Bilmek istediğin her şeye ulaş

Portakallı Ördek,

İngilizce Öğretmeni

"Güzel ama İngiliççe."

Mart 2015

Portakallı Ördek

Çanakkale Belediye Başkanı'nın 18 Mart Konuşması

alıntı - eksisozluk.com/entry/49918781

trt'nin icine kedi kacması nedeni ile yayını kestiği efsanevi konusmadır... Sözlerini de yazayım da tam olsun

saygıdeğer konuklar,
sevdalısını geride bırakıp, anasının nasırlı ellerini öpüp 100 yıl önce bizler için kavgaya tutuşanları, istikbalimiz için istiklal mücadelesi verenleri, savaştan barış çıkartanları, cumhuriyetimize önsöz yazanları anmaya geldiniz.
beklendiğiniz topraklardasınız. Çanakkale’de değil çelikten kaledesiniz.
“siperlerde bize de yer açın” diye haykıranlar,
“dedeciğim biz geldik” diyenler,
dünyadaki mahşerin 100 yıllık iftiharını yaşamaya hoşgeldiniz.
biz çanakkalelilere onur verdiniz.
değerli konuklar, sesime kulak verenler,
sizi tanıyorum.
sesimin şu an ulaştığı sizleri; adınızı, hayatınızı bilmesem de tanıyorum.
yanınızda değildim, ama duydum.
çanakkale türküsü söylenince eşlik ettiniz.
görmedim ama biliyorum, siz de kınalanıp cepheye gönderilen aslanları, kendi cenaze namazını kılanları duyunca gözyaşı döktünüz.
15 yaşında toprağa düşenleri, okullarını bırakıp cepheye koşanları duyunca yandınız.
nice acıları ve kahramanlıkları duyunca boğazınız düğümlendi, vücudunuz ürperdi.
dualarınızda, dudaklarınızda onlara da yer verdiniz.
evet sizleri biliyorum.
seyit onbaşı kadar olmasa da ağır yüklerin altına girdiniz.
anafartalar’da mustafa kemal kadar olmasa da,
acılara şahit oldunuz, nice darboğazlardan geçtiniz.
mustafa kemal gibi siz de kalbinizden vuruldunuz.
onurunuzu, namusunuzu, inancınızı çanakkale gibi korudunuz.
hayatınızın bir yerinde çanakkale gibi saldırılara uğradınız,
çanakkale gibi direndiniz.
artık siz de çanakkale’siniz. Çanakkale sizsiniz.
değerli konuklar
müsaadenizle şimdi sizlere seslenmeyeceğim.
sizlere siperleri, gemileri, birlikleri, tüfekleri de anlatmayacağım.
çünkü bugün bütün kelimeler kifayetsiz, bütün cümleler yetersiz.
100. Yıl nedeniyle bu defa aziz şehitlerimize hitap etmek,
onların manevi ruhlarına seslenmek istiyorum.
ey bu topraklar için toprağa düşenler,
bir hilal uğruna güneş gibi batanlar,
siz kara toprağın üstünde de, altında da bir oldunuz,
bizse ayrıştık, bölündük, hatta birbirimizi öldürdük.
siz fakirlik içinde kazandınız,
bizse, zenginleştikçe kaybettik.
siz düşmanınızı bile kucağınıza aldınız,
bizse dostumuzun dahi boğazına sarıldık.
dün bir avuç yer ne kadar çok kişinin olmuş,
bugün koskoca bir memleket ne kadar az kişinin kalmış,
siz şimdi ebedi istirahatgahınızda uyuyorsunuz,
bizse derin uykulardayız. Ve asıl uyuyan biziz.
ve seyit onbaşı’ya sesleniyorum.
sen sadece 215 kiloyu değil koca seyit,
sen vatan yükünü de sırtlayıp kaldıransın.
oysa biz senin gibi ağır yüklerin altına giremedik.
kolayı seçtik, sana layık olamadık.
