Bilmek istediğin her şeye ulaş

Portakallı Ördek, 

İngilizce Öğretmeni

"Güzel ama İngiliççe."

Temmuz 2018

Portakallı Ördek bu yanıtı beğendi:

Okullarda zorunlu Osmanlıca dersinin getirilecek olmasının maksadı neler olabilir?

İlber çokça yanıtladı bunu. Osmanlıca dil değil bir ağızdır. Jargondur.
Konuşurken Türkçenin ağdalı halidir. Ağızda yuvarlanır.
Yazarken Arap ve Fars karışımıdır.
Latin alfabesi bile daha çok yakındır Türklere 1000 kar daha fazla.
Gelelim zorunlu osmanlıca dersine. Eğitimin içine etmektir. Kafaları boşuna mesgul etmektir.
Tarihçi için gereklidir arabın alfabesi. Her Türk için gerekli değildir.
Temmuz 2017

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Hem İngilizce'de hem de Türkçe'de ortak bulunan kelimeler hangileridir?

Bunu ezbere bilen yoktur, tamamını sayan da yoktur bence. Üstüne üstlük ortak kullanılan değil de, İngilizceden bizim dilimize, aynı şekilde Türk dillerinden İngilizceye bir şekilde girip kendini kabul ettirmiş kelimeler diye bahsedilebilir. Radyatör mesela, mutlaka Türkçe bir açıklama bulunur ama tek kelime halinde Türkçe bir karşılığı yok. Harf değişikliğiyle almışız kelimeyi. Soru olarak yönlendirmek yerine internette basit bir aramayla genel bir fikir edinilebilir, fakat zannetmiyorum ki TAM bir liste bulunsun.
Aralık 2016

Portakallı Ördek bu yanıtı beğendi:

Bu site ne zaman ilk gün ki gibi gerçek sorularla daha iyi bir hale gelir? İyi tavuk nasıl kızartılır böyle bir soruyu insan neden sorar? Bu soruları soran bir milletten CERN laboratuvarındaki gibi bilinmeyenleri nezaman sormaya başlarlar?

İlk günlerdeki sorular bence daha gerçekdışıydı. Tavuk konusunu ben fena bulmuyorum yemek ağına sınıflandırıldıkça, tabi tavuk da en azından köy tavuğu olmalı, yamyam tavuk yemek istemiyoruz sonuçta. Bu millet, bir ihtimal, aşağı yukarı dörtyüz sene sonra bilimsel bilinmeyenleri sorgulamaya başlayabilir.

Aslında siz devlet olarak istediğiniz an milletin daha gerçek sorularla ilgilenmesini sağlayabilirsiniz. Bilimsel bazlı eğitim politikaları üreterek işe başlayabilirsiniz. İnsanlara daha yoğun bilim eğitimi verirseniz bile bir kısmı bilime yönelecektir.

Devletin reisi çıkıp herkes sicim teorisini öğrenecek, bir sonraki mitingimde sınav yapacağım dese ve teoriyi öğrenmeyenlerin ihbar edilmesini teşvik etse ne olurdu acaba?
Aralık 2016

Portakallı Ördek bir yanıta alt yorum yaptı

@ugurcmk bende Kindle'ın eski modellerinden biri var, sanıırm Kindle 4 falan. Arka ışığı yok, dokunmatik değil, wifi olayı prototip olarak var vesair. Memnun muyum? Evet. İnternette bir çok kitap bulmak mümkün. Devasa arşivler var hatta biraz deşilirse. Ben bulduğum arşivlerden daha birini bile bitirebilmiş değilim -ki çok kitap okuduğumu düşünürüm.- Kindle'ın tek sıkıntısı, düşük modelleri PDF'leri ya açmıyor ya da o kadar yavaş ve kalitesiz açıyor ki PDF formatı kullandığınıza pişman oluyorsunuz. Metin dosyası da aynı şekilde. Epub hiç açmıyor, ille de MOBI formatında olması lazım. Düzgün bir MOBI converter da bulamadım, olanlar da paralı. Şimdiye kadar da Amazon'dan kitap almış değilim, dediğim gibi elimde çok kitap var.

