Bilmek istediğin her şeye ulaş

Nazende , 

İşçi

Filler tepişirken olan çimenlere olur.

Temmuz 2018

Nazende  bu yanıtı beğendi:

En zor meslek hangisidir?

İnsanın sevmeden seçtiği her meslek
Mayıs 2018

Nazende   bu yazıyı beğendi:

Mayıs 2018

Nazende   bu yazıyı beğendi:

Gamlı Hazan


Bir yolculukmuş ömür, hiç çocuk olamamışların daha çok hırpalandığı velhasıl yaşıtlarının önemsemediği çoğu şey de ehemle mühimi ayırt edecek olgunluğa gelmiş olmak gibi bir şeymiş. .
Mayıs 2018

Nazende  bu yanıtı beğendi:

Sizi derinden etkileyen, ama pek bilinmeyen kitaplar nelerdir?

Suç ve Ceza. Pek bilinir ama pek okunmaz sanki.. Ya da ben hep okumamış insanlara rast geldim. Çevre önemlidir :) Bol okumalar dilerim buradan çevreme beni okuyorlarsa :)
Ocak 2018

Nazende  bu yanıtı beğendi:

Günün stresini ve yorgunluğunu üzerinizden ne şekilde atarsınız?

Çok basit görünecek ama en güzel yöntem iyi bir uyku çekmektir. Uykuda özellikle rem döneminde günlük travmalar da düzeltilir. Uyku fiziksel ve ruhsal yorgunluğu atmanın en güzel yöntemidir. Bir şeyler canınızı sıkıyorsa onları not edin, iyi bir uyku sonrası bu notlara tekrar bakın. Daha iyimser olacağınıza eminim.
Aralık 2017

Nazende  bu yanıtı beğendi:

Disleksi nedir?

Okumadan önce belirtmek isterim ki, dislektik oğlu olan bir baba olarak yazacaklarım Nisan 2017'den beri edindiğim bilgi ve deneyimleri içermektedir.

Disleksinin MEB nezninde tanımına bakarak başlayacak olursak, bakanlık diyor ki;
"özel öğrenme güçlüğü zekâsı normal ya da normalin üstünde olan bireylerin, standart testlere göre yaş, zekâ düzeyi ve aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma, matematik ve yazılı
anlatım düzeyinin beklenenin önemli ölçüde altında olmasıyla tanısı konulan bir
bozukluktur. Okuma bozukluğu, yazılı anlatım bozukluğu, matematik bozukluğu ve başka
türlü adlandırılamayan öğrenme bozukluğu alt gruplarını içerir."

Asıl problem de buradan başlıyor aslında çünkü, yukardaki tanımda yer alan güçlüklerin kaynağı olan beyin ömrü boyunca benzer şekilde işlemeye devam ediyor yani okuyup yazmaya, toplamaya çıkarmaya yapmaya başlayan bir dislektik derdine derman bulmuş olmuyor. O halde bu noktada disleksinin nörobiyolojik tanımlarından (en azından anlayabildiğim kadarıyla) bahsetmek gerekiyor.
"Beyin üzerinde yapılan çalışmalar normal bireylerde sağ beyin yarımküresinin sol beyin yarımküresine göre daha küçük, disleksililerde ise eşit büyüklükte ya da sol beyin yarımküresinin daha küçük olduğunu ortaya koyuyor. Disleksililerin sol beyin yarımküresindeki farklılıkların bu bozukluğun nedeni olduğu düşünülüyor. "
"Dislektik çocuk ve erişkinlerin sol beyin temporo-parieto-oksipital bölgelerinde işlevsel bozukluk, frontal bölgelerde artmış aktivasyon vardır. Normal bir insan okuma, yazma ve anlama gibi eylemler için beyninin sol ön lobunu kullanır. Disleksi olan kişiler beyinin sol ön lobu kullanmakta zorluk yaşarlar. En sık görülen nörodavranışsal bozukluktur. Asıl sorunları hafıza ve dil ile ilgilidir. "

Bu iki tanımı karşılaştırmak bile problemi doğru tanımlamak için en önemli kriterlerden biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü, asıl mesele okuma yazmayı öğrenmek, ödevlerini daha kısa sürede yapmaya başlamasını sağlamak ve buna benzer türlü akademik kazanımlarını normal yaşıtları seviyesine çekmek değil.

