Bilmek istediğin her şeye ulaş

Uluslararası İlişkiler

Uluslararası İlişkiler siyaset biliminin bir dalıdır ve "uluslararası sistem" içindeki aktörlerin, özellikle de uluslararası ilişkilerin temel aktörü olarak kabul edilen devletlerin, diğer devletlerle, uluslararası/bölgesel/hükumetler arası örgütler, çok uluslu şirketler, uluslararası normlar ve uluslararası toplumla olan ilişkilerini inceleyen disiplinlerarası bir disiplindir. Disiplinler arası bir disiplin olması sebebiyle siyaset bilimi, iktisat(uluslararası iktisat, uluslararası politik ekonomi), tarih (siyasi tarih), hukuk (anayasa hukuku, yönetim hukuku ve özellikle uluslararası hukuk), felsefe (siyaset felsefesi ve etik), sosyoloji, psikoloji, coğrafya, antropoloji, sosyal çalışma, kriminoloji, toplumsal cinsiyet çalışmaları ve kültürel çalışmalar gibi pek çok farklı disiplinden faydalanır. Uluslararası İlişkilerin çalışma alanı oldukça geniştir. . Küreselleşme, devlet egemenliği, uluslararası güvenlik, ekolojik sürdürebilirlik, nükleer silahların yayılması, milliyetçilik, ekonomik kalkınma, küresel finans, terörizm, organize suç, insan güvenliği, dış müdahalecilik ve insan haklarına kadar pek çok konuyu uluslararası düzeyde inceler.

Eylül 2015

Tarik, bir soruya yanıt verdi.

AB mi? ABD'mi? Rusya mı? Yoksa İran mı bizim gerçek dostumuz?

Müslümanin müslümandan baska dostu olmaz, iran sünni olmadigi icin onlarda dost degil. İranda bir tek sünni ibdaethanesi bile yok ve sünniler hapishanelerde cürüyor veya asiliyor. Suriyedede iran askerleri tarafindan katlediyor.
tek bir istisna var oda düsmanimizin düsmani olan, bizim dostumuzdur misali ama öyle bir ülkede bulamiyorum.
Temmuz 2015

Kübra Aykaç, bir soruya yanıt verdi.

Sizce ODTÜ'den uluslararası ilişkiler mezunu olan biri için iş bulmak ne kadar kolay olur, yoksa TM alanından PDR'ye geçmek iş garantisi için daha kesin bir çözüm mü?

Hayatınızdaki asıl önemli şeyin kendi mutluluğunuz olduğunu unutmayınız öncelikle. Hangisiyle meşgul olursam daha mutlu ve daha verimli olurum diye düşünülmeli. İş her şekilde bulunur önemli olan yaparken ondan zevk alabilmeniz.
Haziran 2015

Kardelen Kuruçay, bir soruya yanıt verdi.

Sizce ODTÜ'den uluslararası ilişkiler mezunu olan biri için iş bulmak ne kadar kolay olur, yoksa TM alanından PDR'ye geçmek iş garantisi için daha kesin bir çözüm mü?

Bence bu soruyu kendine şu şekilde sormalısın : Ben Pdr mi seçsem her gün uyanırken lanet okumadan kalkarım yoksa Uluslararası İlişkiler seçsem mi? İş imkanı tabi ki önemli bir etken ama sevdikten sonra iş bulmaman için bir neden yok :)
Nisan 2015

Yılmaz, bir soruya yanıt verdi.

Nasıl oldu da 1992-1995 yılları arasında gerçekleşen Bosna savaşına hiçbir uluslararası örgüt müdahale etmedi? Sizce bu durum müslümanlara karşı gerçekleştirilmek istenen planların bir sonucu muydu? Bu olayı dinden bağımsız düşünmemiz mümkün mü? Sizce neden Avrupa, Amerika gözlerini kapattı ve kimse Sırplar'a dur demedi?

