bir acayip rüya

Ekim 2012 | Sinem Yıldız Çiftlikli, Diş Hekimi
Sürekli izlediğimiz şehit haberlerinden mi, dizilerden mi, hatta yoksa video kliplerden mi, bilmiyorum, geçenlerde gün içinde bir insanın eşini kaybetmesinin ne kadar kötü olduğu geldi aklıma. Malum, üzerinde çok uzun düşünmenin çok sağlıklı olmayacağı şeyler vardır. Bu da onlardan biri olduğundan aklıma geldiği gibi de geçti. Ama bilirsiniz, bazen düşünceleri bilincinizden uzaklaştırmak sadece "arka oda"ya kilitlemek demektir. Beyniniz de ne menem bir oyuncudur ki uykunuzda sizi zorla o odaya götürür, orada görmek istemediklerinizi bile gösterir, saniyeler sonra geri getirir. Rüyalar evreni bir paralel evren midir, orada saniye denen kavramın başka bir karşılığı mı vardır, şiddetle merak etmekle baraber rüyamda eşimi kaybettiğimi görmediğimi, bunu görmeyi her iki evrende de istemeyeceğimi belirtmek isterim.

75-80 yaşlarında bir kadın ve bir adam. İkisi de uzun boylu, sağlam ve dinç görünümlü. Kadının saçları ense hizasında, omuzlarına yaklaşmış; adamın saçları hafiften dökülmüş, geriye taranmış. İkisininki de dikkat çekici şekilde bembeyaz. Ben bağdaş kurmuşum, adamın başını koyacağı bir boşluk oluşturmuşum. Adam uzanmış, ben de yukarıdan -tepesinden- ona bakıyorum. Kadın adamın yanına oturmuş, üzerine hafifçe eğilmiş, şefkatle ve gülümseyerek birazdan hayata gözlerini yumacak olan eşine bakıyor. Ve diyor ki, "Ulaştım hayatına. Oldum hayatında." ... Demek oluyor ki, "Hayatında olma şansını elde ettim, senle olma şansını elde ettim, yaşamına dokundum, bundan gurur ve mutuluk duydum." ...
İkisi de buruk, ama üzgün değiller. Kadının söyledikleri teselli sözcükleri gibi, ama aslında ikisinin de teselliye ihtiyacı yok. İkisi de dolu dolu yaşadıkları bu hayatın bir gün sona ereceğinin hep farkında olmuşlar ve o günün gelip çattığının da bilincindeler. Bir veda sahnesi.. ve ben. Ağlamıyorlar, ama ben iç çekmeye başlıyorum ve kendi sesimi duyarak uyanıyorum. Hissettiğim, inanılmaz bir hüzün ve hafiflik duygusu.. Beynime kızarken teşekkür ediyorum. Gerçekten "yaşanmış"sa hayat, "doldurulmuş"sa ömür, galiba yok olmak biraz daha huzurlu oluyor. Galiba..