki evinin solunda ölü bulundu. Arthur Koestler, bir koltukta oturmuştu ve son kez yudumladığı konyak kadehi hala elindeydi. Eşi, Cynthia Jeffries ise bir divana uzanmıştı. Yanındaki masada bir kadeh viski duruyordu. Her ikisi de aşırı dozda uyku ilacı almıştı. Arthur Koestler, geride bıraktığı mektubunda “ Eğer bu girişimim sonuçsuz kalırsa, ya da eğer bana yapılan şeyi daha fazla denetleyemeyecek ya da dileklerimi aktaramayacak bir durumda fiziksel ve zihinsel yönden çökmüş olarak hayatta kalırsam, kendi evimde ölmeme izin verin” diye yazmıştı. Eşi Cynthia içinse “
Hayatımın son dönemindeki mutluluğu ona borçluyum, ” diyordu.

Arthur Koestler, Lösemi hastası olmakla birlikte ‘Gönüllü Ötanazi Derneği’nin de başkan yardımcılığını yapıyordu.

848
André Gorz ile Dorine

André Gorz ile Dorine
André Gorz ile Dorine, 24 Eylül 2007′de birlikte ölümü seçerler. Dorine 20 yıldır bir hastalıkla boğuşurken André Gorz da ona eşlik ediyordu neredeyse. Son mektubunda André Gorz, Dorine için şöyle yazmıştı: “Yakında seksen iki yaşında olacaksın. Boyun altı santim kısaldı, olsa olsa kırk beş kilosun ve hâlâ güzel, çekici, arzu uyandırıcısın. Elli sekiz yıldır birlikte yaşıyoruz ve ben seni her zamankinden çok seviyorum. Sadece benimkine değen bedeninin sıcaklığıyla dolan, kahredici bir boşluk taşıyorum göğsümün tam ortasında yeniden.
Bir süredir içimi kemiren sorunlara geçmeden önce bu basit şeyleri sana bir kez daha dile getirme ihtiyacındayım. Birlikteliğimiz benim hayatımdaki en önemli şey olduğu halde, yazdıklarımda neden bu kadar az yer alıyorsun? Neden Le Traître’de (Hain) seninle ilgili yanlış ve gerçeklikten uzan bir imge yarattım? Bu kitap sana olan bağlılığımın, yaşam arzusuyla dolmama fırsat veren belirgin bir dönüm noktası olduğunu göstermeliydi. Yedi yıl önce yaşamaya başladığımız güzelim aşk hikayesi neden orda yer almıyor peki? Neden senle beni büyüleyen şeyin ne olduğunu söylemiyorum? Senin kendi arkadaş çevren varken, sen Lozan’daki bir tiyatro topluluğuna dahilken ve seninle evlenmeye kararlı bir erkek seni İngiltere’de beklerken, ben seni neden “kimseyi tanımayan, tek kelime Fransızca bilmeyen, ben olmadan ayakta kalamayacak” zavallı bir yaratık gibi sundum?
Le Traître’i yazarken hedef edindiğim derinlemesine incelemeyi gerçek anlamda yapmadım. Anlamam, açıklığa kavuşturmam gereken çok soru var. Anlamını tümüyle kavramam için aşkımızın hikâyesini yeniden kurmaya ihtiyaç duyuyorum. Birbirimizin aracılığıyla ve birbirimiz için olduğumuz kişiler haline gelmemizi mümkün kılan bu hikâye oldu. Ne yaşamış olduğumu, birlikte ne yaşamış olduğumuzu anlamak için yazıyorum sana.
Hikâyemiz neredeyse bir yıldırım aşkı gibi çok güzel başladı. Tanıştığımız gün, seni poker oynamaya razı etmek isteyen üç erkekle sarılıydı etrafın. Kızıl kestane gür saçların, sedef gibi bir tenin ve İngilizlere özgü ince bir sesin vardı. İngiltere’den yeni gelmiştin ve erkeklerin üçü de kötü bir İngilizce konuşarak senin dikkatini çekmeye çalışıyordu. (…)
Haziran 2013

Gündüz Ayar, bir soruya yanıt verdi.

Vekalet sözleşmesi ile eser sözleşmesi arasındaki farklar nelerdir?

Vekalet sözleşmesi iş görme amacını güden, diğer bir deyişle, konusunu insan emeğinin veya faaliyetlerinin oluşturduğu sözleşmelerdendir. Vekalet sözleşmesinin çeşitli türleri vardır. Borçlar Kanunumuz 386-398′inci maddelerinde adi vekaleti düzenledikten sonra, onu izleyen maddelerde itibar mektubu, itibar emri, tellallık (simsarlık) gibi vekaletin diğer türlerini ele almaktadır. Vekalet sözleşmesiyle bir kimse (vekil); vekalet verene (müvekkile) karşı bir işin yönetilmesini veya bir hizmetin görülmesini yüklenir. Buradan da anlaşılacağı gibi, vekalet sözleşmesi amacı itibariyle hizmet ve eser (istisna) sözleşmelerine benzemekte ise de, bazı bakımlardan onlardan ayrılır.