Uluslararası örgütlerin hareketlerinde kamuoyu önemli etkilere sahiptir . Genel itibari ile de kamuoyu olusturmada batı bloğuna nazaran doğu bloğu zayıf kalmaktadır . Konuyu tam olarak dinden bağımsız düşünemeyiz. Ama tam olarak din güdümünde de gidemeyiz . Eğer müslüman kamuoyu konuya yeterli miktarda eğilebilmiş olsaydı yani uluslararası kuruluşların gündemine bu savaştaki insanlık dramını vaktinde ve yeterli etkide tasıyabilseydi bir katliama şahit olmayabilirdik . Aynı zamanda o dönemki dünya kamuoyunun karışıklığına da eğilecek olursak bu dönemdeki başka dikkat çekici olayların varlığı da dünya kamuoyunu meşgul etmiş ve istenmeyen olayların yasanabileceği bir küresel kamuoyu eksiğini bölgede yasatmıştır .
Nisan 2015

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Nasıl oldu da 1992-1995 yılları arasında gerçekleşen Bosna savaşına hiçbir uluslararası örgüt müdahale etmedi? Sizce bu durum müslümanlara karşı gerçekleştirilmek istenen planların bir sonucu muydu? Bu olayı dinden bağımsız düşünmemiz mümkün mü? Sizce neden Avrupa, Amerika gözlerini kapattı ve kimse Sırplar'a dur demedi?

Dinle hiçbir alakası yok. Avrupa, ekonomik çıkarı olmayan hiçbir bölgeye müdahale etmez keza ABD. Sömürgeler vb demeyin, modern çağda bizimki hariç tüm devlet başkanları ülkelerinin ekonomik çıkarlarına bakıyor. Yugoslavya'daki savaş sadece Sırplar ve Bosnalılar arasında değildi, oradaki tüm milletler kendi toprakları için savaştılar ve oradan alınacak hiçbir şey olmadığı için diplomatik müdahaleler hariç Avrupa müdahale etmedi yalnız savaşı sonlandıran ABD operasyonunu da AB ABD'den talep etti ve öylece ABD müdahalesi oldu. ABD bildiğimiz üzere sadece direkt ekonomik çıkarları için değil aynı zamanda yeni teknolojilerinin denenmesi ya da reklamı amacıyla da savaşlara müdahil olabiliyor. O savaşın sonunda da Avrupa Miloschevic'i savaş suçları mahkemesinde yargıladı ve mahkum etti.
Nisan 2015

Kadir Can, bir soruya yanıt verdi.

Mart 2015

Abdullah Gürel  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ulus devlet masalları ve ötesi...

