Alışkanlıkların Gücü - Charles Duhigg

Aralık 2012 | Hakan Köse, İnternet Girişimcisi
Bugün hiç yapmadığım bir şey yapacağım ve burada bir kitap incelemesi yazacağım. Bunu ilk kez tecrübe ettiğim için, düşündüğüm kadar etkileyici bir yazı oluşturamaz yada kitapla ilgili tatmin edici bir bilgi parçası sunamaz isem beni affedin. Zira affetmek büyüklüktür denir, onu bilemem ama bence kimsenin küçültmediği kesin.
Anlatacağım kitap Charles Duhigg'in The Power of Habit, yani Alışkanlıkların Gücü isimli kitabı. Kitabın yazarı Duhigg, New York Times'ın ödüllü iş dünyası muhabiri. Kitapta alışkanlıkların neden var olduğunu ve nasıl değiştirilebileceğini zekice ve çok etkileyici bir ifade ile anlatıyor. İnsan doğasını anlayabilmemiz için yeni ve farklı bir bakış açısı ortaya koyuyor. Bu kitabı okuduğunuzda, kendi yaşamınız ve bir çok insanın yaşamında bazı şeylerin nasıl yürüdüğü ve nasıl değiştiği, dönüştüğü hakkında fikir sahibi olacaksınız. Ve hatta daha da ilginç ve etkileyici olanı, kitap kendinizle ilgili bir çok şeyin açıklamasını yapmanızı sağlıyor. Bazı insanların ve şirketlerin kendilerini neden ve nasıl bir çırpıda değiştirebildiklerini, bazılarının ise neden yıllarca uğraştıkları halde değişmeyi başaramadıkları konusunda çok önemli fikirler elde edeceksiniz.
Bu kitap hayat değiştirir cinsten bir kitap oldu benim için.

Kitap Önerileri

Kitabı satın almak isterseniz bulduğum linkler:

idefix.com/kitap/aliskanliklarin-gucu-ch...

dr.com.tr/kitap/aliskanliklarin-gucu/cha...

Gelelim kitap hakkındaki kişisel görüşlerime. Kitabı ilk olarak Tarık Gandur (@tgandur) twitter'da bir tweet yazması ile araştırdım ve satın aldım. Bunun için kendisine teşekkür ederim. Kendisi kitabı "..Uzun zamandır beklediğim bir kitaptı.." diye kısaca yazmıştı.

Kitaptan aldığım en önemli ve kesin bilgi, hayatta gerçekleştirdiğimiz aktivitelerin çok önemli bir bölümünün otomatize bir biçimde gerçekleşiyor olması ve bu otomatik davranışların hayatta aldığımız hemen her karar üzerinde etkili olması. Beyin karar verme sürecinde belli bir sıralamayı takip ederken, söz konusu durum alışkanlıklar olunca bu sıralamanın bir kısmını otomatik olarak atlıyor ve hep aynı döngüyü izliyor; İşaret, Rutin ve Ödül döngüsü.

Arabanızı park ederken beyninizde ne kadar çok olay yaşandığını ancak bütün bunları ne kadar kolayca ve farkında bile olmadan gerçekleştirdiğinizi, sigarayı neden bırakamadığınızı, neden her gün işe hemen hemen aynı yolları kullanarak gittiğinizi, neden ayakkabınızı bağlarken önce hep sağ yada sol ayakkabınızdan başladığınızı veya bazı insanların bir gün aniden kararlar alıp nasıl bambaşka bir yaşama sahip olabildiklerini merak ediyorsanız bu kitap tam sizlik demektir. Bunlar kitaptan çok küçük örnekler.

Kitapta bir çok ilgi çekici ve inanılmaz olaylar anlatılıyor ve bu olayların bilimsel olarak açıklaması yapılıyor ancak ben bunlardan benim dikkatimi çeken bir tanesini burada sizinle paylaşmak istiyorum. Paylaşacağım hikaye biraz da savaş ortamında geçen bir hikaye olduğu için hoşunuza gitmeyebilir, bence de hoş değil, ancak kitabın anlattığı fikir açısından ilgi çekici olduğu için burada paylaşıyorum.

Amerikan birliğinde farklı davranış, gözlem ve kararları ile tanınan bir asker, o dönemde (Amerika'nın Irak'a girdiği ilk yıllarda) gerçekleştirdiği bir gözlem ile son derece sıra dışı bir başarı elde etti. Sorun şu idi, Irak'ta kitleler beşer onar geniş bir meydanda toplanıyor, bağırmaya ve sloganlar atmaya başlıyor, sonrasında bu kalabalığı izlemeye gelen insanlarla beraber kalabalık gitgide büyüyor ve iş öyle bir noktaya geliyordu ki; içlerinden biri bir şişeyi yada taşı etraftaki bir binanın camına atması ile beraber ortalık karışıyordu ve isyan başlıyordu. Bölgedeki yerel güçler, birliğe haber veriyor ve destek istiyor, sonrasında gelen askerler kalabalığı zor kullanarak dağıtıyordu.

Amerikan bölüğünün komutanı, benzer şekilde yaşanan olayların 7-8 farklı video kasetini defalarca izledi ve ardından çok ilginç bir ayrıntıyı farketti. Ayrıntı şu idi; insanlar toplanmaya başlıyor, neler olduğunu izlemeye gelen insanlar merakla toplanıyor ve bu esnada kimsenin farketmediği bir gelişme oluyordu: seyyar satıcılar grubun etrafında toplanıyordu. Satıcılar, su, yiyecek, içecek satmaya başlıyordu ve kalabalık içindeki insanlar yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını gideriyorlardı ve sloganlara devam ediyorlardı. Bu kasetleri izledikten sonra komutan yerel yetkililerden bir istekte bulundu, istek şuydu: "İnsanlar toplanmaya başladığında, alana giren satıcıları engellemenizi istiyorum".

Bu gelişme ile beraber her zamankinden farklı bir şey oldu. İnsanlar toplandılar, bağırmaya ve slogan atmaya başladılar, ve ardından içlerinden bazıları etrafına bakmaya ve hep alışkın oldukları satıcıları gözleriyle aramaya başladılar. Satıcıları göremeyince, acıkanlar ya da susayanlar grubun içinden ayrılmaya başladı (tabii ki hava çok sıcaktı ve su ihtiyacı hat safhadaydı). Bir süre sonra olayı izlemeye gelenler de beklediler, acıktılar ve gittiler. Sonunda kalabalık yavaşça kendiliğinden dağıldı ve herkes evine gitti. İnsanlar otomatik biçimde alıştıkları şekilde davranmaya çalıştılar ancak alışkın oldukları zincir koparıldığı zaman ne yapacaklarını şaşırdılar, çünkü bu durum hiç karşılaşmadıkları bir durumdu ve buna karşı bir sistem geliştirmemişlerdi. İnsan hayatında yer etmiş alışkanlık zincirlerinin ne kadar güçlü olabileceğinin bir göstergesi sayılabilecek bir örnek.

Umarım kitabı okuyanlar faydasını görürler, sabırla bu yazıyı okuduğunuz için teşekkürler.