Bilmek istediğin her şeye ulaş

Taciz

Taciz birçok kötü davranışı kapsamaktadır. Kelime hukuki bir anlamda kullanıldığı zaman tehdit edici, rahatsızlık veren ve toplum tarafından tasvip edilmeyen davranışları kasteder. İfade özgürlüğünü destekleyen toplumlar da, sadece ısrarla tekrarlanan ve doğru olmayan ifadeler hukuki anlamda taciz sayılır. Cinsel taciz, ısrarcı ve istek dışı cinsel yaklaşımlar için kullanılan terimdir. Bu tür taciz genellikle sokakta yalnız yürürken bazende iş ortamlarında gerçekleşir ve cinsel yaklaşımları geri çevirmek mağdur kimseyi dezavantajlı bir durumda bırakabilir.

Ocak 2016

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ocak 2016

Gökhan Biçer, bir soruya yanıt verdi.

Türkiye'de cinsellik neden saldırı amaçlı kullanılıyor? Herhangi bir durum olduğunda neden intikam ve acı vermek amaçlı kadınlara cinsel sözlü taciz ve cinsel taciz uygulanıyor? Cinsellik iki kişinin karşılıklı isteğiyle olan bir şeyken kadınlara neden bir ceza olarak dayatılmış?

Kadın ve anne kutsala yakın derecede önemli kabul ediliyor geçmişten günümüze Türk toplumlarında. İslamiyet'te, cennet annelerin ayakları altındadır vurgusu yapılıyor. Buna rağmen ilk küfür konusu anne ve eş oluyor.
Bunun birinci sebebi, küfür eden kişinin kendi annesi ya da eşi olmaması. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın gibi bir şey.
İkincisi, madem ki üst düzey önemli sayılıyor, o zaman karşımdakini ağır biçimde incitmenin yolu budur, mantalitesi var.
Tabiatta da bir gariplik var. Neden bir erkek, birden fazla dişiden oluşan bir 'harem' oluştururken; bir dişi tam tersini yapmıyor. Neden iki erkek bir dişi ya da harem için mücadele ederken; iki dişi tersini yapmıyor?
Mayıs 2015

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Bir de meşhur Türk "misafirperverliği" olmasa...

Dünyayı Dolaşmak İçin Yola Çıktı, Türkiye’de Tacize Uğradı | Uzakrota, Gezi Rehberi, Gezilecek Yerler, Turizm Haberleri

Yürüyerek dünyayı dolaşmak için yola çıkan 28 yaşındaki Hollandalı kadın turist, Bursa'nın İnegöl ilçesinde tacize uğradı. Dünyayı dolaşmak için yola çıkan
Şubat 2015

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

BAMBİ KURUYEMİŞ'DEN YEMEK SİPARİŞİ VEREN KADININ TACİZ ÖYKÜSÜ


4483


Merve Öngen

21 Şubat Cumartesi’ni Pazar’a bağlayan gece uğradığım taciz ve tehdidi, bu ülkede polis veya hukuka inancım olmadığı için buradan paylaşmak istiyorum. Sabahında iş nedeniyle yurtdışına çıkacağımdan lazım olan birkaç şeyi, saat 23:57’deyemeksepeti.com üzerinden, Bambi Kuruyemiş’ten sipariş verdim. Ödeme için seçmiş olduğum kart seçeneği için getirdikleri yeni tip, büyük pos cihazı bağlantı kuramadığı için, saat 2’ye kadar 2 kez tekrar geldiler. İlk 2 seferde, çıkan her türlü soruna ve her seferinde kapıda 10 dakika geçirmemize rağmen son derece güleryüzlü bir servis elemanı geldi; belirttiği üzere Bambi’de değil, yanındaki bir dükkanda çalışıyordu ve sorun çözülemedi. Saat 3 sularında, 3. Kez kapıyı çaldıklarında ise firmanın asıl ve başka bir çalışanı, yine aynı tip pos cihazıyla geldi. Daha kapıdan görünüşüme bakar bakmaz ters bir tavır sergileyen bu kişiye, “yorucu oldu” dememle birlikte tedirgin anlar yaşamaya başladık. “Yorucu oldu, sana mı? ” “Yoruldun mu yoksa sen? ” gibi cümleleri tehditkar ve inanın korku salmak ister bakışlar, tavırlarla pekiştiren bu kişinin bu davranışlarına hiç korkmadan, direkt gözlerinin içine bakarak yanıtlar verdim. Kadınlar ne demek istediğimi daha iyi anlar, korkmamamla daha da nefret dolu gözler ve sözlerle bakan bu şahıs, pos cihazının parayı çekmesiyle bir zafere ulaşmışcasına bana hesap sorunca, “ben de çekmesine mutlu oldum” dedim ve istediğini alamayarak huzursuzluk içinde gitti. Hatta evde beni ziyarete gelmiş 2 arkadaşıma, yaşadığım olayın detaylarını anlatarak bu işin burada bitmeyeceğini hissettiğimi söyledim.

