Bilmek istediğin her şeye ulaş

Su Ürünleri

YÖNLENDİR Su ürünleri

Ocak 2017

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

ORGANİK SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ YAPMAYA BAŞLAMADAN ÖNCE GÖZ ATMANIZ GEREKENLER

7740

Organik su ürünleri yetiştiriciliği, tükettiği su ürünlerinin kaynağını sorgulayan ve su ürünlerini geldiği kaynaklara göre seçerek insanın çevreye olan etkilerinden daha az etkilenmeye çalışan hatırı sayılır sayıda insanı barındıran bir topluluk için son derece önemli ve ciddi bir pazar. Yetiştiricilik metodundaki etkiler kadar yetiştiriciliğin de çevreye olan etkilerini önemseyen tüketicilerin çoğunlukla tercih ettiği organik su ürünleri yetiştiriciliği, ülkemizde de çeşitli kriterleri yerine getirmeyi başaran işletmeler tarafından da gerçekleştiriliyor.


...


Organik su ürünleri yetiştiriciliğinin maliyeti, geleneksel yöntemlere göre biraz daha fazla olmakla birlikte, pazara sunulan ürünün katma değerinin yüksekliği ve ürünlerin günden güne artan organik ürün talebi, su ürünleri pazarında organik yetiştiriciliği şimdilerde daha da öne çıkarıyor. Zaman ve metod yönünden her ne kadar uzun ve meşakkatli olsa da, ürünün niteliği nedeniyle organik ürünlerin pazarı günden güne genişliyor ve büyüyor. Bununla birlikte yurtiçinden ve yurtdışından, organik su ürünleri yetiştiriciliği ile ilgili teşvikler, üreticileri desteklemeye devam ediyor. Tarım Bakanlığı ve özel / devlet bankalarının organik tarım ile ilgili hibelerinden organik su ürünleri yetiştiriciliği yapmak isteyen üreticiler de faydalanabilir.


Organik yetiştiricilik ile ilgili detayları takip etmek için denizdenbabamciksa.com/organik-su-urunle... adresini ziyaret edebilirsiniz.
Ocak 2017

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

Pasifik su ürünleri yetiştiriciliğinde yeni oyuncu: Asya levreği

7740

Flinders Üniversitesi ve Ohio Soya Konseyi’nin birlikte geliştirdiği yeni bir diyet, Asya levreğinin daha fazla menüye girmesini sağlayabilir.

Asya levreği yetiştiriciliği, Avusturalya’daki su ürünleri yetiştiricilerinin yeni gözdelerinden ve balığın su ürünleri pazarı içindeki hacmi giderek artıyor. Öyle ki, ülke içinde yetiştiricilik yada avlama yoluyla yıllık 3.500 tondan daha fazla Asya levreği elde ediliyor. Günden güne üzerine daha fazla ilgi çeken ve aynı zamanda yerel olarak Barramundi olarak da bilinen asya levreği, yeni geliştirilmiş yeni bir yem ile kafeslerde de daha sürdürülebilir bir şekilde kafeslerde de yetiştirilebilecek.

Asya levreğini denizel kökenli besinlerle beslememek doğal ortamlardaki su ürünleri stoklarını korumak üzerinde tek başına etkili bir çözüm değil fakat su ürünlerinden elde edilmiş yemlerle elde edilmiş yemler, su ürünleri sektörü için ucuz bir alternatif.

Amerikalı Ohio Soya Konseyi tarafından finanse edilen ve ılık suda yaşayan Avrupa levreğinin yemindeki balık ununu soya küspesi ile değiştirme projesi EnzoMeal™, balık unundaki su ürünleri kaynaklı yemin yerine işlenmiş soyanın kullanılıp kullanılamayacağını araştırıyor. Araştırmanın amacı, farklı sıcaklıklardaki, optimum yada levreğin büyümesi için uygun olmayan koşullardaki ortamlarda farklı soya içeriğine sahip yemleri kullanarak balıkların büyüme performansını bulmak.

Beyaz soya, balık yemindeki balık ununun yerine kullanılabilecek çok yaygın bir alternatif fakat Asya levreğinin yem içeriğine katılabilecek olan soya miktarı sınırlı. Kullanılan bu soyanın ise sağlıklı ve sürdürülebilir bir büyümeyi sağlaması için olumlu amino asit yapısına, iyi bir protein profiline sahip olması ve sindirilebilir olması gerekir. Yetiştiricilikte kullanılan yemlerin içeriğinin yarısından fazlasının protein olması ve bu proteinin de diğer su ürünlerinden elde edildiğini düşündüğümüzde, yetiştiricilik ünitelerindeki maliyetin çok büyük bir kısmını yemler oluşturduğunu görebiliriz. Hatta bazı yetiştiricilik tesislerinde kullanılan ve hamsigillerden ve bazı bitkilerden elde edilen unlarla yapılmış yemlerin içeriğinin %70 kadarı protein olabiliyor.

7740

Tüm dünyadaki su ürünleri yetiştiriciliğinde kullanılmak üzere diğer su ürünlerinden elde edilen balık ununun talebi artıyor ve azalan tüketim maddeleri nedeniyle balık ununun arzı azalıyor, fiyatları artıyor.
Asya levreği ise Avusturalya’nın tuzlu ve tatlı sularında, Hint okyanusunun batısında ve İran’da, hatta Çin’deki, Tayvan’daki ve Papua Yeni Gine’deki nehirlerde bile bulunuyor. Asya levreği, su ürünleri yetiştiriciliğini geliştirmek için son derece yeni ve iyi bir fırsat.

Bilinenin aksine, dünyanın farklı yerlerinde su ürünleri yetiştiriciliğine yatkın olan türlerin kültüre alınma çalışmaları devam ediyor. En ekonomik protein kaynaklarından birisi olan balık yetiştiriciliğindeki yeni metodlar ve yöntemler, yetiştiricilik maliyetlerini azaltmak konusunda yeni fikirler verip yeni vizyonlar çizerken aynı zamanda dünyanın farklı yerlerindeki profesyonellere de farklı yollardan farklı türler üzerinde çalışmak üzerine yöntemleri anlatıyor.

Türkiye’de başta kalkan, kırlangıç ve mercan gibi türlerin kültür çalışmaları devam ederken aynı zamanda yetiştiricilikte kullanılan yemlerin içeriğini de daha iyi, verimli ve aynı zamanda ekonomik bir hale getirmenin yolları da aranıyor. Bu durum, su ürünleri yetiştiriciliği ile uğraşan kişilerin sektör içindeki faaliyet alanlarını daha da genişletirken protein kaynağı olarak sunulan su ürünlerinin içeriğini de daha iyi kontrol altında tutma imkanı sağlıyor…

Bu ve benzer yazılar için denizdenbabamciksa.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Kasım 2016

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

HANGİ SU ÜRÜNLERİ EN İYİ OMEGA 3 KAYNAĞI?

7740

Vücudunuzun ihtiyaç duyduğu mükemmel Omega 3’ü su ürünlerini tüketerek almanız önemlidir fakat dikkat çekici bir tehlike haline dönüşen ağır metaller ve ağır metal atıkları bugün pek çok tüketilebilir balık türünün bünyesine girmiş vaziyette. Bu kontaminasyonun (bulaşmanın) neticesinde, dünya çapında pek çok Omega 3 üreticisi, bilinç seviyesi günden güne artan müşterilerinin talepleri doğrultusunda alternatif kaynakların peşine düşüyor ve alternatif su ürünlerini Omega 3 kaynağı olarak kullanmaya başlıyor.

Omega 3 kaynağı olarak sunulabilen alternatif su ürünlerinin başında kril geliyor. Dikkat çekici Omega 3 kalite profiline ve değerine sahip olan kril, önümüzdeki dönemlerde Omega 3 eldesi için önemli bir pozisyona gelebilir mi?

Günümüzde, yaygın olarak Omega 3 eldesi yağlı, derin sularda yaşayan, yetiştiricilik yada avcılık yoluyla elde edilmiş somonlardan yada diğer balıklardan elde ediliyor. Omega 3’ün elde edildiği bu türlere en iyi örnekler ise trança, ringa, uskumru ailesi balıkları, somongiller, sardalyagiller, morina ve ton balıkları. Çok ekstem koşullarda ise bazı köpekbalıkları ve balinalardan da balık yağı elde edilebiliyor.
Kril ise Antartika’nın soğuk ve el değmemiş sularında yaşayan, karidese benzeyen bir kabuklu su ürünü. Suyun içinde yüzer halde bulunan planktonla besleniyor.

7740

Değerli Omega 3 profili

Balıklardan elde edilmiş olan yağların yaklaşık %30’unun Omega 3 olması gerçekten kayda değer bir rakam, fakat elde edilen bu yağın krilden elde edilmiş olan Omega 3’e göre daha az antioksidan olduğu, daha kolay okside olduğu ve kokuşabildiği gözlenmiştir. Krilden elde edilmiş yağın ise ortalama %14’ünün Omega 3 olmasının yanında, yağın içeriğinin kalitesinin daha farklı ve yüksek olduğu görülmüştür. Kril kaynaklı yağ asitlerinin fosfolipid yapısı, emilim için daha uygundur. Yani, hücre tarafından daha kolay emilimi sağlanır. Bu oran ortalama 48 kat daha fazladır.
Yapılan araştırmalar, kril kaynaklı Omega 3 yağının balık kaynaklı olanlara göre 300 kez daha fazla antioksidan A ve E vitamini gücüne, 47 kat daha fazla lutein olduğunu ve 34 kat daha fazla koenzim Q10 gücüne sahip olduğunu göstermektedir.

Sürdürülebilir Omega 3 tedariği

1950 yılların ortalarında başlayan geniş ölçekli su ürünleri avcılığı, dünya denizlerinde yer alan balık popülasyonlarının %90 gibi bir oranı avlama yoluyla denizlerden çekti. Bugün dahi, ortalama su ürünleri avcılık kotaları, bilim insanlarının türlerin soylarının kurtarılması için belirlenen orandan %15 ile %30 arasında daha fazla. Soyu tehdit altında olmayan türlerin kota dışı avcılık katsayıları ise ortalama %100 daha fazla. Bu da, her an yeni türlerin soylarının tehlikeye girebileceğine işaret ediyor. Sucuk kökenli Omega 3 eldesinde, alternatif ve sürdürülebilir kaynakların bulunmasının gereği günden güne artıyor.

Halihazırda, hem insanlara hem de doğal olarak krille beslenen canlılara yetecek kadar fazla miktarda kril, dünya sularında bulunuyor. Sadece Antartika’daki kril biyoması 170 ile 740 milyon ton arasında değişiyor. Biyomasın yenilenme oranı ise bir kaç yüz milyon ton gibi etkileyici bir büyüklüğe sahip. 1990 ile 2009 yılı arasında yapılan kril avcılığı yalnızca bir milyon tonun onda biri büyüklüğünde.