sen düşmanın dümenini bombalarken,
biz düşmanın dümen suyuna girdik.
takımıyla yahya çavuşa sesleniyorum.
63 kişilik birliğinle kenetlenip bir olan yahya çavuş,
sen 2000 kişiye karşı destanlar yazansın.
bizse senin gibi, takımın gibi zorluklara karşı bir olamadık.
12 eylül’de bölündük,
sivas’ta yüreğimize ateşler düşürdük,
maraş’ta ve daha nicelerinde insanlığımızı öldürdük.
sevdiğini geride bırakan kahraman,
sen yârinin kokusunu, barutun kokusuna terk edensin.
yar diye vatanını bilen, ölümü beklerken bile kadınına mektup yazıp, ruhum diye hitap edebilensin.
bizse kadınlarımızı hak ettiği yere getiremedik,
özgecanları ve daha nice kadınlarımızı hayatta tutamadık.
sen kadınına mektubunun arasında çiçekler gönderirken,
biz gözlerinin altından morluğu, vücudundan karayı, yarayı eksik edemedik.
sizlerin vücudundaki kurşunlar onur madalyanız,
kadınlarımızın vücutlarındaki morluklarsa bizim utanç vesikamızdır.
biz erkek olduk, ama adam olamadık.
anafartalar kahramanı mustafa kemal’e sesleniyorum.
sen mektubunda düşmanların evlatları için “kahramanlar” diyensin, onların annelerine “gözyaşlarınızı dindirin” diye seslenensin.
ve sen onları da evlat bilip, bu toprağı dost diye tanıtansın.
biz senin gibi hoşgörülü olamadık.
bu vatanda herkesi kucaklayamadık.
değil yabancı anaların gözyaşlarını dindirmek, kendi analarımızın bile gözyaşlarını durduramadık.
*
sözün özü “1915 çanakkale ruhu” sınavından çok da başarılı çıkamadık. Ama çok şey öğrendik.
ben de çok şey öğrendim.
büyük balığın, küçük balığı her zaman yiyemeyeceğini,
nusrat senden öğrendim.
merminin mertlikle, tüfeğin yürekle boy ölçüşemediğini
siz atalarımızdan öğrendim.
çanakkale’de, küllerinden yeniden doğmayı
prangaları kırıp, yeniden ayağa kalkmayı öğrendim.
çanakkale’yle ilgili birçok şeyi bildim, öğrendim, anladım.
ama bir tek şeyi anlayamadım.
ey büyük atatürk,
seni anlayamayanları anlayamadım.
***
ey analarının goncagülleri ve babalarının koç yiğitleri
gene de üzülmeyiniz ve huzur içinde uyuyunuz.
sizlerin huzurunda diyorum ki,
anafartalar’da ki gibi türkiye’ye hücum da etseler,
arıburnu gibi direniriz.
conkbayırı’nda ki gibi kalbimizden şarapnelle de vurulsak,
namazgah tabyası gibi topla da dövülsek,
çimenlik kalesi gibi dik,
kilitbahir kalesi gibi sağlam dururuz.
57. Alay gibi gerektiğinde son neferimize, son nefesimize kadar mücadele ederiz.
yürüdüğü yolda iz bırakmayan, o yoldan geçmiş sayılmaz.
ey şehitlerimiz, siz de çanakkale’de iz bıraktınız.
haşa ne çanakkale’si, tarihimizde de, yüreğimizde de, ruhumuzda da iz bıraktınız.
bizler ilhamımızı siz şehitlerimizden alıyoruz,
biz de sizin gibi özgürlüğümüze ve barışa bu kentte sahip çıkıyoruz.
100 yıl önce hiç düşünmeden canından vazgeçen sizler
bağımsızlığınızdan, özgürlüğünüzden vazgeçmediniz
çocuklarından, analarından kopan sizler
hürriyetinizden koparılamadınız.
şimdi, mehmet akif gibi hep bir ağızdan haykırarak diyeceğiz ki;
ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım
kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım
yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
aziz şehitlerimiz size söz;
barışın kenti çanakkale’de, ülkemizde ve dünyada barışı yücelteceğiz. Kardeş olacağız.
çünkü çanakkale savaşı
kardeşlerle, düşmanların savaşıdır.
çünkü kardeşliğe yapılan bir hücum, tek kelimeyle ihanet katarına eklenmektir.
türkle - kürt çatışırsa ne türk kalır ne kürt
aleviyle - sünni ayrışırsa ne alevi kalır ne sünni.
oysa türkle - kürt, aleviyle-sünni birleşirse
ne zalim kalır ne de zulüm.
onun için barışın kenti çanakkale’den,
savaşın 100. Yıldönümünden haykırıyorum;
meriç kıyısındaki minicik bir kum tanesinden,
ağrı dağı’nın yamacındaki yabani bir ota kadar
her yere barış istiyoruz
sinopta şu anda sahile vuran bir dalganın köpüğünden,
hatay’ın kızılçat köyünde açan çiçeğe kadar
herşeyde barış istiyoruz.
istiyoruz ki; etrafımızdaki çember daralmasın,
barış ve özgürlük nefes alsın.
barışın kenti çanakkale’nin belediye başkanı olarak;
inatla ama umutla barışın hakim olduğu bir dünya hayalimi sürdüreceğim.
biliyorum ki ;
şehitlerimizin mezarlarında ki her bir kitabeyi öpen çanakkale rüzgarı, koparılmış güller gibi solan kahramanlardan her yere barış taşıyacak.
biliyorum ki;
100 yıl önce kavuşma hayallerinin eriyip kül olduğu bu yerden, barış adıyla bir kıvılcım yanıp, çoban ateşiyle dağları dolaşacak.
bunun için biz de siz şehitlerimiz gibi;
ekmeğimizden tasarruf edeceğiz, ama şerefimizden asla
candan olacağız, yardan olacağız,
ama özgürlük ve barış kokan bir dünyadan asla
biz de sizler gibi;
düşmanımızı kucağımızda taşıyacağız, ama sırtımızda asla.
son nefesimizi tüketeceğiz, ama onurlu mirasınızı asla.
bedenimizi çiğnetiriz, ama özgürlük ve barış yeminimizi asla.
ey aziz şehitlerimiz,
siz toprağın altındakiler, biz üstündekilere ilham olsun.
bükülmez bileklerinize, korku bilmez yüreklerinize selam olsun.
özgürlük için toprağa düşüp, toprak olan siz şehitlerimizin ruhları şad olsun.
saygıdeğer misafirler,
18 mart şehitler günü ve çanakkale deniz zaferi’nin 100. Yılı anma konuşmama son verirken;
bizlere bağımsız, başı dik bir ülke, özgürlükçü bir ruh miras bırakan başta mustafa kemal atatürk ve mücadele arkadaşları olmak üzere, onların kurduğu laik ve demokratik cumhuriyetimizi korumak ve kollamak ülküsüyle, ülkemizin varlığı ve bütünlüğü için dün olduğu gibi bugün de hiç düşünmeden canını vermiş türk silahlı kuvvetlerimizin, emniyet teşkilatımızın tüm şehitlerini rahmet, gazilerimizi minnetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
çanakkale gibi tarihi sorumluluğu çok büyük bir kentin belediye başkanı olmanın onuru ve 1915’in omuzlarımızdaki derin sorumluluğuyla sizleri sevgi ve saygıyla selamlarken
son sözüm şudur;
yaşasın kardeşliğimiz , yaşasın özgürlüğümüz
ve yaşasın barış. . .

