Bilmek istediğin her şeye ulaş

Türk Dili Ve Edebiyatı

Edebiyat

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Kasım 2017

İşbarahan  yeni bir  gönderide  bulundu.

İyi Bir Konuşmanın Özellikleri

İYİ BİR KONUŞMA SESİNİN NİTELİKLERİ
"Kişiliğiniz sesinizde gizlenmiştir. "
İnsan kişiliğinin bazı yönlerini en iyi ses, ele verir. Öğretmenlik ve askerlik bu konuda özel bir önem ve dikkat gerektiren mesleklerdir.
İyi bir konuşmanın özellikleri şunlardır:
a. İşitilebilirlik: Konuşurken, sesin, bütün dinleyiciler tarafından rahatlıkla işitilebilmesidir. Çok yavaş ya da yüksek tonlarla konuşulmamalı; ses tonu konuşulan yerin ve dinleyici kitlesinin büyüklüğüne ve özelliğine bağlı olarak ayarlanmalıdır.
b. Akıcılık: Sözlerin ve düşüncelerin, dinleyicilerin algılama hızına denk düşmesidir. Bu hız, her zaman aynı kalmamalı; heyecan durumuna, dinleyicilere ve konuya göre yer yer değişiklikler göstermelidir.
c. Hoşa giderlik: Ses tınısının katı, tiz, kulak tırmalayıcı, hırıltılı, madenî, burundan gelen, hışırtılı, boğuk, çok yumuşak, gevrek, biçimden yoksun vb. olmamasıdır. Genellikle doğuştan gelen bu özellikler, düzenli çalışma ile belli oranlarda düzeltilebilir.
ç. Anlamlılık: Sesin genel olarak, dostça bir nitelik taşıması ve güven duygusu telkin etmesidir. Ses, kelimelerdeki anlamın daha fazlasını ya da tam zıddını yansıtabilir.
d. Bükümlülük: Sesin; ton, hız ve anlam bakımından değişiklik göstermesidir.
KONUŞMA (DİKSİYON) YETERSİZLİKLERİ
Pek çok insanda konuşma yetersizlikleri görülür. Hatta, üniversite bitirmiş bazı insanlar bile doğru ve güzel konuşamaz.
Konuşma yetersizliklerini şu maddeler altında toplamak mümkündür:
a. Yöresel Ağızla Konuşma
Kelimeleri, kişinin yetiştiği çevrenin ağzındaki seslerle söylemedir.
Örnekler:
kalın / galın
gidiyorum / gidiyom ya da gidim
merdiven / ayahçah
tas / üsküre
yuvarlanmak / gındırlanmak
çukur / kortik
b. Anlatımda Yetersizlik
Konu üzerinde kısa konuşulur, söylenecekler tam bildirilmez. Cümleler; bazen yarım bırakılır, bazen de bozuk cümle kullanılır. Anlamı bilinmeyen kelimeler seçilir. Yanlış telaffuz yapılır.
Örnekler:
maiyet / mahiyet
yönetmelik / yönetmenlik
porte / portre
c. Kavrayış Eksikliği
Meslekî bilgi yönünden henüz yeterli seviyeye gelinmediğini gösterir. Konuşulan ya da kişinin kendisine sorulan konu hakkında yeterli bilgisi, deneyi olmayabilir. Bunun sonucu olarak konuyu tam olarak anlamayabilir.
Yukarıda sıralanan bu yetersizliklerin yanında, az da olsa bazı insanlarda sürekli bir yargılama yapamama, dağınık konuşma, gereksiz sözler söyleme, çekingenlik, kural bilmeme, sesleri yeterli olmama, konuşurken gereksiz el - kol, gövde hareketleri yapma gibi kusurlar da görülmektedir. (S. SARICA - M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 232)
Bütün bu rahatsızlıklar, evde, okulda fırsat yakalandığında plânlı ve düzenli olarak çok konuşmakla giderilebilir. Ayrıca, doğru ve güzel konuşma şartları doğrultusunda konuşmaya önem vermek gerekmektedir.
Kasım 2017

