Biz KÖY çocuğuyuz…

Şubat 2016 | Süleyman Gönülkırmaz, Ziraat Mühendisi
Kışın yağmurlu bir günde doğduğumu söylediler.

Yağmuru çok sevmem belki bundandır.

Köyün tüm meyve ağaçlarını tanırız biz.

Meyveler hem yiyeceğimiz hem oyuncağımız oldu.

Dallardan sarkar, incirden arabalar yapardık.

Derelerde balık tutmak bizim için en güzel oyundu.

Oyunun son bulması yorulmak değildi, akşam ezanıydı.

İnekleri, atları tek tek bilirdik kime ait olduklarına kadar.

İyi otlamış ineklerle zafer kazanmış gibi köye dönerdik.

Oynadığımız bir uzun çelliğin sonucu bazen günlerce konuşulurdu.

Bir kravat sabah birimizde, öğleden sonra başkasında olabilirdi.

Bizi en çok utandıran şey, suçumuzun öğretmenlerimize söylenmesiydi.

Öğretmenler bizim idollerimizdi, hala onları çok sever ve sayarız.

Köyden bir çocuğun bir üniversite kazanması tüm köyün sevinci olurdu.

Köyün anaları bizi severler, her yerde korur ve kollardı.

Hala yağmurda ıslanmış toprak kokusunu severiz.

Yeni biçilmiş yonca kokusunu hemen alırız.

Yuvasından düşmüş bir kuşu yuvasına koyarız.

Çantasını taşıyamayan zayıf çocuğun çantasını taşırız.

Köyümüzün adı bir günde mahalle yapılsa da

Biz KÖY çocuğuyuz…

Süleyman Gönülkırmaz
besthaber.com.tr/2016/02/12/biz-koy-cocu...