Antartik krilinin sürdülülebilirliği, Antartik Deniz Yaşamı Koruma Komisyonu (CCAMLR) tarafından korunmaya alınmış durumda. CCAMLR tarafından 2008 yılında konulan kril avlama limiti 6.6 milyon ton ve bu üst limite rağmen, yıllar içinde yapılan avcılık hiç %2’yi geçmemiş. Avlanan krilin kullanım dağılımına göz attığımızda %45 gibi bir oranın sportif olta balıkçılığında yem, %43’ünün yetiştiriciliği yapılan su ürünlerinin beslenmesinde ve geriye kalan %12’lik dilimin ise insanlar için kullanıldığını gösteriyor.

7740

Çevreye duyarlı Omega 3 eldesi

Aşırı avcılık, sucul ekosistemi ve su yaşamını tehlikeye atıyor, ayrıca besin zincirine zarar vererek avcıların da popülasyonlarının azalmasına neden oluyor.

Her yıl 300.000 kadar balina ve yunus gibi deniz memelisi, balıkçılık yapılan takımlara takılarak ölüyor.
Su ürünleri yetiştiriciliği, insanların ihtiyaç duyduğu Omega 3’ü sağlayabilir fakat bu metodun kendi içinde bazı sıkıntıları var. Yüksek miktarda balık yeminin kullanılmasını gerektiriyor, bu da yetiştiricilik alanından ekosisteme daha fazla yem atığının bırakılmasına, balıkların daha fazle metabolik artık oluşturmasına neden oluyor. Kötü yönetişim kabiliyetleri ile birleşince bu durum, balık yetiştiriciliği sisteminin çökmesine alt yapı sağlıyor.

Kril avcılığı, bazı çevreler tarafından deniz memelilerinin besinlerini çalmak olarak görülüp bu yönde ifadelerle tanımlansa da bu bilgi doğru değil. Krilin balinalar tarafından tüketilen miktarı ortalama 85 milyon ton civarında, bu da toplam avcılığın %0,14 gibi bir oranına tekabul ediyor. Yani %1’in ⅕’ine. Bu rakam da, dünya denizlerinde, herkese yetecek kadar krilin var olduğunu ortaya koyuyor.

Kontaminasyon ve birikim

Dünya denizlerinde uygulanan farklı politikalar ve farklı aktivitelere bağlı olarak, balıklarda ve dolayısıyla balık yağlarında bazı ağır atık metallerin birikmesi görülebiliyor. Civa, Poliklorlubifeniller (PCB), stronyum gibi radyoaktif maddeler, cadminyum, krom ve arsenik gibi toksik metaller başlıca örnek olarak verilebilir. Bunlar, canlı vücudu için tehlike arz eden ağır metallerdir. Kötü yönetilmiş yada çevresel etkiler nedeniyle kirlenmiş bir bölgeye kurulmuş olan bir balık çiftliğinde yaşayan balıkların bünyesinde yer alan toksik kalıntılar, denizdeki miktarın 9 milyon katına kadar artabilir.

Kril ise henüz el değmemiş, maden aranmamış yada endüstriyel olarak taşıtların pek girmediği yerlerde ve derin sularda yaşadığı ve oralarda avlandığı için krilden elde edilmiş yağların içindeki toksik birikintilerin miktarı tehlikeli düzeyde değildir. Bunun nedenleri arasında krilin göreceli olarak daha temiz bir su kütlesinde yaşamasının yanında krilin besin zincirinin alt basamaklarında yer alması da vardır. Besin zinciri içindeki yeri, krilin bünyesinde fazla miktarda ağır metal yada toksik madde tutmasını engeller. Çünkü pek çok farklı tür tarafından besin olarak tüketilir.

Besin piramidinin üst basamaklarında yer alan canlıların bünyesindeki toksik maddelerin ve ağır metallerin fazla olmasının sebebi ise, tükettikleri alt basamak canlıların bünyelerindeki metalleri kendi bünyelerinde tutmalarıdır.

Omega 3 yağ asitlerinin faydaları ve neden tüketilmesi gerektiğine dair bilgileri almak için buraya tıklayın.
7740
Kasım 2016

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

SUSHİ YAPIMINDA KULLANILAN MALZEMELER

7740

Her sushi, özel olarak pişirilmiş biraz pirinç ve çeşitli malzemeler kullanılarak hazırlanır. En çok bilinen bazı sushi çeşitlerinde de gördüğümüz gibi, yöresel ve bölgesel olarak değişiklik gösteren sushinin aslında temel ortak malzemesi pirinçtir. Sushi malzemeleri deyince aklımıza pek çok ekstrem ve bizim kültürümüze göre göreceli olarak sıra dışı şey gelse de, sushi Uzakdoğu’da genellikle evdeki yada en kolay bulunabilen malzemelerle hazırlanıyor. Su ürünlerinin temininin daha kolay olduğu ülkelerde, sushinin de temel bileşenini elbetteki su ürünleri oluşturuyor.

7740
Sushi-meshi: Beyaz ve kısa formlu Japon pirincinin pirinç sirkesi, şeker, tuz ve özel olarak da kambu ve sake kullanılarak hazırlanması ile elde edilen malzemedir. Sushi yapımında kullanılacak olan pirinç, işleme alınmadan önce oda sıcaklığına gelene kadar bekletilir. Bu durum, pirincin viskozitesini, yani yapışkanlığını da arttırır. Sushi pirinci, genel olarak kısa formlu pirinçlerle hazırlanır fakat Hindistan, Pakistan, Tayland ve Vietnam’da uzun formlu pirinçler de sushi yapımında kullanılır.

Taze hasat edilen pirinç, beklendiği şekilde fazla miktarda su içerir ve yıkanıp temizlenmesinin ardından kurumak için ekstra zamana ihtiyacı vardır. Bu yüzden özellikle sushi yapımında dinlenmiş ve mümkün olduğu kadar kurutulmuş pirinçler tercih edilir. Ayrıca, bazı Uzakdoğu füzyon mutfaklarında kahverengi ve yabani pirinçte sushi yapımında başarıyla kullanılır.

Elbette ki, sushi yapımında kullanılan pirincin farklı çeşitleri de vardır. Bu varyeteler, bölgeden bölgeye değişiklik gösterir. Her toplumun kendine özgü bir sushi hazırlama metodu ve kültürü vardır. Örneğin, Japonya’nın Kanto bölgesinde sushiye çok fazla tuz, Kansai bölgesinde ise çok fazla şeker konur.

7740
Nori: Sushi pirincini sarmak için kullanılan deniz yosunu temelli malzemeye nori denir. Bir çeşit kırmızı denizel alg olan Nori, Japonya’nın kıyılarında ve körfezlerinde bol miktarda bulunur ve hasat edilir. Bir yüzeye serilerek üzerinden ağır bir silindirle geçildikten sonra ince tabakalar halinde kurumaya bırakılır.

Geleneksel olarak bu şekilde elde edilen nori, ticari hayatta ise profesyonel bir toplama ve işleme prosedürüne sahiptir.

Farklı olarak, sushi sarımı için kullanılabilen Nori, aynı zamanda tuz ile işlem gördükten sonra tek başına bir tüketim maddesi olarak da tercih edilebiliyor. Özellikle Uzakdoğu’da, bizdeki patates cipsleri gibi tüketime sunulan deniz yosunu çeşitleri vardır.

7740
Neta: Pirincin içine sarılan malzemelere neta denir. Bu gruba su ürünleri etleri yada bitkisel kaynaklı malzemeler girer. Sushide sıklıkla kullanılan malzemeler arasında balık etleri, sübye, deniz yada tatlısu yılan balığı, mığrı, ahtapot, yengeç, karides çeşitli yumuşakçalar ve daha pek çok kabuklu deniz ürünü sayılabilir.

Genel olarak Japon mutfağında ton, sarı kuyruk, uskumrugiller ve somon gibi balıkların etleri sıklıkla sushi yapımında kullanılır. En pahalı olanlar ise ton balıklarının bir akrabası olan Toro’dan yapılan sushidir.

Pirinçle birlikte yeterli lezzeti yakalayamadıkları için istiridyelerin kullanımı yaygın değildir. Ayrıca vejateryan varyeteleri içinde avokado, salatalık, havuç, soya ve mısıra da bol miktarda yer verilir.

Estetik görünüm kaygısı yada etlerdeki tazelik şüphesinde, sushide kullanılan malzemelerin pişirilmesi gerekir fakat yiyeceğin geleneğe uygun olarak sushi ustaları balık etinin kokusunu, görünüşünü, tazeliğini ve paraziter durumunu anlayacak eğitimi almış olmalıdır.

7740


Çeşniler: Sushi, çeşitli soslarla çeşnilendirilerek tüketilen bir yiyecektir. Genellikle servis edilirken yanında getirilen soy sos ve son derece acı bir yiyecek olan wasabi ile birlikte yenir. Japon usulü hazırlanmış olan mayonez de, uygun sushi ile birlikte tüketildiğinde son derece lezzetli bir sostur.

Gerçek bir wasabi, antimikrobik bir malzemedir ve gıda zehirlenmelerinin etkisini azaltacak nitelik taşır. Daha ekonomik çeşitlerinin hazırlanmasında hardalgillerden bir bitki olan karaturp bol miktarda kullanılırken bugün belki Japonya’daki iyi restoranlarda bulunabilecek olan gerçek wasabi, Japonya’da yetişen bir bitkinin kurutularak ufalanması ve daha sonra da bu tozun su ile yoğurulması ile elde ediliyor.

Sipariş edilen sushi ile birlikte servis edilen diğer aromatik tat ise tatlı zencefil turşusudur. Farklı tatların geçişleri arasında damağı temizlemek için kullanılır. Aynı işlevle Japonya’da yeşil çay da tercih edilebilir. Bazı premium sushi restoranlarında ise çok daha pahalı bir çay olan Mecha müşterilere taktim edilir.
Kasım 2016

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

ÖNERİLER VE İPUÇLARIYLA BÜTÜN BALIK PİŞİRMEK ÜZERİNE NOTLAR

Genel olarak dünyada, özel olarak Türkiye’de su ürünleri pişirme yöntemlerinin içinde bütün olarak pişirmek de yer alıyor. Pişirilecek olan ürün bir balık olarak düşünüldüğünde, balığın farklı bölgelerinde yer alan ve farklı besin maddelerini barındıran etlerle kemikler, tek bir pişirme işlemine tabi tutulduğunda daha az kayıp yaşanıyor. Bütün balık pişirmek, hem daha az masraflı hem de daha az zahmetli oluyor.
Bütün olarak balık pişirmeden önce, pişireceğiniz balığın doğru pişirme yöntemini bilmenizde fayda var. Bu bilgi, balığın doğru şekilde pişirilmesi ve pişirildikten sonra tüketilme aşamasındaki lezzetinin korunması için önem taşıyor.

