Bilmek istediğin her şeye ulaş

Tohum

Tohum, döllenmeden sonra tohum taslağının gelişmesiyle meydana gelir. Bir tohumda içten dışa doğru embriyo, besi dokusu ve tohum kabuğu olmak üzere üç kısım bulunur.Unrecognized parameters: 'rvprop', 'rvsection'

Mayıs 2014

Melis Vatansever, bir soruya yanıt verdi.

Açık tohumlu bitki nedir?

AÇIK TOHUMLULAR, Gimnospermler, tohumlu bitkilerin göreceli olarak daha küçük grubu. Tohumlu bitkilerin büyük grubunu kapalı tohumlulular oluşturur. Açık tohumlu bitkilerde tohumlar açıkta dururlar. Çünkü bunların meyve yaprakları açıktır. Bu nedenle tohumlar meyvenin içinde değil dışında oluşurlar. Açık tohumlar bir koni oluşturan sert pulcuklar arasına yerleşmiş durumda gelişirler. Çok yıllık bitkidirler. Çoğu yapraklarının dökmeyen bitkilerdendir. Bunlar başlıca dört takıma ayrılırlar. Birincisi sikalar, yani hurmagillerdir. Özgün örneği sago hurması ağacıdır. Sago bir tür nişaştadır. İkinci takımı özgün örneği ginko bitkisi olan ginkgiller oluşturur. Üçüncü takım gnetallerdir. Bunlar tropikal çalıları ve tropik ormanlarda görülen dev sarmaşıkları içine alır. Sonuncu takın hemen herkesin tanıdığı kozalaklılar grubudur. Çam, köknar ladin, servi, mazı bu grubun içerdiği ağaçlardır.
Mayıs 2014

Melis Vatansever, bir soruya yanıt verdi.

Kapalı tohumlu bitki nedir?

Kapalı tohumluların gerçek çiçek ve tohum taslakları vardır. Tohum taslakları ve tohumları meyve ile örtülü olduğundan kapalı tohumlu bitkiler olarak adlandırılırlar. Sayıları 250 bine yakın türden oluşur. Meşe, kayın, gürgen, karaağaç gibi yapraklı ağaçlar ve bütün meyve ağaçları bu gruba dahildir. Odunsu ve otsu çeşitleri vardır. Çok yıllık olanların bazıları kışın yaprağını döker, bazıları dökmez. Çenek sayısına göre tek çenekli ve çift çenekti olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Kasım 2013

Ya Ko  yeni bir  gönderide  bulundu.

Baltalimanı Japon Bahçesi

Bilmiyorum hiç gittiniz mi ama Baltalimanı Çayır caddesi ile Baltalimanı Hisar caddesinin kesişiminde, Metin sabancı Kemik Hastalıkları Hastanesinin tam çaprazında çok güzel bir Japon Bahçesi var. Çok büyük bir yer sayılmaz (büyük değil diyorum ama içinde 4850 adet ağaç ve bitki kullanılmış) . Her tarafa süs kirazı ve japon akçaağaçları serpiştirilmiş. Biz ilk defa sonbaharda gittiğimizden ötürü ancak akçaağaçların o kızıl yapraklarının keyfini sürebildik ama eminim ilk baharda kirazlar çiçek açtığı zamanda park çok güzel bir yer oluyordur.

Tohum

Park 2003 Japon yılı sebebiyle yapılmış. Giriş ücretsiz, halka açık bir park. Etrafta dolaşan 1-2 tane bakıcısı / bekçisi var, belediye çalışanları. Girişte hemen solda çakıl ve taşlarla yapılmış Japonya’nın 12 büyük adasını temsil eden bir zen bahçesi var ama biraz bakımsız, çakılları tırmıkla taramamışlar, bazı yerlerde aralarda ot bitmiş. 12 büyük ada olayını da oradaki sadece bakıcı söylediği için kesin bir bilgi veremiyorum, başka bir kaynaktan teyit edemedim, ama uyduracak hali yok adamın : )

Tohum

Tohum

Girişin sağında ise bir Japon Çay Evi var, girişteki çitler ve bahçe kapısının bambuları plastik olsa da yine de bence güzel olmuş, evin diğer kısımlarında doğal ahşap kullanıp durumu kurtarmışlar. Evin arka tarafından bahçeye doğru giden patika çok hoş, her gün o patikadan yürüse insanın ömrü uzar. Maalesef ki bu çay evi faaliyette değil, sadece gösterim amaçlı. Parkın içinde hiç bir şekilde yiyecek içecek satışı yok. Piknik yapmak ve köpek gezdirmek de yasak. Belli ki parkı temiz tutmanın yolunu böyle bulmuşlar.

