Bilmek istediğin her şeye ulaş

Yolluluk

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Şubat 2016

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Kefeniyle çıkmışmış o yola. Ben de kefenle yola çıkıp sarayda, mercedeste, özel uçakta sonlandırmak istiyorum yolumu. Bunun için üniversite diplomamı yırtmaya hazırım.

'Erdoğan'ın makam aracını Güney Amerika'ya götürmesinin maliyeti 200 bin dolar' | soL Haber Portalı | güne soL'dan bakın

Tür­ki­ye Özel Sek­tör Ha­va­yo­lu İş­let­me­ci­le­ri Der­ne­ği­’n­de uzun yıl­lar yö­ne­ti­ci­lik ya­pan CHP Trab­zon Mil­let­ve­ki­li Ha­luk Pek­şen, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın makam aracının Güney Amerika'ya taşıtılmasının maliyetini he­sap­la­dı. Sözcü'den Zeynep Gürcanlı'nın haberine gö­re, uça­ğın C-130 kar­go uça­ğıy­la Şi­li­’ye gö­tü­rül­me­si­nin ma­li­ye­ti 200 bin do­lar (yak­la­şık 587 bin TL).
Ekim 2015

Dilara  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ocak 2015

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Şezlongculara kutlu olsun: Bugün hükümet sistemi değişiyor

