Bilmek istediğin her şeye ulaş

Toplum Sorunları

Toplum Yapısı

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Kasım 2014

Cem Turan  yeni bir  gönderide  bulundu.

DUYARSIZ TOPLUMLARIN KANUNLARI ÇOK, AĞITLARI UZUN OLUR: İŞ GÜVENLİĞİ

Geçenlerde İETT'nin İkitelli yerleşkesindeydim. Oldukça büyük bir alana kurulu kampüsün "tehlikeli atıklar" tabelasının olduğu yerde çelik konstrüksiyondan yapılmakta olan inşaat dikkatimi çekti.
Yerden metrelerce yüksekte işçiler kaynak gibi tehlikeli bir iş yapıyorlardı: Baretsiz, kemersiz, özel kıyafetsiz... Çelik çubukların üzerinde ip cambazı gibi. Tarzan gibi diyesim geliyor ama onun bile daldan dala atlarken tutunduğu sarmaşıkları oluyordu.

Yer önemli bir belediye tesisi olan İETT, işveren İBB. Ama duyarsızlık hastalığı yine diz boyu.

Düşündüm; Allah korusun, işçilerden biri oralardan düşüp beton zemine çakılsa, ne olur diye?

Kameralar gelir, başta basın sonra kamu idareleri güya duyarlılık abidesi kesilirler. Ellerinde mızraklar, günah keçisi ararlar vurmak için.

Peki ama kimdir suçlu?

Örnek olması gerekirken, saldım çayıra Mevlam kayıra deyip işçilerin bu haline göz yuman İstanbul Büyükşehir Belediyesi mi?

Bunca yaşananlardan ibret almayan, halen "bana bişicik olmaz" takılan, güvenlik talep etmeyen, verileni kullanmayan işçiler mi?

Olaydan olaya kameralarla ortaya dökülen ama gerçekte benim gördüğümü umursamayan ve adına basın denen şovmenler mi? Hatırlarsanız, Avcılar'da yıkılan üst geçitte, inşaatta düşen asansörde de hemen bölgeyi mesken tutmuşlar ama sonra toplanıp bir başka fotojenik olayın peşine yelken açmışlardı.

Oysa kitle iletişim mekanizmasının bugünkü en önemli görevi sürekli bilgilendirme ve bilinçlendirme olmalı.

İnsan hayatı ucuz mu? Evet, işte bizde bu kadar ucuz. Bin tane iş güvenliği kanunu da çıkarılsa daha kamunun kendisinin hassasiyetinin samimi olarak bulunmadığı bir ortamda ne söylenebilir, kestirmek zor.

Trafikte, aracın kemerine dahi yolda polis görünce sarılan, geçince çıkaran, aparatlarla alarmını susturan, tümörleşmiş bir hastalıklı anlayış hakimken, inşaat ve maden işçilerinin kendilerinin de güvenlik ekipmanlarını birer zul, teferruat olarak görüp, kendi canını önemsemeyenleri varken elbette çok ucuzdur hatta sudan ucuz, sebildir insan hayatı bizde. Biri gider biri gelir, ocakların biri sönerse diğeri yanar çünkü ve biz buna erdemli, onurlu yaşam deriz, öyle mi?

Duyarsız toplumların kanunları uzun ve çok olur. Duyarlı olanların anayasaları bile bir avuç madde içerir.

Ağıt kültürü de gelişkindir böylesi toplumlarda. Kabir başlarında "getti! " diye ağlaşır, cinaslı ağıtlar yakarız. Oysa atın ölümünün arpadan olmasında bir engel görmeyen de acı patlıcana kırağı çaldırmayan da biz değil miyiz?


Bu ahvalin kurumsallaşmış hali değil midir, elinden taziye çelengi düşmeyen devlet erkanı? Ve klişeleşmiş sözler de bunun eseri değil midir: "Devlet yaralarınızı saracak", "hesabı sorulacak", "devlet baba yanınızda" ...

Deprem hazırlıkları deyince bile ilk aklımıza gelen yara sarma, ceset torbası stoğu bulundurma değil mi? Tedbir üretmekte neden bu kadar isteksiz davranıyoruz, hiç düşündünüz mü?