Asıl mesele otoyol-patika diyalektiğidir. Normal birey, daha doğrusu lafa şöyle başlayayım, kendilerini günümüz gündelik yaşantısındaki tempoya ayak uyduracak şekilde adapte edebilmeyi beceren bireyin otoyola çıkma izni bulunuyor, ama disleksik bireylerin otoyola çıkma izinleri bulunmuyor. Onlar aynı hedefe patikadan ilerlemek zorundalar. Başka şansları yok. Asıl müdahale edilmesi gereken, gerçek sıfır noktası, bu tespit doğrultusunda müdahale aralıklarını belirlemekten geçtiğini düşünüyorum.

Biraz daha açacak olursam; otoyol diye tabir ettiğim kavram, şu anda neredeyse tüm okulların kanalize olduğu sınav-başarı ikilisi doğrultusunda hayal kurdurma, ufuk açma, problem çözmeyi öğretme, sürecin kıymetini aktarmaktan ziyade; sonuca kitlenen, 8 yaşında bir çocuğa optik okuyucuyu doldurmayı öğreten, acımazsızca rekabeti öğreten, yoğun bilgi bombardımanında ezberci, zaten eğitim fakültelerinden yeterince zayıf mezun olmuşken birde üstüne okul performansına odaklanmış kısır öğretmen kadrosu eşliğinde vızır vızır akan, nefes almaya hiç izin vermeyen yoğun bir tempoyu temsil etmektedir. Patika ise potansiyel sınırı tahmin edilemeyen, sürprizlere ve keşiflere açık, farklılıklara izin veren, başarıyı çeşitlendiren, sadece başarıyı değil çabayı da ödüllendiren, her bireyi kazanmaya odaklı, yeteneğin doğmasına gelişmesine zemin yaratan, ezberletmeden öğreten, yenilikçi bir süreci temsil etmektedir.

Bu noktada en doğru tanıma ulaşıyoruz.Disleksi, öğretme bozukluğudur.

Normal veya normal üstü bir zekaya sahip ise teşhis edilebilen bu farklılığın herhangi bir tanım içinde bozukluk diye adlandırılmasının tek sebebi belki de bozukluğun çoğunlukta olduğunu görememekten kaynaklanıyor. Bir an düşünün ki, yapılan tahminlere göre nüfusun %5-10 'u arasında disleksiye sahip bireylerin çoğunluk olduğunu. Şu ana kadar ki biriken tüm bilgi ve onu kuşaklara aktarma, dolayısıyla tüm öğrenme ve öğretme pratikleri bambaşka olacaktı.

Bu ütopyayı bir kenara bıraksak da, barındırdığı gerçeği inkar edemeyiz. Dislektik bireyler öğrenebilirler. Önemli olan nasıl öğrendiklerini keşfedebilmekte.

Google'da yapılacak kısaca aramayla bulunabilecek ebeveynlere sıralanan tavsiyelerden ziyade ki zaten tüm ebeveynlerin çocukları için faydalı olacakları süreç içinde keşfedeceklerinden şüphe duyulmayacağından, öğretmenlerin bilmesi ve harfiyen uymaları gerektiği tavsiyelerin bilinmesini daha kıymetli bulduğumdan, cevabı da onlarla bitireyim.

