Bilmek istediğin her şeye ulaş

Türk Polis Teşkilatı

Polis

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Ekim 2014

Ali Bayram, bir soruya yanıt verdi.

Polislere olan güveniniz tam mı?

Hayır, değil. Polislerin yeterli eğitimi almadıkları ve kolayca (kötü) iktidarların dümen suyundan gittiklerini göruyoruz. Bence polis hem kibar, hem adil, ve ancak gerektiğinde sert olmalı.
Mayıs 2014

Caner Sayın, bir soruya yanıt verdi.

Polislere neden aynasız denir?

Rivayete göre eskiden renault 12 polis arabalarının sağ dikiz aynası olmazmIş bundan dolayı trafik polislerine aynasız denirmiş.
Nisan 2014

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Mart 2014

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Şubat 2014

Engin Ergül   yeni bir  gönderide  bulundu.

Ocak 2014

Gökhan Biçer, bir soruya yanıt verdi.

Her geçen gün gazete ve televizyonlarda polis şiddetinin acı bir örneği yayımlanmaktadır. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Polislik bir 'meslek' ve emniyet mensupları da bir 'iş' sahibiler. Evvela bu 'iş' konusunda düzenlemeler nasıl yapılıyor sorusuna cevap aramak gerekir. Bu mesleğin usulleri, usul gibi midir? Her şeyden evvel, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün polisin sorunlarıyla ilgilenmesi gerekiyor vatandaşın sorunlarından evvel. Emniyet, polisin sorunlarını; polis de vatandaşın sorunlarını düzeltecek.
Bir de ülkemizde polis, yeterince hukukun paydaşı değil. Bir başkomiserle sohbetimde, polis akademisi mezunlarına hukuk fakültesinde yüksek lisans eğitimi alma hakkının 2006'da tanındığını öğrenmiştim.
Bir çok adli vak'a, adliyeye gidiyor ülkemizde bu tıkanmalara yol açıyor. Suçlular, hızıl bir biçimde cezalandırılamadığı ya da ıslah edilemediği için toplumdaki caydırıcılık ve hukuk devletine güven zayıf kalıyor. Bazı vak'alar emniyet müdürlüklürinde çözüme kavuşturulmalı. Bu da iyi bir hukuk eğitiminden geçmiş polis kadrolarıyla mümkün olabilir.
Son olarak eklemek istediğim, suçlarla ve suçluyla mücadelenin yanına suçu önleyici önlemlere önem verilmesidir. Bu tek başına İçişleri Bakanlığı'nın görevi olamaz, ancak hükümet çalışmasıyla ve koordinasyonla çözümlenebilir.
Ocak 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Polislere olan güveniniz tam mı?

Hükumetin her istediğini üzerimizde uygulayacakları konusunda kendilerine tamamen güveniyorum. Her türlü normal konuda bile bana sen diye hitap eden küstah yaratığa ne güvenecem... .
Ocak 2014

Provolon, bir soruya yanıt verdi.

Polislere olan güveniniz tam mı?

Karakola yolu düşeniniz olmadı galiba
Ekim 2013

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Biri bana bunu açıklayabilir mi?..

Bugün Cumhuriyet Bayramı, kız kardeşimle kalktık Taksim'e gittik, çok sakindi. İstiklal'den Tünel'e doğru yürüdük. Tüm ara sokaklar çevik polis doluydu. Tünel'e vardığımızda gördük ki çok daha fazla polis orada bekliyor. Bir kaç tane de TOMA onlara refakat ediyor. Derken TGB'liler de Tünel meydanına geldiler. Bu arada polis dağılmamız için uyarı yaptı ve bizi kalkanlarla iterek oldukça sıkıştırdılar. Bir süre sonra tiz sesli bir polis dağılmazsak gazlayacakları uyarısında bulundu ve kimseyi Taksim yönünde İstiklal'e bırakmadılar. Orada şehrimizin güzide yaya bölgesinde yürüyerek Cumhuriyet Bayramı'nı kutlamak isteyen bir kalabalık vardı. Sonuçta dünyada cumhuriyetçiliğin teröristlikle özdeşleştirildiği tek cumhuriyet bizimki olsa gerek. Bir süre sonra da gazı yedik tabii, bir kaç kez dağıldık ve geri toplandık, defalarca gaz yedik. Yani abartmayayım, ilk defa gaz bombası atmadılar sadece ellerindeki tüpten sıktılar. Ardından TGB'li kardeşlerimiz Karaköy'e oradan da ayakkabıyla girdiler, seks yaptılar, içki içtiler camiinin yanındaki otoparka gideceğimizi söylediler. Bu arada tabii ki binlerce kişiydik ve mecburen hem yolun bir tarafını hem de tramvay yolunu kapadık. Marşlar söyleyerek yürüdük. Dolmabahçe'de otoparkta yine bir kaç marş söyledik, taze yasaklanmış andımızı içtik ve dağıldık. Çoğu kişinin yolu Beşiktaş'dı yalnız burada da sayın devlet büyüklerimiz bizim Beşiktaş'a gitmemizi engellemek için yolu sıra sıra çeviklerle kapatmışlardı. Bir süre "polis yolu aç eve gidelim" sloganı attık ve polis fotoğrafçıları anlaşılan tiplerimizi çok beğenmiş olacak ki bir sürü fotoğraf çektikten sonra kapattıkları yolun kenarından insanların tek sıra halinde geçebilecekleri kadar çekildiler. Herkes barışçıl bir şekilde yoluna devam etti.