Ekran kalitesine gelirsek de ben kendi adıma Kindle ve Kobo Reader'lar arasında hiç bir fark görmüyorum. Tablet gibi bir şey zaten beklememek lazım zira bu aletlerin olayı ekranlarının olabildiğince az göz yorması ve kağıt hissiyatını vermesi. Zaten e-ink teknolojisi kullanıyorlar. Kobo kullanmadım ben de ama almak istediğim için devamlı araştırıyorum, muadili olan Kindle modelleriyle karşılaştırıyorum. Kindle'da en büyük sıkıntı Amazon'un Türkiye'ye elektronik cihaz yollamaması ve her türlü ikinci parti üzerinden cihazı almak zorunda olmaktı eskiden. Sanırım şu an alınabilecek yerler var ama zannetmiyorum direkt Amazon'un hizmeti olduğunu.

Şu iki modeli karşılaştırmanızı öneririm mesela; Amazon Kindle Voyage ve Kobo Aura One. Kindle 900 Kobo 860 Lira-yuvarlak hesap- İkisinin de desteklediği formatlar aşağı yukarı aynı, bir çok özellikleri aynı, fakat Kobo hem hafıza kapasitesi olarak, hem de ekran boyutu ve çözünürlük olarak daha üstün bir cihaz, üstüne üstlük Kobo Aura toz ve suya(hadi mantıklı olalım, ufak tefek kazalara ve neme) dayanıklı. Bir alt modeli -100 lira daha ucuz olan- Kobo Aura H2O'da da aynı özellikler var ve yine Kindle Voyage'dan üstün benim gözümde. Artı Kindle'ın aksine direkt D&R, İdefix gibi gidip muhattap olabileceğiniz yerlerde satılıyor; bunu getirisi olarak da D&R ve İDefix'ten e-book alışverişi imkanınız oluyor, bir de telefon ve Windows uygulamaları falan var ama onun detayına bakamadım kurcalayıp.

Velhasılı kelam, baya ürün incelemesi yazmış gibi oldum hemen özetliyorum; kullandığım Kindle'dan memnunum ama ekstra harcayacak param olsaydı beklemez Kobo Aura One alırdım zira resmen evladiyelik bir cihaza benziyor.
E-book'ta işaretlemek ve bu işaretli kısımların notlarını tutmak çok kolay ve sağlıklı oluyor. Normal kitaplarda da benim çözümüm kitapla birlikte sarı renkli bir işaretleyici (marker şu fosforlu olanlarından) taşımam oluyor. Not almak istediğim yerleri bu işaretleyici ile çiziyorum. Kitabı komple bitirdikten sonra da sayfalara hızlıca göz atıp işaretlediğim yerleri tekrar okuyorum. Deftere yazmaya çalıştım bir süre ama daha sonradan bu iş bana çok hammaliyetli geldiği için bıraktım. Şimdi notlarımı bilgisayar üzerinde tutup, etiketleyebileceğim ve lazım olduğunda daha hızlı ulaşabileceğim bir sistem arıyorum. Evernote vb gibi. . .
Aralık 2016

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Üniversitelerin muafiyet sınavlarında ne tür sorular ağırlıktadır?

Hazırlık muafiyet sınavları genel olarak; Gramer, okuma, dinleme ve yazma kısmından oluşur.