7740

Ortak bir pişirme gereksinimi olarak düşünüldüğünde, bir balığın bütün olarak pişirilmesinden hemen önce karnının balığın fizyolojik özelliklerine uygun bir şekilde açılarak iç organlarının tamamen temizlenmesi gerekiyor. Balığın beslenme davranışı sonucunda bünyesinde biriken besin ve sindirilmiş besin artıkları, bağırsaklar ve çeşitli enzimler barındıran diğer organlar, pişme işlemi sırasında balığın etinin tadını bozan başlıca faktörler arasında geliyor.

Özellikle bazı büyük balıkların sırt, karın yada yanal yüzgeçleri gerçekten çok sert olabilir. Bu da balığı tüketen kişinin küçük bir dikkatsizlik anında bu yüzgeçler yüzünden yaralanması ihtimalini yükseltir. Yaralanma ihtimaline karşı pişirmek istediğiniz balıkların sert yüzgeçlerini ve mümkünse kılçıklarını temizlemenizde fayda var. Ama tüketen kişiler bu konuda dikkatli davranacaksa, bazı balıkların kılçıkları ile pişirilmesinde fayda var.

Balık pulları, her ne kadar suyun içinde parıl parıl ve harika görünse de, balıkların pişirilmesi esnasında balığın pişmesini geciktirir – ki bu da daha fazla enerji harcamanızı gerektirir, ve balık etinin lezzetini bozabilir. Bu yüzden balığı pişirmeden önce pullarını temizlemeniz önemlidir. Sert bir bıçakla balığın kuyruğunan kafasına doğru balığın etine zarar vermeden pullarını tersten temizleyin. Eğer kafadan kuyruğa doğru bıçağı sürterseniz saatlerce uğraştığınız halde pulları temizleyemeyebilirsiniz.

7740

Bütün balık, Türkiye’de genellikle ızgara, buğulama ve haşlama gibi pişirme formları ile hazırlanıyor. Yağlı balıklar ızgara ve mangalda pişirmek için uygunken daha az yağlı olanlar buğulama ve haşlamada kullanılabilir. Doğru pişirme yöntemleri ile balık pişirmek, pişirimin yapıldığı yerlerde istenmeyen ve rahatsız edici balık kokularının oluşmasını da minimize eder. Doğru pişirme yöntemleri içine, pişirme aracının sıcaklık ayarı da dahildir. Eğer kullanacağınız fırını çok ısıtırsanız balık etiniz fazla kuruyabilir yada haşlama suyunu yeteri kadar kaynatmazsanız balığınız çiğ kalabilir.

Eğer balıktan çorba yapılmak isteniyorsa ayrılan kemikler, kılçıklar ve yüzgeçler daha sonra süzülerek muhteviyattan ayrılmak üzere çorbalık materyal olarak kullanılabilir.
7740

Hangi yöntemle olursa olsun, bütün balık pişirirken balığın yan taraflarına pişirmeden önce bıçakla bir kaç derin olmayan çizik atmak, etin daha iyi pişmesine yardımcı olurken balığın pişirilmesi sırasında kullanılan baharatların ve sosların ete daha iyi nüfuz etmesini sağlar. Bu kesiklerin sayısı balığın büyüklüğüne göre belirlenmeli ve çok derin olmamalıdır. Balık eğer çok küçükse bu kesiklere gerek yoktur, çünkü balık pişerken eti parçalanabilir yada yanabilir.

Hangi balıkları bütün olarak pişirebilirsiniz?

Türkiye’de pazara çıkan hemen hemen tüm balıklar tüm olarak pişirilebiliyor fakat pişirme metodlarını belirleyen etmenlerin başında biraz da balığın ekonomik değeri de geliyor. Palamut, kırlangıç, barbun, sinarit, alabalık, çipura ve levrek gibi ekonomik değeri yüksek olan balıkların ülkemizde bütün olarak pişirilme alışkanlığı var. Ayrıca Amerika ve Avrupa’da bütün olarak pek bulunmasa da somon gibi balıklar da bütün olarak servis edilebiliyor. Hamsi ve sardalya gibi tek seferde kilo bazında fazla alınan ve göreceli olarak daha düşük fiyata sahip olan balıklar da yalnızca iç organları temizlendikten sonra pişirilip hızlı şekilde tüketime hazır hale getirilebiliyor.

Özellikle Avrupa ve Amerika’da, hangi formda olursa olsun, elde edilen balıkların kaynağının açıkça belirtilmesi davranışı yaygınlaşıyor ve insanlar, balıkların geldiği yerden avcılık metodlarına kadar pek çok farklı parametreyi değerlendirerek satın alma eğilimlerini yönlendiriyor ve sürdürülebilir kaynaklardan elde edilmiş su ürünlerinin pazardaki talebi ve ihtiyacı artıyor…

Bu ve benzer yazıları denizdenbabamciksa.com adresinden takip edebilirsiniz.
Ekim 2016

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

SOMON YETİŞTİRİCİLİĞİNDE YENİ JENERASYON ÇÖZÜM, MALİYETLERİ AZALTACAK.

7740

Norveçli bir mucit, somon yetiştiriciliği yapılan çiftliklerden kaçan balıkların takibini yapabilmek için yeni bir metod geliştirdi. Balığın gözünü kullanan yönteme aynı zamanda balıkçılık için geliştirilmiş bir uygulamada dahil edilmiş.

Norveç’in somon çiftlikleri ile bilinen adası Froya’da bir şirkette çalışan Frank Jakobsen, çiftliklerden kaçan somon balıklarını sınıflandırmak için bir yöntem geliştirdi. Jakobsen, geliştirdiği yöntemde, somon yetiştiriciliği yapılan çiftliklerdeki balıklarının retinaları taranarak arşivleniyor ve sonraki taramalarda kaçan balığın hangisi olduğu daha kolay anlaşılıyor.

Norveç Doğa Araştırmaları Enstitüsü (NINA) ’dan araştırmacılarla birlikte çalışmaya devam eden Jakobsen’in projesi Norveç Araştırma Konseyi tarafından finanse ediliyor ve eğer proje, tasarlandığı gibi geliştirilmeye devam edilirse yetiştiricilik yapılan çiftliklerdeki balıkları tanımlamak açısından son derece büyük bir gelişme olacak. Bu proje, ayrıca insanlar üzerinde de kullanılabilecek şekilde modifiye edilebilecek.
Somon yetiştiriciliği yapılan çiftliklerdeki balıklar sisteme kayıt edildiğinde, balığı yakalayan yada satın alan bir kişi, proje kapsamında geliştirilen mobil uygulama sayesinde balığın gözünü tarayarak balığın geçmişi hakkında bilgi sahibi olabilecek. Bu iş, hali hazırda balıklara verilen barkodlarla yada karekodlarla da yapılabilmekle birlikte sistemin maliyeti yüzünden çok fazla işletme tarafından tercih edilmiyor.

7740

Somon yetiştiriciliği, Norveç’te önem arz eden bir konu.

Balık çiftliklerinden kaçan balıkların hangi çiftlikten ve nereden geldiği, Norveç’te önemli bir konu. Yetiştiricilik yoluyla elde edilen balıkların etiketlenmesi ve kaçmaları halinde geldikleri yere dönmelerinin sağlanması önceliklerin başında. Geliştiricinin projesinin tamamlanması halinde, somon yetiştiricilerinin yetiştiricilik yaptıkları balıkların tümünü etiketlemek yerine yalnızca gözlerini tarayarak sisteme dahil etmeleri yeterli olacak. Bu, aynı zamanda yetiştiricinin yetiştirme maliyetlerini de düşürerek somon fiyatlarına olumlu etki yapacak. Norveç’te, şu anda çiftliklerde balıklar yüzgeçlerinden küçük bir parçanın kırpılması, balıkların boylanması, kulak kemiklerden genetik tayinler şeklinde yapılabiliyor ve bu yöntemlerin bir çoğu oldukça maliyetli yöntemler. Maliyetin yanında canlı balıklara yaşattığı stres de başka bir önemli faktör.

Proje kapsamında geliştirilen mobil uygulama, ilk versiyonunda balık türlerinin 77% kadarını ayırt edebiliyordu ve yapılan geliştirmeler sayesinde bu oran 98% doğruluğa kadar çıktı. İlk araştırmaları Norveç Gıda, Balıkçılık ve Su Ürünleri Enstitüsü tarafından yapıldı. Bu da Norveç’in su ürünleri yetiştiriciliğine verdiği önemi bir kez daha gözler önüne seriyor.

Norveç’in güney batı kıyısına yakın bir şehir olan Stavanger’e yakın bir noktada bulunan NINA’nın araştırmaları, bölgede yapılan yoğun yetiştiricilik çiftliklerindeki balıkların kayıt edilmesi şeklinde devam ediyor. Uygulamanın doğru şekilde çalışabilmesi için gerekli veri altyapısını sağlamak için sürdürülen bu çalışmalar projenin daha stabil ve doğru çalışabilmesi için gerekli dökümantasyonu sağlayacak. Uzmanlarsa bu teknolojinin doğruluk katsayısının günden güne artacağı düşünüyor.

Metin Türkçe’ye adapte edilirken kısmi bölümlerinde yorumlar yapılmıştır.

7740


Maliyeti düşüren teknolojiler, gelecekte daha fonksiyonel çözümleri sunacak.

Görüntüleme ve görüntü işleme teknolojilerinin geldiği nokta göz önüne alındığında, dalgıç kameralar vasıtasıyla hızlı ve kolay bir şekilde yapılabilecek olan kayıt işlemi, aynı zamanda yeni yeni gelişmeye başlayan bir tüketici davranışına da katkı sağlayacak: yetiştiricilik kökeni.

Avrupa ve Amerika’daki hükümetlerin uyguladığı ya da destek verdiği projeler kapsamında bilinçlenmeye başlayan tüketiciler, tükettikleri su ürünlerinin yetiştiricilik kökenleri ve yetiştiricilik metodları üzerine artık fazlaca duyar gösteriyor. Öyle ki, yetiştiricilik yoluyla elde edilmiş su ürünlerinin yaşam koşulları ve beslenmelerinde kullanılan materyallerin içeriği dahi tüketicilerin ilgisini çekiyor.

Organik yetiştiriciliğin bilinçli toplumlar tarafından destek gördüğünü düşünürsek, yetiştiriciler ile tüketiciler arasındaki bağı kuvvetlendiren bu harika projenin kullanımının yalnızca Norveç ile sınırlı kalmayacağını şimdiden söyleyebiliriz.
Ekim 2016

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

DÜNYADAKİ EN POPÜLER SUSHİ SARIMLARI

7740

Popüler tüketim kültürünün içinde önemli bir parça haline gelen ve değerini sürekli arttıran sushi sarımları, dünya üzerindeki farklı bölgelerde farklı malzemelerle yapılıyor. Bu malzemelerle hazırlanan bir çok sushi çeşidi var ve hepsinin kendine özgü bir tadı ve tüketim şekli var.
Özellikle bölgesel olarak önemli deniz ürünlerinin sıkça kullanıldığı sushi sarmalarının içine, farklı beslenme alışkanlıklarına göre hiç tahmin etmediğiniz malzemeler dahi girebiliyor!
Şimdi en popüler sushi sarımlarından bir kaçına göz atalım.