canakkale belediye baskanı ülgür gökhan
Şubat 2015

Portakallı Ördek

Bir Türk kadınının taciz günlüğü;

Bir Türk kadınının taciz günlüğü - eksisozluk.com/bir-turk-kadininin-taciz...

Okudukça kendinden utanmayanın insanlığından şiddetle şüphe ederim.
Yazılanların abartı olduğunu söyleyecek; kıyafet, fiziksel özellik, davranış gibi bahaneler sunacak insanlara gidip kendilerini becermelerini, sonra da bir zahmet bir halta yaramayan hayatlarını sonlandırmalarını tavsiye ederim.

Karşıdaki insanı rahatsız eden eylem, söz vs. her şey; söyleyen tarafından ne kadar masum kabul edilirse edilsin tacizdir.Hiçbir şey taciz/tecavüz sebebi değildir, hiç bir sebep tacizi meşrulaştıramaz.
Şubat 2015

Portakallı Ördek

Özgecan Aslan

eksisozluk.com/entry/49152717--(ekşisözlükten alıntıdır)

aşağıdaki linklere bakmayıp yalan söylediğimi, iddiaların havada kaldığını iddia edenleri en azından şu linke bakmaya davet ediyorum. Ahmaklığın da bir sınırı vardır kardeşim. Ben olsun demiyorum, bunlar zaten oluyor diyorum. Şahıslar da zaten var olan bir çarkın içerisine girecek. Sanki yönetim benim elimde. Sanki her şeyi ben organize ediyorum. Rahat olun, zaten bunların geçeceği çember şu genişlikte diyorum. Neymiş, türkiye'de işkence yokmuş. Nah yok. bilen, duyan yazıyor zaten. Aşağıda saydığım isimleri tanıyanlar yazıyor. Gitmiş türkiyenin bütün mapuslarını gezmiş de böyle bir şey görmemiş. Pozantı cezaevi rakka'da mıydı hırt?

şahsım da, var böyle bir şey madem bir işe yarasın diyor. Bu adi olayda benim görüşüm de budur. Senin felsefi söylemlerinle mi durulacak, yola girecek bu ülke? Telefon görüşmesi yapan çocuk diyorum 7 yıldır içer, de! 14 yaşındaki kıza sırayla tecavüz eden 11 kişi dışarıda! Sen o muhteşem beyninle ne kattın bu ülkeye, kadın ve çocuk hakları için nasıl bir şey armağan ettin de çıkıp maval okuyorsun?
--

kahreden bir cinayete kurban gitmiş genç kızımız. Çağ üniversitesinde psikoloji bölümü öğrencisi. Vahşi bir biçimde katledildiği ilçe'de, yani tarsus'ta büyüdüm. Bunlar yeni yetme bebeler, ben ağa babalarını tanırım. Bu bölgenin insanı ikiye ayrılıyor: ülkücüler ile diğerleri. Diğerleri millettir, ülkücüler ise çete. Çete üyesi olmadan arkadaş bile edinemezsin bu ilçede. Çete dediğim şeyin resmiyeti yok. ya ideolojik ya da mahalleden bağ kurmuş olmak gerek.

fatih gökçe adlı şahıs fotoğraflarında bozkurt işareti yaparak poz kesmiş. Yani ülkücü. Suphi altındöken de kuyumculuk ile uğraşan bir aileye mensup. Onlar da ülkücü. Burada kimseyi zan altında bırakmak gibi bir niyetim yok ama çocuğunu yetiştirmeyi bilmiyorsan sen de batacaksın yerin dibine. Bu işler böyle.

2008 yılında çatalburun operayonuyla alındı bunların ağabeyleri. Süleyman. Davanın konusu çetecilik. Ağabeyleri dediğim kaplama müebbet yedi. Cezayı veren merci: adana ağır ceza (öym). dava hala sürüyor, yargıtayda. Bu süreçte ne oldu? Önce tarsus c tipi kapalı cezaevinde yattılar. Sonra kürkçüler, osmaniye, nevşehir, erzurum...

şimdi onlardan bu soyu kuruyasıcalara geçiyorum. Bunlar da tarsus c tipi'ne alınacaklar. Dava adana ağır ceza mahkemesine gönderilecek. Dava "canavarca hisle cinayet işlemek" ile açılacak. Kısa bir süre sonra adana kürkçüler cezaevine nakledilecekler. Böylelerini, uyuşturucuyu, çeteyi oraya gönderirler; yani cehenneme. Dedim ya, bunlar yeni yetme bebeler. Mapus damını ağalık yapabilecekleri bir yer sanıyorlar. Bu yüzden belde silahla geziyor, öldürmekte beis görmüyorlar. İşte bunların ağababaları, yani en "erkek"leri o cezaevinde, aile görüşlerinde hüngür hüngür ağlıyordu. Öyle bir şiddet, öyle bir dehşet var ki orada, tutuklular nakil olmak için bin takla atıyor da nakletmiyorlar. Etseler de ya nevşehir ya erzurum. Yani sürgün yerleri. O da ruhunu öldürüp seni bitkiye çevirdikten sonra.