Gramer kısmında o dildeki genel gramer bilginizin ölçülmesi amaçlanır. Okuma kısmında o dilde yazılan bir metni okuma/anlamaya yönelik sorular çıkar. Dinleme kısmında kesin şunu şunu yapıyorlar diyemem ama size dinlemeniz gereken bir parça verilir; dinledikten sonra belli test soruları cevaplamanız istenebilir, dinleme-not alma yapılması istenilebilir veya boşluk doldurma & açık uçlu sorular cevaplamanız istenir. Yazma kısmında size bir veya birden fazla konu verilir; verilen konu hakkındaki düşüncelerinizi, onaylayıp onaylamadığınızı belli sayıda kelime sınırları içerisinde -genelde bir sayfa- anlatmanız istenir.

Üniversiteye, üniversitenin eğitim kalitesi ve eğitim diline göre konuşma sınavı da olabilir, bundaki genel uygulama da yine yazma sınavlarında olduğu gibidir. Belli başlı temel sorulardan sonra bir konu verilir veya tamamen oradan buradan genel bir konuşma da yapılabilir. Burada amaç konuya hakimiyeti değil, dile hakimiyeti ölçmek ve kişinin o dilde kendini ifade edip edemediğini değerlendirmektir.
Aralık 2016

Portakallı Ördek bu yanıtı beğendi:

Bu sene sınava gireceğim. Tercihim yabancı dilden yana. Mütercim tercümanlık, çeviribilim gibi bölümlerde okurken çok zorlanır mıyım?

Bu soruya cevap verebilmem için sizin yabancı dille olan geçmişinizi, lise eğitiminizi, yabancı dil seviyenizi ölçen bir sınavın sonucunu ya da enazından güncel olarak sahip olduğunuz yabancı dil bilginizi, hangi okulu yazmak istediğinizi, hangi mesleği yapmak istediğinizi, spesifik olarak hangi bölüme gitmek istediğinizi bilmem faydalı olurdu fakat genel olarak önce şunun ayrımını yaparak başlayabilirim:
Mütercim- Tercümanlık, Çeviribilim ve Dil-Edebiyat bölümleri arasında fazlasıyla fark vardır. Her ne kadar Türkiye'de bazı üniversiteler haricinde bu farkı gözeten pek bir üniversite olmasa da -Hepsi yabancı dille alakalı nolacak.. Vs gibi bir yaklaşım varsa bundan vazgeçilmelidir. Her bölüm farklı yetkinlikler gerektirir.
Çeviribilim bölümünde ağırlıklı olarak sözlü ve yazılı çevirinin teorisi üzerinde durulur. Yani Mütercim ve Tercumanların çevirdikleri metinleri dilbilim, felsefe, edebiyat, göstergebilim vgibi alanları temel alarak inceleme, otopsi etme amacı güder. Fazlasıyla kuramsaldır, bölümü bitirdiğinizde bir çevirmen değil çeviri kuramcısı olursunuz. Bir ressam değil; bir tablo koleksiyoncusu ya da sanat eleştirmenisinizdir.
Mütercim-Tercümanlık bölümünde ise yine çeviribilim ve kuramları üzerine dersler alırsınız fakat hedefiniz çeviri uygulaması konusunda daha aktif bir dönem geçirmektir. Çeviribilimciler, dilbilimciler ve teorisyenlerin eleştiri ve teknik bilgilerinden faydalanırsınız ama nitekim amacınız tercüme edilen metinleri dil, göstergebilim ya da yapısökümcülük kuramlarıyla betimlemek değil, betimlenecek olan metinleri hayata getirmektir - tabii bunun için kaydadeğer bir tercuman olmanız gerekli-
Dil- Edebiyat bölümü ise fazlasıyla kapsayıcıdır. Hem dilbilim, hem çeviribilim, hem dünya edebiyatı, hem dil psikolojisi, hem kuram eleştirisi, hem gramer üzerine sizi donatır. Bazı dilleri öğrenmek ve edebiyatlarına, kültürlerine hakim olmak için 4 ya da 5 yıl yeterli değildir. Üniversitelerin de böyle bir iddiası yoktur zaten. Japonca, Çince, Rusça gibi diller, özellikle de Çince ve Japonca hem alfabesi hem de edebiyat tarihi ile en zorlayıcı olanlardandır. Mutlaka ekstra çaba ve o coğrafyada bir süre yaşamayı gerektirir. Velhasıl dil-edebiyat okuduktan sonra hangi alana yöneleceğiniz size kalmış. Çeviri de yapabilirsiniz, herhangi bir şirkette de çalışabilirsiniz, garsonluk da yapabilirsiniz.Formasyon alıp öğretmen olurum diyorsanız lütfen İngilizce Öğretmenliği okuyunuz -ataması çok oluyor diyorlar- :)
Aralık 2016