Tohum

Tohum

Girişin karşısında ise anı levhaları hazırlanmış, parkın Şimonoseki Hiyonoma parkı ile kardeş park olduğunu. Bizim de onlara lale soğanı gönderdiğimizi burdan öğreniyoruz. Hatta bir de koi-nobori (sazan balığı flaması) astıkları direk var ama artık flamalardan eser kalmamış belki 5 Mayıs’ta yine asılıyordur, bekleyip göreceğiz. Ben internetten flamalı bir resim buldum yine de : )

Tohum

Tohum

Tohum

Evin arkasında yapay bir gölet ve ortasındaki adacıkta da bir kamelya var. Baharda ve yaz aylarında akşamüstü bir termos çay, bir sandviç ve sevdiğiniz bir kitapla çok keyifli vakit geçirilebilecek bir yer. Park çok kalabalık olmuyor o yüzden kafa dinlemek isteyenler için çok güzel. Yapay göletin etrafı Japon akçaağaçları ile çevrili, ayrıca nilüferler de var. Nereye baksan güzel : )

Tohum

Tohum

Sonbaharda gittiğimizden akçaağaçlar tohum döküyordu haliyle biz de hemen bolca tohum topladık. Ağaçlar.net’de akçaağaç tohumu ekmek için bir çok farklı yöntemlerden bahsediyordu siz de bu bağlantıdan bakabilirsiniz. Farklı gözükseler de temelde hepsi benzer; tohumları suda beklet nemlendir, nemli ve soğuk ortamda beklet, sonra ısıyı yükselt. Ben hepsini 48 saat ılık suda beklettim, sonra 1 gün kadar kağıt havlu arasında beklettim iyice süzülsün ıslak kalmasın diye, sonra hafifçe nemlendirdiğim toprağa ektim ve üstlerini nemi kaçmasın diye kapattım. 4 kutu buzdolabında 3 kutu ise balkonda duruyor. Bakalım hangisinde daha yüksek çimlenme oranı olacak.
Tohum

Tohum

Tohum

Tohum

Tohum

Tohum

Tohum

Eğer siz de akçaağaç tohumu ekmek istiyorsanız. Tohumların düşmeye başladığı ama hala bir kısmının ağacın üzerinde olduğu zamanda tohum toplamalısınız. Tohumların yandaki kanatçıklarını tohuma zarar vermemeye özen göstererek kesin diyenler de var kesmeyip öyle kanatçıklarıyla ekenler de var. Sonra tohumları 1-2 gün ılık suda bekletin, gerçi taze tohum ekiyorsanız su da bekletmeye de gerek yok diyorlar. Sonra süzdürüp kutulara ekebilirsiniz. Akçaağaç tohumları 90 ile 120 gün soğuk katlama gerektiriyor. Bilmeyenler için basitçe katlama; tohumu belirli bir süre belirli bir ısı koşuluna maruz bırakmak. Yani kasım sonu gibi dolaba koysanız mart ayına kadar orada kalacak.

Tohum

Yukarıda bahsettiğim ağaçlar.net konu başlığı altında japon akça ağacı çimlendirmek üzerine çok güzel iki video da bulunuyor onları da aşağıda paylaşıyorum. İngilizce bilmeyenleriniz için basitçe adam kuru tohumlardan çimlenme oranının çok düşük olduğunu ve mutlaka taze tohum kullanılması gerektiğini söylüyor. Kuru tohuma örnekler gösteriyor. İnternetten aldığınız tohumların bir çoğu böyle eski tohumlardır diyor. Taze tohumları kasım aralık gibi plastik buzdolabı poşetine koyun buzdolabına atın yeter sonra martta nisanda çıkartıp ekersiniz diyor. Gerçekten de buzdolabı torbasından çıkarttığı tohumları çimlenmiş vaziyette, sadece kök salanları alıp saksıya geçiriyor.

