Bilmek istediğin her şeye ulaş

Yaşlılık

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Mayıs 2016

Özgür Okur, bir soruya yanıt verdi.

Neden ve nasıl yaşlanırız ve ölürüz? Evrim sonucunda görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre neden ölümü ve yaşlanmayı engelleyemedi? Bunun bir Yaratıcı'yla ilgisi var mıdır?

Evrim bunu bunu bunu yaptı ama şunu da yapaydı iyiydi tarzı bir soru olmuş biraz :) neyse. Evrim dediğimiz şey canlının hayatta kalması ve üremesini daha kolay hale getirecek adaptasyonlar kazanmasıdır. Duyularımız bizi bulunduğumuz ortamın farkında olmak ve kendimizi savunmak(hayatta kalmak) için diğer canlılara göre gelişmişlik göstermiştir. Beyni gelişmiş olan canlıların duyularının da gelişkin olması kaçınılmaz bir şey zaten.
ki yazdığın bir şey var açıklama bölümünde şimdi dikkatimi çekti. Görmek, sıcağı, soğuğu hissetmenin yanında basit kalıyor tarzı bir şey.. Cık cık. Görmek(renkli görmek, şekli algılamak, derinlik algısı vs.) bir canlıdaki en gelişmiş duyudur. Yaklaşık 500 megapiksel görüyorsun, haksızlık etme!
entropi dediğimiz bir şey var. düzensizlik. Her şey düzensizliğe, dağılmaya mahkumdur. Mesela bir parça mürekkebi suya damlatıığında mürekkeğ dağılır, kendiiç dengesini korumaz. İnsan bir yere kadar koruyabilir. Ama sonrasında o da dağılmaya bozunmaya mahkumdur(yaşlanır) ölüm de doğal bir sonuçtur. En azından vücudun bozunduktan ve ağrıların başladıktan sonra. Bilim genellikle "nasıl" sorularına cevap verir. Neden felsefenin işidir ve kesin bir yargı çıkmaz. Ben de neden doğduğumuzu ve neden öldüğümüzü bilmiyorum.
Nisan 2016

Kürşat Akıncı, bir soruya yanıt verdi.

Neden ve nasıl yaşlanırız ve ölürüz? Evrim sonucunda görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre neden ölümü ve yaşlanmayı engelleyemedi? Bunun bir Yaratıcı'yla ilgisi var mıdır?

Kromozomlarının her hücre bölünmesinde hataya uğrayıp kısalmasından ötürü bedenin gelecek yaşlarda işine yarayacak ürünleri üretemez ve bedenin gereksinimlerini karşılayamayacak duruma düştüğü için yaşlanır ve ölürsün. Bu hatalı bölünmeleri engeleyebilir ve kromozom kısalmasının önüne geçersen, yaşlanma ve ölüm belirtilerini (yaşlılık nedeniyle ölümden söz ediyoruz) yok edebilirsin.
Nisan 2016

Insan, bir soruya yanıt verdi.

Neden ve nasıl yaşlanırız ve ölürüz? Evrim sonucunda görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre neden ölümü ve yaşlanmayı engelleyemedi? Bunun bir Yaratıcı'yla ilgisi var mıdır?

Arkadaşlarım, soru da hoş, cevaplarınız da hoş.
Genel olarak cevaplarınızdan anladığım, mantıklı olanın bu olması, yani doğada bir yıkım olmazsa yapım da olamaz.
Tamam, haklısınız ve şunun da değerlendirilmesini istiyorum: herhangi bir canlı doğada yapımın devam etmesi için yaşamını kısıtlamaktansa ya da yaşamının kısıtlanmasındansa bunun yerine üremenin azaltılıp hayatta kalma süresinin artması daha mantıklı olur. İkisinin beraber artması daha da mantıklı olur. Sonuçta her şey beraber çoğalıyor, bir dengesizlik olacağını tahmin etmiyorum.
Ve ayrıca neden yaşlanırız sorusunun cevabını veren varsa göremedim, bunun biyolojik cevabını paylaşırsanız sevinirim.
Ocak 2016

Tayyar Ceyhan, bir soruya yanıt verdi.

