Bilmek istediğin her şeye ulaş

Var Oluş

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Şubat 2015

Balık, bir soruya yanıt verdi.

Evrim teorisi daha çok biyolojik ve bilimsel oluşumla ilgili ve çok mantıklı şeylerin olduğu bir teori iken neden biz işin din kısmına bağlayarak çok karşı çıkılan bir teori durumuna düşürdük?

İyiki öyle olmuş yoksa insanların bir çoğu bu teoriyi "çok mantıklı" sanmaya devam ederek dinin mutlak gerçeklerini görmezden gelebilirdi. Zaten genellikle dini hesap etmeyenlerin savunduğu şeylerden biri evrim teorisidir. Tencere yuvarlanır kapağını bulur hesabı.

Darwinin kendisi bile düşündüğü bu teoride çıkmazlara girdi.Bile bile ve sinsice yapılan sahtekarlıkları görmezden gelmek kendini kandırmanın ve gönüllü cehaletin bir ürünüdür.
Fosil bulamayınca fosil üretmek gibi birşey nasıl görmezden gelinebilir? ;
Evrim Teorisi
Ocak 2015

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Ramtha'nın Big Bang teorisi ve yaartılış evrimi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Hiçbir bilimsel dayanağı olmayan uydurmasyon safsata. Zaten ya bilimsel olarak evrim ya da yaradılış inancı olabilir, bir de evrimi inkar edemeyeceklerini anlamış olan inançlı kesimin uydurduğu akıllı tasarım inancı vardır. İnanç kısımları inançtır, bilimle alakası yoktur. Big Bang Teorisine gelince; bugün bilim adamları evrenin bir noktadan bir patlamayla oluştuğunu gözlemliyorlar, tüm dinlerin alimleri de kitaplarında teoriye uygun bir şeyler buluyorlar. Bir süre sonra ilerleyen teknolojilerle bilim adamları evren bir noktadan değil bir çok noktada oluşan patlamalar sonucunda oluşmuştur şeklinde gözlemleseler alimler ikiye ayrılırlar, kitaplarında yeni teoriye uygun kısımlar bulanlar ve eski teoriye inanmaya devam edenler şeklinde.
Ocak 2015

Serhat Ergüven, bir soruya yanıt verdi.

Ramtha'nın Big Bang teorisi ve yaartılış evrimi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kusura bakmayın spritüel şarlatanların teorileri hakkında yorum yapmak istemiyorum... .
Eylül 2014

ksa, bir soruya yanıt verdi.

Evrim teorisi daha çok biyolojik ve bilimsel oluşumla ilgili ve çok mantıklı şeylerin olduğu bir teori iken neden biz işin din kısmına bağlayarak çok karşı çıkılan bir teori durumuna düşürdük?

Bakış açısı
Din 'İnsan Çamurdan oldu ve her şey tek bir yerden geldi' der.
Evrimde;canlıların başlangıcı daha dünyada toprak ve sudan başka bir şey yokken başladı ve her şey tek bir yerden geldi der gelişe gelişe buz amana kadar geldik der.

Evrim dinle çakışmaz, Allah neden dünyayı bir kerede değilde 6 günde yarattıysa insanlarıda bir kerede değil evrim yoluyla yaratmış olması bu kadar doğaldır.
Ancak insanlar görmek istediğini görür.
Yani kör olan kördür değişmez
Eylül 2014

Uğur Çakmak, bir soruya yanıt verdi.

Evrim teorisi daha çok biyolojik ve bilimsel oluşumla ilgili ve çok mantıklı şeylerin olduğu bir teori iken neden biz işin din kısmına bağlayarak çok karşı çıkılan bir teori durumuna düşürdük?

Çünkü çoğu insan hem dini yanlış biliyor hem evrimi. Evrim yaratıcıyı yok saymaz. Canlı çeşitliliğinin nihayetinde tek bir canlıdan gelişerek devam ettiğini söyler ve ayrıca evrim bitmiş değildir hala devam ediyor!!! Evrime körü körüne karşı çıkanları anlamıyorum çünkü sperm+yumurtadan 9 ayda nasıl koskoca insan meydana geliyorsa, milyonlarca yılda gelişerek insan haline dönmesi hiçte mantıksızca değil. Asıl şaşılası şey 9 aylık evrim :) Ata canlı nereden gelmiş? Bunun cevabı yok.