merhumenin akrabaları, tanıdıkları okuyorsa ilk basamak için müsterih olsunlar. Öyle koğuşa bavulu bırakıp yataklarına geçmiyorlar. Gördüm, biliyorum. Önce karşılama salonuna alınacaklar. Kapalı, kulaktan ırak bir mekan. 10-15 görevli ölmeyecekleri şekilde dövecek bunları önce. Sonra sürüyerek avluya alacaklar. Soyunun diyecekler. Çömeltip, domaltıp onurlarını sikecekler önce. Sonra vücut taraması yapacaklar. Yani makatına bile bakacaklar. İşlem bitince koğuşlarına alacaklar. Önce izole bir koğuşa alınırlar, sonra normale. Normal deyince burada yatanlar, etkili olanlar çoluk çocuk değil. Tecavüzcü, çocuk ve kadın katili (namus davası addettikleri kavram dışında) ancak hanımlık yapar.

ilk altı ay yerde yatacaklar. Altlarında sadece bir battaniye olacak. Kaidedir bu. içerisi nemli, soğuk ciğeri delip geçiyor. Hızla kilo kaybediyorsun, gözlerinin altı yeşile çalıyor. Her gece maltayı siliyorsun kısa saplı paspas ile. durur ya da kalkarsan dayak yiyorsun. Hani ışıklar kapanınca gözlerini kapıyorsun ya karanlığa, bu gün de ölmedim anne diyorsun hani. O an malta'dan çığlıkları gelen adamlar böyleleri işte. Sabahlara kadar canı sıkılan her memur dövüyor bunları. Duymuyor kimse, bilmiyor. Kimse anlatamıyor. Morluklar vücut içinde. Görüşlerde gardiyanlar cirit atıyor. Tek bir şey söyle, öldürürler seni. Basit, intihar etti derler. Çok oldu hani, ondan söylüyorum.

bıçaklamışlar önce. Sonra ormanlık alanda yakmışlar. Vücudunun bir kısmı yanmış, tanınmaz hale gelmiş. Acımadan bıçaklamış kahpeler. O bıçağı gardaş, validenin amına sokacaklar. Şöyle karşısına dikip ananın amından bahsederken tükürük saçan ağzıyla gardiyan, öldürseler keşke beni diyeceksin. Bir hamle ölmek için saldırırsın. Öldürmezler seni. Beklete beklete döverler. Ruhunu sikerler. Günebakan çiçeği oluverirsin iki ay içinde. Sonra koğuşunda kalkmış bütün yarakları indirmek olur işin.

özgecan kızımızın mekanı cennet olsun. Katilleri "burada allah yok" yazılı kapıdan içeri girerken bin defa kapanacaklar özgecan'ın ayaklarına. Af dileyecekler. Ama geri akmayacak zaman. Hatta hiç akmayacak.

katillerinden biri olan suphi altındöken yakalanmamış daha. Ama yakalanır, kimse korumaz senin gibi kahpeyi. Elleriyle teslim edecekler seni. Üstelik olay henüz aydınlanmadı. Olur ya, burayı okursun koğuş orospusu. İyi oku bak bu satırları: bileklerini kes oğlum, söyleyeyim sana. Vallahi orada fırsat bulursan barsaklarınla boğarsın kendini. Müebbet alacaksın, benden iyi biliyorsun. Sizi koğuş oğlanı yapacaklar, demedi deme. Öldür kendini. Süleyman'ı da (tanırsın sen) a..'yi de gördüm. O a.., beni öldürün diye çığlık atıyordu maltada. Süleyman çocuk gibi hıçkırarak ağlıyordu. Ortama hakimim yani, ayıktın? Mersin ceza evinde mehdi kızıl, silifke'de silvanlı mehmet.

