ACI ELVEDA

Aralık 2013 | Ishak Budak, Köşe Yazarı
Dağların eteklerinde rüzgâr pöfür pöfür esiyordu… Perşembe’nin ertesi şehir beklenen beyaza bürünüyordu. Dağların açık kahvemsi rengi beyaza bürünmüştü. Mezarı andıran açık çukurlar beyazla doluyordu şuursuzca ve hunharca…
Dağın eteklerine kurulan küçük ev karla savaşıyordu resmen. Rüzgâr esiyordu yel yel , hırçın hırçın. Beyazla rüzgârın karışıp oluşturduğu yeller dalları kırıyordu sıra sıra…
Uğultular uğultular… Rüzgârın dağlara bıraktığı ses yankılanıyordu. Dar kapısından başka hiçbir aydınlık yeri olmayan küçük evin çatısında dalga dalga dumanlar, karla karışıp gökyüzüne hapsoluyordu.
Evde anne, baba ve küçük çocukları kalıyordu… Aile, Aretyan’ın üzerine titriyordu. Aretyan hastaydı… Lösemi hastasıydı…
Gece bastırıyordu. Arabalar dağınık dağınık gidip geliyordu. Hava pusluydu. Pusun yaydığı soğuk , rüzgârla birleşince daha sert esiyordu… Gecenin karanlığına hapsolmuş karlı ve rüzgâr esen şehir korkunç bir hal alıyordu. Gecenin ayazında hızlı hızlı ayak sesleri beliriyordu. Ayak sesleri Lösemi hastası Aretyanın evine ulaşdıkça giderek hiddetleniyordu. Nefes alışları git gide sıklaşıyordu.
SARSINTI
Birden bir gürültü koptu. Yüzü sarılı haydutlar eve saldırdılar birden. Anne, baba ve Aretyan’ı aldılar ve evi ateşe verdiler… Karlı hava da ateş hiç olmadığı kadar göğe yükselip kızılımsı bir renk cümbüşü oluşturuyordu.
Hikaye

AYLİN VE TİLKİ
Aylin, doğuştan yetenekleri olan güzel mi güzel iyi mi iyi bir genç kzıdı. Onu deliler gibi seven aşkından küle dönen Tilki de yakışıklı mı yakışıklı bir oğlandı. Onlar birbirlerine sırılsıklam aşıktı görenler gıpta ediyordu.
BİR YUMRU GÖĞÜSTE
İki süper güç yetenek göğüslerinde bir yumru hissetiler… Bir yerlerde ters giden bir şeyler vardı… El ele tutuşunca ters giden yere ışınlanma, süper yeteneklilerin güçlerinden biriydi… El ele tutuştular…
Birden kendilerini gecenin bir yarısında karlı bir şehirde buldular… Yanan bir ev… Haydutlar, anne, baba ve Aretyan’ı gördüler…
Manzara dehşetti… Anne , baba ve Aretyan’ ın kurtarılması gerekiyordu... Haydutlar Aylin ve Tilki’yi gördüler… Birkaç haydut Aylin’e saldırdı… Ama saldırır saldırmaz müthiş bir elektrik akımıyla karşılaştılar… Tilki de görünmez olup Aretyan’ı haydutların elinde kaçırdı… Ama anne baba ölmüştü… Lösemili Aretyan’ı kurtarmışlardı… Hemen ışınlanarak ordan uzaklaştılar ama güçleri çok az kalmıştı… Tilki, Aylin ve Aretayan mutlu bir hayat sürdüler… Aretyan’ın bütün masraflarını da ikisi karşıladı… Ve Aretyan iyileşti…
YILLAR SONRA
Yıllar yılları kovaladı…Aretyan büyümüştü…Aylin ve Tilkinin hasta olduğunu haber alır almaz derhal Bolu’ya gitti…Aylin ve Tilki Aretyanı gördüklerine çok sevindiler…Aylin ve Tilki hastaydı…
HÜZÜN
Aylin ve Tilki Aretyan’ı duyuyor ama dinlemiyordu…
Sözcüklerden çok , gözler konuşuyordu…
Aylin ve Tilke Aretyan’a hasretle baktı. Ve dediler ki:
“Hepimiz birlikte yaşasaydık keşke !!! Kuşlarla dolu ağaçlar… Biz ve sen…”
Odayı sessizlik kapladı. Aylin ve Tilki birbirlerine dikerken gözlerini müthiş bir ışık yayılıverdi gökyüzüne…
Sustular …
Gözyaşı akmadı geri geri gitti…Aylin ve Tilki tebessüm etmeye çalıştı. Aretyan, Aylin ve Tilkinin ellerini avuçlarının içine aldı.
Birden irkildi… “Elleriniz buz gibiydi…Hasta mısınız? ”
Aylin ve Tilki , Aretyan’ı üzmemek için hasta değiliz çok iyiyiz dediler…Fakat…
Fakat…Ne?
“Az sonra öleceğiz”
Aretyan birden ürperdi.
“Ölmek mi? ” diye haykırdı?
Aretyan soluk soluğa ağlıyordu.
Onlara dönerek:
“Siz beni kurtardınız! Gidemezsiniz hiçbir yere? Lütfen bırakmayın beni! Lütfen dedi…”
Birden yağmur yağmaya başladı. Gökyüzünden boşalırcasına yağmur yağıyordu hiddetli hiddetli…
Birden sessizlik oldu…
Bu sessizliği gözyaşları bozdu…Gözyaşı birden sel olup aktı. Gözyaşlarıyla birlikte acı bir haykırma yankılandı…
“Ne olur! ”Beni bırakmayın!!!
Aylin ve Tilki karanlığa gidiyordu…
Solukları kesiliyor , hareketsiz kalıyorlardı…
Aylin ve Tilki birbirlerine bakarak sonsuzluğa gidiyordu…ve bakarken sonsuz oldular…Leyla ile Mecnun olup yıldızlaştılar…