Bilmek istediğin her şeye ulaş

Ülke Siyaseti

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Aralık 2015

Gökhan Biçer, bir soruya yanıt verdi.

Bugüne kadar iktidara gelen partiler nerede hata yaptılar? Nasıl olmalarını isterdiniz?

Çağa göre doğru iktisat politikaları izleyemediler ya da izlemekte geç kaldırlar. Bu, büyük resim. Resme yakından bakılırsa, sanayiye nasıl teşvik verilecek, tarım nasıl desteklenecek, hangi konularda araştırma-geliştirme faaliyetleri yürütülecek, kamu sektörü hangi alanlarda yer alacak, özel sektör nasıl oluşturulacak gibi konular açığa çıkıyor. Kısacası bir organizasyon eksikliği, bir düzensizlik vardı.

Bir diğer önemli konu ise insana ne şekilde yatırım yapılacağı, ülkenin insan kaynağının nasıl değerlendireleceği konuları zayıftı.

Nasıl olmalarını mı isterim? Ne görüşü savunurlarsa savunsunlar evvela gerçek bir Türkiye haritasını çıkarmalılar. Türkiye'yi iyi anlıyor olabilirler ama az gelişmişliğimiz daha da iyi anlamaları gerektiğine işaret ediyor.

Bir de Türkiye demokrasisinin gerçek anlamda en büyük eksikliği merkez sağda gerçek anlamda ya da gerçeğe yakın bir şekilde liberal parti olamayaşıdır. Liberalizm, tıpkı pekmezle tahinin karıştırıldığı gibi muhafazakârlıkla karıştırılıp halkın önüne sunulur.
Mayıs 2015

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Kültürel, etnik veya dinsel bakımdan derin bir şekilde bölünmüş bir ülkede, bir veya daha fazla grup kendi bağımsız devletlerini kurmak istiyorsa, ülkenin bütünlüğünün korunmasının çareleri neler olabilir?

Öncelikle ülkenin bütünlüğünü korumanın tüm halkın mutluluğundan daha mı önemli olduğu düşünülmeli. Tarih de araştırılmalı, bin yıl öncesinden bile olsa bu bahsettiğiniz halklar boyunduruk altına alınmış, toprakları işgal edilmişse tabii ki o halkların ayrılma talepleri dinlenmeli, belki de o bölgede yapılmış olan yatırımlar için belli bir vergi talep ederek halklar serbest bırakılmalı ya da ekonomik olarak destek olarak o halkların ülke içinde kalmasına çalışılmalı. Unutulmamalıdır ki hiçbir halk toprağını almadan haklı savaşına son vermeyecektir (Martin Luther King). Uygar dünyaya baktığınızda birleşenleri, ilkel kısımda ise ayrılanları görüyoruz. Uygarlığa ulaşmanın tek yolu özgürlükten geçer, baskı olan hiçbir devlette ise uygarlığın olmadığını görüyoruz. İlk olarak değerlendirilmeli ki uygar dünyanın bir parçası mı olmak istiyoruz yoksa Hotantolar'dan bir basamak ilerideki evrim basamağında kalmış pis katiller olmaya devam mı etmek istiyoruz. Yani alınmayın, yukarıda bahsi geçen ütopik devletten bahsediyorum, yarası olmayanlar lütfen gocunmasın. Bu derin bölünme durumu da tabii ki incelenmeli. Hani Avrupa'da Katolik ve Protestanlar mutlu mesut beraber yaşayabiliyorlar. Yalnız Katoliklerin de Protestanların da dini ihtiyaçları kendi cemaatleri (dikkat edin devlet değil) tarafından doyuruluyor. Dinsel ayrılık, hele ki mezhep ayrılığı ise büyük bir ayrılık sayılmaz. Bin yıldır aynı ülkede yaşayan insanların etnik farklılığından da çok söz edilebileceğine nedense inanasım gelmiyor. Devlet bu sözde farklılıkları kayırmazsa sanırım yine beraber yaşayabilmek için bir tabanda anlaşılabilir. Bütün etnik grupların dillerini resmi dil yaparak başlanabilir mesela. Avrupa'nın bir çok ülkesinin bir çok resmi dili var ve başlarına taş yağmıyor, ekonomileri de bu bahsettiğiniz ülkeden muhetemelen çok daha iyi. Kültürel dediğiniz şey gerçekten Avrupa'da köyden köye değişiyor ve bırakın köylerin birleşmesini devletler bile birlik olma çabasında. Bence bir ülkede adalet varsa, devlet ayrımcılık yapmıyor her bireyine eşit davranıyorsa, milletin inancından elini tamamen çekiyorsa, bir bütün olarak kalkınma çabasındaysa orada yaşayan tüm halklar barış içinde, beraber yaşayabilir.

