Batık girişimcinin 8 tavsiyesi

Ocak 2013 | Mustafa Cimen, Girişimci

Bu yazı Buğra Aktürk tarafından yazılmıştır.

Kısaca kendimden bahsedeyim. Üniversite’de birbirini liseden tanıyan 4 genç olarak Amerika’da gördüğümüz bir fikri Türkiye’ye getirmek istedik. Süreç içerisinde KOSGEB Ar-Ge desteği alarak şirketimizi kurduk. Yaklaşık 2 yıl boyunca farklı projeler ürettik. Fikirlerimiz birçok önemli insanı heyecanlandırsa da gerek bürokrasilere gerek de bize takıldı. Sonrasında nakit akışı oluşturabilmek adına da grup satın alma sitesi işine girdik. (Açılan 6. veya 7. Siteydik bu sektörde) Ancak yatırım olarak bizden çok fazla şey götürüp, çok da bişey getirmediği için şirketi kapatma kararı aldık. Şu anda da yaklaşık 1 yıldır bir yazılım şirketinde çalışmaktayım.

Böyle bir yazıyı yazmamın istenmesinin, bir başarı hikayesinden sonra olacağının hayalini kurmuştum her zaman. Ama maalesef, girişimcilik hayatına virgül koymuş, başarısız sonuçlanmış bir hikayenin ardından deneyimlerimi aktarmak, aman bunları yapmayın demek için bu yazıyı yazıyorum.

1. Kendinize yatırım yapın ve şirketinizi kurun: e-tohum’un ilk yılında bir dergiden görüp başvurduğumuzu hatırlıyorum. Sadece fikri olan heycecanlı 4 gençtik. Burak Hoca’yla ilk görüşmemizde bize söylediği bir söz gerçekten de bir girişimcinin ben girişimciyim demeden önce yapması gereken ilk şey: “Buraya fikriniz için başkalarından yatırım almak amacıyla geliyorsunuz, ama kendi fikriniz için yatırım yapmamış, risk alıp şirket bile kurmamışınız. Kendiniz için almadığınız ufacık riski neden başkaları sizin için alsın?” Bu soru girişimcilik hayatımda ilk dönüm noktasıydı.

2. Ortaklarınızı iyi seçin: Dostluk başka alışveriş başka. 2008’de Yaklaşık 7-8 yıldır birbirini tanıyan insanlar olarak bir araya geldik. 2 yıl boyunca işler çok iyi gitmedi ve 2 ortağımız heyecanını kaybedip yarıda bıraktılar. Dolayısıyla tanıdığınız insanlardan çok, bu işi gerçekten isteyen insanlarla birlikte iş yapın. Ayrıca edindiğim tecrübelere göre dünya görüşlerinizde paralellik de çok önemli. Örneğin, reklam alan bir işiniz var ve bir alkollü içki firması size geliyor. İnançlarından dolayı ortağınız bu yolla gelecek parayı reddedebilir, ancak siz isteyebilirsiniz. Bu gibi birçok durumda ciddi sıkıntılar yaşamamak adına bu konunun da çok önemli olduğunu düşünüyorum.

3. Kol kangren olmuşsa kesmekten çekinmeyin: Yukarıdaki maddeye paralel olarak çok yakın dostlarınızla iş yapmanın bir dezavantajı da, eğer içinizde işini doğru yapmayanlar sizin kadar ciddiye almayanlar varsa bunlara kolay kolay git diyememeniz. Eğer ekipte böyle bir durum varsa, mutlaka kangren olan kolu bir an önce kesmelisiniz, yoksa ekipte motivasyon düşüyor ve istenmedik sonuçlara ve zaman kayıplarına yol açıyor.

4. Aile desteği şart: Eğer kendi ayaklarınız üzerinizde durmadan, belli bir birikiminiz olmadan girişimci olmak istiyorsanız belki de en önemli faktör aileniz. Ailenizin size sabretmesi, destek olması şart. İşler kötü gittiğinde size “bırak artık, denedin olmuyor, yeter” demeyecek kadar onları işinize ikna etmeniz lazım. Ailenizden gelecek destek, herşeyiyle zorlu olan bu süreçte sizi ayakta tutacak yegane dayanağınız olacaktır.

5. Tek başına fikir para etmez. Dolayısıyla paranız yoksa bir kere daha düşünün: Muhteşem bir fikriniz var ama paranız yok. Proje büyük ve hayata geçirebilmek için destek almanız gerekiyor. Bir yatırımcı bulsak da ekibimizi kursak, projeyi hayata geçirsek diye yola çıktınız. Nacizane tavsiyem dönün ordan. Gözlemlerim ve tecrübelerim doğrultusunda size ürün geliştirme için seed yatırım yapabilecek bir yatırımcı kitlesi yok. Ortaya mutlaka birşeyler koymanız, belli bir satış yapmanız şart.

6. Keep it simple, stupid!: Bunun için de mükemmeliyetçi olmayın, gerekirse çarkları elinizle döndürün. Mükemmeliyetçilik genelde olayı daha karmaşık hale getirip, yapacağınız işi bir anda yapılması imkansız bir noktaya götürebiliyor. Bu yüzden de basit düşünün ve bir an önce aksiyon alın.

7. Girişimcilik yan gelip yatma yeri değildir: Başkaları için çalışan insanlardan duyduğum bir şey var. Bu cümleleri özellikle mesaiye kalıp çok çalışan veya tabiri caizse yaptığı işi angarya gören insanların sohbetlerinde şu şekilde duymak mümkün: ”Abi böyle iş olmaz. En güzeli kendi işini kuracaksın, kafana göre çalışırsın, tatil içim kimseden izin istemek zorunda değilsin, çık aslanlar gibi tatilini yap” vs. Girişimciliğe bu şekilde bakarsanız çok yanılırsınız. Kendi işinizde çalıştığınız kadar kimsenin işinde çalışmayacağınıza emin olabilirsiniz. Küçük bir not: takım elbise giymekten nefret eden biri olarak üniversitedeyken, takım elbise giymemek için kendi işimi kuracağım diye bir söylemim vardı. Ama kendi işimin sahibi olduğumda, en az bir memur kadar takım elbiseyle dolaşmak zorunda kaldım. Bu da aslında kendi işinizde başkaları için yapmayacağınız şeyleri bile yapacağınızın bir göstergesi.

8. Durmanız gerekiyorsa, durmayı bilmelisiniz: İşler çok kötü gidiyorsa, artık çıkar yol yoksa ve gerçekten artık o işi yapmamanız gerektiğine inanıyorsanız orada durun. Çünkü ısrar ettiğiniz her gün daha fazla para kaybedebilir ve geri dönüşü olmayan yollara girebilirsiniz. Gerçekten olmadığını gördüğünüz anda, başka bir iş yapabilirsiniz. Durmanız gereken noktada, durabilirseniz emeğinizi ve paranızı daha başka belki de daha doğru işler için harcayabilirsiniz.

Sonuç olarak en önemlisi başlamak için adımı atmak. Eğer hala birşeyleri bekliyor, her zaman sizin için yarın olan başlangıç noktası erteleniyorsa daha fazla vakit kaybetmeden adımınızı atın. Çünkü, eğer bu işe birgün gerçekten başlarsanız, boşa geçen her dakikanız için pişmanlık duyacaksınız.