Bizde birşeyler var: Havamızda mı suyumuzda mı bilmem ama ayağı buralarda toprağa basanı yoldan çıkarıp azdıran, bilincini alıp adam sen de'ci kılan. Avrupa kurallarına kuzu kuzu uyan "Alamancı" vatandaşlarımızı Kapıkule'den geçtikten sonra azmanlaştırıp kural tanımaz trafik canavarı haline getiren bir güç belki.

Sinerjiyi önemle vurguluyorsam yazılarımda, inanın bunu kastetmiyorum. İnsan üzüm değil; birbirine bakarak kararmamalı bilakis baktıkça aydınlanmalı.

Cem TURAN
Eylül 2014

Cem Turan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Süratle değişen yaşam koşulları kadın ve erkeğin rollerini de havalara uçurarak savurduktan sonra aile kavramının temel dinamiklerinde bazı taşlar yerinden oynadı. Görmek ve yaşamın amacını anlamak gerek.

Cem Turan: ANNE-BABALIK VE ONU DA "-MIŞ" GİBİ YAPAN GULYABANİLER

Hiçbir dünya makamı, kariyer yokturki anne ve babalıktan ulvi olsun.
Eylül 2014

Cem Turan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Toplumumuzun dünü ve bugününün entelektüel boyutu hakkında, inanç ve eğitimcilik yönünden liderliğe bakış.

Cem Turan: LİDERLİK, HOCALIK VE KİTAP

undefined
Ağustos 2014

Russel Westbrook, bir soruya yanıt verdi.

Şiddet önlenebilir mi?

Kabil ile Habil rivayetini hatırlatırım.
Mart 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Bu kadar çok alışveriş merkezine gerçekten ihtiyacımız var mı?

Bu soruyu kim olarak sorduğunuza bağlı. Eğer İktidar partisinde bir bakan ya da milletvekili iseniz, TOKİ, Çalık Holding iktidar yakını bir büyük inşaat şirketinin başındaysanız ve evinizdeki çelik kasalar, ayakkabı kutuları boş, para sayma makineleriniz tozlanmışsa kısaca sıfırlayacak bir meblağ kalmamışsa yeni bir AVM'ye ihtiyacınız var demektir.

Soruyu normal bir tüketici olarak soruyorsanız tabii ki bu kadar değil bunun onda biri kadar bile AVM'ye ihtiyacınız yoktur. Normal halk açısından baktığımızda öncelikle AVM'lerin çoğu üst orta sınıf ve üstüne hizmet ettiğinden fast food ve sinema hariç pek bir fonksiyonu yoktur. Çevresinde yaşayanlar için sürekli bir trafik sıkışıklığını ifade ederler. Küçük esnafı tüketip büyük firmaların servetlerine daha fazla servet katmasını sağlarlar yani istihdam açısından da iyi değillerdir.

Küçük esnafın tükenmesi demek köşe başında bakkalınızın, manav ve kasabınızın kalmaması demektir. Her türlü temel alışverişinizde büyük yollar kat edip büyük zincirlerin büyük mağazalarına gitmek zorunda kalırsınız. Bazen bir ekmek için yarım saatinizi harcamanız gerekir ki o yarım saat size geri ödenmez, ekmek de zincirde de aynı fiyatadır. Bunların yanı sıra büyük zincirlerde bakkallarda olduğu gibi veresiye defteri bulunmaz, o anda üstünüzde para yoksa ya da hiç paranız yoksa ve iki hafta sonra borcunuzu ödeyebilecek duruma gelecek olsanız dahi kredi kartınızla borçlanır bankanın zenginliğine zenginlik katarsınız. AVM'ler Amerikan tarzı kültürsüz kapitalizmin soygun merkezleridir.
Aslında AVM'ler olmasa da orada bulunan markaların hepsi muhitine göre çeşitli dükkanlarda zaten satılır, satılabilir, hangi sınıf markaları istiyorsanız onların bulunduğu muhite dahi gitmezsiniz çünkü siz de zaten o sınıftan olup o muhitin dükkanlarından alışveriş yaparsınız. Aynı zamanda köşe başında hep alışveriş yaptığınızdan tanıdığınız kasabınız, manavınız, bakkalınız olur ve zincirin getireceği gıda maddelerinden daha kalitelilerini çok kısa sürelerde komşunuz olan esnaftan alırsınız. O an ödeyemeyecek olsanız bile sizi tanıyan komşunuz mutlaka sonra ödersin deyip sizi gülümseyerek uğurlayacaktır, bankanın soygunu da aradan çıkar. Avrupa'da kapitalisttir ama aynı zamanda kültürün de beşiğidir, oralarda şehir içinde dev AVM'ler göremezsiniz çünkü yoktur, gerek de yoktur. Büyük şehirlerde şehir kenarlarında tek tük orta büyüklükte AVM'ler bulabilirsiniz ama zaten ekonomik sınıf, yaşanılan muhit ilişkisinden dolayı almak isteyeceğiniz hemen her şey zaten iki adım ötenizde nispeten küçük dükkanlarda mevcuttur.