Saat 03:48’de, cep telefonuma gelen “ne kadar mutlu oldun? ” mesajıyla başlayan taciz, çok kısa sürede ısrarcı aramalara, tehditlere, burnumdaki “pirsing”e, tipimle ilgili sarkıntı ve eleştirilere dönüştü. Yemeksepeti dolayısıyla kolayca ulaşabildiği telefon numaram, adım, oturduğum semt ve hatta oturduğum sokağı bir tehdit unsuru olarak kullanan şahıs, telefonu açılmayıp istediği cevapları alamayınca “gelir sikerim seni”, “ananın amına kadar yolun var” ve “ölünü sikerim” gibi tehditleri mesajla rahatça göndermeye ve aramaya devam etti. Polise ve savcılığa gideceğimi söylememle iyice çıldırdı. Uzun süredir yalnız yaşayan ve pek korkmayan bir kadın olmama rağmen, yola çıkacağım bu sabahın köründe, kapımı kitledim, sürgüyü çektim, perdelerimi kapadım zira bana uygulanan tavrın sebebini, gözlerdeki nefreti ve “ölü sikme” tehdidinin neden bilinçle seçildiğini ve şakası olmayabileceğini biliyordum.
Sabahında iş arkadaşımla havaalanındayken, belki serinkanlılığımdan korktuğundan arayan bu şahsın aramasını bu kez açtım ve tekrar polise, savcılığa başvuracağımı söyledim. İlk olarak telefonunu bir arkadaşının kullandığını söyleyen bu şahsa kim olduğunu ve adımı, adresimi, ismimi nerden bulduğunu sorduğumda çıldırarak bir gece önce mesajla yolladığı tehditlerin benzerlerini telefonda da yineledi ve gayet pişkin, “ben polisim zaten, ne olacak ki bana” dedi. Elbette polis olmasa bile, niye bu kadar rahat olduğunu sanıyorum hepiniz tahmin edebilirsiniz; çünkü bu ülkede kimseye bir şey olmuyor.
Bu kişi Bambi Kuruyemiş adına bana siparişi getiren kişidir. Telefon numarası gayet açıktır, başkasınınkini kullanmış olsa dahi, yaptığımız konuşma üzerinden mesajla açıkça referans vermekten, korku salmaktan, ölüm dahil olmak üzere türlü şekillerde “sikmekle” tehdit etmekten ve bunu yaparken adres, isim, mahalle, telefon bilgilerimi kullanmaktan çekinmemiştir. Bu şerefsiz nasıl ki bunları yaparken korkmadı, utanmadıysa, ben de mesajlarının bir kısmını paylaşmaktan ne korkuyorum ne de utanıyorum; çünkü bu ülkede her geçen gün yaratılmak ve yaşatılmak istenilen korkunun, biz kadınların yaşama şeklinden, kişisel tercihlerinden ve en çok da korkusuzluğundan kaynaklandığını biliyorum. Ben bu şahıs cezasını çekene kadar uğraşacağım; firmanın durumu itiraf etmesi için boykot etmenizi veya afişe etmek amaçlı, en azından bu statusü paylaşmanızı rica ediyorum. Hepimizin güvenliğini tehdit eden bu canavarların, sırtımızdan milyarlar kazanmasını ve her şeyin bu kadar rahatça yapılabilmesini artık kabul edemiyorum. Tüm bilgilerime sahip, hiçbir çekincesi olmayan bu sapığın bana zarar vermeyeceğinin garantisini kim verecek?

Gezi'de de ne kadar kaypak olduğunu görmüş olduğumuz Bambi açıklama yapmış.
  1. Bela sayelerinde bulaşmış bir kere, işten çıkarılsa bile ki daha da beter bir şekilde tacizine devam edecektir.
  2. 7 günlük eleman diye bahane olmaz; şimdi o elemanı işten çıkartıp sıfır günlük bir eleman alacaklar, onun da bahanesi sıfır günlük eleman şeklinde mi olacak?