  • Sınıfta kullanılan komutlar basit, kısa ve net olmalıdır.
  • Çocukların işitsel ve görsel uyaranları bellekte tutabilmeleri söze dayalı materyalleri hatırlamaları güç olduğundan aileyle diyaloga geçip, evde derslere ilişkin soru-cevap tarzında zihin egzersizleri yaptırılabilir.
  • Çocuk, harfleri kopya edemeyebilir. Bazı geometrik şekilleri birbirinden ayırt edemeyebilir.
  • Bu çocukları eğitim faaliyetlerine katılmaya teşvik edin.
  • Çocuklarda işitsel algılama problemlerine normal çocuklardan daha fazla rastlanmaktadır.
  • İşitsel algılama problemi olan çocuklar, kapı ziliyle telefon zilinin sesini ayırt edemeyebilir.
  • Bu duruma dikkat edilmelidir.
  • Çocuklar başarısızlık beklentisi yaşadıklarından, onlara sınıfta söz hakkı verilmeli, derse katılımları sağlanmalı ve başarıları ödüllendirilmelidir.
  • Başarısızlığın üstesinden gelmeye hizmet edecek stratejilerin çocuğa kazındırılması gerekmektedir.
  • Çocuklar hoşa gitmeyen bir davranış gösterdiğinde, o davranışı ortadan kaldırmak için, davranış değiştirme yaklaşımına yer verilmelidir.
  • Bulunan yere, zamana, ortama uygun olmayan şekilde söz yakut davranışta bulunan kişinin, bu tür davranış ve sözlerini görmezden gelerek, onun bu ortamdan uzaklaştırılmasının sağlanması faydalı olacaktır.
  • Çocuklar, duygusal bozukluk gösteren çocukların davranış özelliklerini göstermektedir. Özel öğrenme güçlüğü olan çocuk çoğu zaman mutsuzdur. Kendini değerlendirmesi olumlu değildir. Sınıftaki çocukların kiminle oynadığı araştırıldığın da genellikle özel öğrenme güçlüğü olan çocukların görmezlikten gelindiği belirtilmektedir. Bu çocuklar arkadaşlarına olumsuz şeyler söyleme eğilimindedirler.
  • Öğretmen, özel öğrenme güçlüğü gösteren çocuğun hiperaktif olduğunu anlarsa sınıf içinde ortam düzenlemesine gidebilir. Öğrenciyi duvardan tarafa oturtarak ve sırasında yer alabilecek dikkat dağıtıcı unsurları ayıklayarak bu tip davranışları azaltabilir. Ancak bu tür düzenlemeler yapılırken, çocukla konuşularak yapılanların, cezalandırma için yapamadığı anlatılmalıdır.
  • Çocuğun, herhangi bir eyleme girişmeden önce düşünmesi sağlanmalıdır. Burada amaç; öğrencinin kendisinin kullanabileceği stratejileri sağlayarak kendine yeterli ve bağımsızlığını kazanmış öğrenciler yetiştirmektir.
  • Okuduğunu anlamayı arttırmak için kendi kendini sorgulama tekniğiyle öğrenciyi destekleyen taktirler kazandırabilir. İlk olarak öğrenci kendisine "bu parçaya neden çalışıyorum" sorusunu sormak, ana fikirlerini bulup altlarına işaretleme, ana fikirlere ilişkin soru düşünüp yazma, soruya ve yanıtlarına tekrar bakıp, nasıl daha fazla bilgi sağlanabileceğini gösterilmelidir.
  • Özel öğrenme güçlüklerinin oluşmasını artıran ve özel öğrenme güçlüğü olan çocukların, yararı olmayan öğretmen tipi, tüm çocukların aynı şekilde öğrendiğini ve başarılı öğretim tekniğini sadece kendisinin bildiğine inanan ve bir tek öğretme sürecine yer veren öğretmendir.
Ağustos 2017

Nazende  bu yanıtı beğendi:

Hangi filmin hangi karesini duvarına tablo olarak asardın?

Aşkın Gücü
Sinema
Ağustos 2017

Nazende  bu yanıtı beğendi:

Hakikaten tuhaf, komik alışkanlıklarınız nelerdir?

Hahah sanirim cogu seye, yemek icin kullanacagim bir kasiga bile kimse gormeden bir opucuk birakmak. "Bana verdigin guzelliklerin, nimetlerin farkindayim ve tesekkur ederim" gibi birtakim farkli dusunceler, garip hisler☺
Ağustos 2017

Nazende  bu yanıtı beğendi:

Neden diğer ülkelerin insanlarında İslamiyet'e karşı önyargılar var?

Cunku Kur'an-ı Kerim'den degil,insanlardan ogreniyorlar.
Haziran 2017

Nazende  bu yanıtı beğendi:

İdeal kadın nasıl olmalıdır?

Herkesin ideal anlayışı farklıdır. Ve kadın, kimsenin ideal anlayışını karşılamak zorunda değildir.
Mart 2017

Nazende  bu yanıtı beğendi:

Günün stresini ve yorgunluğunu üzerinizden ne şekilde atarsınız?

Kâğıt, kalem, gökyüzü.
Mart 2017

Nazende  bu yanıtı beğendi:

Gündüz uyumak faydalı mıdır?

Gün içinde beynine yapabileceğin en güzel reset atma yöntemi.
Mart 2017

Nazende  bu yanıtı beğendi:

İkizler burcu insanı nasıldır?