Benim cevabım hayır AVM'lere ihtiyacımız yok, hepimiz kapitalizmden besleniyoruz ve bundan kurtuluşumuz yok kabul ediyorum ama kültürsüz Amerikan tarzı yerine buram buram kültür kokan Avrupa tarzını tercih etmeliyiz. Biz de sonuçta 200 yıllık tarihi olan bir halk değiliz, bizim de eski bir tarih ve kültürümüz var.
Mart 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

İstanbul'daki ve büyük ihtimalle diğer şehirlerdeki her boşluğun alışveriş merkezleriyle dolduğunu görmüyor muyuz?

Görüyoruz, engellemek için gaz falan da yiyoruz, mahkemeden durdurma hatta yıkılma kararları çıkıyor, sıkıyorsa yıksınlar deyip devam ediliyor. Ne yapmamızı öneriyorsunuz?
Ocak 2014

Gökhan Biçer, bir soruya yanıt verdi.

Şiddet önlenebilir mi?

Tamamen önlenebileceğini düşünmüyorum ama azaltılabilir hatta minimize edilebilir. Bunun için başta psikologların yardımına ihtiyaç var. Şiddetin hastalık derecesinde olduğu durumlarda psikiyatristler ve bunlarla -gerekiyorsa- koordineli bir biçimde çalışacak olan klinik psikologlar devreye girebilir. Tabii sosyologlardan da görüş alınabilir. En nihayetinde bu bir devlet politikası olmalıdır. İnsan davranışlarını bozan etmenler arasında kişinin doğasından gelen bir takım bozuklukların yanısıra günlük hayatta tahribat yaratan çevre faktörleri de var.
Ocak 2014

Muhammed Göksu, bir soruya yanıt verdi.

Ekim 2013

Şevki Yeşilpınar, bir soruya yanıt verdi.

Bu kadar çok alışveriş merkezine gerçekten ihtiyacımız var mı?

Hedefte insanı "homotüketimos" a dönüştürmek varsa ki var bukadar AVM az bile.
Kapitalistin ülkemiz üzerindeki ağız suyu da seksenmilyona dayanan nüfusumuzdandır ve birileri çıtayı daha da yükseltip daha üç gün önce çocuk sayısı beklentisini üçten dörde çıkartmıştır: ))
O kışla bu kışla bahane AVM'ler şahane!
Ekim 2013

Şevki Yeşilpınar, bir soruya yanıt verdi.

Şiddet önlenebilir mi?

Hayır önlenemez çünkü;
  1. Frued'un da üzerinde ısrarla durduğu gibi saldırganlık bir güdüdür.
  2. Özel Mülkiyete dayalı sınıflı toplumsal yapıların olamazsa olmazı şiddettir.
  3. Ve ne yazık ki şiddeti ortadan kaldırmak için de şiddete gerek vardır ki bu kısırdöngü kırılamaz.
Sonuç: Bizler şiddet sarmalı içerisinde mutluluk öyküleri ile avunup duracağız sanki: ))
Ekim 2013

Redeye,  yeni bir soru sordu.

Daha fazla

5 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.