öldürmek diyenlere, ölsünler isteyenlere. Siz bu canilerin kurtuluşunu mu istiyorsunuz? Tezgah kurulu, siz duymuyorsunuz çığlıkları. Öldürmek, öldürtmek, idam etmek kolay, kestirme yol. kurtuluş o. belinde silah taşıyıp alemin bitirimi olmak isterken adanalı hırsızın, gaspçının, cononun, çetecinin her gece üç posta bu parlaklara kaydığını düşünürsen, şahısların ölmemesi gerektiğini sen de onaylarsın.

allah annesine babasına sabır versin. Gönüllerini ferahlatsın, acılarını dindirsin. Ne kadar üzüldüğümü tarif edemem. Ne kadar kahrolduğumu anlatamam. Senaryo ne olursa olsun, olay nasıl gelişirse gelişsin cezaları hafiflemeyecek. Tek kurtuluşları af olacaktır ki o zaman da iş kızın ailesindedir. Ben derilerini yüzerdim, allah kimseye vermesin böyle bir mükellefiyet, böyle bir acı.

bunlar daha düşmemiş içeri, nezaret görmüşler abisi.

dileğim, sonunuz çevrenizdeki kahpelere örnek olur.

--

katillerine linç girişimi:



--

gelen yoğun sorular üzerine edit:
yukarıda yazılan her şey rutin uygulamalardır. Aşağılık suçlar işleyen kimselere birebir uygulanır. Daha hafif ve onursuzluk addedilemeyecek suçlar işleyenlere ise kısmi uygulanır ve korkutularak sindirilirler. Kürkçüler e tipi diye geçer. F de olmak üzere iki bölümden oluşur. Burada yatmış, yakınını yatırmış ya da arkadaşını ziyaret etmiş herkes yazdıklarımın beterini bilir. Evet, beteri de var. zaten devlet müdahale etmiyor buraya. Disiplin seviyesi çok yüksek. Kafalarına estiğinde karşılarına dikip (hazır ol'da durmak, gözlerini yerden ayırmamak, sadece sorulan soruya cevap vermek zorundasın) dayı mısın? Diye soruyorlar. Tabii 10-15 kişilik gruplar halinde alırlar aralarına. "bak buranın allahı benim" cümlesini duymamış tutuklu/hükümlü yoktur. Ve nakledilenlerin hepsi "burada allah yok" yazılı kapıdan girer.

öfke ile yazılmış şeyler değil yani bunlar. Bu cezaevi ile 2 yıl muhatap oldum. Birçok kere yazdım buraya da. 2008 yılında kardeşim bir telefon görüşmesi gerekçe gösterilerek "17 yaşında" özel yetkili mahkeme (adana 7. Ağır ceza) tarafından çete üyesi olmak suçlamasıyla yargılandı. Ve aynı şekilde tarsus'tan buraya nakledildi. İki yıl boyunca bir şeyler döndüğünü seziyorduk, ama hiçbir şey söylemiyordu. En son "beni buradan kurtarın, demeyin bir şey demeyin" diye fısıldadı. Araya vekil filan sokup ancak kurtarabildik oradan. Çete reisi diye tutuklanan mafyatik a.. İle e.. Görüşlerde çocuk gibi ağlıyordu. Nakledildiği yerde anlattı her şeyi. Meğer her gece dayak, işkence, küfür, malta temizliği. Uyuyamıyorlarmış a..'nin çığlıklarından. Öldürün beni kurban olayım öldürün diye bağırıyormuş o milleti tehdit edip haraç kesen adam.

evet, ceza evlerinde işkenceyi kınıyoruz insani olarak. Ama o kadar da insani değil. İskandinav suyu da içtik, vicdanımızı da kaybetmedik. Ama kardeşim beni affetsin. İyi ki var öyle bir yer. iyi ki.

anlatı ile alakalı haberler için:1 2 3 4 5 6

not: haberlerde adı geçen mağdurlardan, örnek olarak sunduğum için özür dilerim.
not2: cinayet işlemiş kimseyi damat koğuşuna almazlar. Adli'ye alırlar.