MURAT SEVİNÇ
Yazıyı yazdırtan bir ‘dert’ olmalı, öyle değil mi? Yazarın, üzerinde kalem oynatmaya değdiğini düşünecek bir derdi bulunmalı. Ancak dert hep aynı olduğunda, ister istemez yazılıp çizilenler de ‘aynılaşıyor’bir süre sonra. Türkiye’de ‘söz’ giderek daha da değersizleşiyor. Buna mukabil, yazmak da gerek.
İkisi de doğru. Ne yazık ki bu doğrulardan biri, diğerini, yani‘gerekli’ yazma eylemini son derece güçleştiriyor. Çünkü sözün değerinin olması için, öncelikle akla değer veren bir kültür olması gerek.
Hangi birini yazalım?
Örneğin, Batı demokrasisinin ilkelerini tartışıp duruyoruz. Biz bunu yaparken, diğer tarafta yüzlerce insan bir gazete önüne gidip tekbir getirmekle meşgul. Hiç haberdar olmadığı yabancı bir dergide çıkan, hiç okumadığı yazı ve karikatürlere duyduğu nefret nedeniyle!
Örneğin biri, güçler ayrılığının değeri ve yargı bağımsızlığını üzerine kafa yorarken, diğeri hangi tarikattan kaç hakim savcı bulunduğunun çetelesini tutuyor.
Örneğin biri, Saray’ın gereksizliğini anlatıp görgüsüzlükten, mimariden vs. dem vururken, diğeri hiçbir fikri olmayan monarşilerin yüzyıllar önce yapılmış saraylarından örnek yetiştirmeye çalışıyor.
Tam bu esnada bir kadın milletvekili ise Cumhuriyet rejimini, doksan yıllık ‘reklam arası’ olarak tanımlıyor. O yıllar ve öncesi hakkında herhangi bir fikri olmadığı belli. Yani bir ‘birikim’içinden yapılmış ‘yorum’ değil söz konusu olan. Belli ki derdi, muktedir her kimse, onun gözüne girmek. Seçimler yaklaşırken yapması gereken, Cumhuriyet’in AKP öncesini küçümsemek; o da bunu yapıyor işte.
Şimdi bu konuyu mu yazalım? Ya da hangi birini? Ve, neden? AKP’li kadın vekilin söyledikleri, üzerine yazmaya değer mi? Bir değil iki değil, aynı tipten milyonlarca var.
Sözün değersizleşmesi, bir konunun tartışılması için gerekli her ne varsa, aynı şekilde anlamsızlaşmasına neden oluyor. Örnek mi? Peki.
Örnek, yazının asıl konusu olsun:‘Devlet Başkanı’nın Bakanlar Kurulu’na başkanlık edecek olması. Bakalım:
Türkiye 1909 yılından bugüne parlamenter sistemin temel ilkesini uyguluyor: Bakanların, meclise tek ve toplu sorumluluğu. Üzerinden 106 yıl geçti. 1924, 1961 ve 1982’de aynı sistem uygulandı.
Bakanların meclise değil, başkana sorumlu olduğu başkanlık sistemi ise 1970’lerde, ilk olarak Erbakan tarafından (Milli Görüş’te) gündeme getirildi. Özal, Demirel ve son olarak Erdoğan, hevesi sürdürdü.
Şezlong kafalıların büyük katkısıyla
Parlamenter sistemimizde büyük gedik, 2007’deki Anayasa değişikliğiyle açıldı: Halk tarafından seçim. Gediğin büyümemesi, 2014 cumhurbaşkanı seçiminde, konumunu bilme olasılığı bulunan birinin seçilmesine bağlıydı. Ne yazık ki olmadı.
İhsanoğlu’nu ve Demirtaş’ı beğenmeyip oy vermeyi ‘reddeden’sandığa gitmeyen şezlong kafalıların büyük katkısıyla, Erdoğan seçildi. Bu, başkanlığa giden yolda ikinci büyük adım oldu.
Erdoğan, 19 Ocak 2015 Pazartesi günü (bugün) Bakanlar Kurulu’na başkanlık edince, üçüncü adım da atılmış olacak. Bunun adı artık ve apaçık bir hükümet sistemi değişikliği. Türkiye, 19 Ocak 2015 gününden itibaren adı konulmamış bir ‘yarı başkanlık’ sistemiyle yönetiliyor olacak.
Yeni Türkiye terminolojisiyle mekruhtur, mekruh!
Şöyle ki:
Parlamenter sistem İngiliz icadı ve ‘yürütme’ organı iki başlı: Devlet başkanı ile hükümet. Meclise karşı siyasi sorumluluk hükümette olduğu için, diğer baş devlet başkanı, ‘sembolik’ bir makam.
Mantığı çok basit: Sorumluluğu olmayanın, yetkisi de olmaz. Bu kadar. İngiltere’de kraliçe, Almanya’da cumhurbaşkanı, İspanya’da kral vb. sembolik makamlar. Bu nedenledir ki örneğin hiç kimse Alman cumhurbaşkanının adını hatırlamaz, herkes şansölyeyi (başbakan) bilir.
Hâl böyleyken, parlamenter sistemde yetkisiz/sorumsuz devlet başkanının hükümet işlerine karışması/müdahalesi, kabul edilemez. İsterseniz burada, Yeni Türkiye terminolojisi kullanalım ki iyice anlaşılsın: Mekruhtur, mekruh!
‘Yaklaşık olarak’ Fransa
Başkanlık sisteminde, yürütme organı tek başlı: başkan. Bakanlar, onun sekreteri konumunda. Yasama organının güvenine dayanmazlar. En demokratik (hatta tek!) uygulaması, ABD’dir.
Yarı başkanlık, iki arada kalan bir sistem. Fransız usulü! Her iki sistemin de nitelikleri bulunur. Buna mukabil, konumu ve yetkileri gereği cumhurbaşkanı güçlü. Diğer yanda, bakanlar kurulu da var. Bakanlar, hem meclise hem cumhurbaşkanına karşı sorumlu. Fransa’da 60 küsur yıldır uygulanıyor. 1962’deki halkoylamasıyla (Charles de Gaulle’ün marifeti) halk tarafından seçileceği kabul edilmiş cumhurbaşkanı, bu tarihten sonra daha güçlü.
İşte Türkiye’nin bugün varacağı nokta,‘yaklaşık olarak’ Fransa. Anayasa’da yer alan ‘Partisiyle ilişiği kesilir’ hükmünü çıkarıp bir iki yetki daha verilince, yarı başkanlığa geçmiş olacağız. Gerçi bizimkine yetki vermeye gerek yok, kendisi istediği yetkiyi, gönlünce kullanıyor. Ne de olsa, ‘uzun’,‘kumral’ ve ‘dik’ duruyor.
Türkiye’de bu üç niteliğe sahipseniz, Anayasa’yı, yasaları ve teamülleri ciddiye almanıza gerek yok; öyle anlaşılıyor. Anayasa’da ‘gerekli gördüğü hallerde’ başkanlık edeceği hükme bağlanmış ya, şimdi ‘kumral adam’ her ay ‘gerekli görecek’ ve bazı olağanüstü durumlar için yer verildiği açık bu yetki, olağanlaşacak. Her neyse, bu konu üzerine daha çok yazılacak belli ki…
Türkiye, Fransa değil
‘Türkiye’nin varacağı nokta burası’ diyoruz da, varılan ‘yer’ ve varacak olanın ‘kişiliği’ asıl belirleyiciler tabii. Türkiye’nin yaklaşık 100 yıllık geleneği terk ediliyor ve bambaşka sorun/çatışmaların önü açılıyor.
Buna mukabil Türkiye, Fransa değil. Hükümet sistemi benzediğinde, diğer ilke ve uygulamalar da benzemiyor ne yazık ki. Fransa ile Türkiye arasındaki fark,‘Katiller Müslüman değil, Fransız’ diyen yurttaş François ile ‘Sünni vatandaşlarımız öldürüldü’ deyiveren yurttaş Recep’in yönetim anlayışları arasındaki fark. Varın, gerisini siz hesap edin.
Hastalıklı bir durum
Dönelim yazının başına. Şimdi bu satırları kaleme alınca ne oldu? Birileri sistem sorunlarını, o sistemlerin kendi terminolojisiyle tartışmayı mı talep edecek? Tabii ki hayır. Yazıyı beğenenler‘paylaşacak. ’ Kazara okuyan AKP’liler ise Yeni Türkiye’nin popüler ve içi boş zırva kavramlarıyla, sövecek. Çünkü konunun bir önemi yok aslında. Reis’leri parlamenter sistem yanlısı olsaydı, hep bir ağızdan parlamentarizmin nimetlerinden söz edeceklerdi. Üstelik yine, ne hakkında konuştuklarını bilmeden.
Olsun. Yine de inatla yazmakta yarar var sanırım. Ne hastalıklı bir durum…