Din tarafında ise hiçbir ayette ilk insandan bahsedilmez. Hatta şöyle bir ayet var; Allah "Ben yeryüzünde halife(insan demiyor) yaratacağım" diyor meleklerde "Sen yeryüzünde kan dökecek birilerini mi yaratacaksın... " diyor. Şimdi gaybı yalnız Allah bilir, melekler yeryüzünde kan dökecek birisi olacağını nereden biliyor, yoksa yeryüzünde birileri mi mevcut? Benim anlayışım bu şekilde. Ne evrim reddeder yaratıcıyı ne de islam evrimi reddeder.
Eylül 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Evrim teorisi daha çok biyolojik ve bilimsel oluşumla ilgili ve çok mantıklı şeylerin olduğu bir teori iken neden biz işin din kısmına bağlayarak çok karşı çıkılan bir teori durumuna düşürdük?

Evrim teorisini din kısmına bağlayarak karşı çıkılan bir teori haline getirenler öncelikle evrimciler değildir. Bu gelenek kiliseyle başlamıştır. İnanç kendi kendini doğrulayan bir olgu olduğundan teorik ya da nesnel bir desteği yoktur. Buna karşı olabilecek, şüphe uyandıracak en küçük bir söz, bir fikir bile inanç sahiplerini rahatsız eder ve o fikirlere bu yanıtın da alacağı "beğenmedim"ler gibi saldırırlar. Tarihte hiçbir evrimci ya da ateist bir dindara saldırmamıştır ama tersi bolca görülmüş ve görülmektedir. Dinlerde cihat vardır, ateizm ve evrimde böyle bir şart öngörülmemiş, ne farz ne de sünnettir, vacip hiç değildir. Evrim teorisi teorinin doğası gereği doğada olmuş bir olayı açıklar. Olay gerçektir, neredeyse en başlara kadar fosiller mevcuttur ve bu teori bunları sınıflandırır, sıraya koyar. Bu durum tabii ki yaradılışçılıkla çelişir. Bir tarafta insanları Adem ve Havva'dan geldiklerine inandırmaya çalışan din diğer tarafta fosilleri sıraya koyarak tarihi ispatlı bir şekilde yazan evrim teorisi vardır. Eğer din, tanrı önce denizleri, ardından deniz canlılarını yarattı yazmış olsaydı bu çelişki olmaz ve çatışmalar da olmazdı. Lakin dinin ortaya çıktığı zamanlarda insanların dolayısıyla dinlerin bilgisi henüz o kadarına yetmiyordu. Ne yazık semavi dinler ve dindarları yumuşamadıkça bu çatışma böyle devam edecek çünkü evrim teorisinin gösterdiği gerçekler hiçbir zaman dinlerin yaradılış teorisine uymayacak.
Eylül 2014

Hilaliye.., bir soruya yanıt verdi.

Evrim teorisi daha çok biyolojik ve bilimsel oluşumla ilgili ve çok mantıklı şeylerin olduğu bir teori iken neden biz işin din kısmına bağlayarak çok karşı çıkılan bir teori durumuna düşürdük?

