Bilmek istediğin her şeye ulaş

Hamide Polat, 

İnsan Kaynakları

Mutluluk bilgiyle kazanılır...

Haziran 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

Bir kuş sahibi olunduğunda onunla ne kadar vakit geçirmek gerekir?

Bir papağan sahibi olarak söyleyebilirim ki, çok. Çift olarak değilde tek besliyorsanız kuş evden bir bireyi kendine eş seçecektir. Tek yaşıyorsanız kaçınılmaz eş sizsiniz. =) Kuşu sürekli kafesinde tutmamalısınız muhakkak her gün uçmalı. Aksi halde vücutları yağlanıyor. Bu da ömürlerini kısaltmak demek. Beslenmesine dikkat etmek zorundasınız meyve ve sebze de yemeli kendi yemine ek olarak. Yoksa tüylerde dökülme güçsüzlük görebilirsiniz. Azgınlık dönemlerinde tüylerini yolacaktır, agresifleşecektir. Arada banyo yapmaları rahatlamalarını sağlıyor. Banyo alışkanlığı edindirmeye bakın. Rüzgarda soğuk yerde bırakmamaya özen gösterin. Kemirmeyi pek seven dostlarımızı kablo, mobilya, telefon, kumanda, kıyafet, priz vb yerlerden de uzak tutmak gerekiyor. Uzun süre eve gelmeyecekseniz muhakkak bir tanıdığınıza bırakın maması suyu bitebilir. Dışarı çıkmak için kafesin arasına kafasını sokmaya çalışıp ölebilir... Kuşla ilgilenmezseniz bir süre sonra agresifleştiğini tüylerini yolduğunu görebilirsiniz. Maalesef bu küçük dostlar sürekli kendileriyle ilgilenilsin istiyor. Evde olmadığınız süre zarfında radyo yada hazırladığınız playlist sizi kurtarabilir. Ben evde olmadığımda klasik müzik ya da rock dinletiyorum pek seviyor kendisi. =) Unutmayınız ki evcil dostunuz kendini evin bir bireyi olarak görüyor dolayısıyla öyle davranılmasını istiyor kendisine. =) Bir alıştılar mı tam bir baş belası oluyorlar o ayrı mesele =).
Vakit olarak tam saat verilmez elbet şöyle diyebiliriz. Müsait olduğunuz süre zarfında yanınızda olsun hep. Konuşun bir şeyler söyleyin. Meyve sebze ekmek bisküvi falan verin. Pek severler. İş yaparken omzunuzda durabilir ya da rafta ya da durmak istediği yerde. :)
Haziran 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

Diyanet molla alımlarına başlamış, yakında kadı alımlarına da başlarlar. Bu, şeriata bir adım daha yaklaşma değil midir? Yığınla öğretmen atanamazken bu mollaların da maaşlarını vergilerimizle ödememiz sizce doğru mudur?

Mele (dinî unvan)

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Mele,Türkiye'nin doğu ve güneydoğusunda gayriresmî olarak imam görevi yapan çoğunlukla Kürt din âlimi.Molla sözcüğü ile akraba olan mele isminin,melle veya mala şeklinde telaffuzlarına da rastlanır. Günümüzde yaklaşık 1000 civarı olduğu düşünülmektedir.
[1]
[2]
Mele olarak yetiştirilecek kimseler küçük yaşta (genellikle 13 civarı) yerel imkanlarla kurulmuş ve medrese olarak adlandırılan okullarda, çoğunlukla yatılı olarak, eğitime alınırlar.
[1] Geniş bir yelpazeyi kapsayan derslerin çoğunluğu Arapça olarak verilir.
[1] Nahuser (Arapça gramer), silsile-i kutup,Fars ilmi,mantık,mecaz ve belagat gibi dersler verilir. Okuldaki öğrenciler arasında sıkı bir kıdem hiyerarşisi mevcuttur. 20 yaşına gelen öğrenciler mele olarak mezun olurlar.
[1]
Günümüzde çoğunluğu Diyarbakır,Van,Muş,Bitlis,Siirt ve Bingöl'de olmak üzere az sayıda okul kalmıştır. Bu okullarda yaklaşık 15-20 öğrenci aynı anda eğitim görebilmektedir.
-------Diyanet İşleri Başkanlığı, İlim ve Medrese ehline istihdam sağlamak amacı ile 30 yaş ve üstü kişiler için bir mülakat yapmıştı. Bu mülakat sınavının üstünden uzun zaman geçmesine rağmen hala sonuçlar açıklanmadı.
Sitemize gelen yoğun mesajlar, bu sınavın sonuçlarını merakla bekleyenlerin sayısının oldukça fazla oldğunu gösteriyor. Bizde bu arkadaşlarımıza bir nebze olsun onların bu sitresine ortak olmak adına yetkili bazı arkadaşlarla görüşmeler yaptık. Bu görüşme sonucunda kessin bir tarih verilmemekle beraber çok yakın tarihte sonuçların duyurulacağı bildirildi. Sonuçları heyecanla bekleyen arkadaşlara sabır ve tevekkülü tavsiye eder, sonuçların açıklandığı an itibariyle sitemizde sonuçları öğreneceğiniz linki bulabileceğinizi hatırlatıyoruz. BU KONU 2012 DE ORTAYA ÇIKTI ŞİMDİ Mİ AKLINIZA GELDİ ÜLKE KARIŞINCA ŞER ODAKLARINCA, İNSAN OLMAK ZOR İŞ.