Portakallı ÖrdekValar Morghulis kişisini takip etmeye başladı

Valar Morghulis, Öğretmen, @valar_morghulis

Aralık 2016

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Eğitim hayatınızda karşılaştığınız sorunlar, problemler nelerdir?

Öğrenciyken; verilen eğitimin, içeriğin boşluğu, eğitimcilerin neredeyse her konuda yetersizliği, imkan azlığı, yanlış yönlendirme, sistemin bir türlü oturmaması ve saçma sapan sistemlerin yine saçma sapan sistemlerle değiştirilmesi, şahsen maddi açıdan problem çekmedim -orta gelirli aileden (emekli çocuğu) geliyorum, tamamen geri ödemesiz başarı bursu/yurt imkanı olması sebebiyle- ama ihtiyacı olan öğrencilere verilmeyen imkanlar, torpil.

Şu an öğretmenim; aynı problemlere artı olarak, ailelerin çocuklarını şımartması, kötü örnekler yüzünden ve artık işin iyice ticarete dönüşmesi yüzünden öğretmene neredeyse hiç gösterilmeyen saygı, öğretmen olma/alma kriterlerinin saçma sapanlığı, atamalardaki eşitsizlik/torpil.
Aralık 2016

Portakallı Ördek bu yanıtı beğendi:

Kadınlar arada küfür etse ya da argo konuşsa rahatsız olur musunuz? Bir kadının küfürlü konuşması kötü bir şey midir?

Eyvallah abi! Birileri (üzgünüm soruya istinaden ve kadınlığım tuttuğundan) amk erkeklere haddinden fazla paye vermiş, annadın mı? Onların ağzına her şey yakışıyor da kadınlara hiçbir şey yakışmıyor.
Arkadaşım incelik ve kibarlık herkese yakışır kadını erkeği yok bunun. İnsan oldun mu sıkıntı olmaz. Haaa herkes gibi kadın da bazen daralır, yetemez etrafında duyduklarından patlatıverir. Öfkesine göre de değişir. Ya toptan silin ya da eğer rahatlatıyorsa kızlı erkekli devam. Benim oyum silmekten yana ama . . .
Aralık 2016

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Kitap okurken not almak istediğim kısımlar okuyor. Kitabı bir daha okuyup notları yazarım diyorum ama kitabı okuyamıyorum. Notları alsam da karmaşık oluyor. Sizin bu konudaki çözümünüz nedir?

Kitaplarım benim için fazlasıyla kıymetli olduğundan hemen soruya atlıyorum.

Sayfaların köşelerini küçükken kıvırırdım ama hiç hoş olmuyor kitaba zarar veriyor. Bahsettiğimiz kitap eğer ders kitabı veya o tarz bir kitap değilse, satırların altını çizenleri -hele hele fosforlu kalemlerle- zerre kadar anlayamıyorum, hatta kendilerine agresif duygular besliyorum. Kitapları kanırtarak okuyup güzelim ciltlerini, bellerini kıranları bükenleri sinirle izliyorum. Bu sebeple de nasıl kitap okuduğunu bilmediğim kimseye tek kitabımı vermem.