Ulus devlet masalları inandırıcılığını yitiriyor. Ulus devlet, yerel sorunlarımızın çözümü için çok büyük. Küresel sorunlarımızın hallindeyse çok küçük.
Zaman yolculuğu yapabilsek. Bir an için Homeros’un dünyasında yaşadığımızı tahayyül etsek. Onlar da aynı bizim gibi, tanrılarıyla, kahramanlarıyla inandıkları bir dünya kurmuşlar. İnançları uğruna savaşmışlar. Çocuklarını egemen düzenin erdemlerine göre yetiştirmişler.
Onların gerçeklerini bugün masal diye okuyoruz. İnançlarına ‘mitoloji’ diyoruz. Efes’te, Delfi’de, Milet’te, tapınaklarının taşlarını kültür mirasımız diye sahiplenirken, haddimizi bilmememizin ilkelliğinde, ilkel diye bakıyoruz inançlarına.
Benmerkezciliğimizin aymazlığı yetmiyormuş gibi, kendi masallarımıza inanmayanları dıştalıyor, ayıplıyor, cezalandırıyoruz.
Çocuklarımıza, inançlarımızım madalyalı kahramanlarını, onların destanlarını yazan, göğsümüzü kabartan ozanlarımızı belletiyoruz.
Ulus devlet masallarımızdan bahsediyorum.
Biz dünyalıları birbirimize ötekileştiren, aramıza sınırlar koyan ulus devlet masallarımızdan.
Şu anda dünyada 200’e yakın ulus devlet, 15 bin kadar da devletleşmemiş ulus var. Bir de onlar bayrağım diye tuttursa! Ulus devlet miyadını doldurdu. Ulus devlet, yerel sorunlarımızın çözümü için çok büyük. Küresel sorunlarımızın hallindeyse çok küçük.
Burası benim, orası senin diye hayali çizgiler çizmişiz havada, denizde ve toprakta. Sonra da kendimizi kökleştirme masalları yazmışız. Ulusal kimliklerimizin üniformalarını diktirmişiz. Türümüzün en güzel özelliklerinden hayal gücümüzün ulus devlet konusunda ibret verici örnekleri çok.
Ruslar 19. Yüzyılda Pan Slavist yayılmacı politikalarıyla Lehistan’ı da mı ilhak etmek istiyorlar? Lehler, biz aslen Slav değiliz, kökü İran’dan gelen Sarmatlarız diye uydurmuşlar. Güney Afrika’da ırkçı işgalci beyazlar, yerli halk zencileri neden mi hakir gördüler? Kendilerinin Habil’den, zencilerin ise kardeş katili Kabil’in soyundan geldiğine inanmışlar. Osmanlı kültürlerine Cumhuriyetin kurucularının dediği gibi ‘esarette geçen 500 yıl’ diye mi bakmak istenmiş? Güneş Dil Teorisi’ni uydurup dünya dillerinin kökünde Türkçe olduğunu yazmışlar.
Ulus devlet masalları günbegün inandırıcılığını yitiriyor. DNA araştırmaları ırk, ulus farklılıklarını yok ediyor. Dünyanın en saf ülkelerinden sanılan, destanlarında bir tek kendilerini yazan İzlandalıların adası bile, herkesin gelip geçip, kaynaşıp kırmalaştığı yol geçen hanıymış meğer.
Kimliksiz duramıyoruz. 20. Yüzyılda, ideolojik kimliklerimizin de kurbanı olduk. Yeryüzü cennetlerimizi kurmak uğruna Sovyetler’de, Çin’de, Kamboçya’da rejimleri tarafından katledilen 100 milyona yakın insanın devrim düşmanı olduğuna, Yahudilerin farklı yaratıklar olduğuna inandık. Katolik kimliklerine sarılan milyonlar, inançlarının kurbanı. Cinsel ilişkilerinde prezervatif kullanmaları Papa tarafından yasaklandığından AIDS’ten ölüyorlar.
Müslümanların sesi çıkmıyor, İslam teröristlerine karşı.
Bir yandan da bizi taraflaştıran başka kimlikler edinmeye başladık. Çok uluslu şirketlerde çalışanlar, şirket kimlikleriyle, sermayeyle bütünleştirilirken sendikasızlaştırılıyorlar. Avustralya’da beyazların, Aborjinlerin çocuklarına el koyup onları devşirdikleri gibi, çalışanlar da şirket kimliğinde eritiliyor. Marka aidiyetliklerimizde, tükettiklerimizle markalaşıyoruz.
Ve egemen düzenin adaletsizliğinde ezilen biz kadınlar, eşcinseller, egemen düzenin azınlık, özürlü dedikleri bizler, aidiyetliklerimizin kimlik politikalarında haklarımızı ararken hem sıklaştırdığımız saflarımızda bencilleşiyoruz hem de düzenin ‘böl yönet’ politikalarına alet olabileceğimizi görmezlikten gelebiliyoruz.
Sermaye, doğal afetler, küresel ısınma ve en son Japonya örneğinde olduğu gibi nükleer felaketler de küreselleşti. Dünyamız, dünya vatandaşlarını bekliyor. İlle de uzaydan düşman mı gerekli birleşmemiz için?
Dünyalıyız hepimiz.

GÜNDÜZ
VASSAF
radikal.com.tr/yazarlar/gunduz_vassaf/ul. . .
Şubat 2015

Ersin Er, bir soruya yanıt verdi.

AB mi? ABD'mi? Rusya mı? Yoksa İran mı bizim gerçek dostumuz?