Mayıs 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

İnsan yeteneklerini mutlaka değerlendirmeli midir?

Para kazanacaksa değerlendirmelidir.
Mayıs 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

Neden ağlarız?

Kaynağada bakarsınız : D kaynak: pavlovspartner.com/insanlar-neden-aglar-neden-aglariz/
Neden Ağlarız? İnsanlar Neden Ağlar?
Hepimiz doğar doğmaz ağladık. Bazen meme istediğimiz zamanlarda gelmedi, yine ağladık. Annemiz-babamız bizden biraz uzaklaşsa, geri dönmeyecekler sanıp ağladık. Çocukken defalarca düştük ağladık. İstediğimiz başarıyı elde edemeyince, birisi canımızı yaktığında, kalbimiz kırıldığında, bize veya sevdiğimiz birine bir şey olacak diye korktuğumuzda, sevdiğimiz canlıları kaybettiğimizde ağladık ve ağlıyoruz. Bazen haykıra haykıra, bazen de usul usul. Peki ağlamalarımız arasında fark var mı? Ağlamanın altında yatan dinamikler neler?Neden ağlarız?
Psikoloji ve nörobilim profesörü Robert R. Povine ‘
Curious Behavior: Yawning, Hiccupping, and Beyond’ adlı kitabında, bu sorulara cevap arıyor. Provine’e göre ağlamak gerektiği kadar önemsenmeyen ve hatta kötü bir davranış olarak tanımlanabilen fakat iç dünyada yaşananlar hakkında derin bilgiler veren bir davranış. Provine ağlamanın altında yatan nedenlerin yaşa göre değiştiğini belirtiyor:

“Yetişkin olunca ağlamalar seyrekleşir ve daha sakin bir hal alır; hıçkıra hıçkıra ve iç çekerek ağlamak yerine çoğunlukla sadece gözyaşı dökersiniz. Ve yetişkinlikte ağlamalara neden olan travma fiziksel olmaktan çok duygusaldır. Buna karşın, niyetli veya niyetsiz, fiziksel veya duygusal nedenli, yetişkin veya çocuk olarak ağlamanın anlamı aynıdır: “Yardıma ihtiyacım var”. Paradoksal şekilde, yardım çağrısı olan yetişkin ağlamaları daha sessiz ve mahremdir; genellikle evde ve özel birinin varlığında gerçekleşir. Kendini durdurma sisteminin gelişmesi yetişkinlere nerede ve ne zaman ağlayacağına karar verme şansı sunar. ”

İnsan DavranışlarıProvine’e göre ağlamak ve gülmek birbirini tamamlayan davranışlar. Bu yüzden Provine, bizi -ağlamanın fizyolojisini daha iyi anlamak için- ağlamayı ve gülmeyi beraber düşünmeye davet ediyor:

“Araştırmacılar tipik bir ağlama veya gülmenin olup olmadığını tartışabilirler, ancak ben ağlama ve gülme sesleri arasındaki keskin farkı bilmenin, bu davranışları analiz etmeye yetecek bilgiyi sağladığını düşünüyorum. Ağlamak uzun süreli, sesli ve saniyede bir sıklıkla nefes alışverişine neden olan bir davranıştır. Bir bebeğin ‘ıngaaa’sını düşünelim. Ağlayışlar saniyede bir sıklıkla tekrarlanır, bu süre bir nefes alma-verme döngüsünün süresidir. Buna karşın, gülmek uzun süreli olmayan, genellikle sesin dışarı verildiği (‘hahaha’ gibi) bir davranıştır, her hecenin (‘ha’) söylenmesi saniyenin on beşte biri kadar sürer ve saniyenin beşte biri sürede bir tekrarlar. ”