Alaska roll: içine yada dışına çiğ somon sarılarak yapılır. California roll’un bir varyetesidir.
British columbia roll: ızgara yada barbeküde pişirilmiş somon, salatalık, ve tatlı sos ile servis edilir.
California roll: gerçek bir California roll’un içinde yengeç eti, salatalık ve tobiko vardır. Pirinç dışarıda malzemeler içeridedir.
Hawaiian roll: konserve ton balığı, tamago, kampya, komabako ve kırmızı-yeşil yengeç tozu kullanılarak hazırlanır.
Philadelphia roll: krem peyniri cenneti olan Philadelphia, bu malzemeyi sushi yapımında da başarıyla kullanmıştır. Philadelphia krem peyniri ile salatalık yada avokado kullanılarak servis edilir. Ayrıca bu sushinin de vazgeçilmez malzemesi çiğ yada çeşitli yöntemlerle hazırlanmış tütsülenmiş somondur.
Rainbow roll: 6-8 farklı türdeki California roll’un bir arada sunulmuş şeklidir.
Mangoroll: ince ince doğranmış mango, avokado, yengeç, karides ve bir miktar mango püresi ile hazırlanır.

7740

Dünya üzerinde, bu sushilerden farklı şekil ve yöntemlerle hazırlanan farklı roll’lar da vardır. Kırmızı etlerle (büyük yada küçükbaş hayvan etleri) veya beyaz etlerle (tavuk yada hindi etli gibi) hazırlanan teriyaki roll yada yalnızca bitkisel malzemeler kullanılarak hazırlanan çeşitleri vardır.

Ayrıca sushiler yalnızca beyaz pirince sarılmaz. Kahverengi, pembe yada siyah pirinç de Uzak doğu mutfağında önemli bir yere sahiptir. Bu da sushinin dünya üzerindeki hazırlanış ve tüketiliş biçimine renklilik katar.

Avrupa ve Amerika’ya baktığımızda, farklı tekniklerle sarılmış ve satışa sunulmuş sushilerin revaçta olduğunu rahatlıkla görebiliriz. İnsanların klasik fast-food tüketim kültürlerinden uzaklaşarak daha sağlıklı bir yaşam sürme çabaları ve talepleri, besleyicilik ve fayda yönünden son derece iyi bir alternatif ve çözüm olan sushinin tüketicilerin gözünde değer kazanmasına ve talep görmesine imkan tanıyor.

Türkiye’de ise İstanbul, Ankara ve İzmir haricindeki şehirlerde sushinin üretimi ve pazara sunulmasına dair çok az girişim var ve bu belli başlı 3 şehirde dahi yeteri kadar ekonomik sushi restoranı yok. Türkiye’de halen bir lüks tüketim sembolü olarak kabul görse de, sushi üretiminin ve sunumunun ekonomikleştirilerek yaygınlaştırılması, girişimcilere önemli bir kazanç sağlayacaktır.
Sushi ile ilgili daha fazla bilgiye ilgili kategorimizi ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
Ekim 2016

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

DENİZ SUYU FİLTRASYONU İÇİN SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇÖZÜM: THE PİPE

7740

Dünya üzerindeki tatlı su rezervleri ve bu rezervlere olan erişim imkanı azaldıkça, bilim insanları bir başka alandan temiz ve içilebilir su elde etmenin yollarını araştırmaya yöneliyor. Zorlu, meşakkatli, masraflı ve teknik yönden son derece titiz bir proses gerektiren deniz suyundan tatlı filtrasyonu konusunda Amerika’lı bilim insanlarının yeni bir fikri var: The Pipe.

Kanada merkezli olan Abdolaziz Khalili and Associates tarafından tasarlanan ve geliştirilen The Pipe’in üretim amaçları arasında doğadan elde ettiği kaynakları kullanarak enerji eldesi ve temiz su ihtiyacını karşılamak var. Khalili Engineers tarafından tasarlanan ürün, yıllık 10.000 MWh’a kadar enerjinin yanı sıra 1.5 Milyar galon yani 4.5 Milyar litre kadar da tuzlu sudan temiz, içilebilir ve kullanıma hazır su üretebilecek.

7740

Denizden şebekeye tatlu su

Şebeke suyunda kullanılabilecek uygunlukta suyu orta büyüklükteki bir şehir için sağlayabilecek olan The Pipe, aynı zamanda üzerinde bulunan güneş panelleri ile güneşten enerji elde ederek ihtiyaç alanlarına yönlendirebilecek. Sürdürülebilir bir enerji üretimini benimseyen tasarımda, temel ihtiyaç alanlarının başında elektromanyetik filtrasyon üniteleri geliyor. Güneş enerjisinin öncelikli olarak bu sistemlere enerji vermesi, sistemin kendi kendine yetebilen bir yapı olacağı anlamına geliyor.

he Pipe’in tasarımı da oldukça futuristik ve aynı zamanda minimal. Uzun ince bir boruyu andıran ve devasa bir uzay gemisi gibi görünen tasarımın üzerinde güneşten gelen enerjiyi ihtiyaca uygun şekilde çevirecek olan paneller bulunuyor uygun şekilde verilmiş olan eğim, platformun açık denizlerde dahi şiddetli rüzgarlara karşı direncini arttırıyor.
Modern ve teknolojik altyapısı ile denizden su sağlayan ve enerji depolayan The Pipe’ın tüm yetenekleri bunlar değil. Konseptin üzerine entegre edilen yaşam alanları, yapının aynı zamanda temiz hava almak isteyen şehir sakinlerine dingin bir dinlenme ortamı olmasını sağlayacak ve dört tarafından okyanus manzarasını sunacak.
Eylül 2016

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

SARIM TEKNİKLERİNE GÖRE EN ÇOK BİLİNEN SUSHİ ÇEŞİTLERİ

7740

Sushinin temel bileşeni sirkede pişirilmiş yada fermente edilmiş pirinçtir, fakat türevleri arasında doldurmak için kullanılan malzemeleri, çeşitleri ve hazırlama şekilleri bakımdan farklılık gözlenir. Geleneksel ve modern sushi hazırlama teknikleri kullanılarak, çeşitli malzeme ve metodlarla sınırsız sayıda sushi çeşidi hazırlanabilmektedir.
  • Chirashizushi (Barazushi) : Bir tutam pirincin üzerine konulan sashimi ve garnitürler ile hazırlanan sushidir. Chirashizushi yapımında kullanılan malzemeler çiğdir ve pirincin üzerinde sanatsal bir sunuş biçimi ile sıralanırlar. Kamsai-style adını taşıyan bir varyetesinde ise pişmiş ve pişmemiş etler bir arada bulunabilir. Set oluşturmada herhangi bir geleneksel kural gözlemlenmez ve iş, seti hazırlayan ustanın kişisel taktirine, zevkine yada talebe kalmıştır. Hazırlanması diğer sushi türlerine göre daha kolay olduğu için tüketimde sıklıkla tercih edilen bir sushi türüdür.
  • Inarisuzhi: Bir topak kızartılmış tofunun (soya peyniri) yalnızca pirinç ile servis edilmesi ile hazırlanır. Bununla birlikte bazı varyetelerinde yeşil fasülye, havuç ve gobo ismindeki bir otun üçgen sarılması ile de tüketildiği görülür.
  • Makizushi: Bildiğimiz sushiye en yakın olan sushi çeşididir. Sarılmış sushi anlamına gelir. Bambu bir mat ile sarılan hali ise ‘makisu’ olarak bilinir. Makizushi, genelde nori olarak bilinen bir çeşit deniz yosununa sarılır. Fakat bazen omlet, soy kağıdı, salatalık yada parilla ile de sarıldığına rastlanır.
  • Futomaki: Geniş sarılmış makizushiye denir. 5 – 6cm çapında sarılabilir. 3 yada daha fazla malzeme kullanılarak renkler ve tatlar da göz önünde bulundurularak sarılır. Malzemeler arasında deniz mahsülleri başta olmak üzere bitkisel kaynaklara da yer verilebilir.
  • Hasomaki: İnce sarılan makizushiye verilen isimdir. En fazla bir 2,5 – 3cm kalınlığında sarılır. Genel olarak tek malzeme kullanılır sarılırken. Sıklıkla ton balığı, havuç yada salatalık, bu sushi çeşidinin malzemeleri arasındadır.
  • Temaki: Elle sarılır. Pirincin içine konulan malzemeler, elle düz bir zeminde yuvarlanarak sarılır. 10cm’den daha kalın olanları vardır ve chopsticks ismindeki çubuklarla yenmesi makbuldür. Temaki sarıldıktan sonra, sushinin sarıldığı norinin kuruma ihtimaline karşı hızla tüketilmesi beklenmektedir.
  • Uranmaki: Norinin pirincin içinde kalan şeklidir. 2 yada daha fazla malzeme kullanılarak hazırlanır. Ortada kalan norinin üzerinde bir kat pirinç vardır ve içinde de malzemeler. Genellikle servise hazırlanırken susama batırılır. Ton balığı, salmon, yengeç yada karidesle birlikte hazırlanabilir. Avokado ve salatalığa da sıklıkla yer verilebilir.
  • Narezushi: Fermente edilmiş malzemelerle hazırlanan geleneksel sushinin bir formudur. Sushinin temel malzemesini oluşturan soyulmuş ve temizlenmiş balık, ahşap bir kasede tuzla birlikte uzun süre saklanır. Günden güne dokularındaki suyu kaybeden balık, 6 ay içinde tüketilebilir hale gelir. Eğer yetersiz geldiyse yada daha da lezzetli bir sushi talep ediliyorsa bir 6 aylık periyoda daha muhattap bırakılabilir. Narezushinin en ünlü varyetesi, Biwa Gölü’ndeki yaşayan bir çeşit sazan balığı olan C. auratus grandocolis kullanılarak yapılan funazushidir.
  • Nigirisuzhi: Eli ile bastırılarak yapılan bir sushi çeşididir. Aşçının ellerinin iç kısmıyla bastırarak hazırladığı pirinç, küçük bir kutu üzerinde sunulan az miktarda wasabi ile birlikte servis edilir. Wasabi ile birlikte sunulan malzemeler, somon, ton yada başka bir denüz ürünü olabilir. Ayrıca bu malzeme ahtapot, deniz / tatlısu yılan balığı yada yumurta da olabilir. Nigiri, genellikle çiftler halinde hazırlanarak servis edilir. Eğer bir set hazırlanıyorsa da, her bir sushinin farklı malzemeler kullanılarak hazırlanması iyidir.
  • Gunkanmaki: Bu sushinin temel özelliği, elle biçimlendirilen oval şeklidir. Sushinin etrafına sarılan malzemeler arasında istiridye, seaurchin, mayonezli mısır ve çeşitli yöntemlerle pişirilip ince ince kesilen quaill sayılabilir. Aynı şekilde hazırlanan sushinin küre formlu olanına temarizushi ismi verilir.
Eylül 2016

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

Gökyüzünden denize düşen güzellik: Deniz yıldızı

7740

Bazen sahilde yürürken bilek boyu suyun içinde, irili ufaklı çakılların arasında; kumda yada bir iskeleden denize doğru baktığınızda pırıl pırıl denizin içinde, özellikle sabah erken saatlerde yada güneşin batmasına yakın, o keyifli aydınlıkta gözümüze çarparlar; genellikle beş bacaklı ve suyun dibinde hareketsizce yatan, gökyüzünden suyun içine kaymış masum bir yıldız kadar sevimli, güzel, estetik ve bir o kadar da ilgi çekici: Deniz yıldızı!