kaynak: diken.com.tr/sezlongculara-kutlu-olsun-y. . .
Aralık 2014

Tahtasi Eksik, bir soruya yanıt verdi.

Yolsuzluk soruşturmasına yayın yasağı konulmasının nedeni nedir?

Yolsuzluk soruştıurmasına yayın yasağı getirilmesin tek bi nedeni vardır yayın organlarının iflas etmesidir bence organ nakli yapılması şartttır :))
Aralık 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Sizce bir yapının maliyeti açıklandı diye ülke ekonomisi nasıl zarar görebilir? TOKİ'den 'AK Saray'ın maliyeti yanıtı: Açıklarsak Türkiye ekonomisi zarar görür - Türkiye Haberleri - Radikal

TOKİ'den 'AK Saray'ın maliyeti yanıtı: Açıklarsak Türkiye ekonomisi zarar görür - Türkiye Haberleri - Radikal

Ankara ve Atatürk ile ilgili haberleri mi aramıştınız? TOKİ'den 'AK Saray'ın maliyeti yanıtı: Açıklarsak Türkiye ekonomisi zarar görür haberi için hemen tıklayın!
Aralık 2014

Halil Ipci, bir soruya yanıt verdi.

Yolsuzluk soruşturmasına yayın yasağı konulmasının nedeni nedir?

Nedeni bilmiyorum. Günlük siyaset takip etmiyorum ama bu haber gercekten soru isaretleri "dogurmuyor" degil. Görecegiz bu hakli elestirilere nasil tepki verilecegini ...

Bu ara bi baktim nedir diye. Gerekce olarak komisyon baskani (akp) ; "Yayın yasağını Komisyon Başkanı sıfatıyla ben istedim. Soruşturma tamamen ifşa edildi. İçinde ne var, gelenin ifadesi, gelen belgeler, tutanaklar maalesef bazı Komisyon üyeleri tarafından ifşa edildi. Soruşturmanın sağlığı ortadan kalkıyor, geleceğini de tehlikeye atıyoruz"

Öyle mi degil mi bilemem.

ama yayin yasagi 27.aralik 2014 sorusturma komisyonun bitimine kadar süreli oldugundan yasakdan ziyade bir kisitlama sözkonusu.