Tohum

Tohum

Umarım ben de bu tohumlar konusunda başarılı olurum. Tüm tohumlarımı bu sene kendim topladığım için en azından taze olduklarına eminim. Siz de benim gibi bu güzel kırmızı yapraklı ağaçlara hayransanız ya da biraz kafa dinlemek istiyorsanız mutlaka Baltalimanı Japon Bahçesine uğramalısınız. Yol bilgisine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

yakoyesilev.blogspot.com/2013/11/baltaliman-japon-bahcesi.html
Kasım 2013

Ayşegül Bulut, bir soruya yanıt verdi.

Suni tohumlama nasıl ve neden yapılır?

Suni tohumlama pubertasa (cinsel olgunluk) ulaşmış bir hayvanın östrüs (kızgınlık) göstemesi ile birlikte genital organlarının muayene edilip herhangi bir sorunla karşılaşılmadığı durumda daha önceden elde edilmiş spermanın dişi genital organlarından dikkatli bir şekilde girilerek bifurkasyon bölgesine bırakılma işlemidir. Dişi genital organlar rektal muayene (rektumdan girilerek yapılan muayene) denilen yöntemle palpe (el ile hissetmek) edilir.

Suni tohumlamanın yapılma amaçları;
-Çiftleşme esnasında oluşabilecek çatı kırılmalarını önlemek için yapılır.
-Verimli ve daha sağlıklı döller elde etmek için yapılır.
-Kullanılacak tohumlar arasında tercih yapma şansı vardır. Etçi, sütçü ırklardan sperma seçimi yapılabilir.
-Tabii tohumlamada bir ejakülattan bir yavru alınırken sûni tohumlamada bir ejakülattan 100-150 yavru alınabilir.
-Çiftleşme ile bulaşabilen hastalıkların önüne geçilir.
-İneğin erken yada geç kuruya ayrılması engellenir.
-Boğa besleme külfeti ortadan kalkar.
Ekim 2013

Ya Ko  yeni bir  gönderide  bulundu.

Bizim ünlü domatesler

Her ne kadar balkon bahçeciliğinin acemileri için hazır fide ile başlamak tavsiye edilse de, fide almaya ne gerek var tohumdan yaparız biz, hem o kadar tohum aldık diye işe başladık. Aksiyon hiç bitmedi : )

Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp
Ben tohum konusunda elim uğursuz benim desem de "Aslansın, kaplansın! Tanksın sen! ", "Ay uğursuz ne demek evladım kendine yakıştırma öyle şeyler" benzeri motivasyon konuşmaları ile cesaretlenip işe koyulduk. İşe koyulunca bir fark ettim ki tohum ekme konusunda ben uğursuz değil, cahilmişim. Tohumdan üretim için için
açlar. net forumlarında harika açıklamalar var. Ben özellikle Zeki Yağlı'nın hazırladığı konuyu çok dikkatle, hatta notlar alarak okumanızı tavsiye ederim. Kısa, öz, görsellerle pekiştirilmiş, basit anlatımlı çok güzel bir çalışma. Forumlardaki yürek daraltan sayfalarca karşılıklı sohbet muhabbet gibi değil, sadece konuya odaklı mesajlar. Toprak seçimi, ortam hazırlanması, tohum ekme, çimlendirme, büyütme, şaşırtma, gübreleme tüm ihtiyacınız olan bilgiler derli toplu şekilde bu başlıkta var. Ben hiç kopyalayıp yapıştırmayayım siz buradan okuyunuz (emeğe saygı : ))
agaclar.net/forum/fidan-ve-fide-bitki-ur...

Tohumdan üretim çok keyifli ve püf noktaları bilinirse aslında bir o kadar da kolay. O bebek fidenin topraktan çıkmaya çalışan bükük boynunu görünce insan bir garip oluyor, her şeyin yavrusu çok tatlı gerçekten : ).