İşbarahan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Hitabet Çeşitleri ve Özellikleri

Hitabet Çeşitleri ve Özellikleri
a. Siyasî Hitabet: Asıl yeri Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüleridir. Ayrıca, seçim dolayısıyla yapılan konuşmalar da bu gruba girmektedir.
b. Askerî Hitabet: Askerî hitabetin hedefi; vatan savunmasının gerektiği zamanda icap eden şerefli, kutsal vazife için askeri teşvik, ma'nen kuvvetlendirmektir. Cümleler kısa, yiğitçe, en cahil neferlerin bile kolayca anlayacağı tarzda açık, kesin olmalıdır. ATATÜRK'ün meşhur bir hitabesinde olduğu gibi, askerî hitabet anlamca kuvvetli bir ifade ile biter.
"Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri! " Askerî hitabet garnizonlarda yapıldığı zaman sözlüdür. Fakat, savaş zamanlarında genellikle yazılı olarak kıt'alara gönderilir.
c. Hukûkî ya da Adlî Hitabet: Mahkemelerde yapılan savunmalar, savcıların iddianameleri bu çeşittendir.
ç. Bilimsel ya da Akademik Hitabet: Akademilerde, bilimsel toplantılarda yer alır. Amacı; araştırılan herhangi bir konu hakkında aydın bir topluluğa, o konu ile ilgili kimselere bilgi vermektir. Heyecanlandırma amacı güdülmez. İfadenin açık, kesin ve mantıklı olması şarttır.
d. Dinî Hitabet: Bu tarz hitabetlerin yeri mabetlerdir. Amacı; halka dinî bilgi ve eğitim vermek, dinî heyecan ve hisleri kuvvetlendirmek, onları fikren, mâ'nen yükseltmektir. Bu tarz hitabetlerde, anlaşılır dil kullanılmalıdır.
Etkili Anlatımın Özellikleri
İyi bir yazı ve konuşmanın üç özelliği vardır:
1.Doğruluk
2.Açıklık
3.Etkililik
Doğruluk ve açıklık; iyi bir yazı ve konuşmada mutlaka gereklidir. Sözün doğru ve açık olması için
"garabet" ve "aykırılık" gibi anlatım bozukluklarından uzak durulmalıdır. Ayrıca,
"eksiklik"
"fazlalık", "sıra yanlışlığı" ve
"uyumsuzluk" gibi cümle bozukluklarına yer verilmemelidir. Bu hataların asıl sebepleri olarak; az okuma, genel kültür noksanlığı, dikkatsizlik olarak karşımıza çıkar. (Z. Korkmaz - A. B. Ercilasun - İ. Parlatır ve diğerleri, Türk Dili ve Kompozisyon Bilgileri, s. 202)
Bozuk cümlelerin üzerinde ne kadar durulursa durulsun, bir kimseye doğru ve açık anlatım yeteneği kazandırılamaz. Türkçeyi iyi kullanmak isteyen bir insan; dil ve edebiyatımızın usta kalemlerini bol bol okumalıdır. Etkili anlatım ise, ancak doğru ve açık anlatım yeteneğini kazandıktan sonra elde edilebilir.
Sözlü anlatımda ses tonunun iyi ayarlanması da ayrıca gerekir. Edebî sanatları kullanabilmek ise hem öğrenmeye, hem de özel yeteneklere bağlıdır.
En eski devirlerden günümüze kadar önder insanların diğer insanlardan bazı yönleriyle ayrıldığı bir gerçektir. Bu yönler; ileri görüşlülük, üstün zekâ, millî tarih ve millî kültür bilincinin yüksekliği vb. dir. Bütün bu özelliklerin ötesinde ve öncesinde bir başka özellik daha vardır. O da, hitabet sanatına sahip olmalarıdır.