Eğer bu tür bir ülkenin bütünlüğünü korumak amaç edinilmişse iktidar, para, güç hırsıyla yanıp tutuşan ayrıştırıcı, faşist iktidarlar yerine sosyal adaleti sağlayabilecek dürüst politikacılar seçilmeli ve ülkenin adaletli bir şekilde her yöresinin kalkınması için planlar yapılmalıdır. Devlet dinden tamamen elini çekmelidir nasıl ki kilise ya da kiliseler başlı başına otonom kurumlarsa bu ülkenin dini cemaatleri de kendi yağlarında kavrulmalıdır. Dil için de mesela %10'u geçen her etnik popülasyonun dili resmi dil olabilmeli, o dilde eğitim alabilmeleri için yeterli çaba gösterilmelidir. Devlet üniversitelerden de elini çekip onları bilim yapmakla baş başa bırakmalıdır. O devlet basınını, sanatçılarını tamamen özgür bırakmalıdır. Dürüst bir yönetimin saklayacak bir şeyi olmayacağı için hiçbir kurum üzerinde baskı kurmasına ihtiyacı yoktur. O devlet zengininden çok fakirinden az vergi almalıdır ki milli gelir gerçekten tabana yayılabilsin. O devlet kesinlikle yolsuzluğa, hırsızlığa müsamaha etmemeli ve hırsız kim olursa olsun gerektiği şekilde cezalandırmalıdır ki halkın geri kalan kısmı da bu hırsızlıklara özenmesin. O devlet öğrencileri köylerinde tek göz kerpiç okullarda tüm sınıflar bir arada eğitim görürken saray yaptırmamalıdır. Eğitim seviyesi, icatlar, sanat, insan hakları devletlerin saygınlığını arttırır en büyük saray, en çok Mercedes değil. O devletin adaleti adalet saraylarından kat be kat büyük olmalıdır ki halkın da devletine saygısı artsın. Yaşam kalitesi devletin her bireyi için eşit seviyede olan devletlerde hiçbir dini, etnik ya da kültürel grup devlete baş kaldırmaz, aklı olan bunun için mücadele eder ya da saltanatı ne kadar sağlam olsa da bir gün devrilmeye hatta belki de idama mahkum olur. Beğenmediğimiz Arap ülkelerinde birbiri ardına devrilen diktatörleri gördük, bahsi geçen ütopik devlette de bunun olması sadece zamana bağlıdır.
Nisan 2015

Çiğdem Çelik, bir soruya yanıt verdi.

Seçim zamanı müzik eşliğinde sokak sokak gezen araçlar hakkındaki düşünceleriniz neler?

Ülkemin gelişmişlik düzeyini gösterir. Batılı toplumlarda adaylar televizyona cıkıp tartısırlar ve seçmeni etkilerler . Bizde de durum bu efeem . Anlayana sivrisinek saz gibi söylemleri düşünerek bu yöntemin subliminal mesajlar içerdiğini düşünüyorum.
Ekim 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Turuncu devrim nedir? Bugüne kadarki örnekleri nerelerde gerçekleştirilmiştir? Sonuçları ne olmuştur?