Yahu hepsi mi tutar! : )
Torfumuzu aldık, iş yerinden topladığım kullanılmış kağıt bardakları (Yaşasın yeniden kullanım! ) doldurduk. Hedefimiz 5-10 kadar fideyi sevdiklerimize hediye etmek, 30-40 kadarını da bahçeye ekmekti. 27 Mart günü, yaklaşık 35-40 tane bardak yaptık her birine 3 tohum attık, bardakları karton bir koliye dizdik, nemi korumak için bütün koliyi streç film ile sardık. Bardakları tek tek kapatmak çok zor geldiği için biz bütün koliyi sardık. Kalorifere yakınca bir yere yerleştirdik. Karton tabi biraz nemi emiyor, yumuşuyor ama küf vs. olmadı hiç Allahtan.

Çok beklememize gerek kalmadı. Tahmin etmediğim kadar kısa sürede 4-5 günde fideler toprağın yüzünde gözükmeye başladı. İşin en ilginç ve beklemediğimiz tarafı sadece bir kaç fire ile diktiğimiz tüm tohumlar tuttu, 105 tane bebek fidemiz oldu. Kendi adıma evin içinde çocuk gibi hoplayıp zıpladığımı itiraf etmek zorundayım. : )

Domates

Güneşi gördüm
Tohumlar çıkınca iş büyüdü. En bir başta daha serin yer ister, e bol ışık da gerek diye hemen kutuları kaloriferden uzaklaştırdık camın önüne aldık. Ama ne şanssızlık güneşi ara ki bulasın. 1 hafta 10 gün hava hep kapalı. Bizim incecik fideler uzaya uzaya helak olup devrildiler, bardakların kenarına yaslandılar. Boylar uzayınca streç filmi de kaldırdık, haliyle torf kurumaya başladı biz de başladık fısfıslamaya. Üstüne su düşen fideler iyice yamulmaya devrilmeye başladı. Daha işin başında bir kaç tanesini kaybettik.

Özetle demem odur ki ışık çok önemli! Hiç ihmale gelmiyor. Fideler boy ata dursun biz de hummalı bir şekilde bitki ışığı bulma çabasına girdik. Forumlarda iki tane 20w'lık floresan gün ışığı lambası ile olur bu iş diye okuyunca çok sevindim çünkü o bitkilere özel mor / pembe ledlerden bir türlü bulamadık. Floresan alıyoruz o zaman diye yola çıkıp, yapı markette fidelerin üstüne bir yere sabitleyeceğimiz uygun bir floresan armatürü bulamayınca 90'lı ince uzun bildiğimiz led ışıldak aldık döndük. Fidelerden yaklaşık 20 cm yukarı koyduk, basit bir elektrik zamanlayıcısıyla günde 16 saat açık kalacak şekilde ayarladık. Bana sorarsanız faydası oldu, olmadı diyemem ama floresanları yapabilsek daha iyi olur muydu bilmiyorum. Açıkçası Ekime kadar mutlaka floresanlı bir düzenek de yapacağız.

Domates

Excel'in gübre ile yeniden keşfi
Işığı bir nevi çözdüğümüz gibi mimarlar mühendisler kafa kafaya verdik gübre oranı hesaplamaya başladık, ilk başta verdiğim tohumdan çimlendirme başlığında bu hesapların açıklamaları var. 4 işlem ve düz orantı ile işi çözersiniz. Genelde sebzeler için eşit oranlı (7-7-7 , 20-20-20 gibi) NPK gübreleri tavsiye edilse de domatesler için benim okuduğum sebze yetiştiriciliği kitabında yazan oran 18-11-27, dikim öncesi ve sonrası farklı oranlarda veriliyor, meraklılar kitaptan bakabilir. Biz başta Genta'nın sebzeler için olan besinini aldık (NPK 7-7-7) o bitmeden tekrar başka şey almak istemedik ama o bitince sebze türüne özel oranlamaya geçmeyi düşünüyoruz.