Ardından ağlama ile gülmenin ilginç bir ortak özelliği olan irade dışı yoğun şekilde kullanılmasını (perseverasyon) açıklıyor:

“İki davranış için de bir kapatma düğmesi yoktur. Hem bebekler hem yetişkinler için ağlamamaya çalışmak başlayan ağlamayı durdurmaktan daha kolaydır. Çoğu zaman ağlamak daha fazla ağlamaya neden olur. Aynı şekilde gülmek de daha fazla gülmeye neden olur. Örneğin, komedi kulüplerinde ana gösteriden önce izleyicileri alıştırmak için başka komedi gösterileri sunarlar, bir süre sonra o kadar da komik olmamasına rağmen kontrolsüzce güldüğünüzü fark edersiniz. İşin özü, istemli kontrol sadece ağlamayı veya gülmeyi başlatmada ve bitirmede görülür diyebiliriz. ”
İnsan DavranışlarıProvine son olarak, duygusal gözyaşlarının işlevini sorgular. Eğer hıçkırarak ağlamak yardım çağrısına evrilmişse, sessizce dökülen gözyaşlarının evrim geçirmesinin nedeni nedir? Kimilerine göre, sessizce dökülen gözyaşları bedenin antiseptiği olan ve gözü temizleyen lizozim maddesi içerir. Provine bu durumu farklı bir nedene dayandırıyor:

“Yapılan birçok araştırma sonucu göz yaşındaki Sinir Gelişim Faktörü (SGF) nün iyileştirici fonksiyonu olduğunu göstermektedir. Gözyaşında, korneada ve gözyaşı bezlerinde toplanan SGF kornea yaralanmasından sonra artar, bunun nedeni SGF’nin iyileşme sürecinde önemli rol oynamasıdır. SGF kuru gözdeki gözyaşı üretimini arttırarak, korneal ülserin iyileşme sürecini de kolaylaştırdığı öne sürülmektedir. Şu anda kanıtlanmamış bir bilgi olmasına rağmen, ben gözyaşını tetikleyen SGF’nin hem sinyal veren hem de düzenleyen bir antidepresif etkisi yarattığını düşünüyorum.

Duygusal olmayan iyileştirici gözyaşlarının gözlerdeki bir travmayı, fiziksel agresyon yaratan düşmanların durdurulmasını veya kabile üyelerinin korunması gerektiğini gösteren bir sinyal olduğu söylenirmiş. Bu ilkel sinyal, ritüelleştirme aracılığıyla hem fiziksel hem de duygusal bir acının işareti olmaya evrilmiştir. Bu evrimsel senaryoda, duygusal gözyaşlarının görsel ve -hatta- kimyasal işaretleri göz merceğinin çalışma ve iyileştirme sürecinde ortaya çıkan gözyaşı salgılarının ikincil sonucu olduğu söylenebilir. ”

Uzm. Klinik Psikolog Cansu Torun
Mayıs 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

Üniversiteler bilim yuvası mıdır yoksa yüksek liseler midir?

Genellenemez.
İlim irfan öğrenmek bireyin kendisinde bitiyor.
Zorla tek taraflı aktarım söz konusu değil.
Mayıs 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

İyi bir kariyer için ne yapılması gerekir?

Dil bilmek ve global düşünmek
Şubat 2016

Hamide Polat bir yanıt verdi.

En son okuduğunuz kitap hangisidir?

Beyaz Gemi - Cengiz Aytmatov
Şubat 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

Tam olarak ne olduğunu kestiremediğim düşünceler benim içimi çok sıkıyor, hayattan soğutuyor, kendimi değersiz hissettiriyor. Sizce bu düşüncelerden nasıl kurtulurum?

Bu kadar ucu açık bir sorunun cevaplanacağını düşünüyor musunuz? İçinizi sıkan ne, yakın zamanda sizi etkileyecek bir olay yaşadınız mı, değersiz hissetmenizin sebebi öz bakım eksikliğiniz dahi olabilir. Daha açıklayıcı olmalısınız ki daha nokta atışı cevaplar alasınız.
Şubat 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

İnsan yeteneklerini mutlaka değerlendirmeli midir?

Yani. Bu bir tercih meselesi. Kimi zenginliğine zenginlik katmak ister, kimi de hazırdan yemek. Nasıl uyarsa.
Şubat 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

Bu sene sınava gireceğim. Tercihim yabancı dilden yana. Mütercim tercümanlık, çeviribilim gibi bölümler nasıl? Çok zorlanır mıyım okurken?