Evrim Teorisi, sanki mevcudat yani canlıların neden nasıl oluştuğu sorusuna masumane cevap aradığını göstermeye çalışırken; aslen inançsızlığa götürme çabasını taşımaktadır. Bir yaratıcıyı kabul etmeyen kişilerin mevcudatın varoluşuna dair üç iddiaları bulunabilir;
Birincisi: "Esbab (yani sebepler) bu şeyi icad ediyor. "
İkincisi: "Kendi kendine teşekkül ediyor, oluyor, bitiyor. "
Üçüncüsü: "Tabiîdir, tabiat iktiza edip icad ediyor. "
Evet, madem mevcudat var ve inkâr edilmez. Hem, her mevcut san'atlı ve hikmetli vücuda geliyor. Hem madem kadîm değil, yeniden oluyor. Herhalde, bu mevcudu, meselâ bu hayvanı, ya diyeceksin ki, esbab-ı âlem onu icad ediyor, yani esbabın içtimaında o mevcut vücut buluyor; veyahut o kendi kendine teşekkül ediyor; veyahut, tabiat muktezası olarak, tabiatın tesiriyle vücuda geliyor; veyahut bir Kadîr-i Zülcelâlin kudretiyle icad edilir.
Madem aklen bu dört yoldan başka yol yoktur. Evvelki üç yol muhal, battal, mümteni, gayr-ı kabil oldukları katî ispat edilse, bizzarure ve bilbedâhe, dördüncü yol olan tarik-i vahdâniyet şeksiz, şüphesiz sabit olur.
Birinci yolun muhal olduğunu gösterir örnek:
Bir eczahanede, gayet muhtelif maddelerle dolu, yüzer kavanoz şişeler bulunuyor. O edviyelerden, zîhayat bir macun istenildi. Hem hayattar, harika bir tiryak, onlardan yapılmak icap etti. Geldik, o eczahanede, o zîhayat macunun ve hayattar tiryakın çoklukla efradını gördük. O macunlardan herbirisini tetkik ettik.
Görüyoruz ki, o kavanoz şişelerden herbirisinden, bir mizan-ı mahsusla, bir iki dirhem bundan, üç dört dirhem ötekinden, altı yedi dirhem başkasından, ve hâkezâ, muhtelif miktarlarda eczalar alınmış. Eğer birinden, bir dirhem ya noksan veya fazla alınsa, o macun zîhayat olamaz, hâsiyetini gösteremez. Hem o hayattar tiryakı da tetkik ettik. Herbir kavanozdan bir mizan-ı mahsusla bir madde alınmış ki, zerre miktarı noksan veya ziyade olsa, tiryak hassasını kaybeder. O kavanozlar elliden ziyade iken, her birisinden ayrı bir mizanla alınmış gibi, ayrı ayrı miktarda eczaları alınmış.
Acaba hiçbir cihette imkân ve ihtimal var mı ki, o şişelerden alınan muhtelif miktarlar, şişelerin garip bir tesadüf veya fırtınalı bir havanın çarpmasıyla devrilmesinden, her birisinden alınan miktar kadar, yalnız o miktar aksın, beraber gitsinler ve toplanıp o macunu teşkil etsinler? Acaba bundan daha hurafe, muhal, bâtıl bir şey var mı? Eşek muzaaf bir eşekliğe girse, sonra insan olsa, "Bu fikri kabul etmem" diye kaçacaktır.
İşte bu misal gibi, herbir zîhayat, elbette zîhayat bir macundur. Ve herbir nebat, hayattar bir tiryak gibidir ki, çok müteaddit eczalardan, çok muhtelif maddelerden, gayet hassas bir ölçüyle alınan maddelerden terkip edilmiştir. Eğer esbaba, anâsıra isnad edilse ve "Esbab icad etti" denilse, aynen eczahane deki macunun, şişelerin devrilmesinden vücut bulması gibi, yüz derece akıldan uzak, muhal ve bâtıldır.
İkinci yolun muhal olduğunu gösterir örnek:
Senin vücudun bin kubbeli harika bir saraya benzer ki, her kubbesinde taşlar, direksiz birbirine baş başa verip muallâkta durdurulmuş. Belki senin vücudun, bin defa bu saraydan daha aciptir. Çünkü, o saray-ı vücudun, daima, kemâl-i intizamla tazelenmektedir. Gayet harika olan ruh, kalb ve mânevî letâiften kat-ı nazar, yalnız cesedindeki herbir âzâ, bir kubbeli menzil hükmündedir. Zerreler, o kubbedeki taşlar gibi birbirleriyle kemâl-i muvazene ve intizamla başbaşa verip, harika bir bina, fevkalâde bir san'at, göz ve dil gibi acip birer mucize-i kudret gösteriyorlar.
Eğer bu zerreler, şu âlemin ustasının emrine tâbi birer memur olmasalar, o vakit herbir zerre, umum o cesetteki zerrelere hem hâkim-i mutlak, hem herbirisine mahkûm-u mutlak, hem herbirisine misil, hem hâkimiyet noktasında zıt, hem yalnız Vâcibü'l-Vücuda mahsus olan ekser sıfâtın masdarı, menbaı, hem gayet mukayyet, hem gayet mutlak bir surette olmakla beraber, sırr-ı vahdetle yalnız bir Vâhid-i Ehadin eseri olabilen gayet muntazam bir masnu-u vâhidi o hadsiz zerrâta isnad etmek-zerre kadar şuuru olan, bunun pek zâhir bir muhal, belki yüz muhal olduğunu derk eder.
Üçüncü yolun muhal olduğunu gösterir örnek:
Eğer gayet intizamlı, mizanlı, san'atlı, hikmetli şu mevcudat, nihayetsiz kadîr, hakîm bir zâta verilmezse, belki tabiata isnad edilse, lâzım gelir ki, tabiat, herbir parça toprakta, Avrupa'nın umum matbaaları ve fabrikaları adedince makineleri, matbaaları bulundursun, tâ o parça toprak, menşe ve tezgâh olduğu hadsiz çiçekler ve meyvelerin yetişmelerine ve teşkillerine medar olabilsin. Çünkü, çiçekler için saksılık vazifesini gören bir kâse toprak, içine tohumları nöbetle atılan umum çiçeklerin birbirinden çok ayrı olan şekil ve heyetlerini teşkil ve tasvir edebilir bir kabiliyeti, bilfiil görülüyor. Eğer Kadîr-i Zülcelâle verilmezse, o vakit, o kâsedeki toprakta, herbir çiçek için mânevî, ayrı, tabiî bir makinesi bulunmazsa, bu hal vücuda gelemez. Çünkü tohumlar ise, nutfeler ve yumurtalar gibi, maddeleri birdir. Yani, müvellidülmâ (hidrojen), müvellidülhumuza (oksijen), karbon, azotun intizamsız, şekilsiz, hamur gibi halitasından ibaret olmakla beraber; hava, su, hararet, ziya dahi, herbiri basit ve şuursuz ve herşeye karşı sel gibi bir tarzda gittiğinden, o hadsiz çiçeklerin teşkilleri ayrı ayrı ve gayet muntazam ve san'atlı olarak o topraktan çıkması, bilbedâhe ve bizzarure iktiza ediyor ki, o kâsede bulunan toprakta, mânen Avrupa kadar, mânevî ve küçük mikyasta matbaaları ve fabrikaları bulunsun. Tâ ki, bu kadar hayattar kumaşları ve binler ayrı ayrı nakışlı mensucatları dokuyabilsin.