Neden ve nasıl yaşlanırız ve ölürüz? Evrim sonucunda görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre neden ölümü ve yaşlanmayı engelleyemedi? Bunun bir Yaratıcı'yla ilgisi var mıdır?

Bu sorunun cevabı kendi içinde. Varlık değerlerini kendi var edebilecek düzeyde üstün bir bilimsel yönü olan organizma kendisini neden sınırlanmış bir hayat formuna mahkum eder ki. Örneğin bir ahtapotu düşünelim , yaşadığı ortama uyum sağlamak ve kendi varlığını sürdürebilmek için için biyoloji ve optik bilimlerinin ulaşamadığı ve ulaşması da yakın zamanda mümkün gözükmeyen 3 kalpli olma ve saatte 200 kere renk değiştirebilme özelliklerini üretebilirken kendisini neden suyun altında büyük balıklardan kaçan bir canlı olarak var etmiştir . İnsanın yaşadığımız dönemde dahi özelliklerine katamadığı derisine hükmedebilme yetisi , denizin altındaki balinaya yem olan bir varlıkta nasıl ortaya çıkıyor diye de insan düşünmeden edemiyor. Bu durum insanın oturduğu yerde kendi fiziki iç yapısına ne kadar hakim olduğu sorusunu da akla getirmiyor değil. Bizim kadar yaşayan varlıkların en üstündeki bir canlı dahi fiziki varlığından , yaşam içerisinde tuttuğu yere kadar dahli olmadan gerçekleşen sonsuz kombinasyonun bir sonucu olmayı eğer kendisine bağlarsa , takdir ve rastlantı ikileminde kendisini nereye yerleştirecektir merak ediyorum.
Ocak 2016

Gökhan Biçer, bir soruya yanıt verdi.

Neden ve nasıl yaşlanırız ve ölürüz? Evrim sonucunda görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre neden ölümü ve yaşlanmayı engelleyemedi? Bunun bir Yaratıcı'yla ilgisi var mıdır?

Yıllardır aynı tartışma sürüp gidiyor, bu kafayla da sürecek. Eğer Evrim Teorisi'nden rahatsız olunuyor ve bunun doğru olmadığına inanılıyorsa, bunu çürütmek ilahiyat anabilim dalının değil, biyoloji, antropoloji, paleontoloji, genetik anabilim dalının işidir.

Neden yaşlanır, nasıl yaşlanır ve sonucunda neden ölürüz?

Bu, hayatın devamı için gerekli bir döngüdür. Hayat derken, sadece kendimizin ve kendimizle birlikte o sürede yaşayan canlıların hayatı anlaşılmamalıdır. Dünya'daki yaşam bir bütündür. Örneğin ben, o mega boyuttaki yaşamın küçük bir parçasıyım.

Ama benim de bir hayatım var. Benim hayatımda, kalın bağırsağımın iç hücreleri 15 günde bir ölüp, dışarı atılıp yenilenirken; beynimdeki nöron adı verilen sinir hücreleri asla yenilenmiyor. Çünkü eğer beyin hücrelerim de ara ara yenilenecek olsaydı, yazı yazmayı, mesleki bilgilerimi yeniden baştan öğrenmek zorunda kalacağım gibi, dengede durmayı, idrarımı tutmayı da yeniden öğrenmem gerekecekti.

Eğer hiçbir canlı ölmeseydi, sürekli ve normal olarak da üreme devam etseydi dünyada yaşam sona ererdi. Çünkü, yaşamın devamı için gerekli girdilerin -ki bazı canlıların da çıktıları olurlar- paylaşımı ve paylaşılsa bile dağılımı konusunda ciddi kriz oluşurdu.

