Bilmek istediğin her şeye ulaş

Özcan Çiftci, 

Uçak Teknisyeni

Uçak Teknisyeni Özcan Çiftci inploid.com'da 1 soru sordu, 1 soru yanıtladı ve 4 takipçisi var.

Ocak 2015

Özcan ÇiftciKaan Şenol kişisini takip etmeye başladı

Kaan Şenol, Girişimci, @kaansenol

Kargoweb.com ve www.Startupfighting.com kurucusu, gemi inşaatı mühendisi, kedi gibi meraklı kişi. (Çevresindekileri genelde çok eğlendirir arada bir de sinir eder.)

Kasım 2014

Özcan Çiftci  bu yazıyı beğendi:

Türkiye Pazarı İçin Ödeme Çözümleri


Türkiye pazarı, kendine özgü dinamikleri ve ödeme metodları olan bir pazardır. Türkiye’deki tüketiciler online alışveriş yapmaya başladığından beri, alternatif ödeme sistemlerine ihtiyaç daha da arttı. Türkiye’de 36 milyon internet kullanıcısı ve %47 penetrasyon olmasına rağmen, kullanıcılar henüz online ödeme sistemlerine tamamen güvenebilmiş değiller.

Türkiye’de kullanıma hazır birçok ödeme metodu bulunmakta. Kullanıcıların en çok tercih ettikleri ödeme metodları arasında kredi kartı, banka kartı, banka transferi ve mobil ödemeler bulunurken, bunları e-cüzdan, m-cüzdan, ön ödemeli kartlar ve posta çekleri izlemekte.

Kredi Kartları
Kredi kartlarının en büyük avantajı abonelik ödemeleri olarak kullanılmasıdır. Paymentwall son kullanıcılara daha iyi bir ödeme deneyimi yaşatmak için müşterilerine tekrarlanan faturalama sistemi sağlıyor. Bunun nedeni ise, Türkiye’deki kullanıcıların birden fazla kredi kartı kullanıyor olmaları ve hesap bakiyelerini kontrol altında tutmak istemeleri. Abonelik ödemeleri, satın alınan hizmetin tüm miktarının tek seferde değil, aylık olarak ödeme yapılmasına imkân sağliyor.

Banka Kartları
Banka kartları, kredi kartlarından sonra en çok tercih edilen ödeme seçeneğidir. Kullanıcılar, kredi kartı limitlerini doldurmamak veya aşmamak için banka kartını tercih ediyorlar. Bunun yanı sıra; krediyle değil, var olan parayla ödemek de kullanıcıya güven veriyor.
Bunun yanında Paymentwall online ödeme kabul eden internet sitelerinin, kredi kartı veya banka kartı kullanmak istemeyen kullanıcılarından da para kazanabilmesi için alternatif ve faydalı ödeme metodları sunmaktadır.


Banka Transferi
SanalPara Banka Transferi, Türkiye pazarına en iyi şekilde optimize edilmiş banka transferidir. SanalPara Banka Transferi ile birlikte, Paymentwall Türkiye’deki 12 bankayla direkt entegrasyon sağlayabilmektedir. Bu 12 bankayla 7/24 ödeme yapabilmek mümkün ve ödemeler 5 dakika içinde onaylanmaktadır. Paymentwall, banka transferinde müşterilerinin yükünü tamamen üstlenerek kredi kartı olmayan kullanıcılardan da para kazanılmasını mümkün hale getirmektedir.

Posta Çeki
SanalPara Posta Çeki metodu ile Paymentwall ve PTT arasında direkt entegrasyon sağlanabilmektedir. Posta çekleri daha çok bankaların az olduğu veya bulunmadığı bölgelerde yaygın olup, kredi kartı, banka kartı ve banka hesabı olmayan kullanıcılar için çok uygundur. PTT online bankacılığı ile kullanıcılar 7/24 ödeme yapabilirler.

