Bilmek istediğin her şeye ulaş

Portakallı Ördek,

İngilizce Öğretmeni

"Güzel ama İngiliççe."

Temmuz 2017

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Hem İngilizce'de hem de Türkçe'de ortak bulunan kelimeler hangileridir?

Bunu ezbere bilen yoktur, tamamını sayan da yoktur bence. Üstüne üstlük ortak kullanılan değil de, İngilizceden bizim dilimize, aynı şekilde Türk dillerinden İngilizceye bir şekilde girip kendini kabul ettirmiş kelimeler diye bahsedilebilir. Radyatör mesela, mutlaka Türkçe bir açıklama bulunur ama tek kelime halinde Türkçe bir karşılığı yok. Harf değişikliğiyle almışız kelimeyi. Soru olarak yönlendirmek yerine internette basit bir aramayla genel bir fikir edinilebilir, fakat zannetmiyorum ki TAM bir liste bulunsun.
Aralık 2016

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Üniversitelerin muafiyet sınavlarında ne tür sorular ağırlıktadır?

Hazırlık muafiyet sınavları genel olarak; Gramer, okuma, dinleme ve yazma kısmından oluşur.

Gramer kısmında o dildeki genel gramer bilginizin ölçülmesi amaçlanır. Okuma kısmında o dilde yazılan bir metni okuma/anlamaya yönelik sorular çıkar. Dinleme kısmında kesin şunu şunu yapıyorlar diyemem ama size dinlemeniz gereken bir parça verilir; dinledikten sonra belli test soruları cevaplamanız istenebilir, dinleme-not alma yapılması istenilebilir veya boşluk doldurma & açık uçlu sorular cevaplamanız istenir. Yazma kısmında size bir veya birden fazla konu verilir; verilen konu hakkındaki düşüncelerinizi, onaylayıp onaylamadığınızı belli sayıda kelime sınırları içerisinde -genelde bir sayfa- anlatmanız istenir.

Üniversiteye, üniversitenin eğitim kalitesi ve eğitim diline göre konuşma sınavı da olabilir, bundaki genel uygulama da yine yazma sınavlarında olduğu gibidir. Belli başlı temel sorulardan sonra bir konu verilir veya tamamen oradan buradan genel bir konuşma da yapılabilir. Burada amaç konuya hakimiyeti değil, dile hakimiyeti ölçmek ve kişinin o dilde kendini ifade edip edemediğini değerlendirmektir.
Aralık 2016

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Eğitim hayatınızda karşılaştığınız sorunlar, problemler nelerdir?

Öğrenciyken; verilen eğitimin, içeriğin boşluğu, eğitimcilerin neredeyse her konuda yetersizliği, imkan azlığı, yanlış yönlendirme, sistemin bir türlü oturmaması ve saçma sapan sistemlerin yine saçma sapan sistemlerle değiştirilmesi, şahsen maddi açıdan problem çekmedim -orta gelirli aileden (emekli çocuğu) geliyorum, tamamen geri ödemesiz başarı bursu/yurt imkanı olması sebebiyle- ama ihtiyacı olan öğrencilere verilmeyen imkanlar, torpil.

Şu an öğretmenim; aynı problemlere artı olarak, ailelerin çocuklarını şımartması, kötü örnekler yüzünden ve artık işin iyice ticarete dönüşmesi yüzünden öğretmene neredeyse hiç gösterilmeyen saygı, öğretmen olma/alma kriterlerinin saçma sapanlığı, atamalardaki eşitsizlik/torpil.
Aralık 2016

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Kitap okurken not almak istediğim kısımlar okuyor. Kitabı bir daha okuyup notları yazarım diyorum ama kitabı okuyamıyorum. Notları alsam da karmaşık oluyor. Sizin bu konudaki çözümünüz nedir?

Kitaplarım benim için fazlasıyla kıymetli olduğundan hemen soruya atlıyorum.