Ocak 2015

Azat Toğluk, bir soruya yanıt verdi.

Türkiye'de cinsellik neden saldırı amaçlı kullanılıyor? Herhangi bir durum olduğunda neden intikam ve acı vermek amaçlı kadınlara cinsel sözlü taciz ve cinsel taciz uygulanıyor? Cinsellik iki kişinin karşılıklı isteğiyle olan bir şeyken kadınlara neden bir ceza olarak dayatılmış?

En başında beceremediğimiz "Müslüman" bir Ülke olduğumuzdan denilebilir fakat bu düşünce bu olayın çok küçük bir bölümünü kapsar. Daha geniş kapsamlı bir durum ise tamamen insanların eğitim düzeyi ile ilişkilendirilebilir. Ülkece eğitim konusunda çok çok geride olduğumuz, pas geçilemeyecek kadar büyük bir sorundur. Hem her güzel kızlarla ilişkiye girme isteği, hem de evlenirken el değmemiş bir kız ister Türk erkeği. Bu işin doğru bir şekilde ele alınması içinse Müslümanlıktan vazgeçmek ya da gizli saklı işler çevirmekten ziyade eğitim kalitesini üst raflara taşımakta saklıdır. Demem o ki eğitim düzeyimizi (Bunu derken sadece okur-yazar nüfusunun artması değil!) arttırırsak, bu tür durumlar, can sıkıcı konu olmayacak kadar küçük gelecektir.
Ocak 2015

Aslıhan Ceylan, bir soruya yanıt verdi.

Türkiye'de cinsellik neden saldırı amaçlı kullanılıyor? Herhangi bir durum olduğunda neden intikam ve acı vermek amaçlı kadınlara cinsel sözlü taciz ve cinsel taciz uygulanıyor? Cinsellik iki kişinin karşılıklı isteğiyle olan bir şeyken kadınlara neden bir ceza olarak dayatılmış?

Cinsellik toplumumuzda bir tabudur.
Insanlar gizlemeye calisir, bundan utanirlar.
Kadinin "namus" u toplum icin onemlidir, bozulmamasi gerekir. Namussuz kadin asagiliktir. Kirdir.
Bu dusunce yapisindaki toplumda dogal degil de nedir cinselligin bir silah olarak kullanilmasi.
Ekim 2014

Gökhan Biçer  yeni bir  gönderide  bulundu.

Hayda Breee..! Kılıncını vurdu taşa, taş yarıldı baştan başa.

Antalya'da kılıçlı dehşet - Türkiye Haberleri - Radikal

İstanbul ve Türkiye ile ilgili haberleri mi aramıştınız? Antalya'da kılıçlı dehşet haberi için hemen tıklayın!
Temmuz 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Yaz Mevsiminde Sokakta Kadın Olmak

Her otobüse bindiğimde Uma Thurman’a dönüşüp Kill Bill misali katliam fantezileri kurmak yerine müzik dinleyerek camdan dışarı seyretmeyi çok isterdim. Ama pişkini ayrı, göstere göstere yapanı ayrı, usul usul elini sana değdireni ayrı, hepsini ayrı dövmek ve pişman etmek istiyorum.

Evet o muhteşem mevsimdeyiz, sokağa adımınızın gölgesi düşünce sensörlü lamba gibi kadın varlığınızı algılayıp türkü çığrılan mükemmel aydayız. Sıcaklık her gün artıyor, güneş parıldıyor, kıyafetlerimiz normal dünya standartlarında yazlık konumuna ayarlandı ancak bir sorun var, konum Türkiye!

Yazın sıradan bir gündü, yurtdışından arkadaşım gelmişti, Taksim’de buluşacaktık… 10 dakika geciktik. Daima yüzü gülen Yunan arkadaşım baktım tedirgin. “nerdesiniz! ” dedi. Sonra bana döndü ve sordu: “neden bakıyorlar? ”. Önce anlamadım, sonra ben de “baktım”. Kızın üzerinde yere kadar askılı siyah elbise, ayağında terlik, sıradan bir kıyafet. Ama gerçekten “bakıyorlardı”. Doğduğumdan beri algılarımı kapattığım, görmediğim ya da bünyemi görmemeye zorladığım iğrenç bakışlardı bunlar. Bakarlar dedim Türkiye’de nedeni yok, rahatsız olmamaya çalış, duyma, görme, sonra ben utandım, dediğimden de bakışlardan da… Kızcağız 10 dakikada Taksim meydanında yalnızca erkeklerin bakışları yüzünden ağladı ağlayacak. Neden bakıyorlar çünkü açlar, çünkü bu ülkede cinsellik tabu, kadın görünce böyle mal mal uzaylı görmüş gibi bakıyorlar diyemedim. Zaten İngilizce mal mal diyemem. Mal mal bakmak bize mi mahsus acaba?