Mobil Ödemeler
Türkiye’de yaklaşık 68 milyon cep telefonu kullanıcısı bulunuyor. Mobil teknolojinin gelişmesiyle, mobil ödemelerin kullanımı da artış gösterdi. MOBIAMO, Paymentwall’un global mobil ödeme metodu, Türkiye’deki kullanıcılara daha kolay ve hızlı ödeme yapabilme olanağı sunuyor. Bu ödeme metodu, lise ve üniversite öğrencileri için çok cazip.

Ön Ödemeli Kartlar
Ön ödemeli kartlar gün geçtikçe Türkiye online pazarında daha popüler hale geliyor. Daha çok oyun sektöründe kullanılmakla birlikte, 18 yaşının altında olan oyuncular için de kullanımı çok kolay. Ön ödemeli kartlar anonim olduğundan, herhangi bir kişisel bilgi ve yeniden yüklenilebilir bakiye gerektirmez. MINT global ön ödemeli ve para kartı ile Paymentwall, kullanıcılarına güvenli bir ödeme deneyimi, müşterilerine ise küreselleşme olanağı sunar.


bit.ly/1txsj3u
Ekim 2014

Özcan Çiftci  bu yazıyı beğendi:

iş hayatı

Merhaba. Ben 27 yaşındayım, adım b. Evde oturmayayım diye 5 yaşında anaokuluna başladım. Evde oyun oynasam ya da doya doya televizyon izlesem ya da en güzeli sabahtan akşama kadar mahallede koştursam da olurdu ama anaokulu diye bir kurum vardı ve ailem oraya yolladı. Yine ben 5 yaşında sıkıntıdan okuma yazmayı çözmüştüm ama ilkokul diye bir şey yaratıldığı, beş yıl boyunca çocukları oyalamak için bir bina yapıldığı için oraya gönderildim. İlkokul birinci sınıfı bitirdiğimde basit bir şekilde matematik anlatmayı beceremeyen babam sayesinde iki bilinmeyenli denklem çözebiliyordum. İlkokulun beş yılı boyunca acayip sıkıldım. Bu beş yılda defalarca dizimi kanattım, blok fülüt çalmayı öğrendim, bir kere gözümü yardım, kabakulak ve su çiçeği geçirdim, düzgün olmayan yazımı bir türlü düzeltemedim. Onun dışında çok sıkıldım. Bir de evde ailemin dinden hiç bahsetmemesi fakat okuldaki çocukların sürekli "allah karanlıktaki karıncayı bile görür" demesi yüzünden paranoyak oldum. Bir ara babamın düşüncelerimi okuyabildiğini düşünüp yaramazlık yapamıyordum. Ha bir de ilkokul beşte harket enerjisinin ısı enerjisine dönüşümünü anlatmak için kaydıraktan kayan ve poposu yanan çocuk örneğini verdiğim için dayak yedim.

İlkokul dört ve beşinci sınıflarda anadolu lisesi sınavına hazırlandım. Çünkü iyi iş bulabilmek için iyi üniversiteye gitmek, iyi üniversiteye gidebilmek için de iyi liseye gitmek gerekiyordu. Çocukluğumu ders çalışarak geçirdim. İlkokuldan sonar hazırlık okudum. Bak o güzeldi. Sonra ortaokul ve lise. Bozulmayan sırayla ve aynı kelimelerle selçuklular, osmanlı ve cumhuriyet tarihleri öğrendim. Liseden mezun olduğumda ikinci dünya savaşı hakkında hiçbir şey bilmediğim gibi birinci dünya savaşı da benim için bir sırp milliyetçisinin frand ferdinand'ı öldürmesinden ibaretti. Bol bol dua ezberledim, saçma sapan matematik problemleri çözdüm, üçgenin iç açılarını ve dış açılarını ezberlemem yetmiyormuş gibi onyedigenin bir dış açısını hesaplayabiliyordum. Blok fülüt çalmaya devam ettim. Sandıktan takla attım. Mercekte kırılan mum ışığının iz düşümünü buldum filan. Bunlar hep iyi bir üniversite ve akabinden gelecek iyi iş hayatı, bol para içindi.