Sayfaların köşelerini küçükken kıvırırdım ama hiç hoş olmuyor kitaba zarar veriyor. Bahsettiğimiz kitap eğer ders kitabı veya o tarz bir kitap değilse, satırların altını çizenleri -hele hele fosforlu kalemlerle- zerre kadar anlayamıyorum, hatta kendilerine agresif duygular besliyorum. Kitapları kanırtarak okuyup güzelim ciltlerini, bellerini kıranları bükenleri sinirle izliyorum. Bu sebeple de nasıl kitap okuduğunu bilmediğim kimseye tek kitabımı vermem.

Not tutma olarak; genelde yanımda sırf bu iş için ayırdığım bir defter oluyor. O deftere o anda okuduğum kitabın başlığı, yazarı vesaireyi başlık olarak atıp altına sayfa numaralarıyla beraber yazıyorum not almak istediğim kısımları. Aynı anda birden fazla kitap okumayı sevmediğim için de sıkıntı olmuyor, okursam da ayrı sayfalar ayırıyorum. Aşağıdaki cevaplara yaptığınız yorumlardan anladığım kadarıyla hareket halinde okuyorum demişsiniz; doğal olarak yazmak biraz sıkıntı olacaktır. Ona da çözümüm; zannediyorum ki bir akıllı telefon -olmasa da kamerası olan bir telefon- kullanıyorsunuzdur. Notlar uygulaması varsa oraya yazabilirsiniz, çok vakit aldığını düşünürseniz de, kamerayla o sayfanın resmini çekmek en güzel yöntem. Şahsen ben fotoğrafını çekiyorum defterim yanımda yoksa veya çok vakit aldığını düşünürsem, ve bu tarz fotoğraflar için ayrı bir dosyam var. Daha sonra da boş vaktimde deftere geçiriyorum, böylelikle notları tekrar gözden geçirmiş oluyorum.
Aralık 2016

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Bilim kurgu tarzında dizi önerileriniz nelerdir?

DOCTOR WHO!!!!

Eski seriyi benim gibi fanatikler izler sadece zannediyorum ki o sebeple hiç aramaya gerek yok. 50 yıllık dizi zaten eskiliği sıkar. Yeni seride de şu an 9. Sezonu bitti, yılbaşı bölümü gelecek, 10. Sezon da seneye çıkıyor sanırım. İlk 3-4 sezonu düşük bütçeli olmasından ötürü iç bayabilir kabul ediyorum ama sezondaki genel hikaye bütünlüğü ve ciddiyetle eğlenceyi bir araya getirmesi bence durumu dengeliyor. 5. Sezondan itibaren zaten giderek daha yüksek bütçeli bir hale gelmesi sonucu son sezonlarını izlerken, kendi adıma konuşmak gerekirse, kendimden geçerek izlediğim bir dizidir.

Aynı zamanda dizideki karakterlerin -Doktor'un yol arkadaşlarının- oynadığı iki adet spin-off dizisi var(dı)(Zira devam etmiyorlar).
  • Bunlardan Sarah Jane Adventures daha çocuklara yönelik İlk sezonuna baktım ve izlemedim açıkçası.
  • Torchwood daha ciddi, 4 sezon, fakat o da düşük bütçeli olduğu için sık sık gözleri devirmeye sebep olabilitesi yüksek. Son zamanlarda yeniden çekilmeye başlanabilirmiş gibi dedikodular duydum, umarım düzgün bir bütçeyle yaparlar öyle bir şeyi.
  • Amerikan izleyiciler için BBC'nin Amerika kanalında yayınlanan Class adlı yepyeni bir spin-off başladı. İzlemeye henüz fırsat bulamadım, nasıldır bilmiyorum ama Doctor Who izleyen arkadaşlarım neşeli neşeli izliyorlar onu da.
Aralık 2016

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

İngilizce'de en çok kullanılan kelimeler hangileridir?