Yine bir yaz günü, masterdan yeni dönmüşüm, evindeyim, mutluyum, ertesi gün ilk kez dışarı çıkacağım. Yurtdışındayken hiç düşünmeden üzerime geçirdiğim yeşil elbisemi giydim, normal, yazlık elbise işte, Miami’de okumadım, Londra’daydım, orada yazlar soğuk olur. İstikamet 10 dakikalık yürüyüşle Gayrettepe Metro oradan Taksim. Evden çıktıktan sonra her adımda bir şey fark ediyorum, 1 sene boyunca unuttuğum, bir zamanlar alıştığım için fark etmediğim, ama 1 senelik aradan sonra çok fena batan bir şey. 10 dakikalık güzergah boyunca, Gayrettepe’de her erkek bana bakıyor. Sanki tüm bu erkeklerin günahlarını taşıyorum. Çekinmeden pervasızca bakıyorlar. Ben değilim baktıkları biliyorum, güzel, çirkin, kısa, uzun, zayıf, şişman, pardesülü, elbiseli… Siz değilsiniz baktıkları. Etiniz, kadınlığınız. Adımlarım öyle bir hızlanıyor ki, neredeyse koşuyorum. Taksim meydanından İstiklal Caddesine yürümekten vazgeçiyorum, Tünel’de buluşalım diyorum, Tünel metrodan çıkıp suç işlemiş gibi buluşacağımız yere oturuyorum. Kan ter içindeyim. Çok ama çok sinirliyim. Bu ülkeye ve içinde yaşayan erkeklere, onları yetiştiren annelere, babalara, tüm topluma, tüm medyaya, devlete herkese sinirliyim. O zaman yeni döndüğüm İngiltere ile Türkiye’de kadın olmanın farklarından biri de bu diye düşünüyorum, sürekli bir özgürlük kısıtlaması, bir tedirginlik. O baktı, bu bakacak, oradan hızlı geç, bu mahalle nezih, rahatla, adam geliyor, başını önüne eğ, gülme, mümkünse yalnız kalma. Kız doğmuşsun çünkü, ne giysen ne yapsan günahkarsın, davetkarsın, suçlusun. Sana laf atsa, hatta taciz etse senin suçun, senin yaptığın terbiyesizlik çünkü, evinin dışındasın, olmaman gereken yerdesin, sokaktasın, hele bir de üzerinde yazlık bir elbise varsa artık sana ben ne diyim?

Annemle alışverişe çıkardık. Bir elbise beğenirim, annem “güzel ama İstanbul’da giyilmez, nerde giyeceksin, tatilde giysen bir haftalık tatil için almaya değmez” derdi. İstanbul’da giyilmeyecek kıyafetler, dizde elbiseler ya da sadece askılı olduğu bu şekilde kategorize edilirdi. Aslında İstanbul’da giyillirdi. Çünkü ülkemizde İstanbul’un giyiniş kuralları ve Bodrum’un giyiniş kuralları diye ayırım yapan bir yasa yok. Olsa olsa tek bir fark var o da erkek sayısı, yani “bakan” erkek sayısı. Yani aslında sokakta pislik gibi bakmasalar, rahatsız etmeseler, laf atmasalar, ayıplamasalar, suçlu gibi psikolojiyle hayatınız o elbiseyi giydiğiniz için zindan olmasa pekala o aynı elbiseyi İstanbul’da da Bodrum’da da rahatlıkla giyebilirsiniz. Ha Bodrum’da çok mu farklı? Değil, belki sayıca, belki orada daha çok askılı elbise giyen var ve bu normallik normalleşiyor, siz de dünyanın en normal kıyafetiyle kendinizi uzaylıymış gibi hissetmiyorsunuz en azından. Yoksa memleketin her yerinde aynı zihniyet… Erkeğin, bakma, laf atma, taciz etme, elleme, rahatsız etme, takip etme, korkutma hakkına karşılık sizin hızlı koşma ve evde oturma hakkınız. Daha fazlası değil.

