Bir Fotoğraf - Tetik

Ekim 2014 | Rıdvan Bayhan, Teknik Öğretmen
990

Ormanda kayboldunuz, saatlerdir aç ve susuz bir şekilde dolanıyorsuz. Kendi kendinize “kaderde ormanda açlıktan ölmek de varmış” diye düşünürken birden etrafında şerbet çeşmeleri dizili olan bir açıklığa ulaşıyorsunuz, kefeni yırttınız, en azından açlıktan ölmeyeceksiniz. Hemen şerbetlere doğru hızlı adımlarla yürümeye başlıyorsunuz ama açlıktan olsa gerek nereye bastığınıza dikkat etmediğiniz için yere saplı duran bu kırmızı çubuğa ayağınız takılıyor ve düşüyorsunuz. İşte o anda bunun bir tuzak olduğu, takıldığınız şeyin de tetik mekanizması olabileceği aklınıza geliyor. Korkuyla birşeyler olmasını bekliyorsunuz ama hiçbirşey olmuyor. Demek ki bu bir tuzak değil. Kefeni bir kere daha yırttınız.

… mı acaba?

Aslında şu anda ölümle burun burunasınız, acılar içerisinde kıvranarak yavaş yavaş ölmeye başlamanız an meselesi, herşey şimdi ne yapacağınıza bağlı. Aynı çubuğa, ya da şimdi fark ettiğiniz yakındaki benzer iki çubuktan birisine, 30 saniye içinde yeniden dokunduğunuz an belki de gökyüzünü gördüğünüz son saniye olacak. 1/10 saniye kadar kısa bir süre içinde zemin bir kitap gibi katlanıp sizi içine hapsedecek. O durumda tek şansınız sizi yemeye çalışan şeyin sizi zahmete değmeyecek kadar küçük bir lokma olarak görmesi. Eğer gerçekten küçükseniz, o zaman yandaki parmaklıklar arasından sıyrılıp bu tuzaktan kaçabilirsiniz (yerdeki çubuklardan uzak durmak kaydıyla). Ama eğer parmaklıklar arasından geçemeyecek kadar büyükseniz birazdan parmaklıklar da yok olarak bulunduğunuz yer hava geçirmez bir oda halini alacak ve yerden salgılanan enzimler ile sindirilmeye başlayacaksınız. Şansınız varsa sindirme işlemi başlamadan önce havasızlıktan bayılırsınız. Çırpınmanız nafile, sadece kapanın daha sıkı kapanmasını sağlayacak.

devamı için: acikbilim.com/2014/10/video-fotograf/ayi. . .