Evrim sonucunda, görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre; ölümü ve yaşlanmayı engellemedi, çünkü bunları gerçekleştirirken kendisi de yıpranıyor ve ölüyordu.

Yaşlanmamızın en temel (yani hastalığa kapılmasak bile en doğal olarak) sebebi, hücre çoğalmasının temel mantığında yatar. Yaşam sürecimiz, hücre yenilenmesine bağlıdır. Yenilenme, bir önceki hücrede kopyalama yoluyla yapılıyor. Yani en baştaki (doğumdaki) orijinal hücreden değil. Kopyanın kopyası, onun kopyası derken, amiyane tabirle hücrenin kalitesi düşüyor. Bunu şöyle düşünün, renkli bir dergi sayfasından renkli bir fotokopi çekiyorsunuz. Sonra orijinal sayfadan değil de fotokopi çıktısı olan sayfadan tekrar fotokopi çekiyorsunuz. Bu zinciri böyle devam ettirirseniz ve kopyaları yanyana koyarsanız, renk kalitesinin düştüğünü görürsünüz.

NOT: İsteyen, istediğine inanmakta serbesttir. Buna düşünce özgürlüğü denir. Bunu ifade etmekte de serbesttir. Buna da ifade özgürlüğü denir. İnsanları belli bir düşünceye davet edebilir, yayın çıkarabilir, propaganda yapabilir. Lakin kendi düşüncesiyle çelişen düşünceye inanan kişileri hapse atmaya, dövmeye, öldürmeye kalktı mı bu işte gericiliktir. Kamu düzeni, insanları öldürmeye, sindirmeye, yaralamaya, mağdur bırakmaya çalışan fikirleri yaymaya kalkanları da cezalandırmalıdır.
Ocak 2016

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Neden ve nasıl yaşlanırız ve ölürüz? Evrim sonucunda görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre neden ölümü ve yaşlanmayı engelleyemedi? Bunun bir Yaratıcı'yla ilgisi var mıdır?

İlk hücrenin evrimleşerek yaşamı uzatmadığı sizin varsayımınızdır. Suda oluşan ilk canlının yaşam süresini bilmiyoruz. Yine de 300 yıl gibi bir süreye uzamış bir balinanın ortalama yaşam beklentisiyle karşılaştırılabileceğini sanmıyorum. Yaratıcı düşüncesi ise dünyadaki yüz binlerce yaşam formundan sadece bir kesim insana aittir. Hatta yaratıcılı yani tek tanrılı dinlere baktığımızda tanrıları sadece insanları yaratmış diğer hayvanat kendiliğinden oluşmuştur. Biraz daha derin baktığımızda yaratıcı sadece bir adam yaratmış ardından o adamdan DNA'sı birebir aynı olan kadını oluşturmuştur. Daha sonra bu iki, ikizden de yakın akraba çiftleşmiş ve yeni nesil üretmişlerdir. Ardından akraba evliliği ürünü bu çocuklar da kardeşleriyle çiftleşerek daha da sakat nesiller oluşturmuşlardır. Sakat diyorum çünkü günümüz biliminin ışığında akraba evliliklerinden sakat çocuklar doğduğunu biliyoruz. Her ne kadar inananlar bu senaryonun mantıklı olduğuna inansa da bilimsel olarak olası görünmüyor. Bilimi engelleyip dinden çıkar sağlamak isteyen kesimler tarih boyunca bilimin sınırından ötesine yaratıcı demişlerdir ama bu sınır sürekli genişlemektedir ki bunu hesaba kattığımızda aslında bu kesimlerin kendi dogmalarını zedelediklerini görürüz. Sonuçta günümüz bilimi orta çağa göre çok daha geniş sınırlara sahip olduğundan günümüz tanrısı zorunlu olarak orta çağ tanrısından küçük olmaktadır; zamanla küçülen bir tanrı kavramı ise tüm semavi dinlere aykırıdır. Din burada tam bir paradoksa düşer. Aslında buradan çıkartabileceğimiz; eğer bir yaratıcı varsa bile insanların kavrayabileceği boyutlardan çok daha fazla boy ve boyuta sahip olması zorunluluğudur. İnsanın yaratıp birbirine çoğu zaman zorla kabul ettirmeye çalıştığı yaratıcı insanın sınırlarına sahiptir ve gerçek olamaz.
Ocak 2016

Şevki Yeşilpınar, bir soruya yanıt verdi.