Kemal ATATÜRK, Hamdullah Suphi TANRIÖVER, Abraham LİNCOLN, Roosevelt, Hitler, Mussolini gibi Türk ve dünya hatipleri, kitleleri peşlerinden sürükleyen büyük hatiplerdir.
Biyolojik ve psikolojik yönlerden konuşma özürlü değilse, her insan konuşur. Ama, her insan etkili konuşamaz. Toplumsal ilişkilerin daha sağlıklı, daha verimli olmasında etkili konuşmak tartışılmaz derece önemlidir. Pek çok insan bu önemi bilmesine rağmen, etkili konuşma gayreti içinde görülmez.
Aslında, etkili konuşma; iyi eğitim ve güçlü bilgi zenginliğinin yanında doğuştan gelen özel bir yetenektir. İnsan, toplum yararına bu yeteneğini uygun ortamlarda daha yararlı hâle getirebilir.
Etkili konuşmak için şu kavramların içerdiği anlamları iyi bilmek gerekir:
1. ARTİKÜLASYON: Ağzımızı açmak, dudaklarımız kımıldatmak ve insanların anlayacağı kelimeleri oluşturmak için ses organlarını kullanabilme yeteneğine sahip olmak gerekir. Eğer, ses organlarından bir ya da birkaçı sağlıksız ya da noksan ise etkili konuşma yapılamaz. Hatta, bu durumdaki insanlar normal konuşmayı bile beceremez.
Artikülasyon sırasında kelimeler; açık ve net bir şekilde, mırıldanmadan, yutmadan çıkarılmalıdır.
2. TELAFFUZ: Kelimeleri, olması gerektiği şekilde doğru ses ve doğru vurguyla ağızdan çıkarmaktır.
Yanlış telaffuzu gidermenin üç yolu vardır:
Etkili konuşma yapan insanları (
Televizyon sunucuları ve
hatipler vb.) dikkatle dinlemek.
Telaffuzunda şüpheye düşülen kelimeleri, imlâ (yazım) kılavuzları ve sözlükler aracılığıyla doğru yönüyle öğrenmek.
Telaffuzda dikkat edilecek bir özellik de yöresel ağız ifadelerinden kaçınmaktır. Yazı dili olan İstanbul ağzı ile konuşmaya önem vermek gerekmektedir.
3. DİL BİLGİSİ: Her dilin kendine göre kural ve özellikleri vardır. Dil, kuralları dışında kullanıldığında şekil ve anlam yönünden bozukluklar ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, etkili konuşma yapacak kişi; dil bilimci kadar olmasa bile konuştuğu dilin kurallarını öğrenmelidir. Hatip; dilinin ses, şekil, anlam ve cümle yapısını bilmek zorundadır. Onun için hatip, dil eğitiminden geçmeli ve çok okumalıdır.
4. SÜR'AT: Konuşmacının konuşma esnasındaki hızıdır. İnsanların çoğu hızlı konuşamaz. Bazı insanlar ise çok süratli konuşurlar. Her ikisi de yanlıştır. Önemli olan metnin anlamına uygun normal konuşmadır. Dakikada 90-100 kelime konuşmak normaldir. Vurgulanacak kelimelerde yavaşlamak, çabuk ilerleyen düşünceleri konuşurken de hızlanmak gerekmektedir.
Ayrıca;
Özellikle yemeklerden sonra can sıkıcı konuşmalar yapmamak gerekir.
Çok süratli (makineli tüfek gibi) konuşmalarda anlamın kaybolduğu unutulmamalıdır. Dinleyicinin düzenli not alması sağlanmalıdır.
Konuşmacı; düzgün nefes almalı, konuşmadaki ana ve alt düşüncelere göre, gerekli yerlerde durmalı, nefesini düzenlemelidir.