Gerçekten, hizmet sözleşmesinde zaman, sözleşmenin esaslı unsurlarından olduğu halde, vekalet sözleşmesinde zamanın önemi yoktur. Bu itibarladır ki, bir diş tabibinin muayenehanesinde tedavi ettiği hastaları ile olan ilişkisi vekalet sözleşmesi, fakat aynı diş tabibinin bir hastanede ücretli olarak çalışması halinde hastane ile olan ilişkisi hizmet sözleşmesidir. Eser (istisna) sözleşmesinde de vekalette olduğu gibi bir emek sarfı (tüketme) söz konusu olmakla beraber, önemli olan, emeğin tüketilmesi (sarf edilmesi) değil, fakat bunun sonucunda bir eserin oluşturulmasıdır. Oysa, vekalette emeğin sonucu önemli değildir. Böylece bir mimarın bir binanın plan ve projelerini hazırlamasını eser sözleşmesi, aynı mimarın bir inşaatı yönetmesini ve kontrol etmesini vekalet sözleşmesi saymak gerekir. Hizmet ve eser (istisna) sözleşmeleri daima karşılıklı (ivazlı) oldukları halde, vekalet sözleşmesi karşılıklı veya karşılıksız olabilir. Vekalet sözleşmesi herhangi bir şekle tabi değildir; hatta sözleşmenin konusu olan işin yapılması bir şekle tabi olsa bile, vekalet sözleşmesi yine de şekilsizce yapılabilir. Bununla birlikte avukatlarla dava takibi için yapılan vekalet sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur.

Vekalet sözleşmesi de diğer sözleşmeler gibi icabın (önerinin) karşı tarafça kabul edilmesiyle meydana gelir. Fakat Borçlar Kanunumuz 387′nci maddesinde sözleşmenin yapılmasıyla ilgili şu hükmü içermektedir: “Vekilin tevdi edilen (verilen) işi idare hususunda resmi bir sıfatı varsa veya işin icrası mesleğinin icabından yahut bu gibi işleri kabul edeceğini ilan etmiş ise vekalet, vekil tarafından derhal reddedilmedikçe kabul edilmiş sayılır”. Bu hüküm uyarınca noterler, avukatlar, doktorlar, bankalar kendilerine yapılmış bir icabı derhal reddetmedikleri takdirde, icapta (öneride) bulunan kişi ile aralarında vekalet sözleşmesi kurulmuş olur.

Vekalet sözleşmesinin tanımında yer alan “bir hizmetin görülmesi” deyimi “bir işin yönetilmesi” deyiminden çok daha geniş kapsamlıdır. O halde her türlü hizmet, vekalet sözleşmesinin konusu olabilir. Bu itibarladır ki, konusu emek tüketimini gerektiren anlaşmalar herhangi bir sözleşme tipine, örneğin hizmet veya istisna (eser) sözleşmelerine girmiyorsa, bunlara vekalet sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır.

Aşağıdaki makalede daha ayırıcı farkları bulabilirsiniz:
journals.istanbul.edu.tr/tr/index.php/hukukmecmua/article/do...
Mart 2013

Hakan, bir soruya yanıt verdi.

Ortaklık sözleşmesi nasıl olmalıdır?

Türk ticaret kanunu. Ticari amaçla kurulan bütün ortaklıkları şirket olarak görür. Bu sebeple kuracağınız işletme öncelikle yapacağıniz işin niteliğine uygun şirket yapısında olmalıdır.

Genel olarak Adı ortaklık, Limited ve Anonim şirket ortaklıkları ülkemiz de ençok görülen yapılardir.

Her şirket türünün sözleşmesi farklıdır. Bu sebeple sorunuz da bahsi geçen işletme türünü biraz acarsaniz ve kurmak istediğini şirket türünü belirtirseniz daha faydalı bilgiler verebilirim.
Mart 2013

İlkay Kurtuluş, bir soruya yanıt verdi.

Ortaklık sözleşmesi nasıl olmalıdır?

Öncelikle ortaklığı gerçekten sanıldığından daha da ciddiye alarak başlamak gerekir. Buna en güzel örnek sanırım sevgiliniz ile yapacağınız evlilik olacaktır. İnsanların, durumların ve hatta kendinizin bile değişebileceğini unutmamalısınız bu yüzden tüm cesaretiniz ile her şeyi basamak basamak konuşmalı ve bunları belgelemelisiniz. Özellikle internet girişimleri SEM (search engine marketing) için açılan hesaplara kadar detaylı bir ayırım yapılmalıdır.
Şubat 2013

Buğra Koç, bir soruya yanıt verdi.

Ortaklık sözleşmesi nasıl olmalıdır?