Neden ve nasıl yaşlanırız ve ölürüz? Evrim sonucunda görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre neden ölümü ve yaşlanmayı engelleyemedi? Bunun bir Yaratıcı'yla ilgisi var mıdır?

Bir bengi güç, yani yaratıcı aramak, insan aklının önce var olanı reddi ve yeniden yapılandırma gayretinin sonucudur. Bu konudaki en sağlıklı yaklaşım Bilim'in yaklaşımıdır. O var olanı açıklamaya var oluş yasalarını bulmaya ve bundan sonra da nelerin olabileceği konusunda tahminde bulunmaya çalışıyor. Doğrusu da bu zaten.
eNot: Mustafa Kemal Atatürk'ün büyüklüğünün bir güzel örneğini de burada görüyoruz. Ne diyor Atatürk; "Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir. Başka rehber aramak gaflet ve delalettir"
Mayıs 2015

Pelin Şen, bir soruya yanıt verdi.

En uzun süre yaşayan canlı türü hangisidir?

Yaşlılık

Resimde gördüğünüz canlı "Turritopsis Nutricula".Kendisi dünyada ölümsüz olarak tanımlanan tek canlı türüdür. Ömrünün sonuna geldiği zaman veya hayatını devam ettirebileceği koşullar mevcur değilken denizanası olmadan önceki polyp haline geri döner. Daha sonra yeniden denizanasına dönüşür. Dışarıdan bir etki olmadığı takdirde sürekli yaşar.
Kasım 2014

Gökhan Biçer  yeni bir  gönderide  bulundu.

Eski Spiker Mesut Mertcan Artık Huzurevinde Yaşıyor

TRT'nin bir döneme damgasını vuran efsane spikeri Mesut Mertcan'ın 3 aydır huzurevinde yaşadığı ortaya çıktı.
Ekim 2014

Gökhan Çancılar  yeni bir  gönderide  bulundu.

Yaşlı ve Engelliler İçin Cep Telefonu | Gökhan'ın İnternet ve Teknoloji Blogu

Yaşlı ananemiz belki annemiz ya da babamız, telefon kullanımları ortalama altında. Belli kalıpları ezberleyip arama ve cevap verme yapabiliyorlar. Peki ya kötü bir durum olursa? ya da size ihtiyacı...
Ağustos 2014

Kadir Karahan, bir soruya yanıt verdi.

Yakın bir gelecekte yaşlanmanın önüne geçilebilecek mi?

Eğer böyle bir şey olursa hadi adamlar ölümsüzlüğü buldu diyelim. " Zamana Karşı" filminde olduğu gibi güçlü insanlar sonsuza kadar yaşayabilecek fakirler, evsizler ve yoksullar ölecek. Yani her anlamda biz sıkıntıya düşüyoruz. Allah bizi ölümlü yaratmış. Arkadaşında öğreni gibi "Her canlı ölümü tadacaktır. " yani ölümden kaçış yok. Boş yere vakit kaybı oluyor adamlara hastalıklara karşı bir önlem olarak birşeyler çıkarsalar ya.
Ağustos 2014

Rıdvan Bayhan, bir soruya yanıt verdi.

Yakın bir gelecekte yaşlanmanın önüne geçilebilecek mi?