Hesapladık kitapladık oranladık uğraştık fidelerimiz daha bebek olduğu için kutunun üzerindeki orandan yarı yarıya daha az bir oran kullanmamız gerektiğini yani yaklaşık olarak 1, 5 lt'lik şişeye 1, 5 ml kadar koymamız gerektiğini bulduk. İlkten evde 1, 5 ml neyle ölçeceğiz diye stres yaşandı. Başlarda çay kaşığının ucu formülleri ile idare ettik ama sonra gittik güzel bir mutfak ölçeği aldım. Artık 1 olsun 5 olsun, 10 olsun 15 olsun her türlü ml'yi stressiz ölçebiliyorum : ). Gübre hesabı için de Excel'de formül yazdım, düz orantıyı 4 işlemi de bıraktım , siz de buradan indirebilirsiniz.

dl.dropboxusercontent.com/u/97698999/GU...

Gübre verme işlemi için minik bir damlalık gerçekten çok iş görüyor ben iş seyahati için gittiğim bir yerden çok güzel bir damlalık bulmuştum, resmini de koyuyorum buraya. Buna benzer birşey bulursanız bence kaçırmayın, hemen alın, çok iş görüyor.

Domates

Büyüme süreci
Fideleri bir süre içeride tuttuktan soran baktık iyice palazlandılar. Hafif hafif balkona da alıştırıyoruz, biraz çıkaralım, aman güneşten kaçıralım derken iyice büyüdüler, bardaklarına raflara sığmaz oldular. Marketten güzel büyük plastik bardaklar almıştık çoğunluğu onlara geçirdik. Onlar tabi yetmedi bilimum kullanılmış su bardağı, ayran kutusu, kola kutusu, bulduğumuz her şeyi fide ile doldurduk. Yalnız en güzeli çeri domates ambalajları oldu. Onların üzerindeki kubbe gibi kapağı mini bir sera gibi fideleri hem korudu hem havadar tuttu. Bizim domatesler daha çiçek bile olamadan bir domates ambalajının içinde yerleştiler. : )

Domates

105 tane fidenin bir kısmını büyütürken kuruttuk, şaşırtmadan sonra elimizde yaklaşık 85 fide kaldı. Kurumaların en büyük sebebi yine ışık azlığı oldu. Işığa ulaşmak için hızla uzayıp genç ve güçsüz köklerden o kadar yukarıya suyu çekemeyince küt diye devrildiler ya da sağa sola yaslanıp yapıştılar ve kurudular. Bir seçenek de hemen balkona çıkarmak olabilirdi ama balkonda ya ısı ya da direkt güneş ışığı ayarlama ile ilgili problem yaşarız diye korkup öncelikle içeride büyütmeye çalıştık. Eğer balkona çıkarmaya başlamadan önce içeride iyi bir ışıklandırma düzeneği kurabilseydik eminim ki daha az fide kaybederdik. Gerçi tam domatesler ile aynı zamanda direkt balkondaki minik seramın içinde bir saksıya, normal toprağa ektiğim dere otları tüm arsızlığıyla tuttu ve büyüdü.

Domates

Şaşırtmadan sonra kaplarını sevdiler diye tahmin ediyorum ki hızla büyüdüler ve bütün balkonu ele geçirdiler. Fazla tohum ekince tüm balkon sefamızı domateslere kaptırmış olduk, viyol kullanmadığımız bin pişman olduk. 85 tane fideyi hem barındırmak hem de sulamak özveri isteyen bir durum, özellikle de balkonda : )

Bit asıl temizde olurmuş şekerim...
Domates fidelerimizin güzel koyu yeşil yapraklarının rüzgarlarda efil efil salındığı, arkadaşlarımızın" ben de fide isterim, ben de fide isterim" diye peşimizde dolaştığı günlerden birinin sabahında balkona çıktık ve o korkunç gerçekle yüzyüze geldik! O güzelim domateslerimizi yaprak bitleri sarmıştı. Derhal tüm eşe dosta fide götürme faaliyetlerini askıya alıp kriz masası kurduk. Aslında çok da atla deve bir durum değil ama daha 3-4 gün önce meksika biberimizi klasik ev yapımı sabunlu ilaç ile kurtaramayıp çöpe atmak zorunda kalmıştık, son gün artık üzerinde bitlerden yapraklar gözükmüyordu. Hal böyle olunca ben moralman çöktüm ve hatta panik oldum. Gözümüzü kararttık, ilaç istemem inadını bıraktık ve bitlere böcek ilacı ve ellerimizle saldırdık. Ben şahsen hatrı sayılır bir miktarını bizzat kendim parmaklarımla ezdim.