Echinodermata şubesi içindeki Asteroidae takımı içinde yer alan deniz yıldızları, keşfedildikten sonra isimleri en kolay koyulan canlıların başında geliyor ve fiziki olarak betimlenen bariz yıldız şeklinde olan gövdeleri, onları nerede görürsek görelim sempati onlara sempati duymamızı neden oluyor.
Genel olarak bilinenin aksine deniz yıldızları bir balık türü değildir. Çünkü yüzgeçleri, kıkırdak veya kemik iskeletleri, balıklarınkine benzeyen, onlarınki kadar gelişmiş gözleri, ileri beslenme ve sindirim organizasyonu yada gelişmiş bir beyinleri yoktur. Vücudun tümüne bir ağ şeklinde yayılmış olan sinir hücreleri, yıldızın çevre şartlarına tepki vermesine imkan tanır. Kollarının uç kısımlarında yer alan basit yapılı ışık reseptörleri, canlının bulunduğu ortamın karanlık yada aydınlık olduğunu ayırt etmesine yarar.
7740

Yıldızlar, bir çeşit kabuklu olan deniz kestaneleriyle ve hıyarlarıyla aynı şubede yer almaktadır. En az beş koldan oluşan her bir kol, bir merkezi diskin etrafında muntazam aralıklarla dizilmiştir ve bu kollardan birisinin kopması durumunda yeni bir kol kısa süre içinde eskisinin yerini alır. Bu yenilenme yeteneği, bu kadar basit organizasyonlu bir canlı için son derece önemli ve araştırılmaya açık bir konudur. Yine çok sık yapılan yanlışların birisi de tüm deniz yıldızlarının yalnızca 5 kolu olduğunun sanılmasıdır. Ayçiçeği deniz yıldızında olduğu gibi bazı tropik türlerde 40 taneye kadar kol olduğu bile gözlemlenmiştir. Etkileyici!
Kutupların buzlu sularından ekvator hizasındaki tropik okyanuslara ve bir kaç santimetreden tam 6 kilometre derinliğe kadar pek çok farklı şarttaki coğrafyada yayılım gösterebilen bu canlıların 1500 kadar farklı türü olduğu biliniyor. Gri, siyah ve beyaz gibi nötr ve nötre yakın tonlardan kırmızı, turuncu, sarı ve yeşil gibi canlı renklere kadar pek çok farklı deniz yıldızını dünya denizlerinde çeşitli derinliklerde bulmak mümkün.
Üst taraflarında yumuşak ve özel bir deri ile kaplı olan deniz yıldızlarının bu dokusunun altında ise oldukça basit ve etkili bir sistem var. Kalsiyum karbonat ağırlıklı bir iskeletin içinde ve ayakların birleştiği noktanın tam ortasında yer alan ağız ve kolların altında bulunan ve sayıları binlerle ifade edilebilecek olan minik ayakçıklar, canlının beslenmesini ve aktif olarak hareket etmesini sağlar. Kendisi gibi zeminde yaşayan diğer bentik canlılar için doğal bir etobur predatör (avcı) olan deniz yıldızlarının özellikle bir tanesi, dünya üzerindeki en ilginç beslenme alışkanlıklarından birisini de sergiliyor. Öyle ki, Akdeniz, Ege ve Marmara’da da yayılım gösteren
Marthasterias glacialis, yiyeceğini vücuduna alarak vücut içinde aktif bir sindirim mekanizması işletmek yerine, ağız olarak görev yapan açıklığından çıkardığı ve büyükçe bir torbaya benzeyen midesini avıyla dolduruyor! İlginç bir beslenme deneyimi!
Deniz yıldızları, bazı bölgelerde mercanları da tükettikleri için özellike mercan resiflerinin oluşumu ve resiflerin sağlıklı şekilde var olmasının önündeki önemli tehlikelerden birisini oluşturuyor. Mercanların bulunduğu bölgelerde aşırı miktarda üreyen deniz yıldızları, mercan resiflerinin üzerinde beslenerek bölgedeki mercan popülasyonunun devamını tehlikeye sokuyor.
Bu canlıları farklı kılan farklılıkları burada bitmiyor tabii ki. Vücutlarında kan gibi özel hiç bir taşıyıcı madde bulundurmayan deniz yıldızlarının beslenme sonucu ortaya çıkan sindirilmiş maddeler vücudunun içindeki mikro kanalın içinde su ile sağlanıyor. Aynı kanal, canlının ihtiyaç duyduğu oksijenin dokulara ulaştırılmasından ve dokularda meydana gelen atık gazların da vücuttan uzaklaştırılması için de işlev görüyor.
Deniz yıldızlarının dünya üzerindeki ortaya çıkışlarının, incelenen fosillerden yola çıkılarak 450 milyon yıl öncesine dayandığı tahmin ediliyor. Bu da, onları neredeyse at nalı yengeçleri kadar eski kılıyor. Bu da demek ki yeni bir yaşayan fosil ile baş başayız! Ondan öğreneceğimiz daha çok şey olmalı!
Uzakdoğu’da, özellike de Çin gibi yüksek nüfuslu bölgelerde, deniz yıldızları elbette kendisine alıcı bulabilecek besin maddelerinin başında geliyor. Özellikle harlı ateşte kızartılarak sunumu yapılan büyük deniz yıldızları, sokaklarda kurulan tezgahlarda olduğu kadar lüks restoranlarda da kendisine alıcı bulabiliyor. Çıkartıldığı yere göre değişen besin değerleri ile özellikle kalsiyum açısından zengin olan deniz yıldızları Avrupa ve Amerika pazarında kendine yer açabilir mi, bekleyip göreceğiz.

Benzer konulardaki diğer yazılar için denizdenbabamciksa.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Ağustos 2016

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

OLTA BALIKÇILIĞINDA KULLANILAN YEM ÇEŞİTLERİ VE BAŞARILI AVCILIK İÇİN DOĞRU YEM SEÇİMİ

Oltayla yada göreceli olarak endüstriyel avcılığa göre daha basit araçlarla avlanmak istenilen su ürünleri türüne göre farklılıklar gösteren yemler, balıkların beslenme alışkanlıklarına göre avlarda kullanılan en önemli bileşenlerden biri. En az doğru av aracını seçmek, kullanmak ve doğru av yerini belirlemek kadar dikkat gerektiren yemler, elde ediliş kaynaklarına göre çeşitli kategorilere ayrılıyor. Temel olarak iki ana kategoriye ayırabileceğimiz ve avcılık için kullanılan yemler, kendi içlerinde de belli başlı başlıklar altında ayrıştırılabiliyor. Olta ile çoğulukla balık avcılığı için kullanılan yemler, bazı yörelerde ahtapot ve yengeç gibi farklı türler için de tercih edilebiliyor.

7740


Yapay yemler


Yapay balıklar: Suyun içinde canlı balıklar gibi davranarak avcısını oltaya çekmeyi hedefleyen bu ürünler, özellikle yumuşak ve içlerine konan özel malzemeler sayesinde güneş ışığını yansıtarak parlar ve su altında dikkat çeker. Avcılığın yapıldığı suyun fiziki yapısına göre farklı renklerde ve avlanmak istenilen balığın türüne göre çeşitli boyutlarda olanları var. Göllerde, akarsularda ve denizlerde rahatlıkla kullanılabiliyor ve imal edildikleri malzemenin kalitesine göre birden fazla kez kullanılabiliyor. Yapay balıklarla yapılan avcılığın hedefinde olan türler arasında avına hızla saldıran balıklar var: palamut ve kılıç gibi.


Kaşık oltalar: Özellikle hareket halindeki gemilerin arkasından yada yanından suya atılıp sürükleme mantığı ile avcılık yapan kaşık oltalarla, tıpkı yapay balıklar gibi suyun içinde parıldayarak avcılığının yapılması beklenen balığın saldırmasının sağlanarak avcılık yapılıyor. Özellikle uzun mesafelere atılabilen sağlam oltalar kullanılarak donatılmış kaşık oltalar, denizlerde gemilerin ardından çekilerek avcılık yapmak için iyi birer araç olabilir. Yine yapay balıklar gibi avına saldırarak beslenen balıkların avcılığında sıklıkla kullanılır.


Plastik yemler, sentetik materyaller ve tüyler: Suya düşen herhangi bir yeme saldırarak beslenen avcı ve yırtıcı beslenme alışkanlığına sahip balıkların avlanmasında aktif olarak kullanılan bu tür yemler balığın düzenli beslenme alışkanlığında tükettiği yemlere uygun şekilde seçilir. Farklı renklerde, ebatlarda ve sertlikte çeşitleri vardır. Özellikle ipekten yapılmış bazı tüyler, Zargana gibi kovalayarak avlanan balıkların avcılığında iyi performans gösterir.

Gerçek yemler


Balık etleri: Iskartaya çıkarılan balıklar yada daha önce avlanan ve yem olarak ayrılan balıkların etleri, uygun boyutlarda ve biçimlerde oltaların ucuna bağlanarak büyük balıkların avlanmasında kullanılabilir. Sardalya, istavrit, izmarit gibi balıklar bu tür avlanma için iyi bir seçenektir. Ayrıca daha büyük balıkları avlamak için uygun büyüklükteki oltaların ucuna bu balıklar canlı olarak da takılabilir.
Yumuşakça ve kabuklular: Protein ve lezzet yönünden son derece çekici bir materyal olan yumuşakça ve kabuklu etleri arasında sayılabilecek olan sübye, mürekkep balığı, kalamar, kum midyesi ve Akdeniz midyesi avcılıkta başarısı yüksek yemler arasındadır. Türkiye’de tüketim alışkanlığı yönünden pek parlak bir noktada yer almayan u türler, özellikle avcılık alanada kendine daha fazla yer bulmuştur. Tıpkı balık etleri gibi uygun boyutlarda parçalara ayrılarak olta ucunda kullanılabilen bu yemlerle etle beslenen balıklar avlanabilmektedir.