28 Aralik günü yasak kalkmis olacak. Bu ara secim mecim de yok, siyasi olarak avantaj saglasinlar.

Onun icin yapilan elestiriler cok da ciddiye alinacak degil ... Muhalefetin olagan bos tantanalari . . .
Kasım 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Danimarka'nın fakir bakanları...

Belli ki onlarda da cağape var ki ne mersedese binebiliyorlar ne de binlerce kişilik koruma orduları var... Kimse saldırmıyor da bakanlara... Acaba neden?

625
Kasım 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Kefenin cebi yok

Yahu biliyorum yine cahil ve yalancı Akitler üşüşüp beğenmedimleyecekler ama güzel değil mi esprik ☺

Kefen/Giysi
Kasım 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Fransa'da polisin gaz bombası kullanması yasaklandı! Yoksa batıdan ahlak mı alınmalı?

Bakın medeni ülkeler böyle, hükumetin polisi bir kişiyi gaz tüfeğiyle öldürürse o tüfek yasaklanıyor. Hani dersiniz ya batının teknolojisini alalım ahlakını değil diye. Yok kardeşim, dünyanın en ahlaksız halklarından birine sahip bir ülkede yaşıyoruz. Ülkemiz dahil Orta Doğulular batıdan öncelikle ahlak almalılar, nitekim burada bütün ahlak konusu dine bırakılarak insanların içinde ahlakın zerresi gelişmiyor. Önce ahlak alındı mı, ülkedeki insanlar sarayzadeden işsize kadar ahlaklı oldu mu teknoloji zaten gelişir. Ahlaksızı destekleyen geri zekalı ahlaksızlarla aynı havayı solumak bazen çok zor geliyor bana... Az buz da değil ülkede nereden baksan 20 milyon yetişkin ahlaksız var... Önce batının ahlakı alınmalı, yattığım yerden kazanırım zihniyeti son bulmalı, zengin koca bulacam zihniyeti keza. İnsanlar batılılar gibi ülkeleri için canla başla, itinayla çalışmalı ama insanların ürettiği katma değer de Almanya misali onu üretenlere gerçek hizmet olarak geri dönmeli. Yani ahlaklı halk ahlaklı insanları seçmeli.

Ülkemiz büyük, ülkemiz zengin de, ülkemizde genç potansiyel de var tek olmayan şeyimiz ahlak, işte tam da onu batıdan almadığımız sürece fakirliğe, diktatörlüğe, ülkenin zeka ortalamasının düşmesine, düştükçe daha da ahlaksızlaşmaya mahkumuz...

Eylemlerde bir gencin gaz bombasından ölmesinden sonra polise yasak geldi
1291


Fransa İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve, polisin, protesto gösterilerini bastırmak için kullandığı gaz bombalarını yasaklama kararı aldı.
Cazeneuve, düzenlediği basın toplantısında, ekimde ülkenin güneyinde düzenlenen çevreci eylemde söz konusu bombanın kullanımı sonucu bir gencin hayatını kaybetmesi üzerine bu kararın alındığını söyledi.
Konuyla ilgili müfettişlerin hazırladığı raporları incelediğini belirten Cazeneuve, "Bu tür bir bombanın kullanımı, 21 yaşında genç bir insanın ölümüne yol açtı. Böyle bir olayın tekrarlanmasını istemiyorum ve bu yüzden kamu düzenini sağlamak için güvenlik güçlerinin bu bombayı kullanmasını yasaklıyorum" ifadesini kullandı.
Ülkenin güneyindeki Sivens Ormanı'nın yok olmasına yol açacak baraj inşasını engellemek üzere düzenlenen çevreci eylemlerde jandarmanın kullandığı saldırı amaçlı gaz bombası, Remi Fraisse isimli gencin ölümüne yol açmıştı.
Tarn bölgesi yerel meclisinde geçen ay yapılan oylamada, gencin ölümüne yol açan çevreci eylemlerin ardından, baraj inşasının askıya alınması kararı çıkmıştı.
Çevreci gencin ölümü, hükümete dışarıdan destek veren Yeşil ve Çevresi Parti ile iktidardaki Sosyalist Parti arasında krize dönüşmüştü.
Savcılık soruşturması sonucunda, gencin jandarmanın attığı saldırı amaçlı gaz bombası sonucu öldüğü kesinleşmişti.
Kasım 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Adli yıl açılış töreni kalktı - Sarayzadenin intikam naralarıyla :)

