Asıl Mesele

Aralık 2014 | Düşünce Hırsızı, Sosyoloji Öğrencisi
Bizler tek bedende bir bütünün parçalarıyız. Kimimiz ışıkla boyalı fantazilerde dans ederken hisseder hayatı, kimimiz gözlerini kapayarak soyutlar kendini sorunlara karşı. Pek çok şeklimiz, biri diğerini aratmayacak ağırlıkta etkilerimiz vardır kendini kaybedenleri bulmaya odaklı. İsimlerimiz ruhumuza kazılı yeteneklerimizden gelirken, anılarımız saklı tutulan acılarımıza gardiyan kesilir, huzurumuz daim edilirken. Ele geçirdiğimiz bir zihnin tüm koridorlarında keşfe çıkarken hatırda kalan tek gerçek karanlık olur, kalp kendi karmaşasıyla harekete geçmeden. Zihnin etkisi altına girdiği karanlık sanrılar tüm düşünceleri kontrol altına alırken kişi unutsa da benliğini, takas edilen birkaç düşünce sonrasında kaybeder tüm güçlerini.

Bugün hükümdar olan yarın yok olabilir lakin ölüler diriltilemese de hayal dünyasında her şey yeniden can bulabilir. Asıl mesele burada neyin canlanacağıdır hayaller aleminde; çünkü zihnin derinliklerinde birkaç bağlantı olsa da hayallere, kaçaklar mutlaka girecektir nöronlar alemine. Bu noktada bilinmelidir ki gerçekle hayal arasındaki kontrol ne denli sağlansa da görünürde ve de kalpte, bir bütünün tüm parçaları daima kontrol altında tutulamayabilnmekte.

Asıl mesele, hangi parçanın ne işe yaradığını bilmekte; asıl mesele hangi parçanın nasıl kontrol edileceğini öğrenmekte. Nitekim parçayı bilen, bütünü de bilir evvel zaman içinde. Sana kalan tek gerçek ise hayallerde saklı şifrelerin tüm benliği etkileyebildiği olacaktır son kertede. Bil ki ihtiyacı anlayabilmek, neye ihtiyaç duyduğunu anlamaktan daha önce gelir şu koca evrende ve de o ele avuca sığmaz uçarlıklara gebe gönlünde.