Canlı yemler: Topraktan çıkartılan kurtçuklar, yengeçler yada solucanlar da su ürünleri avcılığında aktif olarak kullanılmaktadır. Parçalara ayrılarak, kıyılarak yada bütünüyle oltanın ucuna takılarak kullanılabilir. Denizlerde ve göllerdeki avcılıkta rahatlıkla kullanılabilir. Daha sakin ve avını genellikle kovalamadan avlayan balık türlerinin avcılığı için uygundurlar. Oltalarda suyun farklı derinliklerine konumlandırılarak birden fazla derinlikte yaşayan balık türünün avcılığı yumuşakça ve kabuklu etleriyle birlikte bu yemlerle de yapılabilir.

Başarılı bir avcılık için doğru yemlerin seçiminin önemi

Kıyıdan yapılacak olan su ürünleri avcılığında kullanılacak olan yemler, öncelikli olarak hangi türün avcılığı yapılacaksa o türün beslenme alışkanlıklarına göre belirlenmelidir. Avlamak istediğiniz türün yiyeceğini nasıl elde ettiğini araştırmalısınız. Bazı türler çayırlar arasında otlanarak ve küçük kabukluları yiyerek beslenir. Bazıları aktif olarak avlarını kovalar, bazıları da saldırarak beslenir. Genel olarak sakin mizaçlı olan ve avlama eğilimi kovalamak üzerine olmayan balıkları canlı ve suyun içinde aktif olarak hareket ederek cezbeden yemlerle avlama ihtimaliniz düşüktür. Ya da parlak ve dikkat çeken küçük balıkları kovalayarak avlayan Zargana gibi balıkları attığınızda dibe çöken ıslak yemlerle avlama ihtimaliniz yine en fazla bir önceki örnekteki kadardır.

7740

Olta balıkçılığında, yemler kadar önemli olan bir başka konu da yemi suyun neresine konumlandıracağınızdır. Buna karar verirken de yine avlamak istediğiniz balık türüne göre bir seçim yapmalısınız. Yemi, suyun içinde uygun yerlere konumlandırmak içinse şamandıralardan ve kurşunlardan faydalanılır. Şamandıra, suyun üzerinde kalarak altında bağlı olan olta takımının askıda kalmasını sağlarken kurşun, alt tarafta yer alır ve misinanın suyun içinde batarak suya dik kalmasını sağlar. Farklı kapasitelerdeki şamandıralar ve ağırlıktaki kurşunlar, yapılmak istenilen balık avcılığının türüne göre özel olarak tasarlanarak hazırlanır. Çok basit materyaller bile şamandıra olarak kullanılabilir: sünger parçaları, köpük tabakaları, hafif ve yüzücü özellikteki plastik parçaları amatör balıkçılıkta yaygın olarak kullanılırken sağlam ve dayanıklı poliüreten malzemelerden imal edilmiş şamandıralar daha çok profesyonel olta balıkçılarının tercih ettiği ürünler arasındadır.

Yemler, suyun içindeki uygun derinliğe konumlandırılırken şamandıraların kaldırma kuvvetinden kurşunun da ağırlığı nedeniyle batma eğiliminden faydalanılır. Eğer şamandıranız çok büyükse yem gereken derinliğe batmayabilir, kurşununuz gereğinden fazla ağırsa da şamandırayı batırarak suyun dibine çöker. Bu nedenle meydana takılmalar ve kopmalar sıklıkla görülmekle birlikte koparak işlevini yitiren takımlar, suyun içinde avlanmaya devam ederek hayalet avcılığa neden olmaktadır.

Kıyıdaki olta balıkçılığı aktiviteleri günümüzde hala popüler bir hobi ve geçim metodu. Doğru ve nitelikli araçlarla yapıldığında son derece keyifli bir eylem olan olta balıkçılığı ile ilgili araştırmalar ve olta balıkçılığını daha iyi bir yere getirmek için yapılan geliştirme çalışmaları, dünyada farklı yatırımları üzerine çekmeyi başarıyor.
Ağustos 2016

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

SU ÜRÜNLERİ ETLERİNİN SAKLANMASI İÇİN EN YAYGIN KULLANILAN 3 METOD

7740

Su ürünlerinin belirli tazelik kontrollerinden geçirilerek satın alınması kadar su ürünlerinin tazeliklerinin uzun süre koruması da önemlidir. Suyun dışında meydana gelen çabuk bozulma eğilimi, su ürünlerinin saklanma şartlarının en iyi derecede kontrol edilmesini gerektirirken farklı uzunluklardaki saklama dönemleri için farklı saklama metodlarının araştırılmasına neden olmuştur.
Normal şartlar altında, oda sıcaklığında, su ürünleri etleri genel olarak ortalama 18 saat civarında bozulmadan kalabilir. “Normal şartlar” kriterinin içindeki ortalama 24 derece sıcaklık, su ürünleri etlerinin bozulmasını hızlandıracak en önemli faktörlerin başında gelir. Mevsimsel iklim şartları, nemlilik ve biraz da basınç, bu bozulma sürecini kısaltan önemli etmenlerdir.
Canlılar aleminin tamamında görüldüğü gibi su ürünlerinin etlerinde de bazı enzimleri salgılayan hücreler vardır ve canlının ölümünün hemen ardından bu hücrelerdeki parçalayıcı enzimler salınarak dokunun moleküler düzeye parçalanması işlevi başlar. Otoliz olarak adlandırılan bu süreçte vücut, hücre bazında yıkıma uğratılır. Otolizin hızını etkileyen en önemli etmenler ise elbette ki sıcaklık, dokudaki su miktarı ve iç organlardır.
Su ürünleri etlerini uzun süreli saklama hedefi ile çalışırken dikkat edilmesi gereken en önemli kriter, etin bulunduğu ortamın sıcaklığının optimum düzeyde tutulmasıdır. İç organların varlığı, su ürününün etinin bozulma hızını arttırdığı için iç organlar, acilen uzaklaştırılması gereken kısımlardır. Ayrıca iç muhteviyatı nedeniyle etten daha hızlı bozulma eğilimi gösteren bağırsaklar ve içinde sindirim enzimleri bulunan diğer organlar, etin de tadını bozacak önemli reaksiyonlara sebebiyet verir.

7740

Düşük saklama sıcaklık, su ürünlerinin etlerini uzun süreli saklamadaki en önemli kriterdir. Etlerin saklandığı sıcaklık ne kadar düşük olursa etlerin bozulma hızı da bakteriyel faaliyetlerin azalmasına bağlı olarak o kadar azalır ve tazelik oranındaki düşüş yavaşlar. Evimizde olan buzdolaplarının buzluk bölümlerinde (0 ile -5 derece arasında) bir kilogram iyi temizlenmiş hamsi ya da sardalya ortalama 15 gün saklanabilir. Ayrıca endüstriyel soğutucular kullanılarak -18 ile -20 derece arasında bu süre 2.5-3 aya kadar uzatılabilir. İyi temizlenmiş porsiyonluk çipura ve levreklerin her bir kilosu için bu süre 6 ayı bulabilir.
Soğukta saklamanın ötesinde, su ürünleri etlerini uzun süreli muhafaza etmenin farklı yöntemleri vardır. Bunların başında tuzlama ve tütsüleme gelir.
Tütsüleme, kışın yapraklarını döken ve odunsu aroması yoğun olan ağaçların kabuklarının odun talaşı haline getirilmesi ve çeşitli yöntemlerle “tüttürülmesinin” sağlanmasıdır. Bu yöntem ile elde edilen aromatik dumanın su ürünü etine geçirilerek etteki suyu uzaklaştırması ve sahip olduğu bakterisit etki ile bakteriyel üremeyi yavaşlatması hedeflenir. Et dokusundaki suyun miktarı ne kadar az olursa, bozulma hızı da ona bağlı olarak azalır. Dumana uzun süreli olarak maruz bırakılan su ürünleri etlerinin dokuları içindeki su miktarı, süreye bağlı olarak giderek azalır ve et git gide kurur. Bununla birlikte dumanın sahip olduğu bakterisit etki, ette hali hazırda bulunan ve onu parçalama eğilimi gösteren bakterilerin aktivitesini azaltır.

Tütsüleme yapılarak saklanabilecek en iyi balıklar yağlı olanlardır. Bunların başında elbette ki bazı somon türleri ile yılan balıkları gelir. Yağ, bu operasyonda balığın etinin sert ve kuru olmasını engelleyen faktördür. Eğer vücudunda yağ oranı düşük olan balıklara tütsüleme yapılırsa işlemden sonra etin daha sert ve kuru olduğu gözlenir. Bu da tüketim esnasında daha az lezzet ve keyif demektir.

7740

Bir diğer saklama yöntemi olan tuzlama, su ürünlerinin etlerinin içindeki suyun tuz yoluyla uzaklaştırılması hedefine dayanır. Dokuya hücresel düzeyde tuz girişi sağlanırken aynı şekilde suyun uzaklaşması sağlanır. Dokunun içindeki aktif su miktarı %0.9’un altına düştüğünde bakteriyel faaliyetler, %0.8’in altına düştüğünde fungusit (mantar) faaliyetler ve %0.6’nın altına düştüğünde ise bütün faaliyetler durur. Dokunun içindeki su miktarı azaldıkça proteinlerin su içindeki çözünme kabiliyeti azalırken bozulma hızı ve enzim faaliyetleri de yavaşlar, bir süre sonra da durur. Tuzlama yapılırken kullanılacak olan tuzun bazı kriterlere sahip olması gerekir. Tuzun saflığı, doku tarafından emilimini hızlandıran yada yavaşlatan önemli bir detaydır. Kullanılan tuz, ne kadar safsa doku tarafından o kadar hızlı emilir ve etkisini daha hızlı gösterir. Tuzun içindeki magnezyum klorit ve sülfat tuzları, uygulandıkları etin beklenenden daha hızlı bozulmasına neden olur. Bozulma ise etteki acılaşma ve kötü koku ile kendisini belli eder. Acılaşmanın temel nedeni, dokudaki yağların yapısının bozulmasıdır. Bununla birlikte iyi bir tuzlama işleminde tuz, tıpkı tütsüleme gibi etin içinde antioksidan etki gösterir ve ete lezzet verir.
Su ürünlerinde saklama koşulları konusunda dünya üzerinde uygulanan başka yöntemler de olmakla birlikte Türkiye’de en fazla uygulanan yöntemlerin başında buzda saklama, tuzlama ve tütsüleme geliyor. Farklı pazarlara ve kültürlere göre kendi taleplerini yaratabilen bu metodlar, aynı zamanda su ürünlerinin pazarlanmasında da aktif olarak rol oynayan önemli metodlar.
Ağustos 2016