DomatesDomatesDomates

Sıvı yağ + sıvı sabun + su ilacının işe yaramaması aslında saçma çünkü herkesin sürekli kullandığı, işe yaradığı tescilli bir yöntem ama sanıyorum ki bizim karışımın oranları ve uygulamamız doğru olmadı. Herkesin sürekli söylediği ilaçlamada en önemli 2 unsur; iyi kaplama ve devamlılık. Yani ilacını 4 bir yana güzelce püskürt ve bir kere yapıp bir kenara bırakma! Biz aklımıza geldikçe haftada bir falan yaptık, haliyle iyi mücadele veremedik. Halbuki verdiğin şey zehirli değil birşey değil, gün aşırı sık, gerekirse her gün sık. Bizim bu umarsızlığımızın bir kısmı da evde acı biber seven kimsenin olmamasından kaynaklandı, hiç de yemek istemediğimiz meksika biberleri için çok özenli olamadık. Özenli olamadığımız gibi böceklenen bitkiyi diğer bitkilerden de pek ayırmadık. Hata üstüne hata işte... Biz ilk tarifi biraz el ayarı uydurduk ama sonra internetten araştırdığımda genelde herkeste ortak verilen oran 1 tl su + 2 kaşık arap sabunu + 2 kaşık yağ, hatta kokusundan çok rahatsız olmuyorsanız içine sarımsak da konabiliyor. Yine ağaçlar.net'in çok güzel bir ev yapımı ilaçlar konusu var mutlaka göz atmanızı tavsiye ederiz.

agaclar.net/forum/genel-bitki-koruma/306...

Bu marketlerde bitkiler için satılan böcek ilaçları (insektisit diyince bir nebze bir havalı oluyor) benimkafamı açıkçası biraz karıştırıyor. Üzerine tepe taklak olmuş balık resmi basmışlar ama satarken zehirsiz bu sebzelere kullanabilirsiniz diyorlar, ben ne anladım bu işten! Ölü balık resmi koymuşlar uyarı işaretlerinin arasına diye itiraz ettiğimizde onu mecburiyetten koyuyorlar diyorlar. E balıklara sıksak birşey olmaz mı yani diyince balıklara sıkmayın diyorlar (bizim akvaryumumuz da var da, balık konusunda hassasız). İşin doğrusu nedir bilmiyorum ama mümkün mertebe ilaç kullanmamaya çalışıyoruz. Şu anda birşey olmasını beklemeden küf, mantar ve böceklenme vs. için koruyucu doğal ilaç uygulamalarına başladık. Bu rutin uygulamaların ne kadar faydası oluyor zaman gösterecek. Onlarında faydası olmazsa artık valla sokakalarda uç uç böceği avına çıkarım...

Domates

Yerli yerine
Yaklaşık 2 ayın sonunda en sağlıklı, en gelişmiş, en beğendiğimiz fideleri balkon için seçtik ve 20l'lik bidonlardan keserek yaptığımız saksılara aldık. Bidonların dibine evde hazır var diye biraz zeoton döktük ama yoksa sadece çakıl da dökülebilirdi. Fideleri mümkün olduğunca gömdük ki gövdeden yeni kök versin. Üstten boş kalan yerleri de zamanla fide büyüdükçe toprakla doldurmaya devam ettik böylece kökleri güçlü bir bitkimiz oldu.

DomatesDomates

Tohumdan domatese tüm süreç yaklaşık 3 ay sürdü
Tohum atma 27 Mart
Çimlenme başlangıcı 31 Mart
Şaşırtma 10 Mayıs
Son yerine alma 29 Mayıs
İlk çiçek görüşümüz 13 Haziran
İlk meyve görüşümüz 27 Haziran

Hala hergün bir dert ile uğraşıyoruz, kalan fideleri bahçeye dikişimiz ve diğer maceralar ileriki bölümlerde : )

Domates

yakoyesilev.blogspot.com/2013/08/bizim-u...

3 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.