Normalde sorulan soruya vikipediden link atmak huyum değildir fakat eğer sayfada denildiği gibi Oxford tarafından yapılmış araştırmalar baz alındıysa şu sayfaya bakılabilir.

en.wikipedia.org/wiki/Most_common_words...

Araştırmaya kaynak olarak direkt Oxford English Corpus sayfasını vermiş olduğundan teyit edemiyorum fakat kendi deneyimlerimden yola çıkarak en sık kulllanılan kelimelerin büyük çoğunluğu bunlar diyebilirim.
Aralık 2015

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

YGS sınavına girecek bir sözel bölüm öğrencisine, fen bilgisinden 3-5 net yapabilmesi için hangi dersten hangi konuları önerirsiniz?

Ben de Yabancı Dil öğrencisiydim; muhtemelen bildiğin üzere Fen Bilgisi'nin çok bir puan katkısı olmuyor. Ama gelen üç beş puan da seni bazen onlarca bazen yüzlerce insanın önüne atabiliyor.(Matematik çözmek fark ettirir sözel ve dilcilerde özellikle)

Ben sınavda 8 tane soru çözmüştüm Fen bilgisinden, hepsi doğru çıktı. Bunlardan sanırım 4-5 tanesi Biyoloji, bir tanesi kimya, iki tanesi falan da fizikti. Sınavda sık çıkan konu başlıklarına bakmanı öneririm ama bana Biyoloji daha kolay geliyordu açıkçası. Zira çoğu bilgi sözel olarak ezberleyebileceğin hatırlayabileceğin konular, kimya ve fizikteki gibi hesap kitapla uğraşmak zorunda olmazsın. Okuyup anlayabileceğin, karışık formül hesabı yapmanı gerektirmeyecek konu başlıklarına göz atmak faydalı olabilir.
Aralık 2015

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Atanamayan öğretmenlerin sorunları nasıl çözülecek?

Israrla ataması olmayan branşları iş olarak seçmeyerek? Biraz da KPSS ye çalışarak? Zira kendi branşımda atama sorunu henüz başlamadı ve bütün arkadaşlarım (sınava giren) atandı istisnasız, örnek vermek gerekirse. Fakat bir Edebiyat öğretmenliği, bir Coğrafya öğretmenliği: Bunların ataması komik rakamlarda kalıyor. Akademik olmak veya özelde çalışmak atanmaktan daha kolay.

Neden böyle diyorum -bir öğretmen olarak- çünkü herkes öğretmen oluyor. Hatta önüne gelen öğretmen oluyor. Benim gibi tamamen keyfi ve aileden geldiği için severek yapanlar da var; sırf kolay meslek diye düşünen ama öğretmenliğe zerre uygun olmayanlar da var. Herkes olmasın öğretmen. Hele ataması olmayan branşlar yıllardır belliyken(lisede ÖSS seminerleri falan olunca anlatırlardı) gidip bir Edebiyat Öğretmenliği yazmak yanlış. Ve evet, bir öğretmen olarak bunu demek zorunda kalıyorum zira Milli Eğitimin açıktaki bütün atanamayan öğretmenleri yetiştirmeye hem kadrosu yok, herkese kadrosu olsa da bunu yapmaya niyeti yok.
Aralık 2015

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Aralık 2015

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Beynin %10'unun kullanıldığı iddiasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Tamamen uydurma bir şehir efsanesidir.

Sadece dil bilim ve eğitim derslerinde beyinle ilgili öğrendiklerime bakaraktan söyleyebiliyorum bunu. Beynin her alanını, her yerini, her santimini kullanıyoruz. Bazı bölgeler diğerlerinden daha aktif bazıları daha arkaplan modunda çalışıyor evet, bazı ufak bölgeler ne işe yarıyor veya alakalı oldukları bölgeler haricinde başka işlere de yarıyorlar mı bunlar devamlı araştırılıyor.
Yok efendim potansiyelinin %10u desek yine saçma, yine doğru olmayan genelleme, yine efsane. Ha ama o izlenimi veren insanlar yok değil. :)
Kasım 2015

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Lise öğrencisiyim. Test ve soru çözmek istiyorum ama konuların mantığını anlıyor ve içeriğini biliyor olmama rağmen kendimi vererek yapamıyorum. Sizce ne yapmalıyım?