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

DÜNYA DENİZLERİNDE BALIKÇILIK İÇİN KULLANILAN 7 BALIKÇI TEKNESİ MODELİ

7740

Su ürünleri sektörünün geleceği her ne kadar artık yetiştiriciliğe odaklanmış gibi görünse de, dünyanın farklı yerlerinde farklı av araçları ile su ürünlerinin avcılığı yapılmaya devam edilecek. Farklı yöntemler kullanılarak farklı türlerin avcılığında kullanılan balıkçı gemileri, denizlerde yapılan avcılık aktivitelerinin en önemli aracını oluşturuyor. Balıkçı gemilerini tanımak için şimdi kısa bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gırgır

Gırgır ağları, öncelikli olarak geminin kıç tarafına yığılır ve gemi, balıkların olduğu alan üzerinde genişçe bir çember çizerken suya bırakılır. Ağın uzak ucundaki küçük bir kayık ağı tutarak ağ çemberinin tamamlanmasına yardımcı olur. Geminin attığı ağın üst kısmı – yüzen yaka – suyun üst kısmında şamandıralar yardımıyla kalır ve alt kısmı da – kurşun yaka – dikey olarak suyun içinde batar. Sonuç olarak ağ, suyun içinde bir perde gibi asılı kalır. Ardından, gemideki balıkçılar bir büzme yakası vasıtasıyla ağı alttan büzmeye başlarlar. Halatlar ve ağ, bir hidrolik vinç yardımıyla yukarı doğru çekilir. Önce ağın çok büyük bir kısmı gemiye çekilir ve suyun içinde, kalan kısmı da bir daldırma ile geminin güvertesine çekilir. Çevrilen ağın içindeki tüm balık türleri bu av şekli ile toplanır. Türkiye’nin kıyısı olduğu her denizde bu yöntemle avcılık yapılmaktadır.

Galsama ağları teknesi

Dipte ve dibe yakın yaşayan balıkların avlanmasında kullanılan bu araç, ağın perde gibi dik bir şekilde suyun içinde kalmasını yüzen yada göç eden balıkların avlanmasını sağlar. Ağın şamandıralar ile donatılan yakası suyun yüzeyinde, ağırlıklarla donatılan yakası ile suyun altındadır. Ağın göz açıklıkları, yalnızca erkek balıkları solungaçlarından avlayacak genişlikte ayarlanır. Baş tarafından ağa giren balık, solungaçlarından ağa takılarak ağın içinde kalır. Kaçmaya çalıştıkça ağa daha fazla dolanır. Galsama ağının göz açıklıkları daha küçük ve dişi balıkların kaçabileceği boyutlarda tutulmalıdır. Bu av aracı, genellikle içinde balık avcılığının balığın gözle görülemesinin zor olduğu siltli ve bulanık sular için uygundur. Galsama ağı ile avcılık yapan gemiler ortalama 9 – 12 metre aralığındadır. Bu gemiler, ön taraflarında yer alan ve ağın sarıldığı davul benzeri donanımlarla kolayca tanımlanabilir. Balık ağı, hidrolik bir vinç yardımıyla bu makaraya sarılır, avlanan balıklar ağdan elle çıkarılır. Kayık, ağın gerdin ve düz tutulması için kullanılıyor. Kanada’da yapılan avcılıkta elde edilen somon balıkları genellikle son kullanıcıya buz içinde ulaştırılıyor.

Trol tekneleri

Trolle avcılık, balıkların beslenme alışkanlıklarına uygun yemlerin yada tuzakların suyun içinde çekilerek balıkların avlanması metodudur. Tipik olarak 4 yada 6 halata dizilmiş 50 kadar kurşun halatların ucundan aşağı sarkarak ağın gergin durmasını sağlar. Bu halatlara 8 – 12 adet naylon bazlı misina eşit aralıklarla takılır ve uçlarındaki kancalara da yem takılır. Avcılığın ardından ucunda balık olan kancalar güverteye el yada hidrolik bir kaldırıcı yardımıyla alınırken bir kepçenin kullanılmasında fayda vardır. Trol tekneleri, farklı kullanım alanlarına göre farklı boyutlarda ve farklı donanımlara sahiptir.

Tarak tekneleri

Tarak tekneleri çoğunlukla trol tekneleri ile karışıtırılsa da tarak tekneleri ağlarının daldırıldığı derinlikteki pek çok türü bir arada avlayan av araçlarıdır. Orta suyu yada dibi tarayan çeşitleri vardır. Bir çok tarak ağının yan taraflarında ağı açık tutmaya yardımcı olmak için kapılar vardır. Avcılıktan sonra ağı güverteye çekmek için güçlü vinçlere ihtiyaç vardır. Ağın sonundaki torba, yapılmış avcılığın ürünlerini barındırır. Bu tipteki tekneler genellikle büyük ve geniş araçlardır. Dünya üzerindeki en geniş çeşitleri, avladığı balıkları kendi üzerinde işleyip pazara sunulacak hale getiren fabrika gemileridir ve bunların boyu 200 metreye yaklaşabilir. Fabrika gemileri ile yapılan avcılığın boyutları muazzamdır. Ortalama 2 saatlik bir çekimin sonunda 100 ton ve hatta daha fazla avcılık yapılabilir.

Tarak ağlarının çoğu, yasal olarak belirtilen göz açıklığından daha düşük göz açıklığına sahip ağlardan yapıldığı için çekim yapılan yerlerde avına izin verilen boyutun altındaki boydaki balıkların da avlanmasının önünü açmaktadır. Bununla birlikte dipte çekilen tarak, deniz zemininin bozulmasına, üreme alanlarının yıkımına ve ekosistemlerin yapısının zarara uğramasına neden olmaktadır.

İğne ile avcılık tekneleri

Ticari ölçekte yapılan iğne ile avcılıkta, ucuna iğnelerin takılı olduğu misinaların suyun içine dik olarak bırakılması metodu uygulanır. İğneler, sahte yemlerin yatayda yarattığı hareketlenmelerin aksine dikey olarak hareketler yapar. İğneler hem tuzlu suda hem de tatlı suda kullanılabilir ve bu yöntem, uzun yıllardan beri Avrupa’da, Kuzey Avrupa’da, İzlanda’da ve New Foundland’da kullanılıyor ve bu balıkçılık yöntemine günümüzde yaygın olarak avcılıkta başvuruluyor. Balıkçılığın ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu teknelerin de donanımlarında değişiklikler gözlenmeye başladı. Manuel salımların yerini hidrolik salımlar aldı ve bunlar balıkların yaşadığı ideal derinliklerden çekilerek avlanmalarını kolaylaştırdı. Hatta günümüzde bilgisayar desteği ile otomatize edilmiş tekneler, belirli bir derinlikte istenen ağırlıktaki balıkların ağa takılmasının ardından balığı tekneye çekecek kabiliyete sahip. Bu ekipmanlar, balıkçılığın verimliliğini arttırırken avın kaçma riskini de azaltıyor. Ayrıca iğneler ile yapılan avcılık esnasında geminin motorları kapatıldığı için yakıttan da tasarruf sağlayan bir metod.

Crabber

Adı Crabber olan av araçlarının hedefinde dipte yaşayan yengeç türleri vardır. Bir halat yardımıyla dibe batırılan kafeslerin içine avlanmak istenilen yengecin tüketmeyi sevdiği yemler konur ve kafesler bir kaç günlüğüne orada bırakılır. Her bir kafesin bağlı olduğu halatın ucuna bağlanan şamadıralar, kafeslerin yerlerinin belirlenmesinde kullanılır. Yengeçlerin fizyolojik özelliklerine göre farklı kafes tipleri vardır. Kafeslerin sudan çekilmesi için gemiye donatılmış güçlü vinçlerden faydalanılır. Bering Denizinde ve Alaska Körfezinde çalışan çok büyük yengeç tekneleri olmakla birlikte farklı büyüklüklerde yengeç tekneleri alüminyum gövdelerle ve dışa takılmış motorlarla ihtiyaca göre donatılmaktadır.

Türkiye karasuları içinde ticari öneme sahip yengeç türleri pek fazla olmadığından, Crabber’lar genellikle kuzeyde aktif olarak kullanılan teknelerdir. Alaska ve Kanada’nın kuzeyinde, Bering Denizi civarında yayılım gösteren yengeç türlerini avlamak için özel olarak donatılmış teknelere dair belgesel çekimleri de yapılmaktadır.

Longliner

Longliner, dipte yaşayan balıkların avcılığında kullanılan bir av aracıdır. Trança ve morina gibi balıkların yanı sıra bazı dip balıklarının da avcılığında yaygın olarak kullanılır. Longliner halatların başınca ve sonunda çıpalar vardır. Her bir longline 1.5 km kadar olabilir ve üzerinde yüzlerce yemli iğne bulunur. Yemlerin takılı olduğu halatların ucunda iğnelerin yerini belli etmek için bir şamandıra ve bayrak kullanılır. Tipik bir şekilde bir longliner teknesi 24 saatlik bir av döneminde bir kaç çekim planlar. Genellikle güçlü vinçlerle donatılırlar ve buzhaneleri vardır. Longliner tekneleri tarak tekneleri gibi büyük ve geniş araçlardır. Boyları 15 ile 30 metre arasında değişebilir ve olumsuz hava koşullarıda ekibi korumak için kıç taraflarında bir örtü bulundurulur. Teknedeki av malzemesi kullanılmadığında sarılır ve bir tüp içinde saklanır. Teknenin av kapasitesine ve yapılan avcılığa göre tekneler kıyıya ortalama 20 – 40 ton arasında avla dönebilir.
Temmuz 2016

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

NEDEN YASADIŞI BALIKÇILIĞA KARŞI KÜRESEL MÜCADELENİN İÇİNDE YER ALMALIYIZ?

7740

Yasa dışı, kayıt dışı ve düzensiz su ürünleri avcılığı (IUU), su ürünlerinin popülasyonlarının kontrolsüz bir şekilde azalmasına neden olurken aynı zamanda balıkçılığa bağlı ekonominin ön planda olduğu ülkelerde büyük finansal kayıplara da neden olmaktadır. Ayrıca yasa dışı balıkçılığın ilintili olduğu başka suçlar da söz konusu olabilir; bunlar vergi kaçırma, kara para aklama, kaçakçılık ve iş gücü standartlarının ihlali olarak tanımlanabilirken bunların her biri yasalarca suç kabul edilen diğer davranışlarla bağlantılıdır.