5. DURAKLAMA: Duraklamalar, konuşmada noktalama işaretleri anlamındadır.
Şu özellikler dikkate alınarak duraklama yapılmalıdır:
Dinleyicilerin konuşma metnini değerlendirmesi için.
Metnin anlamına uygun gerekli vurgu ve tonlamaları yerinde yapabilmek için.
Konuşmacının kendisinin dinlenmesi ve kolay nefes alması için.
Konuşmacının kendisinin bir sonra söyleyeceği düşüncelerin plânını yapabilmesi için.
6. SES TONU: Sesin alçalıp yükselmesi, azalıp çoğalmasıdır. Değişik ses tonlarını çıkarmak konuşmayı daha ilgi çekici ve anlamlı yapar. Konuşmaya renk ve çeşit kazandırır. Böylece, konuşma tekdüzelikten (monotonluktan) kurtulmakta, dinleyicinin ilgisi çekilmektedir.
7. SES GÜCÜ: Konuşmacının sesinin, dinleyicilerin tümü tarafından kolaylıkla duyulabilmesidir. Konuşmacı, bu konuya ayrı bir önem vermelidir. İyi düzenlenmiş bir sesle yapılan konuşma, dinleyici üzerinde etkili olmaktadır. Ayrıca, ses gücünün yüksekliği konuşmacının da kendine güven kazan-masını sağlamaktadır.
Etkili Konuşmada Dikkat Edilecek Genel Özellikler
1.Konuşmayı anlamlı hâle getirmek için vurgu ve tonlamaya dikkat edilmelidir.
2.Pandomim (Vücut hareketleri ile konuşma) yapar gibi vücut hareketleri kullanılmalıdır.
3.Konuşma sırasında en rahat duruş alınmalı, vücut ağırlığı her iki ayak üzerine dengelenmelidir.
4.Konuşma sırasında boyun, bel ve bacaklar dik tutulmalıdır.
5.Konuşma sırasında, belirli bir yere çakılıp kalınmamalı, gereğinden fazla da hareket edilmemelidir.
6.Konuşma sırasında, el ve kol hareketleri, mimikler; önceden plânlanmış olmamalıdır. Konuşmanın genel ortamı içinde kendiliğinden olmalıdır.
7.Dinleyicilerin tümüne ve özellikle gözlerine bakılmalıdır. Dinleyicilerle konuşuyormuş gibi bir bakış tarzı seçilmelidir. Dinleyiciler, gözle çabuk çabuk taranmamalıdır.
8.Konuşmada ilk söylenecek ifadeler, özenle seçilmeli; iyi bir konuşma plânı yapılmalıdır. Konuşmaya ilgi çekici bir ifade ile başlamakta yarar vardır.
9.Konuşmacı, bir taraftan sevimli ve güler yüzlü olmalı; diğer taraftan ise komik duruma düşecek davranışlardan uzak kalmalıdır.
10.Konuşmacı, yapacağı konuşmanın anlam ve önemine herkesten önce kendi inanmalıdır. Konuşma, içten yapılmalıdır.
11.Konuşmacı, fizikî görünüşüne (
elbise temizliğine, saç ve sakal tıraşına vb.) çok önem vermelidir.(Geniş bilgi için bakınız: Suat TAŞER,
"Konuşma Eğitimi", Dost Kitap Evi, Verso Matbaacılık, Ankara, 1987, 216 s.
Ekim 2016

Menager  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ünlü Yazarlar

1 - Orhan Pamuk
2 - Ayşe Kulin
3 - Nevzat Çelik
4 - İpek Ongun
5 - Kuzey Taşdurmaz - Âşık Prens
6 - Elif Şafak
7 - Murathan Mungan
8 - Nazım Hikmet Ran
9 - Atilla İlhan
Eylül 2016

Marty Mcfly  yeni bir  gönderide  bulundu.