Hayatımın en ergen yıllarını ders çalışarak geçirdiğim için manyak bir ergen oldum. Çılgın gibi test çözdüm. Trigonometri, türev, integral öğrenmeye çalıştım. Beceremedim çünkü çok sıkılıyordum. Üniversiteyi kazandım. İlerde iyi bir iş bulabilmek için anorganik kimya dersini geçmem gerekiyordu ve bunun için periyodik cetveli ezberledim. Sonra sülfürik asitle elimi yaktım. Bir keresinde organik kimya laboratuarında astım krizim tuttuğu için profesörden azar işttim. Haklıydı, astımım varsa niye bu bölümü okuyordum? Ama kimya bölümünde ne okunur, kimya mezunu ne iş yapar bilmeden o bölüme girmiştim işte. Zar zor mezun oldum üniversiteden, tca siklusunu ve karbondioksitin molekül orbital şemasını çizmeyi ezberleyerek.

Yaşım 24'ü bulduğundan artık ne iş yapmak istediğimi biliyordum ve yüksek lisansa başladım. Genetik bölümünü kazandım, kanser çalışmak için heyecanla okula gittim tezlerin dağıtıldığı gün. Maya çalışması verdiler bana. "kanser? " dedim, "maya da iyidir" dediler. Yüksek lisansı bıraktım.

İş aramaya başladım sonra. İstanbul'da 1+1 bir ev ve sadece elektrik faturasını karşılamaya yetecek işler teklif ettiler uzunca bir süre. Halbuki ben 24 yaşıma kadar iyi bir iş bulabilmek için franz ferdinand'ı, tca siklusunu ezberlemiştim. Blok fülüt bile çalmıştım! Bari doğalgaz faturamı da ödeyebilseydim!

Bir süre sonra tüm faturalarımı da ödeyebileceğim bir iş buldum. Çünkü hak etmiştim bence. En çok sandıktan takla atarken haketmiştim! İki yıl oldu. İki yıldır allahıma çok şükür faturalarımı ödüyorum. İki yıl oldu, iki yıldır mobbing yaşıyorum. İki yıl oldu, iki yılda defalarca hıçkıra hıçkıra ağlayarak çıktım ofisten. İki yıl oldu, iki yıldır nefret ederek geliyorum işe.

Merhaba, ben b. Birkaç ay sonra 28 yaşımı bitirecek ve 29. yılımdan gün almaya başlayacağım. 5 yaşından beri iyi bir iş bulabilmek için saçma sapan işler yapıyorum, ama mutsuzluktan ölüyorum. Hem badminton oynamayı öğrendiğim hem de ikinci dil olarak öğrenmeye çalıştığım almanca ile "ich bin acht un zwanzig jahre alt" demeyi becerebildiğim halde hayatımın 2/7'sinde geç uyanabilmek ve kahve içmeye gidebilmek için hayatımın geri kalan 5/7'sinden nefret ediyorum.

Merhaba, intihar edelim mi?

Kaynak: eksisozluk.com/entry/38817812
Ekim 2014

Özcan Çiftci  bu yazıyı beğendi:

Fotoğraf Çekerken Deneyimlediklerim -1-

Amatör olarak fotoğrafla ilgilenen birisi olarak sizlere bu yazıda aklımda kalan, okuduğum, deneyimlediğim bazı noktaları aktarmak istiyorum. Fotoğraf çekiminde daha önceden duduğum ama kulak asmadığım bir çok şeyin de aslında ne kadar önemli olduğunu da bu süreçte yeniden anlayan birisi olarak belki de bunları bir yerde derlemenin faydalı olacağını düşündüm. Yazıyı başlıklara ayırmadan madde madde notlar ile ilerlemeyi uygun gördüm. Fotoğraf ile ilgili bazı kısaltma ve terimlerin ne anlama geldiğini de Fotoğraf makinesi objektifleri üzerinde yazan kısaltma ve değerler ne anlama gelir? sorusundaki yanıtımı inceleyerek öğrenebilirsiniz.