Not tutma olarak; genelde yanımda sırf bu iş için ayırdığım bir defter oluyor. O deftere o anda okuduğum kitabın başlığı, yazarı vesaireyi başlık olarak atıp altına sayfa numaralarıyla beraber yazıyorum not almak istediğim kısımları. Aynı anda birden fazla kitap okumayı sevmediğim için de sıkıntı olmuyor, okursam da ayrı sayfalar ayırıyorum. Aşağıdaki cevaplara yaptığınız yorumlardan anladığım kadarıyla hareket halinde okuyorum demişsiniz; doğal olarak yazmak biraz sıkıntı olacaktır. Ona da çözümüm; zannediyorum ki bir akıllı telefon -olmasa da kamerası olan bir telefon- kullanıyorsunuzdur. Notlar uygulaması varsa oraya yazabilirsiniz, çok vakit aldığını düşünürseniz de, kamerayla o sayfanın resmini çekmek en güzel yöntem. Şahsen ben fotoğrafını çekiyorum defterim yanımda yoksa veya çok vakit aldığını düşünürsem, ve bu tarz fotoğraflar için ayrı bir dosyam var. Daha sonra da boş vaktimde deftere geçiriyorum, böylelikle notları tekrar gözden geçirmiş oluyorum.
Aralık 2016

Portakallı Ördek bir yanıta alt yorum yaptı

@ugurcmk Kindle kullanıyorum ama Kobo öneririm. Muadili Kindle'lardan daha ucuz fiyatı (her türlü ikisi de pahalı) artısı ise su ve toz geçirmeyen modellerinin olması ve D&R'la anlaşmalı sanırım o sebeple Türkçe kitaplara erişim de daha fazla.
E-book'ta işaretlemek ve bu işaretli kısımların notlarını tutmak çok kolay ve sağlıklı oluyor. Normal kitaplarda da benim çözümüm kitapla birlikte sarı renkli bir işaretleyici (marker şu fosforlu olanlarından) taşımam oluyor. Not almak istediğim yerleri bu işaretleyici ile çiziyorum. Kitabı komple bitirdikten sonra da sayfalara hızlıca göz atıp işaretlediğim yerleri tekrar okuyorum. Deftere yazmaya çalıştım bir süre ama daha sonradan bu iş bana çok hammaliyetli geldiği için bıraktım. Şimdi notlarımı bilgisayar üzerinde tutup, etiketleyebileceğim ve lazım olduğunda daha hızlı ulaşabileceğim bir sistem arıyorum. Evernote vb gibi. . .
Aralık 2016

Portakallı Ördek bu yanıtı beğendi:

Kitap okurken not almak istediğim kısımlar okuyor. Kitabı bir daha okuyup notları yazarım diyorum ama kitabı okuyamıyorum. Notları alsam da karmaşık oluyor. Sizin bu konudaki çözümünüz nedir?

E-book'ta işaretlemek ve bu işaretli kısımların notlarını tutmak çok kolay ve sağlıklı oluyor. Normal kitaplarda da benim çözümüm kitapla birlikte sarı renkli bir işaretleyici (marker şu fosforlu olanlarından) taşımam oluyor. Not almak istediğim yerleri bu işaretleyici ile çiziyorum. Kitabı komple bitirdikten sonra da sayfalara hızlıca göz atıp işaretlediğim yerleri tekrar okuyorum. Deftere yazmaya çalıştım bir süre ama daha sonradan bu iş bana çok hammaliyetli geldiği için bıraktım. Şimdi notlarımı bilgisayar üzerinde tutup, etiketleyebileceğim ve lazım olduğunda daha hızlı ulaşabileceğim bir sistem arıyorum. Evernote vb gibi. . .
Aralık 2016

Portakallı Ördek bu yanıtı beğendi:

Teknoloji ile sosyalleşir miyiz yoksa yalnızlaşır mıyız?