Bütün yolsuz partilerin rengi turuncudur. Turuncu hiçbir renkle çatışmaz, her renge uyar, çok seveni belki yoktur ama kimseyi rahatsız etmez.

Gelelim turuncu devrime, 2004'de Victor Yanukoviç Ukrayna cumhurbaşkanlığı seçimlerini anlaşılan oy çalmak, seçmen satın almak gibi sahtekarlık ötesi yollarla kazanmıştır. Bunun üstüne rakibi yine Victor Yuşçenko seçmenlerini gösteri düzenlemeye çağırmıştır. Nitekim olaylar büyümüş ve turuncu rengi bellemiş olan sahtekar parti tahtından indirilmiştir. Seçimler tekrarlanarak hak yolunu bulmuştur.
Eylül 2014

Batuhan Aydın  yeni bir  gönderide  bulundu.

Dünyayı kim yönetiyor? Dünya devi kimler?

Arkadaslar ben sadece sormak ve yorumlarınızı almak istiyorum, Dünya yı kim veya kimler yönetiyor ? Amerika gerçekten süper güç mü ? Dünya da sirlarla dolu bi perde arkası var mı ya da varsa bizim bildiğimiz gerçekler ne kadar doğru ? Yahudiler Dünya da bu sınıfta hangi konumda ? Yönetmek veya yönetiyormus gibi görünen yonetilenler kavramını aciklarmisiniz ? Hadi beyin fırtınası yapalım biraz buyursunlar...
Eylül 2014

Azat Toğluk, bir soruya yanıt verdi.

İdeolojiye göre mi oy verilmeli hizmete göre mi?

Bana kalırsa belediye seçimlerinde hizmete, genel seçimlerde ise hem hizmet hem de ideolojiye göre seçim yapılmalıdır. Esas olan ise tahta çıkacak olanın (taht diyorum çünkü ülkemizde böyle bir algı oluşmuş durumda) ülkeyi, illeri yükseklere taşıyıp taşımadığı ve ülke yükseklere taşınırken sadece rakamlarla değil, halkın da bu yükselişten yararlanmasını sağlayabilmektir.
Eylül 2014

Adem Ünal , bir soruya yanıt verdi.

İdeolojiye göre mi oy verilmeli hizmete göre mi?

"... Toplum zıvanadan çıkmış. Cinayet cinayeti kovalıyor. Akıl susmuş ve mefhumlar (kavramlar) cehennemi bir raks içinde tepinip duruyor. Sloganlar yönetiyor insanları. İdeolojiler yol gösteren birer harita değil, idrake giydirilen deli gömlekleri. Aydın dilini yutmuş; namlular konuşuyor.'' (C.MERİÇ, Bir Facianın Hikâyesi, Umran Yay., Ank. 1981, s. 1)


Cemil MERİÇ sağcı-solcu çatışmalarının olduğu dönemini anlatırken usta kalemiyle döktürüvermiş en öz ifadelerini. İdeolojiler toplumların vazgeçilmezleridir ve güçlenerek de ilerleyecektir lakin ideoloji, insanlarını bir çok şeye ''kör'' de yapabilir. İşin özü yerelde(belediye seçimi, muhtarlık vs.) hizmete, toplum yönetiminde(başbakan, cumhurbaşkanlığı, parti vs.) ideolojilere önem vermek gerekir kanaatimce. İdeolojilerin öneminin olmadığı bir Türkiye hayali ise tabi ki ütopya olacaktır.
Eylül 2014

Sinan Gözüm, bir soruya yanıt verdi.

İdeolojiye göre mi oy verilmeli hizmete göre mi?

Hizmet yapanın ideolojisi hizmettir... Yani ister hizmet de ister ideoloji de ama ideolojisi hizmet olanın ideolojisini de
Daha fazla

76 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.