Adi ortaklık olarak başlanması en mantıklısı. İlerleyen safhalarda limited'e geçilmeli. Buradaki en önemli unsur güven unsuru. Gelir gider paylaşımı eşit olmalı yahut örnek vermek gerekirse adi ortaklık bünyesınde emek sermaye olarak koyulabildiğinden böyle bir yol izlenirse paylaşım yeniden isteğe göre şekillenebilir. Altı çizilmesi gerekenler bu minvalde kar-zarar paylaşımı ve imza yetkisidir.
Aralık 2012

Şebnem Avşar, bir soruya yanıt verdi.

Delil sözleşmesi nedir? Hangi şartlarla geçerlidir?

HMK madde 193 : " Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler. "

Aralık 2012

Şebnem Avşar, bir soruya yanıt verdi.

Yetki sözleşmesi nedir? Hangi koşullar altında geçerlidir?

Kesin yetki kuralının olmadığı, ikincil yetki kuralının bulunduğu hallerde taraflar yetki sözleşmesi yapabilir. Ancak bunun bazı şartları vardır: Yetki sözleşmesini yapabilmek için tarafların tacir - tacir; tacir - kamu tüzel kişisi; kamu tüzel kişisi - kamu tüzel kişisi şeklinde olması gerekir. Taraflar bu kimseler değilse o yetki sözleşmesi geçersiz olur. Bu yetki sözleşmesi sözleşme yapılmadan önce de ithilaftan sonra da yapılabilir. Taraflar aralarında doğmuş ya da doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında yetki sözleşmesi ile bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. ( HMK madde 17 ) Ayrıca yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır. ( HMK madde 18 )

Ekim 2012

Şebnem Avşar, bir soruya yanıt verdi.

Gabin nedir? Gabinin varlığı durumunda hukukun tanıdığı haklar nelerdir?

Gabine Türk Borçlar Kanun'unun 28. maddesinde yer verilmiştir. Gabinin olabilmesi için; edimler arasında aşırı oransızlık, zor durumda olma ve karşı tarafın sömürü kastıyla hareket etmesi şartlarının bulunması gerekir. Gabinde sözleşme kurulduğu anda geçerlidir, irade beyanları uygundur ve sözleşmenin konusunda ahlaka aykırılık yoktur. Ancak burada bir kişiyi sömürmekten dolayı geçerli ve ahlaka aykırı olan bir sözleşmeyi iptal etme hakkı doğmaktadır. Eğer gabin varsa o sözleşme iptal edilebilir durumdadır. Sömürülen tarafın bozucu yenilik doğuran hak çerçevesinde 1 yıl içinde iptal etme hakkı vardır.

Gabinde tazminat istenebileceğine dair bir hüküm yoktur ancak kıyasen madde 31/2 uygulanarak gabin sebebiyle iptal edilmediği durumda da tazminat istenebilir. Ancak kişi gabinde iptal hakkından feragat etmişse, bu durumda tazminat istenemez.
Ekim 2012

Şebnem Avşar, bir soruya yanıt verdi.

Bir sözleşmenin muvaazalı olduğu nasıl anlaşılır?

Muvazaa ; tarafların dışa karşı açıkladıkları iradeleri çerçevesinde hukuken ortaya çıkmış bulunan işlemi yapmış gözükmek fakat gerçekte işlemin hiç hüküm doğurmaması veya aslında doğurması gerekenden farklı biçimde sonuç doğurması hususunda anlaşmalarıdır.

Muvazaanın mutlak muvazaa ve nisbi muvazaa olmak üzere iki çeşidi vardır :

  • Eğer taraflar gerçekte hiçbir sözleşme kurmayı istemedikleri halde dışarıya karşı bir sözleşme yapmış gibi görünmek için göstermelik bir sözleşme imzalamışlarsa bu sözleşme muvazaa sebebiyle sakattır. Burada mutlak muvazaa söz konusudur.

  • Eğer taraflar iç ilişkide başka sözleşme yapmış olmalarına rağmen; iç ilişkide yaptıkları sözleşmeyi gizlemek için dışa karşı başka sözleşme imzalamışlarsa ve iç ilişkide dışa karşı yaptıkları bu sözleşmenin hüküm ifade etmediği konusunda anlaşmışlarsa, dışa karşı gösterilen bu sözleşme muvazaa sebebiyle hükümsüzdür. Burada nisbi muvazaa söz konusudur.

Muvazaanın yaptırımı; dışa karşı yapılmış gösterilen sözleşmenin kesin hükümsüz olmasıdır.

Ekim 2012

Ece Naz Sonat, bir soruya yanıt verdi.

Gabin nedir? Gabinin varlığı durumunda hukukun tanıdığı haklar nelerdir?

İki tarafın borçlu olduğu sözleşmelerde taraflardan birinin zorda kalma halinde tecrübesizliğinden ya da düşüncesizliğinden istifade edilmesine gabin denir.
Bir sözleşmenin gabine maruz kalması halinde zarara uğrayan taraf 1 yıl içinde sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir.
Daha fazla

7 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.