Bu sorunuza Atom örneğini vererek açıklamak istiyorum. ''Günümüzde kullanılan modern atom örneğinin babası ''John Dalton'' olarak kabul edilir.Atomun parçalanamayacağı fikrine ısrar etmiş, bu tezi de Albert Einstein tarafından çürütülmüştür.Atom üzerinde asırlarca yüzlerce bilim adamları çalışmış ve Alman kimyacılar uranyum çekirdeğini nötron bombardımanına tabi tutarak yaklaşık aynı boyda iki çekirdeğe bölmüşlerdir. Bu çalışmalar İkinci Dünya Savaşının yaklaştığı bir zamanda Alman kimyacıları tarafından yapılmaktaydı. Amerika Birleşik Devletleri, Almanların atom enerjisinden faydalanarak bomba yapabileceklerini düşünerek onlardan önce davranmak istediler. Savaşın başladığı yıllarda, birçok ülke ve bir çok bilim adamı, nükleer enerjinin akıl almaz gücünün bir bombaya dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğine ilişkin araştırmalarını sürdürüyorlardı. İngiltere’ye sığınan iki Alman bilim adamı , İngiliz Hükümeti tarafından iki buçuk yıl içinde, ilk atom bombasının yapılabileceğini duyurdu. İngiltere, yoğun şekilde bombardıman tehlikesiyle karşı karşı bulunduğundan, adada küçük bir tesis kurulacak, asıl büyük üretim ise, Kanada’da yapılacaktı. Amerikanın 1941 yılında savaşa girmesi üzerine, iki ülke, atom bombasına ilişkin projelerin ortak yürütülmesini kararlaştırdı. Atom bombasının yapımı için New Mexico eyaletinde atom bombası yapım merkezi kuruldu. Ve sonrası... Hiroshima ve Nagasaki'ye atılan bombalar ve milyonlarca insanın öldürülmesi... Günümüz de ise atom bombası en büyük tehdit aracı olarak kullanılıyor ve bu konuyla ilgili çok söze de gerek yok sanırım! Neticeyi özetlersek;
1-Giriş Bölümü: Atomu bulmak ve parçalamak.
2-Gelişme Bölümü: Enerji ve bir çok faydalı yerde kullanmak.
3-Sonuç Bölümü: Atom bombası.
-Şimdi size soruyorum, siz hangi bölümde olmak isterdiniz?
-Cevabın muhtemelen gelişme bölümü olacak.
Biz insanlar bir bıçağı domates doğramak için de kullanabiliriz bir insanı öldürmek için de...Ama kötü olan bıçağın keşfedilmesi değil onu amacı dışında kullanıp insan öldürmek.Umarım Faydalı olmuşumdur :)
Aralık 2016

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Bilim kurgu tarzında dizi önerileriniz nelerdir?

DOCTOR WHO!!!!

Eski seriyi benim gibi fanatikler izler sadece zannediyorum ki o sebeple hiç aramaya gerek yok. 50 yıllık dizi zaten eskiliği sıkar. Yeni seride de şu an 9. Sezonu bitti, yılbaşı bölümü gelecek, 10. Sezon da seneye çıkıyor sanırım. İlk 3-4 sezonu düşük bütçeli olmasından ötürü iç bayabilir kabul ediyorum ama sezondaki genel hikaye bütünlüğü ve ciddiyetle eğlenceyi bir araya getirmesi bence durumu dengeliyor. 5. Sezondan itibaren zaten giderek daha yüksek bütçeli bir hale gelmesi sonucu son sezonlarını izlerken, kendi adıma konuşmak gerekirse, kendimden geçerek izlediğim bir dizidir.