Seni tanımadan önce (Oğuz Atay / Tutunamayanlar)

"Seni tanımadan önce ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri
hep kaçırırdım derdi resim yapmayı sevdiğim halde denizin mavisini
bilmezdim yaprağın yeşilinin her mevsimde değiştiğine dikkat etmemiştim
seni tanıdıktan sonra o güne kadar tabiat resmi yapmayı sevmediğim halde
bir ağaç bir yaprak ve küçük bir ot bile çizmiş olmadığım halde ve daha
çok kitaplardan kopyalar yapmakla yetindiğim halde ve insan resimlerini
fotoğraflardan kareyle büyütmeyi kolayıma geldiği için tercih ettiğim
halde seni tanıdıktan sonra gözleri yeni açılmış bir küçük hayvan gibi
çevreyi şaşkın ve hayran bakışlarla insanı ve insan olmayanı ayırmadan
incelemeye başladım ve kalemi iğne uçlu mürekkepli kalemi ve resim
kağıdını alarak kırlara açıldım ve eskiden kurşunkalemle çalıştığım
zamanlardan yani tarihlerden önce çizgilerimdeki kararsızlık yüzünden
kağıdı sonsuz çizgilerle silip tekrar çizdiğim çizgilerle silgi
izleriyle kararttığım halde doğrudan doğruya çini mürekkeple çalışmaya
başladım hiç silmeden seçtiğim ağaçları evleri gökyüzünü yolları otları
hele bu kadar ilgi çekici olduklarını ve büyük bir sevgiyle
çizilebileceğini düşünmediğim otları ve toprağı yeni bir gözle daha
doğrusu ilk defa çizebileceğimi hissettiğim bir gözle görmeye başladım
ve ilk anda ışık ve gölge meselelerini hallettiğim söylenemezse de duyuş
bakımından ve her şeyi sanki onların arasındaki gizli ilişkiyi
sezmişçesine sürekli bağlantılarla yerleştirme bakımından kağıda
geçirmeyi becerdiğim söylenebilirdi ve bunu sevginin bana kazandırdığı
üçüncü göz olarak adlandırdığımı ifade ettiğim zaman bana kızmış ve alay
ettiğimi senin duygularını hafife aldığım için uydurduğumu söylemiştin
oysa bendeki tutukluğun senin yanında nasıl azaldığını bilsen evet senin
yanında korkularımı benim dışımda var olan ve her zaman benden gizlenen
şeyler karşı duyduğum korkuları onların yabancı ve düşmanca bir inatla
bana sırlarını vermemelerinden duyduğum belirsiz sıkıntıları unuttuğum
doğrudur derdi"

Noktalama okuyucuya bırakılmış. .
Ağustos 2016

Marty Mcfly, bir soruya yanıt verdi.

Cahit Külebi kimdir?

CAHİT KÜLEBİ (1917 – 1997)