Bilinmeyen Kelimeler:
Kadîm: Başlangıcı olmayan, eski, ezelî
Teşekkül etmek: Oluşmak, meydana gelmek
Mukteza: Gerekli
Kadîr-i Zülcelâl: Celal sahibi her şeye kudreti yeten
Evvel: Önce
Battal: İşe yaramaz, kullanılmaz
Mümteni: İmkan haricinde
Bizzarure: Zorunlu olarak
Bilbedâhe: Açık bir şekilde
Tarik-i vahdâniyet: Vahdaniyet (Cenab-ı Hakkın birliği)
Zihayat: Hayat sahibi
Hâsiyet: Özellik
Muzaaf: Kat kat
Müteaddit: Çeşitli
Anâsır: Unsurlar, (hidrojen, oksijen, azot vb)
Teşkiller: Şekiller
Medar: Sebep
Vâcibü'l-Vücud: varlığı zaruri olan Allah.
Vâhid-i Ehad: Bir olan ve birliği herbir şeyde tecelli eden Allah (c. C.).
Mart 2014

Goul Chakir Katsapoulos  yeni bir  gönderide  bulundu.

"Big Bang" Teorisi nedir?

Büyük Patlama




Big Bang (Büyük Patlama) Teorisi evrenin kaynağına dair günümüzdeki en büyük teoridir. Teoriye göre başlangıçta evren tek bir nokta halindeyken milyonlarca yıl genişleyerek şu anki formuna ulaşmıştır. (Hala da genişlemektedir)

Genişleyen Evrene Dair İlk Bulgular

1922'de Rus kozmolog Alexander Friedman, Einstein'ın genel görelilik teorisi denklemleri üzerinde çözümlemeler yaparak, evrenin genişlemekte olduğu sonucuna vardı.