Aynı zamanda dizideki karakterlerin -Doktor'un yol arkadaşlarının- oynadığı iki adet spin-off dizisi var(dı)(Zira devam etmiyorlar).
  • Bunlardan Sarah Jane Adventures daha çocuklara yönelik İlk sezonuna baktım ve izlemedim açıkçası.
  • Torchwood daha ciddi, 4 sezon, fakat o da düşük bütçeli olduğu için sık sık gözleri devirmeye sebep olabilitesi yüksek. Son zamanlarda yeniden çekilmeye başlanabilirmiş gibi dedikodular duydum, umarım düzgün bir bütçeyle yaparlar öyle bir şeyi.
  • Amerikan izleyiciler için BBC'nin Amerika kanalında yayınlanan Class adlı yepyeni bir spin-off başladı. İzlemeye henüz fırsat bulamadım, nasıldır bilmiyorum ama Doctor Who izleyen arkadaşlarım neşeli neşeli izliyorlar onu da.
Aralık 2016

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

İngilizce'de en çok kullanılan kelimeler hangileridir?

Normalde sorulan soruya vikipediden link atmak huyum değildir fakat eğer sayfada denildiği gibi Oxford tarafından yapılmış araştırmalar baz alındıysa şu sayfaya bakılabilir.

en.wikipedia.org/wiki/Most_common_words...

Araştırmaya kaynak olarak direkt Oxford English Corpus sayfasını vermiş olduğundan teyit edemiyorum fakat kendi deneyimlerimden yola çıkarak en sık kulllanılan kelimelerin büyük çoğunluğu bunlar diyebilirim.
Ağustos 2016

Portakallı Ördek bu yanıtı beğendi:

Okullarda zorunlu Osmanlıca dersinin getirilecek olmasının maksadı neler olabilir?

Osmanlıca , Arapça, Farsça ve Türkçe kelimelerin karışımı çorbamsı , bir grup tarafınca kullanılan bir yapmacık suni bir dil olup, saray ve birkaç yazar şairin kullandığı bir dil olup, topluma gereksiz bir şekilde dayatılmadan başka bir anlam taşımaz.Gereksizlik diye özetlemek , saygısızlık olmaz sanırım.
Temmuz 2016

Portakallı Ördek bu yanıtı beğendi:

Aşk şehvetten doğan bir şey mi yoksa kişinin bizde oluşturduğu bir dürtü mü yoksa öğrenilmiş bir kavram mı?

Bana göre en kısa tanımı;

  • Yaşamım boyunca yapmak istediklerimi yapabileceğim insanı bulmaktır, Aşk.
Mayıs 2016

Portakallı Ördek bu yanıtı beğendi:

Üniversiteler bilim yuvası mıdır yoksa yüksek liseler midir?

Genellenemez.
İlim irfan öğrenmek bireyin kendisinde bitiyor.
Zorla tek taraflı aktarım söz konusu değil.
Nisan 2016

Portakallı Ördek bu yanıtı beğendi:

Okullarda zorunlu Osmanlıca dersinin getirilecek olmasının maksadı neler olabilir?