Cahit Külebi, 1917’de Tokat’ın Zile ilçesinin Çeltek köyünde doğdu. Sivas Lisesinde ve İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde okudu. Antalya Lisesinde, Ankara Devlet Konservatuarında, Ankara Gazi Lisesinde edebiyat öğretmenliği; Milli Eğitim müfettişliği, İsviçre’de kültür ataşesi ve öğrenci müfettişliği, Milli Eğitim Bakanlığı Başmüfettişliği ve Kültür müsteşar yardımcılığı, TDK Genel Yazmanlığı yaptı.
Cahit Külebi, 20 Haziran 1997 yılında Ankara’da hayata gözlerini kapadı.
EDEBİ KİŞİLİĞİ | SANAT ANLAYIŞI
  • Şiir, hatıra, deneme türlerinde eser veren sanatçının ilk şiirleri 1938’de Gençlik dergisinde Nazmi Cahit takma adıyla yayımlanmıştır. Diğer şiirleri de Varlık, Sokak, İnsan, Türk Dili, Yaratış, Kültür Dünyası gibi dergilerde çıkmış, 1946’da ise şiir kitabı “Adamın Biri” yayımlanmıştır.
  • Arı bir dille tertemiz bir şiir söylemeyi gaye edinmiş, Anadolu manzaralarını işlediği şiirleriyle memleketçi şiirimize yeni bir soluk getirmiştir.
  • İlk şiirlerini hece ölçüsüyle yazmış ancak ahenk sağlamak için uyakları kullanmaktan vazgeçmeyerek serbest şiire yönelmiştir. Yarım uyağı ve iç sesi şiirlerinde sıkça kullanmıştır.
  • Doğduğu topraklara duyduğu özlemi, çocukluk hatıralarını, memleket manzaralarını aşkı, sevdayı şiirlerinde işlemiştir. Hemen hemen bütün şiirlerinde yoksulluk temasını ele almış, ara sıra da şiirlerinde karamsar ve güvensiz bir insanın hislerine yer vermiştir.
  • Cahit Külebi’nin şiirlerini temalarına göre memleket şiirleri, aşk şiirleri, destanlar olmak üzere üç başlık altında inceleyebiliriz.
  • Yeni romantik olarak adlandırılmış ancak toplum ve gerçeğe bağlı kalmıştır. Son şiirleriyle yeni bir söyleyiş tarzına yönelmiştir.
  • Üsluba önem vererek söyleyişinde titiz davranmış, oluşturduğu güzel betimlemelerle de kendine has bir şiir dili oluşturmuştur.
  • Söyleyişiyle Karacaoğlan’ı hatırlatan sanatçı, şiirlerinde halk şiiri unsurlarından yararlanmıştır.
  • “Atatürk Kurtuluş Savaşında” adlı şiir kitabındaki şiirleri “Atatürk Oratoryosu” ismiyle Nevit Kodallı tarafından bestelenmiştir.

ESERLERİ
Şiir:
Adamın Biri, Atatürk Kurtuluş Savaşında, Yeşeren Otlar, Şiirler, Türk Mavisi, Sıkıntı ve Umut, Yangın, Güz Türküleri, Bütün Şiirleri, Güzel Yurdum, Zerdali Ağacı, Kamyonlar Kavun Taşır, Biz Biliriz Bizim İşlerimizi, Herkesin Bir Derdi Var, Ekin’in Göz Yaşları
Hatıra:
İçi Sevda Dolu Yolculuk
Düzyazı:
Şiir Her Zaman, Ece’nin Günlüğü

(hurbilgi.com dan alıntılanmıştır)
Ağustos 2016

Marty Mcfly, bir soruya yanıt verdi.

Sürekli ya da ara ara takip ettiğiniz edebiyat dergileri/fanzinler var mı?

Üniversite yıllarımdan beri Milliyet Sanat okurum.

Yakın zamanda da Kafkaokur 'u takip ediyorum.

Selamlar
Mart 2016

Uğur Çakmak, bir soruya yanıt verdi.

Aralık 2015

Mozambik_prensi  yeni bir  gönderide  bulundu.

Nazım Hikmet-Bir Dakika

Bir Dakika

Deniz durgun göl gibi, gitgide genişliyor
Sular kayalıklarda nurdan izler işliyor,
Engine sarkan gökler baştan başa yıldızlı..
Şimdi göğsümde kalbim çarpıyor hızlı hızlı.

Göklerden bir yıldızın gölgesi düşmüş suya
Dalmış suyun koynunda bir gecelik uykuya
Bazan uzunlaşıyor, bazan da kıvranıyor
Durgun suyun altında bir mum gibi yanıyor

Yakın olayım diye bu gökten gelen ize
Öyle eğilmişim ki kayalardan denize
Alnımdan düşen saçlar yorulmuş suya değdi
Baktım geniş ufuklar başımın üstündeydi

Bilemem nasıl oldu geldi ki öyle bir an
Yenilmez bir haz duyup denize atılmaktan
Kurtulmak ne kolaymış faniliğimden dedim
Doğruldum atılırken bir dakika titredim

Bir dakika sonsuzluk doldu taştı gönlümden
Bir dakika bir ömrü kurtarmıştı ölümden.
NAZIM HİKMET
Haziran 2015

İbrahim Öztürk  yeni bir  gönderide  bulundu.

