Bir insanoğluna ithafen, başka insanoğlunun hayat özeti... Yalandan nameler mânâda kaybolmuş...

Ağustos 2014 | Fatih Metin, Film Yapımcısı
Başkasının hayatına ithafen... Hangi modda yazıldığını hatırlamadığım lakin samimi bir yazı... Belkide birisinin hayat özeti... Yalandan nameler mânâda kaybolmuş...

Kendime yazdıklarım çok daha net ve acımasız. Az bile!

Yazıyorum yazıyorum siliyorum. Geçmiş yok olmuş, gelmiş hoşgelmiş diyorum. Buyur ediyorum herşeyi ve herkesi. Teklifsiz giriyor ve mutlu ediyor beni... Yürüyoruz birlikte... Arkaya bakmadan... Konuşuyorum konuşuyorum durmadan. Dalıp gidiyorum konuşurken... Sonra diyorum ki bak sana ne diyeceğim. Bunu derken duruyorum... Bakıyorum ki yanımdaki arkamda kalmış. Bekliyorum ki gelsin diye... Geliyor yanıma ve diyorum ki bak sana ne diyeceğim... Bakıyorum ve unutuyorum. Tam hatırlıyorum o an diyor ki yanımdaki bak önce ben diyeceğim... Unutma söyleyeceğini... "Peki"diyorum ve dinliyorum. Başlıyor anlatmaya parlayan gözleriyle... Bakıyorum Rabbim'in özenerek yarattığı gözlere bakıyorum bakıyorum... Gözlerim nemleniyor konuşamıyorum... Diyor ki sen ne diyecektin... Evet... Ben ne diyecektim? Yutkunuyorum, diyemiyorum diyeceğimi... Ayak izim hiç olmadı diyemiyorum. Dönüyorum tekrar hayata ve diyorum ki "arkadaş pes! "Ben pes ettim. Sen ne diyorsan öyle olsun be hayat diyorum.Siliyorum tekrar tüm geçmişi ve hadi diyorum yeniden... Yeniden diyorum yürü... Tam adım atacak oluyorum ki tabir yerindeyse domuz bağı yapmışlar bana ve hadi diyorlar koş... Koş... Oysa ki ben hareket dahi edemiyorum. Kıpırdadığım an aldığım nefes kesiliyor. Ben kıpırdayamazken yürü bile demiyor hayat. Koş! Diyor...

Benim tökezlememe sebep olan her ne varsa hayatımızdan tek tek çıkarmak demek beni ince ince öldürmek demek olduğunu biliyor olsaydın eğer bana yine der miydin bunları tek tek çıkartacağız hayatımızdan diye... İdealist yaklaşım her zaman kazandırır. Eyvallah... Lakin idealist tutum içerisinde risk almadan garantici yaklaşımla bir hayat idame ettirmek nefes almaktan öteye götürmez. ... ki bu benim gibiler için soluduğumuz karbondioksit anlamına gelir. İnceden inceden yok eden...

Hayatımdaki her konu karmaşık bu doğru. Ama komplike değil... Bana göre... Bana göre komplike değilken başkalarına göre yılan hikayesi. Ama doğru evet. Karmaşık! Ben vicdanımla yüzleşip kendime anlatmak konusunda imtina ediyorken başkalarıyla paylaşmam söz konusu dahi olamaz aslında. Gizemli adam moduna geçiriyor bu cümle belki... İğrenç, tahammülsüz bir mod... Gizem falan yok. Unut bunları. Kolay hiç bir şey yok. Benimki zor olan hatta en zorlar kategorisinde olan bir seçim. Tek kelime işte söyledim... Karmaşık! Henüz düğüm olmamış ama buna yakın...

Ayrıca benim patlamış halim değil bu... El bombasını bilir misin? Pimi çekilmiş şekilde yer çekimiyle mücadele halinde olan el bombası gibiyim. Yer çekimine karşı gösterdiğim tek direnç sevdiğim bir kaç Allah kulu ve onların bana olan inancı... Sorumluluk...

Güneş batalı çok oldu. O günden sonra doğan her güneş mânâsız, sadece görüntü olan... Elbette hergün doğuyor ve batıyor... Ama batışında göz kırpıyor. Bekle ben bir tur atıp geliyorum diyor ve yine batarken aklına geliyoruz...

Beni hissedemezsin. Bunu zaten beklemiyorum. Beni belki anlayabilirsin. Bu da tam anlamıyla olmaz. Bunu da zaten beklemiyorum. Hani alemlerin yaratıcısı Rabbim insanın da tüm yedek parçalarını vücuduna yerleştirmişya ihtiyaç halinde alınsın diye. ... Ve hatta prospektüs olarak ta Kur'an-ı Kerîm'i göndermiş bakın ve uygulayın diye. Ama hala çözülememiş boyutlar varya aleni şahit olduğumuz gerçekler varken ve belki de çözülmüş ama görmezden geldiğimiz, vicdan sorduğu zaman inkar edemeyeceğimiz ama nefes alırken hayır ya böyle dediğimiz... Öyle bir şey bendeki... Zaman zaman gurur ve geri dönememe, zaman zaman ise çözümünü henüz bulamadığım ama bulmak için savaş verdiğim bir hal...

Bir şeylerin düzelmesi için hiç bir zaman geç olmasada düzeldikten sonra çokta zamanlıca olmadığı anlaşılıyor... Keşke denilen lanet kelime geliyor yine dilimize. Keşke daha erken akıl etseydim, keşke şu zaman farketseydim, keşke, keşke... Ama neresinden dönersen dön zarar yine zarar oluyor. Döndükten sonrasına kar desek bile... Sorun ne biliyor musun? İyi dayanmış olsamda artık dayanamıyor olmam ve bu yolda zarar verdiğim insanların vebalini düşünürken buna her geçen gün yenilerinin katılıyor olması. Yenileri önemli değil aslında ama yenilerinin bugüne kadar gelip geçen insanlardan daha değerli olmaları büyük sorun. Geçmişte canımı yakan insanların, gelecekte hayatıma gireceklerin haklarına girmiş olmaları mı sorun, bunlara benim izin vermiş olmam mı...

Yalandan gülücük ve esprilerin olduğu şaklaban bir profil oluşturursun sevdiklerine; ... Bugüne kadar acaba ne yer ne içer diye düşünmediğin, ama yakınlarda benim annem var benim babam var dediğin, dualarıyla nefes aldığın atalarına bari şimdi az üzülsünler diye utanarak, kendini acıtarak tebessüm edebiliyorsun sadece başka verecek bir şeyin kalmadığı için...

Geç artık çok geç. İmkansız 7 yaşına geri dönmen. İmkansız dününü yaşaman, imkansız 1 saniye öncesi... Bunlar sana yazdıklarım sadece. Kendime yazdıklarım çok daha net ve acımasız. Az bile!

... ... ...

Fatih Metin
05.07.2014 / 05:00