Statik ve sonsuz evren görüşüne sahip olan Einstein hatalı bir şekilde genişleyen evren teorisini eleyerek denklemlerine kozmolojik bir sabit eklemiştir. Daha sonraları Einstein bunu hayatının en büyük hatası olarak nitelendirir.

Aslında daha önceden evrenin genişlediğine dair gözleme dayalı işaretler vardı. O zamanlar evrende sadece tek bir galaksi olduğu düşünülüyordu.(Milky Way adında tek bir galaksi) 1912'de Amerikalı astronom Vestra Slipher spiral bir Nebula (Galaksinin bir parçası) gözlemledi ve yaydığı dalga boyu değişimini kaydetti. Bu tarz Nebulaların git gide uzaklaştığına dair bir takım işaret ve bulgular olmasına rağmen o zaman kimse bunları yorumlayamıyordu.

1924'de astronom Edwin Hubble bu nebulanın mesafesini ölçerek Milky Way galaksisine ait olmadığını, ayrı bir galaksi olduğunu ve evrende bunun gibi bir çok galaksinin var olduğunu keşfetti.


Big Bang'in Doğuşu

1927'de fizikçi Geeorges Lemaitre, Friedman çözümleri üzerinde tekrar hesaplamalar yapıp evrenin genişlemekte olduğunu iddia etti. Bu teori 1929'da Hubble tarafından desteklendi. Hubble galaksilerin mesafeleri arasında bir bağıntı olduğunu ve galaksilerin yaydıkları ışığın dalga boyunda değişmeler olduğunu gözlemlemiştir. Lemaitre'nin çözümünde belirtildiği gibi gerçekten de galaksiler hızla uzaklaşıyordu.

1931'de Lemaitre çalışmalarını daha da genişleterek evrenin başlangıçlarda kısa süre için sonsuz yoğunlukta ve sıcaklıkta olduğu sonucuna vardı. Bu da evrenin ilk zamanlar inanılmaz derecede küçük ve yoğun bir nokta olduğunu ortaya koymuştur.

Big Bang'in Delili ve İspatı

Zaman geçtikçe Big Bang'a karşıt teoriler çoğalmaya başlamıştı. Bunlar arasında Big Bang'e en büyük rakip Fred Hoyle'un "Statik Durum Teorisi" idi. Statik Durum Teorisi temel olarak evrendeki yeni madde oluşumlarının evreni genişliyormuş gibi gösterdiğini öne sürüyordu.

Friedman'ın öğrencilerinden birisi olan George Gamow meslektaşlarıyla birlikte, evrenin her yerinde bulunması gereken Big Bang kaynaklı bir radyasyon olan "Kozmik Mikrodalga Arkaplan Radyasyonu"'nu öne sürdü.

1965'lere kadar devam eden tartışma Arno Penzias ve Robert Woodrow Wilson adındaki iki bilimcinin Bell Telefon Laboratuarı için çalışırken Dicke Radyometresiyle yaptıkları bağımsız ölçümlerde öngördükleri değerden farklı değerler almalarına kadar sürmüştür. Bu değer sapması tam da Kozmik Mikrodalga Arkaplan Radyasyonu'ndan kaynaklanıyordu. Bu da Big Bang teorisini doğruluyordu. Bu buluşları ikiliye 1978 nobel fizik ödülünü kazandırmıştır.


Devam Eden Tartışmalar

Fizikçilerin büyük kısmı tarafından kabul gören bir teori olmasına rağmen Big Bang hala bazı küçük soruları beraberinde taşır:
Big Bang'dan önce ne vardı?
Big Bang'e sebep olan nedir?
Şubat 2014

Can Evin  yeni bir  gönderide  bulundu.

Satürn'ün Oluşu

İlk dünya kurulunca bazı gezegenler yoktu belki bir Satürn bir Venüs ve de dünya vardı eskiden Satürn de hayat vardı bunun sebebi dünyaya çok benzer olmasıydı sonra birden gökyüzü çalkalanmış. Bu da gezegenlerin yerini değiştirmesine sebep oldu onun için Satürn de ne hayat kaldı ne de dünya gibi atmosfer... Ama yeni görünüşü vardı halkaya benzer bir şey. Eski insanlar her gezegeni görürmüş. Bunun için hiç bir gezegende hayat olmamış dünya dışında...

7 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.