UYDUR UYDUR

7 Mart 1933:
TDTC Genel Merkez Kurulu toplanır. Arapça ve Farsça’dan gelen kelimelere savaş açılır, yerlerine yeni “tilcikler” konması için karar alınır

Valide yerine doğurgaç, baba yerine doğurtgaç, aşevi yerine otlangaç, belediye için uray, mebus için saylav, sanat için dorut gibi ucubeler dayatılır ki milletimiz Agopça der bunlara...

KAKINÇ, aldatı, YONTU, söylev, gömüt, imge, NESNEL, avunç, bağıt, kaydırgaç, erek, varsıl, Açgı, basçık, alnaç, alışkı, İÇERİK, ansıma, ÇAVLAN, ardıl,

Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim...
Ya bunlar Türkçe değil, ya da ben Türk değilim! Necip Fazıl Kısakürek

1415
Haziran 2015

Menager  yeni bir  gönderide  bulundu.

Edebiyat Tezleri

I - Cümle içinde özel isimlerde büyük harf kullanılmaz, örneğin "balık tutmaya gittik
Ahmet'te bizimle beraber geldi. " Buradaki ahmet'in büyük harfle başlaması sırıtacaktır bir kere
her şeyden önce ve cümlenin akışınıda görselliğinide bozacaktır bu.
Zaten isimlerde özel isim değildir, bir sürü ahmet var
çünkü, özel isim tek olan şeylerdir misal şehir isimleri gibi.
Ama çok özel isimlerde misal din ismi ve
çok önemli kişiler için istisna olabilir ve buda saygıdan dolayıdır sadece yani cümle içinde hiçbir
kelimenin büyük harfle yazılması mecburi bir kural değildir, zaten doğru bir kuralda değildir bu.
II - Klınç ve buna benzer kelimelerde k'nın önünde ı olmaz yani kral gibi tıpkı,
misal kılınç doğrusu klınç'tır.
Yani üç harften oluşan kelimeler hariç misal kın ve buna benzer kelimeler hariç k'yla başlayan
kelimelerde k'nın önünde ı kullanılması doğru değildir ve mecburiyette değildir,
gereksizdir bu
ve kelimenin inceliğini bozar k'nın önüne ı koymak.
III - Soy isim sadece resmi evraklarda filan büyük harfle yazılır buda mecburi bir kural değildir
yani isim ve soy isim
her yerde küçük harflerlede yazılabilir.
IV - Bazı kelimeler hem iyi hemde kötü anlamda kullanılır
örneğin 'diktatör vb. kelimeler.'
Yani bir iyi diktatör vardır birde kötü diktatör vardır.
Kavramı tek anlamda bağdaştırıp
bu kötü bir kavram diye kaldırıp bir kenara atmak
edebiyata çok ters düşer.
V - Bazı cümleler söyleniş şekline göre yani ağızdan çıkış biçimine göre yazılır
örneğin 'durakda otobüs bekledik.'
Normalde durakda cümlesindeki da ayrılır yani durak da gibi.
Ama da, de, te vb. bağlaçları ayırmak yanlıştır bence
ağızdan çıkan neyse odur çünkü.
< < <
Bunlar ve bunlara benzer konular
edebiyatı bilmeyen yada yanlış bilen yani doğrusunu bilmeyen
kişilerin koyduğu kurallar zinciridir hep bence.

Kuzey Taşdurmaz
Şair Yazar

35 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Ziya Gökalp

0 Kullanıcı   1 Soru   1 Yanıt

Ömer Seyfettin

0 Kullanıcı   1 Soru   1 Yanıt