1042
Normal bir eylem olarak yürümek. Yürüdüğünüz muhite göre anormal olabilir.

Hayır bir de “burası İstanbul”. Ben diğer şehirleri bilemiyorum. Antalya’da ikamet eden arkadaşım mesela evine yazın misafirliğe gelen arkadaşlarıma şunu öğütlemişti: “mayoyla dolaşmayın, eve gelirken düzgün gelin, burası mazbut aile apartmanı, laf ediyorlar, zor durumda kalıyorum! ”. Ben Miami’deki gibi bikinili kızlar yollarda paten kaysın demiyorum. (ki diyedebilirim, bunda tabi ki birşey yok ama standartlarım yüksek değil anlamında) Ama deniz kıyısı Antalya’da hava yazın 40 dereceyken Antalya’nın mazbut ailelerinin zihniyetini anlayamıyorum. Antalya’ya gelen turistlerin sürekli neden tacize maruz kaldığını ama anlayabiliyorum. Böyle giyiniyorsa “yollu” oluyor. Zaten turist demek Türk erkeği için orospu demek. Sınırsızca rahatsız edeceği, taciz edeceği bir kadın, kullan at, kullanana kadar da rahatsız et mantığıyla tacizin dozu hat safhada. (Neyse bu ayrı bir konu ama nolur rahat bırakın turistleri!)

1042
Şort, pardon bacak…

Adapazarlı bir arkadaşım vardı. O zamanlar dersaneye gidiyorduk. Bir gün yazlıkta bana dizindeki bol bermuda şortu gururla göstererek “ben bu şortu dersaneye giderken giydim” dedi. Ne büyük devrim. Çünkü Adapazarında o zaman kadınlar şort giymiyordu, kot giyiyordu (şimdi ne giyiyorlar bilemiyorum) ve arkadaşım çok sıcak olduğu giymiş işte. O dize kadar şorttu bizim özgürlüğümüz. Onda bile tedirgin… Yazlık yerde bile şort giyerken tedirgin olurduk, bakkal bakar, manav bakar, söz olur, o olur bu olur, ama kimse onları suçlamaz, ayıplamaz, baktırmayacaksın efendim olur…

Aslında yaz da kış da değişen bir şey yok, gene rahatsız edici bakışlardan rahatsız olmaya devam edeceğiz. Ama yazın siz giysi katlarını üzerinizden attıkça erkeklerin taciz hakları da artıyor adeta, sanki “hakları” oluyor. Yazlık bir elbiseyle, hele (haşa!) şortla otobüse, dolmuşa, taksiye binmeniz, sokakta, durakta, balkonda ayakta durmanız bile sizin ne kadar haysiyetsiz biri olduğunuzun kanıtı sayılıyor, e adam napsın, böyle yollu gelmiş önüne taciz ediyor tabi! Her otobüse bindiğimde Uma Thurman’a dönüşüp Kill Bill misali katliam fantezileri kurmak yerine müzik dinleyerek camdan dışarı seyretmeyi çok isterdim. Ama pişkini ayrı, göstere göstere yapanı ayrı, usul usul elini sana değdireni ayrı, hepsini ayrı dövmek ve pişman etmek istiyorum. Oysa yapabildiğin ya 10 durak önce kendini dışarı atmak ya da otobüste kaçıp kovalamaca oynamak veya daha cesursan ses çıkarmak, itiraz etmek. Ses çıkarsan etrafındakilerin tepkisini bilemiyorsun... Genellikle tepki ya tepkisizlik, ya da senin manyak olman veya “hem suçlu hem güçlü” olman üzerinde dolaşıyor, çaresiz siniyorsun…

2014 yılında istediğimizi istediğimiz zamanda giymek gibi basit bir özgürlüğü savunmak acı ama bunu savunmazsak alan daralıyor ve gittikçe daha da taviz veriyoruz. Çare kendini kısıtlamamak, takmamak sanırım ama kolay değil. Ayrıca en basit bir taciz, bir laf atma bile korkmanıza, sinmenize neden olacak, en iyi ihtimalle o gününüz zehir olacak veya sinirden köpüreceksiniz. Kötü ihtimalleri düşünmek istemiyorum…

Aslında giyiniş farketmiyor, mevsim farketmiyor, tesettürlü de olsanız, askılı elbiseli de memleket kadın görünce garipseyen, onu topluma ait görmeyen, görmediği için sokakta yürüyen kadına her şekilde davranabileceğini düşünen erkeklerle dolu. Ama üzerine yazın şu zihniyetliler de ortaya çıkıyor: açtığına göre bakarım. Yani kolunuzu da açsanız o bakar. Hakkı çünkü. Yaz günü uzun kollu giymeyen aklınıza şaşayım sizin. Bileğinizi bile göstermeseniz yine de bakacak zaten. Çünkü o zihniyete göre kadınsanız zaten her türlü davranışa müstehaksınız.