Fotoğraf çekme işlemi nasıl olur? :)
Fotoğraf çekme işlemi, ışığı, bir film (veya şimdiki dijital makinelerde bir sensör) üzerine düşürme ancak bu işlem esnasında ışığın sensör/film üzerindeki etkisini bir kaç parametre yardımı ile ayarlama işlemidir aslında. İşin içine yine çok önemli olan kadrajlama ve kompozisyon gibi, fotoğrafçıyı ve fotoğrafçılığı ön plana çıkaran eylemler de girmelidir elbette ki ancak basitçe, çekim işlemini, yukarıdaki şekilde tanımlayabiliriz. Peki ışığı bu sensöre hapsetmek ve gördüklerimizin ruhunu almak için ( : p kızılderili inanışlarını da ayrıca severim ve bazısını faydalı bulurum bunu da burada belirteyim :)) hangi paramatreleri ayarlamalıyız. En önemli parametreler ISO, diyafram, shutter hızı, beyaz dengesi (white balance), netleme/odaklama diyebiliriz. Tabii objektifin kalitesi, özellikleri, vs. gibi konulara hiç girmeden konuşuyorum. Bunlara ayrı maddeler olarak bakalım.
Pozlama ve Kadrajlama: Bazen elinizde makine dolaşırken beyniniz size doğru anı ve yeri söyler, bazen de siz aniden bir yere bakarken farklı bir hisse kapılırsınız ve bu hissi hapsetmek istersiniz. İşte bu anlarda çekilen fotoğraflardaki sahneyi yakalama çabası adına yapılan her şeye "pozlama ve kadrajlama" denir : P :). Bu benim fotoğraf konusundaki birçok yazıda geçen "altın oran, 3'e 1 kuralı, ışık türlerine göre pozlama türleri, doğru açı ile kadrajlma", vs. gibi tanımlamaların ötesinde kendime has tanımım. Bence iç sesinizi dinlerseniz (görsel üretime dayalı birçok işte) o size doğru yolu, yeri, anı, hissi söyleyecektir. Belki de fotoğraf bunu en hızlı gözlemleyebileceğiniz alan ve benim de bu yüzden ilgimi çekiyor... Bilemiyorum...

Ben, fotoğrafta asıl önemli olanın, fotoğrafa bakan kişide, baktığı o ilk anda farklı duyguların ortaya çıkmasını sağlayabilmek olduğunu düşünüyorum. Daha doğrusu; kanaatimce, "iyi bir fotoğraf ona bakanda anlık olarak, yavaşça ya da hızla sönümlenen farklı hisleri uyandırabilmelidir" diyebilirim. Bunu kendi çektiğim fotoğraflarda henüz tam olarak başaramamış olsam da, denemeye devam ediyorum :).

Tüm bunlardan sonra Fotoğraf çekmek için en iyi doğal ışığı hangi saatte yakalayabilirim? , Yağmurlu havalarda iyi fotoğraf çekmek için neler yapılabilir? sorularına da bir gözatarak işe koyulabilirsiniz.

Ek olarak; Canon makineye sahipseniz, oldukça faydalı geliştirme yapılan bu ücretsiz aygıt yazılımını yüklemenizi ve denemenizi öneririm: magiclantern.fm

Biraz da reklam :) flickr.com/photos/koseserkan/ Amatör olarak çektiğim fotoğraflardan bazıları burada. Facebook üzerinde de facebook.com/keepdreamingserkan adresindeyim.
Ekim 2014

Özcan Çiftci  bu yazıyı beğendi:

Fiyatlandırmanın Psikolojisi

Bu yazıda okuduğum bazı makalelerden yaptığım derlemeler ve yaptığım bazı çevirilerin de desteği ile fiyatlandırmanın psikolojisi üzerine bazı noktalardan bahsedeceğim.

