Bir Rüya Meşki*

Ekim 2013 | Dile, Endüstri Mühendisi
rüya bekliyor
ay ışığı solgun,
kırmızı yaprakların gölgesi
ağır ağır esen bir rüzgar.

uzak bir memlekette
yalnızlığa teslim olmak
gökyüzüne yalnız bakmak
yürümek, yürümek satırlarca
rüya inliyor…

bir kumru gibi süzülüyor,
umuttan uçurtmalar
çok yükseklere uzak…
hayatımızdaki
boşluklar sarsılıyor
yerlerine doluyor hikayeler
rüya renkleniyor…

ha soba dibinde kedi,
ha yarine sarılmış beden.
ateş ve ayaz çelişkisi
hem sıcak, hem keskin
rüya terliyor…

yankılanıyor ruya,
açık yüreklilikle öfke
cesaretli bir hüzün
ağlamakla barışık sürur…
cam parıltılı gözlerden düşen sözcükler:
ağla, dinle, sev, beni terk etme…

silik insanlar,
yosundan bir denize bakıyor.
gün ışığı gri.
kansız benizler,
ruhsuz bedenler.
rüya boğuluyor…

rüya bitmek,
gerçek uyanmak üzere.
hayat başlayacak birazdan
çok derinlerde, başka bir yerde
kırmızı yapraklar dökülmüş
ay gidivermiş, ışığını bırakmadan.
rüya sarsılıyor…

nereden geldi bu menekşeler
üzerimi örten bu toprak da ne?
vezir mi gitse, at mı?
şimdi şahı ne yapmalı?
bu nasıl bir rüya
artık ne bekliyor, ne de inliyor…

rüya tükeneli bir yıl geçti,
yeni kırmızı yapraklara gebe hava
gece olmak, ay doğmak üzere…
şahım da gitti...
bir kez daha oynasak mı?
nafile! Rüyanın yaşandığı yer
şimdi çok uzak…
dünya adlı ayna kırık,
şimdi karşımda gerçek var…

*İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar. (Hadis-i Şerif)