Tarihe bakarsanız hicbir ülkenin birbiriyle dost olmadığını görürsünüz. Tarih tekerürden ibarettir bu yüzden hiçbiri dostumuz değildir.
Şubat 2015

Yılmaz, bir soruya yanıt verdi.

AB mi? ABD'mi? Rusya mı? Yoksa İran mı bizim gerçek dostumuz?

Siyasi arenada abi kardes dost düşman bu gibi kavramları belirleyen seyler iç ve dış dinamiklerdir . Modern cagda bu dinamiklerin içinde ekonomik ve siyasi cıkar kavramı agır basmaktadır. Yani faydacı bir cizgi görülmektedir. Dördü de aynı anda hem dostumuz hem düşmanımız olma potansiyeline sahiptir. Rusya ve Avrupayla ekonomik ilişkilerimiz yoğundur. Bunun yanında Amerika ile askeri alandaki ortak calışmalarımız( müttefiklik silah geliştirme...) ve istihbari ortaklıklarımız bizi yakın yapar.
Ancak Avrupa'nın dayatma tarzı bir duruşla bize dikte ettiği ermeni meselesi kıta sahanlığı mevzusu bizi uzak kılmakta.. Rusya ile de Amerika'ya yakın olmamızdan kaynaklanan belli uzaklıklarımız mevcut ama benzerliklerimiz bizi yaknlaştırmaktadır. İran sınırları içinde yasayan Türk unsurları dolayısıyla Türkiye'ye hep mesafeli bir duruş sergilemiştir. Ama ciddi bir düşmanlık olduğu da düşünülemez.
bütün bunlar bir arada düşünüldüğünde su mu dost bu mu dost seklindeki bir soru bir miktar kıt olma özelliğne sahiptir. Aynı anda ikisi birden bile varolabilmektedir. . .
Şubat 2015

Barış Ekinci, bir soruya yanıt verdi.

AB mi? ABD'mi? Rusya mı? Yoksa İran mı bizim gerçek dostumuz?

Bizim gerçek dostumuz Rusya'dır. Rusyanın siyasi rejimi olarak konuşmuyorum. Gerçekten Rusya halkı bize sempati duyuyor.
Şubat 2015

Abdullah Gürel, bir soruya yanıt verdi.

AB mi? ABD'mi? Rusya mı? Yoksa İran mı bizim gerçek dostumuz?

Hiçbirisi de bizim dostumuz değil ne var ki çıkarlar ön plana çıkar bir şeyler istenir o ülke bizi müttefik yapar birileri para için insanlara her şeyi yaptırır iken birileri bizim dostumuz görünür bize her şeyimizi unutturur gider...
Şubat 2015

Ahmet Burak Doğan, bir soruya yanıt verdi.

AB mi? ABD'mi? Rusya mı? Yoksa İran mı bizim gerçek dostumuz?

Devletler arası dostluk yoktur.Menfaat vardır.
Kasım 2014

Erkin Özyerli, bir soruya yanıt verdi.

Neden "Irak-Şam İslam Devleti"? Neden Bu Tabir?