Akademisyenler, tüketicilerin farklı fiyat politikalarına tepkisi üzerine sayısız inceleme yapmışlar. Ortaya çıkan önemli bulgulardan birisi de fiyatlardaki noktalı rakamlı küçültücü oynamalar bizim daha ürünü almadan pazarlık yaptığımız hissini uyandırdığıdır. Fiyatlandırma konusunda Amerika'daki şirketlerin %15'i düzenli olarak araştırma yapıyor ve çalışmalar da gösteriyor ki fiyat üzerindeki küçük oynamalar dahi şirketin karlılığını %20 artırabiliyor ya da azaltabiliyor.

Örneğin; üst-düzey bir yazılımı 1.000 TL yıllık bedel ile SAAS (Servis olarak sunulan yazılım (Sofware as a service - SaaS) nedir?) olarak satmaya çalışıyorsunuz diyelim. Bu rakamın mantıklı olduğunu insanlara göstermek için yazılımınızın sayısız üstün özelliklerinden bahsediyorsunuz ve potansiyel müşterilerinize bu yazılımın diğerlerinden ne kadar iyi olduğunu göstermeye çalışıyorsunuz ve buna rağmen de istediğiniz kadar satış yapamıyorsunuz. Peki aynı ürünü, aynı fiyatı gözeterek, günlük 3TL'ye sattığınızı söylerseniz ne olur? Bir kahve fiyatına bu süper ürünü satmış olursunuz kullanıcı gözünde. Daha küçük fiyatlandırma yapmak (fiyatı bölmek) beyin için daha kolaydır. Çalışmalar gösteriyor ki yüksek fiyatlar beyindeki bazı nöral devreleri aktive ederek, kullanıcıda (pazarlığı) kaybettiğine dair hisleri tetikliyor. Günlük 3TL'nin aslında yine yıllık 1.000TL'ye eşit olması beyin tarafından düşünülen şey olmuyor.

Bir başka örnek de, fiyatlandırma etiketlerine eklenen bazı kelimeler ile ilgili. Carneige Mellon Üniversitesi'nde yapılan bir çalışma ile DVD kiralayan bir marketin fiyat etiketi üzerindeki yazıda küçük bir değişiklik satışları %20 artırmayı başarmış. "5 dolar kiralama bedeli ile" yerine, "5 dolarlık küçük bir kiralama bedeli ile" yazılarak eklenen "küçük" kelimesi bu satış artışını başaran. 5 doların zaten küçük olduğunu düşünüyor olabilirsiniz ancak buradaki mevzu "küçük" kelimesi ile beyinde alışverişi gerçekleştiren tetikleyicinin, bu rakamın fayda sağladığını düşünerek alımı tetiklemesi. Reklamlarda bu kelimeleri sık sık görmenizin nedeni de işte bu gerçekler. Steve Jobs ile ilgili ilginç bir fiyatlandırma hikayesini de buraya ekleyeyim. 2010 yılında ilk iPad'i tanıttığında, daha önce hiç iPad satın almamış olan ve fiyatı konusunda hiçbir fikri olmayan kitle ile karşı karşıya olan Jobs onlara şu soruyu yöneltti: "Bunu kaça satalım?". Hemen sonrasında şöyle devam etti: "Uzmanlara sorsak bunu 1000 doların altında bir rakama satalım derlerdi, ki bu da 999 dolar demek oluyor :)". Bu andan itibaren kalabalığın kafasında bu yeni rakamı sabitledi ve ardından da "ancak kaça satıyoruz biliyor musunuz? Sadece 499 dolara" diye ekleyerek herkesin aslında kafasında gerçekleşen bir pazarlığı satıcı olmadan sonlandırmayı başarmış oldu. iPad'i olması gerekenin yarısı fiyatına satın alıyorduk :).

Özetle, fiyat karşılaştırmasını kullanıcıların kendi kafasında kendi kendilerine yapmalarına izin vermemek gerekli. Müşteriler, kendi başlarına iPad'i, örneğin, iPhone ile karşılaştırsalardı ürünün zaten çok pahalı olduğu sonucuna kendi kendilerine varabilirlerdi -ki bu iyi olmazdı. Jobs, bunun yerine, onların, iPad'i yarı fiyatına aldıklarını düşündükleri bir üst fiyatla karşılaştırmalarını sağlamış oluyor.