İstediğimizi taciz edilmeden giyebilmek özgürlüğünü talep etmek zorunda olmak bile üzüyor insanı. Ama bu saçmalıklar normalleştikçe aşılacak. İstediğimizi giyme konusunda ısrarcı oldukça, başkalarına aldırmadıkça, taciz karşısında birlik oldukça, belki tacizcileri mümkün olduğunca ifşa ettikçe, sesimizi duyurdukça, kadın olduğumuz veya kıyafetimiz yüzünden hiç bir şey çekmek zorunda olmadığımızı birbirimize ve özellikle erkeklere hatırlattıkça özgürlük alanımız daha da genişleyecek. Yoksa eğer baskıyı, tacizi kabul edeceğiz ve solacağız, sürekli başkalarının korkusunda ya da gölgesinde yaşamaktan…

Kadınız, istediğimiz kıyafetle, istediğimiz yerde biz de varız…

kaynak: 5harfliler.com/yaz-mevsiminde-sokakta-k... .
Haziran 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Flört suç, tacize ceza indirimi - Türkiye Haberleri - Radikal

AK Parti ve Türkiye ile ilgili haberleri mi aramıştınız? Flört suç, tacize ceza indirimi haberi için hemen tıklayın!
Haziran 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Diyarbakır'da 3 kardeş aylarca 3 polisin cinsel istismarına uğradı || BestaNûçe

DİYARBAKIR (DİHA) - Diyarbakır'da yaşları 6 ila 10 arasında olan 3 kardeşin, merkez Yenişehir ve Eğil İlçe Emniyet Müdü ...
Nisan 2014

Güneş Banu Kocatepe  yeni bir  gönderide  bulundu.

#bacaklarinitoplayerimiisgaletme

Sosyal medya feminist hareketi ile sallanıyor bu ara, favorı hashtag , yaşasın sosyal medya, yaşasın tweeter, yaşasın akıl edenler...

#bacaklarinitoplayerimiisgaletme !!!

Bu kadar basit, keşke söylenmeden bazı hödükler anlasa.

Kardeşim malk mülk var diye böyle de yayılmaz ki, bu ne terbiyesizlik, düşüncesizlik, kıstıracaksın bacaklarını, etrafa rahatsızlık vermeyeceksin.

Eğitim şart diyoruz ya, artık okulların müfredatına mı koyarlar, ana babalar biraz daha özen mi gösterir yetiştirirken, bir zahmet şu insan namzetlerine birileri anlatsın.

Ayıp , edep denen bir şey var. Biz kadınlarda biliriz yaymayı ama edebimiz sağolsun. Mesela o sizdeki fazlalıklardan bizimde daha üst cenapta var, Samanta Fox gibi olmasada her hatunda bunlardan var, iki adet, yayıyormuyuz, gere gere mi oturuyoruz. Tövbe tövbeeee.

Sen böyle yazarsan edep nerede diyenler var ise, edep hal ve harekette olur. Biraz toparlanır insan, hele dolmuşlarda, geçenlerde bağdat caddesine giderken bindim, adam yemin ederim, iki kişilik yer işgal ediyor.Beden dilindende anlamıyor, önce öksürdüm, sonra kıpırdandım, derken abandım, yok yaymış, toplanmıyor. Üstüne bu hareket gelince
en baş destekleyicisi oldum deneyimli bir kadın olarak. Yazık bize yaa, bu öküzlerden ne çok var etrafta.


Bir de şu burnunu karıştırıp, hap yapanlara bir hashtag oluşsa şu ara, top on olmazsa namerdem.

Yahu adamm geçen akşam, arabayı kullanırken nasıl karıştırıyordu anlatamam burnunu, burundan girip beynin ön-lobunda gezinip, hatıraları ters yüz yapıp çıktı yemin ederim, ve hiç bir şey olmamış gibi trafik açılınca o pis elleriyle direksiyonu tutup etrafa baka baka
arabasını kullanmaya devam etti. Hösssttttt.


Yeni hashtagimiz #elinisondajyaptığınburnundancekallahıncezası

Destekleri bekliyoruz. Selam ve sevgiyle

Temiz, anlayışlı dünyaya el ele...

G.Banu KOCATEPE
Nisan 2014
Daha fazla

10 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.