Ne kadar Irak-şam islam devleti olarak lanse edilse ve islami bir terör örgütü olsa da hizmet ettikleri emperyalist güçlerdir. Bu dünyada hiçbir illegal örgüt küresel sermayenin, güçlerin desteği olmadan varlığını sürdüremez. Belki kurulabilir ama emperyalist güçler, küresel sermaye destek vermezse maddi-manevi varlığını uzun süre devam ettiremez. Bu bağlamda neden Irak-Şam islam devleti ismi ya da tabiri kullanıldı sorusuna gelince bu aslında bir hedefin ismi ama bu örgütün hedefi değil, israil, amerika gibi küresel güçlerin hedefinin ismidir.Nedenlerine gelince;
1.İsrail vaadedilmiş topraklara yani mezapotamya denilen bölgeye hakim olmak istiyor bunun için önce suriye-ırak, iran ve Türkiye'yi ele geçirmesi gerekiyor. Günümüz koşullarında karşında güçlü ve bağımsızlık düşkünü bir devlet, toplum varsa bu çok kolay olmayacaktır. Bu nedenle küresel güçlerin izlediği politika genelde; komşularını ele geçir, zayıflat, hiç olmazsa destek veremesin diyedir. Bölgede yalnız kalınca hatta komşularını da düşman olarak karşına alınca olası bir işgalde zor durumda kalabilirsin. Güç ve etki bakımından en zayıf ırak sonra Suriye Sonra iran ve Türkiye gelir.Mantıklı olarak o bölgeyi ele geçirmek istiyorsan önce gücü zayıf olanlardan başlayıp iç ve dış müdahalelerle en güçlü olanını zayıflatmak olacaktır. Pkk, pyd, ypg, ışid, el-nusra, Öso, hizbullah vb. terör örgütleri genelde bu amaca hizmet eden örgütlerdir.
2.Amerika ideolojisi Pragmatizm'e dayanır. Yani fayda açısından bakar olguya. Eğer o şey ona faydalıysa iyidir, fayda sağlamıyorsa gereksizdir. O bölgede dünyanın en zengin yeraltı kaynakları bulunmaktadır.Doğalgaz, Petrol, Bor gibi. Hedefi yıllardır bu olmuştu. Bu aslında modern sömürgeciliktir. Sanayi devrimi dönemlerinde hammadde temini ve maddi zenginlik için sömürgecilik yapılırdı. Modern dünyada ise direk o ülkeyi sömürgeleştirmek değil demokrasi götürmek oldu adı.
3. Küresel sermaye için savaş demek para demektir.Savaşlar her zaman küresel sermayeye para olarak döner. Örneğin bir savaşta, yollar, binalar yıkılır, tarım arazileri zarar görür. Küresel sermaye de bunların yeniden inşasında görev alır para karşılığında. Ayrıca savaşlar silahlarla yapılmaktadır ve küresel sermayenin en büyük gelir kaynağı silah satışlarıdır. Bu örnekler çoğaltılabilir.
4. Türkiye açısından bakarsak; Şu anda ülkemizi yöneten akp iktidarı ülkeyi kişisel çıkar ve egoları yüzünden felakete sürüklemektedir ancak onlar bunların farkında değildir. Cahil bir yönetim oldukları için yaşamadan anlayacaklarını da sanmıyorum. Onların düşündüğü ve istediği; kendi mezhebinden olmayan esad gitsin yerine islamcı bir yönetim gelsin. Irakta ise kendi çıkarlarına ters düşmeyecek bir yönetim ve doğal kaynaklardan pay isteği.iranda da keza öyle. Ayrıca Amerika ve israil gibi küresel güçlerin uygulamak istediği BOP projesinin baş aktörü olmak bölgede söz sahibi olmaktır. Bu nedenle Işid'e destek vermektedir ve mümkün olduğunca karşısına almamaktadır.ancak gelişen olaylar bunun tam tersini gösteriyor. Amerika petrolü paylaşmak istemeyecektir haliyle. Türkiye karşısında önceden Pkk kozu vardı, şimdi Işid'de eklendi, keza israil de bu terör örgütlerini kullarak amaçlarını gerçekleştirmek istiyorlar, başarılı da oluyorlar bence. Komşularla 0 sorun politikasından komuşularla full sorun politikasına geçmiş bulunmaktayız.
Sonuç olarak ismi Irak-Şam İslam devleti ama içine girdiğimizde amerikayı, israili, küresel sermayeyi, Türkiyeyi barındıran bir yapı ortaya çıkıyor. Bunlar size belki extreme bir durum gelebilir ama benim düşüncelerim bunlar Işid ile ilgili. Biraz uzun oldu ama mevzu derin :)
Daha fazla

139 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Dünya Dengeleri

20 Kullanıcı   1 Soru   3 Yanıt

Türkiye-A.B.D. İlişkileri

1 Kullanıcı   0 Soru   0 Yanıt