Aşağıdaki TED videosunda Dan Airely de ilginç bir fiyatlandırma konusundan bahsediyor ki bu da online alemde çok yapılan bir şey aslında:



Dan Airely, yaptığı bir çalışmada; online bir dergi için aşağıdaki 3 fiyatlandırma önerisini sunuyor:
  1. Online üyelik: $59
  2. Sadece basılı dergi: $125
  3. Basılı dergi ve online üyelik: $125
İkinci seçenek size çok saçma gelmiştir eminim. Neden aynı fiyata hem online üyelik hem de basılı dergi alabilmek varken sadece basılı dergiyi seçeyim? Dan Airely, MIT'deki öğrencileri ile bir dizi test yaptı ve onlara yukarıdaki üçlemeden hangisini seçeceklerini sordu. Sonuç beklendiği gibiydi:
  • 16% online üyelik.
  • 0% sadece basılı dergi.
  • 84% basılı dergi ve online üyelik.
bu tablodan 2. seçenek çıkarıldığında deney sonuçlarında ilginç bir durum gerçekleşti:
  • 68% sadece online üyelik.
  • 32% sadece basılı dergi.
Sadece 2 seçenek sunduğunuzda insanlar daha ucuz olana yöneliyorlar. İkinci seçenek ise bir amaç içeriyor. Daha iyi bir anlaşma. Müşterilerinize onların henüz farkında olmadıkları daha iyi bir anlaşma önerin :).
Siz de kendi işinizde farklı fiyatlandırma seçeneklerini benzer etkileri de gözlemleyerek ölçümlemelisiniz. Bazen aslında hiçbir anlam ifade etmeyen bir seçenek bile sizi bir adım öteye taşıyabilir. Elbette ki seçenek sayısını çok da fazla artırıp kullanıcıları boğmadan. Bunu söyleme nedenim ise aşağıdaki paragrafta.

Markette bir reyonda aynı ürünün sayısız farklı seçeneğine bakıp hangisini alacağınıza karar vermek için dakikalar harcadığınız olmuştur sanıyorum. Bu durum çok fazla seçenek ile karşılaştığımızda başımıza gelen "seçenek yüklemesi" anlarında gerçekleşir. Araştırmacılar bu fenomeni de incelemişler (sağolsunlar) . Çalışmada, müşteriye 24 farklı çeşit reçel sunduklarında sadece %3'ü satın alma yaparken, seçenek sayısını 6'ya düşürdüklerinde satın alma oranı %30'a yükselmiş. Yani seçenek sayınızı olabildiğince düşük ve net tutmaya gayret göstermelisiniz.

Meşhur 0,99 mevzusuna gelince :). 2,99 rakamsal olarak 3'ten sadece 1 kuruş daha azdır ve aslında neredeyse 3'tür ama beynin sayıları işleme yönteminden ötürü aslında daha iyi bir fiyatlandırmadır. MIT burada da iş başında ve bu kez başka bir deneyde bir mağazanın fiyat kataloğundaki ürünleri baz alarak 3 farklı katalog hazırlamışlar. Buna göre fiyatı X kadar olan bir ürünün fiyatını X, X+5 ve X-5 olarak 3 farklı kataloğa yansıtmışlar. Rasgele seçtikleri tüketicilere de bu 3 farklı kataloğu dağıtarak postalamışlar. Örneğin bir katalogda 39 dolar olan bir elbise diğer kataloglarda 34 dolar ve 44 dolar olarak görünmüş.

Sonuçlar şaşırtıcı: fiyatların son basamakları 9 ile biten ürünlerde, diğerlerine oranla %40 haha fazla satış yapıldığı test edilmiş. Evet, aynı elbise :). Yazar burada fiyatın 9 ile bitmesinin etkisini gözardı etmeyin diyor.