Bak kendin cevaplamışsın "anlamışım gibi, biliyormuşum gibi geliyor. "

Dil öğrenenlerin ve öğretenlerin kullandığı bir laf vardır -Özellikle İngilizce diye çok kullanırlar- "Yabancı dil kalleştir. İki ay konuşma, dinleme, çalışma; unutmaya başlarsın. " Doğrudur, kendi deneyimimle sabittir. Üstüne eklemek istediğim şey şu: Beyin komple kalleştir. Edindiğin bütün bilgiler de öyle. Çok efsanevi bir hafızaya, dâhi bir beyne sahip değilsen -alınma ama muhtemelen değilsin, çoğumuz değiliz; burda bahsettiğim tek tük gördüğümüz insanüstü örnekler- "biliyormuşum gibi geliyor" lar üstüne düşmediğin sürece unutulacak, körleşecek, "biliyormuşum gibiydi ya.:(" olacak.

Ha ben sana devamlı hunharca test çöz demiyorum, zira ben öyle bir şey yapmadım. Biliyormuşum gibi gelen ve kendimden emin olamadığım derslere çalışırken belli aralıklarla mola verir ve eğlendiğim şeyler yapardım -bkz: Sevdiğim bir dersle ilgilenmek, kitap okumak, oyun oynamak vs- Ha ama oturup günde şu kadar soru çözeyim kafasında olmayan rahat bir insan olmam da nerede eksik olduğuma yönelip, yoğunlaşmamda apayrı bir etken oldu. Strese girmek yerine, ihtiyacım olana çalıştım falan. Ama sonuçta kendime güvendiğim derslere de her gün kısaca göz atmaktan zarar değil fayda gördüm. Velhasıl: Biliyormuşum gibi geliyor kafasından kurtul ve "hiç bir şeyi tamamen biliyor olamam"a daha yakın bir kafa yapısına gir, faydasını görürsün.
Kasım 2015

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

KPSS'nin meslek bilgilerimi ölçmüyor olmasına karşın, atandığım takdirde özel sektörde çalışan mühendislerden daha çok para kazanacak olmam neyin göstergesidir?

Şunun göstergesi; özel ucuzcudur.

Mühendisler için olay nasıl bilemem ama ben ve meslektaşlarım için durum öyle. Gerçi şimdi devlete yerleştiğinde bir öğretmen, ilk yıl aday öğretmen sayılıyor ve sınava giriyor yıl sonu ama daha onu geçemeyen arkadaşım yok.

Ucuzcu bir kere. Devlettekiler evet çok çalışıyor (yerine/branşına göre) ama kursu, ek dersi derken özeldeki bir öğretmenden daha çok maaş alır. Neden?

Özel dil kurslarında/kolejlerde özellikle Full time çalışmak pişmanlıktır. Adamlar neredeyse asgari ücret verirler yeni mezunsan. Deneyimliysen bile devlette alacağın maaşa yaklaşamazsın. Ve tam zamanlı çalıştığın için eşşek gibi çalıştırırlar. "Ama sigortası var? " Valla ben tam zamanlı çalıştığımda yorgunluktan bitkinlikten hasta düştüm o kadar kötü. Haftada 40 saat ders + sabahtan akşama ofis işini neredeyse asgari ücrete yapamam bir sigorta için. O kadar çoluk çocukla asgari ücrete uğraşacak insan bulamazsın zaten.

Part time çalışmak biraz daha avantajlı benim durumumda zira tam zamanlıdaki ders sayısına part time girsem maaşım iki katına çıkıyor. Düşünün yani tam zamanlı o kadar kötü. Ve gereksiz ofis işi yok. Ders saatinde git gel bu kadar. Ama yine devletteki bir öğretmen maaşına yaklaşmam için onlar kadar derse koşturmam gerekiyor. Ama tabii her kurumun part time saat başı ücreti farklıdır, o kurumda fazla alırsın öbüründe tam zamanlı olsaydım dersin falan filan.