Konuşmayı sever, her konuda bir bilgisi vardır. Haksız değildir genelde ve lider ruhludur. Bir ortama girdiği zaman dikkatleri üzerine çeker ve kendini dinlettirir. Anlıktır genelde plancı değildir. İlişkiler de sıkılgan bir yapısı vardır ama aşık olduğu zaman yapamayacağı fedakarlık yoktur. Kıskançtır belli etmez. Özgüveni çok yüksektir, bazıların egolu gelebilir. Herşeyin en iyisini yapmaya çalışır, kolay pes etmez. Duygusaldır, dürüsttür.
Aralık 2016

Nazende Harun Yilmaz kişisini takip etmeye başladı

Harun Yilmaz, İşçi, @harunyilmaz

Aralık 2016

Nazende  bu yanıtı beğendi:

En çok neye tahammül edemezsiniz?

Alay edilmek , aşağılamak
Dürüst olunmaması
Yobazlık, bağnazlık
Olaylara at gözlüğü ile bakan insanlar
Ve de kadınlara ve çocuklara yapılan ber türlü şiddet türü (fiziksel , ruhsal , cinsel... Vb.)
Aralık 2016

Nazende  bu yanıtı beğendi:

En iyi (sevdiğiniz) film müziği, soundtrack albüm hangileridir?

Leon filmi müziği Sting ten mükemmel parça
Aralık 2016

Nazende  bu yanıtı beğendi:

Dünyayı kurtarmak için ne yapıyorsunuz?

Köy okullarına kütüphane kurulmasında yardımcı oluyorum.
Aralık 2016

Nazende  bu yanıtı beğendi:

En çok neye tahammül edemezsiniz?

Kesinlikle yalan
Aralık 2016

Nazende  bu yanıtı beğendi:

Bilişim sektörü çalışanlarının iş görüşmelerinde genellikle karşılaştığı mülakat soruları nelerdir?

Kıl olduğum sorular:
5 yıl sonra kendini nerede görüyorsun?
Sevmediğin özelliğin nedir?
En büyük hayaliniz nedir?

Hayır ne cevap bekliyorlar bu tarz sorulara bilmiyorum. En büyük hayalin sorusuna öyle bir hayalim yok dedim. Çok basit, düz bir hayatım var ve sevdiğim ne varsa onları yapıyorum zaten dedim şaşırdı kadın. Bir gün şu sorulara şöyle cevaplar vermek istiyorum:


5 yıl sonra kendini nerede görüyorsun? ( Sizden daha iyi maaş veren bir firmayla iş görüşmesi yaparken)
Sevmediğin özelliğin nedir? (Çok zeki ve iyi niyetli olmam)
En büyük hayaliniz nedir? (Otoyolda çırılçıplak koşmak)
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Hayal Gücü

933 Kişi   42 Soru

Felsefi Düşünce

500 Kişi   72 Soru

Ülke Ekonomisi

632 Kişi   103 Soru

Sosyal Yaşam

545 Kişi   68 Soru

Hayatın Anlamı

510 Kişi   48 Soru

Güncel

577 Kişi   138 Soru

Aile İlişkileri

214 Kişi   65 Soru

İnsanlık Suçları

22 Kişi   8 Soru

Taciz

12 Kişi   8 Soru

Cezai Yaptırım

12 Kişi   11 Soru

Eğlence

236 Kişi   62 Soru

Sabah Keyfi

6 Kişi   2 Soru

Aşk

1220 Kişi   294 Soru

Kariyer

657 Kişi   92 Soru

Galatasaray

248 Kişi   56 Soru

Para Kazanmak

830 Kişi   38 Soru

İnsan İlişkileri

1036 Kişi   129 Soru

Evlilik

363 Kişi   156 Soru

Ahlak Felsefesi

250 Kişi   49 Soru

Evlilik Sorunları

129 Kişi   49 Soru

Teknoloji

1992 Kişi   586 Soru

Kişilik

501 Kişi   52 Soru

Hayal Kurmak

416 Kişi   35 Soru

Sosyal Medya

1439 Kişi   213 Soru

Duygu

261 Kişi   69 Soru

Fotoğraf Makinesi

364 Kişi   58 Soru

Wikileaks Belgeleri

74 Kişi   23 Soru

Türkçe

233 Kişi   111 Soru

İnternetten Para Kazanmak

631 Kişi   61 Soru

Düşünce Tekniği

493 Kişi   30 Soru