-

ikinci edit:

yukarıda yazılanlar hayal mahsulü, sanrı ya da iç ferahlatma seansı değil. Yukarıda yazılanlar tamamen gerçek. Adana, mersin ihd şubelerinde çarşaf çarşaf şikayetler, burayla ilgili açılan yüzlerce dava var. pozantı cezaevigerçeği var. küçük bir araştırmayla yukarıdaki bilgilerin misline ulaşabilirsiniz.

tecavüz güzellemesi de değil bu. temiz insanlar kendi temiz dünyalarında hayal ediyor bunları. Ama söz konusu şahıslar tecavüz kavramını bir insanın canını vahşice alabilecek kadar seviyor ve benimsiyor. Onların dünyasıyla kurmanız gerekiyor bunu. Bu memlekette işkence taraftarı ya da destekçisi olacak en son insanlardan biri de benim. Bunun mağdurlarından biriyim çünkü.

nereye giderlerse gitsinler, "erkek"liklerinin diliyle muamele görecekler. Kendi lisanlarıyla muamele edilecek bunlara. Hanginiz özgecan'ın yerine kızını koymadı, kız kardeşine bakıp ürpermedi? Yargılayacak hakim, alınacakları cezaevi müdürü, baş gardiyanı, gardiyanı, müebbet almış kız babası olsanız siz ne yapardınız?

devleti vicdan ile yönetemezsin, adaleti de vicdan ile tahsis edemezsin. Caydırıcı kanunlarla işleri yolunda tutabilirsin. Ama bu yoksa, denetim ve asayiş zaafiyeti varsa, bunun oluşturacağı öfke ile devreye girecektir vicdan. O zaman kulaklardan ırak yerlerde adaleti vicdan tahsis etmeye başlayacaktır.

tamam, kürkçülere gönderilmesin bu soysuzlar. Mersin e tipi olsun. Başka bir yer olsun. İster kabul edin, ister etmeyin. Çevredeki bütün cezaevlerinde bu iblisleri bekliyorlar. Bu ülkede adalet yok diye feryat ediyorsunuz, hayır var ve siz görmüyorsunuz diyorum. Yıllardır önüne geçilmeyen işkencehaneler ile tecavüzcü kadın katillerini aynı potada buluşturuyoruz işte. Bari bir işe yarasın. Örnek teşkil etsin. Bunun hayalini kuranları nelerin beklediğini görsünler, duysunlar.

özür dileyerek;
cinsiyetçi denmiş "validenin amından bahsederken gardiyan" dediğim için. Ben demiyorum ki bunu. Karşısına dikip bütün fantezilerini aktarıyor. Bir tecavüzcü katile psikolojik işkence yaparken babasının testislerinden mi bahsedeceksin? Hele gel bir de validenin takımlarıyla ilgilenelim, bakalım ne kadar zevkliymiş diyeceksin tabii.

içerideki yasa erkekliğe, güce değil vicdana ve kişi sayısına göre şekilleniyor. Siz bu canilerin girdiği cezaevinde baş gardiyan olsanız ve kimsenin çıkacak sesi duymama ihtimali "biraz bile" olsa ne yapardınız? İşte bunu size yaptıran şey cinsiyet değil, vicdandır. Özgecan'ın çığlıklarını duyuyorsanız, bu soysuzların çığlıklarıyla bastırmaya çalışırsınız.

yani genel olarak böyle oluyor.

--

(ek: burada ülkücüleri suçlamıyor, zan altında bırakmıyorum. Sadece ideolojilerinin nasıl bir çamura saplandığını ifade etmek istiyorum. beni yanlış yorumlayacaklarına bataklıklarını kurutmaları daha mantıklı bir hareket olacaktır. faşizm karşıtı bir kürt olarak ülkücü camiaya saygısızlık addedilecek bir cümle kurmadığımı düşünüyorum.)
Kasım 2014

Portakallı Ördek

Ooooooo! Gamegasm!

EVE Online ekim ayında asıl amaçlarını söylemeden kulanıcılarına oyun içi konuşmalarını kaydedip kendilerine yollamalarını istiyor ve trailer'da şahane bir sürpriz yapıyor!