Özetle demek istediğim, devlette işini yapsan da, kaytarsan da maaşını alırsın. Ve düzenli, zamanında ve o iş için sana neredeyse baya adaletli bir şekilde biçilmiş ücret alırsın. Ama özel ucuzcudur. Ucuza kapatmaya çalışır. Deneyimin baya iyi, yaptığın işler etkileyiciyse bile bir yerden ucuza kapatmaya çalışır(büyük şirketler belki istisnadır bilemem) cinsiyetine, uyruğuna göre bile maaşın değişir. Burun kıvırıyor olsam da -olsak da- devlet maaş konusunda standarttır, düzdür, istikrarlıdır. Evet belki hak ettiğinden az/çok veriyorlar, evet yan gelip yatan da çok çalışan da aynısını alıyor ama özelde maaş alacağın bile kesin olmayınca devlet göze güzel geliyor.
Kasım 2015

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

En çok sevdiğiniz oyun soundtrackleri hangileridir?

Çalma listeleriyle atmaya çalıştım fakat başarılı olamadım, listeleri bulmak size kalıyor.:D
  • Dragon Age: Origins - OST




  • Dragon Age: Inquisition - OST (Özellikle Tavern Song'lar)



  • Mass Effect 1-2-3 - OST







  • Elder Scrolls: Skyrim - OST

  • Child of Light - OST



  • Assassin's Creed 2 - OST (Aslında Jesper Kyd'in bütün müzikleri)



  • Witcher 3 - OST (Diğer iki oyunun da soundtrackleri muhteşem)



  • The Saboteur - OST (Özellikle radyoda çalan Oldies but Goldies şarkılar)

Buraya kadar olan soundtracklerden bir kısmı telefonda & arabada dinlediklerim.
  • Civilization V - OST


  • Legend of Zelda - Skyward Sword OST


Ek olarak daha bir sürü oyundan tek tük parçalar var ama ilk aklıma gelen yukarıdakiler. :D
Kasım 2015

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Sevdiğiniz anime müzikleri nelerdir?

Full Metal Alchemist: Brotherhood - Opening Theme / Again


Full Metal Alchemist: Brotherhood - Ending Theme / Let It All Out


Elfen Lied - Opening Theme / Lilium


Death Note - Opening Theme / Ningen


Dragon Ball - Opening Theme


Dragon Ball Kai - Opening Theme


Sailor Moon (R/S/Super S) - Opening Theme: Miracle Romance


Sailor Moon Sailor Stars - Opening Theme - Makenai


Salior Moon Sailor Stars - Makenai (Slow)


Sailor Moon - Outer Senshi Theme


Sailor Moon - Watashitachi Ni Naritakute


Sailor Moon - La Soldier


Sailor Moon Crystal - Opening Theme / Moon Pride


*Sailor Moon fangirl was here*

Katekyo Hitman Reborn - Tsuna Awakens


Attack On Titan (Shingeki No Kyojin) Opening


Attack On Titan (Shingeki No Kyojin) Opening 2 / Jiyuu No Tsubasa


Pokemon - Opening Theme / Gotta Catch 'em All
. (Hangimiz izlemedik çılgınlar gibi)

Steins Gate - Opening Theme


Bu Japonların anime girişlerine Rock'ı Metal'i basması acayip güzel oluyor. Keman sololar gitar sololar amman tanrım dedirtiyor.

Aklıma geldikçe güncelleyebilirim.
Ekim 2015

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Düz iise mezunu, YGS ile ATT'ci olduktan sonra devlette çalışmak için KPSS sınavına girmek zorunda mıdır?