Ömür uzatılabilir, Gen teknolojisiyle ömür belki ileride 2 katına bile çıkabilir. Ama yaşlanmanın önüne geçmek entropi yasasının önüne geçmek olur ki bu imkansız bir şey... Entropi: "Canlılar yaşlanır ve ölür, evrendeki düzenlilik düzensizliğe doğru yol alır" der... Sonuç: Uzatabilirsiniz ama değiştiremezsiniz... .
Ağustos 2014

ksa, bir soruya yanıt verdi.

Yakın bir gelecekte yaşlanmanın önüne geçilebilecek mi?

Aslında durum biraz daha karışık.
Şöyle ki; eğer yaşlanmanın önüne geçilse bile, bundan bizim haberimizin olma ihtimali çok düşük. Yani alzheimer tedavisi veya bazı kanser hastalıklarının tedavisi bulunmuşken paylaşılmadığı gibi, bazı çok akla mantığa uygun, komplo teorisi denilen, ancak kanımca da gerçek olduğuna inandığım olaylar mevcut. Yani, dünya nüfusunun fazla olduğunu ve azalması gerektiğini düşünen ve bunun için çalışan bir takım insanların, etrafa savaş, aids, ebola gibi hastalıklarla ve kargaşalarla, dünya nüfusunu veya kendilerince alt sınıf sayılabilecek bazı ırkları yok etmeye çalıştığı düşünüldüğünde; yaşlılığın önüne geçildiğinde bile bunun insanlarla paylaşılması biraz ütopik...

Bir başka bakış açısıyla, bunu yaşayan birine yapma sıkıntısı.. Yani hiç doğmamış birini ölümsüz yapmak (herhangi bir dış tehdit olmadan ölümsüz), teoride mümkün... Ancak bunu yaşayan birine yapmak ne yazık ki hayallerde bile çok zor.

Şöyle ki; bir insanın ortalama ne kadar yaşayacağı zaten doğumunda bellidir ve DNA'sına işlenmiştir. Bu da bir hücrenin maksimum bölünme sayısıyla alakalıdır. Yani siz doğduğunuzda, DNA'nızda hücrelerinizin en fazla kaç defa bölünebileceği, buna bağlı olarak da en fazla ne kadar yaşayabileceğiniz bilgisi işlenmiştir, yani mevcuttur.

Bu konuyu daha iyi anlatmak gerekirse; bir koyun ortalama 7 sene yaşar. Eğer elimizde 3 yaşında bir koyun varsa ve bunu kopyalarsak, kopyalanan kısmı 7 yıl değil 4 yıl yaşar. Vermiş olduğum örnek Dolly'dir. Zaten böyle bir şeyin de ortaya çıkması, canlılar kopyalanmaya başladığında görüldü.

Yani bir bir insan var ve 70 yaşına kadar yaşayacak. Bu kişi 30 yaşındayken kendisinden bir hücre alıp kopyaladığımızda, kişinin kendisi 70 yaşında, ancak kopyası 40 yaşında ölecektir. Dış görünüşünde yaşları bu ancak hücrelerine bakıldığında, kopyalanan kadın zaten 30 yıl yaşamış ve geriye 40 yılı kalmıştı.

Yani bir insanın ömrü zaten bellidir. Bunu pile benzetebilirsiniz. Pilinizin en fazla bir kullanma süresi var. Bunu hor kullanarak erkene alabilir, tasarruflu kullanarak da en ileriye çekebilirsiniz. Yani sağlıklı yaşayarak uzun yaşamak veya sigara içerek erken ölmek buna ters düşmez.

Sigara içerek veya vücudunuza başka türlü zararlar vererek, vücudunuzu daha fazla yenilenmeye zorlarsınız. Bu da ömrünüzü kısaltır. Eğer yapmazsanız, tam tersi...

Yani aslında denildiği gibi, herkesin ne kadar yaşayacağı taa doğduğumuzda belirlenmiştir.
Daha fazla

21 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.