Şimdi soruyorum, Tünel'de ellerinde Türk bayraklarıyla toplanan bizler neden terörist muamelesi gördük. Kimsenin sonuçta Cumhuriyetimizin 90. Yılını kutlamak hariç bir niyeti yoktu. Neden böyle bir kutlama için ideal mekan olan, ayrıca yaya bölgesi de olan İstiklal'de kutlamamıza izin verilmedi. Biz onların bayramında kimseyi gazlamadık, hiçbir şey yapmadık hatta onları kutladık. Bir hafta önce o kadar hayvan boğazlamış olmalarına rağmen bu kana susamışlık neden hala devam ediyor? Kutlamamızı şehir trafiğini alt üst etmeden İstiklal caddesinde yapmamızın mahsuru ne olacaktı? Sayın başbakanımız Japonlara yaptırttığı oyuncak trenine bakmamızı mı istiyordu? Neden oyuncağını illa da Cumhuriyet Bayramımızda açtı? Kaldı ki trene nelerin baktığını hepimiz biliyoruz, biz insanız, halkız, cumhuriyetimize bakmayı tercih ettik, bunun için oyun arkadaşı bulamamış kötü bir çocuk gibi bizi gazlatması mı gerekiyordu. O gazın, o kadar polisi seferber etmenin, vergi paralarımızı bu şekilde çarçur etmenin ne anlamı vardı? Dolmabahçe'de yol neden kapatıldı ve neden yarım saat sonra tek sıra halinde geçebileceğimiz kadar açıldı? Oradan normal insanlar olarak geçmemizin mahsuru ne olacaktı. Madem açacaklardı, neden kapattılar demiyorum, onu gezi parkı aç kapa olaylarından sonra sormaz olduk ama madem açıyorlar neden tek sıra halinde geçebileceğimiz kadar açtılar? Şimdi bir de aç kapadan sonra az aç mı moda oluyor?Elimizde vatanımızın, cumhuriyetimizin bayraklarıyla onları havada sallamak suretiyle terörist eylemde bulunurken fotoğraflarımızı çektiler, şimdi fişlenip terörist mi ilan edileceğiz? Yoksa tekrar elimizde bayrakla (kendi bayrağımız ha, bu ülkenin, devletin, halkın, cumhuriyetin bayrağı) yakalanırsak tutuklanacak mıyız? Evlerimize gelip Türk bayrağı var mı diye arama mı yapacaklar? Polisimiz kaç para maaş için bu pis işleri yapıyor?

Bir de orada çalışan mühendisler zemindeki oturmaların birkaç yerde tünel parçası kaldırılıp altına kum eşelenmesi suretiyle telafi edildiğini beyan etti. Oturmaya karşı yapının altına kum eşelemek siz demir yolu üzerindeyken gelen treni görmemek için arkanızı dönmenize benzer. Hesaplanamamış olduğuna göre oturma kumdan değil (ki kum oturması anlık olur) alttaki daha az geçirgen katmandan oluyor belli ki. Yani oturma devam edecektir, en iyi ihtimalle bir sonraki depreme kadar yapı sağlam kalacaktır. Tabii ben sadece inşaat mühendisiyim, sayın başbakanımız bu işleri muhakkak ki bizlerden daha iyi bilir ki odamızın yetkilerini de kendine aldı. . .

Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.
Ekim 2013

Sercan Özdemir, bir soruya yanıt verdi.

Her geçen gün gazete ve televizyonlarda polis şiddetinin acı bir örneği yayımlanmaktadır. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gazete ve televizyonlar bize gerçeği çoğu zaman değişik şekilde aksettirebiliyor bu yüzden medyaya bu kadar inanmamalıyız ancak şiddet uygulayan polis yok demiyorum vardır bu da yoğun stres ve zor çalışma koşuluna bağlı olarak meydana geliyor benim fikrim bu kadar stresli mesleklerde çalışan kişilerin psikologdan yardım alması lazım...

Eylül 2013

Şahin Akdeniz, bir soruya yanıt verdi.

Mobese kayıtlarını nereden ve nasıl talep edebiliriz?

İstediğiniz Mobese Kamerasının konumu ve isteğinizin nedenini en yakın Savcılığa belirtmeniz gerekiyor. Emniyet / Mobese birimi size bu kayıtları resmi bir yazı olmadan veremez.
Eylül 2013

Şahin Akdeniz, bir soruya yanıt verdi.

Polis olmak nasıl bir duygudur?

Polis olmak, Siyasetten uzak durup, sadece kendi birimini ilgilendiren işleri yaptığın müddetçe çok güzel ve çok hoş bir duygudur. Günümüzde Polisin ne kadar agresif olduğundan bahsediliyor. Polisin çalışma saatleri gerçekten çok ağır ne yazık ki... Bu agresiflik sadece vatandaşımıza yansımıyor, Polisin ailesine de yansıyor yeri geldiğinde. Bu da takdir edersiniz ki ayda 10 gün gece, 10 gün gündüz, 10 gün de (yarısı uykuda geçiyor) izin şeklindeki sistemin ufak bir yansımasıdır. Daha torpilli kesimin ettiği hakaretleri bile dile getirmiyorum. Söz konusu sizin çalıştığınız yerde 1 en fazla 4 kişi sizden sorumlu üst düzey yetkili iken Polislikte; Komiser Yardımcısı, Komiser, Başkomiser, Emniyet Amiri, Müdür, Savcı, Milletvekili, Bakan, Siyasi Dostluklar Edinen herhangi bir birey Polisin canını sıkabilmektedir. Tabiiki bunların arasında Dürüst ve Ahlaklı olanları tenzih ediyorum. Ama Polisi eleştirmeden önce Empati kurup bütün bu saydığım makamların altında nasıl ezildiğini anlayın lütfen.
Eylül 2013

Kio Sey, bir soruya yanıt verdi.

Her geçen gün gazete ve televizyonlarda polis şiddetinin acı bir örneği yayımlanmaktadır. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

İnsan, davranışsal ve içgüdüsel yönelimleri olan bir varlık. Polis de insan, peki, tamam. Hem de toplumda şiddeti neredeyse legal (!) olarak uygulama yetkisine sahip enteresan bir mesleğe sahip. Das Experiment diye bir Alman filmi vardır. Sonrasında Amerikan versiyonu da çekildi. O filmi izlemenizi ve insanın güç ile imtihanını net bir şekilde gözler önüne seren o deney üzerinde düşünmenizi tavsiye ederim. Polis, mesleğini ve yapması gerekenleri mutlak ve doğru düşünce anlayışı ile gerçekleştiremediği sürece ve devletin kukla gibi oynattığı vahşi bir yaratık halinden sıyrılmadığı sürece topluma gerçek anlamda faydalı olamaz. Devletin ve sermayenin koruyuculuğu ile halkın ve adaletin koruyuculuğu artık çok farklı şeyler. Terazi dengelenecek dönem, çoktan geçti bence ama polisin önce ne için yaşadığını bilmesi gerek.

Olayın bir de "polis olarak eğitilen insanların düşünce tarzı" gibi bir noktası var ki, problemin büyük bir kısmı da burada başlıyor. Hayata bakışı daha sağlam temeller üzerinde gerçekleşmiş, önce kişisel olarak kendi gelişimini tamamlamış bir birey olarak polis saflarına katılması gerekiyor o adayların ama maalesef diğer insanları kontrol altına alınması gereken yaratıklar olarak gören varlıklardan ibaretler. Durum böyle olunca adına ne dersen de. Polis Devleti ya da başka bir şey... Toplum ya da insan için değil nasıl olsa...
Daha fazla

7 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Alo 155

0 Kullanıcı   0 Soru   0 Yanıt