Devlette herhangi bir şekilde çalışmak istiyorsan KPSS mecbur, ATT'yi doğru anladıysam (Acil Tıp Teknisyeni), evet devlet onu da belli kontenjanla KPSS sonucuyla alıyor.
Ekim 2015

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Kadınların erkeklerle tokalaşması günah mıdır?

Tabii; anında gökyüzü kararıyor ve zbam diye yıldırım tepene iniveriyor. Lafı bile edilmemeli.

Şakası bir tarafa; tokalaşmayı bırak bir kadın/erkek tanıdığı tanımadığı helal olmayan karşı cinsin fotoğrafına hatta figurune baksa bile zina kabul eden var. İki Müslüman genç nişan yoksa -varsa da üçüncü biri olmadan- başbaşa kalamaz, zina. (Bunu birileri dindar geçinip sevgilileriyle pek samimi bacılarımıza gençlerimize açıklasa iyi olur.) Akraban dahi olsa karşı cinsten sana helal olmayan biriyle yalnız kalmak zina. Bakmak zina. Aynı havayı solumak zina.

Ayrıca sürüyle mezhep var; hangisine göre günah mı?

Kafalarda deli sorular. . .
Ekim 2015

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Her ilişki, kaybedilen bir bir benlik midir yoksa vazgeçilen bir benlik midir?

Uğur Çakmak (@ugurcmk)' ın yazdıklarına katılıyorum. İlişkide iki taraf da tabii ki bazı konularda birbirlerine ufak tefek fedakarlıklarda bulunurlar, bunu taviz olarak da görmüyorum şahsen fakat bu işi taraflardan biri veya ikisi devamlı surette, aşırıya kaçarak yapıyorsa evet burada benlikten vazgeçme, benliğini kaybetme söz konusu olur. Karşısındaki kişiyi olduğu gibi kabul etmeyen bir insana ne kadar fedakarlıkta bulunulursa bulunsun zannetmiyorum ki memnun kalsın durumdan. Kaldı ki sizi olduğunuz gibi kabul etmek ya da size bir şeyler katacak yapıcı eleştirilerde bulunmak yerine yeren birileriyle olmak nasıl bir ilişkiye sebep olur. Birbirini yapıcı olarak geliştirmek bambaşka, taviz verip kendiliğinden uzaklaşmak bambaşka bir şey. Yani bazı ilişkiler kaybedilen, vazgeçilen benliklere dönüşebilir ama sonuçta sağlıklı bir ilişki insanın kişiliğine de bir şeyler katar.
Ekim 2015

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

"Başımız sağ olsun", "Baş sağlığı dilekleri" vb. sözler hakkındaki düşünceniz nedir? Sizce bu sözler bencillik taşımıyor mu?

Bencillik? "Başınız sağ olsun" demek niye bencillik olsun ki? Geride kalanlara sağlık dilemek tam tersi olsa gerek diye düşünüyorum.

Hem ne diyecekler ki? Diyecek bir şey yok başka. Birini kaybettiğinizde sizin bile kelime dağarcığınız yetmiyor acısını tarif etmeye, konuşmaya, anlatmaya. O üzüntünün, yıkılmışlığın arasında gelip de "Başın sağ olsun. " diyerek sana bir iyi dilekte bulunulması, sadece o gün için de olsa yanında olunduğunu, acının paylaşıldığını bilmek yetiyor bazen.
Ekim 2015

Portakallı Ördek bir yanıt verdi.

Sözel bölümden sayısal bölüme geçmek mantıklı mı?

Bilemiyorum açıkçası. Bu senin kararlılığına bağlı. Matematiği hiç sevmedim, angarya gördüm ben bu yüzden direkt yabancı dil okudum, yani senin gibi matematik görmedim. Ama sınav vakti geldiğinde bana faydası olacağını bildiğimden azıcık çabayla Mat1de 40ta 30 net çıkardım. -geometri çözmemiştim. - istersen, azmedersen, kafanı verebilirsen tabii ki yaparsın.
Daha fazla göster

Benzer Kişiler