bir osmanlıca tartışmasıdır gidiyor. Fakültelerde,"Osmanlıca diye bir dil yok, 1928 kasımı öncesinde arap alfabesi ile yazılan eski türkçe" dir . Evet o dönem dilimiz ortadoğu dillerinden asimile oldu diyemedikleri için öyle diyorlar, ayrıca Osmanlı devletinde ,İbadet dili,eğitim dili,bürokrasİ dili,hukuk dili,tıp dili. Arapça üzerinden gelişmiştir,saray dili, edebiyat dili , askerlik dili ise arapçanın üzerine farsça üzerinden şekillenmiştir. Böyle bir dil en fazla ne kadar türkçeyse osmanlıca da en fazla o kadar türkçedir. Osmanlıda kadınların binde 7si okur yazardı. Bugün okur yazarlık oranı yüzde 80 lere gelmişse, bu laiklik sayesindedir. Osmanlı yönetiminde dinsel otorite egemendi. Osmanlıda okul 1831 tarihine kadar mecburi değildi.İlk defa 1831 tarihinde İstanbul nüfusuna kayıtlı kadın ve erkeğe ilk okul mecburi hale getirildi. Okul mecburi değil ama okuyan çok değerli o nedenle İstanbul nüfusuna kayıtlı erkekler 1914 1. Dünya savaşına kadar savaşa görürülmemiştir. Amaç okur yazar insanlar şavasta ölmesin. Okumaya insanlar ise her zaman ön saflarda olmuş bir nevi cehaletleri dolayısıyla kullanılmışlardır. Osmanlıca esasında benimsenen bir dil değildi. Çünkü bugüne kalmış türkülerdeki dili yani anadolu türkçesi konuşuluyordu, alfabe türkçeye çok uyumsuz olduğundan okumayı yazmayı hiç benimsenmedi. Son dönemlerinde bile okuma yazma oranı % 10 un altındadır. matbaa 270 yıl geç geldi derler, kime göre , hiç söylenmez, gayri müslimlere göre, ermeni kendi mesopyan alfabesi ile, rum yunan alfabesi ile, yahudi ibrani alfabesi ile yazıyordu adamların alfabesi zaten kendi dilinin alfabesi uyumsuzluk sorunları yok. Okur yazar kitle, matbaaları, gazeteleri bizden çok önce vardı. Müslümanlarda okuma yazma oranı çok düşük olduğundan basılan kitapları satacak kimse bulunamadı iflas etti. Matbaalar Kapandı. Osmanlılardan kalan belgeleri okuyacak adam zaten edebiyat fakültelerinde tarih, arşivcilik, türk dili edebiyatı gibi bölümlerde 90 yıldır yetiştirilmektedir. Eski belgeler okunamıyor söylemi yalandır.Osmanlıca sadece bir yazı dili değildir, arapça ve farsça dillerine hakimiyetiniz yoksa harfleri bilseniz de önünüze koyulan metni çözemezsiniz. Bu öyle lise öğrencisinin falan yapacağı iş değildir uzmanlık ister. Matbu yazıyı okusanız bile el yazısı okuyamazsınız. O dönem halkın bile benimsemediği bir yazı ve dil sisteminden bahsediyoruz. Osmanlıca dersinin getirilecek olmasının maksadı ise kendine profesörüm diyeni bir zatı muhteremin son günlerde yaptığı halkın cehaletini kutsallaştırmasıyla ilgili sözlerine bakmak gerek.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Web Siteleri

3314 Kişi   266 Soru

Eğitim

4309 Kişi   643 Soru

Genel Kültür (Muhabbet)

3640 Kişi   280 Soru

Kitaplar

3111 Kişi   269 Soru

Filmler

3368 Kişi   192 Soru

Oyun

117 Kişi   70 Soru

Muhabbet

2146 Kişi   2356 Soru

Geyik Muhabbeti

1431 Kişi   816 Soru

Kahve

60 Kişi   47 Soru

Kitap İncelemeleri

182 Kişi   13 Soru

Müzik

2955 Kişi   473 Soru

İnternet

2607 Kişi   541 Soru

Bilgisayar

2614 Kişi   443 Soru

Sinema

3228 Kişi   300 Soru

İnsan Davranışları

3807 Kişi   962 Soru

İş Hayatı

2435 Kişi   325 Soru

Teknoloji

1973 Kişi   585 Soru

Kadın Erkek İlişkileri

2187 Kişi   590 Soru

Yabancı Filmler

933 Kişi   114 Soru

Yabancı Dil

1030 Kişi   102 Soru

Aşk

1213 Kişi   294 Soru

Yaşam

1215 Kişi   398 Soru

Edebiyat

972 Kişi   204 Soru

Hayal Gücü

932 Kişi   42 Soru

İnsan İlişkileri

1032 Kişi   129 Soru

inploid

1193 Kişi   713 Soru

Bilgisayar Oyunları

801 Kişi   113 Soru

Arabalar

699 Kişi   192 Soru

Cep Telefonları

604 Kişi   224 Soru

İngilizce

791 Kişi   107 Soru