Burada bir konu daha var. Rakamlarınız yüksek ise fiyat yazımı ile ilgili bir ipucu var. Bu ipucu daha çok Amerika için geçerli sanıyorum çünkü büyük rakamların okunma yapısı ile ilgili. Örneğin ürün 1599 dolar ise bunu "1,599 dolar" olarak yazmak ile "1599 dolar" olarak yazmak arasında da bir fark oluştuğu gözlemlenmiş. Amerika'da bu yazımlardan ilki "bin beş yüz doksan dokuz dolar" olarak okunurken, diğeri (ikincisi) "on beş doksan dokuz" olarak telaffuz ediliyor. Burada da okunması uzun süren fiyatların daha pahalı olduğuna dair beyin aldanmamız devreye giriyor ve ikinci yazım şekli beynimizde her zaman daha pozitif yaklaşım yapmamızı sağlıyor. Bu da diğer bir bulgu. İlginç bulgulardan diğer bazıları ise şu şekilde:
  • Menülerindeki fiyatlardan dolar simgesini ($) silen bir restoranda insanların daha çok para harcadığı saptanmış (25$ yerine 25). Elbette ki web sitenizde bunu yapmanız sorun yaratabilir ama bunun için de alttaki maddeye bakın derim.
  • Başka bir çalışmada da satış fiyatını küçük fontlarla yazmanız gerektiğine air bir bulgu var. İçgüdüsel olarak beynimiz fiziksel büyüklük ile sayısal büyüklük arasında bir bağlantı kuruyor ve fiyatın büyük yazılması o fiyatın aslında yüksek olduğuna dair de bir his uyandırıyor. Yani daha büyük fontlar bize pahalı bir fiyatı çağrıştırıyor.
  • Son olarak da; indirim dönemlerinde yapacağınız indirim rakamlarının, hesaplaması kolay rakamlardan seçilmesi üzerine. Fiyatı 10TL'den 8TL'ye indirmek gibi bir amacınız varsa ve bunu duyuracaksanız indirimi direkt bu şekilde duyurun. 10TL'den 7,99'a indiriyoruz şeklinde yazmak beynimizde daha uzun bir hesaplama gerektirdiği için 8 daha iyi bir anlaşma demek oluyor, ve elbette ki daha ucuz algısı :)
Kendi işinizde bu çalışmalar ile ilgili denemeleri siz de yapabilirsiniz. Online bir iş ile ilgileniyorsanız işiniz daha da kolaylaşıyor. Kampanya dönemindeyiz diyerek fiyatın kullanıcı davranışlarına yansımalarını ölçümleyebilir, stratejinizi bunun üzerine kurgulayabilirsiniz.
Mayıs 2014

Özcan ÇiftciArabalar konu başlığını takip etmeye başladı.

Arabalar

Araba (tekerlekli taşıt), yolcu ve yük taşımaya uygun tekerlekli, motorlu veya motorsuz hareket edebilen her türlü kara ulaşım taşıtı.

Mart 2014

Özcan ÇiftciŞirket İsimleri konu başlığını takip etmeye başladı.

Şirket İsimleri

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin u...

Mart 2014

Özcan ÇiftciPelin Şen kişisini takip etmeye başladı

Pelin Şen, Psikolog, @pelinsen

Mart 2014

Özcan Çiftci bir yanıt verdi.

Uçaklar nasıl izlenir?

Gps sistemi ile takip edilir...
Ocak 2014

Özcan ÇiftciFilmler konu başlığını takip etmeye başladı.

Filmler

Film, tarihi bakımdan ilkin hareketli resimlerin kaydı ve gösterilmesi için kullanılan bir terimdi. Ancak daha sonra genelleştirilmiştir. Fi...

Ocak 2014

Özcan Çiftci bu yanıtı beğendi:

Facebook’un patronu Zuckerberg'in 'kendi kestiğim hayvanlar dışında vejeteryanım' açıklamasını nasıl buldunuz?