Turkiyenin herhangi bir üniversitesinden bom boş bir öğrenci olarak çalışmadan, mezun olabilirsiniz. Ama üniversite bittiğinde donanım sahibi olayım derseniz en kolay girilen bir üniversitede bile zorlanirsiniz. Ki doğrusu da budur. Demem o ki; zorlanın ve iyi bir tercüman olarak mezun olun. Asla iş bulamama sorununuz olmaz, akademik olarak ta önü açıktır ayrıca. Hiç düşünmeyin, an itibarı ile sertifikalı bir çevirmen 0,10 cent ile 0.30 cent arası ücret talep ediyor kelime başı. İşin zorluk derecesine göre. Daha taptaze bir olay yaşadım geçen hafta. İngilizce bir çağdaş romanı hem günümüz Türkçesine hemde tarihsel fransızcaya çevirmesini istediler bir arkadaşımdan. Türkçeyi 0,10 centten yaptı ama tarihsel Fransızcaya 0.60 cent istedi kelimesine. Ve telefondaki müşterisi fahiş bir fiyat olmasına rağmen hemen kabul etti fiyatı. Sertifikaya bağlanmış (onaylı) bir çevirmen bulmak için bir kaç yere telefon açın çeşitli dillere fiyat isteyin ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Ocak 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

Eski nesille yeni nesil arasındaki teknolojik bilgi uçurumunun yeni nesil üzerindeki olumsuz sonuçları nelerdir?

Teknoloji geçmiş nesillerin bize bir armağanıdır. Sanırım bizim eksikliğimizden bahsediyorsun. :)
Ocak 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

En çok neye tahammül edemezsiniz?

Pişkinliğe...
Ocak 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

En çok neye tahammül edemezsiniz?

Bir kızın; 3 yaşında çocuk triplerine girerek konuşması...
Ocak 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

En çok neye tahammül edemezsiniz?

İnsanların yere tükürmesiyle oluşan manzaraya.. :(
Ocak 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

En çok neye tahammül edemezsiniz?

Ne istediğini bilmeyen ve sadece kendini düşünen bencil insancıklara.
Ocak 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

En çok neye tahammül edemezsiniz?

Yurtta SİFONUN ÇEKİLMEMESİNE ! Yurtta ve TÜM YURTTA!
Ocak 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

En çok neye tahammül edemezsiniz?

Emir komuta içinde hareket eden sivil görünümlü, sürü neferlerinin bilmiş bilmiş konuşmaları.
Ocak 2016

Hamide Polat bu yanıtı beğendi:

En çok neye tahammül edemezsiniz?

Milliyetçilikte mangalda kömür bırakmayıp da Mc Donald's'dan yemek yeyip Coca Cola içenlere üstüne bir de utanmadan Che tişörtü giyenlere. Öyle tipleri gördüğümde dayanamıyorum.
Ocak 2016

Hamide Polat bir yanıt verdi.

Hiç atmaya kıyamadığınız eşyalarınız var mı? Varsa nelerdir?

Ortaokulda aldigim sirt cantam. Fermuari bile calisiyor.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

İnsan Davranışları

3826 Kişi   962 Soru

Stres

221 Kişi   24 Soru

Psikoloji

2898 Kişi   966 Soru

Muhabbet

2150 Kişi   2356 Soru

Eğitim

4349 Kişi   644 Soru

Kişisel Gelişim

2065 Kişi   155 Soru

Geyik Muhabbeti

1433 Kişi   816 Soru

Genel Kültür (Muhabbet)

3669 Kişi   280 Soru

Yemek Kültürü

853 Kişi   86 Soru

Mekan Önerileri (İstanbul)

823 Kişi   69 Soru

Meslek Seçimi

810 Kişi   94 Soru

Müzik Grupları

381 Kişi   65 Soru

Yabancı Filmler

936 Kişi   115 Soru

Yabancı Dil

1036 Kişi   103 Soru

İngilizce

797 Kişi   107 Soru

Kariyer

657 Kişi   92 Soru

Hayal Gücü

934 Kişi   42 Soru

Mesleki Eğitim

432 Kişi   26 Soru

Dil Eğitimi

566 Kişi   25 Soru

Özlü Sözler

436 Kişi   26 Soru

Öğrenme Teknikleri

731 Kişi   27 Soru

İnsan Kaynakları

160 Kişi   49 Soru

İş Hayatı

2450 Kişi   325 Soru

Gerçek Hayat

840 Kişi   102 Soru

Yaşam

1220 Kişi   398 Soru

Bilgisayar Programları

1836 Kişi   180 Soru

Dinler

1121 Kişi   329 Soru

Felsefe

1943 Kişi   501 Soru

Edebiyat

978 Kişi   204 Soru

İnsan İlişkileri

1038 Kişi   129 Soru