Son örneğinde Barolar Birliği Başkanı'nın konuşmasına kızıp salonu terk eden Erdoğan'ın tepki gösterdiği Adli Yıl Açılış Töreni uygulaması kaldırıldı.

TBMM Adalet Komisyonu’nda yargı paketinin ikinci gün görüşmelerinde uzun tartışmaların ardından Yargıtay’da 1 Eylül’de adli yıl açılış töreni yapılması kaldırıldı.
Muhalefetin “tepkisel düzenleme”. “ hınç alma” “Sayın cumhurbaşkanı tak diye emredecek biz şak diye yapacak mıyız? Ayıp” eleştirilerine ve tartışmalara rağmen AK Partili üyelerin oylarıyla madde kabul edildi. Yargıtay Kanunu’ndaki adli yıl açılış töreninin yasal dayanak olan 1973’ten beri bulunan madde kaldırıldı.
NE OLMUŞTU?
2013 yılında Danıştay’ın 146′ncı kuruluş yıl dönümü etkinliğinde konuşma yapan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu’na tepki göstererek, salonu terk eden dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene 1 Eylül’deki adli yıl açılış törenine katılmak için Feyzioğlu’nun konuşmaması şartını koşmuştu. Yargıtay ise Feyzioğlu’nun konuşmasına karar vermişti. Bu kararın ardından Erdoğan ve hükümet adli yıl açılış törenine katılmamıştı. Bu tartışma sürerken Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yargıtay Kanunu gereği 71 yıldır düzenlenen adli yıl açılış töreninin yasal zorunluluk olmaktan çıkarılacağını açıklamıştı. Fevzioğlu ise, “Kaldırırlarsa kendi törenimizi kendimiz yaparız” diye konuşmuştu.

kaynak: haber.sol.org.tr/turkiye/adli-yil-acilis. . .
Kasım 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Hem gazla hem soruştur, müebbetle yargılanıp içeri atılsa bile şaşırmayacağız...

Cumhuriyet Gazetesi - e-postaya bile soruşturma

İTÜ Mimarlık Fakültesi yönetimi, Gezi Direnişi’nin simgesi haline gelen ve kamuoyunda ‘Kırmızılı Kadın’ olarak tanınan Ceyda Sungur hakkında, araştırma görevlilerinin kadrolarıyla ilgili olarak attığı bir mail nedeniyle soruşturma açtı.
Kasım 2014

Kaan Uğrasız, bir soruya yanıt verdi.

Akaryakıttan alınan vergi keyfi olarak arttırılabilir mi?

Medeni toplumlara baktığızda, karşınızda gelir-gider tabloları koyulur ve gerçekten bu tür bir zamma ihtiyaç varsa zam yapılır, elde ediş maliyetiniz varsa da fiyatta indirime gidilir. Yani keyfiyetten uzak, toplumun çıkaları düşünülerek ayarlanması gerekir. Normal şartlar altında durumun böyle olması beklenir fakat uzun süredir normal şartlar altında yaşamıyoruz :)
Kasım 2014

Musa Yakan, bir soruya yanıt verdi.

Akaryakıttan alınan vergi keyfi olarak arttırılabilir mi?

Arttırılamaz. Ki zaten böyle kritik ekonomik kararlarda keyif diye bi kriter yoktur. Ha sen o zaman 'sebebi neydi ki?' diye soruyorsan cevabı bende değil. Cevabını bilenin de söyleyecek yüzü yoktur muhtemelen.
Daha fazla

3 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.