Liman Devletleri Önlemler Anlaşması (PSMA), – daha da bilinen haliyle, FAO’nun 2009’da kabul edilen Yasa dışı, kontrolsüz ve kayıtsız balıkçılığı bertaraf etmek, önlemek ve bu aktiviteleri yapan kişileri caydırmak anlaşması – IUU ile ekonomik şekilde mücadele etmek için geliştirilmiş bir araçtır. Limanlarda yapılan kontroller, açık denizde ya da havadan yapılan kontrollere oranla daha ucuz, gemileri denizde izleyip teftiş etmeye göre daha güvenlidir. Aynı zamanda, kıyıda yapılan kontroller yasa dışı balıkçılığa teşviki azaltır çünkü bu şekilde avlanmış olan su ürünlerinin liman bölgelerine girişinde ve oralarda bu avların pazarlamasını zorlaştırır. Daha fazla liman devletinin PSMA’ya uygun hareket etmesi, IUU balıkçılık davranışlarının azaltılmasına imkan tanıyacaktır ve bu FAO’nun PSMA ile ilgili nihai hedefidir.
7740

Bu uluslararası anlaşmanın bir parçası olmak, anlaşmada geçen önlemleri almak, kuralları etkili biçimde uygulamak ve gerekli maliyetleri karşılamak pek çok doğrudan ve dolaylı ekonomik faydayı da beraberinde getirir. Özünde, PSMA bir işbirliği kaidesidir, daha fazla devletin bu anlaşmaya katılımı uluslara fayda sağlayacaktır. PSMA’ya katılan devletlerin bu anlaşmanın gerekliliklerini yerine getirebilmeleri için öncelikli olarak politikalarında değişiklik yapmaları gerekmektedir ve bu, anlaşmayı imzalayan devletlerin bölgesel güçlerini arttırdığı gibi PSMA’nın da etkinliğine olumlu katkı sağlayacaktır.


PSMA’nın ekonomik faydaları


Pazara erişim
PSMA’yı onaylayan liman devletleri, sorumlulukları ciddiye aldıklarını uluslararası alanda diğer ülkelere gösterir. Tek başına bu eylem bile, en önemli ekonomik teşviğe katılmaya önderlik eder. Bu devletler PSMA’nın adımlarını limanları vasıtasıyla yapılan illegal balıkçılığı engellediklerinde, önemli su ürünleri pazarlarına sürekli erişim sağlar. Çünkü su ürünleri satın alan devletler ve onların perakendecileri yasa dışı su ürünleri avcılığının durdurulmasını öneriyor ve ülkeler bu anlaşmayı imzalayarak bu durumu avantaja çeviriyor. Ayrıca bu devletler, PSMA’ya taraf olan devletlerin limanlarını kullanmayı tercih edecekler ki bu durum, aynı zamanda liman gelirlerinin ve liman harcamalarının artmasına, limanlarla ilişkili sektörlerin de bundan kazanç sağlamasına katkı sağlayacaktır.


Devletlerin PSMA’yı uygulamasının geliştirme için mali destek
PSMA’nın 21. Maddesi, anlaşmayı uygulayan devletlerin anlaşmanın gerektirdiği kapasiteye ulaşmak için destek alabileceğini belirtiyor. Anlaşmaya göre, PSMA’ya dahil olan taraflar kapasite gelişimine destek olmak için özel amaçlı bir çalışma grubu kuracak ve anlaşmaya taraf olanlar bu yardımı kendi ülkelerindeki tedbir sistemlerini kurmak için kullanabilecek. Ülkelerin aldıkları destekleri kullanabilecekleri başlıca başlıklar altında ulusal ve bölgesel izleme, kontrol ve gözetleme sistemleri (MCS) ile entegrasyon, denetim prosedürü oluşturmak ve limanlarda çalışanlar için eğitim faaliyetleri sayılabilir.
7740

Balıkçılık sektöründeki yönetişimlerin geliştirilmesi ve kurumlararasında daha etkili iş birliği
PSMA’nın uygulanması, öncelikli olarak bu anlaşmanın gerektirdiği prosedürleri koordine edecek devlet kurumlarının kurulmasını gerektirebilir. Anlaşma, tarafların zamandan ve paradan tasarruf etmesini sağlayacak kurumlararası bir çerçeve sunmaktadır. Bu, aynı zamanda ülkeler arası işbirliği çabalarını da teşvik eder niteliktedir. Bu adımlar daha iyi iş gücü uyumu, göç ve sıhhi kurallar başlıklarında ilave fırsatlar getirmektedir. Kurumlararası işbirliği, aynı zamanda süreçlerin şeffaflığı arttırır, yönetimdeki yolsuzluk ihtimallerini azaltır.

Devletlerinin sisteme entegrasyonu, var olan ulusal MCS sistemini geliştirir.
Sistematik olarak liman denetimlerinde toparlanan bilgiler kullanılarak yapılan analizler ve risk değerlendirmeleri, ülkelerin dahili MSC’lerinin maliyetini azaltabilir. İyi yapılmış bir entegrasyon zamandan ve emekten tasarruf etmeye; denizdeki araçların görüntülemesi, izlenmesi ve denetlemesi konusunda kaynakların daha verimli kullanılmasına destek olur.

Bölgesel işbirliği
PSMA, bölgeler ve uluslar birlikte çalışmaya odaklanarak bilgi paylaşımı ve iş birliği için bir çerçeve oluşturur. Anlaşmanın tarafları, yasadışı avcılıkla ilgili bilgileri toplayıp paylaşmak ve yargıya yardımcı olmak ve bu çabaların şeffaflığını güçlendirmeye çalışmak zorundadır. Tüm bir bölge PSMA’yı yerine getirdiğinde, balıkçı gemileri için IUU aktiviteleri ile avlanmış olan su ürünleri daha az ekonomik ve cazip hale gelir. Bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesi, kıyı devletlerinin anlaşmayı uygulayabilmesi için yeteneklerini arttırır.
7740

Balıkçılık kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi
Balıkçılık kaynaklarının yönetimi, bilhassa göçmen türlerin yönetimi, IUU aktiviyeleriyle avcılık yapmış su ürünleri avcılığı araçlarından elde edilen bilgiyle daha da geliştirilebilir. Tam entregre MSC sisteminden toplanan bilgilerle elde edilecek veriler, stokların daha güçlü değerlendirilmesine, kıyı ve açık deniz sularının ayrıca uluslararası suların etraflıca gözlemlenmesine yardımcı olacak.

Balıkçılık sektöründe yatırımı cazibeli hale getirmek
İtibarlı, yasal ve şeffaf bir liman ülkesi inşa etmek, dış yatırımların ülkeye gelmesini ve ülkenin kıyı sularında ülkenin lisansı ile balıkçılık yapmasının önünü açabilir. Bu durum tedarik, tamirat, işleme ve ek servisleri kapsayan liman operasyonlarını arttıracağından ülkenin iç kısımlarının gelişmesine de katkı sağlayacaktır.
7740

Bu yazı,Kaan Uğrasız (@travego) tarafından denizdenbabamciksa.com için Türkçe'ye adapte edilmiştir.
Temmuz 2016

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

AMERİKA, ÖNÜMÜZDEKİ 5 YIL İÇİNDE SU ÜRÜNLERİ ÜRETİMİNİ %50 ARTTIRMAYI HEDEFLİYOR.

7740

Amerika Birleşik Devletleri, ülke içinde artan su ürünleri tüketim ihtiyacını karşılamak üzere 2016 ile 2020 yılları arasında, ülke genelindeki su ürünleri üretimini %50 oranında arttırmayı hedefliyor.
Ulusal Atmosfer ve Okyanus İdaresi (NOAA), Haziran ayında yayınladığı Denizde Su Ürünleri Yetiştiriciliği Stratejik Planı’nda 2016 – 2020 yılları arasında %8 olarak hedeflendiği belirtiliyor. NOAA ayrıca, Amerika’da ülke çapında tüketilen su ürünlerinin %90’ının ithal edildiğini de bu raporda belirtti. İthal edilen bu su ürünlerinin tamamı tüketilse bile Amerika içinde yaklaşık 1 milyon metrik tonluk bir talebe daha ihtiyaç kaldığını belirtiyor. Bu büyüme oranı, 2003 – 2008 yılları arasında %5 olarak belirlenmişti.
NOAA’da yönetici olan Dr. Kathryn Sullivan, su ürünleri yetiştiriciliğinin yalnızca su ürünleri için talebi karşılamaya destek olmadığını denizel kökenli besinler sektörü içindeki iş fırsatlarının da arttığını vurguladı. Amerika’nın federal sularında yapılan su ürünleri yetiştiriciliği, doğal ve vahşi avcılığı desteklerken aynı zamanda sürdürülebilir balıkçılığın desteklenmesi çabasını da destekliyor.
NOAA, su ürünleri sektöründe hedeflenen büyümeye ulaşmak için 4 farklı başlığı ortaya koydu. Bunlar; düzenleyici verimlilik, sürdürülebilirlik yönetimi için teknik araçlar, teknoloji geliştirilmesi ve transferi ile toplum bilgilendirmesi olarak belirlendi.
Düzenleyici verimliliği sağlamak için NOAA, Amerika kıyı suları içindeki su ürünleri yetiştiriciliğinin izin süreçlerini iyileştirmesi gerektiğini belirtiyor. Halihazırda var olan kapsamlı izin süreci, yatırımcıların su ürünleri yetiştirciliği yapmalarının önündeki önemli bir dar boğaz. Plana göre NOAA, balıkların yaşadıkları çevrelerin ve koruma altındaki türlerin yeterli koruma altında olduğundan emin olacak ve gerekli istişareleri yapacak.
Özellikle üzerinde fazlaca araştırma yapılan su ürünleri yetiştiriciliği konusunda Amerika’daki gelişmeler, daha çok teknoloji ve bilimsel yatırımlara da odaklanıyor. Fayda sağlayan sürdürülebilirlik çözümleri, çevresel etkisi günden güne artan ve yaygınlaşan multitrofik yetiştiricilik metodları ve teknoloji transferleri, Atlas Okyanusu’nun diğer kıyısındaki su ürünleri üretimini bir adım daha öteye taşıyor. Bu aşamada, NOAA’nın yayınladığı 4 maddenin içindeki önemli başlıklardan birisi olan toplum bilgilendirmesi aşamasında, özellikle faydalı, nitelikli ve doğru bilgiler sağlayan ağlar ile sosyal medya iletişimi son derece önemli bir rol oynayacak. Yetiştiriciliğin teknik kısmıyla ilgilenen su ürünleri mühendislerinin yanında bu sektörü doğru şekilde halka duyuran ve su ürünlerinin tüketimi ile ilgili doğru yönlendirmeleri yapan bir başka mühendislik kolu, geleceğin meslekleri arasındaki yerini almaya şimdiden başlıyor…

Bu yazı,Kaan Uğrasız (@travego) tarafından denizdenbabamciksa.com'da yayınlanmıştır.
Daha fazla

6 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.