Gayet dürüst bir açıklama. "Ben bir avcı mantığıyla yaşıyorum, sadece kendi öldürdüğüm hayvanları yiyor ve hayvancılık endüstrisini desteklemiyorum" anlamına geliyor benim için.
Aralık 2013

Özcan ÇiftciEmre kişisini takip etmeye başladı

Emre, Forex Müşteri Temsilcisi, @gpower

Roma Victor!

Aralık 2013

Özcan ÇiftciÖzcan Karaçam kişisini takip etmeye başladı

Özcan Karaçam, Yazılım Proje Yöneticisi, @karamadde

BMERYA İNVEST Birleşik Merkez Yatırım Finansman www.ortaklikteklifi.com

Aralık 2013

Özcan ÇiftciBilgisayar Programları konu başlığını takip etmeye başladı.

Bilgisayar Programları

Bilgisayar programları üzerine sorulmuş sorular ve bazı programların detaylı incelemeleri..

Kasım 2013

Özcan ÇiftciAyşe Aliosman kişisini takip etmeye başladı

Ayşe Aliosman, İşletme Bölümü Öğrencisi, @ayse13

Ekim 2013

Özcan ÇiftciMervey kişisini takip etmeye başladı

Mervey, Tekniker, @mervey

BÜTÜN GENELLEMELER YANLIŞTIR, BU DA DAHİL. F.N.

Ekim 2013

Özcan ÇiftciE Ticaret konu başlığını takip etmeye başladı.

Ekim 2013

Özcan Çiftci bu yanıtı beğendi:

15.000 lira nakitim var. Bu parayla nasıl bir iş kurulabilir?

15 bin liram olsa fırsat kollarım ... Piyasadan daha düşük bir fiyata ( ev ,araba vs...) alabilecegim ürünü al sat yapardım:)
Ekim 2013

Özcan Çiftci bu yanıtı beğendi:

Ticaretle ilgili duyduğunuz en iyi öneri nedir?

  • Sattığınız şey kaliteli olmalı ya da kaliteli gözükmeli.
  • İnsanlara satın almazlarsa kaybedeceklerini hissettirin ve aciliyet yaratan sözler kullanarak (sınırlı sayıda,10 Haziran'a kadar...) bu kayıptan kaçmalarını ve satın almalarını sağlayın.
  • Fırsat merdivenleri yaratarak müşterilerin daha fazla satın almasını sağlayın. 200 liralık alışveriş yapanlara 10 liralık indirim kuponu hediye gibi.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

İnternet

2625 Kişi   542 Soru

Fotoğrafçılık

1947 Kişi   167 Soru

Şehirlerarası Seyahat

14 Kişi   6 Soru

Seyahat Firmaları

7 Kişi   1 Soru

E-Ticaret

743 Kişi   121 Soru

Apple

196 Kişi   91 Soru

Enerji Kaynakları

26 Kişi   27 Soru

Uçak Mühendisliği

35 Kişi   28 Soru

Uçak Kanat Yapıları

12 Kişi   4 Soru

Dizayn

31 Kişi   4 Soru

İnternet Teknolojileri

1269 Kişi   171 Soru

Site

338 Kişi   38 Soru

Online Alışveriş

158 Kişi   58 Soru

Belgesel

236 Kişi   29 Soru

Film Önerileri

116 Kişi   25 Soru

Eğlence Mekanları

106 Kişi   30 Soru

Şirket Kuruluşları

6 Kişi   8 Soru

Şirket Alımları

2 Kişi   3 Soru

Fikir Alışverişi

52 Kişi   10 Soru

İş Fikirleri

175 Kişi   24 Soru

İş Dünyası

218 Kişi   72 Soru

İş Kurmak

184 Kişi   14 Soru

İş İlanları

57 Kişi   12 Soru

İnternet Girişimleri

452 Kişi   110 Soru

Şirket Yapıları

6 Kişi   5 Soru

Şirket İşlemleri

73 Kişi   54 Soru

Şirketler

87 Kişi   66 Soru

Kanal İstanbul Projesi

7 Kişi   2 Soru

Proje Finansmanı

44 Kişi   2 Soru

Girişimcilik

3694 Kişi   363 Soru